Page 6 of 21
Posted: Wed Jan 18, 2006 6:13 am
by Gorath
Asgard kalabalık içersinde ite kaka ilerlerken ve kesinlikle artık bu kalabalıktan sıkılmaya başlamışken gördü onları...
Bir grup pazarcı ile iki Salem. Pazarcılar nedense Salemlerin üzerine doğru gidiyorlardı.
*
Mekisa Rp'sinde wrote:Salemlerin enerjileri kontrol etmeleri daha kolaydır ama onları ayırmaları ve doğru olanı seçmeleri her zaman için daha zordur. Bilindiği gibi Salemlerin bakışları her zaman daha ileridedir. Kendi yakınlarında var olanı pek göremezler ve hatta habersizdirler. Gözler uzağa odaklanmıştır.
Mekisa da bir salemdi. Bir büyücü ve bir salem...
Mızrak ileriye doğru uzanırken o yakınında olan onlarca kırmızı enerjinin farkına varmamıştı bile. Uzağında ki kırmızı enerjinin farkındaydı ve onu tutmak için mızrağını ileriye doğru sapladı.
Pazarcının kafasının üzerinde ki kırmızı enerji çatal mızrağın ucunda yer aldığında ve Salem tarafından geriye çekildiğinde çoktan dağılmış haldeydi. Enerji mızrağın ucunda parçalara ayrıldı ve dağılarak mızrağın etrafında bir çok minik enerji parçacığına dönüştü.
Başının yanına mızrak saplama hareketi yapıldığını gören pazarcı korku ile geriledi ve bunu bir saldırı olarak algılayarak harekete geçti ama diğer salem çoktan ne olduğunu anlamıştı. Dostunun bir büyü yaptığını fark etmişti.
Salem, Mekisayı korumak istercesine araya girdi ve o anda pazarcılar avaz avaz bağırarak saldırdılar.
Mekisa mızrağın etrafında ki ufak enerjileri tek tek toparlarken ve onları parmaklarının arasında ince iplikliklere dönüştürürken pazarcılar öndeki saleme saldırmaya başlamışlardı bile.
Mekisa bir an konsantresini kaybeder gibi oldu ama sonra hızla kendisini toparlayarak ipi pazarcılardan birisine yolladı.
Enerji ipi bir an adama değdi ardından adam içinde ki öfkenin boynuna dolandığını hissetti. Diğer ipi de yollamaya çalışan Mekisa'nın elinde ki ip elinden kurtulmuş ve yine aynı pazarcıya doğru yönelmişti.
Mekisa son anda başarısız olan büyüsüne bakarken büyünün etkisinde ki pazarcı dizlerinin üzerine çökmüş öfke ile boynunu tutuyor sanki boynuna dolanmış bir şey varmışçasına ondan kurtulmaya çalışıyordu.
Mekisanın büyü yaptığı sürede onu korumak için pazarcılarla kavga eden diğer salem şimdi çok hırpalanmış gözüküyordu ama arkadaşlarının garip davranışına şaşıran pazarcılar bir an durarak yerde ki arkadaşlarına baktılar. Ardından anlaşılan oydu ki saldıracaklardı...
Mekisa ve diğer Salem şimdi zor durumdaydılar. Pazarcılardan birisi halen kendi kendisine tepinirken ve nefret ile haykırırken diğer pazarcılar şimdi o tarafa dönmüşlerdi ve salemlerin üzerine doğru ilerliyorlardı.
Salemler çaresiz durumdaydılar...
*
Asgard ise olduğu yerde Salemlerin bu çaresizliğini görmüştü. Pazarcılar ellerinde bıçaklarla Salemlere doğru ilerliyorlardı. Başka bir ırk da olsa Asgard içinde bu sahne karşısında bir kızgınlık hissetti. Sadece iki kişiye karşı bir sürü kişi öldüresiye yürüyordu...
Posted: Wed Jan 18, 2006 6:22 am
by Gorath
"Sen delirdin mi? Ne yaptığını sanıyorsun?"
