Page 14 of 50

Posted: Sun Dec 25, 2005 5:00 am
by Lord Necros
On Kasaba savaşında, kasabayı savunmak için canını veren kimselerin kurdukları tuzaklar arasında en çok kendileri ile övünmelerine neden olan tuzak bir "şeytan Kapanı"ydı. Tuzak tek bir etken ile çalışıyordu. O etkende...

Finrod yavaşça yerden kalktı ve yırtılmış olan kulağından akan kanları eli ile bastırmaya çabaladı. Kırılmış dişleri ayaklarının dibinde duruyordu ve dönen başı yerdeki kırık diş parçalarını görünce daha fazla dönmeye, midesi bulanmaya başladı.

Zorlukla yeniden yere otururken nefesini düzenlemeye çalıştı ve ardından yeniden ayağa kalkarken artık eskisi kadar iyi olmayan görüşü ile etrafına baktı. Diğerlerini nedense göremiyordu. Başı ağrıyordu. Dönüyordu... Midesi bulanıyordu. Dudakları arasından kan akmaya başladı.

Finrod yavaşça öne doğru bir adım attı ve nefesini düzenlemeye çalıştı. Bir anlık görüşü düzelir gibi oldu ve ardından bir kaç adım ileriye doğru bir sarhoş gibi yürüdü. Adımları yamuk yumuktu ve zorlukla nefes alan Finrod şimdi dengesinin yerine geldiğini fark ediyordu.

Ã?ne doğru bir adım daha attı. Görüşü de düzeliyordu.

Bir adın daha attı. Nefes alış verişi düzeliyordu.

Tek bir adım daha ve derken tüm iyiye giden durum saptı.

Ayaklarının altında ki toprak zeminin kaydığını hissetti ve ardından zorlukla kendisini geriye çekti. Toprak hızla kaydı ve şimdi kayan toprak ile açılan çukurun içine doğru çekildiğini hissetti. Ã?ukur onu hızla çekerken bir yandan da kumlar sanki yeniden kayarak üzerini kapatıyordu.

Eller kumlara tutunmaya çabaladı ve kumlar kaydı. Kumlar parmakların arasından akarcasına kaydı ve uğursuz bir hışırtı ile çığlık atmak için açtığı ağzına doldu. Kumların içinden çıkan böcekler kumla birlikte ağzına doğru doldu ve gözlerinin etrafını sardı. Kum kapladı ve yuttu.

Civarda ne bir çığlık ne de bir ses vardı.

Finrod vücudunun içerisine giren, içten kemiren bu ufak böcekler ile sarsıldı. Kumların arasında, ince kumların arasında kıvrandı, kıvrandı ve böcekleri atmak için zorlukla kımıldattığı elleri ile etini parçalamaya başladı. Dersini parçalarken çığlık atmaya çalıştı ama bu sefer kumlar yeniden ağzına doldu ve başka böceklerde kumlarla birlikte içeriye girdi. Nefes alamamak onu zorladı, kasılmalar vücudunu kapladı. Titredi, titredi ve titredi... Sonra durdu...

İnce kum çukurunun üzerinde, yutan kum tuzağının üzerinde tek bir beden parçası dahi kalmamıştı. Tek bir hareket, tek bir var oluş yoktu ve Finrod"dan geriye hiçbir şey kalmamıştı...

Posted: Sun Dec 25, 2005 5:02 am
by Lord Necros
Horcoel en sonunda iç hesaplaşmasını bitirip artık yere oturmaya yüz tutmuş olan toz bulutuna doğru ilerlerken birden bire Finrod"u gördü. Onu görebiliyordu. Eldarin"in büyüsü etkisini yitirmişti.

Finrod ise onu fark etmemiş gibiydi. Yaralar içinde ayağa kalkıp ilerlemeye çalıştı. Bir adım. Sonra bir adım daha. Ve sonra bir adım daha... Horcoel gülümseyerek Finrod"a yardım etmek için ileri bir adım attı.

