Uyanın Savaşcılar
Koskas sahibinin düşüncelerini okumuşçasına yavaşa ilerledi ve yere çöktü. Sahibi kurdunun üzerinden indi ve büyük br saygı ve gözlerinde büyük bir ışıltı ile lorduna baktı. "En sonunda!" dedi. "En sonunda lordum bana göründünüz ve o ilahi varlığınız ile beni yücelttiniz." Koskasın tüylerinde gezinen eller kurtuldu ve ork dizlerinin üzerinde yere oturdu gözlerinden akan bir kaç damla yaşla birlikte lorduna bakan ork "Siz ne derseniz onu yaparım lordum!" dedi. "Siz öl derseniz ölürm ve sizin için adaleti diyara dağıtmayı ve buna öncü olmayı gönülden arzuluyorum."
O anda kurt başını gökyüzüne kaldırdı ve ulumaya başladı. Rhani vücutlar diyarın içinde dalgalanırken ork sadece lorduna bakıyor ve en sonunda görebildiği orduna dualar ediyordu. Onca yolu boşuna gelmemiş olmak ona huzur veriyordu.
Etrafında olan üç varlığı çoktan unutmuştu bile. Onların lordu buradayken saldırmayacaklarnıda biliyordu. Artık sadece lordunun sözlerini dinliyordu. Hayatı boyunca bağlı olacağı lorduna bakıyor ve yüzünde büyük bir huzurla cevabını bekliyordu.
O anda kurt başını gökyüzüne kaldırdı ve ulumaya başladı. Rhani vücutlar diyarın içinde dalgalanırken ork sadece lorduna bakıyor ve en sonunda görebildiği orduna dualar ediyordu. Onca yolu boşuna gelmemiş olmak ona huzur veriyordu.
Etrafında olan üç varlığı çoktan unutmuştu bile. Onların lordu buradayken saldırmayacaklarnıda biliyordu. Artık sadece lordunun sözlerini dinliyordu. Hayatı boyunca bağlı olacağı lorduna bakıyor ve yüzünde büyük bir huzurla cevabını bekliyordu.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Kulaklarında mı yoksa beyninde mi yankılandığını anlayamadığı ses Seahriel'i rahattı. Aslında, bunca sakin zamandan sonra, kendisini zorlayacak bir savaşta yer almayı gerçekten istiyordu, ama bu savaş dostlar arasında olmamalıydı. Onları tanımıyordu tabii ki, ama lorduna tapan herhangi bir kişiyi dostu sayardı.
Lorduna döndü. Ona baktığı anda vücudundaki her hücre haykırarak kaçmasını söyledi, lordu gerçekten ölümlülerin hayallerinin de ötesinde bir itişama ve güce sahipti. Bu güç güzel ve çekici olduğu kadar korkutucu ve ölümcüldü. Seahriel'in tüylerini diken diken ediyordu. İnanılmaz bir duyguydu bu. Korku içinde beynindeki karanlık bir parçanın bu gücü istediğini anladı. Kafasında daima yankılanmış, ve yankılanmaya da sonsuza kadar devam edecek gibi gözüken karanlık parçası zihnini dövüyor, iradesini kırmaya çalışıyordu.
Bir an dizlerinin bağının çözüldüğünü sandı. Ayağının altındaki zemin yine dalgalanmıştı. Tekrar anlamsızca " Gith? " dedi. Midesi bulanıyor, gözleri kararıyordu. İradesi kontrolü ele almaya çalıştı, ve bir süreliğine daha beyninin o karanlık tarafını uzak tutmayı başardı. Seahriel rahatça görebilmeye başladığını, o düşüyormuş hissinin yok olduğunu fark ederek rahatladı. O tarafının onu ele geçirmesine izin vermemişti; ve hiçbir zaman da vermeyecekti!
Lordunun beynindekileri anlayıp anlamadığını düşündü. Bir an ise sonra gülerek, " Tabii ki anlıyor, seni aptal. " dedi kendi kendine fısıltıyla.
Yavaşça ayağa kalktı. Beyninde mi kulağında mı yankılandığını anlayamadığı ses teklifini iletti...
Bir an sessiz kalan kılıç bilgini ilerledi, kılıcını çıkarardı, ucundan ve kabzasından zarifçe tuttu ve eğilerek Lordu'nun ayaklarının dibine koydu.
