ADALETİN,ÖLÖMÖN ve SAVAşIN TAPINAğI(TANRI:OREN
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel yarımelfin arkasını dönüp giderek uzaklasıp karanlıgın içinde kaybolmasını seyretti ve bir an için avludaki heykellere baktı dikkatini çekmişti.Ne kadar garip diye içinden yineledi.Sonra arkasını döndügünde sonu görülmeyen karanlık bir koridorla karşılaştı.Biraz önce burada iki koridor olduguna dair yemin edebilirdi.Başı dönmeye başladı.Kafasının içinde sesler duymaya başlamıştı.
Savaşçı.. Savaşçı..
Horcoel garip bir güçle koridora dogru çekiliyordu.Yaklasırken korkuyordu ama yinede yaklasmaya devam ediyordu.Parmaklarının uçları sogumaya başladı.Kalbi hızla atıyordu.Sonra durdu ve gözleri kısıldı.Aklına onu ayakta tutacak korkmamasını saglayacak seyleri getirmeye başladı.Elf diyarının güzel şarkılarını insanların kalabalık ve coşkulu seslerini..
Derken kapıya uzandı..
Horcoel kendını ateş ve kül içerisinde buldu,yanıbaşında insanlar bagırıyor,çıglık çıglığa kaçıyorlardı.Derken o görüntüyü gördü.
Uzun boylu bir elf iki elinde uzunkılıçla evinin önündeki orkları uzaklaştırmaya çalışıyordu.Seri ve atikti gözlerindeki sert bakışlar orkları bir adım geriye gitmeye zorluyordu.
Horcoel bu sahneyi hatırlıyordu.. O zamanlar 12 yaşında idi gerçi ama herşey gözlerinin önünde tekrar oluyordu tekrar.
Uzun elfın orklarla kapısması birini yere serişi..Arkadan gelen sesler:
-Babaaaa Babaaaaa
-Kaç evlat..kaaç
Horcoel yeterince izlemişti bu sefer dedi kendi kendine..Bu sefer engel olacaktı.Koşarak yaklaştı orklara kılıcını savurdu yanlız kılıç orkun içinden geçti.Tekrar savurdu.. Sanki orada hiç yokmuş gibiydi.O sırada sesi duydu.
-İzle..
Horcoel ellerini gözlerine götürdü ses artık kafasını patlatacak gibiydi..
-İzle
Ellerini açtı ve kafasında her gece tekrar şekillenen o anı gördü..
Sessizce yaklasan bir ork babasının tam arkasından palasını soktu..Adam bir an için inledi.Sonra ork zevk içinde gülerek palayı çevirip kalbine ilerletti.
Artık ses yoktu..
Adam boş gözlerle yere baktı.Ã?nce dizlerinin üstüne düştü ve sonra yere yıgıldı.Horcoel ellerini yumruk yaparak kıstı.Aşagıya baktı,kendini gördü.
-Babaaaaa babaaaaaa.
Küçük Horcoel aglıyordu..
-Bu kadarı yeter dedi ses.
Sonra etraf karardı..
Savaşçı.. Savaşçı..
Horcoel garip bir güçle koridora dogru çekiliyordu.Yaklasırken korkuyordu ama yinede yaklasmaya devam ediyordu.Parmaklarının uçları sogumaya başladı.Kalbi hızla atıyordu.Sonra durdu ve gözleri kısıldı.Aklına onu ayakta tutacak korkmamasını saglayacak seyleri getirmeye başladı.Elf diyarının güzel şarkılarını insanların kalabalık ve coşkulu seslerini..
Derken kapıya uzandı..
Horcoel kendını ateş ve kül içerisinde buldu,yanıbaşında insanlar bagırıyor,çıglık çıglığa kaçıyorlardı.Derken o görüntüyü gördü.
Uzun boylu bir elf iki elinde uzunkılıçla evinin önündeki orkları uzaklaştırmaya çalışıyordu.Seri ve atikti gözlerindeki sert bakışlar orkları bir adım geriye gitmeye zorluyordu.
Horcoel bu sahneyi hatırlıyordu.. O zamanlar 12 yaşında idi gerçi ama herşey gözlerinin önünde tekrar oluyordu tekrar.
