Page 25 of 48

Posted: Fri Jul 02, 2004 4:05 am
by Dragonfly
Sorusunun cevabını bekleyen genç adam kapıdan sırası ile girenlere bakıyordu.
Kendince sanırım hepsi beni takip ediyorlar dedi ve içten bir gülümseme belirdi suratında.

Posted: Fri Jul 02, 2004 4:20 am
by NIGHT
Kadehindeki şaraba üzüntüyle baktı. Daha bir yudum bile içememişti çünkü. Hana yeni gelen müşterilere servis yaptı. İri kurdun yanından geçmemeye dikkat ediyordu.
Neredeyse tamamıyla çamur kaplı adamın sorusunu kurda yaklaşmadan duyabilmek için eğilmek zorunda kalmıştı.
-Evet, üst kattaki odalardan birini kullanabilirsiniz.
Kurdun sevimli olduğuna karar verdi. Temiz olsa daha güzel görünebilirdi tabi..
Masanın başında dikildiğini fark etti. Kızarmış yüzünü saklayabilmek için, çocukluktan kalmış bir alışkanlıkla başına eğdi ve saçlarının gözlerini kapatmasına izin verdi.
Servis yapması gerektiğini mırıldaanıp hanın kalabalığına karıştı...

Posted: Fri Jul 02, 2004 5:01 am
by Dragonfly
Kendisi ile ilgilenen bayana baka kalır.
Üstümdekileri yıkamak için odaya çıkabilirmiyim diye masasından hızlı bir şekilde kaçan doğru seslenir.Fakat çoktan diğer müşterilerle ilgilenmeye başlamıştır O.
Yavaşça yerinden kalkar,bir kelime söyler kurtuda onunla birlikte yavaşça bara doğru ilerlerler.
Etrafında eğlenen varlıklar ona çok tuhaf gelmiştir,zira Doğa'dan daha eğlenceli bir şey yaşamamıştır kendisi.
Bir an gözleri arkasında bıraktığı çamur döküntülerini gördü. kaldırarak Bara yaklaştığında bunlar sorun çıkartmaz diyerek barın arkasındakilere baktı.Gürltüden umarım duyulmuşumdur diyerek bara yaslandı.Bekledi bakarmısınız diye ikinci kere daha yüksek bir ses ile kendini belli etmetye çalıştı.

Posted: Fri Jul 02, 2004 9:39 pm
by feryat
Üzeri çamurlu adam içeri girip lavta çalanı görünce kalkıp onun yanına gitti. Adımları yorgun ama hevesli gibiydi...

Posted: Sat Jul 03, 2004 3:05 am
by FreyaImplorer
Just'un gittiğini gören Freya,masasına iyice kurulmuştur..Hancıya bağırır...:
-Hancı içkim nerede?

Posted: Sat Jul 03, 2004 4:09 am
by Dragonfly
Bardas öylece kendısıne bakılmasını bekleyen varlık öbür tarafta bağırana dopru bakarak sert bir şekilde biraz daha yavaş konuş,herkesin bir sırası var der.

Posted: Sat Jul 03, 2004 4:42 am
by Efla
Hana yeni gelen ozana memnuniyetle baktı. Daha sonra bununla gereğinden fazla vakit kaybettiğini düşündü (bir iki saniye) ve servisleri yapmaya koyuldu.

Posted: Sat Jul 03, 2004 6:02 am
by feryat
İçerde lavta çalan adamın yanına oturdu ve nazik bir sesle
'Hancı iki bira getrir misin?'
Diye seslendi hancıya.
Sonra beklemeye başladı...

Posted: Sat Jul 03, 2004 6:39 am
by Efla
Yeni gelen ozana birasını getirdi. "Bir şarkıyla acaba siz de hanımızı şenlendirmek ister miydiniz. Ya da bir hikaye anlatmak?"

Posted: Sat Jul 03, 2004 4:30 pm
by feryat
Çok uzun yoldan geldim sesimin dinlenmesi gerekk ama size yolculukta yaşadığım bir öyküyü anlatabilirim.( Sesi gerçekten yorgundu. Kısık bir sesle anlatmaya başladı...)

