Page 41 of 48
Hancı
Posted: Wed Sep 29, 2004 8:57 pm
by Willow
Lütfen eğer onu görürseniz Oren ruhbanının onu aradığını söyleyin... Bu arada sanırım sizde inananlardansınız... Eğer öyleyseniz tapınak Oren takipçilerini bekliyor... Artık oren ruhbanı geri döndü..
Posted: Wed Sep 29, 2004 9:14 pm
by Efla
Ben bir hancıyım sadece rahip. Herhangi bir tanrının takipçisi değilim. Neyse şovalyeyi görürsem söylerim.
Posted: Thu Sep 30, 2004 4:33 am
by Hükümlü
şövalye yere yıkılan savaşçıyı kollarında hana taşıdı...
Merakla ona bakanlara yanıtı oldukça basitti....
"Burock yok oldu..." dedi. Elfi yukarıdaki odalardan birine yatırdı.
Aşağıya indiğinde ise bir içiki söyledi ve oturdu.
Ã?evresine bakındı. "Bizimle dövüşe katılacak olanlar acaba lütfen kendilerni göstebilirler mi kesin olarak?"
Posted: Thu Sep 30, 2004 6:07 pm
by Logan
bir adım öne cıktı kılıcını çekerek kılıc ile yüzü parale bir şekilde kılıcını yukarı tutarak ben her zaman için yanınızdyım lordum...
Posted: Thu Sep 30, 2004 6:50 pm
by Fallen
"Hayır Changes... bu savaş Azalin ile benim aramda..."
"Burock adına!!!!!!! ..." "Hahahahahhaaaaa!!!!!!!!"........
Rüya görüyordu elf.. karanlığın içinde haykıran sesler... dönen onca anlamsız imge.... bunlar öyle bir süratle dönüyorduki.. elf'in midesi bulanıyordu.... Changes.. sürekli dostunun sesini duyuyordu elf... ve sonra ardından gelen o iğrenç kahkahlar......hayır Changes ölmüş olamazdı, onunla yapacakları çok iş vardı daha.. hayır... HAAYIIIIIRRRRRRRR!!!
"HAAYIIIIRRRRR"... bir anda gözlerini açtı elf.. nefes nefese kalmıştı, terlemişti, bakışları delice odada döndü bir süre, hiçbir şeye anlam veremiyordu şu an....hayal ile gerçeğin içiçe girdiği bir andı bu... sonra güçlü iki kolu omuzlarında hissetti, öfkeyle karşılık verdi.. kısa süreli bir mücade olduktan sonra dostu Hrisskarın sesini duydu...
"Thlyrotel...kendine gel!!!! neler oluyor..."
Bir anda herşeyi anladı elf.. bir rüyaydı yalnızca... hatta komiğine bile gitmişti verdiği bu tepki.. hafifçe gülümsedi.. Hrisskar'a döndü..
"Özür dilerim Hrisskar, bir rüya gördüm.."
Sonra ayağa kalktı, Hanın merdivenlerinden aşağı doğru inerken elf eski dostuyla sohbet ediyordu.. gördüğü rüyayı anlattı ona.. ama yinede elf.. merdivenleri inerken Changes adına endişelenmeden edemiyordu... sonra aşağı indiler.. herkes oradaydı, Hükümlü indiklerini fark etti elf başıyla Hükümlü'ye bir selam verdikten sonra boş kalan sandalyelerden ikisini kaptı ve Hrisskar ile birlikte uygun bir yere oturdular..Ranger meraklıydı..
"Birşey kaçırdımmı acaba??"
Posted: Fri Oct 01, 2004 2:05 am
by psycookie
Hükümlü wrote:şövalye yere yıkılan savaşçıyı kollarında hana taşıdı...
Merakla ona bakanlara yanıtı oldukça basitti....
"Burock yok oldu..." dedi. Elfi yukarıdaki odalardan birine yatırdı.
Aşağıya indiğinde ise bir içiki söyledi ve oturdu.
Ã?evresine bakındı. "Bizimle dövüşe katılacak olanlar acaba lütfen kendilerni göstebilirler mi kesin olarak?"
sanırsam kılıcımı çekmeme gerek yok ancak burda sizinle birlikte savaşmak bulunuyorum.Sizinleyim.Sona kadar...
Posted: Fri Oct 01, 2004 6:36 pm
by Logan
psycookie bir bakış fırlatı ve ve hafif bir gülümseme ile birlikte kılıcını kınınıba geri soktu... ve etrafa baktı yereden kalkamamış birini gördü ve ona yardım eti...
düşmüş bir tabureyi aldı düzelti ve tabureye ters cevirerek oturdu önündeki masaya boş boş bakıyordu sanki ayrı bir dünya gitmiş gibiyidi...
Posted: Fri Oct 01, 2004 8:35 pm
by feryat
KApıdan içeri girdim... Tamamen hazırdım... Bir yolculuğa çıktığım belli oluyordu...
Arkadaşlar...
Kısık sesimin kusuruna,
Söz dizimi yanlışlarıma takıldınız...
Yuvarlandınız dilimde...
Bazen ıslandınız bazen sevildiniz...
Ama hiç bir zaman hoş görülmediniz...
Kızgın bir akşamın uçan böcekleri gibi...
Her zaman nefret dolu bakışlara layıktınız,
BEnim gözümde...
Yinede ayrılık kursağımda bir feryat...
Tütünümde dışlansamda...
Diyara iyi bakın...