Uzun elfın orklarla kapısması birini yere serişi..Arkadan gelen sesler:
-Babaaaa Babaaaaa
-Kaç evlat..kaaç
Horcoel yeterince izlemişti bu sefer dedi kendi kendine..Bu sefer engel olacaktı.Koşarak yaklaştı orklara kılıcını savurdu yanlız kılıç orkun içinden geçti.Tekrar savurdu.. Sanki orada hiç yokmuş gibiydi.O sırada sesi duydu.
-İzle..
Horcoel ellerini gözlerine götürdü ses artık kafasını patlatacak gibiydi..
-İzle
Ellerini açtı ve kafasında her gece tekrar şekillenen o anı gördü..
Sessizce yaklasan bir ork babasının tam arkasından palasını soktu..Adam bir an için inledi.Sonra ork zevk içinde gülerek palayı çevirip kalbine ilerletti.
Artık ses yoktu..
Adam boş gözlerle yere baktı.Ã?nce dizlerinin üstüne düştü ve sonra yere yıgıldı.Horcoel ellerini yumruk yaparak kıstı.Aşagıya baktı,kendini gördü.
-Babaaaaa babaaaaaa.
Küçük Horcoel aglıyordu..
-Bu kadarı yeter dedi ses.
Sonra etraf karardı..
Ne kadar da ilginç diye içinden geçirdi Vİlthas horcoelin en kötü ansını izlerken.. Evet, tam adalet için biçilmiş bir kaftan diye ekledi ardından.. Kaderlerimiz aynıymış dedi aklına kendi babasının orklar tarafından katledilişi gelirken..
Sonra kabus bitti, karşısında duruyodu savaşçı, zaten hep öyleydi, bu horcoel için bir sınavdı, ve savaşçı bu son sınavı da geçmişti.. Vilthas yerde yatan horcoel'in yanına yaklaştı, yere uzandı, ve sadece tek bir sözcük fısıldadı kulağına: "Uyan..."
Sonra kabus bitti, karşısında duruyodu savaşçı, zaten hep öyleydi, bu horcoel için bir sınavdı, ve savaşçı bu son sınavı da geçmişti.. Vilthas yerde yatan horcoel'in yanına yaklaştı, yere uzandı, ve sadece tek bir sözcük fısıldadı kulağına: "Uyan..."
Horcoel, yavaş yavaş ayağa kalktı, ilk önce etrafını tanıyamadı, ama sonra Vilthas'ın kendisine bakmakta olduğunu gördü, ve Vilthas'ın gözlerini takip etti. Vilthas Horcoel'in deri zırhına bakıyordu, ve Horcoel kendi zırhının üzerinde bir terazi sembolü gördü, terazinin bir tarafında bir kılıç, diğre tarafında ise bir kurukafa vardı..
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Başını kaldırdı Horcoel.Hala zonkluyordu kafası genemi dedi kendi kendine.Görüntüler hala bulanıktı lakin korkutucu yada karanlık degildi.Bilakis gözüne ışık giriyor sanki onu ayaga kaldırırcasına destek veriyordu.O sırada sesi yeniden duydu.Tanıdıktı bu ses.
-Uyan..
Horcoel ayaga kalktı ve adamı gördü.Adama yaklastı..Gözleri halen bulanıktı.Yaklastıkça bu adamın bir heykel oldugunu farketti.Gülen heykel..Oysa ağlıyordu yada o öyle sanmıştı.Herşey neden bukadar karışık olmak zorundaydı.Gözleri tam seçmeye başladıgında üstüne baktı.Kalın deri zırhı artık düz bir yapıt olmaktan öte sanki bir savaşı anlatırcasına motiflerle kaplanmıstı.Göğüs kısmı ise bir terazi amblemiyle süslenmişti ve tüm motifler orada birleşiyordu.İlginç dedi kendi kendine.
Arkasına döndügünde sözcüyü ona doğru bakarken buldu..
-Sınavı geçtin..
-Uyan..
Horcoel ayaga kalktı ve adamı gördü.Adama yaklastı..Gözleri halen bulanıktı.Yaklastıkça bu adamın bir heykel oldugunu farketti.Gülen heykel..Oysa ağlıyordu yada o öyle sanmıştı.Herşey neden bukadar karışık olmak zorundaydı.Gözleri tam seçmeye başladıgında üstüne baktı.Kalın deri zırhı artık düz bir yapıt olmaktan öte sanki bir savaşı anlatırcasına motiflerle kaplanmıstı.Göğüs kısmı ise bir terazi amblemiyle süslenmişti ve tüm motifler orada birleşiyordu.İlginç dedi kendi kendine.
