Öeliğin Kardeşliği (Rp Ekranı)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
MaNiak
Gölge Ustası
Posts: 492
Joined: Sat May 17, 2003 10:00 am
Location: Luskan
Contact:

Post by MaNiak »

yartığın fark ettiği şeyi fark etmiştim ve hemen birşeyler yamam gerekliydi
bir müttefik bir müttefikti başka bi zaman benim arkamı kurtarmak için ölse bu durumdakinden çokdaha yararlı olurdu iki kolundaki silahlarını da açtı ve atış yaptı
sorada yaratığın ne tepki vereceğini bekledi
Eldarin

Post by Eldarin »

RP DIşI NOT:Ops burada bir anlam karmaşası olmuş sanırım.

1.)Maniak yaratık derken kimden bahsediyorsun. Hellfire dan mı?

2.)Raziel. Aygırla düelloya girmekten mi istiyorsun?

Not.)Maniak ve Raziel farklı bölgelerdedirler ve başlarından apayrı olaylar geçmektedir.
Mesajlarınızı açık bir şekilde tekrar atarsanız sevinirim arkadaşlar...
MaNiak
Gölge Ustası
Posts: 492
Joined: Sat May 17, 2003 10:00 am
Location: Luskan
Contact:

Post by MaNiak »

ben hellfiredan bahsettim drow u kurtarmak için ama arkadaş üstüne alınmış olcak
Eldarin

Post by Eldarin »

Dev gergedan Raziel in kendisine hızla gelmesine karşılık olarak savunma pozisyonuna geçmiş ön boynuzunu sağa sola agresifçe savurarak içgüdüsel olarak Raziel i kendisinden uzak tutmaya çalışıyordu.

Raziel kılıçlarını çekti. Gergedana doğru ilerlemeye başladı.

Gergedan üzerine yaklaşan adama karşı savunma durumuna geçti.

Ã?n boynuzunu dikine alarak kendisine keskin silahıyla yaklaşan adama doğru koşturmaya başladı. Boğazından metalik bir böğürtü çıktı, ardından Raziel in üzerine doğru hızla şarja geçti.

Toprak yere her basışıyla ritmik olarak titremekteydi...

*********************************************

Maniak kollarını her iki yana açtı. Açtığı gibi kollarının çevresine altlı üstlü yerleştirilmiş arbaletler iki tarafa doğru açıldı. Yüksek zanaat ve işçilik ile oluşturulmuş özel kolluklar metal çubuklar ve kopçalar ile desteklenerek arbaletleri burada sabit tutuyordu ve tepme şansını azaltıyordu. arbaletlerin içine yerleştirilmiş boltların herbiri rakibin ölümcül noktalarına saplanacak özel bir dizayna sahipti. Gölge Dansçısının elinde bu silahlar, daha da ölümcül silahlara bürünüyorlardı.

Maniak kenara açılmış kollarını hemen önünde yanyana getirdi. şimdi kollar birbirine paraleldi ve dimdik havada hızla süzülen iblisvari yaratığa doğrultulmuştu.

Maniak ın elleri boltları ateşleyecek kısımı sertçe kavradı, aynı anda tetiklenecek silahların tepkisine hazırlıklı olmak için omuzlarını dikleştirdi sağ bacağını geriye doğru kırdı. Nişan aldığı nokta Hellfire ın gövde bölgesiydi. Kanatları ile eklem bölgelerini özellikle hedef almıştı, böylece rakibine büyük bir sürpriz yapacaktı.

Hellfire tüm nefreti ile Krayns ın peşinden ilerlerken bedenini yakan müthiş bir acı ile dengesini kaybetti. Arbaletler aynı anda boşalmış ve dev yarıiblisi gövdesinden vurmuştu. Hellfire ın üzerinde bir bolt vardı. Bir ölümcül boltta sağ kanadının yumuşak dokulu yüzeyini yırtıp geçmişti.

