Posted: Fri Jan 05, 2007 10:14 pm
şimdi Wizard'ın 5. sorusuna değinmek istiyorum.
Doağl Seçilim, kalıtsal yapısı farklı olan birçok bireyden oluşur. Ayrıca meydana gelen mutasyonlarla, populasyonlardaki gen havuzuna yeni özellikler verilebilecek genler aktarılır. Bunun yanısıra mayoz sırasında oluşan krossing-overler ve rekombinasyonlar, yeni özellikler taşıyan bireylerin ortaya çıkmasını sağlar. İşte bu bireylerin taşıdıkları yeni özellikler ( yani genler ) nedeniyle , çevre koşullarına daha iyi uyum yapabilme yeteneği kazanmaları, onların, doğal seçilimden kurtulma organlarını verir. Yalnız çevre koşulları her yerde ve her zaman ( özellikle jeolojik devirleri düşünürsek ) aynı değildir. Bunun anlamı ise şudur: belirli özellikleri taşıyan bireyler, bilirli çevre koşullarına sahip herhangi bir ortamda, en başarılı tipleri oluşturmalarına karşın, birinci ortamdakilerin farklı çevre koşulları gösteren başka bir ortamda, ya da zamanla çevre koşullarının değiştiği bulundukları ortamda , uyum yeteneklerini ya tamamen ya da kısmen yitirirler. Bu ise onların yaşamsal işlevlerinde güçlüklere ( döllenmelerinde, embriyonik gelişmelerinde, erginliğe kadar ulaşmalarında, üremelerindei besin bulmalarında, korunmalarında...v.s...)neden olur. Böylece erginliğe ulaşanlarının, ulaşsalar dahi fazla miktarda yavru verenlerinin, verseler dahi bu yavruların hayatta kalanlarının sayısında büyük bir azalma görülür. Bu çevre koşulları belirli bir süre ( genellikle uzun bir süre) etkilerin sürdürürse, belirli özelliklere (gen yapısına) sahip bireyler devamlı ayıklanacak ve taşıdıkları genlerin gen havuzundan eksilmesiyle, gen frekanslarında değişmeler ortaya çıkacaktır. Bu seçilim, çoğunluk döller boyunca sürer. Bir zaman sonra da bu gen bileşimindeki bireyler topluluğu tamamen ortadan kalkmış olur ( jeolojik devirlerdeki birçok canlının çevre koşulları nedeniyle soyunun tükendiğini anımsamak lazım
) Buna karşın, başlangıçtaki populasyonlarda bu çevre koşullarına uyum yapabilecek özelliklere ( gen bileşimlerine ) sahip bireyler korunduğu için ve dolayısıyla taşıdıkları genlerin frekansı gen havuzunda sürekli artar. Böylece, bir zaman sonra, yeni mutasyonların ve rekombinasyonların meydana gelip, uygun olanlarının ayıklanmasıyla da, başlangıçtaki populasyona benzemeyen, tamamen ya da kısmen değişmiş populasyonlar ortaya çıkar.
DOğAL SEÃ?İLİM KURAMININ ANA HATLARI
Bu kuram ana hatlarıyla iki gerçeği, üç varsayımı ortaya çıkartmıştır.
1) Tüm canlılar, ortamdaki sayılarını koruyacak matematiksel oranların üzerinde çoğalma eğilimindedir. Elemine edilen bireylerle bu fazlalık azaltılır ve populasyonların dengede kalması sağlanır. Doğal koşullar sabit kaldıkça bu denge korunur.
2) Bir türe ait populasyondaki bireylerin kalıtsal özelliği birbirinden farklıdır. Yani canlı populasyonlarının hepsi varyasyon gösterir. Darwin ve Wallace, bunun nedenini tam anlayamadılar ve varyasyonların canlıların iç özelliği olduğunu varsaydılar. Bugün bu varyasyonların mutasyonlarla olduğu bilinmektedir.