Artık ölüm bile eskisi gibi değilken...
Siz en eski halinizle kalın,
BEnim gözümdeki...
Hoşçakalın...
*siteden ayrılıyorum... herkese mutlu bir hayat dilerim... sevgilerimle*
Not: galadlirim seninle uğraştım için özür dilerim...

Posted: Sat Oct 02, 2004 2:37 am
by green_eye_of_devil
Green hala dostunu ruyasını düşünüyordu bir tanrıyı kim ve nasıl yok edebilirdi bu dünyada bunu yapacak kadar güçlü olan kim vardı?Bu olanaksız bir olaydı Buroc bir tanrı idi hakkında fazla bilgisi olmamasına rağmen dostunun tanrısı idi ona saygı duyuyordu.Green Thlyrotel'a dödü tanrını kim nasıl yok etmiş olabilir bu diyarda bu güçe sahip kim var dostum.
Posted: Sat Oct 02, 2004 9:01 am
by Fallen
"Hrisskar inan ne olduğunu bilemiyorum, sadece Burock'un kalbime yerleştirdiği inancı artık hissedemiyorum.. bir ateşin sönmesi gibi bir anda yok oldu içimde.. inan olaylara anlam vermek senin için olduğu kadar benim içinde zor, ben sadece.... hissediyorum..."
RP dışı: arkadaşlar bu olayla ilgili ayrıntlı bilgi için forumda tapınak başlığından "savaşçıların mağbedi" adlı bölümü okumanız yeterli olacaktır..
Posted: Sun Oct 03, 2004 2:32 am
by green_eye_of_devil
Green handan dışarı cıktı hava karamış hilal şeklindeki ay gökyüzünü aydınlatıyordu arkasında kara bulutlar fırtınanın alemetcileri idi doğru fırtuna yakındı hemde büyük bir fırtına herşeyin değişeceği ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmaıacağı bir fırtına tüm diyarı yakından ilgilendiren bir fırtına.
İyiliğin ve kötülüğün
Ã?eliğin ve büyünün
Işığın ve karanlığın
savaştığı bir fırtına tüm diyarı bekliyordu ve çokta uzak değildi.
Hava serinid grenn üşüdüğünü hissetti ve içeri geri döndü zamanı gelmişti Thlyrotel'a döndü artık gitmeliyiz bukaradar beklemek yeterli burada dırmak zaman kaybından başka birşey değil.
Posted: Sun Oct 03, 2004 3:35 am
by Fallen
"Dostum nereye gideceğiz, kader bize bir yol gösterdi, bu diyar için önemli birşeyler yapabiliriz.. bunu yarı yolda bırakıp gitmemeliyiz bence.. biliyorum Hrisskar burası bize göre değil.. ama onurlu bir amaç için geldik buraya.. diyar adımızı hatırlasın diye..."
Thlyrotel birazda olsun eski dostunu etkilemiş olmayı umuyordu bu sözlerle...
Posted: Sun Oct 03, 2004 1:47 pm
by Türklider
Hanın kapısından iki metreyi geçkin yükseklikte devasa bir kumaş yığını daldı içeriye. Vedası duyulmayan, duyulsa da umursanmayan ozanı, elfi ve arkadaşını, diğerlerini süzen kumaş yığını komik denecek bir çabuklukla masalardan birine yerleşti.
İri bir insansıyı andırsa da üzerindeki kalın kumaş tabakası yüzünden bundan emin olmak ziyadesi ile zordu. Bunun bir insansı olduğunu çözebilmenin tek yolu, kumaşların arasından çıkan iki adet muazzam, kıllı, pençeyi andıran ele bakmaktı...
Kumaş yığını zor duyulan bir sesle fısıldayarak bir bardak su istediğini belirtti...
Saygılarımla...
Posted: Sun Oct 03, 2004 9:02 pm
by Fallen
Thlyrotel şaşkınlıkla yanından geçen dev kumaş yığınına baktı, buda neydi böyle... iki kenardan sarkan pençeleri farkettiğinde dahada şaşırmıştı elf... Hrisskar'a döndüğünde onunda aynı şekilde şaşırmış olduğunu farketti, Elf Hrisskar'a bir göz işareti yaptıktan sonra, ikili birlikte bu kumaş yığının bulunduğu masaya doğru ilerledi, bu insan yada yaratık her neyse öylece oturuyor.. ne yaptığı, kime baktığı belli olmuyordu.. masaya yaklaştıkça elf kendisine baktığını tahmin etti kumaş yığının.. masanın başında bir süre öylece dikildi, sonra başını yavaşça öne eğip selam verdi..
"Selamlar yabancı, oturabilirmiyiz??"
Posted: Sun Oct 03, 2004 9:48 pm
by green_eye_of_devil
Green bu varlığın ne olduğu konusunda ufak bir tahmin yürüttü insan olması münkün değildi kumaş altında gizlenmesi saklanmak amacında olduğunu gösteriyor ve sesi böyle devasa bir yaratık için fazla kısıktı ki buda gerçek ses tonun kullanmadğını gösteriyor kumaşın altından sarkan kılarala kaplı iki iri kol ve pençeler green aklına tek bir ihtimali getirmişti "BÃ?CAYI" yani "bugbear" burada insaların arasına ve insanlara zarar vermeden bu olanaksızdı bu doğaya aykırıydı green daha fazla bekleme gereği görmeden dev kumaşı cekti karşılaştığı manzara karşısında ifdesini gizlemeye calıştı kumaşın altında çıkan şey....