Page 22 of 67
Posted: Wed Apr 09, 2008 3:03 am
by Alenthas
"Thereon," diye düzeltti yaşlı adamı. "Peki bu 'san' da neyin nesi. Benim ismin Thereonsan değil ki? Fujiwora, Fujimara, ay yok... Fuji diyeyim ben sana en iyisi. Fuji-San"
Posted: Wed Apr 09, 2008 3:03 am
by Edmond
Huor izlemişti tedaviyi sağlam bir yöntem gibi görünüyordu, ayrıca basit bir hata bile adama zarar verebilirdi.Huor adamın kör olduğunu da farkettiğinde, nasıl noktaları bulduğuna şaşmıştı.
*Peki Fujiwara-San, siz kaç yıldır eğitim görüyorsunuz?İnanıyorum ki, kör, sizi üzmek istemedim, olmanıza rağmen, bu noktaları anlayabiliyorsunuz!*
şaşırmıştı Huor, en ince noktaları bile kör olmasına rağmen bulabiliyorsa birisi, Huor'u da gözü kapalı yenebilirdi!
Posted: Wed Apr 09, 2008 3:10 am
by Tersyuz
Fujiwara tekrar ayağa kalktı ellerini kavuşturup eğilerek konuştu.
"Çok özür dilerim Thereon-San izminizi yanlış telaffuz etmişim."
Sonra öyle eğik kaldı bir süre geçince Thereon "Yok önemli değil.." dediğinde
"Çok sağolun Thereon-San. San anadilimden kalma bir alışkanlık, sizdeki bey, bay ya da efendi gibi."
Sonra Huor'a döndü:
"Doğrusu akupunkturu gözlerimi kaybetmeden önce öğrenmiştim ama zaten bu sanatta gözlere ihtiyaç yoktur, noktaları vücudu yoklayarak tespit edersiniz. Bildiğiniz gibi her insanın vücudu diğerinden değişiktir."
Posted: Wed Apr 09, 2008 3:10 am
by catboy
Gerçekten artık daha sakindi Safir: "Teşekkür ederim." dedi nazikçe ve bir güzel gerindi.
"Artık ufak çaplı da olsa kahvaltımı edelim ve son kez toplantımızı yapalım. Artık kararamızı verelim. Kim kimle gidecek?"
Posted: Wed Apr 09, 2008 3:15 am
by Edmond
Huor yine aynı noktaya gelindiğini farketmişti.
*Herkes bizimle gelecek, tabi son gelen iki misafirimiz hariç!Onlar istediklerini yapmakta serbesttirler.
Safir, anlamıyor musun, geçmişini de hatırladın, artık daha iyi anlarsın, bu iş şaka değil, keyfî değil, gitmemiz gerekiyor.*
Sonra üzülerek baktı son iki misafire
*Sizler, bizimle gelmek ister misiniz!Amacımız ciddi, ayrılmak yok!Ölmek bile var, geliyor musun?*
Posted: Wed Apr 09, 2008 3:32 am
by catboy
"Peki o halde. Lider sensin. Yine de bir toplantı yapıp öncelikle ne yapmamız nereye gitmemiz yöönünde fikirlerimizi dile getirmemiz gerekiyor." dedi Safir, Huor'a.
Posted: Wed Apr 09, 2008 3:40 am
by Tersyuz
"İşin doğrusu ölümden korkmayacak kadar çok yaşadım. Tehlike nedir? amacınız nedir? bunları bana söyleyebilirseniz, bende kararımı verebilirim." dedi Fujiwara
Posted: Wed Apr 09, 2008 3:51 am
by catboy
Birden yer sarsıldı. Fujiwara ile Huor'un konuşması yarım kalmıştı. Yerden ağaç kökleri çıktı ve herkesin ayağından yakaladı.
Ağaçlar etraflarını sarmıştı. Safir: "Bir çeşit büyü bu. Deru sen bir şeyler biliyor olmalısın." diye bağırdı.
Deru bu büyüyü biliyordu. Ancak dryadlar bu derece doğayala içiçe girebilir ve doğaya hakim olabilirlrdi. Onlar doğa ile bütünleşmişlerdi.
Birden etraflarını saranların aslında ağaç olmadıklarını bir grup dryad olduklarını anladılar. Dryadlardan biri: "Bak kim eve dönmüş?" dedi alayhcı bir ses tonuyla. Aralarında ortak lisanı düzgün konuşabilen tek dryaddı. Dryad liderinin sözlerini iletti:
"Buradan geçemeye hakkınız yok. Bizim arazimize izinsiz girdiniz. Artık bizim malımızsınız." dedi.
Posted: Wed Apr 09, 2008 4:16 am
by Lydronk
Lydronk çok kötü hissediyordu kendini, uyanmıştı ve şimdi dryadlar onu kaçırıyordu! Ofladı kendi kendine... Dün neler yapmıştı zaten...
