Savaşçıların Mabedi(DÖşMÖş TANRI:BUROCK)
Ormanda geçen onca zaman, Thlyrotel'in her türlü tehlikeye açık olduğu zamanlardı, bu yüzdendir ki uykusu her zaman yarım bir uykuydu, nitekim o gecede mağbeddeki seri ayak sesleri onu uyandırmıştı.. Sensei konusunda uyarılmış olmasıda onu bir kat daha endişeli yapıyordu...
Sessizce yatağından doğrulan elf yayını kenardan kaptı, sadağını takacak vakti yoktu, alabildiği kadar ok aldı eline.. sonra sessizce mağbed'in merkezine doğru ilerlemeye başladı.. işte ilerde bir figür hareket ediyordu.. elf yayını gerdi.. hedef tam okun ucunda duruyordu.. öylece ilerledi ve diz çöktü... birşeyler mırıldanıyordu kendi kendine.. tam bu anda Thlyrotel derin bir nefes verdi.. yayını tekrar indirdi.. yavaşça rahip dostunun yanına doğru ilerledi; terlemişti.. endişeliydi ve korkmuştu..
"bir rüya" dedi elf içinden, sonra elini dev savaşçının omzuna koydu.. sesinde melodik bir tını vardı elf'in..
"Rüyanda ne gördün dostum, anlat bana..."
Sessizce yatağından doğrulan elf yayını kenardan kaptı, sadağını takacak vakti yoktu, alabildiği kadar ok aldı eline.. sonra sessizce mağbed'in merkezine doğru ilerlemeye başladı.. işte ilerde bir figür hareket ediyordu.. elf yayını gerdi.. hedef tam okun ucunda duruyordu.. öylece ilerledi ve diz çöktü... birşeyler mırıldanıyordu kendi kendine.. tam bu anda Thlyrotel derin bir nefes verdi.. yayını tekrar indirdi.. yavaşça rahip dostunun yanına doğru ilerledi; terlemişti.. endişeliydi ve korkmuştu..
"bir rüya" dedi elf içinden, sonra elini dev savaşçının omzuna koydu.. sesinde melodik bir tını vardı elf'in..
"Rüyanda ne gördün dostum, anlat bana..."
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Changes duasını henüz bitirmişti ki omzunda bir dokunuş hissetti ve irkildi.Ansızın geriye döndüğünde dostunu gördüğüne bu kadar sevinmemişti.Rahibin saçları dağılmış yüzünde irkilmiş bir ifade vardı.Dostuna baktı ve yavaş yavaş sessizce anlatmaya başladı olanları en ince ayrıntısına kadar.Bir yorum bir yardımdı beklediği Changes ın olacaklar hakkında.Ã?ünkü bu rüyaların bir işaret olduğuna inanıyordu olmuşlardan ziyade olacaklara dair.İşte o zaman hissetti en çok kahinin özlemini.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Elf dostunun anlattıklarını sessizce dinledi.. oda bu tür rüyaların bir anlamı olduğuna inanırdı.. şimdi kendiside Changes gibi düşüncelere boğulmuştu.. sonra dostunun endişesini fark etti, zoraki bir gülümseme ile ona baktı..amacı onu rahatlatmaktı, çünkü yarına yapılacak onlarca iş onu bekliyordu..
"Dostum sadece bir rüya, belkide Burock seni sınıyordur ne dersin?"
Bu sözlerin pek etkili olacağını düşünmüyordu elf, ama dostunun biraz rahatlamasını umuyordu..
"şimdi dinlenmen gerek yarına yapılacak çok iş var.."
Bu sözlerin ardından Thlyrotel arkasını döndü ve odasına doğru yöneldi.. düşünceler içindeydi.. "Acaba Burock bizi terk mi edecek??" diye düşündü bir an.. ama bu düşüncenin içinde barınmasına fazla izin vermedi...
"Dostum sadece bir rüya, belkide Burock seni sınıyordur ne dersin?"
Bu sözlerin pek etkili olacağını düşünmüyordu elf, ama dostunun biraz rahatlamasını umuyordu..
"şimdi dinlenmen gerek yarına yapılacak çok iş var.."
Bu sözlerin ardından Thlyrotel arkasını döndü ve odasına doğru yöneldi.. düşünceler içindeydi.. "Acaba Burock bizi terk mi edecek??" diye düşündü bir an.. ama bu düşüncenin içinde barınmasına fazla izin vermedi...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Elf dostunun söyledikleri biraz olsun rahatlattı Changes ı.Bu doğru olabilirdi belki gerçekten de sınıyordu burock bu rahibini.Gerçekten de böyle olmalıydı evet evet böyle olmalı diye kendini inandırmaya çalıştı Changes bütün gece.Ã?ünkü daha kötüsünü düşünmek istemiyordu.Daha kötüsü olamazdı olmamalıydı.Sabah ter içerisinde uyandı Changes bütün gece uykusuzluk çekmiş tavandaki gölgeleri anlamlandırmaya bile çalışmıştı.Ama rüyasını düşündü koca adam yakarıyordu burock a ama bir türlü ona ulaşamıyordu.Ve o korkunç kale de neyin nesiydi o çığlıklar o sefil yüzler.Bütün bu düşünceler yeniden peydah oldu adamın kafasına.Kalktı yavaşça giyindi ve dışarıya çıktı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Daha sabah olmadan elf uyanmıştı.. zaten bütün gecede pek uyuyamamıştı.. öylece yatakta bir sağa bir sola döndü durdu bütün gece.. sonra yataktan kalktı, güneş yakında doğacaktı.. kendini oyalayacak bir şeyler bulamaya çalışıyordu elf... sonra aklına birşeyler geldi.. mağbedin özel olarak seçilmiş en soğuk odasına doğru ilerledi.. yiyecekler orada depolanıyordu.. gerçi şu anda içeride pek birşey yoktu ama yakında dolacağını umuyordu elf...
Böylece bir 15 dakika içerisinde elf kavaltıyı hazırladı.. tam işler bitmiştiki Changes'de uyandı...
Böylece bir 15 dakika içerisinde elf kavaltıyı hazırladı.. tam işler bitmiştiki Changes'de uyandı...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Özensizce toplanmış saçları yorgun ve bitkin görüntüsü ile geldi Changes.
Dostunun kahvaltıyı hazırlamış olmasına rağmen canı pek fazla şey yemek istemedi ama zorla da olsa birşeyler yemek için yaklaştı.
-Günaydın sevgili dostum
diye başladı Changes.
-Dün akşam söylediklerini düşündüm.Evet bu bir sınav olabilir ama eğer öyleyse beni gerçekten zor bir sınav bekliyor ve eğer değilse olacak çok kötü şeyler bizi bekliyor.Umarım tanrımızın kutsaması üzerimizde olur.
Daha sonra isteksizce bekledi dostlarının da masaya gelmesini.Böylece yediler yemeklerini ve kaldıkları yerden başladılar işlere.Bugün yapılacaklar arasında antrenman alanları ve barakalar olacaktı ve tabii sembolün kazınması bitirilecekti.
Dostunun kahvaltıyı hazırlamış olmasına rağmen canı pek fazla şey yemek istemedi ama zorla da olsa birşeyler yemek için yaklaştı.
-Günaydın sevgili dostum
diye başladı Changes.
-Dün akşam söylediklerini düşündüm.Evet bu bir sınav olabilir ama eğer öyleyse beni gerçekten zor bir sınav bekliyor ve eğer değilse olacak çok kötü şeyler bizi bekliyor.Umarım tanrımızın kutsaması üzerimizde olur.
Daha sonra isteksizce bekledi dostlarının da masaya gelmesini.Böylece yediler yemeklerini ve kaldıkları yerden başladılar işlere.Bugün yapılacaklar arasında antrenman alanları ve barakalar olacaktı ve tabii sembolün kazınması bitirilecekti.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Sabah erkenden çıkan İshtarin Koşarak ve heyecanlı bir şekilde tapınağa girdi. kahvaltı masasına oturmuş olan Thylroyel le Changese baktı. onlar da meraklanmışlardı bu halinden. Oda hemen söze başladı.
