Page 6 of 6

Posted: Sun Apr 08, 2007 11:37 pm
by Constantine
gogologo wrote:mrb ben oyuna yeni basladim bana biraz anlatirmisiniz
Dostum kendini bir karargaha giriyomuşsun gibi farzet ve olayların akışına göre küçük rp ler yaz :wink:

Posted: Thu Apr 26, 2007 8:26 am
by shalafi666
hey heeey biri buraya baksın.
lanet bir kender haritasıyla bu karargahı bulabilmek için krynn in yarısını dolaştım.bir yüksek büyücülük kulesi ki yine kapıkulbu bir kender yüzünden,iki iç deniz ki beni deniz tutar ve okyanus olması gereken bitmek bilmeyen bir çöl geçtim.at dedikleri lanetlenmiş eşek üzerinde hesabını tutamadığım kadar gün dönümü geçti ki yoldayım.

-derin bir nefes alır.

pardon nezaket kurallarını hatırlayamayacak kadar da açım.lütfen özürümü kabul edin.

-tek dizinin üzerine düşer,boyundan uzun çift elli baltasına dayanarak dik durmaya çalışır ama başaramaz.

reorx aşkına bana bu gece için yemek ve bir şilte yarın için turfandalık hobgoblin verin.

der ve bayılır.

Posted: Thu Apr 26, 2007 7:25 pm
by slickblade
Kapı zarif bir uyuşuklukla gıcırdayarak açıldı. Ã?elik zırhının içinde dimdik duran bir insan savaşçı; Draven İkiyolcu, keyifli bir şekilde gözüne kestirdiği masaya doğru süzüldü. Oturduktan sonra ilk olarak çelik kaskını çıkararak temiz tıraşlı yüzünü açığa vurdu.

Saçları kısa ve özenle taranmıştı. Sonra çantasından iyice sarmalanmış kısa, kalın bir cisim çıkardı. Sargıyı açmak için sabırsızlığını bastırmakta güçlük çekiyormuş gibi gözüküyordu.

Ne zaman yeni bir silahı olsa böyle aceleci olurdu incelemek için. Onu çift kılıç kullanmaya iten şey de bu silah hayranlığı değil miydi zaten...

Posted: Fri Apr 27, 2007 3:00 am
by Gaara of the Sand
Zaudre bu tahtadan magranın önüne geçti tüm cesaretini toplayıp içeri girdi.kumaşlara sarılmış bir şeyleri açan savaşçıyı parmagıyla gösterip sanki çok olagan dışı birşey görmüş gibi bagırarak "nehirden gelmiş sen parlak taş giyiyorsun."

Posted: Tue Jul 10, 2007 10:20 am
by mathius
kapı açılır pulla kaplı zırhı, elinde koca kılıcı, etrafın karanlığına uyan siyah saçlar.
Sonra o siyahlığın ve beyaz tenin içinde bir renk, mavi.Mavi gözlü savaşçı yürüyerek gelir,
Savaşçı, etrafına tehditkarca bakar, bir eli kılıcında diğer eli ise elini kılıcını iki eliyle kavramasını kısa sürede tamamlayacak ama bir yandan da başka yönlerden gelen bir tehditi daha hızlı şekilde yakalamak için eli açıktadır,kişinin üstündeki herşey oldukça düzenli ve tertiplidir.
Sonra sert bir ses " İyi Günler! Burada savaşçılar kalırmış doğru mu?Yemek var mıdır?Bir vampir kadar kana susamış, bir Kurtadam kadar acıkmışımdır da"

köşelerde bir yer arar, biraz karanlık bir yeri tercih eder, karanlık yerdeki tozların bir kısmını silkeler, sonra etrafına bakınır. Kişinin somurtması onun aslında yemek için bile konuşmak istemediğini açıklamış gibidir.

Posted: Mon Jul 16, 2007 4:37 pm
by Awaken_Legend
Paçavraya benzeyen bir cübbeye bürünmüş adam bu devasa yapıya adım adım yaklaşırken kapının açık olduğunu farketmişti..Kapının hemen iç tarafında bir figur duruyordu. Yaklaştıkca figürün savunmacı bir duruş almış olduğunu farketti ve ardından şu sözleri duydu.
mathius wrote:." İyi Günler! Burada savaşçılar kalırmış doğru mu?Yemek var mıdır?Bir vampir kadar kana susamış, bir Kurtadam kadar acıkmışımdır da"
"Vampir kadar kana susamış ve kurtadam kadar acıkmış mı" diye içinden geçirdi. Kafasında oluşan sorfa bir sürahi kan ve bir tabak doluşu çiğ et den oluşmaktaydı.. buları kafasından geçirirken cübbesinin altından yarım ağızla gülümsedi.

Yüzü görünmüyordu, belliki görünmesini istemiyordu...içeri adım attığında ayağındaki plaka zırhın taş zemine çarpışı içeride yankılandı.Üzerinde yırtık pırtık kahverendi bir cübbe ve sırtındaki Bastard swordden başka birşey görünmüyordu.. Hafif kambur duruşuna rağmen oldukça uzun boylu görünüyordu ve yürüyüşünü gören olduysa sağ ayağı hafifce aksıyor gibiydi..

Yaklaştı ve sessizliğini korudu, birinin diğer adama cevap verip vermeyeceğini merak ediyordu..

Posted: Fri Aug 03, 2007 4:31 pm
by mathius
"Yemek, şimdi istiyorum! Et ve bira, buraya bakabilecek kadar yürekli biri yok mudur yoksa?Ya da benim gibi bir savaşçıyı aç mı bırakırsınız?"

Posted: Thu Oct 04, 2007 7:50 pm
by dfunk
o sırada diğer askerler ile ilgilenen dalgalı saçları yere değen uzun boylu adam et ve bira isteyen adama dönerek; "Yemek istiyorsan bir hana git!Burası bir karakhgah ve ben buranın kumandanı olarak bu gibi densizliklere izin veremem şimdi geldiğin kapıdan dışarı çık ve bir asker gibi tekrar gir!" konuşan Dfunk adlı savaşçıydı bin silahın efendisi ve kendi alanında saygısızlığa tahammül göstermezdi.

Posted: Sun Dec 02, 2007 4:10 am
by thundil
O arada içeri yeşil pelerinli bir elf girdi.Sağ kolundan kan sızıyordu.Anlaışılan bir çatışmadan çıkmıştı.Yayı çok güzel ve kullanışlı gözüküyordu.Anlaşılan zengin bir elfti.Köyleri orklar tarafından yakılmış ve yıkılmıştı.Bir masaya oturur.Biraz su ister.Bir elf şarkısı söylemye başlar.şarkıyı söylemeye başladıktan 1 dk sonra bütün gözler ona çevrilmiştir.Herkez farklı farklı düşünceler içerisindeydi bu elf için.

Posted: Wed Jan 30, 2008 5:39 am
by mathius
İyi o zaman büyük hürmetli adam ama beni asla bu şehirde kılıç kuşanmamı isteme bir milyon altın da versen asla uğramam zaten!

Posted: Thu May 15, 2008 12:31 am
by draft
Hanın kapısı açıldıgında içeri cücelere nazaran daha uzun boylu bir cüce içerisini hayat tecrübesinin de el verdigi bir bilgelikle inceledi. Burnundan derin derin soluyordu. Yorgun oldugu her halinden belliydi. İçeri yavas ama kendinden emin adımlarla ilerledi. Sırtında kadim cüce işçiliginin en yüce örneklerinden biri olan gümüş ve platin karisimi karanlikta bile hafifce parlayan kazasindan büyülü oldugu anlasilan bi balta tasiyordu. sol koltugunun altinda cüce işçilinden uzak elf işi bir miğfer taşiyordu. Miğferin üzerindeki çiziklerden bu cücenin çok savaş ve kan gördüg anlaşılıyordu. mum ışığında zırhının çelik parçaları parlıyordu. Cüce Hrolf kendinden emin adımlarla en yakın boş masaya oturdu ve bilgelik dolu gözleriyle handakileri inceledi. hancıdan biri buyuk bardak cüce birası isteyip dinlenmeye başladı ve handa dönen muhabbete kulak verdi.