Hellfire yatayda bir parabol çizerek bedenini sola kıvırdı ve arkasına döndü. Kapkara kıllı bedeni şimdi Maniak ın karşısındaydı. Hellfire, hemen tümseğin önünde kendisini yaralamış olan cılız kimseye baktı. şimşeklerin, yıldırımların hortumların boğduğu göğe derin bir nara bıraktı.

Krayns gerisinden gelen gürültülü haykırışı duymuştu, geriye baktığında kapkara bedeniyle korkunç bir iblis gördü, iblis ileriye odaklanmış deminki narasına son vermiş ve bir büyünün sözlerine başlamıştı...

Krayns ileride bir başkasını daha görüyordu. İnce ama zarif duruşuyla dimdik iblisin karşısına geçmiş bir başkası.
Krayns ın sezileri bu adamın, ormanın içersinden hızla çıkan ve bir gölge gibi önce kendisini izleyen, ardından kendini bir anda kaybettirerek Krayns ın elinden kurtaran adam olduğunu söylüyordu...
Eldarin

Post by Eldarin »

Mygnor sorunlu ve nispeten amaçsız büyücünün büyü malzemelerini karıştırdığını görünce kinestetik olarak savunma pozisyonuna geçmişti. ama büyücü ters bir hareket yapmadan tepelik sırtlardan ayrıldı. Bu onu memnun etmişti. Ne idüğü belirsiz çapulcuların buralarda gezinmesi kafasını bozuyordu.

Sonra yeniden işlerinin başına döndü Mygnor. İşçilerle beraber harabeleri düzenlemeye devam etti. Kendisine verilmiş flamanın manası ise hala muammaydı. Bunu sonra düşünmeye karar veren usta savaşçı kafasını kurcalayan onlarca soru ile beraber barakaları ve geçici çadırları kurmaya koyuldu.

**************

"Haydi beyim... Dinlenmelisiniz. Sabah erkenden çalışmanıza devam edebilirsiniz. Lakin kendinizi bu kadar tüketmeyin. Barakalardaki yatacak yerinizi hazır ettik. İşçilerin çoğu uyudu. Sizde uyusanız fena olmayacak..."
İyice ilerlemiş gecenin karanlığını elindeki ışıyan kandil ile kendilerinden uzak tutan ustabaşı Mygnor u imrenerek izlemekteydi. Üstad saatlerdir durmaksızın çalışıyor, tepelik sırtları düzene sokmaya çalışıyordu. Ustabaşının sözleri ile doğruldu Mygnor. Belinde müthiş bir ağrı vardı, bunun etkisiyle yüz hatları önce buruştu, sonra sıkılarak gerildi. Üzerinde müthiş bir yorgunluk vardı, ellerindeki bandajlar kararmış, yırtılmıştı. Parmaklar nasır tutmuş, bileği ile elini birleştiren noktada birleşmiş kaslar savaşçının durması ile beraber müthiş bir ağrıyı Mygnor a tattırmıştı.

"Ahhhhhhhhhhhhh..." dedi derinden Mygnor... Evet dinlense fena olmayacaktı.
"Pekala Loran... Barakalara gidelim..." dedi sade bir şekilde. Belini tutarak ustabaşının elinde tuttuğu kandil ışığı ile beraber barakalara doğru yol aldılar.

Tüm işçiler yatmıştı, kimileri çadırların içinde, kimileri barakalarda yatmaktaydılar. Bu barakaların en gerisinde de Mygnor un kendi barakası bulunmaktaydı. Diğer barakalara göre daha büyüktü içerde önemli birilerinin kalıyor olduğunu belli ediyordu.

Mygnor ustabaşını yatacağı çadıra uğurladıktan sonra kendisi de çapraz yönden çadırların arasından dolaşarak kendi barakasına ilerlerledi.

Barakaya girdiğinde sadece yatması için yatak ve yanyana birleştirilmiş iki masa ile beraber önüne konmuş bir sandalye gözüne ilişmişti. Kenarda duran çift kapılı dolaba sırt çantasındakileri boşaltmıştı.

