Posted: Wed Dec 27, 2006 5:12 am
Murdoc ışığı ışınlamanın nasıl ve ne şekilde yapıldığını ben açıklayayım. Makro yapıların ışınlanması mümkün değilken, bir fotonun yani ışığın sahip olduğu kuantaların (enerji paketçikleri) ışınlanmasında başarılı sonuçlar alınmıştır. Bu deneylerde ise kuantum karmaşası adı verilen iki parçacığın birbirine bağlanarak oluşturduğu ikiz foton özellikleri kullanılarak başarılı olunmuştur.
Teneke bir kola kutusunun ışınlanması ise bana göre saçmalık. Bu tür şeyler yapay gündem oluşturmak için yapılan şeyler.
2. teorin için herhangi bir yorumda bulunmak istemiyorum. Ã?ünkü benim ilgi alanım dışında.
Philadelphia deneyinde olan şey ise tamamen ışık oyunudur. Biz cismi değil, sadece o cisimden gözümüze yansıyan ışığı görürüz. Bir filozofun gözünden bakarsak, cismi görmek yerine onu hayal ettiğimizi söylemek yanlış olmaz. Bir geminin, içindeki mürettabatı ile beraber hatayla başka bir şehre ışınlanmış olması tabii ki üzerinde spekülasyon yapacak enteresan bir teori haline gelirken, bunu üzerinde gerçekten düşünmeye değer bir konu haline getirecek nokta ise böyle bir transfer için gerekli olan enerji miktarı. Işınlama için bütün diğer zorlukları bir kenara bırakıp, sadece gerekli enerjiyi düşünecek olursak, güneşin merkezindeki mevcut enerjiden kat kat daha fazladır. Böyle bir enerji miktarının bir geminin üzerine yerleştirilecek en kuvvetli jeneratörlerle bile oluşturulamayacağını tahmin edebiliriz. Ama manyetik alanların ışığın yönünü değiştirebileceği olasılığını gözönünde bulundurursak, gözümüze kadar erişmeyen ışık nedeniyle geminin kaybolduğunu düşünmemiz mümkün olabilir. Ama gerçekte gemi kesinlikle kaybolmamıştır. Yani tamamen oluşan manyetik alanların etkisiyle geminin görünememesi olayıdır bu (ya da gerçekte olduğu yerden daha farklı bir yerde görünmüş olması veya göze yansımış olması diyelim). Bilimsel olarak açıklanabililir bir durum olmasına rağmen, bunun ihtimali de çok çok düşüktür.
celeraen senin dediğin de foton ışınlanması ki onu da açıkladım sanırım.
Bu arada artık zaman konusuna hiç değinmiyorum bile...
Teneke bir kola kutusunun ışınlanması ise bana göre saçmalık. Bu tür şeyler yapay gündem oluşturmak için yapılan şeyler.
2. teorin için herhangi bir yorumda bulunmak istemiyorum. Ã?ünkü benim ilgi alanım dışında.
Philadelphia deneyinde olan şey ise tamamen ışık oyunudur. Biz cismi değil, sadece o cisimden gözümüze yansıyan ışığı görürüz. Bir filozofun gözünden bakarsak, cismi görmek yerine onu hayal ettiğimizi söylemek yanlış olmaz. Bir geminin, içindeki mürettabatı ile beraber hatayla başka bir şehre ışınlanmış olması tabii ki üzerinde spekülasyon yapacak enteresan bir teori haline gelirken, bunu üzerinde gerçekten düşünmeye değer bir konu haline getirecek nokta ise böyle bir transfer için gerekli olan enerji miktarı. Işınlama için bütün diğer zorlukları bir kenara bırakıp, sadece gerekli enerjiyi düşünecek olursak, güneşin merkezindeki mevcut enerjiden kat kat daha fazladır. Böyle bir enerji miktarının bir geminin üzerine yerleştirilecek en kuvvetli jeneratörlerle bile oluşturulamayacağını tahmin edebiliriz. Ama manyetik alanların ışığın yönünü değiştirebileceği olasılığını gözönünde bulundurursak, gözümüze kadar erişmeyen ışık nedeniyle geminin kaybolduğunu düşünmemiz mümkün olabilir. Ama gerçekte gemi kesinlikle kaybolmamıştır. Yani tamamen oluşan manyetik alanların etkisiyle geminin görünememesi olayıdır bu (ya da gerçekte olduğu yerden daha farklı bir yerde görünmüş olması veya göze yansımış olması diyelim). Bilimsel olarak açıklanabililir bir durum olmasına rağmen, bunun ihtimali de çok çok düşüktür.
celeraen senin dediğin de foton ışınlanması ki onu da açıkladım sanırım.
Bu arada artık zaman konusuna hiç değinmiyorum bile...