Yerde bir anda büyük bir çukur oluştu ve Finrod çukurun içine kayarak gözden kayboldu. Bir an sonra ise çukur tamamen kumla dolmuştu. Horcoel ise dehşet içinde yardım etmek için öne atıldı ama artık çok geçti. Kumda en ufak bir kıpırdanma bile yoktu. Ve dahası, az önce açılan çukurun tam önünde duruyordu. Ã?ne bir adım daha atarsa o da Finrod ile aynı akıbeti paylaşacaktı. Ama o sırada Horcoel"in, sürekli yüreği ile çakışan zihni, ona bu ölümün onun suçu olduğunu söylüyordu. Kasabayı araştırma fikri ondan çıkmıştı. Finrod"u ölüme o sürüklemişti. Peki ya V"ladhek? Ya Harbormm? Onlar neredelerdi? Onlar da mı böyle tek bir iz bile bırakmadan kaybolmuşlardı?

Posted: Sun Dec 25, 2005 5:03 am
by Lord Necros
V"ladhek yeri kontrol ederek ilerliyordu. Ã?ne bir adım attı. Hayır, ayağının önünde veya altında bir şey yoktu. Bir dakika! Ayağını görüyordu. Demek ki büyünün etkisi geçmişti. V"ladhek, büyünün aslında Eldarin"in söylediğinden daha uzun süre etkide kaldığını fark etti. Neden böyle olduğu üzerinde düşünmedi. Nasıl olsa o uzun etki sayesinde devriyeden kurtulmuşlardı.

Başını kaldırdığında gitmeyi planladıkları eve birkaç metre olduğunu gördü. Harbormm da tam arkasında homurdanarak onu takip ediyordu. Cüce biraz aceleci davranmıştı. Neredeyse V"ladhek"e arkadan çarpıyordu ki son dakikada durdu. Ã?arpıyor muydu? Büyünün etkisi geçmişti. Bir an önce eve varıp sığınsalar iyi olacaktı.

V"ladhek tehlikenin farkına vararak daha seri bir şekilde ilerledi. Kazasız belasız eve varmışlardı. Elini uzatan V"ladhek, esef içinde kapının kilitli olduğunu fark etti.

Posted: Sun Dec 25, 2005 5:06 am
by Lord Necros
Azazel arkasına bile bakmadan savaş naraları eşliğinde evden fırladı ve orklara doğru hücuma geçti. Arkasında insan askerlerin savaş naralarını da duyabiliyordu. Orklar onu gördüğünde bir an afalladılar, ama sonra hepsi de hücuma geçtiler.

Azazel ona en yakın orka vurmak için kılıcını kaldırdı. Aynı anda orc da ona vurmaya çalıştı ama palası Azazel"in klıcını başının üzerine kaldırmasıyla zararsızca yanından geçti. O anda Azazel, kılıcı Deprem"i orka indirdi. Ork ikiye yarılırken fışkıran kan ve organ parçaları, Azazel"in üstüne bulaştı.

Adrenalinle kalbi hızlı hızlı çarpan Azazel, birkaç saniye sonra başının üstünden geçen bir okla kendine geldi. Görünüşe göre goblin yine oklarını saçmaya başlamıştı. Bu sırada ise insanlar orklarla çarpışmaya başlamışlardı bile.

Posted: Sun Dec 25, 2005 5:07 am
by Lord Necros
Yere düşen ork ayağa kalktığında güçlü bir hırıltı kopardı ve sesini kesmeden Nakh'ın üzerine elindeki baltayı kaldırmış hızlı adımlarla ve gözlerindeki alevle,öldürme isteğiyle geliyordu. Nakh kolunu kaldırmıştı kendini umutsuzca korumaya çalışıyordu ork elindeki baltayı hızla indirdi ama tökezlediği için sadece kolunda küçücük bir çizik açtı..

Yere yüz üstü düşen ork sinirle ayağa kalkmaya çalıştı ama Nakh buna izin vermedi yumruğunu içindeki gücün bütün öfkesiyle ve nefretiyle orkun kafasına öldürücü bir darbe indirdi o anda etrafa kemiklerin kırılma sesi yayıldı..

Orkun kafası yere düştü çenesi boş boş oynuyordu belli ki yüzündeki bir çok kemiği parçalamıştı Nakh. Kendi kendine şükretti ve biraz zorlanarak da olsa ayağa kalkmayı başardı..