Mygnor üzerindeki kirlileri çıkardı, sade bir gömlek ve rahat bir altlık giydi. Yorucu geçen günün ağırlığını yatağa bıraktı ve pekte huzurlu olmayan bir uykuya dalıverdi...

****************

şafak söktükten yarım saat sonra Mygnor yeniden uyanmıştı. Savaşçı, ücudunun her bir noktasını yorgun hissediyordu. Sanki kemikleri birbiri içine geçmiş kasları ezilmiş, lifleri kopmuştu. Savaşçı yorgunca ayağa kalktı. Üzerindekileri çıkarttı ve tekrar eski püskü giysilerini kuşandı. Barakaların hemen gerisine stoklanmış su galonlarının başında toplanmış işçilerle beraber elini yüzüne su çarptı, kendine geldi. Herkesin yemeğini yediği yemekhaneye yöneldi, kahvaltılık birşeyler atıştırdı.

Yemeği sona erdiğinde tekrar çalışma vakti gelmiş demekti onun için...Harabelerin olduğu yere doğru ilerlemeye koyuldu...

Mygnor harabelerin bulunduğu tepeliğe tekrar çıktığında doğudan gelen bir grup görüverdi.Grup aşağı yukarı 10 12 kişiden oluşuyordu ve dosdoğru tepeliğe doğru yaklaşmaktaydılar.
Mygnor o tarafa doğru yöneldi. şimdi 3 5 işçi daha yanına gelmiş, tepeliğe yaklaşanları izliyorlardı.

"Ne yapak efendim?..."
"Bekleyelim sadece...Kim olduklarını, ne için buraya geldiklerini henüz bilmiyoruz..."
"Yağmalamaya gelmiş olmasınlar?"
"Bilemem...Böyle bir şey olursa elbette karşı durarız. Ama her halükarda onlarla konuşma taraftarıyım. Ã?ünkü yapmak istedikleri yağmalamaksa bunu yapamayacaklarını bilmeleri gerekir. Bize saldırmaya cüret edebilirler belki, ama harabelerin altında hala yaşayan birileri var. Ne kadar isterlerse istesinler onların karşısında duramazlar...Ã?ünkü harabelerin altında yaşayanları canlı tutan birşeyler var. Uyanık olan birşeyler..."

Grup yavaş yavaş yaklaşırken Mygnor önden ilerleyen beyaz cüppeliye takıldı. Sakallı ve beyaz cüppeli...
o anda aklına tek bir isim geldi, heyecanla ismi dışa vurdu...

"Eldarin!..."

Mygnor ile beraber yolculuk ettiği yıllar boyunca Eldarin hep sakal bırakmıştı. Bu Eldarin i Mygnor un gözünde tanınır kılmıştı.
Mygnor barakasından kendisine getirilen kınına asılmış kılıcını almadan bayıraşağı koşturmaya başladı. Gelenin Eldarin olduğundan emn bir şekilde o tarafa doğru yöneldi.

Eldarin tepelik sırtlardan onların bulunduğu tarafa doğru yönelen kimseyi görmüştü. Biraz durduktan sonra bunun Usta Mygnor olduğunu anladı. Kalın sakallarının ardından yüzüne bariz bir gülümseme yerleşti.

Mygnor kendilerine yaklaşırken Eldarin gruba döndü.

"Geldiğinde Usta Mygnor u selamlayın yoldaşlar. Gençliğimi beraber geçirdiğim büyük bir silah ustasıdır kendisi. Dışardan göründüğünden kat kat fazla saygıyı haketttiğini unutmayın. Hatta benden bile..."

Sonra kafasındaki heybesini çıkardı, uzun saçlarını geriye doğru saldı. Her parmağında birer ikişer yüzük dolu parmaklarını kıvırdı, kollarını iki yana hafifçe açtı.

"Sanırım..." dedi Eldarin Mygnor onu duyacak seviyeye gelmişken bağırarak.
"İlk kez geç kaldım...Ama buradayım..."

Eldarin hafifçe tebbessüm etti.

"Fhil Nak'rath del Yuth rene Mygnor..."

Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Eldarin ve Büyücülük kulesi grubu Savaşçıların Mabedi harabelerine varmışlardı...
MaNiak
Gölge Ustası
Posts: 492
Joined: Sat May 17, 2003 10:00 am
Location: Luskan
Contact:

Post by MaNiak »

yaratığın bir buyuye başladığını anında farkeder ne olduğunu merak edicek kadar zamanım olmayabilir ve bunu farkındadır hemen keselerimden birini açar ve üstü çamur kaplı kavuçuk 4 tane topu çıkartır üzerlerinde continous light olan 4 topu da yere vurur çamurlar dağılır aybeb biraz sonra dağılıp yok olucak büyü gibi çünkü çamurlar dağıldığı anda 4 tane ışık saçan küre ortalıkta hoplayıp zıplamaya havadaki yaratığa doğru uçuşup parlamaya başlar. MaNiak bunu yeterli bulmaz ve her ihtimale karşılık topları yere vururken yüksek yerin arkasına doğru bütün gücüyle sıçrar bir iki havada bir iki takla atar ve bir kade edasıyla dört ayak üstüne iner.
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
Contact:

Post by Horcoel_Baator »

Yırtık pırtık mavi elf pelerini esen rüzgarda dalgalanırken ve ne kadar bakımsız göründüğünü sanki yüzüne vururken yarımelf hüzünle gözlerini kısarak Eldarinin yanında ilerlemeye devam etti..Hüzün diye düşündü içinden..Eskiden sadece çevresi için üzülen paladin artık sevdiginden ayrıldığı için hüzünlüydü..Onu biranönce bulması gerektiğini biliyordu ama Eldarin ve diğerlerine yardım etmesi gerektiğine zorluyordu kalbi kendisini..Onu bir intikam savaşçısından paladine çeviren kalbi..

Herneyse diye geçirdi zihninden bunlar geride kalmıştı ve artık kendisine çizdiği yol belliydi gerisini ancak kader gösterecekti..

Bir saat kadar ilerleyişten sonra Harabe olarak adlandırılan yere varmışlardı..Yol bitiminde Eldarin in Mygnor adındaki bir silahustasından ve onu selamlamamız gerektiğini söyleyişini dinledi..Bakışlarını sertleştirdi ve kendinden emin bir şekilde kafasını olumlu anlamına gelecek şekilde aşşağı yukarı salladı..Saygı..Bir paladin herzaman herkeze karşı saygılıdır diye geçirdi içinden..

Umarım tanrılar yazgımın sonuna sana kavuşmayı ekler sevdiğim..Diye düşündü ve Eldarinin haykırışını dinledi..[/i]
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Beckett
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 523
Joined: Wed Oct 19, 2005 10:00 am
Location: underworld
Contact:

Post by Beckett »

Bulamıyordu,o lanet tabletleri bulamıyordu.Deli gibi arıyor her yeri tarıyor ama hiç birşey bulamıyordu.Efendime layık değilim diye düşündü,"o bana görev veriyor ve ben yapamıyorum" dedi kendi kendine.Daha hızlı ve seri aramaya başladı şimdi,ne pahasına olursa olsun bulmalıydı bu tabletleri.

Sonra bir böğürtü ile yerinden zıpladı.Duyduğu korkunç nara ile etrafına bakmaya başladı ve hemen arkasındaki devasa iblisi gördü.Hemen o simsiyah kılıcını eline aldı.Sanki bir refleksmiş gibi eli ona gitmişti.Kİmdi bu lanet iblis?Nereden ortaya çıkmıştı?Kimiç için buradaydı?Gibi sorular oluştu Krayns'ın kafasında.Sonra bir anda kafasından birçok şey geçti.Düşmüş tanrı Azalin'in mabedindeydi etraf yıkılmıştı ve içinden bir iblis çıkıyordu.Kısa bir süre sonra kafasında şimşekler çaktı,olmazdı bu imkansızdı.Eğer duydukları doğru ise ve yanılmıyorsa-ki yanılmayı çok isterdi-bu İntikam Tanrısı Azalin'in seçilmişi Hellfire'dı.Mabete dolaşan bir dedikoduydu.Ve sadece duymuştu Krayns,yani mekan doğruydu,bu iblisi başka bir yerde beklemek aptallık olurdu.