"Vampirler şehre saldırıya geçmişler. Biz, adalet savaşçıları duruma müdahale edeceğiz. Sizin de yardımınıza ihtiyacımız olacak. Ne dersiniz yardım edecek misin?"
"Vampirler şehre saldırıya geçmişler. Biz, adalet savaşçıları duruma müdahale edeceğiz. Sizin de yardımınıza ihtiyacımız olacak. Ne dersiniz yardım edecek misin?"
BanKai
Hemen ayağa kalktı Changes,irkilmişti olanları duyunca.İşte rüyasındakiler yavaş yavaş gerçekleşiyordu.Beklenen sınav yaklaşıyordu.
Hışımla odasına daldı,yerde duran zırhını giydi,tanrısının sembollerini görünür hale getirdi.Ã?ekicini şöyle bir tarttı.Kalkanını sol eline aldı ve saçlarını topuz halinde topladı.Dışarıya çıktı,işte bu en sevdiği anlardan birisiydi özlediği anlardan birisi.Savaş öncesi kanındaki adrenalin artmaya başlıyordu ve bu garip bir şekilde haz vericiydi.
Dostlarının yanından geçti doğru sunak odasına.Yere çöktü ve tanrısına dua etti.
-Güçlü savaşçıların koruyucusu yüce Burock beni hazırladığın bu sınav için yola çıkıyorum.Bu güçlü savaşçıları koru ve gözet onlar senin yolunda ilerliyor.
Bu hızlı koruma duasından sonra ayağa kalktı Changes ve dışarıya çıktı tüm heybetiyle.Gözlerinden savaş isteğiyle.
Hışımla odasına daldı,yerde duran zırhını giydi,tanrısının sembollerini görünür hale getirdi.Ã?ekicini şöyle bir tarttı.Kalkanını sol eline aldı ve saçlarını topuz halinde topladı.Dışarıya çıktı,işte bu en sevdiği anlardan birisiydi özlediği anlardan birisi.Savaş öncesi kanındaki adrenalin artmaya başlıyordu ve bu garip bir şekilde haz vericiydi.
Dostlarının yanından geçti doğru sunak odasına.Yere çöktü ve tanrısına dua etti.
-Güçlü savaşçıların koruyucusu yüce Burock beni hazırladığın bu sınav için yola çıkıyorum.Bu güçlü savaşçıları koru ve gözet onlar senin yolunda ilerliyor.
Bu hızlı koruma duasından sonra ayağa kalktı Changes ve dışarıya çıktı tüm heybetiyle.Gözlerinden savaş isteğiyle.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
İshtarin'in sözleri Thlyrotel'in yüzünde patlamıştı adeta, hemen odasına gitti yayını ve kılıçlarını aldı, hayvan derisinden olan sağlam tüniğide üzerine geçirdi.. sadağı okları.. herşey hazırdı....
Hemen odasından dışarı çıktı.. Changes'de hazırlığını bitirmiş, tapınaktan dışarıya doğru çıkıyordu.. üç kişi birlikte Tapınağın hemen dışındaki düzlükte buluştular.. hedefleri belli idi...
Hemen odasından dışarı çıktı.. Changes'de hazırlığını bitirmiş, tapınaktan dışarıya doğru çıkıyordu.. üç kişi birlikte Tapınağın hemen dışındaki düzlükte buluştular.. hedefleri belli idi...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Tapınağın dışına çıktıklarında karşıdan bir atlının geldiğini gördü Changes dostlarından çok sonra.Ishtarin ve Thlyrotel görmelerine rağmen bir tepki vermediler.Changes tapınağın kapısını kapattı yavaşça ve bir koruma duası okudu.Geri döndüğünde atlı gelmişti.Evet onu tanıyordu.Onunla karargahta karşılaşmışlardı.Uzun bir sohbet edememişlerdi ama görünüşe bakılırsa bu kez aynı safta savaşacaklardı.Atına bindi Changes ve selamladı yeni geleni.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Karşısından gelen üç savaşçıyı gördü Hükümlü. Hazırdılar! Onların yanına gitti yavaşa hükümlü...
"Selamlar savaşçılar. Ben Hükümlü şövalye Adalet savaşçısı. Seninle resmen tanışma fırtsatımız olmamıştı Burock'un savaşçısı. Burock'un ve sizin bu savaşta bizlerin yanımızda olması cesaret verici. şimdi isterseniz dragınfire tapınağına gidip lord oren'in rahibi erumollien'i bulualım ve diper yandaşlarımız alığ zamanın karargahından savaşçıları toplayalım. tamam? "
atını İshtarin'in yanına sürdü elini omzuna koyup gülümsedi. Ardından atını diğerleri ile birlikte dörtnla sürdü...
"Selamlar savaşçılar. Ben Hükümlü şövalye Adalet savaşçısı. Seninle resmen tanışma fırtsatımız olmamıştı Burock'un savaşçısı. Burock'un ve sizin bu savaşta bizlerin yanımızda olması cesaret verici. şimdi isterseniz dragınfire tapınağına gidip lord oren'in rahibi erumollien'i bulualım ve diper yandaşlarımız alığ zamanın karargahından savaşçıları toplayalım. tamam? "
atını İshtarin'in yanına sürdü elini omzuna koyup gülümsedi. Ardından atını diğerleri ile birlikte dörtnla sürdü...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
"Dostlar bana beş dakika zaman verin hemen döneceğim.."
bu sözler üzerine elf yakındaki ormana doğru yöneldi, orada dostları vardı..işte bu dostlar arasından iki güvercini seçti.. sırt çantasından çıkardığı iki parşomene kısa iki mektup yazdı ve bunları güvercinlere verdi, güvercinler semada kaybolurken arkalarından gülümseyerek bakıyordu elf...
"Sizlere güveniyorum dostlarım..."
Sonra elf hızla dostlarının yanına geri döndü...
bu sözler üzerine elf yakındaki ormana doğru yöneldi, orada dostları vardı..işte bu dostlar arasından iki güvercini seçti.. sırt çantasından çıkardığı iki parşomene kısa iki mektup yazdı ve bunları güvercinlere verdi, güvercinler semada kaybolurken arkalarından gülümseyerek bakıyordu elf...
"Sizlere güveniyorum dostlarım..."
Sonra elf hızla dostlarının yanına geri döndü...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Changes hala vereceği sınavı düşünüyordu acaba bu sınav o muydu?Eğer öyleyse dostlarının düşeceğini görmüştü rüyasında ve bu hiç te iyiye alamet değildi.Kafası karışık bir şekilde atının üzerinde ilerlerken Changes'ın gözlerindeki savaş isteği sözlerine de yansıdı.
-Mümkün olduğu kadar acele etmeliyiz dostlarım bana kalırsa fazla zamanımız yok.En azından bize ihtiyacı olanların fazla zamanı yok.
Aslında bu heyecan Burock için ilk kez bir savaşa gireceği içindi.Daha önce de savaşta Burock için diye nara atmıştı ama eğer bu o beklenen sınavsa Burock kan istiyor demekti ve Changes bunu ona fazlasıyla vermeye niyetliydi.Ã?ekicinin sapını okşadı yavaşça ve tüm kasları gerildi yine.Bir ürperti geçti içinden.
-Mümkün olduğu kadar acele etmeliyiz dostlarım bana kalırsa fazla zamanımız yok.En azından bize ihtiyacı olanların fazla zamanı yok.
Aslında bu heyecan Burock için ilk kez bir savaşa gireceği içindi.Daha önce de savaşta Burock için diye nara atmıştı ama eğer bu o beklenen sınavsa Burock kan istiyor demekti ve Changes bunu ona fazlasıyla vermeye niyetliydi.Ã?ekicinin sapını okşadı yavaşça ve tüm kasları gerildi yine.Bir ürperti geçti içinden.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Uzun beyaz saçları ve aynı beyazlıktaki teni ve sırtındaki kıpkırmızı nabız gibi atan kılıcı ile mabedin önüne ince zayıf bir adam geldi. Kafasını koca mabedi süzerek kaldırdı. Hain ve nefret dolu bir bakışla sırıttı. Üzerinde sadece siyah deri bir pantolon ve deri bir yelek vardı. Başka zırha ihtiyaç duymuyor gibiydi.
Mabedin kapısını sertçe çaldı. Bir süre bekledi ama ses yoktu. Birden hiddetlenen albino adam bir feryat kopararak sırtındaki enli kılıcı koca kılıcı çekip Yarı Tanrı BuRock un Mabedini kapısını vurdu. Vurmanın etkisiyle üstünde kıvılcımlar saçarak ikiye bölünen kapı büyük bir gürültü ile mabedin içine devrildi. Kadim bir dilde bir savaş narası koyan solgun beyaz tenli adam ın kızıl gözleri deliye dönmüştü. Nerdeyse bütün diyarın nefreti ve acısı üstündeymişçesine mabede daldı.
"BUROCK!
Sen Gücün Savaşın Tanrısı... ahahahahhhah..Sana yakıştırılabilecek en komik sıfatlar..
Senin GÃ?CÃ?N ancak küçük çocuklara yeter. Aynı benim çocuğuma yaptığın gibi."
"Ama buraya kadar. SEN de gerçek bir savaşçı nasıl olur dersini alacaksın"
Mabedin içinde gözü dönmüş şekilde bağırıp çağıran albino konuşması bitince enli kılıcını ucunu büyük bir kuvvetle taş zemine vurdu. Nabız gibi atmaya devam eden kılıç tekrar kıvılcım patlaması çıkararak mabedin kutsal taşlarına saplandı.
"Seni bekliyorum korkak!"
Mabedin kapısını sertçe çaldı. Bir süre bekledi ama ses yoktu. Birden hiddetlenen albino adam bir feryat kopararak sırtındaki enli kılıcı koca kılıcı çekip Yarı Tanrı BuRock un Mabedini kapısını vurdu. Vurmanın etkisiyle üstünde kıvılcımlar saçarak ikiye bölünen kapı büyük bir gürültü ile mabedin içine devrildi. Kadim bir dilde bir savaş narası koyan solgun beyaz tenli adam ın kızıl gözleri deliye dönmüştü. Nerdeyse bütün diyarın nefreti ve acısı üstündeymişçesine mabede daldı.
"BUROCK!
Sen Gücün Savaşın Tanrısı... ahahahahhhah..Sana yakıştırılabilecek en komik sıfatlar..
Senin GÃ?CÃ?N ancak küçük çocuklara yeter. Aynı benim çocuğuma yaptığın gibi."
"Ama buraya kadar. SEN de gerçek bir savaşçı nasıl olur dersini alacaksın"
Mabedin içinde gözü dönmüş şekilde bağırıp çağıran albino konuşması bitince enli kılıcını ucunu büyük bir kuvvetle taş zemine vurdu. Nabız gibi atmaya devam eden kılıç tekrar kıvılcım patlaması çıkararak mabedin kutsal taşlarına saplandı.
"Seni bekliyorum korkak!"
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
BuRock, rahibi changes'in kendisi için hazırlamakta olduu; fakat henüz tamamlayamadıı sunak odasında vücuda büründü. Er ya da geç bu karşılaşmanın olacağını biliyordu. AZALIN ile aralarında eskiye, çook eskiye dayanan bi ihtilaf vardı.
BuRock, henüz diyarda yaşayan bir ölümlü iken, o zamannar kaosun, ölümün ve savaşın tanrısı olan Oren_Dautry'nin başrahibi olduunda AZALIN bi lich idi. Kudretli, ölümü yenmiş ve Oren_Dautry ile müttefik bi büyücüydü. Ancak, Zamanın tanrısı Dragonfire, AZALIN'e reddedemeyeceği bi rüşvet teklif etmişti. Dragonfire, hükmettiği zamanın gücüyle, AZALIN'e bizzat öldürdüğü öz oğlunu ve ölümlü bedenini geri verecekti. Bu teklifi kabul eden AZALIN, Oren_Dautry'nin ve dolayısıyla onun başrahibi BuRock'un hiddetini üstüne çekmişti. Oren_Dautry, AZALIN'in oğlunu hem de Dragonfire'nin koruması altındayken çalıp tapınağına getirmiş ve BuRock'a emanet etmişti. Bir savaş rahibi olan BuRock, çocuğu gerçek bi savaşçı gibi yetiştirecek ve zamanı geldiinde babasının canını alırken orda olacaktı. İşte BuRock'un yemini buydu. şimdi, yemini yerine getirme zamanıydı. AZALIN'in oğlu burda diildi; ama AZALIN düşerken BuRock hala orda olabilirdi...
Maskesini yüzünü tamamen kaplayacak şekilde indirdikten sonra, bir elinde devasa baltası, diğer elinde de kalkanı olduğu halde AZALIN'in bulunduğu girişteki odaya doğru ilerledi BuRock. AZALIN'le gözgöze geldiklerinde ikisi de bir an için durup birbirlerine baktılar. Bu biraz eski dostların selamlaşması, biraz da arenadaki savaşçıların birbirini tartması annamına gelen bi hareketti. Bu kısa zaman içinde bile BuRock, AZALIN'den yayılan intikam ateşini, AZALIN ise BuRock'un içindeki güçlü savaşçı ruhunu hissetti.
"Uzun zaman olmuştu AZALIN... Seninle tekrar karşılaşacağımızı sana söylemiştim. İşte yeminnerin yerine getirilme zamanı geldi. "
Durduğu yerde savunma pozisyonu alarak, AZALIN'in içindeki intikam ateşinin, onu bi hataya sürüklemesini beklemeye başladı...
BuRock, henüz diyarda yaşayan bir ölümlü iken, o zamannar kaosun, ölümün ve savaşın tanrısı olan Oren_Dautry'nin başrahibi olduunda AZALIN bi lich idi. Kudretli, ölümü yenmiş ve Oren_Dautry ile müttefik bi büyücüydü. Ancak, Zamanın tanrısı Dragonfire, AZALIN'e reddedemeyeceği bi rüşvet teklif etmişti. Dragonfire, hükmettiği zamanın gücüyle, AZALIN'e bizzat öldürdüğü öz oğlunu ve ölümlü bedenini geri verecekti. Bu teklifi kabul eden AZALIN, Oren_Dautry'nin ve dolayısıyla onun başrahibi BuRock'un hiddetini üstüne çekmişti. Oren_Dautry, AZALIN'in oğlunu hem de Dragonfire'nin koruması altındayken çalıp tapınağına getirmiş ve BuRock'a emanet etmişti. Bir savaş rahibi olan BuRock, çocuğu gerçek bi savaşçı gibi yetiştirecek ve zamanı geldiinde babasının canını alırken orda olacaktı. İşte BuRock'un yemini buydu. şimdi, yemini yerine getirme zamanıydı. AZALIN'in oğlu burda diildi; ama AZALIN düşerken BuRock hala orda olabilirdi...
Maskesini yüzünü tamamen kaplayacak şekilde indirdikten sonra, bir elinde devasa baltası, diğer elinde de kalkanı olduğu halde AZALIN'in bulunduğu girişteki odaya doğru ilerledi BuRock. AZALIN'le gözgöze geldiklerinde ikisi de bir an için durup birbirlerine baktılar. Bu biraz eski dostların selamlaşması, biraz da arenadaki savaşçıların birbirini tartması annamına gelen bi hareketti. Bu kısa zaman içinde bile BuRock, AZALIN'den yayılan intikam ateşini, AZALIN ise BuRock'un içindeki güçlü savaşçı ruhunu hissetti.
"Uzun zaman olmuştu AZALIN... Seninle tekrar karşılaşacağımızı sana söylemiştim. İşte yeminnerin yerine getirilme zamanı geldi. "
Durduğu yerde savunma pozisyonu alarak, AZALIN'in içindeki intikam ateşinin, onu bi hataya sürüklemesini beklemeye başladı...
War, war never changes...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