Ayağa kalktığında tam rahat nefes almıştı ki unuttuğu bir şey vardı öldürdüğü ork diğerlerine haber vermişti güçlü böğürmesi diğerlerini tetiklemişti. Karşısına sıska ork da olmak üzere üçü çıkmıştı her biri yerdeki öldürülen cesede bakıyor ve güçlü hırıltılar çıkarıyorlardı..

"Sen ölmek.Senin bedenini parçalamak biz." dedi öndeki elinde savaş baltası taşıyan ork sinirli bir gürlemeyle..

Nakh o anda ne yapacağını düşündü durumu şu an da kritikti birden aklına diğer ikisi geldi "Acaba nerdeydiler?" diye düşündü. Diğer iki orktan da hiç bir iz gözükmüyordu ama onlardan daha önemli bir şey vardı karşısındaki iğrenç yaratıklar. Onlardan bir şekilde kurtulmalıydı burası onun sonu olamazdı..

Nakh kendisini topladı. Sanki bütün öfkesini dışarı kusmuşçasına insanın veya herhangi bir şeyin içini delip geçen sinsi bir bakışla orkları süzdü "Sonum olacaksa eğer sadece benim değil, sizinde olacak" dedi insan lisanında ve gürültülü bir böğürtü kopardı sinirli bir şekilde..

Posted: Sun Dec 25, 2005 5:54 am
by Logan
Necros_Spellweaver wrote:
Gümüşyüz ise kutsal kanından gelen gücü kullandığı zaman, uzaktaki goblinlerin, ancak kendi gözünde görülecek şekilde kırmızı kırmızı parladığını fark etti. Yaratıklarda ise böyle bir şey söz konusu değildi. Yine de Gümüşyüz bu bilgi için zamanını boşa harcamıştı. Goblinler onları görmüşlerdi. şimdi de tüm hızlarıyla Gümüşyüz"e doğru uçuyorlardı. Yaratıkların ikisi yana doğru açılırken biri ortadan hızla geliyordu. Gümüşyüz"ün etrafını saracaklardı.

Gümüşyüz Goblinlerden ortandan gelene doğru baktı ,sonra arkasına baktı Yılmax la göz göze .. geldi..
'' Kaç Ben halederim... ormanın derinliklerine kaçın...''

Gümüşyüz Sonra gelen uçan şeye tekrar baktı Okunu yerleştirdi yayına... Gözlerine bir anlık olsa kapatı kalbinden sağ koluna doğru yayılan bir bir güç sonra o güç iyilikten gelen o güç paramaklarının ucundan oka aktı (bless weapon) ve oku tamen gerip uçan şeyin üstünde ki gobline nişan aldı.ok yaydan cıktığı anda,şu sözler döküldü azından Gümüşyüzün


''Lord Orenin Adaleti ile karşı karşıyasınız ... ve yargılandınız ve cezanız ölüm,Ã?ektirdiğiniz acıların hesabını verme zamanı''

Posted: Sun Dec 25, 2005 5:56 am
by Eldarin_
Cervantes Zehiran'ın sözlerini dinledi. Sondaki anlamlı bakışları ise kaçırmamıştı. Bu bir an kafasını kurcaladı.

Sonra sandalyenin üzerinde hafifçe öbür taraftaki hanımlara döndü. Tek kaşını hafifçe kaldırdı ve onları izledi.

"Pekala, buyrun bakalım..." dedi çok ince ve kısa süren bir tebessüm ile.

Sonra yüzü tekrar ciddileşti ve kendisine sorulacak soruları merakla beklemeye başladı.

Posted: Sun Dec 25, 2005 5:57 am
by Slach
Slach gözlerini kırparak açtı. Biraz önce rüzgarını hissettiği kılıcı tutan ele bakıyordu. Göz ucuyla iki adamı da süzdü. Görünüm olarak zararsıza benziyordu ama anılar ve hikayeler uzun süre önce görünüme aldanmaması gerektiğini öğretmişti.Yavaş yavaş doğruldu ve elinin titrediğini hissetti. Hala birkaç tek eliyle de zonklayan başını tutuyordu. Slach kendine uzanan eli kibarca kabul etti ve ayağa kalkmaya çalıştı fakat yerden ayrılmasıyla yere oturması bir olmuştu.

Bir süre daha yerde oturdu ve etkinin azalmasını bekledi. bir sefer daha ayağa kalkmayı denedi. Bu sefer başarmıştı ama bir ağaca yaslanmak zorunda kaldı. Elinde kılıcıyla üzerindeki örmcekleri temizleyen adama bakıyordu şimdi. Slach ilk sözlerin adamdan gelmesini bekledi ve sessizliği adamın '' Dünyaya hoş geldiniz efendim. Adım Maxmillan ve du da Denial.'' sözleri bozmuştu. Slach anladığına dahil başını salladı. KEndini konuşamayacağı kadar garip hissediyordu. Bütün ağrıların yanında bir bulantı vardı ve giderek de artıyordu. Slach ağaca destek almak için tutunarak arkaya doğru kustu. Kusmayla birlikte ayaklarıda boşalmıştı ve elleriyle ağaacı sıkı sıkı kavrayarak dengesini korudu.

Arkasını döndü ve şimdi daha dik duruyordu ama kusmanın yanında getirdiği titreme hala vücudunu etkiliyordu. Kafasını kaldırıp iki adamın yüzüne baktığında bir tiksinme izleri gördü. Ağzı hatta pelerini bile kumuk olmuştu. Eliyle ağzını sildi. Kustuktan sonra kendini daha iyi hissetmeye başlamıştı. Fakat hala kanında zehirin dolaştığını biliyordu. Slach adama bakarak

- Benim ismimde Slach...( Biraz duraksadı. Eliyle midesini tutuyordu. Biraz sonra söyleyeceklerini düşünerek yünüze acı bir gülümseme yerleşti) Hayatımı kurtardığınız için çok teşekkürler.Sanırım nefes alamamı size borçluyum.... Evet bu arada evet on kasabadaydım ve ormanı biraz araştırmak istemiştim. sanırım biraz dikkatsizim. Sizler de mülteci kampına mı gidiyorsunu

Slach tek başına bırak ata binmeyi ayakta duracak enerjiyi kendinde zor bulurken tek başına bu tehlikeli yerden gidebileceğini hiç sanmıyordu. Yolcuların vereceği cevabı büyük bir umutla bekledi. Tek çaresi ve güvencesi onlardı.

Posted: Sun Dec 25, 2005 6:31 am
by Yener
Nakh bir yandan karşısındaki ork ları süzüyor bir yandan'da diyer iki ork'un nereden çıkabileceklerini tahmin etmeye çalışıyordu.Birazdan karşısındaki üç orkla dövüşürken zihnini boşaltması gerekecekti buyüzden hızlı düşünmesi ve seri hareket etmesi gerekiyordu.Nakh bir anda orkları ormanın içlerine doğru çekmeyi planladı,bu şekilde kendine bir avantaj sağlayabilirdi belki.Larek Nakh'a "bir dövüş sırasında hertürlü objeyi ve koşulu kullanmasını tavsiye etmişti" şimdi oda öyle yapacaktı ormandan bir şekilde yararlanmalıydı.


Nakh orklara doğru baktı ve ork lisanında konuşmaya başladı "siz var korkak olmak,hadi siz bana gelmek siz siz sanki birer ork olmamak siz bir goblinden bile daha korkak olmak".Nakh bu konuşmayı yaparken aynı zamanda ormana doğru yavaş yavaş geri çekilmeye başladı,beş adım ardından on adımdaha en uygun zamanı beklemeliydi saldırmak için.Nakh orkları dahada sinirlendirmeye çalışıyordu,sinirli bir kişinin hareketleri kontrolsüz olurdu ki birde bunlar ork olursa dahada kontrolsüz olacakları kesindi.Nakh manastırdaki eğitim yılları sırasında öfkeli saldırıların nasıl bir kontrolsüzlük ve zayıflık yarattığına pek çok kez tanıklık etmişti.


Nakh geri çekilirken aynı zamanda etrafı dinliyordu ortadan kaybolan diyer iki ork un yerini işitme duyusu sayesinde tespit etmeye çalışıyordu.Aynızamanda gözlerini karşısındaki üç orktan ayırmıyordu.Nakh üç adımdaha geriledi ve sonra durdu.Ormanın içlerine çok fazla ilerlemeside dez avantaj olabilirdi çünkü ormanın içinde ne veya neler olduğu belli değildi.Nakh şu anda iki farklı tip düşmanla karşı karşıya gelmek istemiyordu.Nakh orkları küçümseyen birkaç söz daha sarfetti ork dilinde "siz elflerde bile daha zayıf olmak,elflerden bile daha çelimsiz olmak siz savaşçı var olmamak".Nakh orkların en çok sinirleneceği şeyleri sarfetmişti nefret ettikleri ırklarla özdeşleştirerek aşşalamıştı onları.


