"Sakin ol kardeşim bilirsin insan ırkı zayıftır boşver onları gel biz gezelim bakalım neler oluyor tanrıların elçileri burada " der ve yürümeye başlar chug ile geziniyordur hasta ırk ın arasındaChug_Luck wrote:Chug ve Murdak çadırlarını toplayıp birşeyler yapma çabası içine girdiler fakat insanlar dış görünüşlerini yadırgıyorlardı.Chug insanlar yiyeceksiz ve kalacak yeri yokken kendini huzursuz hissediyordu.Mutlaka faydalı birşeyler yapabileceklerini düşünüyordu.Etrafına göz gezdirdi herkez kendilerine öcü gibi bakıyordu.Murdak a baktı kardeşim "sence ne yapabiliriz.İnsanların bu hareketleri beni üzdü ve kızmaya başladım doğrusu.Kendilerine çevrilen eli bile hor görüyorlar."
10 kasabanın eskiden olduğu yerde.
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Rp dışı not:yaw pardon şu 1 hafta çok yoğundum olaylara fransız kaldım
Dwarf Alfred'in ayrılışını izledi ve kendi görevini bekledi..
Harbormm için bu iş bir zevkti bundan daha iyi bir işi yapamazdı sonra seçilmişe dönerek''Elimden gelen herşeyi yapıcağım..İzninizle ben işime başlayayım..''dedi ve reverans yaparak yanlarından ayrıldı ve hemen işe koyulmaya başladı.
''şimdi ilk işim sağlam odunlar olacak ''dedi içinden..Ã?nündeki yemyeşil ormana baktı ve iç çekti..Ormanın o güzel havası içini ferahlatmıştı ve sonra baltalsını çıkararak işine koyulmaya başladı. Güçlü darbelerle sağlam gördüğü ilkağaça vurdu ve biraz sonra ağacı yere devirdi..Ağaçları keserken Harbormm dwarf lisanında şarkılar mırıldanıyordu...
Dwarf Alfred'in ayrılışını izledi ve kendi görevini bekledi..
Harbormm için bu iş bir zevkti bundan daha iyi bir işi yapamazdı sonra seçilmişe dönerek''Elimden gelen herşeyi yapıcağım..İzninizle ben işime başlayayım..''dedi ve reverans yaparak yanlarından ayrıldı ve hemen işe koyulmaya başladı.
''şimdi ilk işim sağlam odunlar olacak ''dedi içinden..Ã?nündeki yemyeşil ormana baktı ve iç çekti..Ormanın o güzel havası içini ferahlatmıştı ve sonra baltalsını çıkararak işine koyulmaya başladı. Güçlü darbelerle sağlam gördüğü ilkağaça vurdu ve biraz sonra ağacı yere devirdi..Ağaçları keserken Harbormm dwarf lisanında şarkılar mırıldanıyordu...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Ã?ocuk elinde bir şeyle koşa koşa bana doğru yaklaştı. Kalbim daha hızlı atmaya başladı. Ya kuyunun içinde su kalmamışsa. Bu sıkıntı beni içten içe yiyordu. Ã?ocuğun elindeki şey benim mataramdı.
Baneda önümde durdu ve mataramı bana uzattı. '' Bunu bana bir hamile bir bayan yerdi. Bunu size vermemi istedi sanırım sizi tanıyormuş'' O bayan vermiş olmalı daha önce yardım ettiğim. Ã?ocuk durdu '' ve teşekkür etti.'' Mataramı elime aldım içinde su kalmamış hepsini içimişler bu iyi şidi su varmı diye daha rahat anlayabilirim. Baneda ya döndüm '' sanırım birşey unuttun arkadaşım '' Ã?ocuk birden gülümsemeye başladı. Sırtınadan istediğim uzun sopaları belindende istediğim kısa sopaları çıkardı. Kuyunu iki yanına Threeport kurdum üzerine uzun çubuğu koydum şimdilik idare eder bir şey oldu sanırım. Ama birşeye benzemedi burada cüceyle çalışsam iyi olucak bu işlerden en iyi o anlar. şimdilik ben sadece su varmı diye kontol edeyim.
Kuyunun içine iyice baktım karanlıktı birşey görünmüyordu. Kalktım ve atımın yanına gittim. Heybeden kalun ipi çıkardım. matarayı iple bağladım ve kuyunun yanına gittim. Yavaşça aşağıya sarkıttım matara ipten kurtulmamalıydı.
İpin neredeyse sonuna geldim ama hala bir ağırlık hissetmiyorum.
Rp.dişi bulup bulamayacağımı bilmediğim için rp yi burada bırakıyorum.
Baneda önümde durdu ve mataramı bana uzattı. '' Bunu bana bir hamile bir bayan yerdi. Bunu size vermemi istedi sanırım sizi tanıyormuş'' O bayan vermiş olmalı daha önce yardım ettiğim. Ã?ocuk durdu '' ve teşekkür etti.'' Mataramı elime aldım içinde su kalmamış hepsini içimişler bu iyi şidi su varmı diye daha rahat anlayabilirim. Baneda ya döndüm '' sanırım birşey unuttun arkadaşım '' Ã?ocuk birden gülümsemeye başladı. Sırtınadan istediğim uzun sopaları belindende istediğim kısa sopaları çıkardı. Kuyunu iki yanına Threeport kurdum üzerine uzun çubuğu koydum şimdilik idare eder bir şey oldu sanırım. Ama birşeye benzemedi burada cüceyle çalışsam iyi olucak bu işlerden en iyi o anlar. şimdilik ben sadece su varmı diye kontol edeyim.
Kuyunun içine iyice baktım karanlıktı birşey görünmüyordu. Kalktım ve atımın yanına gittim. Heybeden kalun ipi çıkardım. matarayı iple bağladım ve kuyunun yanına gittim. Yavaşça aşağıya sarkıttım matara ipten kurtulmamalıydı.
İpin neredeyse sonuna geldim ama hala bir ağırlık hissetmiyorum.
Rp.dişi bulup bulamayacağımı bilmediğim için rp yi burada bırakıyorum.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel Oren seşilmişinin sözlerini dikkatlice dinledi. Seçilmiş yardıma ihtiyacı olduğunu vurgulayınca Horcoelin içini anlayamadığı bir sevinç doldurmuştu. demek ki kasabaya gelecek olası bir saldırı için yapılmamıştı bu toplantı.Kendi kendisine gülümsedi..şovalyeler tepkisiz kalmayacaktı bu duruma..O zaman kasaba için bir umut vardı.Savaş ihtimalini düşündü.. Birsaldırı olsaydı kasabadaki insanlar asla bu savaşa dayanamazdı.Seçilmişin ona söylediği lafları teker teker dinledi ve anladığın belirtmek için başı ile onayladı.Diğrelerinin gidişini izledi..Farketti ki çok oyalanmıştı.Ancak düşünmesi lazımdı.. kısa bir süre kasaba yardımı için öncelikle hangisinden başlayacağını düşündü. Başını yükarı kaldı ve kendi kendine mırıldanmaya başladı. Mırıldanma ezgisel bir hal alarak dua ya dönüştü.
'' Adaletin Yüce Lordu Oren sana binlerce şükürlerimi sunarım ki kasabaya şu an bir saldırı beklenmiyor. ancak lordum kasaba başka tehlikeler altında açlık susuzluk ve hastalık ... ''
Horcoel bir anda duraksadı ve etrafına bakındı.
'' Yüce lordum bu insanları acıdan ve çileden kurtaracak güç ve bilgeliği ver bize '' dedi.
Silverhorn'a ileri dedi ve insanlanların açlıklarını geçirme hayaliyle yola çıktı.
RP DIşI: Slm ben Horcoel hastalığım dolayısıyla giremiyorum ancak rp nin bende kitlendiğini öğrenince tel vasıtasıyla slacha bu mesajı attırdım. En kısa zamanda iyileşip yanınıza tekrar dönmeyi istiyorum. Telefondan yazdırttığım için rp pek iyi olmadı ama sonra etlafi ederim . En yakın zamnada görüşmek üzere.
Rp dışı not2:Sanırım bir iki güne girebilecegim annemin iş yerinden girdim bugun herkeze selam..
'' Adaletin Yüce Lordu Oren sana binlerce şükürlerimi sunarım ki kasabaya şu an bir saldırı beklenmiyor. ancak lordum kasaba başka tehlikeler altında açlık susuzluk ve hastalık ... ''
Horcoel bir anda duraksadı ve etrafına bakındı.
'' Yüce lordum bu insanları acıdan ve çileden kurtaracak güç ve bilgeliği ver bize '' dedi.
Silverhorn'a ileri dedi ve insanlanların açlıklarını geçirme hayaliyle yola çıktı.
RP DIşI: Slm ben Horcoel hastalığım dolayısıyla giremiyorum ancak rp nin bende kitlendiğini öğrenince tel vasıtasıyla slacha bu mesajı attırdım. En kısa zamanda iyileşip yanınıza tekrar dönmeyi istiyorum. Telefondan yazdırttığım için rp pek iyi olmadı ama sonra etlafi ederim . En yakın zamnada görüşmek üzere.
Rp dışı not2:Sanırım bir iki güne girebilecegim annemin iş yerinden girdim bugun herkeze selam..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
Logan yanındaki orman dostu ile beraber 10 kasab ticaret yoluna gitmeye dewam etiler...
bir süre sonra yol görünmüştü ...
etrafıan baktı bom boştı ilerde bir orman vardı, diyer tarafata geldikleri boş arazi...
yoldan bir öbür tarafına bir diyer tarafına baktı logan...
sonra elfe baktı
''orman dostu iler de bir şey görüyormusun ''
bir süre sonra yol görünmüştü ...
etrafıan baktı bom boştı ilerde bir orman vardı, diyer tarafata geldikleri boş arazi...
yoldan bir öbür tarafına bir diyer tarafına baktı logan...
sonra elfe baktı
''orman dostu iler de bir şey görüyormusun ''
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Lord Logan'ın temposuna uyarak atını yavaşlattı Calin.Bir yolda ve ormanlık bir yerdelerdi.Yola baktı ve yolun aşınmış ve çok kullanılmış olduğunu gördü.Burada çok insan geçmiş diye düşündü.Etrafında ağaçlar vardı , içini bir rahatlama hissi kapladı.
''orman dostu iler de bir şey görüyormusun '' dedi Lord Logan.Efendisine baktı ve etrafında göz gezdirdi.Elf gözleri yolda izler , araba izleri , çeşitli hayvan izleri görüyordu.
Gözünü kapattı. Dinledi.Sezilerini ve duygularını kullandı. Kulağı gözü olmuş , dikkat kesilmişti.Orada ne olmalıydı?Birşeyin sesini duymaya çalıştı.Küçük bir kıpırtı.En ufak bir titreşim...
''orman dostu iler de bir şey görüyormusun '' dedi Lord Logan.Efendisine baktı ve etrafında göz gezdirdi.Elf gözleri yolda izler , araba izleri , çeşitli hayvan izleri görüyordu.
Gözünü kapattı. Dinledi.Sezilerini ve duygularını kullandı. Kulağı gözü olmuş , dikkat kesilmişti.Orada ne olmalıydı?Birşeyin sesini duymaya çalıştı.Küçük bir kıpırtı.En ufak bir titreşim...
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Cervantes insanların arasında dolaşarak organizasyon kurulması için bir konuşma yapacağını belirtti. Uzun bir süre etrafını inceleyip haberi elinden geldiğince kişiye yaymaya çalıştı. Sonunda yine eskiden durduğu tepenin etrafındaki kalabalığın toplandığını görünce insanların arasından ilerleyerek tepede herkesi görebileceği bir yüksekliğe kadar çıktı. İnsanların onun hakkındaki değişik duygularla aralarında çıkardıkları uğultulara aldırmadı.
Heyecan boğazını düğümlerken kendine hakim olmaya çalışıyordu. Tanrısının armağanı olan kadim kılıcını çekti ve toprağa saplayıp diz çökerek yardım için ona bir dua okudu (Eagle's Splendor +2 Charisma) ve rehberliğini rica etti...
Yeniden ayağa kalktı ve kılıcını kınına soktu, sessizleşmiş bir şekilde kendisine şaşkınlıkla bakan kalabalığa doğru döndü ve kararlılıkla konuşmaya başladı:
"10 Kasaba Halkı!"
İnsanların kendisine odaklanması için biraz zaman tanıdı...
" ... Kardeşlerim!"
Meraklı bakışları artık meraklı dinleyiciler ve sonsuz bir sessizlik izliyordu. Bu kadar insanın karşısında konuşmak Cervantes gibi deneyimli bir komutan için bile çok zordu...
" ... Evlerimizi, eşyalarımızı, malımızı, mülkümüzü kaybettik! Bazılarımız sevdiklerini yitirdi! Bazılarımız anılarını yitirdi! Fakat umudunuzu yitirmeyin! ... En karanlık zamanlarda bile kaybedilen hayatların dışındaki her şeyin yeniden kurulabileceğini unutmayın! Sizler ki senelerdir atalarınızın izinde bu toprakları diyarın en zengin, en yüce ve en büyük ülkesi yaptınız! Kudretli Tanrılar'ın yardımıyla kaybettiğimiz herşeyi yeniden kuracağız!"
Atalarına ve ülkelerine önem veren insanlar, içlerine umut ışığı serpilince, milliyetçi duyguların coşkusuyla bağırarak Cervantes'e destek verdiler. Bazıları ise üzüntülerinin ve öfkelerinin hırsıyla ya konuşmayı dinlemeden uzaklaştılar, ya da protesto ederek çığlıklarıyla kalabalığın coşkusunu bastırmaya çalıştılar.
Cervantes her kelimesinin çok önemli olduğunun farkındaydı.
"Tanrılar artık bizim yanımızda kardeşlerim! İnanç, erdem ve alınteriyle, kaybettiklerimizi geri alabiliriz! Ã?ocuklarımız yeniden sokaklarda oynayabilir! Kadınlarımız evlerimizde sıcak ekmeğin kokusuyla ve güzel gülümsemeleriyle bizi karşılayabilir! Tüccar ve kervanlarla alışveriş yaparak her şey yeniden kurulabilir! Sizler ki nice kahramanları büyütmüş bir milletsiniz! SİZLER BİRER KAHRAMANSINIZ! HER şEYİ GÃ?CÃ?NÖZLE VE İMANINIZLA YENİDEN YAPABİLİRSİNİZ!"
Kalabalığın coşan sesi Cervantes'in dağlarda yankılanan gür sesini bastırırken, insanların içinde arzularının umudu ekilmişti. Daha önce şovalyeyi protesto edenler bile bu kez adamın anlaşılmaz karizmasına ve kendinden emin sözlerinin hayallerinde kaybolmuştu.
Cervantes kadim kılıcını çekerek göklere kaldırdı ve rüzgar beyaz kısa saçlarını ve yaralı yaşlanmaya başlamış vücudunu yalarken heyecandan titremesine engel olamadı. Daha önce hiç bir savaşta bile böyle heyecanlanmamıştı... etrafındaki kalabalığın içinde uyandırdığı heyecanla sarhoş bir şekilde bağırdı:

"BEN YÃ?CE ADALET TANRISI OREN'İN SEÃ?İLMİşİYİM! TANRIM BANA MUCİZELERİNİ BAHşETTİ! BEN DE SİZLERİ KORUMAK İÃ?İN GEREKİRSE CANIMI VERMEK İÃ?İN BURAYA GELDİM! BENİMLE MİSİNİZ KARDEşLERİM!"
Kalabalığın korkunç coşkusu içinde Cervantes insanları iyileştirmenin en iyi yolunu bulduğundan emindi... Onların kalplerindeki ışığı ortaya çıkaracaktı...
Heyecan boğazını düğümlerken kendine hakim olmaya çalışıyordu. Tanrısının armağanı olan kadim kılıcını çekti ve toprağa saplayıp diz çökerek yardım için ona bir dua okudu (Eagle's Splendor +2 Charisma) ve rehberliğini rica etti...
Yeniden ayağa kalktı ve kılıcını kınına soktu, sessizleşmiş bir şekilde kendisine şaşkınlıkla bakan kalabalığa doğru döndü ve kararlılıkla konuşmaya başladı:
"10 Kasaba Halkı!"
İnsanların kendisine odaklanması için biraz zaman tanıdı...
" ... Kardeşlerim!"
Meraklı bakışları artık meraklı dinleyiciler ve sonsuz bir sessizlik izliyordu. Bu kadar insanın karşısında konuşmak Cervantes gibi deneyimli bir komutan için bile çok zordu...
" ... Evlerimizi, eşyalarımızı, malımızı, mülkümüzü kaybettik! Bazılarımız sevdiklerini yitirdi! Bazılarımız anılarını yitirdi! Fakat umudunuzu yitirmeyin! ... En karanlık zamanlarda bile kaybedilen hayatların dışındaki her şeyin yeniden kurulabileceğini unutmayın! Sizler ki senelerdir atalarınızın izinde bu toprakları diyarın en zengin, en yüce ve en büyük ülkesi yaptınız! Kudretli Tanrılar'ın yardımıyla kaybettiğimiz herşeyi yeniden kuracağız!"
Atalarına ve ülkelerine önem veren insanlar, içlerine umut ışığı serpilince, milliyetçi duyguların coşkusuyla bağırarak Cervantes'e destek verdiler. Bazıları ise üzüntülerinin ve öfkelerinin hırsıyla ya konuşmayı dinlemeden uzaklaştılar, ya da protesto ederek çığlıklarıyla kalabalığın coşkusunu bastırmaya çalıştılar.
Cervantes her kelimesinin çok önemli olduğunun farkındaydı.
"Tanrılar artık bizim yanımızda kardeşlerim! İnanç, erdem ve alınteriyle, kaybettiklerimizi geri alabiliriz! Ã?ocuklarımız yeniden sokaklarda oynayabilir! Kadınlarımız evlerimizde sıcak ekmeğin kokusuyla ve güzel gülümsemeleriyle bizi karşılayabilir! Tüccar ve kervanlarla alışveriş yaparak her şey yeniden kurulabilir! Sizler ki nice kahramanları büyütmüş bir milletsiniz! SİZLER BİRER KAHRAMANSINIZ! HER şEYİ GÃ?CÃ?NÖZLE VE İMANINIZLA YENİDEN YAPABİLİRSİNİZ!"
Kalabalığın coşan sesi Cervantes'in dağlarda yankılanan gür sesini bastırırken, insanların içinde arzularının umudu ekilmişti. Daha önce şovalyeyi protesto edenler bile bu kez adamın anlaşılmaz karizmasına ve kendinden emin sözlerinin hayallerinde kaybolmuştu.
Cervantes kadim kılıcını çekerek göklere kaldırdı ve rüzgar beyaz kısa saçlarını ve yaralı yaşlanmaya başlamış vücudunu yalarken heyecandan titremesine engel olamadı. Daha önce hiç bir savaşta bile böyle heyecanlanmamıştı... etrafındaki kalabalığın içinde uyandırdığı heyecanla sarhoş bir şekilde bağırdı:
"BEN YÃ?CE ADALET TANRISI OREN'İN SEÃ?İLMİşİYİM! TANRIM BANA MUCİZELERİNİ BAHşETTİ! BEN DE SİZLERİ KORUMAK İÃ?İN GEREKİRSE CANIMI VERMEK İÃ?İN BURAYA GELDİM! BENİMLE MİSİNİZ KARDEşLERİM!"
Kalabalığın korkunç coşkusu içinde Cervantes insanları iyileştirmenin en iyi yolunu bulduğundan emindi... Onların kalplerindeki ışığı ortaya çıkaracaktı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Murdak kalabalığın içinde gezerken birinin bir konuşma yapacağına dair duyumlar aldı ve geçen zamanın ardından kalabalığın etrafına toplandığı yükseltiye doğru oda arkadaşı ile ilerledi..
"Chug sakın bir yerlere kaybolma ne yapacakları belli olmaz bu insanların" dedi arkasına bakarak ve chug la kalabalığa doğru ilerledi kuyruklu yaratık onlar yaklaştıkça kalabalık iki ayrılıyor ve arkalarından yeniden kapanıyordu çok rahat ilerliyebiliyorlardı ve sonunda sıranın en önüne geldiler..
Bir şovalye kılıcını çekti yere sapladı ve dua etti anladığı kadarı ile sonra ayağa kalkıp bir şeyler söylemeye başladı
Tanrılardan bahsediyor de ve oren in seçilmişi olduğunu söylüyordu halk bu konuşmanın ardından cesaretlendi ve ona destek verdiler
murdak olanları izliyordu ve kendi kendine söyleniyordu..
"lord oren gücün her yerde bakıyorumda bağların her yeri sarmış durumda kader kendi ağlarını kendisi örecektir tanrıların müdehalesi olsun olmasın bu böyle gelişecektir bende yardım için burdayım ve kardeşimde ama görünüşümüz buna izin vermiyor dışlanıyoruz ne yapmamı BEKLİYORSUN " dedi....
anladıkı bekliyorsun sözcüğünü bağırarak söylemişti bir kaç göz ona ters ters baktı ama murdak hiç aldırış etmeden adamı izliyordu...
"Chug sakın bir yerlere kaybolma ne yapacakları belli olmaz bu insanların" dedi arkasına bakarak ve chug la kalabalığa doğru ilerledi kuyruklu yaratık onlar yaklaştıkça kalabalık iki ayrılıyor ve arkalarından yeniden kapanıyordu çok rahat ilerliyebiliyorlardı ve sonunda sıranın en önüne geldiler..
Bir şovalye kılıcını çekti yere sapladı ve dua etti anladığı kadarı ile sonra ayağa kalkıp bir şeyler söylemeye başladı
Tanrılardan bahsediyor de ve oren in seçilmişi olduğunu söylüyordu halk bu konuşmanın ardından cesaretlendi ve ona destek verdiler
murdak olanları izliyordu ve kendi kendine söyleniyordu..
"lord oren gücün her yerde bakıyorumda bağların her yeri sarmış durumda kader kendi ağlarını kendisi örecektir tanrıların müdehalesi olsun olmasın bu böyle gelişecektir bende yardım için burdayım ve kardeşimde ama görünüşümüz buna izin vermiyor dışlanıyoruz ne yapmamı BEKLİYORSUN " dedi....
anladıkı bekliyorsun sözcüğünü bağırarak söylemişti bir kaç göz ona ters ters baktı ama murdak hiç aldırış etmeden adamı izliyordu...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Rp dışı:
Hastalıgım nedeniye bir haftadır girememiştim slach a yazdırmıstım rp mi bende durumun kitlendigini öğrendikten sonra şimdi biraz ayaklandım..Aranızdayım..Arayıp soran arkadaşlara teşşekkür ederim..
Horcoel Silverhorn un üzerinde ilerlemeye devam etti..Etrafa toz toprak saçarak..Tam üzerinden yayılan ışığı sanki üzerinde tutarcasına İmanının gücü ile ilerleyerek batıya doğru çevirdi kendisini..Nede olsa Lord Cervantes kendisinden bunu istemişti..Seve seve giderdi şovalye..Halkın acı içerisindeki durumuna dayanamamıştı ışık dolu kalbi..
Düşüncelerinden sıyrılıp gidecegi yere ve amacına konsantre oldu paladin..''Tarımla uğraşanlar'' diye mırıldandı kendi kendisine..Umarım gittigi zaman düş kırıklıgına uğramazdı..Batıya doğru hızla yol alırken dikkatini çekecek bir unsur varmı diye kutsal atının üzerinden etrafı incelemeye başladı..Lord Cervantes ondan ayriyetten yiyecek yardımının sağlanması ve güvenli bir şekilde kasabaya ulaşmasını sağlamasını istemişti..''Canım pahasına'' dedi şovalye dişlerini sıkarak..Sonra kutsal atın eyerine daha bir sıkıca asıldı ve hırıltıya dönüşen bir ses tonu ile kutsal savaş atına seslendi..
''DAHA HIZLI SİLVER..İNSANLARIN YARDIMIMIZA İHTİYACI VAR''
RP dışı: Benim gittigim yeri ve halkın durumunu benmi tanımlayacagım yoksa DMlerimiz mi tanımlayacak
Hastalıgım nedeniye bir haftadır girememiştim slach a yazdırmıstım rp mi bende durumun kitlendigini öğrendikten sonra şimdi biraz ayaklandım..Aranızdayım..Arayıp soran arkadaşlara teşşekkür ederim..
Horcoel Silverhorn un üzerinde ilerlemeye devam etti..Etrafa toz toprak saçarak..Tam üzerinden yayılan ışığı sanki üzerinde tutarcasına İmanının gücü ile ilerleyerek batıya doğru çevirdi kendisini..Nede olsa Lord Cervantes kendisinden bunu istemişti..Seve seve giderdi şovalye..Halkın acı içerisindeki durumuna dayanamamıştı ışık dolu kalbi..
Düşüncelerinden sıyrılıp gidecegi yere ve amacına konsantre oldu paladin..''Tarımla uğraşanlar'' diye mırıldandı kendi kendisine..Umarım gittigi zaman düş kırıklıgına uğramazdı..Batıya doğru hızla yol alırken dikkatini çekecek bir unsur varmı diye kutsal atının üzerinden etrafı incelemeye başladı..Lord Cervantes ondan ayriyetten yiyecek yardımının sağlanması ve güvenli bir şekilde kasabaya ulaşmasını sağlamasını istemişti..''Canım pahasına'' dedi şovalye dişlerini sıkarak..Sonra kutsal atın eyerine daha bir sıkıca asıldı ve hırıltıya dönüşen bir ses tonu ile kutsal savaş atına seslendi..
''DAHA HIZLI SİLVER..İNSANLARIN YARDIMIMIZA İHTİYACI VAR''
RP dışı: Benim gittigim yeri ve halkın durumunu benmi tanımlayacagım yoksa DMlerimiz mi tanımlayacak
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
the ones I love will always be the ones who pay..''
Sonunda ipe bağlı mataram sert bir yüzeye temas etti ve gittikçe ağırlaştı. Matarayı hızla yukarıya çektim. Arkamda biriken ip gittikçe uzadı ve en sonunda matara ortaya çıktı. Havaya kaldırdım mataranın metalinin üzerinden bir damla su düştü. Baneda ya baktım. Ã?nce biraz yutkundu. sanırım kendi susuzluğunu hatırladı sonra gülmeye başladı. Ã?ocuğa döndüm '' arkadaşım istermisin'' çocuk sadece kafa salladı.
Matarayı ona doğru uzattım. Ã?ocuk kana kana suyu içti öyleki matarada su kalmamıştı artık. Bu haberi seçilmişe söylemeliyim. Matarayı aldım ve bir bez parçasıyla sildim. İnsanlar bu yeni dolmuş matarayı görmemeliydiler en azından seçilmiş onlara su sorununu giderdik diyene kadar.
Ata bindim ve hızlıca ilerlemesi için karnına topuklarımla bir tekme attım.Ama bir şey unutmuştum.Arkadan '' Hey efendi Alfred beni unuttunuz'' diye Banedanın bağırdığını duydum. Atımın eğerini çekerek yavaşlattım ve yönümü değiştirdim. Seçilmişe bu haberi vermek için çok heyecanlanmıştım. Banedayı bile unutmuştum. Banedanın yanına yaklaştım bindirmem için biraz aşağıdan biraz destek vermem gerekiyordu. Ama çocuk inmemi beklemedi sadece elini uzattı. Yüzünde herzamanki gülüşü vardı. Elini tuttum ve hızlıca yukarıya doğru çektim.
Ata artık tamamen oturmuştu. Kasabanın içine girmeden önce ona söylemem gereken bir şey vardı. '' Kimseye ama kimseye şu anda su bulunduğunu söylemiyeceksin tamam mı?'' bir göz kırptım arkamdaydı ama fark etti. '' tamam'' dediğini duydum ve atımı hızlıca kasabanın içine sürdüm.
İnsanlar garip bir şekide bir yerde toplanmışlardı. Biraz ilerledim ve ortada Seçilmişn konuştuğunu gördüm. Bana verdiği görevi yapıyordu. Geç kalmış olmalıyım. Seçilmişin sözlerini bitirmesini bekledim. Ã?nce kendim attan indim sonra da çocuğu indirdim. '' Burada beni bekle bu adamla konuşmam gerek.'' parmağımla seçilmişi gösterdim. Ã?ocuk sözlerime kafa sallayarak cevap verdi.
Seçilmişin yanına gittim. ''Sizinle mühim birşey konuşmam gerek.'' iyice kulağına eğildim. '' Efendim su bulundu ama çıkarmak için kovalar gerekecek bir de kuyu tesisi yapmak lazım tabi. Tesis cüce nin ustalığı ile yapılmalı.'' kendi yaptığım tesisi hatırladım. '' Kargaşa çıkma olayını da engellemek için bunu ilk size söyledim. '' ''Seçilmiş tapınaktanda yardım istemeliyiz bu arada buraya Lord Oren adına geldik ve fiziksel işten başka birşey yapmadık. Yiyecek, yiyecek olmasada kasabayı yeniden yaratmak için gereken malzemeler gelmesi gerek.Cücenin elinden geleni yapacağını biliyorum fakat onada malzeme gerek. Sonuç olarak demek istediğim aslında en başındada söylediğim tapınaktan yardım istemek. ''
Matarayı ona doğru uzattım. Ã?ocuk kana kana suyu içti öyleki matarada su kalmamıştı artık. Bu haberi seçilmişe söylemeliyim. Matarayı aldım ve bir bez parçasıyla sildim. İnsanlar bu yeni dolmuş matarayı görmemeliydiler en azından seçilmiş onlara su sorununu giderdik diyene kadar.
Ata bindim ve hızlıca ilerlemesi için karnına topuklarımla bir tekme attım.Ama bir şey unutmuştum.Arkadan '' Hey efendi Alfred beni unuttunuz'' diye Banedanın bağırdığını duydum. Atımın eğerini çekerek yavaşlattım ve yönümü değiştirdim. Seçilmişe bu haberi vermek için çok heyecanlanmıştım. Banedayı bile unutmuştum. Banedanın yanına yaklaştım bindirmem için biraz aşağıdan biraz destek vermem gerekiyordu. Ama çocuk inmemi beklemedi sadece elini uzattı. Yüzünde herzamanki gülüşü vardı. Elini tuttum ve hızlıca yukarıya doğru çektim.
Ata artık tamamen oturmuştu. Kasabanın içine girmeden önce ona söylemem gereken bir şey vardı. '' Kimseye ama kimseye şu anda su bulunduğunu söylemiyeceksin tamam mı?'' bir göz kırptım arkamdaydı ama fark etti. '' tamam'' dediğini duydum ve atımı hızlıca kasabanın içine sürdüm.
İnsanlar garip bir şekide bir yerde toplanmışlardı. Biraz ilerledim ve ortada Seçilmişn konuştuğunu gördüm. Bana verdiği görevi yapıyordu. Geç kalmış olmalıyım. Seçilmişin sözlerini bitirmesini bekledim. Ã?nce kendim attan indim sonra da çocuğu indirdim. '' Burada beni bekle bu adamla konuşmam gerek.'' parmağımla seçilmişi gösterdim. Ã?ocuk sözlerime kafa sallayarak cevap verdi.
Seçilmişin yanına gittim. ''Sizinle mühim birşey konuşmam gerek.'' iyice kulağına eğildim. '' Efendim su bulundu ama çıkarmak için kovalar gerekecek bir de kuyu tesisi yapmak lazım tabi. Tesis cüce nin ustalığı ile yapılmalı.'' kendi yaptığım tesisi hatırladım. '' Kargaşa çıkma olayını da engellemek için bunu ilk size söyledim. '' ''Seçilmiş tapınaktanda yardım istemeliyiz bu arada buraya Lord Oren adına geldik ve fiziksel işten başka birşey yapmadık. Yiyecek, yiyecek olmasada kasabayı yeniden yaratmak için gereken malzemeler gelmesi gerek.Cücenin elinden geleni yapacağını biliyorum fakat onada malzeme gerek. Sonuç olarak demek istediğim aslında en başındada söylediğim tapınaktan yardım istemek. ''
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
Sarışın adam saçlarındaki kuzgun tüyünü okşadı,güzel bir yolculuktan sonra nihayet O*nun emrettiği yerdeydi.Burada önceden on kasaba olduğuna yemin edebilirdi ama şu anda sadece ve sadece perişan durumda bir halk vardı.Buraya ne olduğu konusunda hiçbir fikri yoktu ama kim yaptıysa temiz iş çıkarmıştı.Gülümsedi etraftaki kargaşanın kokusunu alabiliyordu.Halk bir yere toplanmış yüksekçe bir yerde konuşma yapan kır saçlı savaşçıyı coşkuyla dinliyordu.Yaklaştı kaosun peygamberi,kalabalığın içine girmeden arkalardan konuşmayı dinledi.
"Bu savaşçı buradaki lider olmalı." diye düşündü.Söylediklerine bakılırsa yeniden yapılanmadan bahsediyordu,onları bir araya getirip bir şeyler yapma hırsından.Tanrılardan bahsetti savaşçı,sonra da Oren in seçilmişi olduğundan.Oren ölümlü zamanlarında Brenne nin bildiği bir tanrıydı, önceden kaosu içinde barındırırken ona saygı duyardı ama dengeyi sağlamak ve adalet Brenne yi tiksindirmişti.şimdi de orada bulunan Oren seçilmişine baktı ne kadar da zavallı görünüyordu.Yanındakilere baktı halk sefil bir haldeydi.Bundan memnundu Kaosun Peygamberi daha da memnun olamazdı.Siyah deri tüniğini düzeltti ve konuşmanın bitmesini bekledi.Nihayet kendine seçilmiş diyenin sözleri bitmişti.
"Peh seçilmiş savaşçıymış" diye mırıldandı."Zayıf tanrının zayıf seçilmişi"
Yüzündeki memnuniyetsizlik ifadesini sildi onun yerine gülümser bir ifade takındı.Bu sırada küçük pantolonunu çekiştirip ağlayan bir erkek çocuk ilişti gözüne.Muhtemelen kalabalıkta ailesini kaybetmişti.Onu kucakladı ve
yolda topladığı böğürtlenlerden verdi eline.Ã?ocuk onları kemirirken sustu bu sırada kaosun peygamberi etrafına bakındı ve ailesini aradı gözleri ile.
-Tim,Tim çocuğum yok Tim...
Bu sesler çocuğunu arayan bir anneye aitti.
-Bayan bu tarafa bakın.
Kaosun Peygamberi kadına seslendi.Kadın yanına geldiğinde çocuğu memnuniyetle aldı.
-Teşekkür ederim bayım.
Kaosun Peygamberi nihayet birisi ile iletişime geçebilmişti ve bu fırsatı değerlendirmeliydi.
-Afedersiniz bayan size bir soru sorabilirmiyim?
Kadın şaşkın bir şekilde iyi giyimli yakışıklı adama baktı.
-Burada ne oldu?
Kadın Oren'in cehennemine düşmelerinden oradan çıkmalarına kadar herşeyi kabaca anlattı.Kaosun Peygamberi gerekli yanıtı almıştı demek bu duruma neden olan Oren di.
"Bu savaşçı buradaki lider olmalı." diye düşündü.Söylediklerine bakılırsa yeniden yapılanmadan bahsediyordu,onları bir araya getirip bir şeyler yapma hırsından.Tanrılardan bahsetti savaşçı,sonra da Oren in seçilmişi olduğundan.Oren ölümlü zamanlarında Brenne nin bildiği bir tanrıydı, önceden kaosu içinde barındırırken ona saygı duyardı ama dengeyi sağlamak ve adalet Brenne yi tiksindirmişti.şimdi de orada bulunan Oren seçilmişine baktı ne kadar da zavallı görünüyordu.Yanındakilere baktı halk sefil bir haldeydi.Bundan memnundu Kaosun Peygamberi daha da memnun olamazdı.Siyah deri tüniğini düzeltti ve konuşmanın bitmesini bekledi.Nihayet kendine seçilmiş diyenin sözleri bitmişti.
"Peh seçilmiş savaşçıymış" diye mırıldandı."Zayıf tanrının zayıf seçilmişi"
Yüzündeki memnuniyetsizlik ifadesini sildi onun yerine gülümser bir ifade takındı.Bu sırada küçük pantolonunu çekiştirip ağlayan bir erkek çocuk ilişti gözüne.Muhtemelen kalabalıkta ailesini kaybetmişti.Onu kucakladı ve
yolda topladığı böğürtlenlerden verdi eline.Ã?ocuk onları kemirirken sustu bu sırada kaosun peygamberi etrafına bakındı ve ailesini aradı gözleri ile.
-Tim,Tim çocuğum yok Tim...
Bu sesler çocuğunu arayan bir anneye aitti.
-Bayan bu tarafa bakın.
Kaosun Peygamberi kadına seslendi.Kadın yanına geldiğinde çocuğu memnuniyetle aldı.
-Teşekkür ederim bayım.
Kaosun Peygamberi nihayet birisi ile iletişime geçebilmişti ve bu fırsatı değerlendirmeliydi.
-Afedersiniz bayan size bir soru sorabilirmiyim?
Kadın şaşkın bir şekilde iyi giyimli yakışıklı adama baktı.
-Burada ne oldu?
Kadın Oren'in cehennemine düşmelerinden oradan çıkmalarına kadar herşeyi kabaca anlattı.Kaosun Peygamberi gerekli yanıtı almıştı demek bu duruma neden olan Oren di.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Zatara Wisperwind daha önce hiç 10 kasaba denen bir yere gelmemişti.. göründüğü kadarı ile de değil 10 bir kasaba bile yoktu... "O" buraya gelip şovalyeleri katletmesini
istemişti ama boş bir alan ı koruyan bir avuç şovalyeye anlam verememişti.
emin olduğu tek bişey vardı
o da O nun emirlerinin sorgulanmayacağı idi..
şovalye atını kalabalığın o yana doğru sürmeye başladı...
şovalyelerin ona olan tepkisi çok merak ediyordu.
istemişti ama boş bir alan ı koruyan bir avuç şovalyeye anlam verememişti.
emin olduğu tek bişey vardı
o da O nun emirlerinin sorgulanmayacağı idi..
şovalye atını kalabalığın o yana doğru sürmeye başladı...
şovalyelerin ona olan tepkisi çok merak ediyordu.
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Cervantes konuşmasının doruk noktasında yanına gelen rahibi dikkatle dinledi... Bu sırada kasabalıların gözlerinin de üzerlerinde olduğunun bilincindeydi:
"Halledilecektir sayın rahip... Lütfen bu müjdeyi vermeme izin verin, birazdan görüşeceğiz..."
"Büyük Kasaba Halkı! Artık suyumuz var! Yakında yiyeceğimiz de olacak! Elele verirsek yapamayacağımız hiç bir şey, yenemeyeceğimiz hiç bir zorluk yok! Benimle olanlar! Avlanmak ve yiyecek bulmak için silahları ve yeteneği olanlar, lütfen batıda toplanın! *eliyle güneşin batmakta olduğu yönü işaret ederek* Yapı ustaları, evlerimizi yeniden inşa etmek için bilgiye ve yeteneğe sahip olanlar, lütfen güneyde toplanın!*eliyle güneyi işaret etti* Yaşlılar, kadınlar, hastalar, rahibeler, ruhbanlar ve yeteneğe sahip olanlar, lütfen rahip Alfred'i izleyin! *sözleri üzerine tepeden inmekte olan ve dehşete kapılan rahip Alfred'i gösterdi*"
Yumruğunu sıkarak insanlara doğru hırsla bağırdı: "Kaybettiğimiz her şeyi yeniden geri alacağız kardeşlerim!"
İnsanları değişik gruplara ayırmak için bir dizi konuşma daha yaptı şovalye. Onu dinleyenler, kalabalık değişik örgütler oluşturarak boş durmak yerine birşeyler yapmaya karar verenlerdi.
Sırasıyla diğer gruplar:
Ağaç kesmek gibi ağır işlerde çalışmak isteyenler
Kervanlarla alışveriş ve ticareti yürütmek isteyenler
ve vahşi doğadan ve diğer tehlikelerden insanları korumak için örgütlenen askerler ve nöbetçilerdi...
şovalye bu gruplarla teker teker görüşmesinin imkansız olduğunu biliyordu. Bu nedenle her bir gruptan iki ulak istedi ve konuşmasını yeniden moral verici bir şekilde bitirdi.
Ulaklar şovalyenin etrafında toplanmaya başlarken, Cervantes sesi kısılmış, yorgun ve kafası dağılmış bir şekilde tepeden inerek yeniden bir şeyler yazarak organizasyon kurma çalışmalarına başladı...
"Halledilecektir sayın rahip... Lütfen bu müjdeyi vermeme izin verin, birazdan görüşeceğiz..."
"Büyük Kasaba Halkı! Artık suyumuz var! Yakında yiyeceğimiz de olacak! Elele verirsek yapamayacağımız hiç bir şey, yenemeyeceğimiz hiç bir zorluk yok! Benimle olanlar! Avlanmak ve yiyecek bulmak için silahları ve yeteneği olanlar, lütfen batıda toplanın! *eliyle güneşin batmakta olduğu yönü işaret ederek* Yapı ustaları, evlerimizi yeniden inşa etmek için bilgiye ve yeteneğe sahip olanlar, lütfen güneyde toplanın!*eliyle güneyi işaret etti* Yaşlılar, kadınlar, hastalar, rahibeler, ruhbanlar ve yeteneğe sahip olanlar, lütfen rahip Alfred'i izleyin! *sözleri üzerine tepeden inmekte olan ve dehşete kapılan rahip Alfred'i gösterdi*"
Yumruğunu sıkarak insanlara doğru hırsla bağırdı: "Kaybettiğimiz her şeyi yeniden geri alacağız kardeşlerim!"
İnsanları değişik gruplara ayırmak için bir dizi konuşma daha yaptı şovalye. Onu dinleyenler, kalabalık değişik örgütler oluşturarak boş durmak yerine birşeyler yapmaya karar verenlerdi.
Sırasıyla diğer gruplar:
Ağaç kesmek gibi ağır işlerde çalışmak isteyenler
Kervanlarla alışveriş ve ticareti yürütmek isteyenler
ve vahşi doğadan ve diğer tehlikelerden insanları korumak için örgütlenen askerler ve nöbetçilerdi...
şovalye bu gruplarla teker teker görüşmesinin imkansız olduğunu biliyordu. Bu nedenle her bir gruptan iki ulak istedi ve konuşmasını yeniden moral verici bir şekilde bitirdi.
Ulaklar şovalyenin etrafında toplanmaya başlarken, Cervantes sesi kısılmış, yorgun ve kafası dağılmış bir şekilde tepeden inerek yeniden bir şeyler yazarak organizasyon kurma çalışmalarına başladı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan wrote:Logan yanındaki orman dostu ile beraber 10 kasab ticaret yoluna gitmeye dewam etiler...
bir süre sonra yol görünmüştü ...
etrafıan baktı bom boştı ilerde bir orman vardı, diyer tarafata geldikleri boş arazi...
yoldan bir öbür tarafına bir diyer tarafına baktı logan...
sonra elfe baktı
''orman dostu iler de bir şey görüyormusun ''
rp dışı:: biri benim kervan görüp görmediğimle ilgilene bilirmi acaba ????
...........
///Edit by Raistlin: 10 kasabaya giden yol üzerinde
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Lemmak dikkatle dinledi gerçekten etkileyici konuşmaydı. İnsanın inanası geliyordu her dediğine. Gökyüzü pembedir dese bile inanacaktı sanki insanlar. Ama doğruyu söylüyordu. Hayır sadece kalbi değil aklı da tastikliyordu. İyi biriydi orenin seçilmişi. Elnide kalakalan taşlar daha emniyetli bi şeklde saklamak gerekirdi. Konuşma bittikten sonra yanındakilerden müsade istedi. En güvenebileceği kasasının yanına gitti. İçine kilitledi. Kasabanın yararı için kullanacaktı. Özel bir gücü olsa muhakak söylerlerid. Değerli taşlardı bunlar. Birçok binanın yapımını sağlayabilecek kadar.
RP Dışı:Kusura bakmayın bir süredir ilgilenemiyorum. Bir an önce toparlamam gerektiğinden yazıyorum mesajı. Kusuruma bakmayın...
RP Dışı:Kusura bakmayın bir süredir ilgilenemiyorum. Bir an önce toparlamam gerektiğinden yazıyorum mesajı. Kusuruma bakmayın...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