Kız çılgınca bir kahkaha attı ve ara sokakta kahkahası yankılandı. "Sadece... sadece kurtuluyorum!"
Kız delirmiş gibi gözüküyordu. Ama genç adam buna karşı koyması gerektiğini düşünüyordu.
"O elindekini... onu kullanırsan ne olacak?"
Kız yeniden bir kahkaha attı ve elinde ki yuvarlak nesneyi çevirmeye başladı. Yuvarlak nesne her dönüşünde bir tık sesi çıkartıyor ve bir yuvadan kurtularak bir diğer yuvaya oturuyordu.
"Sana... sana onu kullanırsan ne olacak dedim?" diye sordu çocuk çılgına dönmüş bir şekilde.
Kız yeniden bir kahkaha attı ve "Göreceksin!" dedi. Elinde ki tekerlek bir yuvadan daha kurtularak döndü ve bir başka yuvaya oturdu...
Posted: Wed Jan 18, 2006 7:17 am
by FrontsideAir
Ne yazık ki Freor planını gerçekleştirememişti. Beyaz önlüklü adam cebinden bir şişe çıkartıp sallanmaya başlamıştı. Sanki sadece şişeyi sallayamıyor gibiydi. Freor'un adamın deli olduğuna dair pek şüphesi kalmamıştı artık. Adam düpedüz deliydi ve elinde ne olduğu belli olmayan bir şişeyle çocuğa doğru yürüyordu. Aam Freor ne yapabilirdi ki? Zaten adam çocuğa bir şey yapsa kalabalık yapılması gerekeni yapardı. Yavaşça gerilemeye başladı.
Hiihohohoo Hoh hoh hooooooo
Aglos bu garip kahkahayla hafifçe irkildi. İstemeden adamın elindeki şişeye bakmaya başlamıştı. Sanki sıvı renk değiştiriyor gibiydi ama bir ışık oyunu olmalıydı herhalde. Bir illüzyon olamazdı herhalde. İllüzyon hakkında pek bilgisi olmamasına rağmen Freor onların da enerjilerle uğraştıklarını biliyordu ve bu garip adam da hiç enerjilerle uğraşıyormuş gibi görünmüyordu. Hem bir büyücü hem büyü yapıp hem de böyle kahkaha atamazdı -ki en belirgin kanıt da buydu.
Hi Ho Ho Hiiiiihohahohoooooo
Deli adam sallanmayı bırakmış ve çocuğun yanında durmuştu. Ã?ocuk kıpırdamadan duruyordu. "Patateslerin çok taze görünüyor komşu!" Tezgahtarın korkmasını veya deli adamı kovmasını beklerken o Freor'u şaşırtarak beyaz önlüklü adama samimi bir gülümsemeyle karşılık vermişti. Onlar toprak solucanlarından bahsederken Freor'un kafası gittikçe karışıyordu.
Toprak solucanları mıııııı?
Bu kez arkadan gelen çığlıkla irkilmişti. Bir kadın bağırmıştı ve bağırmakta da haklıydı. Tezgahtar kadına bir bakış attı ama kaybettiği müşterisini pek umursamamıştı anlaşılan. Kafasını aşağı yukarı salladı. Freor konuşmanın gerisini anlamadı ve kafasında binlerce soru işareti dönüp duruyordu. Bu adam kimdi ve patetesçi adam bunu nereden tanıyordu ve neden bu kadar samimiydiler ve bu adam niye solucan sormuştu ve solucanlara şişelerle ne yapacaktı ve daha birçok soru..
Freor bu durumlarda kendisine kızıyordu. Bu kadar meraklı olmamalıydı. Bu onu ilgilendirmezdi. Diğerlerinin yaptığı gibi uzaklaşmalıydı oradan. Peki, çocuk ne olacaktı? Aralarında bir bağ olmasa bile onda 3 giganı vardı. Mantıklı olan onu beklemesiydi. Kafasındaki soruları dağıtmaya çalışıp çocuğu üzlemeye koyuldu..
Posted: Wed Jan 18, 2006 9:59 am
by mefistofeles
Nasıl yani ya... hepinizi öldürmek şart oldu ,kahretsin vaktiniz gelicek merak etmeyin..Salem büyük bir inlemeyle zorda kalan arkadaşına doğru ilerledi çatal mızrağını sopa gibi kullanarak öndeki adama vurdu.Ã?ıkan hengame de arkadaşının yüzüne bakacak ve
"şimdi"diyecek vakti buldu ve salem arkadaşıyla beraber ordan uzaklaşmaya çalıştılar ama ortalık o kadar kalabalıktı ki.Kedi kadınlar şimdi yetişirlerdi zaten.Ağzına gelen en ağır küfürle söylenmeye başladı.
Peki bizi burdan çıkaracak bir yol biliyor musun ?Başımda bundan daha büyük bir bela daha var malesef ve ondan pazarcılar kadar kolay kurtulamayabiliriz...
Başının arkadından geriye bakmaya korkuyordu o feministler yatişmişlerse işi kolay olmayacaktı...
Posted: Wed Jan 18, 2006 8:35 pm
by Ozan İnulüen
"3 gigan..."
"2 gigan..."
"10 gigan..."
Ozan arkada çok sıkı bir pazarlık olduğunu düşünüyordu, böylesine bir pazarlığı bölmek istemezdi. eşşeğin ipini düzeltmek bahanesiyle ardında döndü, ne olduğunu çok merak etmişti, hem bebeğin durumuna da bakardı. arkasını döndü. havada sallanan ayaklar, uçan bir tezgahtar ve Grog... ilginç bir pazarlıktı.
" Sana !0 giganlık bir dayak atarım"
Ozan sabırsızlanarak konuştu, " ne 10 giganı... ne oluyor burada, neden o adamı havaya kaldırdınız bay barbar? yardım edebilirmiyim?" sonra eşşeğin yediği elmayı gördü, sulu sıkı bir elma... bu pazarlık devam edeceğe benziyordu, yan tezgahtan bir elmada kendi için aldı, " haklısın eşşek! en iyisi izlemek"
Posted: Thu Jan 19, 2006 12:23 am
by Yener
Grog ozanın labali hareketlerini ve söylediklerini duyunca bir anda tüm öfkesi tepesine çıktı.Grog pazarcının yakasını bıraktı ve ozana baktı.
"Ben senin eşşeyin yediği elma yüzünden adamla tartışıyorum sen bir elma alıp karşımıza geçiyor ve onu yiyorsun!!!"
Grog bir anda ozanın üzerine yürüdü ve bebeyi sol kolunun altına aldı ve sağ eli ile ozanı ensesinden yakaladığı gibi ozanı pazarcıya doğru götürdü.
Grog şimdi ozanın ensesini birazdaha fazla sıktı.
"şimdi bu adamın elmalarının parasını ödüyor ve adamdan özür diliyorsun eyer param yok diye mızmızlanırsan...."
Grog arkadaki eşşeğe doğru baktı.
"Pazarcı bugün bir eşşek sahibi oluyor,eyer dediklerimi yapmazsan pazarcıyla beraber sana bir dayak atmamız gerekebilir".
Grog pazarcıya baktı ve başını salladı.
"Paran ödenecek merak etme"
Posted: Thu Jan 19, 2006 3:32 am
by Slach
Asgard öfkeyle ve sinirle kalabalık arasında yürürken. içinden " bu ne onursuzluk. " diyordu. Zaten bu şehirde gördüğü ilk onursuzlukta değildi hani. daha en fazla 5 dakika önce bir adam kadının birine çürük armutları satıyordu. Gördüğü iki durum aklına geldikçe. Burnundan yabani bir havyanın çıkardığı sesleri çıkarıyordu.
Bu sefer resmen gözü dönmüştü. Yıllardır savaştığı şeyin onurun... böyle ayaklar altına alınmasına rağzı olmak inançsızlıktı. Asgar'ın yaşamı da inandığı şeylerdi.
Pazarcıların yanına iyice yaklaştığında. Yerlerde boynunu tutarak acı içinde kıvranan adamı fark etti. Durumun tahmin ettiğinden de ciddi olduğunu fark etti. Hiç düşünmeden kılıcını çekti ve içinden " Yüce Elisyas inancım için güç ver." diye mırıldandı. Küçük duası bittikten sonra. Gür bir sesle "aggghhh" diye savaşçı nidası attı.
İlginin kendinde toplandığını sayarak yine gür bir sesle " Efendiler sizin bu yaptıklarınız nedir. Onurdan hiç mi haberiniz yok. Bu kadar kişi bunlara bu çaresizlere saldıracak kadar onursuz mu?" Eliyle salem ırkından olan kişileri gösteriyordu. Bir yandan da saldırıya uğrayanları baştan aşağıya süzüyordu.
Posted: Fri Jan 20, 2006 12:16 am
by lord_ariakan
Winarf kendisine seslenen barbar yoldaşına baktı ve sonra da gözlerinin devirerek önündeki barbara.İşte şimdi herşey tamamdı.Barbar pazarcıylaa kavga edecekmiş gibi hiddetli bir biçimde bekliyordu.Yanındaki adamın ise kucağında bir bebek tüm bu olanlara kayıtsız bir biçimde ağlıyordu.
Büyücü ağır ağır barbarın arkasından gitti.Karşısındaki diğer barab ise pazarcının üstüne yürümeye başlamıştı.Winarf bu adamların arasında kafası doğru düzgün çalışan tek kişinin kendisi olduğuna inanıyordu.
Barbar pazarcının suyunu çıkartabilirdi ama ondan sonra şehir muhafızları anında yanlarında olurlardı.Kendi kendine gülümsedi ve zaten bugün yaptığı tek işin sorun çıkaran barbarların arkasını temizlemek olduğunu hatırladı.
''Bu adamlar sorun çıkarmak için yaratılmış sanki.Ve bir barbarın bir bebekle ne işi olabilirki.''Winarf sessizce durdu ve ruhunun derinlerinden gelen bir ses duydu.''Biz büyücülere en zor zamanlarda hayatta kalabilmemiz ve doğru yolu seçmemiz için hislerimize güvenmemiz öğretildi.Hislerim beni şimdiye kadar hiç yanıltmadı.Bu bebekte ve bu grupta hiç te olağan olmayan bir şeyler var.Bunu hisseebiliyorum.''dedi.
'En azından bir sorun çıkmasını engellemeliyim.''Winarf bezginlikle yoldaşına baktı.Adam daha şimdiden diğer barbarın yanına doğru gidiyordu.Winarf kendine tam olarak itiraf edemesede bu adama saygı duymaya başlamıştı.İnanıyordu ki yeni arkadaşı da onun için aynı şeyleri hissediyordu.Y da en azından böyle umuyordu.
Büyücü derin bir nefes aldı ve barbarın yanına doğru koştu ve yüksek sesle ona seslendi
''Beni beklesen iyi olur dostum anlaşılan yardıma ihtiyacın olabilir ha!''
Posted: Fri Jan 20, 2006 6:54 am
by khutai
''Beni beklesen iyi olur dostum anlaşılan yardýma ihtiyacýn olabilir ha!''
Khutai büyücünün sözlerine dönüp cevap verecekti ki barbarın ansızın arkasını dönüp öfkesini bebeği kucaklayan adama yönelttiğini görünce adımlarını hızlandırıp yürümeye devam etti ve yarım ağızla büyücüye cevap verdi.
"Horn yine bi işler çeviriyor dostun.Acele etsek iyi olacak!"
Ardından elindeki baltasını kemerindeki yerine asarak hızını biraz daha arttırdı.Az ötede eşşeğin o pis kokusunu duyar oldu.
Posted: Fri Jan 20, 2006 4:24 pm
by Ozan İnulüen
"Eşşeğim!" ozan barbarın ellerinde çırpınıyordu, " eşşeğimi kimse alamaz efendim! kralı gelse alamaz!" eli cebine uzandı, cebinden bir kese çıkarttı, içindende 6 gigan. adama uzattı, bir yandanda barbara bakıp " ee? ne zaman bırakacaksınız beni? ", ozan eşşeği gidici olduğunda korkmuştu, artık gözü başka bişey görmezdi... sonra bebeği barbarın kolunda buldu... " ee.. bay barbar bebeği ne yapmayı düşünüyosunuz?"
Posted: Fri Jan 20, 2006 4:52 pm
by Gorath
Grog bu laubali tavırlardan hiç hoşlanmamıştı ama adam parasını öderken pazarcılar memnun şekilde başlarını sallayıp tezgâhlarına dönerlerken barbar daha ne yapabilirdi ki?
Dışarıdan her şey böyle görülmemişti. Barbar elinde bebeği bir çantaymışçasına tutarak bir adamı kavramıştı Khutai ye göre. Ne yapıyordu bu adam? Kendisi gibi bir bozkırlı olduğu su götürmez bir gerçekti ama adam Khutai ye doğru gözükmeyen şeyler yapıyordu.
Barbarın kavrayıp havaya kaldırmış olduğu adam pazarcılara para öderken Khutai her şeyi kavradı. Bu barbar kendi borcunu başkasına ödetiyordu! Hemde fazlasıyla.
Bir
İki
Üç
Dört
Beş
A... Altı
Avucunda ki giganlara mutlu mutlu bakan pazarcı şimdi geriye dört giganı kalmış olan Ozan'a gülümsedi ve "Başka elma ister misiniz?" diye sordu.
Khutai yanında ki yeni yoldaşı Winarf'a bakınca onun da kendisi ile aynı şeyleri düşündüğünü fark etti. Barbar bir zorbaydı. Kendi halkı içinde bile böyleleri zorba olarak kabul edilirdi.
Khutai ile Winarf artık kalabalığın -artık ilginç şekilde azalmaya başlayan kalabalığın- içinde ilerleyerek tezgâhın önüne gelmişlerdi ve orda durmuş seyrediyorlardı.
Grog ise ellerinin altında ki havalanmış olan adamın sözlerini duydu:
" Eee.. Bay barbar bebeği ne yapmayı düşünüyosunuz?"
Grog bebeği ne yapmayı düşünüyordu?
Posted: Fri Jan 20, 2006 5:03 pm
by Gorath
"AGGGHHH"
Asgard koşa koşa Salemlerin önüne geçerken iki Salem, Mekisa ve diğer arkadaşı korku ile bir an yerlerinden sıçradılar. Hatta pazarcılar bile bir an durdular.
Asgard konuştu:
"Efendiler sizin bu yaptıklarınız nedir. Onurdan hiç mi haberiniz yok. Bu kadar kişi bunlara bu çaresizlere saldıracak kadar onursuz mu?"
Elinde bir bıçak tutan ve Mekisa ile konuşan Pazarcı önce yerde ki artık kıvranmayı kesmiş ve normal haline dönmüş olan pazarcı arkadaşına baktı, ardından "Onur mu?" dedi. "Onlar Salem!" Bunu tükürürcesine, nefretle söylemişti. "Irkları her gün denizde onlarca balıkçıyı, sadece balık avladıkları için katlediyor!"
Balıkçı ona baktı ve "Sen anlamazsın!" dedi. "Ã?ekil yolumuzdan ve bu işi yedi yonca balıkçılarına bırak!"
O anda Mekisa bu kinin diğer nedenlerinden birisini daha kavradı. Salem nefreti...
Artık yerdeki adam da kalkarak diğer balıkçılara katılmıştı ve daha bir nefretle bakıyordu.
Posted: Fri Jan 20, 2006 5:16 pm
by Gorath
Tık
"He... Hey..."
Tık
"Bı... bırak onu..."
Tık Tık
Kız çılgınca bir kahkaha daha atarken çocuk korkudan kocaman olmuş gözlerle ona bakıyordu ve yanıtsız kalan sorusuna artık cevap gelmeyeceğine emin şekilde "Onu bırak dedim sana!" diye haykırıyordu.
"Bırak onu! Bırak Onu! BIRAK ONUUUU!"
Delice koşmaya başlayan çocuk kahkahası arasında hazırlıksız yakalanan delirmiş kızın elinden uzunca, metalden yapılmış nesneyi yakaladı ve ucunda ki tekerlek son bir tur daha dönerken onu alarak kızdan uzaklaştırdı.
Tık
Ã?ocuk son anda kızı hızla iterek duvara vurdu ve kız kafasını duvara çarparak bilinçsizce yere düştü.
Ama... Ama...
Genç adam korku içerisinde elinden vücuduna yayılan o ruhsuzlukla doldu. Ardından... Ardından sadece durdu ve artık boş bakan gözlerle ara sokaktan pazar kalabalığına doğru döndü.
"Bitmemiş için geriye döndüm!"
Bir uğultu ara sokaktan yükseldi...
Posted: Fri Jan 20, 2006 6:25 pm
by Yener
Grog pazarcının böyle gitmesine izinveremezdi.Grog ozanın ensesini bıraktı ve aceleyle bebeyi ozanın kollarına tutuşturdu.
Grog şimdi hızlı bir iki adım attı ve pazarcıyı sol omuzundan yakalayıp kendine çevirdi.
"Bana bak sana kimsyi kazıklayamayacağını söylemiştim! adamın iki giganını geri ver!"
"Sana olan borcu altı gigan değil dört gigandı.Eşşeğin yediği elma iki gigan,adamın yediği elmada iki gigan tezgahında yazan fiyat bu!"
Posted: Fri Jan 20, 2006 7:03 pm
by Slach
Asgard kalabalık arasından bir pazarcının bıçakla üzerlerine yürüdüğünü gördü. Ã?nlüğü ıslanmış ve üzerinde balık artıkları vardı. Bu adamın balıkçı olduğu üzerine sinen bayat balık kokusundan bile anlaşılıyordu. Asgard bir adamın elindeki bıçağa bir de kendi elinde tuttuğu kılıca baktı. İçinden usulca bir lanet okudu. Artık bıçaklar pazarcıların bir çoğunda bulunuyordu ve giderek çemberin daraldığını hissetti.
Balık kokulu adam Asgardın sözlerine karşılık;
"Irkları her gün denizde onlarca balıkçıyı, sadece balık avladıkları için katlediyor. Sen anlamazsın. Ã?ekil yolumuzdan ve bu işi yedi lonca balıkçılarına bırak" demişti.
Asgard bu şiddetin anlamını çözemeye başlamıştı. Yanlızca ırkdaşları deniz üzerinde katliyom yapıyor diye onlar burada *belkide* suçsuz yere kurban olacaklardı. Asgard sanki içinden bir sinir dalgasının boşaldığını hissetti. İçinden aptal insanlar. suçlulukları bile kesin olmayanları direkt olarak öldürmek istiyorlar.
Asgard gür bir sesle onlara bunu yanlış olduğunu anlatmaya çalıştı.
"Balıkçı senin ırkında yollarda masumları soyuyor katlediyor. şimdi seni hatta bu pazardaki herkezi öldürmek mi gerekiyor? Ayrıca bunları - deniz haydutluğunu- Bunların yaptığını nerden biliyorsunuz? Ve ayrıca böyle bir şey yaptıklarının kanıtı olsa bile onları yargı önüne çıkarmak yerine neden onlar için en kolay yolu seçiyorsunuz. Hem sandığım kadarıyla elinizde delil yok.İns.. biri suçu sabitlenene kadar suçsuzdur . Masum bir adamı öldürmenin suçu hele başka ırktan bir adamı öldürmenin suçuda çok büyüktur. Sanırım bunlardan hebiriniz yoktur."