Sözlere gerek yoktu; bu yeterli bir cevaptı.
Lorduna döndü. Ona baktığı anda vücudundaki her hücre haykırarak kaçmasını söyledi, lordu gerçekten ölümlülerin hayallerinin de ötesinde bir itişama ve güce sahipti. Bu güç güzel ve çekici olduğu kadar korkutucu ve ölümcüldü. Seahriel'in tüylerini diken diken ediyordu. İnanılmaz bir duyguydu bu. Korku içinde beynindeki karanlık bir parçanın bu gücü istediğini anladı. Kafasında daima yankılanmış, ve yankılanmaya da sonsuza kadar devam edecek gibi gözüken karanlık parçası zihnini dövüyor, iradesini kırmaya çalışıyordu.
Bir an dizlerinin bağının çözüldüğünü sandı. Ayağının altındaki zemin yine dalgalanmıştı. Tekrar anlamsızca " Gith? " dedi. Midesi bulanıyor, gözleri kararıyordu. İradesi kontrolü ele almaya çalıştı, ve bir süreliğine daha beyninin o karanlık tarafını uzak tutmayı başardı. Seahriel rahatça görebilmeye başladığını, o düşüyormuş hissinin yok olduğunu fark ederek rahatladı. O tarafının onu ele geçirmesine izin vermemişti; ve hiçbir zaman da vermeyecekti!
Lordunun beynindekileri anlayıp anlamadığını düşündü. Bir an ise sonra gülerek, " Tabii ki anlıyor, seni aptal. " dedi kendi kendine fısıltıyla.
Yavaşça ayağa kalktı. Beyninde mi kulağında mı yankılandığını anlayamadığı ses teklifini iletti...
Bir an sessiz kalan kılıç bilgini ilerledi, kılıcını çıkarardı, ucundan ve kabzasından zarifçe tuttu ve eğilerek Lordu'nun ayaklarının dibine koydu.
Sözlere gerek yoktu; bu yeterli bir cevaptı.
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Kılıcın teslimiyeti hizmet sunacağının ifadesi idi..
güzeel diye düşündü Oren...
orc ise beklenmedik bir incelik barındırıyordu ruhunda...
emrettiğim için değil istiyorsan bir parçansa dağıt adaleti...
sonra oren kılıç bilginine döndü ve ölümlülerin bakamayacağı şekilde baktı ona ..
fiziksel varlığının ötesine... ruhunun derinliğine baktı... orda sakladığı şey neydi??
güzeel diye düşündü Oren...
orc ise beklenmedik bir incelik barındırıyordu ruhunda...
emrettiğim için değil istiyorsan bir parçansa dağıt adaleti...
sonra oren kılıç bilginine döndü ve ölümlülerin bakamayacağı şekilde baktı ona ..
fiziksel varlığının ötesine... ruhunun derinliğine baktı... orda sakladığı şey neydi??
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Khazor zolukla ayağa kalktı ve lordunun ilahi gücüne karşı hayran bir şekilde baktı. "Lordum!" dedi. "İnanın bana bu benim en büyük arzum." Yavaşça yerden kalkan kurduna ilerledi ve Koskasın sırtına otururken kendi dilinde lorduna bir dua daha okudu. "Sonsuza kadar seninleyim lordum!" diye haykırdı.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Gözleri kılıcındaydı, ama onu hissetmişti. Ama baktığını bilmiyordu, hissettiği şeyi de adlandıramıyordu. Yine de bir şey hissetmişti. Lordunun etrafından ilahi bir güç yayılıyordu.
Beyninin küçük karanlık tarafı tekrar canlandı; Ah nasıl da istiyordu bu gücü! Karanlık parça, geri kalana hızla telkinler vermeye başladı... Bu güçle neler yapabilirdi!
Seahriel kendini bildi bileli bu delilikle savaşıyordu. Beyninin karanlık yanı, saf karanlığın ve deliliğin sembolüydü. Her seferinde kontrolü ele geçirmeye çalışıyor, bedene sahip olmaya çalışıyordu. Bu isimsiz delilik, Seahriel'in iradesi ile her an savaş halindeydi. Nereden gelmişti? Bir lanet miydi? Veya başka bir şey? Seahriel bilmiyordu. Tek bildiği ıstırabıydı. Her an zihninde iradesi ile karanlık tarafının verdiği savaş, hayatını bir ıstıraba çeviriyordu, ama bunu belli etmemeyi genellikle başarıyordu. Ã?te yandan zihinsel ıstırabı devam ediyordu. Limbo gibi düşünceyle şekillenen boyutlarda etrafını dalgalandırmasının sebebi de buydu.