Sonra diğer kişiyi gördü,iblisin dönük olduğu kişi,onu buraya çeken silüeti.İblis ona dönmüş durumdaydı ve kıpırdanmadan bişeyler mırıldanıyordu.Muhtemelenen büyü yapıyor diye düşündü Krayns.Kafasından bir ses bırak hiç karışma dedi,bu senin kavgan değil kendine gel ve tanrının sana verdiği göreve odaklan dedi.Bir an mantıklı gelmişti bu ses ona ama sonra düşününce,iblis bu adamı öldürdükten sonra Krayns'a yönelecekti.Burası onun eviydi ve evine girmiş bir hırsızı çokta iyi karşılamazdı.Adamın işi bittikden sonra kesinlikle Krayns'a yönelecekti.

Ve tekrar o muazzam ses kulaklarını tırmaladı.Efendisi tekrar ona seslenmişti."Öldür o iblisi lanetli askerim,öldür ve efendine kurban et.O değersiz kanı ile yıka kendi bedenini".Krayns'ın içine bir güç geldi,sanki kutsamıştı onu efendisi.Kılıcını önünde tutmuş bir şekilde yürümeye başladı.Bir yandada fısıltılı bir şekilde "tabi efendimiz,tabi öldüreceğim onu" dedi.Sonra yavaştan hızlanmaya ve koşmaya başladı.Kılıcı hala göğüs hizasında iblisi gösteriyordu.Bir yandanda içinden efendisine yakarıyordu Krayns;

"Yardım et efendimiz yardım et.Bu değersiz kuluna güç ver,senin için saldırıyorum bu iblise.Bana güç ver ve senin için kalbini çıkartıyım bu değersiz yaratığın.Bana güç ver ve kutsa efendim ,lanet ordusunun be lanetli askerini kanınla kutsa TANRIM ..."

Krayns'ın drow işi çizmeleri çamurlu toptakta basacak yerleri kendisi seçiyor gibiydi ve en küçük bir ses çıkarmıyordu.Gittikçe yaklaşıyordu iblise devasa beden sanki dahada büyümüştü.

Ve iki drow boyu kaldığı zaman zıpladı Krayns,kılıcı hala önündeydi.İblisin tam ensesini hedeflemişti o siyah kılıç.Helfire'ın arkası hala dönüktü ve arkasından yaklaşan drow belkide ölümü olacaktı devasa iblisin.Zıpladığı anda içinde birşeyler oldu Krayns'ın,tek bir şeyi düşündü,tek bir varlığı;

Apocalypse'yi ve şu iki söz geçti kafasından;

"Apocalypse için"
Bu İsaret Kaos Tanrısının
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
Eldarin

Post by Eldarin »

DM'İN NOTU:

Eldarin ve grubu Mtgnor ile buluşu savaşçıların mabedine gittikten sonra Mygnor burada olan bien herşeyi Eldarin ve dostlarına anlatır. Oren in sesinden ve Eldarin ile beraber 10 kasaba ya dönmeleri gerektiğini duyar.

Bunun ardından tüm grup üyeleri beraber Eldarin in Mass teleport büyüsüyle 10 kasaba dolaylarına varacaklardır.

Derslerimin yoğunluğu nedeniyle RP sini yazamadım arkadaşlar kusura bakmayın. İşlerim tekrar azaldığında uzun uzun yazıp RP sini buraya postalayacağım. Kıyamet RP sinin gecikmemesi amacıyla bunu yaptım...

Ã?eliğin Kardeşliği Savaşçıların mabedi harabelerinde olan herkes 10 kasaba bölgesine ışınlanmışlardır...

SONSUZ GÃ?NEşİN KORUYUCULARI-RP HAKKINDA BİLGİLENDİRMELER-
Eldarin

Post by Eldarin »

Maniak arbalet atışlarının hemen ardından iblisvari yaratığın kendinisini farketmiş olduğunu gördü. Bu durumla beraber muhtemelen yaratık ona yönelecekti, bunun içinse hazırlıklı olması gerekiyordu.
Bunun için önce geriye doğru sıçrayan Gölge Dansçısı demin birdenbire ortaya çıkmış olduğu tümsek alana tek hareketle zıplayıverdi ve burada kendisi için uygun arbede pozisyonuna geçti.

Bu sırada Hellfire yere inmişti, kanadını yarıp geçen boltun verdiği acı mazzamdı. İleride duran cılıza ise haddini bildirmeliydi. Bunun için iblis kanının verdiği büyüsel güçten faydalanarak cehennem dilinde birkaç söz çıkıverdi Hellfire ın dudağından.

Krayns dev yarıiblisin ilerideki bir başkasına döndüğünü gördü. İçinde kabaran yoketme isteği ile silahını çıkardı ve Hellfire ın üzerine koşmaya başladı.
Bu sırada içinde kabararak artan savaşma isteği ile Hellfire ın üzerine koşmaya başlayan Krayns çift taraflı kılıcını hemen önüne almıştı ve yarıiblise tüm gücüyle saldırıyordu.
Hellfire sözcükleri söyler söylemez gözünün odaklandığı noktaya, hemen önüne bir karanlık topu yerleştirdi.

Krayns çift taraflı keskin kılıcını Hellfire ın arkasından omurlarına saplamadan hemen önce.

Hellfire bu ani ve beklenmedik saldırı ile bir anda çılgına dönmüştü. Bir anda içindeki zaptedilemez öfkenin kollarına güştü. Boğazından keskin bir çığlık çıkıverdi.

Yarıiblis delirmişti...şimdi tüm ölümcüllüğüyle ikiliyle karışı kaşıyaydı...

NOT: Yapacaklarınızı bundan böle round by round yazın Maniak ve Krayns. Ona göre bende oyuna hakemlik edeyim...
MaNiak
Gölge Ustası
Posts: 492
Joined: Sat May 17, 2003 10:00 am
Location: Luskan
Contact:

Post by MaNiak »

ben her akşam netteyim netten oynayabiliriz yada eğer uygun olmassak belli bir süre bekledikten sonra ne yaptığımı yazıcam
Beckett
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 523
Joined: Wed Oct 19, 2005 10:00 am
Location: underworld
Contact:

Post by Beckett »

Krayns hala içinden dua ediyordu.Ã?ünkü tanrısı buradaydı ve kılıcına yön veriyordu.Onun savaşmaktan ve dua etmekten başka çaresi yoktu.Efendisinin varlığı ona güç veriyordu.Onun kaos ve katliam duygusu ile savaşıyordu Krayns.*O*nun için saldırıyordu.Ve *O*nun için savaşıyordu.

Kılıcını soktuğu yerden çekti Krayns.En az 3 metrelik olan iblisin böğürtüsü drowu biraz çekindirmişti ama anlarını tereddüt ile geçiremezdi.şu anda çok kritik bir durumdaydı ve tekrardan iblisin dev bedeninin arkasındaydı.Hemen ileride karşısında olan savaşçıyı hedef alarak kendine has drow büyüsünü kullandı(Faerie Fire).Ã?ünkü kendisi şu anda çok dezavantıjlı durumdaydı,iblis hemen yanındaydı ve onun dikkatini başka bir yöne çekmek zorundaydı.Başka çaresi yoktu.Sonra iblis daha arkasını dönmeden yaralı olan bölgeye saldırısını gerçekleştirdi,kesin ve ani bir saldırıydı.Tüm gücü ile saldırıyordu(cleave).Bu arada ağzından bir kelime çıkıyordu,bu sefer sesiz değil herkesin duyabileceği bir şekildeydi;

-Apocalypse için!!!

Klıcını orta kısmına,eline değinceye kadar sokmuştu,soktuktan sonra hafif yan çevirdi ve geri çekti.Dev iblisin hafifde olsa acısını arttırmak istiyordu.Artık yapılacak tek şey iblisin aşırı tepkisini beklemekti.

Kılıcını önünde tutarak savunma pozisyonuna geçti(Dodge) ve şu cümleleri fısıldadı;

-Kutsa beni Apocalypse kutsa ki senin için öldüreyim şu düşmüş seçilmişi.Kutsa beni....
Bu İsaret Kaos Tanrısının
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
MaNiak
Gölge Ustası
Posts: 492
Joined: Sat May 17, 2003 10:00 am
Location: Luskan
Contact:

Post by MaNiak »

kryns kılcını iblise sokarken iblisin büyüsünün ve bozulmuş olması drowların karanlık kürelerinden yararlandı MaNiak önce sağa doğru zarif bir yuwarlanış sergiledi sorada iblisin dikkatini iyice dağılmış olmasından yararlanarak onunsolundan üzerine atlamaya yeltendi ama apocalips için sözleriyle duraksadı bu duraksama neredeyse ölümüne sebep oluyordu ama aklı şaşmıştı apocalipsin sawaşçılarından birin kurtarmak içinnmi kendini riske atmıştı ??????????

ölümün eşiğinden döndü tekrar eski zamanlarda bir çok defa olduğu gibi

en sonunda ise iblis arkasını döndüğünde yerden herzamanki zarif sıçrayışlarından biriyle tek hamlede havalandı ve ayaklarının üzerine indi

iblis onu unutmuştu tamamen ona bu acıyı yaşatan sawaşçıya yoğunlaşmıştı tüm hiddetini gözler önüne sermek için davrandı

MaNiak ise eski dostlarından birine başvurdu açık silahlarının keskin kenarlarını kullanarak iblisi kesmeye dans etmeye başladı
Raziel_Zauvirr
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 79
Joined: Mon Sep 26, 2005 10:00 am
Contact:

Post by Raziel_Zauvirr »

Kontrolü içindeki savaş canavarına terk etmişti.Raziel elindeki çift taraflı kılıcı İkiz Darbe yi döndüre dündüre aygırın üstüne atıldı.Kılıcını aygırın boğazına doğru salladı...
Nindyn vel'uss kyorl nind ratha thalra elyhinn dal lil alust.
Eldarin

Post by Eldarin »

Raziel İkiz darbe ile hemen 5 metre ilerisindeki aygıra doğru koşmaya başladı. Aygır içgüdüsel olarak karşısındakini kendisinden uzak tutmaya çalışıyordu, bunun için Raziel e tehdit olarak önboynuzunu gösteriyordu.

Raziel ise buna aldırış etmedi. Ã?nce sol sonra sağ ayağıyla iki büyük adım attı, ardından çift taraflı kılıcını aygırın geniş boğazını nişan alarak savurdu.

İkiz darbe havada dar bir yatay çizgi çizerken aygır boynuzuyla ileri atılmış ve Raziel e karşı saldırıya geçmişti. Fakat aygırın saldırısı başarısız kaldı, bu sırada da çift taraflı kılıç boynunu boylu boyunca kesişti.

Kılıç boynun üzerinden geçtiği anda gri deri yarıldı ve hemen ardından dışarı delicesine kan püskürmeye başladı.
Aygır başını sağa sola delice sallamaya başladı, bu sırada kılıcın boynuna saplanmasının verdiği acı ile bçğürmekteydi.

Defansı düşmüştü fakat şimdi hayvansı içgüdülerinden ötürü dengesizleşmişti...

NOT: Raziel bana karakter kağıdını yolalrsan combat daha temiz bir şekilde devam eder. Aygır sana karşı çok düşük bir zar attığı için vuramadı, öbürtürlü büyük karambolde kalacaktık. AC ni bilmiyordum çünkü...
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests