Page 5 of 9

Posted: Sun Mar 25, 2007 4:15 am
by Dreamscape
İşte Edmond sorunda bu ya senin evrim deyince aklında canlanan ilk şey insanın maymundan geldiğidir.Ama maymunun insandan geldiği değildir(bu söz saçma tamam :D )

Allah çitaya hızlı koşma yeteneği verdi
Ã?rümceğe en ufak titreşimi hissetme yeteneği verdi
balinaya en büyük cüsseyi vberdi

Ve insana da olayları çözümleyip bir sonuca varabilme yeteneği verdi.En önemliside bu zaten.

Bir çevrene bakın herşeyde ama herşeyde insanın parmağı.Bundan bilmem kaç milyon yıl önce insan nasıl olurda bu canlıların arasından sıyrılır? ne teknoloji var nede alet edevat.Herşeyi insan şu beyin denilen hala keşfedilmemiş olan yapı sayesinde buldu.

Maymun ağaçtan meyve koparmak için ağaca tırmanırken insan sopa bulup meyveyi vura vura düşürmüştür.İşte aradaki fark bu.Maymunla insanın tek benzerlik yanı fizikseldir.Eğer evrim olduysa bile insan bu kadar ilerlerken maymun napıyordu?? :)

Kabul edelimki insan diğer bütün canlılardan ayrı ve diğer bütün canlılara bağlı bir varlık.

Posted: Sun Mar 25, 2007 4:15 am
by Firble
Evrimde mutasyonun muazzam bir payı var.... ( en azından benim bugüne kadar öğrendiklerim bu yönde... ) Bunu görmek için bakterilere bakmak yeterli. Bakteriler tamamen mutasyon sayesinde bugün birçok ilaca bağışıklık kazanmış durumdalar. Bugün Türkiyede Verem (tüberkiloz) hastalığı giderek artıyor. Ancak veremin bir ilacı var. Ne yazık ki elli yıllık bu ilaca verem mikroplarının bir bölümü bağışıklık kazanmış durumdalar. Başka bir değişle bir takım arkadaşların hoşlanmayacağı kelimeyi kullanırsak verem mikrobu EVRİM geçirdi ve kendini geliştirdi. Artık bu gelişmiş mikrobu yok edecek yeni bir ilaç bulmak zorundayız. Bu gelişimi yaratan da sadece mutasyonlar...

Mutasyonların etkisini benim çocuğumda torunumda hatta beş kuşak sonrasında görmem imkansız. Bu etki ancak yüzlerce hatta daha iyisi binlerce kuşak sonunda anlaşılıyor. Her kuşağın yetişmesini 20 yıl gibi küçük bir kuşağa sığdırsak bile insanın yüz kuşak yetiştirmesi için 20*100= 2000 yıl 1000 kuşak için 20*1000= 20000 yıl gerekiyor.

Bilmiyorum aranızdan 300 400 yıl önceki akrabalarını bilen var mı? Ben sadece 100 yıl gerisini biliyorum.

Oysa bakteriler bazen bir saat içinde üreyerek bu sorunu çözüyorlar. Bir saatte üremek bir günün sonunda 24 kuşak bir ayın sonunda 24*30=520 kuşak yaratılmasını sağlıyor. Bir ayda insanın ancak 1000 yılda yapabileceği kadar ürüyorlar. ( Biz de kendimizi en gelişmiş canlı olarak görürüz. ) Bir yılda ise 12*520=6250 kuşak yaratılıyor. 10 yılda ise 62500 kuşak.... Muazzam bir rakam.

Başka bir değişle bakteriler insanın 100000 yılda geçirecekleri evrimi 10 yılda geçiriyorlar. 100 yılda ise bir milyon yıllık evrimimizi geçiriyorlar ki en eski insanın bir milyon yıllık olduğunu düşünürsek evet bizim maymunumsu yaratıklardan bugünkü yakışıklı ve güzel insanlara ulaşana kadar geçirdiğimiz değişimi 100 yılda geçiriyorlar.

Gerçekten muazzam. O zaman evrimin gerçekten olup olmadığını anlamak için bakteriyologların araştırmaları bize muhtemelen yetebilir. Aslında fosildi, canlılar arası benzerliklerdi, Mendel deneyleri ya da Miller Deneyleri gibi yine reddedilemez ancak biraz kafa karıştırıcı bulgulara gerek yok. On yıllık bir bakteri araştırması bize evrimin gerçekliği ya da yalanı hakkında pek çok şey söyleyebilir. Ve benim bu konuda okuduğum her yazı bakterilerin evrim geçirdiğinden bahsediyor. Bu konuda aksi bir yazı ilgili deneyleri belgeleri ile de gösteriyorsa lütfen buraya yazın.... Söz konusu yazının somut kanıtları üzerinden tartışmayı sürdürelim.

Posted: Sun Mar 25, 2007 4:18 am
by Dreamscape
Firble çok iyi açıklamışsın...

Posted: Sun Mar 25, 2007 5:59 am
by Rhalazarn
Atalarınızın maymun olduğunu sadece ahlaki kavramlar sebebiyle kabul edememeniz-ya da başka sebepleyse de açıklama getirmemeniz-bence çok mantıksız. İnsanlar, düşünebiliyorlarsa da bu, onların hayvan olmadığını göstermez. Biz düşünebiliyoruz ve kuşlar da uçabiliyor, her hayvanın farklı özelliği vardır. Biz üretebiliyoruz he? Uçak yapabiliyoruz mesela... Ama soruyorum, kuşlar olmasa uçak yapabilir miydik? Sanmıyorum. Uçaklar, insanların olduğu gibi kuşların da eseridir.

şimdiye kadar insanın hayvan olmadığını gösteren herhangi bir ize rastlamadım. Bence biz de hayvanız, bu bir aşağılama değil, tersine büyük bir bütünün bizden başka parçaları da olduğunu gösteren bir şey. İnsanlar, kendilerini dünyanın merkezi olarak görüyorlar ve bu beni rahatsız ediyor. Hayvanlar bizim için yaratılmış olabilir belki-ki yaratılışçılığa da inanmıyorum o ayrı konu-ama biz de hayvanlar için yaratıldık. Onları sevmek ya da mahvetmek için-fark etmez. İnsanlar dünyayı ele geçrmiş olabilir, ama...

Bu da sadece insanların daha zeki, daha çıkarcı ve bütün hayvanlardan daha vahşi hayvanlar olduklarından başka bir şeyi kanıtlamaz bence.

Posted: Sun Mar 25, 2007 6:17 am
by Dreamscape
. İnsanlar, kendilerini dünyanın merkezi olarak görüyorlar ve bu beni rahatsız ediyor.
Sizi rahatsız etsede etmesede bu böyle.Herşey bizim çevremizde dönüyor.Dünyadaki bütün sorunları biz yaratıp biz çözüme kavuşturuyoruz.

ALet edevat kullanan 5 tane hayvan çeşidi var
Ağaçlara tırmanan 25 tane hayvan çeşidi var
Yerin altına giren 450 tane hayvan çeşidi var
Uçan 74 tane hayvan çeşidi var

Elindekilerle yatinmeyip yeni şeyler üreten tek bir CANLI çeşidi var.

Posted: Sun Mar 25, 2007 6:33 am
by Firble
İnsanların neden Dünya yüzündeki tek bu derece özel canlı olduğunun tartışması evrimden ayrı bir tartışma konusu sanırım. Ã?ncelikle yeni türlerin ortaya çıkışının evrimle olduğu neredeyse kesin reddedilemez şekilde kanıtlandı. Ancak insanın hangi evrim basamaklarından geçtiğini doğal olarak kesin olarak anlamak mümkün olmadığından elimizdeki tek kanıt fosiller.

Okuduğum kaynaklar ( fosillerden bahseden kaynaklar ) insana yakın zekaya sahip birçok türün Dünyada yaşadığı bir dönem olduğundan bahsediyor.