Seahriel, bu karanlık tarafın hiç bir zaman gitmeyeceğini kalbinin derinliklerinde bir yerde biliyordu, ama sayısız kez, adını aldığı meleğin -Sealtiel'ın- adına, o karanlık tarafın kendisini asla gerçekten ele geçiremeyeceğine yemin etmişti. Yeminini tutuyordu da.
Beyninin küçük karanlık tarafı tekrar canlandı; Ah nasıl da istiyordu bu gücü! Karanlık parça, geri kalana hızla telkinler vermeye başladı... Bu güçle neler yapabilirdi!
Seahriel kendini bildi bileli bu delilikle savaşıyordu. Beyninin karanlık yanı, saf karanlığın ve deliliğin sembolüydü. Her seferinde kontrolü ele geçirmeye çalışıyor, bedene sahip olmaya çalışıyordu. Bu isimsiz delilik, Seahriel'in iradesi ile her an savaş halindeydi. Nereden gelmişti? Bir lanet miydi? Veya başka bir şey? Seahriel bilmiyordu. Tek bildiği ıstırabıydı. Her an zihninde iradesi ile karanlık tarafının verdiği savaş, hayatını bir ıstıraba çeviriyordu, ama bunu belli etmemeyi genellikle başarıyordu. Ã?te yandan zihinsel ıstırabı devam ediyordu. Limbo gibi düşünceyle şekillenen boyutlarda etrafını dalgalandırmasının sebebi de buydu.
Seahriel, bu karanlık tarafın hiç bir zaman gitmeyeceğini kalbinin derinliklerinde bir yerde biliyordu, ama sayısız kez, adını aldığı meleğin -Sealtiel'ın- adına, o karanlık tarafın kendisini asla gerçekten ele geçiremeyeceğine yemin etmişti. Yeminini tutuyordu da.
Adalet mahkemeleri.Adelet dağıtmak... Bu hep Twi nin istediği şeydi. Üstelik Lord Oren onu göreve getiriyordu. Ve bu görevi almak onun için büyük bir onur olacaktı.
"Lordum. Okumun ulaştığı, Kılıcımın eriştiği heryere kanım damarlarımda durduğu sürece Senin adınla adalet getireceğim. "
Tam bir teslimiyet içinde Lorduna döndü ve bekledi...
"Lordum. Okumun ulaştığı, Kılıcımın eriştiği heryere kanım damarlarımda durduğu sürece Senin adınla adalet getireceğim. "
Tam bir teslimiyet içinde Lorduna döndü ve bekledi...
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
o zaman bundan böyle ortaksınız.. diyarı dolaşıp adaleti taşıyacaksınız..
ince düşünüp keskin karar vericeksiniz...
sizi engellemeye çalışanı siz engelliyeceksiniz...
zekanız da kılıcınız kadar keskin olacak ve sizin gibileri diyar için biraraya getireceksiniz...
şimdi.. gidin, gidin ve dünyaya adaleti tanıştırın...
sinire ve kandırmacalara yenilmeyin.. haksızlık yapmayın.....
"ve savaşcılar artık ayaklarının yere bastığını hissettiler artık tamamen buradaydılar ancak onları çağıran savaşcı yoktu...."
ince düşünüp keskin karar vericeksiniz...
sizi engellemeye çalışanı siz engelliyeceksiniz...
zekanız da kılıcınız kadar keskin olacak ve sizin gibileri diyar için biraraya getireceksiniz...
şimdi.. gidin, gidin ve dünyaya adaleti tanıştırın...
sinire ve kandırmacalara yenilmeyin.. haksızlık yapmayın.....
"ve savaşcılar artık ayaklarının yere bastığını hissettiler artık tamamen buradaydılar ancak onları çağıran savaşcı yoktu...."
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Khazor krdunun boynunu okşadı ve bakışlarını diğerlerine çevirerek "Diyara dağılalım!" dedi. "Böylece bir çok elden yayabiliriz adaleti kardeşlerim." Bir elfe kardeşim demek kendisine çok garip gelsede Khazor hızla Koskası çevirdi ve şehrin sokaklarında ilerlemeye başladı. Adalet için tüm diyarın altını üstüne getirmeye razıydı. Nerede bir haksızlık görücek olursa orada olacaktı.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Tekrar sersemleyen Seahriel'in ilk düşüncesi " Bu bir hayaldi, öbür zihnimin bir oyunu daha! " oldu. Ama hayal olmamasını kanıtlarcasına gözleri daha önce orada olmayan 3 kişiye ve geldiği yeni yere kaydı.
" Adalet? Bu dünyada? Zor olacak. Ama bu önemli değil. " Gülümsedi. Aslında siyah saçları, saçları kadar siyah gözleri ve keskin hatlarıyla yakışıklı bir adamdı. Soğukkanlı bir silah ustasıydı. Keskin zekası ve gözleri, hızlı refleksleri vardı. Ama bazen adaleti sağlamak için tüm bunlar yeterli olmuyordu.
" Olmak zorunda, " diye iç çekti, ender yaptığı şeylerdendi iç çekmek. Kaderin, gelecekte karşısına ne çıkaracağını bilmeyerek ilerlemeye başladı. Dostlarına sessizce veda etti, tekrar görüşeceklerdi, biliyordu. Hatta kim bilir, belki bir arada savaşma fırsatı da bulurlardı.
" Göreceğiz, " dedi Kılıç Bilgini. " Göreceğiz. "
" Adalet? Bu dünyada? Zor olacak. Ama bu önemli değil. " Gülümsedi. Aslında siyah saçları, saçları kadar siyah gözleri ve keskin hatlarıyla yakışıklı bir adamdı. Soğukkanlı bir silah ustasıydı. Keskin zekası ve gözleri, hızlı refleksleri vardı. Ama bazen adaleti sağlamak için tüm bunlar yeterli olmuyordu.
" Olmak zorunda, " diye iç çekti, ender yaptığı şeylerdendi iç çekmek. Kaderin, gelecekte karşısına ne çıkaracağını bilmeyerek ilerlemeye başladı. Dostlarına sessizce veda etti, tekrar görüşeceklerdi, biliyordu. Hatta kim bilir, belki bir arada savaşma fırsatı da bulurlardı.
" Göreceğiz, " dedi Kılıç Bilgini. " Göreceğiz. "
Sesin yavaş yavaş kendinden uzaklaştığını farketti, oysa ölümü tüm ruhunda hissediyordu, bunu tüm dünyaya yaymak , işkenceler yapmak, kaos yaratmak için bu dünyaya gelmişti. Ses uzaklaşırken bir rahatlama hissetti üzerinde , bir baskının kalktığını hissetti...
--Lord oren size , en büyük gücü vereceğim hemde kanlar içinda sadece bu biraz zaman isteyecek...
--Lord oren size , en büyük gücü vereceğim hemde kanlar içinda sadece bu biraz zaman isteyecek...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Dörtlü konuştukları sırada uzaklardan bir atın toprak üzerinde çıkardığı vahşı toynak seslerini duyar...Ã?ılgınca kişnemektedir at lakin düzlükte ne bir at ne bir süvari vardır.
Sesin geldiği yöne doğru bakarlar...hava hafifçe dalgalanarak bir silüeti ortaya çıkarırır. resmen şeffaf havayı yararak bir atlı belirir.
Gri bir atın üstünde atlıdır gelen...
dörtlünün yanına geldiğinde yavaşlar ve durur. sol eliyle atın üzengisini tutarken, diğer eliyle sancağının asılı olduğu bir mızrak tutmaktadır. Kahverengi yüzey üstünde ağzı bağlanmış ve ağlayan bir adam...aynı desen adamın üstündeki kahverengi tuniktede vardı. Başında bir tolga yoktu tamamen açıktı yüzü. yaşlıca bir yüzü vardı hafif hafif kırışıklıklar belirmişti ve saçında ak tellerin sayısı oldukça fazlaydı.
"Adaletin dörtlüsü! Efendi Oren sizi bir grup haline dağılmanız için getirmedi. Birlikte düzeni sağlamaya adeletin adının duyulmadığı yerlerde bilrik halinde çalışmak için bir araya getirdi. Ayrılarak bir etkimiz olamaz..." durdu ve dördüne tek tek baktı şövalye...bundan böyle birlikte çalışacağı insan, elfe, orka ve yarım-orka baktı...
"Ben Hükümlü şövalye'yim. Efendi Oren tarafından buraya gönderildim. Size...Adeletin Dörtlüsüne, beşinci olmak için. BUndan böyle biz ADALETİN BEşLİSİ olacağız....bu işte birlik ve bareberlik içerisinde çalışacağız. Diyara adalet dağıtmak için kendimizden fedakarlık edeceğiz."
Hükümlü şövalye Sağ eliyle tuttuğu mızrağı bırakıp sol tarafından kılıcını çekti ve atından indi.Kılıcı önünde tutarak yavaş adımlarla yürüdü ve dörtlünün yanına gelip:
"Adalet için beraber çarpışacağız" deyip kılıcını uzattı önünde....
Sesin geldiği yöne doğru bakarlar...hava hafifçe dalgalanarak bir silüeti ortaya çıkarırır. resmen şeffaf havayı yararak bir atlı belirir.
Gri bir atın üstünde atlıdır gelen...
dörtlünün yanına geldiğinde yavaşlar ve durur. sol eliyle atın üzengisini tutarken, diğer eliyle sancağının asılı olduğu bir mızrak tutmaktadır. Kahverengi yüzey üstünde ağzı bağlanmış ve ağlayan bir adam...aynı desen adamın üstündeki kahverengi tuniktede vardı. Başında bir tolga yoktu tamamen açıktı yüzü. yaşlıca bir yüzü vardı hafif hafif kırışıklıklar belirmişti ve saçında ak tellerin sayısı oldukça fazlaydı.
"Adaletin dörtlüsü! Efendi Oren sizi bir grup haline dağılmanız için getirmedi. Birlikte düzeni sağlamaya adeletin adının duyulmadığı yerlerde bilrik halinde çalışmak için bir araya getirdi. Ayrılarak bir etkimiz olamaz..." durdu ve dördüne tek tek baktı şövalye...bundan böyle birlikte çalışacağı insan, elfe, orka ve yarım-orka baktı...
"Ben Hükümlü şövalye'yim. Efendi Oren tarafından buraya gönderildim. Size...Adeletin Dörtlüsüne, beşinci olmak için. BUndan böyle biz ADALETİN BEşLİSİ olacağız....bu işte birlik ve bareberlik içerisinde çalışacağız. Diyara adalet dağıtmak için kendimizden fedakarlık edeceğiz."
Hükümlü şövalye Sağ eliyle tuttuğu mızrağı bırakıp sol tarafından kılıcını çekti ve atından indi.Kılıcı önünde tutarak yavaş adımlarla yürüdü ve dörtlünün yanına gelip:
"Adalet için beraber çarpışacağız" deyip kılıcını uzattı önünde....
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Kendi kendine, en alaycı sesiyle, " Göreceğiz demiştim, " dedi Kılıç Bilgini. " Evet, evet demiştim. Gördük işte. Kader çarkı dönmeye başlayıp yolundakileri ezdiğinde görürsün. "
Kendi kendine mırıldanmayı bırakıp atlının sözlerine kulak verdi. Konuşması bitince hızlı bir hareket yapıp kılıcını uzattı. Kılıcı tamamen düz tutuyordu ve üzerinde, kılıçla aynı doğrultuda konulmuş hançerde vardı.
Ciddiyetle yaklaştı ve iradesi her zamanki savaşını verirken, kılıcının ucunu Hükümlü şövalye'nin kılıcının ucuna dokunduracak şekilde tuttu.
Kendi kendine mırıldanmayı bırakıp atlının sözlerine kulak verdi. Konuşması bitince hızlı bir hareket yapıp kılıcını uzattı. Kılıcı tamamen düz tutuyordu ve üzerinde, kılıçla aynı doğrultuda konulmuş hançerde vardı.
Ciddiyetle yaklaştı ve iradesi her zamanki savaşını verirken, kılıcının ucunu Hükümlü şövalye'nin kılıcının ucuna dokunduracak şekilde tuttu.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests