Page 3 of 29

Posted: Sun May 21, 2006 3:11 am
by Lord Necros
Yanındaki iki bina da üçer katlıydı, ama bulunduğu taraftaki duvarlar dümdüzdü. Erober’in buradan tırmanması gerçekten de zordu.

Dışarıda bir hareketlilik sezinledi Erober. Mültecilerde ciddi bir hareketlilik vardı. Nedenini az sonra gördü. Tapınak şövalyelerinden beş tanesi oradaydı. Üçü mültecilerle konuşup kağıtlara bir şeyler karalamaya başlamışken, ikisinin gözü sürekli çevreyi kolaçan ediyordu. Erober bu ikisinin kendisinin peşinde olanlar olduğunu fark etti.

Posted: Sun May 21, 2006 3:13 am
by Lord Necros
Adamın tek kaşı kalktı. “Siz kimsiniz mi? Buraya kadar geliyorsun ama kimin kim olduğu konusunda hiçbir fikrin yok, öyle mi?” dedi adam şüpheyle. Sonra kağıda eğildi ve elindeki kalemle kağıda bir şeyler yazdı. “Ben tapınak şövalyesi Earl Wiccinthash. şimdi lütfen yaşını, geldiğin yeri, doğduğun yeri ve mesleğini rica edeyim. Eğer annen, baban, karın veya çocukların varsa lütfen onları buraya çağır.”

Sorgulama herkes için seri bir şekilde devam ediyordu. Kağıtlar hızla doluyordu. Gecenin körü olmasına rağmen cadde yoğun bir uğultuyla kaplanmıştı. Ã?yle ki çevredeki evlerin bazılarının pencerelerinde uykularından uyanmış şehir ahalisi görülebiliyordu.

Posted: Sun May 21, 2006 3:38 am
by AZaZ3L
Aradığı hanı bulamayınca içinden bu tiksindirici şehre bir küfür etti..Küfürü bittiği anda ise sanki şehir onun bu küfürüne alınmışçasına bir inilti duydu..İnilti nin geldiği yöne bakarken gözleri Ã?eşmenin yanında duran şekilde kenetlendi..
Jui yavaşça adam doğru yaklaştı..Yürüyüş tarzı hernekadar rahat görünsede aslında bir okadar dikkatliydi.

Adamın 2 metre kadar yanında durdu..Hafifçe boğazını temizleyip adamın dikkatini çekmek istedi..Ama büyük ihtimalle adam zaten onun çoktan farkındaydı;

''Sanırım şimdi istediğim şeyi söyliyeceksin...Bana ayrıntılı bilgi ver..Bilgi herzaman işimi kolaylaştırır....''

Adamın vereceği cevabı sabırsızlıkla beklemeye koyuldu...Bu son işi olacaktı ve bunun temiz bir şekilde bitmesini istiyordu...

Posted: Sun May 21, 2006 6:47 am
by FrontsideAir
Sinirle bir anlığına gözlerini kapatıp içinden küfürler sıraladı Erober, sanki o küfür edince adamlar yok olacakmış gibi. Gözlerini açıp şövalyelerin hâlâ orada oldularını teyit etti, ardından kafasını kutunun altına indirerek düşünmeye başladı.

Eğer orada durmaya devam ederse uzun süre onu bulamazlardı ama hem eninde sonunda bulurlardı hem de sonsuza kadar orada duramazdı. Acilen para bulmalıydı ayrıca. Tehlikenin nerede olduğunu biliyor olması bir avantaj olabilirdi ama karşısındaki tek tehlike onlar değildi. Kendisini arayan başkaları da olabilirdi, bu yüzden onların hareketini bekleyecekti bir süre. Eğer harekete etmezlerse veya üzerine doğru gelirse başka bir plan uygulayacaktı..

Posted: Sun May 21, 2006 7:21 am
by demarch
Necros_Spellweaver wrote:Dakikalar birbirini kovalarken Celdar sessizce izledi. Atlılar, Celdar’ın görüş sınırına kadar ilerlyor, sonra tekrar geri dönüyorlardı. Bu da Celdar’ın içeri girmesi için ona oldukça az bir vakit veriyordu ve bu durumda bile girişteki beşli kendisini yol dışından şehre girerken görebilirdi.

şehrin çevresinde bir surun varolmaması Celdar için büyük avantajdı; ama eğer şehrin tüm sınırları bu atlılar gibi kontrol ediliyorsa o zaman durumu oldukça zordu.

Atlılar ve girişteki bekçiler hiç de sıradan şehir muhafızlarına benzemiyorlardı. şehir muhafızları muhtemelen uykulu olurlar ve zorlukla ayakta dururlardı. Ama bu adamlar bırakın ayakta duramamayı, dimdik, mağrur bir edayla duruyorlardı. Dolayısıyla bunları atlatmak, uyku sersemi şehir muhafızlarını atlatmaktan daha da zor olacaktı.

"Bu muhafızları atlatmak çok zor olacak" diye mırıldandı Celdar kendi kendine. "Burdan girmek de öyle..."

Başka bir yerden şehre girmek daha kolay gibi görünüyordu. Atlıların gidişini gözledi Celdar ve onların aksi istikametine doğru ilerledi. Diğer muhafızların onu görmemesi için dikkatli ,atlılara yakalanmayacak kadar da hızlı hareket etmeye çalışıyordu. Sağda solda herhangi bir muhafız görmediği herhangi bir yerden şehre girmeyi deneyecekti. Acele etmesi gerekiyordu çünkü çok oyalanmıştı ama yine de dikkatli olmalıydı. Birilerine kıyafetini ve dövmelerini açıklaması çok uzun sürebilirdi...

Posted: Mon May 22, 2006 3:42 pm
by esen
"Arkadaşıma gelince..." diye devam etti George "O aslına bakarsan benim çocukluk arkadaşım. Onu baban da tanırdı. Ama maalesef ki onunla yıllardır hiç görüşemedik. Birbirimizin izini kaybetmiştik. Bu yüzden ondan haber alınca çok şaşırmıştım."
Babasını tanıyan biriyle tanışmak için sabırsızlandığını fark etti ve hiç düşünmeden cevap verdi -" Seninle geliyorum amca." George bu cevabı bekliyor gibiydi ve başını sallamakla yetindi. Bir süre sessizlik içinde yola devam ettiler, Essonya amcasındaki bu ruh halini pek beyenmemişti tam olarak neler olduğunu bilmediğinden şimdilik sessiz kalıp gözlemlemeyi tercih etti... -"Amca yeni görev hakkında hala pek bir şey bilmiyorum, ve bu hiç hoşuma gitmiyor. Bana ne zaman anlatacaksın?" Essonya bu soruyu sormayı daha fazla erteleyemeyeceğini fark ettiği anda kelimeler ağzından kendiliğinden dökülüvermişti...

Posted: Mon May 22, 2006 11:46 pm
by celebnor
Mahtan şehri gördüğünde hayalkırıklığını gizleyemedi...Ustasının övdüğü şehir bu olamazdı ama tabelaya baktığında doğru yere geldiğini üzülerek kabul etti...yavaşça şehre doğru ilerlerken zırhların sesini duydu..ona doğru ilerliyorlardı...

ork olma ihtimaline karsı kendini savunmak için birkaç büyüyü zihninde canlandırdı...ama yakına geldiklerinde bunların şehir muhafızları olduklarını farketti

“Lord Oren adına sana emrediyorum, dur!”

Atını durduran Mahtan yavaşça başını eğerek selam verdi...

"İyi akşsamlar beyler,nasıl yardımcı olabilirim umarım bir sorun yoktur"

Posted: Tue May 23, 2006 2:19 am
by calis
Hala konaklıycak bir yer bulamamıştı.Bir han yerine çeşit çeşit dükkan vardı.Ama acilen bir han bulması gerekiyordu.şu ana kadar başına herhangi bir bela gelmemişti fakat bu gelmiyceği anlamına gelmiyordu.

Garip bir şekilde yeni çıktığı yolun sokak lambaları yanmıyordu.Yolunu aydınlatan sadece ay ışığıydı.Fakat bu yolun sonunda bir adet sokak lambası etrafındaki karanlığı aydınlatmaya çalışıyordu.Işığın hemen önünde ise elinde kase tutan yırtık elbiselere sahip bir dilenci vardı.

Estalus oraya doğru yürümeye başladı.Kim bilir belki birkaç bakır paraya han ın yerini söylerdi.Tabi akıl sağlığı yerinde ise.

Posted: Tue May 23, 2006 4:22 am
by Rhonin
Gredix soğuk kanlılığını koruyarak olduğu yerde bekledi.."Kimsin.." dedi sesi sokakta gür bir şekilde yankılanırken..Gredix olacak herşey için kendini hazırlıyordu ve karanlık sokağa girmeden bekledi.Gözleri hareket eden veya edecek herşeyi tarıyordu dikkatle etrafı izledi..

En başından bu tür bir yere gelmesi bile belki bir hataydı ama hatalara yenik düşmek..İşte o daha da kötüydü.Aklından binbir türlü şey geçiyordu ve cüppesinin başlığını kafasından çıkarmadan dikkatle etrafı süzdü...Başına gelebilecek türlü türlü şeylerin hepsi burada kesinlikle cezasını bulmazdı ta ki onlardan güçlü çıkana dek..

Sokak 5-6 metre kadar uzanıyordu.Ama zifiri karanlık onun buradan geçmesi için büyük bir engeldi.Göremiyordu ve herhangi bir şey olabilirdi orada.Boğazına şu an bile kılıç dayanması olasıydı..

Dikkatinin dağılmasını istemiyordu Gredix ve her yeri kontrol ederek bir kez daha tonlu sesi sokakta yankılandı..

"Kimsin.."

Posted: Tue May 23, 2006 4:56 am
by Yılmax
"Saol hancı, şimdilik yeterli. Bir dostumu bekliyorum, eğer zamanında gelirse burada konaklamayı düşünebiliriz." Tok bir sesle konuştuktan sonra tehditkar olmayacak şekilde sorun çıkarması muhtemel olan adamları süzdü. Bu adamlara karşı temkinli olması gerektiği gibi bir fikir yürütmüştü. Ah şu Estebin'de bir gelebilseydi!

Posted: Tue May 23, 2006 7:25 am
by Lord Necros
Tuhaftır ama adam hiç yanıt vermedi. Hatta kılını bile kıpırdatmamıştı. Yarı gölgelerin içinde, yarı sokak lambasının ışığı altında duruyordu.

Birkaç dakika böyle geçti. Adam hâlâ ses vermemiş ve kıpırdamamıştı. Ortalığı kaplayan sessizliğe uyum gösteriyordu.

Fazlasıyla uyum gösteriyordu.

Juiblex işte tam o anda adamdan soluk sesinin bile gelmediğini fark etti. Lanet adam nefes almıyordu. İleri uzanıp adamı sarstı ve adam yüz hatlarını ışığın altına sererek kütük gibi öne devrildi. Juiblex adamı kesinlikle tanımıyordu. Ama daha önemlisi, adamın sırtına saplı bir hançer vardı.

Posted: Tue May 23, 2006 7:26 am
by Lord Necros
İki şövalye bir süre kalabalığı tarayarak ilerlediler. Bakışları, kalabalıktaki her yüzü resmen delip geçiyor, ardında yatanın kimliğini bulmaya çalışıyordu. Ama olumsuz sonuçlar aldıklarında bir diğerine geçiyorlardı.

Bu şekilde on beş dakika kadar sürdü, en sonunda ikili, kalabalığı incelemeyi bitirmişti. İkisi bir süre birbirlerine dönüp konuştular. Sonra birisi caddeden aşağı doğru ilerlemeye başlarken, diğeri Erober’in olduğu sokağa doğru ilerlemeye başladı.

Posted: Tue May 23, 2006 7:28 am
by Lord Necros
Çalıların ardından ilerleyip yolun karşısına hızla ve görünmeden ilerledikten sonra, Celdar hayalkırıklığı ile atlı birliğinin bir başkasının da öbür yanda nöbet tuttuğunu gördü. Görünen o ki duvarları olmayan bu şehrin çevresinde bu şekilde dolanarak şehre kaçak girişleri önlemeye çalışıyorlardı.

Posted: Tue May 23, 2006 7:30 am
by Lord Necros
George atını sağa çevirip ilerideki bir sokağa bu sefer daha hızlı bir tempoyla girerken gülümsedi. Gözleri dalgındı. Sanki gittikleri yeri değil de, uzak bir yeri ve zamanı görüyor gibiydi. “Korkarım ki bunu ben de bilmiyorum. Tek bildiğim şey, bunca yıldan sonra benimle bu kadar acil görüşmek istediğine göre çok ciddi bir durum olduğu. Ama neler olduğunu ancak tapınağa varınca anlayabileceğiz.”

George dizginlere asıldı ve atın hızını arttırdı. Atın sokakların sert zeminine çarpan nallarının sesleri, ıssız sokaklarda yankılanıyordu. Görünen o ki George sabrını kaybetmiş, bir an önce tapınağa varmak istiyordu.

Bir başka sokaktan çıkıp yeni bir caddeye girdiği anda George ani bir şekilde dizginlere asıldı ve atı durdurdu. Essonya birkaç metre ötelerinde yerde yatan, yaralı veya ölmüş bir adamla onun başında ağlayan genç bir kadının varlığını fark etti. Kadın onları görünce yaşlı gözleriyle onlara bakarak “Yardım edin! Tanrılar aşkına kocama yardım edin!” diye haykırdı.

Posted: Tue May 23, 2006 7:32 am
by Lord Necros
şövalyeler ona doğru ilerlerken yandaki ikisi Mathan’ın iki yanına geçerek kılıçlarını hazırda tuttular. Üçüncüsü ise Mathan’ın önünde birkaç adım ilerisinde durdu.

“İsmin, mesleğin ve bu saatte dışarı olma sebebin?!” dedi önündeki şövalye emreden bir tonda. Görünen o ki insanların bu saatte dışarıda olması pek de hoş karşılanmayan bir şeydi. şövalyeler de kısa bir sorgu yapacaklardı anlaşılan.