Page 21 of 39

Posted: Fri Jul 18, 2008 5:42 am
by Edmond
Kral, Teemieri'ye basitçe nefret duygusu yollamıştı.

"Evet Thereon, seni dinliyoruz, sanırım güzel bir bahanen var?"

Ardından tekrar Teemieri'ye baktı.Hiç kötü birisine benzemedeği hâlde, ondan öyle bir şey?İlginç geliyordu.

"Demek senin menfaatlerin için sana yardım edeceğiz?"

Posted: Fri Jul 18, 2008 5:53 am
by catboy
"En iyisi Thereon'u bir süre ağaca bağlayıp bekletmek. Biz de o zamana kadar gençlerin getireceği yiyeceklerle karnımızı doyuyarım. Cebindeki tüm ekmekleri de alın ona da bir gıdım ayırmak yok." diye emir verdi Safiel.
"A Daylight dönmüş. Sanırım ağladığıan göre bir geyik avlamış olmalı. Scı bir deneyim bilirim. Ama bi de Kiba'yı düşününce kendi türünden birini öldürmekten bahsediyorum sanırmım onun için daha acı bir deneyim olmuştur. Bu yüzden sızlanmayı kesin. Artık bazı şeyleri anlamanın ve ciddiye almanın zamanı geldi. buraya geldik. Bir amacımız var. Aç günlerimiz olacak. Bu yüzden iznin olursa avladığın geyiğin bir işe yaraması istiyorum." dedi Daylight'a kızgın bakışlarla.
"Hiç birinizin çocuksu dertleriyle uğraşamam. Biraz olgun davranmanın sırası değil mi? Kiba'ya bakın hepimizden genç ama o bile daha olgun davranıyor. Hele burada bakıma muhtaç bir şövalye var. Kimse onla ilgilenmiyor. Kerrae daha fazla dayanamayaK. Bu yüzden ben onu iyileştirmesi için gerekli bitkileri aramaya gidiyorum. Huor benimle gel ve biraz bunları yalnız bıraklaım da düşünsünler." dedi ve ileri gitti.

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:00 am
by Starfell
sıcak etin yanında duran kuzguna baktı esmer adam kuşla hiçte iyi olmayan bir anıları vardı hali hazırda. Ardından elinde tuttuğu kılıç kemerini ölü geyiğin yanına koydu. Sırtındaki kılıçlarını çıkartıp kemeriyle aynı yere koydu. Üzerindeki giysisini çıkarttı. Simdi yarı çıplaktı hançerini eline aldı ve hayvanın derisini yüzmeye başladı. Yeni ölen hayvanın eti hala sıcaktı. Eğer şimdi derisini yüzmezse bir daha yapamayabilirdi.

İşini bitirdiğinde yeniden üzeri kan olmuştu. Kuş ona pis pis bakıyordu yada adama öyle gelmişti.

"Ne var neden bakıyosun be !! Hadi git buradan. git!! " diyerek eliyle kovmaya çalıştı hayvanı ama hayvan yerinden bir santim kıpırdamıyordu.

Esmer adam yan tarafında duran kılıca uzandı. Ayağa kalktı Ardından gözüne kestirdiği bir ağıcın dalını kesiti. çantasından bir ip çıkarttı ve kestiği dala hayvanı ayaklarından bağladı.

Adam daldan tutarak hayvanı yerden kaldırdı. Tek omzunun üzerine aldı diğer eliyle malzemelerini topladı.

"Hadi bakalım gidiyoruz uyuz şey"

dedi ve göle doğru yürümeye başladı önce kendini temizledi sonrada üzerini giyinmeden kampa doğru yola çıktı. Kuş önde adam arkada ilerlediler.

En sonunda kampa ulaşmıştı Adrian alanın tam ortasına geldi ve geyiği yere bıraktı.