Sonra ne olmuş? En zeki olan tür diğerlerini yok etmiş. Bir bizonun bir şahinin hatta bir aslanın varlığı insan için çok muazzam bir tehtid değil. Ã?ünkü insan ateşin bulunup belli bir yaşam seviyesine ulaştığı günlerde isterse şahinden çok daha etkin ve sık avlanabilirdi ya da şahinin yemediği bitkilerle ve hayvanlarla da beslenebilirdi. Ancak insana yakın zekası olan bir tür büyük bir tehtiddi. Ã?ünkü bu türler hem insanla benzer yiyecekleri paylaşıyor. Hem de onlara yakın bir etkinlikte avlanabiliyor ya da bitki toplayabiliorlardı. Üstelik bu türler diğer insanların kendileri için tehlikeli olabileceğinin de farkındalardı.

O nedenle zeki insan türlerinin birbirleri ile kıyasıya bir mücadeleye giriştiğini varsayabiliriz. Sonuç olarak en avantajlı tür diğerlerini yok etmiş ve bize en yakın akraba olarak sadece ağaçlara tırmanan maymunları bırakmıştır.

Elbette yukarıda yazdıklarımın hepsi evrim kadar kesin olmayan kanıtlara dayalı ama bildiğim kadarıyla ilgili sorulara getirilebilen belli kanıtlarla da desteklenebilen en mantıklı yanıt bu...

Posted: Sun Mar 25, 2007 7:44 am
by Edmond
Pekala az önce hepinizin dediğine katılıyorum.Ancak benim kastettiğim EVRİM:DÃ?NÃ?şÃƒ?M, zamanla bir ırktan diğerine geçme.Yanlış isem düzeltin, en azından bana böyle öğrettiler.Evrim, zamanla dönüşmek demektir.Doğada milyonlarca EVRİM örneği var, ancak evrim geçirmeyen tek ırk İNSAN.Benim kanaatim bu yönde.Ã?rneğin, ismini unttuğum bir kişi, zürafaların yerlerdeki otların bitmesi üzerine ağaç dallarına uzandığı için boynunun uzadığını savunuyor.Bu olaya da evrim diyor.Ancak Darwin, tek bakteri'den sonra insanların oluştuğunu savunuyor.Bu olay, normal şartlarda mümkün değil.Özellikle böyle bir olayı tesadüf'e bağlamak?ASLA

Tamam ilk bakteri oluşumuna laf yok!Ondan sonra diğer ırkların zamanla oluşmasına laf yok.Ancak, bunlar sonucunda oluşmuş olamaz insan.Zaten bir de şu açıdan düşünün, doğa kendi kendine bir canlı olan BAKTERİ'yi üretemez.Doğa'nın ürettiği şey, cansız olur.

şimdi ben size şu anda oturduğunuz bilgisayar, rüzgar esti, metal dışarı fırladı, kablolar oluştu, onlar rüzgar sayesinde çarıştı vs.... Bilgisayar oluştu desem hangi akıllı inanır.Ã?yleyse bunları yapan doğa olamaz.Ancak insan olabilir.Peki böyle basit bir bilgisayar(CANSIZ) kendi kendine oluşamıyorsa, CANLI bir nesne kendi kendine oluşamaz.Hele hele ki AKILLI bir CANLI asla.Bildiğim kadarıyla evrimcilerin çoğu doğa sayesinde olduğunu savunuyordu ilk bakterinin, eh öyleyse kendi kendine nasıl bir canlı oluşabilir.Bu Evrim teorisinin bir kere en başını imkansız hale getiriyor.

Sonrasına gelelim, bu bakteri büyüyor, çoğalıyor, buraya da dikkat, tesadüfe bakın ki, doğanın BALINA yarattığı bu nesne hem çoğalıyor hem büyüyor.Devam edelim.Zamanla akıllı bir hale geliyor.Peki şimdi size bir iki soru sorcam?Madem öyle neden maymunlar hâlâ dönüşmüyor.Ã?oğu kişi o tür yok oldu diyor.Nasıl olur da insana dönüşebilecek kadar zeki bir canlı, türüne son verebiliyor?

Bunlar BENCE gösteriyor ki, insanlar başka bir kudret tarafından özel olarak yaratıldılar :idea: :idea: :idea: :idea:

Tabii, bunlara katılıp katılmamak sizin elinizde, buna cevap yazıp yazmamak sizin elinizde, bunlar benim görüşüm, kimse bbeni görüşümden dolayı aşağılamasın, ayrıca Evrim ile ilgili bildiklerini söylerseniz sevinirim.

Tekrar not:Bunlar asla hiçbir şeye karşılık olarak söylenmedi.Sadece düşündüklerimi söyledim :) :) :)

Posted: Sun Mar 25, 2007 7:54 am
by Narq
Sizi rahatsız etsede etmesede bu böyle.Herşey bizim çevremizde dönüyor.Dünyadaki bütün sorunları biz yaratıp biz çözüme kavuşturuyoruz.
Senin kontrol edemediğin sayısız tehlike,kendini müthiş gören insan oğlundan her gün binlerce can alan salgın hastalıklar,doğal felaketler var.

Ã?ığ,depremler,kuş gribi etc. bunlardan hangisini çözüme kavuşturduk?Buna ek olarak bir yönden de haksız değilsin;o da bu sorunları dolaylı veya dolaysız tetiklememizdir.

Ama şunu unutmayalım ki arkadaşlar her ne kadar bir tilki kadar zeki olsakta;dünya döndükçe buranın efendisi doğadır

Posted: Sun Mar 25, 2007 7:57 am
by Drakhan
dünya döndükçe buranın efendisi doğadır
Kesinlikle katılıyorum.İnsanoğlu asla doğaya hükmedememiştir edemeyecektirde...

Posted: Sun Mar 25, 2007 8:06 am
by Gaara of the Sand
evrim adaptasyonla daha alakalı bence mutasyon daha uç bir nokta gibi kalıyor. sonuçta tümörlü hücre kavramıda mutasyondan geliyor mutasyon bölgesel ve kısa süreli bir kavram soyla aktarılsa bile.örnek olarak ailesi 4 kuşaktır dövüş sporlarıyla ilgilenen birisinin kemikyapısı ve vücut orantıları azda olsa buna yatkınlık kazanıcaktır bu adaptasyondur ama bunun izole bir ortamda çok daha uzun kuşaklara az istisna payı vererek sürdürürlerse işte ozaman evrim olabilir. ve evet gene insani özellikler taşır aynı familyadan gelir fakat artık farklı bir tür olur. bakınız zenciler ve iskandinavlar arasındaki anatomik farklar.

Posted: Sun Mar 25, 2007 8:20 am
by Darkgnome
Elindekiyle yetinmeyip daha fazlasını üreten sadece insan yoktu zaten. Firble çokgüzel söylemiş. Bizimle birlikte yaşamaış olan Neandertal insanları vardı. Bunlar bulunmuş kanıtlar. Hatta insan olmayan bir, sizin değişinizle, Maymun türünden bir canlının yaşadığı ve bu canlının daha fazla protein alması sayesinde daha büyük bir beyne sahip olmasına rağmen yok olduğu biliniyor. Bu canlı aynı zamanda sopalar yardımıyla karınca yuvalarından karınncaları yakalayarak besleniyormuş. İnsanların ise o zamanlarda bu şekilde beslendiğine dair hiç bir veri yok. Yani anlayacağınız maymunlar gelişmiştir, ancak yok edilmişlerdir. Evrim zaten yok oluşun ve güçlünün kalışının kısaltmasıdır. Ayrıca insandan başka daha fazlasını isteyen çok fazla hayvan vardır. Aslanların birlik içinde avlanmaları, afrika vahşi köpeklerinin takım çalışmaları ve orangutanların onca alet kullanmaları görmezden gelinemez.

İkinci olarak yanlış anlaşılan bir konu vardır. Bakteriden insan oluşmamıştır, bunun evreleri vardır. Bakteriler bir yere kadar götürüken bizim evrimimizin bir çağ atlamasından biri gerçekleşmiştir ve bakteri kolonileri kurulmuştur. Bakteri kolonileri iş bölümü ile yaşayan bakterilerin oluşturduğu bir bütündür. Yani her parçanın bir işi vardır. Zamanlar bu koloniler büyüdükçe paylaşımlar ve işler daha da ayrılmış ve bu insana kadar gelmiştir. şu anda her organın diğeriyle olan bağı ve kaybedilen organların diğerlerininde ölümüne neden oluşlarının sebebi işte budurç. İş bölüşümü. İnsan bakteriden gelmemiştir bakteri kolonilerinden gelmiştir.

Üçüncü olarak. Yaşam dediğiniz şeyin ne olduğunu düşündüğünüzde yaşamın sadece evrim ile olmadığını düşünmek çok yanlıştır. Bakterilerin ve tüm yaşamın temeli amino asitlerdir ve amino asitlerin çağlar önceki dünya şartlarının tekrar yaratılarak laboratuar ortamında yaratılabildiği kanıtlanmıştır. İlk basamak ispatlanmıştır yani aslına bakacak olursanız.

Ancak ben hala bir yaratıcı olduğuna inanıyorum. Sadece insanların oldu bitti şeklinde olmadığına yaratımın yavaşça ve olması gerektiği gibi olduğunu düşünüyorum. Sonsuz içinde milyarlarca, trilyolarca zaman neki. Bir göz açıp kapatma zamanı.

Bilgisayar konusuna gelecek olursa. Bilgisayar nedir aslında? Devreleri tek başına işe yarar mı? Peki insanın organları tek başına işe yara mı? Doğanın onca zaman sonrasında yarattığı bilgisayarlar canlılardır. Hayvanlardır ve hayvanların en zekisi olan insanlardır. Bilgisayarlarda bilinç yoktur ama insanda vardır denir. Doğanın yani kainatın kendince bir bilinci vardır ve biz o bilince göre yaratılmışızdır. Kopyanın kopyasının ne kadar iyi olmasını düşünüyorsunuz ki? Biz kainatı çözemediğimiz gibi bilgisayarlarda daha bizi çözemedi, olay sadece budur. (Kişileştirme ve benzetmeleri fazla yaptım umarım uç kısımlara çekilmez.)

Posted: Sun Mar 25, 2007 8:43 am
by Firble
Edmond öncelikle insan da evrimin tüm temel prensiplerine göre evrim geçiren bir varlıktır. Evrim karşıtlarının ( izninle yaratılışçılar demeyeceğim çünkü böyle bir bilimsel görüş yok) milyonlarca yıl önceki fosilleri inkar etmelerini bir an için ciddiye alsak bile bin ya da iki bin yıl önceki fosiller bile buna kanıttır. Kaldı ki üremenin temel prensipleri de bunu kanıtlar.

Bu işin birinci yanı ikincisi.... Evrimin bahsettiği hiçbir oluşum bir yılda iki yılda oluşmuyor. Bugün basit bir gözlemle bile dağların kendi kendine oluştuğunu görebilirsin. Volkanik lavlar sonrasında rüzgar ve doğa dağları oluşturuyor. (ya da kıtaların sıkışması) En azından bir tanrının kürekle toprak taşıyıp dağ oluşturmadığı ya da bir gün dümdüz olan bir bölgede bir gün içinde bir dağ yaratmadığı son derece açık.

Doğanın yaratabildiği ve yaratamadığı nesneler vardır. Bazılarını geçmişte yaratabilirken bugün yaratamaz. Bilgisayar doğanın yaratamadığı nesnelerden birisidir. ( ya da değil midir? Eğer insan da doğanın parçasıysa)

Canlılara gelince....... Günümüzde yeni bri canlı oluşursa bu kesinlikle başka bir canlı için protein yağ ve karbonhidrat kaynağı olacaktır. Bugün canlılar için en güçlü kaynaklar fotosentezle kendi işlerini gören canlılar. Ancak bu canlılar kendilerini savunma mekanizmaları geliştirmişler. Ancak yeni bir canlı kıyasıya rekabet edilen bir piyasaya çıkmış yeni bri marka gibi olacak ve hemen besin ihtiyacı duyacak diğer canlılar tarafından yok edilecektir.

Biyoloji tarihinde meşhur bir Miller deneyi vardır. Bu deneyi araştırmanı tavsiye ederim. Deney canlıların olmadığı dönemin atmosfer koşullarında ( oksijenin olmadığı onun yerine karbondioksit ve su buharının yoğun olduğu bir atmosferde, güneş ışınları e yıldırımların yardımı ile canlıların temel yapı taşlarının üretilebildiğini göstermiştir. Hem de bir gün gibi kısa bir sürede.... Zaman zaman evrim karşıtlarının Miller deneyinin yanlış olduğuna ilişkin yazılarını gördüm ancak hiçbir somut kanıt göremedim. Zaten Miller deneyi basit bir deney. En kötü ihtimalle bir üniversitenin labaratuarını ayarlayıp deneyebiliriz bile.....

Bakteriler neden çoğalıyor? Bakteriler gelişmiş canlılardır. Muhtemelen ilk oluşmuş olan en ufak bir ışığın zarar verdiği, bugünkü dünyada tüm canlıların kolayca sindirebileceği tek hücrelilere göre çok daha gelişmiştir. Aslında birçok açıdan insandan da gelişmiştir. İnsanın tek bir hücresi tek başına sağ kalamaz. Ancak bakteri kalabilir. Üstelik insanın hayal bile edemeyeceği koşullarda bile.... ( Oksijensiz ortamda denizin en derinlerinde atmosferin en yukarısında her tür canlının içinde hatta uzayda bile sağ kaldıklarını okumuştum.) Bu açıdan bakterinin de balinanın atası değil de kuzeni olduğunu belirtmek daha doğru olur sanırım.

Maymun neden insana dönüşmüyor? Ã?ncelikle böyle bir evrim milyonlarca yıl alır.... Yani maymun bugün insana dönüşme kararı alırsa ( işi biraz karikatürize ettim kusura bakmayın) yarın akşam gelecek yıl ya da 100 1000 yıl gibi sürelerde insana dönüşemez. Bunun yanında eğer insana dönüşmeyi deneyebilse bu süre içinde zekası giderek artacak insanlar tarafından tehtid olarak görülüp yok edilecekti. Zeka artışını insandan gizleyemezdi. Ã?ünkü bunu yapacak kadar zeki olması için geçecek onbin yıllarda insan onu çoktan yok ederdi. Bu açıdan maymun aptal bir hayvan olarak kalarak mantıklı olanı yapıyor. Aslında taa en başta çok da fazla düşünmeye ihtiyacı yoktu... Sonuçta ormanda yaşıyordu. Ağaçlara çıkabiliyor gerektiğinde yine ağaçların üstünde hareket ederek düşmanlarından hızla uzaklaşabiliyordu. Oysa bizim zavallı atalarımız düzlük alanlarda işe yaramayan kolları ile kalakalmışlardı. ( maymunların da ataları aynı zamanda) Doğru düzgün yürüyemiyorlardı bile koşmaları imkansızdı. Vucudlarının gerekli evrimi geçirmeleri yıllar alırdı. Ellerindeki tek güç diğer hayvanlara göre biraz ( sadece biraz) daha fazla olan zekalarıydı. Onlarda bunu kullandılar tıpkı bugünkü bazı maymunların yaptığı gibi bazı aletleri kullanabildiler. Zeka kullandıkları en güçlü silah olunca tabii en zeki olanları hayatta kaldı. Sonra onların da en zeki olanları. Değişik alanlarda ortaya çıkmış farklı insan türlerinden de daha zeki olanlar daha az zeki olanları yok ettiler. Tüm bunlar olurken kuzenlerimiz maymunlar ormanlarda tırmanabilecekleri yüksek ağaçların rahatını çıkarıyor. Böylece zekalarını kullanma gereği duymuyordu. Dolayısı ile onlardan en zeki olanlar değil de en iyi tırmanabilenler hayatta kaldı. Zeka düzeyleri bizim düzeyimize çıkamadı. Eh artık zeka düzeylerinin bizimki kadar yükselebilmeleri için en azından bir milyon yıla ihtiyaçları var.

Basit bir insan toplumu incelendiğinde bile akrabaların farklı zeka düzeylerinde oldukları anlaşılabilir ( çoğunlukla neden eğitim) bir dehanın kuzeni epey aptal olabiliyor bazen....

Dolayısı ile insanla kuzen olan türlerin bizimle aynı zeka düzeyinde olmalarını da bekleyemeyiz. Aslında biz muhtemelen bize yakın zekaları olan kuzenlerimizi zaten yok etmişiz. Kalanlar bacaklarındaki kaslar dişleri pençeleri boynuzları tırmanma yetenekleri klorofilleri ve yüksek dalları dikenleri iğneleri kanatlarını kullanarak hayatta kalabilmişler zekalarını kullanmaları gerekmemiş dolayısı ile aralarında en zeki olanlar hayatta kalmamış. (En azından zeka bizimki gibi çok kritik bir etken olmamış) O açıdan nasıl akraba olan kuzenlerimizle zeka düzeylerimiz kaslarımız çevikliğimiz yakışıklılığımız aynı değilse türümüzün kuzenleri ile de öyle.... Eh en azından tür olarak en zeki biziz diyebiliyoruz.

Son olarak şu vardır. Dine bakış açım da türlerin tek tek yoktan var edildiklerini reddiyor yani bir saniye önce yokken bir saniye sonra var olduklarını... Ancak bu duruma bilimsel açıdan bakarsak başka bir kudretin özel olarak insanı yaratışı hakkında hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Varsa lütfen yazın. Dolayısı ile bu görüşü savunmak hiç bir şekilde bilimselliğe sığmaz diye düşünüyorum.

Bu biraz bana şunu andırıyor. Ben öyle hissediyorum ki yerçekimi yasası yanlış deyip sonra bu histen yola çıkarak yer çekimi yok demeye benziyor.

Bilimsel araştırmalar deneyler gözlemler bazen mantığa çok ters gelen gerçekleri de açığa çıkarabilir. Eğer evrimi çok mantıksız buluyorsanız bir de görecelilik kanunlarını incelemenizi öneririm. Ancak bilimsel bakış açısı gözlemlerin araştırmaların deneylerin gösterdiği gerçekleri bu gerçekler bizim hayal ettiğimiz gibi olmasa bile kabul etmeyi gerektirir. Bunu sanırım unutmamak lazım....

Bu nedenle bilimsel bir gerçeği tartışırken mümkün olduğunca kanıtlar ve araştırmaların temelinden gitmek gerektiğini düşünüyorum.

Posted: Sun Mar 25, 2007 8:52 am
by Firble
Gaara of the Sand kardeş... Sana Lamark ın araştırmalarını okumanı öneririm. Bahsettiğin görüş bildiğim bildiğim kadarıyla çok güçlü şekilde çürütüldü. Bu konudaki en güçlü deneylerden biri beş altı nesil boyunca kuyrukları kesilen farelerin hep yeniden kuyruklu doğması idi. Aslında genetik bilimini araştırdığında da muhtemelen bu bilginin yanlışlığını göreceksin. Vucudun işlemesinde etkin tek organik yapı DNA dır. Aslında DNA vucudun ne kadar adapte olabileceğini de belirler. DNA nın yaşam boyunca kazanılan adaptasyonlarla değişemeyeceği de sanırım açık. Dolayısı ile babası atletik olan çocuğun babasının DNA sı değişmez. Dolayı ile çocuğun daha atletik olmasını sağlayacak hiçbir şey yoktur.

Ã?te yandan mutasyonlar aslında çok güçlüdür. Yüzde birlik yararlı mutasyon bile bazen çok şey fark ettirir. Ã?ünkü o canlının hayatta kalma şansını arttırır. Dolayısı ile o canlı özelliğini çocuğuna aktarabilir ve bunun devamı gelir. Bunun yanında çok küçük mutasyonları hepimiz yaşıyoruz. DNA nın sadece milyonda birlik bölümü mutasyon geçiriyor olsa bile hepimiz mutasyon geçirmiş canlılar oluyoruz. Ki öyleyiz. Bu mutasyonların çoğu öyle altı parmaklı eller ya da üç göz yaratmıyor. Ã?oğu küçük mutasyonlar boyun biraz daha uzun belin biraz daha dik ya da eğri olmasını sağlayan mutasyonlar gibi.

Posted: Sun Mar 25, 2007 9:22 am
by Edmond
Bir şey sormak istiyorum.Allah'ın insanları yoktan var ettiği hangi kaynakta geçiyor.

Ve bir şey daha.*Hiçbir şey yoktan var edilmemiştir, var olan bir şey ise yok olamaz.* bu İslam'ın da görüş açısıdır.şimdi Dan Brown'un *Melekler ve şeytanlar* kitabını okuduysan, orda gerekli bilgiyi göreceksin.Big Bang'a gelelim.Ã?ncesinde ne vardı?Ã?oğu kişinin bildiği gibi tek bir madde, peki bu madde kendi kendine neden patlasın.Peki o maddeden önce ne vardı?Sonsuz bir enerji.Bu enerji bir güç tarafından maddeye dönüştürülüyor, ve bu madde patlayarak evreni oluşturuyor.İşte bunu sağlayan güç Allah.Ã?ncelikle bunu belirtmek istiyorum.Sonrasına gelince, evet Allah kürekle dağlara volkan atmamış.Fakat o bunun yapılmasını sağlamış.Antimadde meselesi.En başta iki şey vardı.Madde, antimadde.Ve bunların karşılaşması ile Big Bang oluştu.İki tür de zıt kutuplara fırladı.Fakat bunları yaratan değil karşılaştıran güçtür Allah

Posted: Sun Mar 25, 2007 9:59 am
by Firble
Tartışmaları bilimsel kanıt ve destekler olmadan yürütmek bizi çok yanlış yollara sokacaktır. Büyük patlamanın öncesinde ne olduğunu açıklayan hiçbir kanıt yoktur.

Bunun dışında eğer Allah insanı yaratışını ben şu şekilde de anlatırım. Allah zamanla insanı oluşturacak dönüşümler geçirecek cansız bir Dünya yarattı. Bu dünya geçirdiği dönüşümler sonrasında evrimleşerek insana dönüştü.....

Ancak benim okuduğum hiçbir kaynakta tanrının ( tanrı diyorum çünkü sadece İslami kaynakları kastetmiyorum) insanı nasıl yarattığı sembolik belli ifadeler dışında anlatılmıyor. Anlatılmıyor çünkü okuduğum tüm kaynaklar dinlediğim tüm insanlar bu yaratılışın insanın kavrayamayacağı bir olay olduğunu belirtiyor.

Zaten sorun da burada dinin ( en azından evrim karşıtı din karşıtlarının) asla açıklanmaması gerektiğini ya da açıklanamayacağını düşündüğü bir olayı bilim açıklamaya çalışıyor.

Eğer yanılıyorsam tanrının insanı nasıl yarattığını anlatan bir kaynak varsa hele bir de bununla ilgili somut kanıtlar veriyorsa, bunu açıklayan deneylerden bahsediyorsa insanın atom ve hücrelerin yoktan ya da cansız maddeleri dönüştürerek ya da enerjiyi ( yani fotoları ya da bilmediğim ama kitaplarda açıklanan başka bir enerji formunu) asıl maddeye ve hücrelere dönüştürdüğünü açıklayan her hangi bir kaynak varsa lütfen belirt. Eğer böyle bir kaynak yoksa.... o zaman insanın yaratılışı konusundaki tek bilimsel görüş evrimin öne sürdükleridir.

Aksi gibi eğer din insanı tanrının yarattığını belirtiyor ancak bunun nasıl olduğunu belirtmiyorsa ben rahatlıkla tanrının cansızların olduğu bir Dünya yarattığını bunun zamanla önce basit canlıların bulunduğu dünyaya sonra bakteri balina insan gibi daha karmaşık canlıların bulunduğu bir Dünyaya dönüştüğünü idda ederim ve bu ilgili dini görüşü de çökertmez.

Ancak tartışmaların din değil bilim üzerinden yapılmasını kesinlikle daha sağlıklı buluyorum. Neden? ? ? ? Ã?ünkü dini görüşler farklıdır. Aynı din ve mezhebe mensup kişiler için bile bu böyle ve bunların çok çok çok çok ve çok samimi olan arkadaş ortamları dışında tartışılması ciddi sakıncalar yaratabilir.

Ama bilim son derece somuttur. Mevcud koşulların yarattığı deneyler rahatlıkla bir fikrin doğruluğunu ve yanlışlığını tekrar tekrar kanıtlayabilir. Melekler ve şeytanlar kitabı da bildiğim kadarıyla bir roman eğer kitabın esinlendiği bir bilimsel kaynak varsa onu okumayı tercih ederim. Ã?ünkü bir roman bilimkurgu bile olsa bilimsel bir tartışmada bir noktaya kadar yardımcı olabilir.