Varsayımlar;
1) Ayakta kalan bireylerin sayısı, başlangıçta meydana gelenlerden çok daha az olduğuna göre, ayakta kalabilmek için canlılar arasında karşılıklı besin, yer vs. için , savaşım, ayrıca sıcaklık , soğukluk , nem vs. gibi doğal koşullara karşı bir mücadele vardır. Bu savaşım ve mücadele bir ölüm kalım kavgasıdır. Gerek besin ve yer gereksinmesi aynı olan canlı türleri arasında ve gerekse normalden daha fazla sayıda bireyle temsil edilen populasyonlardaki aynı türe bağlı bireyler arasında, yani doymuş populasyonlarda bir yaşam kavgası vardır. Bu görüş ilk defa Malthus tarafından ortaya atılmıştır. "YAşAMAK İÃ?İN SAVAş "
2) İyi uyum yapacak özellikleri (=varyasyonları) taşıyan bireyler, yaşam kavgasında, bu özellikleri taşımayan bireylere karşı daha etkili bir savaşım gücü göstereceğinden , ayakta kalır, gösteremeyenler ise yok olur. Böylece bulunduğu bireye o koşullara en iyi uyum yapabilecek yeteneği veren özellikler, gelecek döllere kalıtılmış olur. Bu varsayımın anahtar cümleciği "BİYOLOJİK OLARAK EN İYİ UYUM YAPAN AYAKTA KALIR "
3) Bir bölgedeki koşullar diğerlerinden farklı olduğundan, özelliklerin seçimi de her bölgede, koşullara göre farklı olur. Ã?evrede meydana gelecek yeni değişiklikler, tekrar yeni uyumların meydana gelmesini sağlar. Birçok döl boyunca meydana gelecek bu tip uyumlar, daha doğrusu doğal seçilim, bir zaman sonra, atasından tamamen değişik yeni bireyler topluluğunun ortaya çıkmasını sağlar "UYUMSAL AÃ?ILIM " Farklılaşmanın derecesi , eskiyle yeni populasyondaki bireyler bir araya getirildiğinde çiftleşemeyecek, çiftleşse dahi verimli döller meydana getiremeyecek düzeye ulaşmışsa, artık bu iki populasyon iki farklı tür olarak değerlendirilir. Bir ata populasyondakibir kısım bireyler, taşıdıkları varyasyon yetenekleriyle herhangi yeni bir ortama uyum yaparken, diğerleri de taşıdıkları farklı varyasyonlar nedeniyle daha değişik bir ortama uyum yapabilir. Böylece uyumsal açılım ortaya çıkar. Bununla beraber bitkiler ve hayvanlar, yaşam kavgasında , bulunduğu koşullarda, yararı ya da zararı olmayan diğer birçok varyasyonu da meydana getirebilir ve onları daha sonraki döllere aktarabilir.(Nötral Mutasyonlar)
şimdi 8. soruya değinmek istiyorum. Yaratılış kuramlarına göre, Evrim kuramı kutsal kitaplara ve dinlere aykırıdır; kutsal kitaplar, insanların ve hayvanların birdenbire yaratıldığını söylemektedirler. Evrim, termodinamiğin ikinci kanununa aykırıdır. Kaosdan düzen oluşamaz ve entropi sürekli artar, enerji boşluğa yayılır. Bu nedenle evrim yanlıştır, çünkü evrimin gerçekleşmesi için, entropinin zıt yönünde hareket eden bir güç gereklidir. Ã?yleyse evrim gerçekleşemez, entropinin ters yönündeki bu etkiyi ancak bir "yaratıcı" gerçekleştirebilir. Atmosferdeki düşük helyum miktarı, dünyanın genç olduğunu gösterir. Eğer dünya 4.5 milyar yaşında olsaydı, daha fazla helyum olması gerekirdi; çünkü helyum, uranyumun bozunmasından ortaya çıkar. Uzaydan dünyaya düşen meteorit kökenli toz, yılda 14 milyon tondur. Eğer dünya ve ay 4.5 milyar yaşında olsalardı, üzerlerinde 30-50 m yüksekliğinde toz olması gerekirdi. Dünya 10 bin yıldan daha yaşlı olamaz, bunu manyetik alanı doğrulamaktadır. Ã?ünkü manyetik alanı her 1400 yılda bir yarılanarak azalır. Halbuki Evrim Kuramı dünyanın 4.5 milyar yaşında olduğunu söylemektedir. Bu yüzden arada fark var birisi kabul ederken birisi de bunun olmadığını savunuyor.
