Page 19 of 48

Posted: Thu May 27, 2004 3:41 am
by Firble
Firble yeni gelen şahsı görünce bakışları değişir gözlerinde hüzün vardır. Gorath der. Lordumun eski şovalyesi. Eğer kabul edersen lordumun sana son bir hediyesi olacak son bir hediye.. Cehennemde çektiğin acıları unutacaksın ve eğer istersen geriye deneyimler kalacak. Neler olduğunu bilecek ama orada yaşadıklarının neden olduğu acıyı hissetmeyeceksin. Hediyeyi kabul edip etmemek sana bağlı.. Herşey için en baştan yaşanan her şey için çok üzgünüm. Keşke benim için zamanı geri çevirmek mümkün olsaydı ama ne yazık ki böyle bir şeye izin yok Ölümün şovalyesi.

Posted: Thu May 27, 2004 4:58 am
by Gorath
Cüce Firble'a bakar ve "hediye ne?" diye sorar. "Savaşlar sırasında kullanabileceğim bir artifact ise alabilirim!" Gözleri kısılır ve cevap bekler.

Posted: Thu May 27, 2004 5:11 am
by Firble
Cehennemde geçirdiğin on yıl
İstersen bu on yılın hafızandan silinmesini saalayabilirim. Sadece kitaptan okumuş gibi bir şeyler aklında kalacak. Ve eğer istersen orada edindiğin savaş deneyimlerine zarar vermeden bunu yapabilirim. Bu gücümün ciddi bir bölümünü harcamama neden olacak. Bir süre bir hafta kadar rahiplik büyüsü yapamayacağım. Ama sanırım senin yaptıkların karşılığında......... Gnom bir an dalar ... Sonra devam eder... Çok da önemli değil. Sonuçta orada çektiğin acıları hafızanda tekrar tekrar yaşamak zorunda değilsin.. Sana en azından bu kadarını borçluyuz.

Posted: Thu May 27, 2004 2:39 pm
by Gorath
Cüce Gorath bir an dalar ve geçmişi düşünür. Orada çektiği acıların hepsini zihninde yeniden yaşıyordur. Sonra yeniden Firble'a bakar ve başını iki yana sallar. "Hayır!" der. "Orada çektiğim acılar benim gerçek bir savaşçı olmamı sağladılar. Onların silinmesine izin veremem!" Yeniden geçmişe dalar ve düşünceleri bir başka yaratığın onu köşeye kıstırdığı bir zamana gider. Onu oradan Lord Oren kurtarmıştır ve bu anıların silinmesi demek Lord Orene saygısızlık demektir!

Posted: Thu May 27, 2004 4:32 pm
by Firble
Neler yaşadığını ileceksin sadece yaşadığın acıları tekrar tekrar hissetmeyeceksin. Sana tekrar emin misin diye sormak istiyorum.

Posted: Thu May 27, 2004 5:54 pm
by yeminer
Ve hanın kapısı açılır. İçeriye orta boylu ciddi yüzlü bir adam girer. Etrafına bakınır ve kendisi için uygun bir masa arar, biraz sonra köşedeki bir masa dikkatini çeker, kuytu ve boş. Ama daha sonra oraya gitmekten vaz geçer ve hanın ortalarına doğru bir masaya oturur. Hancıyı arar gözleri...

Posted: Thu May 27, 2004 6:02 pm
by Gorath
Cüce içeriye giren yeni adamı fark eder ve çalı gibi kaşlarını çatarak adamı incelemeye başlar...

Posted: Thu May 27, 2004 6:08 pm
by Palisdan
Palisdan cücenin orda yaşanan olayları izler ve Lord Oren'in oynadığı oyunlarda nasıl ikna edici olabildiğini düşünerek gülümser. Acaba kimin oyunu daha zekicedir; kurbanın mı yoksa zanlının mı? Aklına gelen şarkıyı söyler:

Bir zamanlar varmış atını canı gibi seven bir şövalye,
At da at hani yaşamasa ozanlar ona yazarlar efsane,
Kıskançlık konusu olmuş aynı ahırda yaşayan seyisine,
Hırs yapmış bu seyis atın zekasını geçmeyi kendisine

Bir gün yolculuk yapması gerekmiş şövalyenin piyade,
Dağa tırmanacakken insan işe yararmış attan ziyade,
Ã?ağırmış seyisi, demiş atımı özleyeceğim buram buram,
Ben yokken ona iyi bak, her ne kadar bundan hoşlanmasam

Onun peşinden binmiş ata, oysa ata binmesi kabahatmış,
At da silkelenip bu nankör seyisi sertçe sırtından atmış,
Bir de çifteleyince artık birkaç ay seyisten yana rahatmış,
Seyisin niyetiyse dönünce intikamdan alacağı o tatmış

İyileşince ilk iş atın samanlarına katmış ot uyku verici,
At direnmeyince artık olabilirim rahatça dermiş binici,
Samanlar verildikten sonra yere serilmiş at, bizimki
Salak seyisse anlamış uyuyan ata binilmez anca şimdi

Tam da o sıra yolculuktan dönmüş hasret çeken şövalye,
Seyis vah demiş, ilkin atı ister anlar onu uyuttuğumu diye,
Derken şaşmış seyis, ot yemiş takliti yapan at kalkıverince,
At da başlamış seyisin fendine gülmeye pardon kişnemeye


şarkısını bitirdikten sonra hanın ortalarında oturan yeni gelen adama doğru yönelir: "Ã?atlak Kazan'a hoşgeldiniz bayım. Yiyecek veya içecek bir şeyler ister miydiniz?"

Posted: Thu May 27, 2004 6:32 pm
by Firble
Ã?yle ise teklifimi reddetiniz Gorath.. Sadece şunu bilin ki eğer bir gün ihtiyacınız olursa ozan firble size yardımcı olmak için elinden geleni yapacak. Gnom hüzünlü bir şekilde handan çıkar. İçinden umarım cehennemde ona acı çektiren yaratıklardan birine dönüşmekten kurtulur diye düşünmektedir. Ama artık onun yapabilecek bir şeyi kalmamıştır. Belki de Gorath için tüm bu olanlar yeni bir sınavdır. Çok çok ufak da olsa bir ihtimal geçme umud olmalı diye düşünür Firble.. Ã?yle olmalı.. Ama artık onun yapabileceği hiçbir şey yoktur. Handa yapabileceği bir şeyde yoktur.. Oradan uzaklaşır.

Posted: Thu May 27, 2004 9:14 pm
by Unholy
Hanın kapısında beliren şık giyimli siluet yavaşça içeri ilerledi. Etrafını süzdü, beyaz saçları arkasında toplanmış, önünde fuları olan oldukça şık bir gömlek giymiş adam dikkatle etrafını süzdü. Siyahın ve kırmızının tonlarının hakim olduğu giysinine tezak oluşturan kemik saplı kılıcı belinde asılı duruyordu.
Cüce dostunu gördü ve yavaşça onun masasına ilerleyerek yanında oturdu.

- Selamlarım Onur dostum nasılsın... Sanırım ziyartetçilerin vardı...

Yüzünde hafif bir gülümseme oluşutuğunda gözleri uzaklaşan Gnome'a odaklandı. Tekrar başını kaldırdı ve hancıya işaret etti.

- Soğuk şarap ve meyve lütfen...

Posted: Thu May 27, 2004 9:30 pm
by Gorath
Cüce homurdanma şeklinde birşeyler mırıldandı. Tek anlaşılabilir kelime "Gnomelar..." olmuştu. Sonra yanına gelen dostu unholy'e selam verdi ve hanın ortalarında bir masaya oturmakta olan yeni gelen diğer adama tekrar bakarak "Bu adamda ne kadar sessizmiş?" diye sordu. "Ã?enesini bıçak açarmı dersin?" Yeniden homurdandı.

Posted: Thu May 27, 2004 9:32 pm
by Azalin
firan, üstad firble ın uzaklaşmasıyla birlikte, içeriye giren tipten diyara geldiği günden beri hoşlanmıştı. adamda güven ve huzur vermeyen bir tavır vardı. ayrıca firble ın arkasından gülümsemesinide kaçırmadı.

firan onları daha iyi görebilmek için sandalyesini düzeltti ve bir yandan yemek yerken bir yandan Unholy ve Gorath ı izlemeye başladı.

Posted: Thu May 27, 2004 9:39 pm
by Unholy
Bir an için Cüce'e baktı ve tekrar hanın diğer köşelerini süzdü. Bir an için onlara doğru bakan adama baktı. Başı ile hafifce adama bir selam verdi. Tekrar Cüce'e döndü.

- Sakin olman gerek Cüce dostum...Unutmaman gereken şudur gereksiz sinir başına dert olacaktır.

Posted: Thu May 27, 2004 10:01 pm
by Gorath
"Haklısın Unholy!" dedi cüce yanında oturan arkadaşına. Bakışları yerdeydi. "Ama bazı zamanlarda hayatımı kurtaranda sinirim oldu!"

Aklı geçmişe gitmişti. Bakışları yerdeydi ama düşünceleri cehennemde bir yaratık tarafından tuzağa düşürüldüğü o gündeydi. Bir kız cehennemde ondan yardım istiyordu ve gittiğinde onun bir cehennem yaratığı olduğunu fark etmişti. Cehennem yaratığı ona saldırırken kandırılmanın öfkesi ile onu haklamıştı. Oysaki canavara yenilmek üzereydi.

İçini yeniden kaplayan o sıkıntı ile baş etmeye çalıştı ve bir bira isteği ile eski dost majentaya bağırdı.

Posted: Thu May 27, 2004 10:18 pm
by Unholy
Gözlerini kapattı ve bir kaç söz mırıldandı içinden şovalye dikkatle ve özenle seçilmiş özel bir dilde. Boynundaki kolye hafifce ışıldadığında bir Drow kadınının silueti belirdi masanın kenarında. Acı çeken bir yüz ifadesi ile bakını.

- Serbest bırak beni...

Sesi sislerin ardından gelirmiş gibi acı dolu ve dağınıktı. şovalyenin yüzündeki donuk ifade değişmedi ve gözlerini odakladı kadına.

- Cüce dostuma merhaba de sevdiğim...