Nakh,orklar ona saldırıya geçmek için atıldığı an onlara hiç saldırı şansı vermeden karşı saldırıya geçecekti.Nakh çok sakin bir şekilde orkların hareketlerini gözlüyordu.Nakh herzaman her koşul karşısında soğukkanlı davranacak bilgeliğe sahipti ve bu özelliğini herzaman korumaya kararlıydı.

Posted: Sun Dec 25, 2005 9:49 am
by Rhonin
Vladhek kapıya elini attı yavaşça,kapı kilitliydi biraz zorladı " lanet kapı açılsana! " dedi sinirle ve harbormm'a dönüp " galiba kırmamız gerekecek!.. " dedi sinirli sesiyle biraz geriye çekildi aklından bir sürü şey geçiyordu ya tuzakdıysa..Ya kapı açıldığında oklar fırlayacaksa..Veya herhangi bir şey olacaksa..

V'ladhek'in düşünecek zamanı kalmamıştı " Harbormm dikkatli ol eğer tuzaksa en azından sana bir şey olmasın biraz geride dur " dedi derin bir nefes aldı,aslında yaptığı aptallıktı ama başka eve giderse tuzağa yakalanma şansı büyüktü veya başka birileri tarafından görülme şansı vardı..

Gerildi ve ayağıyla güçlü bir şekilde kapıya tekme attı.Kapı açılmamıştı ve kapıda toplanmış kül parçaları uçuşup etrafta hafif bir duman yarattı..V'ladhek derin bir nefes aldı yanında derin bir iç çekme sesiyle..

Tekrar gerildi ve bütün gücüyle önündeki yamulmuş kapıya vurdu..Açılmasını umarak..

Posted: Sun Dec 25, 2005 3:56 pm
by Sylvos
Harbormm paladinin görünmez olduğunu umarak belli bir mesafeden ayak izlerini takip ediyordu. Fakat, onlar eve varmadan görünmezlik kaybolmuştu. Cüce savaşçısı önce Vladhek' in topuğunun yere inişini gördü, sonra kendi perçinli ayaklarını...

Bir anlık şaşkınlık ve hayret ile Harbormm tökezledi ve neredeyse Vladhek' in üzerine düşüyordu. Kendini son anda kontrol ederek dengesini kazandı.

"Eğer biz görünmez değil isek; Finrod' da öyledir" dedi sakin bir şekilde omuzu üstünden arkasını kontrol ederek.

Fakat hiçkimse yoktu, yerde sadece kan izleri görünüyordu.
Belkide..
Ölmüştü...

Ya da hala görünmez idi..

Harbormm tedirgin bir şekilde Vladhek' i takip ediyordu. Az kalsın birkez daha dalgınlığı yüzünden ona çarpacaktı ki, kendini durdurdu. şimdi evin kapısının önündeydiler. Vladhek kapıyı açmaya çalıştı ama bu başarısız bir şekilde sonuçlandı. Görünüşe göre, kapı kilitli idi. Vladhek kapıya öne bir tekme attı, kapıdan sadece hafif bir toz dumanı havalandı..

"Bunu bana bırakmalıydın! Birkaç adım gerileyiş ve iyi bir tekme ile onu paramparça edebilirdim." diye yakındı Harbormm, Vladhek kapıyı ikinci bir kere tekmelerken.
Tuzak dolu sokağı geride bırakmışlardı, en azından burası daha güvenli olacaktı. Fakat nedense hala tedirginliği hala geçmemişti.
Finrod' un tehlike altında olduğunu düşünüyordu..

Posted: Sun Dec 25, 2005 4:50 pm
by Gorath
İlyamain'in görmeyen bakışları Cervantes'in sesinin geldiği yöne döndü ve kız derin bir nefes alarak üzerinde ki şaşkınlığı atmaya çalıştı. Sonra önce titreyen ama gittikçe resmileşen bir ses ile "Ben bir zamanlar İondaria elçisi olan ama şimdi bir Oren inananı ve rahibi olan İlyamain, Lord Cervantes." dedi ve devam etti. "Belki hatırlarsınız, bir kaç ay öncesinde sizinle Lordum Oren'in tapınağında tanışmıştık. Siz ve tapınak şövalyeleri On Kasabaya gitmeden önceydi."

İlyamain'in eli şimdi koltuğa çıkmış, yanında uyumakta olan Kurtarıcı'nın başındaydı. "O zamanlar sizi görebiliyordum Lordum ama şimdi anlayabileceğiniz gibi geçirdiğim bir hastalık sonucu kör oldum ve göremiyorum. Her neyse... Bununla yaşamaya alıştım. Konuya gelirsek bu hastalığı atlattıktan sonra uzun bir yolculuğa çıktım ve şimdi bir neden ile geriye döndüm. Sizlerden birini bulmaktı amacım. Bir... bir bilgi için sizlerden birisini bulmaya geldim..."

Az önce Kurtarıcı'nın başında olan eli göğsüne gitti ve orada bir delik varmışçasına kavradı. "İçimde bir boşluk hissediyorum Lord Cervantes. Buna bir anlam veremiyorum ama büyük bir boşluk hissediyorum. Tanrımın yanımda olduğunu biliyorum ve bunu sorgulamıyorum ama neler olduğuna bir anlam veremiyorum. Sanki... sanki bu güne kadar hiç olmadığım kadar yalnızım. Gözlerimi kaybettiğimde ve yurdumu terk ettiğimde bile böylesine bir yalnızlık hissetmemiştim lordum. Sizlerden birisinin buna bir anlam verebileceğini düşündüğüm için buradayım. Tanrım Oren orada ama sanki... sanki orada değil..." Gözlerinden yaşlar dökülmeye başlamıştı. "Tanrıma dua ederken... Tanrıma dua ederken bir gariplik hissediyorum ve bir boşluk sanki ruhumu dağlıyor. Lütfen söyleyin bana Lord Cervantes, sizde bu şekilde mi hissediyorsunuz?"

İlyamain elleri ile yüzünü kapattı ve ağlamaya başladı. Kurtarıcı ise bu ses ile birlikte uyanmış ve başını kızın dizine koymuştu.

Posted: Mon Dec 26, 2005 10:05 am
by Eldarin_
Cervantes karşısındaki konuşmaya başladığında ona daha dikkatli bakmaya başlamıştı. Birkaç ay önce kendisiyle görüştüğünden bahsediyordu. Geçen birkaç ay boyunca o kadar çok şey yaşamış o kadar çok şeyle yüzleşmişti bu kör bayanı gözü hiçbir yerden ısırmıyor gibiydi. Bunun ardından seçilmiş sözleri kaçırmamak için bayana odaklandı ve sözlerini dinlemeye başladı. Söyleceklerinin oldukça dikkat çekici olacağını ummaktaydı.
"İçimde bir boşluk hissediyorum Lord Cervantes. Buna bir anlam veremiyorum ama büyük bir boşluk hissediyorum. Tanrımın yanımda olduğunu biliyorum ve bunu sorgulamıyorum ama neler olduğuna bir anlam veremiyorum. Sanki... sanki bu güne kadar hiç olmadığım kadar yalnızım. Gözlerimi kaybettiğimde ve yurdumu terk ettiğimde bile böylesine bir yalnızlık hissetmemiştim lordum. Sizlerden birisinin buna bir anlam verebileceğini düşündüğüm için buradayım. Tanrım Oren orada ama sanki... sanki orada değil..." Gözlerinden yaşlar dökülmeye başlamıştı. "Tanrıma dua ederken... Tanrıma dua ederken bir gariplik hissediyorum ve bir boşluk sanki ruhumu dağlıyor. Lütfen söyleyin bana Lord Cervantes, sizde bu şekilde mi hissediyorsunuz?"
Cervantes sözler birer birer kulaklarına dolarken İlyamin'e daha da acımaya başladı. Fiziksel kayıplar ağır bir şekilde önemsenecek şeyler değildi. Ama manevi boşluk. Evet bunun acısı gerçekten büyük yara veriyor olmalıydı. Maneviyatsız yaşayamacağına inanması bunu kavramaya kolayca imkan tanıyordu.