Bu bir su perisi ile bir ozanın aşkı...
Su perileri her yağmurla yeryüzüne iner. İşte böyle yağmurlu bir havada
Ozan parmaklarında ki isyanı gökyüzüne doğrultmuş bedenindeki feryadı doğaya fısıldıyordu, sinirlibir şekilde.
Ve su perisi sakin bir şekilde bir yaprağın üstünden....

Hikayesini anlatırken arada bir içkisinden bir yudum alıp kendini rahatlatıyor, derin derin nefes alıp veriyordu sanki bir garipliği vardı saklamaya çalıştığı...

Posted: Sat Jul 03, 2004 9:58 pm
by wicked_one
ozan şarkısını bitirmişti...çevresine baktı...ama insanların ruh halinde bir değişim olmamıştı..."farketmediler belki de"diye düşündü...zaten o kadar hüznü içinde çevresine nasıl mutluluk verbilirdiki..."burası da diğer yerler gibi""buraya da tek getirebileceğim şey hüzün"...lavtasını aldı...karşısına oturmuş olan ozana selam verdi...ve gerçek evine..yollara geri dönmek üzere ayağa kalktı...

Posted: Sun Jul 04, 2004 12:11 am
by Dragonfly
Yorgun olan ve sadece bır odanın anahtarını istemek için bara gelen adamın canı iyiden iyiye sıkılır.
Arkasını döner ve bu kadar umursamaz bir bara neden geldiğini mırıldanarak kapıya doğru yürür.

Posted: Sun Jul 04, 2004 3:46 am
by Andero
Hava gerçekten soğuk. Peki beni bu soğuk havada buraya getiren ne? Sadece bir arkadaş sevgisi mi? Sadakat? Belki... Nasıl bilebilirim ki? Belki sıcak bir yer arzusu. O kadar uzun zamandır yollardayım ki, o kadar çok savaş gördüm ki... Bu emektar kılıç, bu çiziklerle dolu kalkan ve nasıl olduğunu anlamama rağmen (kimbilir belki bir gün onu da öğrenirim)tuniğimin altındaki hala ilk günkü gibi parlayan örme zincir zırhım beni o kadar çoğundan sağ çıkardı ki... Artık dinlenmek istiyorum. En azından kısa bir süre. Belki de bu yüzden kabul ettim sevgili dostum Efla'nın çağrısını. şimdi buradayım işte. Bu han kapısında.Gerçek bir dostun sıcaklığı ve yakılan bir ateş (öyle hasret kaldım ki) ısıtabilir belki soğumaya başlayan kalbimi.

rp dışı: beyler buraya dikkat....

Posted: Sun Jul 04, 2004 4:05 am
by feryat
şarkı söyleyen bardın yanında uzun bir süredir garip hareketler yapan adam bir den yere yıkılır...
Ağzından köpükler çıkmaya başlar. Suratından acı ile kıvrandığı belli oluyordur.Donuk gözlerini içki getiren garsona diker.Sanki yardım istiyor gibi bir hali vardır...

Ağzından çıkan köpükler yere dağılır... (Bu gece night galiba mesaiye kalacak.)

Posted: Sun Jul 04, 2004 4:30 am
by Efla
Kapıda eski bir dostunu gördüğünü düşündü. Uzun boylu bir adam silüeti...
Emin olmak için yanaştı. Gözlerine inanamadı. Bu eski dostu Anderoydu. Yüzüne hemen sıcak bir gülümseme yayıldı. Büyücünün duygularını belli bir biçimde gösterdiği anlar sınırlıydı. Ama bu an onlardan biriydi. Dostunu kucakladı. Bu fazla uzun sürmedi dikkatini ozanın yanında yere yığılan adam çekti. Arkadaşını aceleyle içeriye buyur etti. Ardından yere yığılan adamın yanına yaklaştı. Hasta gibi görünüyordu ama hastalık olduğuna emin olmak istedi.