Arkasına döndügünde sözcüyü ona doğru bakarken buldu..
-Sınavı geçtin..
"Artık gerçek bir adalet savaşçısısın.. Sadakatin kanıtlandı, her ne kadar birşey yapmamış olmasan da.. Üzerindeki motif bunun kanıtıdır.." dedi fısıltılı bir ses tonuyla.. Daha sonra tanrısına kısa bir dua okudu, ve ardından Horcoel'i odasına götürdü, loş ışıklı bir koridordan, ama hiçbir ışık kaynağı yoktu.. Dha sonra demir kapılı bir odaya geldiler, Vilthasın tek bir sözüyle kapı ardına kadar açıldı ve küçük ama güzel döşenmiş bir oda ile karşılaştılar.. İşte odan burası dedi Vilthas..
-
Horcoel_Baator
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 673
- Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
- Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
- Contact:
Horcoel Yarımelfe teşekkür ederek odasına gitti.Oda oldukça bakımlı ve güzeldi ve insanı huzur içinde bırakan kokusu vardı.Sonra Horcoel sözcüye bakarak acaba yanlız kalabilirmiyim dedi.
Sözcü yarımelfi anlayışla karşıladı.Ve kafasını olumlu anlamına gelecek şekilde salladı ve yokoldu.Artık dedi Horcoel,yanlızım.Deri zırhını çıkardı ve onun için hazırlanan ipekten yataga önce oturdu sonra yattı.
Gözlerini kapattı ve karanlıkta onu bekleyen kabusları ona doğru uzandı...
Sözcü yarımelfi anlayışla karşıladı.Ve kafasını olumlu anlamına gelecek şekilde salladı ve yokoldu.Artık dedi Horcoel,yanlızım.Deri zırhını çıkardı ve onun için hazırlanan ipekten yataga önce oturdu sonra yattı.
Gözlerini kapattı ve karanlıkta onu bekleyen kabusları ona doğru uzandı...
Vilthas odasına giderken bir anda zihinde bir ses duydu: "Büyücü, dikkatli oli haddini aşma, sen sadece bir sözcüsün, başrahip değil.." Bu Vİlthas'ı şok etmişti, ama sonra hatasını kabul ederek Lorduna seslendi: "Lordum, bağışlayın beni, ama her yapıtğım sizin için, ben adaletin sözcüsü, kendimi sizi bu diyarda yükseltmeye adadım, asla kendim için birlşey yapmam.." diye bitirdi duasını, ve eskiden başrahibin ama şimdi kenidne ait olan odaya doğru yöneldi, zihninde az önceki savaşçı hakkında düşüncelerle.. Kordiorun sonundaki kapıya vardığında içinde bir tereddüt vardı, acaba kapıyı açabilecek miydi, ama bunu denemeden bilemem dedi, ve gözlerini kapatarak kapıyı tüm gücüyle ittirdi.. Kapı beklediğinin aksine kolay ve çabuk birşekilde açıldı.. İçerisi çok sade döşenmişti, bir yatak ve bir çalışma masasından ibaretti.. Vilthas kendini çok yorgun hissediyordu ve hemen yatağa uzandı, uyku onu hemen kendine çekti..
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
tapınaga gelne logan atını tapınagın girişinde bıraktı içeri emin adımlaralar girdi uzun zamandan beri tanrısının huzuruna cıkmıyordu heykelin önüne dogru giderken hiç bir şey umursamıyor bir elfin yanında geçti hiç bir şey demedi ama yüz yabancı degildi heykelin önünde durudu bir dizinin üstünne çöktü ve ''efendim lütfen afedin uzun zamndan beri huzurunuza cıkamıyorum'' ve sesi iyice kısıklaştı artık gözünüde kapatmıştı... efendisine her zaman yaptıgı baglılık yemini tekrarladı ve beynide yine imgeler oluştu kötülük geliyordu birden aya kalktı hızlı adımlarla cıkışa dogru giti elfin yanında geçerken dikkatli ol elf kötülük yaklaşıyor... dedi ve atına atladı uzaklaştı
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Vilthas erkenden uyanmıştı korkunç kabusundan, fakat odasından dışarı hiç çıkmadı, sadece oturup geçmişi hakkında düşünmeye devam etti.. Daha sonra tapınağın avlusundan bir ses duydu.. Daha önce tapınakta tanışmış olduğu birini sesiydi. Hızlıca odasından dışarı çıktı, koridoru büyük bir çabayla geçti, ve en sonunda avluya çıkmıştı, ama sadece loganın uzaklaşmasını izledi ve sözleri üzerine düşünmeye başladı.. "Kötülük yaklaşıyor" demişti, ama bu zaten beklenen birşeydi. Evet tanrısına başvurması gerekiyordu, onun bilgeliğinbe başvurmalıydı.. Hemen dizleri üzerine çöküp Lord Oren'e dua etmeye başladı..
Uzunca bir süre dua ettikten sonra ayağa kalktı yavaşça... Çalışması gerekiyordu, ne de olsa asıl mesleği büyücülüktü, rahiplik değil.. Aynı yavaşlıkla odasına ilerlemeye başladı, koridorları bir bir geçtikten sonra odasına geldi, ve kapıyı ardından kapattı. Daha önce üzerinde çalışmakta olduğu bir kitabı çıkardı, güneş kadar parlak, ve üzerinde rengine tezat olacak şekilde "İlüzyon" yazıyordu simsiyah harflerle.. Vİlthas tek bir hamleyle daha önce kaldığı sayfayı açtı, ve uzun, yorucu çalışmasına başladı..
Hayır olmuyordu, bir türlü yapamıyordu, aklını meşgul eden birşey vardı.. Kaç saattir aynı büyü üzerinde çalışıyordu, satırları tekrar tekrar okuyordu, her harfi teker teker inceliyordu, ama gene de olmuyordu.. Ã?nünde bir kitap vardı ama acaba onu görüyor muydu?? Aklında tek birşey vardı , tek bir söz ve Vilthas onun üzerinde düşünmeden, kafa yormadan başka hiçbirşey çalışamayacağını biliyordu, fakat hala neden elinde bu büyü kitabı, okuduğunu anlamadan boş boş vakit geçirdiğini anlayamıyordu.. Belki de bir içgüdüydü bu, kendini koruma refleksiydi, aklına kazınan şu sözlerin tetiklediği: "Kötülük yaklaşıyor..." Ne garipti ki bir zamanlar taptığı şey de aynı kötülükten başka şey değildi.. Zaman insana ne büyük oyunlar oynuyor diye geçirdi içinden...
Tanrısına danışmıştı ama aldığı tek cevap onu biraz daha yalnızlığa itmişti.. Evet çalışması gerekiyordu, ama bu şekilde değil.. Kitabı sertçe yatağa doğru fırlattı, ve oturduğu sandalyeyi hızlıca yana doğru itti.. Koridoru geçti, nereye gittiğine bile bakmadan, sonra da avluya çıktı.. Avlu bomboştu, rüzgarın yaprakları okşayış sesi dışında hiçbir yaşam belirtisi yoktu, evet tam aradığım ortam dedi.. Yavaş yavaş sadece büyücülerin anlayabileceği fısıltılar çıkmaya başladı ağzında:
Ast solarus sarath......
Tanrısına danışmıştı ama aldığı tek cevap onu biraz daha yalnızlığa itmişti.. Evet çalışması gerekiyordu, ama bu şekilde değil.. Kitabı sertçe yatağa doğru fırlattı, ve oturduğu sandalyeyi hızlıca yana doğru itti.. Koridoru geçti, nereye gittiğine bile bakmadan, sonra da avluya çıktı.. Avlu bomboştu, rüzgarın yaprakları okşayış sesi dışında hiçbir yaşam belirtisi yoktu, evet tam aradığım ortam dedi.. Yavaş yavaş sadece büyücülerin anlayabileceği fısıltılar çıkmaya başladı ağzında:
Ast solarus sarath......
-
Dark_WizarD
- Kullanıcı

- Posts: 51
- Joined: Tue Oct 26, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Darkness,gizemli we güçlü bir büyücüydü.Bir gün büyük bir savaşın başlayacağını duydu ve bu maceraya katılmak için hazırlandı.Büyük bir
uğraştan sonra savaşın başlama noktasına,yani adaletin tapınağına ulaşmıştı.Ama tapınak kapalıydı ve Darkness dua etti:
-Adaletin tanrısı Lord Oren!Benbi de savaşçıların yanına al!Bir daha insan öldürmeyeceğime ve adaleti sağlayacağıma yaemn ederim...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest