Page 9 of 9
Posted: Thu Jun 24, 2004 9:19 pm
by writer
elf goarn aniden irkildi. uzun zamandir duymadigi bir ses gelmisti kulagina. bir DOST sesi.... arkasina yavasca dondu ve etrafi suzdu. hana yeni gelen birini bulmayi planliyordu ve buldu da... uzun zamandir gormedigi, hayattaki tek dostunu gordu... bara yeni gelen kadini cok ama cok iyi taniyordu.. tabagini masasinda birakarak yemegini bekleyen kadinin yanina gitti ve soyle dedi:
"merhaba eski dostum...."
Posted: Tue Jun 29, 2004 1:45 am
by jesterthedoommaker
Soytarı köşesinde başını eğmiş yüzünde herkesin dikkatini çekiçek ve kimsenin inkar edemiçeği kadar itiçi bir sırıtış takınmıştı. Sanki çok uzaklardaki yada çok derinlerdeki bir şeyi dinliyordu oldukça zevk aldığı belliydi bu tek taraflı konuşmadan sırıtışı iyicene suratına yayılıp iyicene çekilmez olduğunda başıyla bir şeyi onaylamış gibi işaret edip hızlı ama zarifçe ayağa kalktı
"İyi eylençeler han sakinleri müsadeenizle benim ayrılmam gerek kimse sevinmesin yada üzülmesin mutlaka dönüçem buraya........"
sonra güzel han sahibinin yanına gider sanki karşısında bir kraliçe varmışçasına o leydinin önünde eyliri ve nazikçe elini öper
"Kendinize iyi bakın güzel leydim size ihtiyaçım oluçak....."
bunu yaptıktan sonra kimsenin birşey demesini beklemeden acele bir şekilde hanın kapısından çıkıp gider soytarı..............
Posted: Fri Jul 09, 2004 3:02 am
by Ghost_OF_A_Rose
zaman1n içinden ç1kan bir rüzgar deil bu han! kadehinizi kaldr1d11n1zda a_k muhabbetle siz de olacak güvenin bana;)
leydiler ve lordlar günler geçerse bile buras1 her günü yazar sözlerine...çöl rüzgar1 size sorar; tanr1lar1n1za övgünüz nedir bu zamanda?
Posted: Fri Jul 09, 2004 11:20 pm
by Dura
yavaşça açıldı han kapısı... ağır ağır... ardında bekleyen adam içeri girmeden önce şöyle bir süzdü etrafı... en son girdiği handa yaşadıkları, ona bu şehirdeki hanlara dikkat etmesi gerektiğini öğretmişti... bir kaç saniyelik bekleyişten sonra ağır adımlarla ilerledi... ağır, yumuşak fakat kararlı adımlarla... tüm vücudunu ayaklarına kadar kapatan cloak oldukça yıpranmıştı... boş bulduğu bir mindere oturdu ve şu dizeleri mırıldandı cloak'ının başlığını çıkarırken:
yollar, yıllar kadar uzaktır evim.
bir ömrü yola verip şehrinize geldim.
evimi, ailemi, ülkemi, yitirdim.
kalbimde burukluk, acı ve hüzün,
biraz olsun ferahlamaktır dileğim.
diyerek arkasına yaslandı... derin bir of çekerek, sırtındaki yayı, sadağı ve kılıcını yanına koydu... elindeki uzun sopayı yanına duvara dayadı sessizce... sonra hancıya doğru seslenerek: "güzel hanım, ılık ve tatlı bir şarap istiyorum, sadece bir kadeh..." dedi çok yüksek olmayan ama kendini duyurabileceği bir sesle... sesinde garip bir dinginlik vardı...
Posted: Wed Aug 18, 2004 3:07 am
by Ghost_OF_A_Rose
şarabın en tatlısı demiştim ya artık yeni bir renkle, rüzgarın en içten serinliğiyle ...
"Buyurun...istediğiniz şarap!"
Posted: Wed Aug 18, 2004 3:12 am
by Ghost_OF_A_Rose
hanımda gecelerini geçirmeyi kabul eden leydiler ve lordlar...sadece kendilerini söylesinler...sonrasında uzunca anlatacağım şeyler oplur emin olun....herkesi odasında bekleyecek bir muhteşemlik olacak...herkes için rüyalar...farklı çizecek resimlerini! sadece kendinizi belli edin yeter...
Posted: Wed Aug 18, 2004 6:53 pm
by Dura
RP DIşI: biraz geç de olsa içebildim şu tatlı şarabı
teşekkür ederek alır ve bir yudum içer... tadı beklediği kadar güzeldir... cebinden çıkardığı küçük bir kesenin içinden bir tutam alır ve kadehe serper... koklar... gözlerini kapatır...
salona yayılan hafif bir fesleğen kokusunu algılayan veya algılasa bile tanımlayan olurmu bilinmez... ama orada oturan adam için bu koku çok şey ifade etmektedir... bir çok hatırayı tazeler bu koku...