11. soruya gelince valla inkar etmek yada kabul etmek sadece bilgi kazandırır yada kaybettirir. Bu benim düşüncemdir.
Umarım biraz yardımcı olmuşumdur
Doağl Seçilim, kalıtsal yapısı farklı olan birçok bireyden oluşur. Ayrıca meydana gelen mutasyonlarla, populasyonlardaki gen havuzuna yeni özellikler verilebilecek genler aktarılır. Bunun yanısıra mayoz sırasında oluşan krossing-overler ve rekombinasyonlar, yeni özellikler taşıyan bireylerin ortaya çıkmasını sağlar. İşte bu bireylerin taşıdıkları yeni özellikler ( yani genler ) nedeniyle , çevre koşullarına daha iyi uyum yapabilme yeteneği kazanmaları, onların, doğal seçilimden kurtulma organlarını verir. Yalnız çevre koşulları her yerde ve her zaman ( özellikle jeolojik devirleri düşünürsek ) aynı değildir. Bunun anlamı ise şudur: belirli özellikleri taşıyan bireyler, bilirli çevre koşullarına sahip herhangi bir ortamda, en başarılı tipleri oluşturmalarına karşın, birinci ortamdakilerin farklı çevre koşulları gösteren başka bir ortamda, ya da zamanla çevre koşullarının değiştiği bulundukları ortamda , uyum yeteneklerini ya tamamen ya da kısmen yitirirler. Bu ise onların yaşamsal işlevlerinde güçlüklere ( döllenmelerinde, embriyonik gelişmelerinde, erginliğe kadar ulaşmalarında, üremelerindei besin bulmalarında, korunmalarında...v.s...)neden olur. Böylece erginliğe ulaşanlarının, ulaşsalar dahi fazla miktarda yavru verenlerinin, verseler dahi bu yavruların hayatta kalanlarının sayısında büyük bir azalma görülür. Bu çevre koşulları belirli bir süre ( genellikle uzun bir süre) etkilerin sürdürürse, belirli özelliklere (gen yapısına) sahip bireyler devamlı ayıklanacak ve taşıdıkları genlerin gen havuzundan eksilmesiyle, gen frekanslarında değişmeler ortaya çıkacaktır. Bu seçilim, çoğunluk döller boyunca sürer. Bir zaman sonra da bu gen bileşimindeki bireyler topluluğu tamamen ortadan kalkmış olur ( jeolojik devirlerdeki birçok canlının çevre koşulları nedeniyle soyunun tükendiğini anımsamak lazım
DOğAL SEÃ?İLİM KURAMININ ANA HATLARI
Bu kuram ana hatlarıyla iki gerçeği, üç varsayımı ortaya çıkartmıştır.
1) Tüm canlılar, ortamdaki sayılarını koruyacak matematiksel oranların üzerinde çoğalma eğilimindedir. Elemine edilen bireylerle bu fazlalık azaltılır ve populasyonların dengede kalması sağlanır. Doğal koşullar sabit kaldıkça bu denge korunur.
2) Bir türe ait populasyondaki bireylerin kalıtsal özelliği birbirinden farklıdır. Yani canlı populasyonlarının hepsi varyasyon gösterir. Darwin ve Wallace, bunun nedenini tam anlayamadılar ve varyasyonların canlıların iç özelliği olduğunu varsaydılar. Bugün bu varyasyonların mutasyonlarla olduğu bilinmektedir.
Varsayımlar;
1) Ayakta kalan bireylerin sayısı, başlangıçta meydana gelenlerden çok daha az olduğuna göre, ayakta kalabilmek için canlılar arasında karşılıklı besin, yer vs. için , savaşım, ayrıca sıcaklık , soğukluk , nem vs. gibi doğal koşullara karşı bir mücadele vardır. Bu savaşım ve mücadele bir ölüm kalım kavgasıdır. Gerek besin ve yer gereksinmesi aynı olan canlı türleri arasında ve gerekse normalden daha fazla sayıda bireyle temsil edilen populasyonlardaki aynı türe bağlı bireyler arasında, yani doymuş populasyonlarda bir yaşam kavgası vardır. Bu görüş ilk defa Malthus tarafından ortaya atılmıştır. "YAşAMAK İÃ?İN SAVAş "
2) İyi uyum yapacak özellikleri (=varyasyonları) taşıyan bireyler, yaşam kavgasında, bu özellikleri taşımayan bireylere karşı daha etkili bir savaşım gücü göstereceğinden , ayakta kalır, gösteremeyenler ise yok olur. Böylece bulunduğu bireye o koşullara en iyi uyum yapabilecek yeteneği veren özellikler, gelecek döllere kalıtılmış olur. Bu varsayımın anahtar cümleciği "BİYOLOJİK OLARAK EN İYİ UYUM YAPAN AYAKTA KALIR "
3) Bir bölgedeki koşullar diğerlerinden farklı olduğundan, özelliklerin seçimi de her bölgede, koşullara göre farklı olur. Ã?evrede meydana gelecek yeni değişiklikler, tekrar yeni uyumların meydana gelmesini sağlar. Birçok döl boyunca meydana gelecek bu tip uyumlar, daha doğrusu doğal seçilim, bir zaman sonra, atasından tamamen değişik yeni bireyler topluluğunun ortaya çıkmasını sağlar "UYUMSAL AÃ?ILIM " Farklılaşmanın derecesi , eskiyle yeni populasyondaki bireyler bir araya getirildiğinde çiftleşemeyecek, çiftleşse dahi verimli döller meydana getiremeyecek düzeye ulaşmışsa, artık bu iki populasyon iki farklı tür olarak değerlendirilir. Bir ata populasyondakibir kısım bireyler, taşıdıkları varyasyon yetenekleriyle herhangi yeni bir ortama uyum yaparken, diğerleri de taşıdıkları farklı varyasyonlar nedeniyle daha değişik bir ortama uyum yapabilir. Böylece uyumsal açılım ortaya çıkar. Bununla beraber bitkiler ve hayvanlar, yaşam kavgasında , bulunduğu koşullarda, yararı ya da zararı olmayan diğer birçok varyasyonu da meydana getirebilir ve onları daha sonraki döllere aktarabilir.(Nötral Mutasyonlar)
şimdi 8. soruya değinmek istiyorum. Yaratılış kuramlarına göre, Evrim kuramı kutsal kitaplara ve dinlere aykırıdır; kutsal kitaplar, insanların ve hayvanların birdenbire yaratıldığını söylemektedirler. Evrim, termodinamiğin ikinci kanununa aykırıdır. Kaosdan düzen oluşamaz ve entropi sürekli artar, enerji boşluğa yayılır. Bu nedenle evrim yanlıştır, çünkü evrimin gerçekleşmesi için, entropinin zıt yönünde hareket eden bir güç gereklidir. Ã?yleyse evrim gerçekleşemez, entropinin ters yönündeki bu etkiyi ancak bir "yaratıcı" gerçekleştirebilir. Atmosferdeki düşük helyum miktarı, dünyanın genç olduğunu gösterir. Eğer dünya 4.5 milyar yaşında olsaydı, daha fazla helyum olması gerekirdi; çünkü helyum, uranyumun bozunmasından ortaya çıkar. Uzaydan dünyaya düşen meteorit kökenli toz, yılda 14 milyon tondur. Eğer dünya ve ay 4.5 milyar yaşında olsalardı, üzerlerinde 30-50 m yüksekliğinde toz olması gerekirdi. Dünya 10 bin yıldan daha yaşlı olamaz, bunu manyetik alanı doğrulamaktadır. Ã?ünkü manyetik alanı her 1400 yılda bir yarılanarak azalır. Halbuki Evrim Kuramı dünyanın 4.5 milyar yaşında olduğunu söylemektedir. Bu yüzden arada fark var birisi kabul ederken birisi de bunun olmadığını savunuyor.
11. soruya gelince valla inkar etmek yada kabul etmek sadece bilgi kazandırır yada kaybettirir. Bu benim düşüncemdir.
Umarım biraz yardımcı olmuşumdur