Dryadlar onları her nereye götürüyorlardıysa, yol boyunca hiç konuşmadı ve somurttu. Bir ara yine bayılacak gibi olmuştu, sanki biri yaşama olan bütün bağlarını koparmıştı. Ã?yle ki dryadlar bile neşelendirememişti onu. Yüzünü inatla göstermemişti zaten, tanıyacak olsalardı başlarına kötü birşey gelebilirdi. Belki Lydronk'u bırakıp öbürlerini götürürlerdi! Bu çok kötü olurdu Lydronk için...
Posted: Wed Apr 09, 2008 4:24 am
by Tersyuz
Fujiwara daha önce tanık olmadığı bir canlı türüyle karşılaşmıştı, konuştuklarını duyunce cevap vermeye karar verdi, selam verdi, başı önde konuşmaya başladı,
"Emin olun buranın sizin yeriniz olduğunu bilmiyorduk, ne ben nede buradakiler size saygısızlık etmek istemedik. Size en derin ve en içten özürlerimizi sunarız, lütfen biz naciz insanların bilmeden işledikleri bu suç yüzünden cezalandırmayın."
Posted: Wed Apr 09, 2008 4:48 am
by CLiCKs
Algénia anlamıştı. Deru'nun bu dryadları tanıyordu. Bir şey yapmayacaklarına teminat da verseler Deru'yla olan ilişkileri yüzünden saldırabilir, onları öldürmeye çalışabilirlerdi. Çalılarda duyduğu sesler onlara aitti. Ne yazık ki dryadlar hala Algénia'yı farkedememişlerdi ya da bu bir tuzaktı. Hiç bir şeyi riske atmak istemeyip kimseye farkettirmeden yoldaşlarının en arkasına süzüldü. Arka planda olup hazırlıklı olmalıydı.
Posted: Wed Apr 09, 2008 4:59 am
by catboy
"Ã?ncelikle hepinizin tehdit unsuru sebep olabilecek ehr çeşit eşyanızı yere atacaksınız. Tüm silahalrınızı... Meraklanmayın tehdit unsuru oolmadığınız anlaşılırsa silahlarınızı tamamı geri iade edilecek." dedi dryad.
Bir şekilde köklerden kurtulmuş olan Algenia da onların araksından sinsice yaklaşmaktaydı. Am aunutmuştu. Bu topraklar dyradlara aittir. Tüm ağaçalr, bitkiler, hayvanalr onların casusuydu. Yakalanması uzun sürmedi. O da gruba katıuldı. Hepsi sarmaşıklarla bağlanmıştı şimdi. Dryadların yerleşim yerine doğru gidiyorlardı. Deru' da grupla beraber gidiyordu. Anlaışan bu dryadlarla Derunun arası pek iyi değildi.
"Merak etme, dişi elf. Senin kalkanın çok değerli bir şeye benziyor. Onu özenle koruyacağız." dedi bir dryad Algenia'ya hafif gülümseyerek.
Posted: Wed Apr 09, 2008 6:47 am
by Alenthas
Ormanın canlılarını görünce mutsuz olucağı hiç aklına gelmezdi. Yere baktı, ardından kılıcını çıkarttı. Tam yere atıcaktı ki "Bu bende kalsa daha iyi olur. Hiç bir sorun çıkartmam, sadece manevi bir şey..."
Posted: Wed Apr 09, 2008 10:16 am
by ElessarTelemnar
Olaylar okadar ard arda gelisiyorduki takip edilmesi imkansiz hale geliyordu. Uyukusundan cigliklar duyarak uyanmis tam ne oldugunu anlamaya calisirken Dryadlar tarafindan kacirlmislardi simdide ve nereye gotruldugu hakkinda hic bir bilgisi yoktu Gokyuzune baktiginda ise kartali ortalardan kaybolmustu. Dryadlar onlara zarar verebilecekleri tum esyalari topluyorlardi.Su ana kadar hic sesini cikarmamisti olaylari hala anlamaya calisiyordu sesini cikarmadan yine esylaraini verdi zaten buyuk bir kilici, 2 hancerinden baska biseyide yoktu.
Olaylari iyice anlayana kadar hic sesini cikarmamaya karar verdi
Posted: Thu Apr 10, 2008 12:18 am
by Edmond
Huor gülümsüyordu, Safir'e baktı.*ee, toplantı işi yattı mı yani!* sırıtıyordu artık.Biliyordu onların kötü yanlarını.Ateşe dayanıksızlardı, hele hele ateş pozisyonu almışlarken.Huor gövdesini kavrayan ipin üstünden yayını kolayca çıkardı, eline oku aldı ve bir büyüyle ucunu yaktı, kendisini tutan dala bıraktı.Dal çığlıklarla Huor'u bırakmıştı, alev alıyordu ve alev köke doğru şiddetle inmişti.Tabi yandaki dallara da sıçramıştı.
Hepsi bir anda toprağın üstüne çıkmışlardı.12 kişiydiler ve güçlü görünüyorlardı, ancak Huor Algénia'ya gülümserek, *YAKIN ONLARI!* diye bağırdı.Deru bir şeyler demek istese de utancından bir nebze o da yerin dibine girmişti.
Huor eline bir ok daha alıp yaktı ve attı.