Daylightı merak ediyordu acaba kıza nolmuştu. Etrafına bakındı ve iki kadını konuşurken gördü. Onlara doğru yürüdü. Yanlarına geldiğinde ise malzemelerini yanlarına bıraktı ve Miaé ya sordu:

" Acaba ateş için odun toplamak istermiydin ?? "

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:08 am
by Illyra
Daylight ayağa kalkarak saçlarını arkasına savurdu, suratında tam anlamıyla bir kuzgunun ifadesi vardı.

"Bir ölüm için - kendi elimden çıkan bir cinayet için - üzülmeme çocukluk diyorsan hiç bir şeye saygın olmadığını söylemek istiyorum."

Uzaklaşan büyücünün ardından yumuşak bir sesle söylenmeye devam ediyordu.

"Kiba büyük şeyler atlatmış. Birisini öldürmek zorunda kalmış olabilir ama kendin söyledin zorunda kalmış. Hayatta kalmak için yapmış bunu. Elbette içinde acısını taşıyordur ama sonuçta bu bir yaşam mücadelesi. Tamamen zararsız bir zavallıyı öldürmekle aynı şey değil. İstediğini yaptım büyücü ve biraz saygı gösterip bana izin ver ki, kendi acımı kendi içimde yaşayayım."

Arkasını dönüp gitmek için davranmıştı ki, orada duran Adrian'a çarptı. Burnunu ovuşturarak geri çekildi.

"Kusura bakma seni göremedim."

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:16 am
by Edmond
Huor Safiel'in peşinden giderken:

"Thereon da bizim gibi yemek yiyecek, biliyorsun değil mi?"

Sert çıkmamıştı, ama bir nevî emir cümlesiydi.

"Gidelim Safiel"

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:16 am
by CLiCKs
Miaé gülümseyerek "Tabii siz keyfinize bakın." dedi. Yanlarından yavaşça uzaklaşıyordu. Odun toplamalydı. Odundan ziyade ateş yakabilecek bir kaç dal. Ormana doğru yürüdü. Bulduğu kuru dalları topladı. Sonra ağaçtaki bir işaret dikkatini çekti. Oyularak yapılmış bir çarpı işareti. Etrafına baktı ve diğer ağaçlarda da olduğunu gördü. Sonra burasının sık gelinen bir yer olduğunu düşünerek kampa yakın taraflarda dal aramaya devam etti. Bu işaretler ona garip gelmişti. Neden odun için ağacı keseceksen işaret koyarsın. Ağaç ağaçtır. Belkide odun için kullanmıyorlardı diye düşünmeye devam etti. Sonrada düşündüklerini önemsiz bularak kafasını dağıttı.

Kamp alanına tekrar döndü ve odunları birkaç taşın içine topladı. Yakacak bir şey yoktu yanında. O yüzden birinin yakmasını bekleyerek odunları kurduğu yere oturdu. Bu arada şimdi farketmişti. Gruplarındaki sarı saçlı adam yoktu.

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:20 am
by Starfell
Adam refleks olarak kızı omuzlarından yakalamıştı.

" Beni görmemiş miydin " diye gülerek sordu kıza.

" Bu pek fazla başıma gelmez ilginç oldu " diye ekledi suratındaki gülümsemeyle.

Ardından kızın içinde bulunduğu durumu anlamaya çalıştı ve giden büyücünün arkasından baktı.

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:32 am
by Bogus
“Avlanacağımızı sanıyordum…”

“Bugna gerek yog Kiba.”

“Nerden çıktı şimdi bu? Büyücü bizi avlanalım diye gönderdi sohbet etmemiz için değil.”

“Av cogdan avlandı. Orman bize big can vergdi.”

“Sakın bana şaman olduğunu söyleme çünkü olmadığına eminim.”

“şaman degilim! Ogun sesini duymadın mı? İc organların koksunu almıyorgmusun?”

“Ne?”

“Bir ok ucdu, bir geyig düstü. Karnımız dogcak. Ava gerek yog. Fazlası isragf olurg.”

“O zaman neden burada duruyoruz? Neden diğerlerinin yanına dönmüyoruz? Bak şikayet etmek istemiyorum ama benim ormanlarla pek aram yoktur. Yani ufku göremediğim zaman zaten huzursuz oluyorum ama bu senin bir şeyi duyup da benim burnumun önünü göremediğim yerde kendimi huz.”

“şşşşş. Cok konuşma Kiba. Bu orgmanda bizden basgaları da var. Bunu hissediyorgm. Bizi gozluyorlar!” Wanga işaret parmağını Kiba’nın dudaklarına yapıştırmıştı.

Kiba dudaklarını kızın güçlü parmağından – parmağı bile nasıl bu kadar güçlü olabiliyor diye düşünmekten kendisini alıkoyamayarak- kurtardı ve bu sefer kısık olmakla birlikte konuşmaya devam etti.

“Ã?yleyse neden burada duruyoruz? Diğerlerinin yanına dönelim! Orada ölülerin diyarını mühürleyen bir büyücü, okuyla ejderha indiren bir kral ve çok daha fazlası var! Hem sonra bizi izleyen şey ..”

“Sus bahg! Big Sus! Korgsan mıgsın negsin sen?” Wanga bu sefer bütün eliyle Kiba’nın ağzını kapamıştı. Kiba debelendi ama Wanga cüssesinden ve boyundan faydalanarak çocuğu kafa kola almıştı. Biraz da çocuğun kaslarını normalde kasıldıkları yönün aksine zorlayarak ciddiyetinin altını acımasızca çizmişti. Kiba pes ettiğini gösteren bir el işareti yaptıktan sonra Wanga’nın kasları gevşedi ve Kiba’yı bıraktı.

“Saga birg şey söglemek istiyorgm.”

Kiba akıllı bir çocuktu ve çabuk öğrenirdi. Ağzını hiç açmadan devam et anlamında kafasını salladı.

“Saga hagatımı borgçluyum. Bigzim kültrügümüzde can cana borgcunu ödeyene kadarg can canı cagna baki kılar.”

“Ne demek şimdi bu?”

“Segn nereye begn oraya!”

“Eğer kafamı dönebildiğinden daha fazla döndürmeyeceksen sana şunu söylemek zorundayım… Bizim kül…”

“Kognuşma Kiba.”

“Peki.”

“Hadi digerlerinin yagına dönelim. Etin gogusu yerg değiştirdi. Ama hepsigni bitirmeyecegler. Bu bagaratlar eti saglar, kurglanmasını önler. Topla ognları Kiba” Wanga Kiba’nın üstüne bastığı narin bir ot öbeğini gösteriyordu. Kiba kendisine denileni yaptı ve iki çocuk diğerlerinin yanına doğru yürümeye başladılar.

Rhuan’lı denizci Wanga’nın arkasından yürürken düşünmeden edemiyordu.

“Acaba hiç canım yanmadan onun borcunu ödemesinin bir yolunu bulabilir miyim?”

--

Diğerlerinin yanına geldiklerinde Kiba ölü geyiği gördü ve kızın vahşi burnuna saygı duydu, sonra da uzaklalşmakta olan Safiel'in yanına gidip kısaca rapor verdi.

"Etin kokuşmasını önleyecek baharatlar avladık yüce büyücü."

Bir yandan da muzipçe gülümsemekten kendisini alıkoyamamıştı.

"Onları güçlü topuğumla ezip yakaladım!"

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:40 am
by catboy
"Aferim, evlat." dedi Safiel gülümseyerek.
"Sen de bizle gel istersen. Yaralı şövalye için bir kaç faydalı ot toplamaya gidiyoruz huor'la. Dönünce aklıma gelmişken Rappel için de küçük de olsa bir tören yaparız. Savaş esnasında ölmüş olmalı. Yoksa yanımıza gelirdi biz ışınlanmadan önce. Neyse geliyor musun?"
Kiba'nın cevabını beklerken ağaca bağlı duran Thereon'a nefret dolu bir bakış daha fırlattı. Sonra kızıl elf Teemieri'ya bakıp: "Bir ara bu Ziher casusunun icabına da bakmalıyım." diye düşündü.