Sonra Cervantes'in gözleri dolmaya başladı. Karşısındakinin duyduğu acı onun için anlatılmaz boyutlardaydı. Ve bununla beraber Cervantes'ten yardım istiyordu. Cervantes ise bununla, kendini büyük vebal altında hissetmekteydi. Bu, onun üzerine bindirilmiş büyük bir yüktü. Açıkçası böyle bir durumla karşılaşacağı hiç aklına gelmiyordu.

"Kendini bir çöldeymiş gibi hissediyorsun, çölde ve yalnız. Kimse seni duymuyor. Hissettiklerini hissetmeye çalışmak dahi bana büyük ürperti veriyor İlyamin. Değil ki yaşamak.
Ama söylediklerinin tam tersine, Tanrı Oren'in elleri tüm kullarının üzerinde. Ve hiç şüphem yokki seninde üzerindedir.
Lakin onun elini hissedememen, onun gözlerinin üzerinde olduğunu görememen...Bu gerçekten işinden çıkılmaz bir durum gibi geliyor bana.

şimdi bana söyler misin İlyamin, efendin için neler yaptın şimdiye kadar. Ve neler yapıyorsun ona bağlılığını göstermek için. Efendimizin istemediği davranışlardan herhangi birini gerçekleştirmene ihtimal vermememe rağmen, bu manevi hissizliğe neden olan birşeyden şüphe duyuyor musun? Bana çöldeki bu yalnızlığının öncesinden ve sonrasından bahseder misin?"

Ve Cervantes pür dikkat dinlemeye başladı...

Posted: Mon Dec 26, 2005 3:36 pm
by Gorath
İlyamain ellerini yüzünden çekerek gözyaşlarını durdurmak için cebinden çıkarttığı bir mendili kullandı. Duyguları uzun zamandır onu boğuyordu ama şu anda... şu anda kendisini bırakmıştı. Kendisini bırakmıştı ve bu zayıflığından dolayı pişmanlık duyuyordu. Ama içindeki ağlamayı sürdürme isteğine de karşı gelemiyordu.
şimdi bana söyler misin İlyamin, efendin için neler yaptın şimdiye kadar. Ve neler yapıyorsun ona bağlılığını göstermek için. Efendimizin istemediği davranışlardan herhangi birini gerçekleştirmene ihtimal vermememe rağmen, bu manevi hissizliğe neden olan birşeyden şüphe duyuyor musun? Bana çöldeki bu yalnızlığının öncesinden ve sonrasından bahseder misin?"
Bir an Cervantes'in sözlerini dinledi ve ardından "Tanrımın istemediği hiçbir şeyi yapmam Lordum." dedi ve devam etti. "Savaşçı bir halktan geliyorum Lordum ve savaşçı halkım beni bir kör olduğum için terk etti. Bizim halkımız neredeyse hepsi savaşçı olan kadınlardan oluşuyor. Yönetimimiz bile kadınların elinde. Ben ise... ben ise onların arasından bir kör olduğum için sürüldüm efendim. Onlar için savaşa arzu duymak yetmiyordu. Onlar için savaşmak gerekiyordu..." Gözlerinden dökülmeye başlayan yaşları bu sefer durdurmaya çalışmadan konuşmaya devam etti. "Söyler misiniz bana Lordum; Halkı tarafından dışlanmış, hayatta sevdiği tek kişiyi kaybetmiş, savaşmaya arzu duyan ama savaşamayan ve..." Eli kurtarısının başında gezindi. "...ve şu köpekten ve ruhunda ki bağlılığı sonsuz olan Tanrısından başka kimsesi olmayan bir kız nasıl olurda Tanrısının bir isteğine karşı gelir? Bunu yapamam Lordum. Ben Tanrımın hiçbir isteyine karşı gelemem." Gözyaşları yeniden bir musluktan akarcasına dökülmeye başlamışlardı. Sanki içinde ki o boşluktan dökülen bu göz yaşları o boşluğu daha da derinleştiriyorlardı. Her şeye rağmen nefesini tutarak göz yaşlarını elinde ki mendile sildi ve vücudunu dikleştirdi. şimdi ağlamasını kesmişti. İçinde ki ağlama isteğini bastırdı ve ince sesi odada yankılanırken "Tanrım için varım, savaş için varım, ölüm için varım... Hayatımı Tanrımın yoluna adadım... Adaletin yolundayım..." dedi.

Yanında ki köpek başını kaldırıp kıza bakarken İlyamain göremediği Cervantes'e hitaben "Kör olduktan sonra öğrendiğim en önemli şey ne biliyor musunuz Lordum? Ruhum ile savaşmayı ve ayakta kalmayı öğrendim. Artık Tanrımın yolunda ruhum ile savaşıyorum."

Posted: Tue Dec 27, 2005 5:02 am
by Darkgnome
logan wrote:Gümüşyüz Goblinlerden ortandan gelene doğru baktı ,sonra arkasına baktı Yılmax la göz göze .. geldi..
'' Kaç Ben halederim...''
*Evet evet!*

Kendisinin ormanın içinde yalnız olmasının yanında o kahramanların orada durup ta yaratıkla karşı karşıya gelmeleri onun suçluluk duygusuyla yüzleşmesine sebep oluyordu ama bu suçluluk duygusu korkusunu bastıracak kadar büyük değildi. Ancak bu kara tenli elfin onun yanına gelmesi ki, bu ırktan birinin kendi tarafına gelmesini daha önceden isteyeceğini hiç düşünmezdi, onun suçluluk duygusunu oldukça azaltacaktı.
logan wrote:ormanın derinliklerine kaçın...''[/color]
*Ne!*

Arakasına uzayıp giden ancak kendisinin daha önce sadece tepeden görmeyi düşündüğü bu orman kim bilir ne gibi tehlikeler barındırıyordu, hele ki böyle bir zamanda. Onların yanında daha güvende olacağı kesindi her ne kadar bela onları bulmuş olsa da belaya alışkın kişiler gibiydiler.
logan wrote:Gümüşyüz Sonra gelen uçan şeye tekrar baktı Okunu yerleştirdi yayına... Gözlerine bir anlık olsa kapatı kalbinden sağ koluna doğru yayılan bir bir güç sonra o güç iyilikten gelen o güç paramaklarının ucundan oka aktı (bless weapon)
Hastlisch elini tekrar çuvalına daldırdı ve bu sırada gözlerini dalların ve çalılıkların arkasında kalan yaratığa doğrulttu. BU dallar ve çalılar olmasa daha rahat göreceği kesindi ama bu görmemesi aslında onunda zor görülüyor olduğunu gösteriyordu. Uçan bir yaratık olduğu belliydi ve kanatları da vardı. Uçuş hakkında oldukça bilgili olan gnom hemen kafasında bir plan gerçekleştirdi.

Sağ elini çuvalının içine daldırdı ve o sırada uçan yaratığa bakmaya devam etti. Sonra eline aradığı şey gelmeyince bu sefer çuvalın içine bakarak aramaya başladı. Bu da gayet normal olarak işe yaramayınca iki elini birden kullanarak arama işine koyuldu. Kazanı, aracı, kuşu ve şimdide çuvalı onun sözünü dinlemiyordu. Neden diğer büyük büyücüler gibi sözünü geçiremiyordu ki?

Sonunda aradığı eşyaları buldu ve dışarı çıkarttı. Bir adet minyatür hedef tahtası ve acayip görünümlü bir tatar yayı. Bunların hemen ardından ise bir beze sarılı bir şey. Bezi açtığında ortaya içi sıvı ile dolu bir tüp çıktı.
logan wrote:ve oku tamen gerip uçan şeyin üstünde ki gobline nişan aldı.ok yaydan cıktığı anda,şu sözler döküldü azından Gümüşyüzün


''Lord Orenin Adaleti ile karşı karşıyasınız ... ve yargılandınız ve cezanız ölüm,Ã?ektirdiğiniz acıların hesabını verme zamanı''
Tüpü acayip görünümlü tatar yayını gerip, yanına koyduktan sonra yanındaki minyatür hedef tahtasını eline aldı. Ve beklemeye. Onlar burada bir sorunla karşılaşırlarsa onlara yardım edecekti hem de kendi buluşlarını ispatlama şansına sahip olabilecekti. Belki de yardıma ihtiyaçları olmasa dahi yardım ederdi.