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:44 am
by Bogus
"Elbette geliyorum!" Kiba sevincini gizleme ihtiyacı hissetmedi ama sevinç yerini hızlıca ekşi bir surata bırakmıştı.

"Wanga'da gelmek zorunda. Can cana bakidir gibi bir şeyler söyledi... Hayatını kurtardığım için kendisini bana borçlu hissediyor ki aslında onun hayatını kurtarmış sayılmam. Neyse... Onun da gelmesinde bir sakınca yoktur umarım?"

Wanga barbarlığının sınırlarında bir sükunetle Kiba'nın ciklemesine tahammul etti ve zümrüt gözleriyle Safiel'e "Olur mu?" diyen bir bakış yolladı...

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:46 am
by catboy
"Tabiki olur." dedi Safiel. Ama nedense Wanga ona Seren'i hatırlatmıştı birden. O da aynen böyle bakıyordu. Gözleri de aşırı benziyordu. Sonra kendini toparlayıp: "Hadi gidelim artık." dedi.

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:46 am
by Edmond
Huor Kiba'ya baktı ve gülümsedi.

"Pekâlâ, Wanga da gelsin."

Babacan bir gülümseme vardı yüzünde, genç görümsemesine rağmen.

Sonra ise Safiel'in Teemieri ile ilgili bir şey düşündüğünü anladı ama ne olduğunu bilmiyordu.Üstelik haklı olduğunu da tahmin ediyordu.

"Sanırım dostunun bize çok yararı olur, Kiba."

Posted: Fri Jul 18, 2008 6:50 am
by Illyra
Kendisini biraz aptal hissederek güldü ve elini burnundan çekti.

"Sanırım aniden arkamı döndüğüm için seni göremedim."

Ama gülmeden edemiyordu. Özüntüsünün arkasından kendisine iyi gelecek bir şeye ihtiyacı vardı ve Adrian kendisi gülümseyerek bunu sağlamıştı. Adrian'ın elleri omuzlarında asılı kalmıştı ve kız hafif seslerle gülmeye arada bir de burnunu tutmaya devam ediyordu.

Posted: Fri Jul 18, 2008 7:36 am
by Starfell
Adrianın karşısında duran kız o kadar güzeldi ki kanatsız bir melek diye düşündü iri adam. Gözleri gülümsemesi, adam yeterli tepkiyi almıştı tecrübelerine göre tam olarak burada harekete geçmeliydi. Yavaşça öne eğilerek kızın dudaklarını buldu. Kızın şaşırdığı herhalinden belliydi. Adamın kendini öpmesine izin vermişti ancak bir kaç saniye sonra kendini toparlamayı başarabilmişti Daylight.

" Ben ne yapıyorum " diye düşündü kendi kendine ve geri çekti. Dudaklarını emdi ve Adrianı süzdü.

Adam etkilenmişti ancak yeteri kadar tecrübeliydi. Kızın birşey söylemesine fırsat bırakmadan:

" Ateşi yakmayı nedersin? " diye biraz ilerde duran odunları işaret ederek kızın kolundan tutarak oraya götürdü. Ardından kızı bir yere oturtturdu ve çantasından çakmak taşlarını almak için gitti.

Posted: Fri Jul 18, 2008 7:40 am
by Bogus
"Elbette kralım. Ormanda gerçekten usta birisi. Ölü bir geyiğin kokusunu alabiliyor. şifalı otlar hakkında da bilgili. En azından çürümeye karşı olanlar hakkında... Hoş saygıdeğer bayan şövalyenin çürüyeceğinden değil de.. hani çürümeden işe yarayacak otları da biliyordur elbette."

Kiba konuşmaya başladığında denize bırakılan çıpa gibiydi. Dibi bulana kadar zincirini uzatırdı...

"Bengce bir agn önce yola koyugalım."

Kiba evet anlamında başını salladı. "Yolu gösterin kralım."