Page 6 of 71
Posted: Wed Jan 16, 2008 5:19 am
by Edmond
Huor Kragash'ın yatışmasına sevinerek:
*Sanırım ben elimi saza atıyorum, çünkü saz kimseye zarar vermiyor, her ne kadar iğrenç çalarak köylüleri kaçırsam da sanırım ben kaçırmasaydım bile Yenendithas iğrenç bir renk çıkararak kaçıracaktı köylüleri.Bu arada Yenendithas, sanırım büyüye ihtiyacım yok, hem pembeyi sevmem.*
Sonra gülümseyerek:
*Hem ben sonuçta bir ozanım, karşımdakinin duygularını yansıtmaya özen gösteririm, eğer siz nasıl olursanız ben de öyle olurum* dedi.
Posted: Wed Jan 16, 2008 6:08 am
by Tersyuz
"Bence burada fazla oyalanmayalım, köylülerin gururunu kırdık, düşünecek ve sinirlenecekler. Sonra ellerine tırmık, tırpan ne geçerse toplanıp buraya gelecekler.
Bilirsiniz kavgadan çekinmem ama sadece cahil oldukları için köylü katletmek hiç cazip gelmiyor bana. En iyisi toparlanıp gidelim."
Wulfgar fıçıdan bir bardak şarap koydu kendine, isteyenlere de ikram ettikten sonra bardağını bir dikişte bitirdi.
"Tabii bir de Nemhir var, o konuda da konuşmak isterim ama buradan uzaklaştıktan sonra."
Posted: Wed Jan 16, 2008 8:24 pm
by Mark
Masadaki, yemekleri çantasına güzelce koymaya başladı. Huor'un verdiği , cevaba yanıt neden versindi, ki. şimdi esprinin zamanı değildi. Kragash'ın, sandalyesine yakın yemeğe, konsantre olarak, kendisine uçmasını sağladı. Ã?antasına koydu. Hala bu gücü saatlerce kullanabilirdi.
Büyüden mi, nefret ediyordu, tamam öyle olsun, elini de sıkmayacaktı, oysa ki köyde, bu kadar asabi değildi. Ã?ocukluk yılları en masum olduğumuz zamanlar, diye düşündü. Tamam, ne de olsa, Yenendithas boyun eğmezdi kurallara, mümkün olan her dakika kragash'ın, yanında büyü yapmaya karar verdi. Belki bu, ona açılmasını sağlardı. Kızsa da, hem daha başka neden ona böyle davranabilirdi. Yarımelf olduğundan değildi,herhalde.
- "Haklısın, gidelim. Burada yemek de, yiyemicem."
Posted: Wed Jan 16, 2008 10:35 pm
by Illyra
Dathu küçük ayaklarını yere vurdu aklından binbir düşünce geçiyordu bir yandanda yumruklarını sıkıyordu
"hepinize iyi geceler ve hayır Huor ben hiç eğlenmedim. Yapmamız gereken şeyi unutmuş gibisiniz...."
Arkasını dönüp hızla merdivenleri çıkmaya başladı birden aklına bir oda kiralamamış olduğu geldi ve olduğu yerde çökerek başı ellerinin arasında merdivene oturdu
derin derin nefes alıp veriyordu.
Posted: Thu Jan 17, 2008 3:13 am
by Xerxes
Kragash handan gitmek istemiyordu. Wulfgar'ın sözlerini düduktan sonra, yüzüne bir gülümseme yayıldı yarım-orcun.
"Ne zamandan beri cahillerden kaçılıyordu, cahiller bilgelerden kaçacağına? Asla cahilleri keserek dünyayı temizlemekten çekinmem. SABIR BÃ?YÃ?K BİR ERDEMDİR! (Wisdom) Bence burda kalmamızda hiçbir sakınca yok!(Diplomacy)"
Posted: Thu Jan 17, 2008 7:27 am
by Tersyuz
"Ben gitme taraftarıyım ama herkes kalmak istiyorsa benim için problem değil."Wulfgar Darthu'nun yanına gidip çömeldi.
"Özür dilerim seni kızdırmak istememiştim. Bazen kendime hakim olamıyorum bilirsin. Sence ne yapalım şimdi? Kitap sende olduğuna göre seni takip etmemiz gerekir."
Posted: Thu Jan 17, 2008 9:54 pm
by Mark
"Wulfgar yeter, artık." Handa ki, adamı gösterdi. Hem, Nemhirden bahsetmişti, şimdi kitaptan bahsediyordu.
Herkese hitaben;
"Burası onların evi, aileleri, çocukları var. Kötü bir büyücüden, korkmuşlar. İyi düşünemiyorlar. Fearun'daki, her cahili kılıçtan geçirebilirsin. Sonra, ne olucak, bilge rahip."
Wulfgar'ı geçti. Darthu'yu ayağa kaldırdı. Sırtını okşadı.
"Wulfgar önden sen çık, arkandayız."
Olaya son noktayı, koymuştu.
Posted: Thu Jan 17, 2008 10:14 pm
by devrimk
Wulfgar’la Yenendithas’ın ısrarları sonucunda handan ayrıldılar. Atlarını almak için ahıra girdiler. Ahırda ufak bir çocuk Darthu’nun atına ilgiyle bakıyor ve burnunu okşuyordu belli ki ondan çok hoşlanmıştı.
“-Ne kadar güzel bir at hanginizin atı bu acaba?”
Darthu
“-Benim” diye cevap verdi.
“-Binmeme izin verir misin?”
Ã?ocuk oldukça ufaktı, attan düşüp sakatlanma ihtimalini düşündü Darthu:
“-Bu at senin için çok büyük o yüzden…”
“-Ama n’oolur, ben ata binmeyi çok seviyom, hem beni ata bindirirseniz bende size çok ilginç bir yere götürürüm.”
“-Neresiymiş orası? Göl kenarında gizli bir mağara filan mı buldun yoksa?” diyerek gülümsedi Darthu, çocuğun ilginç bulduğu şeyin kendisi için sıradan bir şey olduğuna oldukça emindi.
“-Ölülerin yerini gösteririm size, yürüyen ölülerin olduğu yeri. Büyücünün kulesinin oradaki.”
Posted: Fri Jan 18, 2008 10:42 pm
by Illyra
Kız başını yana eğerek bunu kısaca değerlendirdi. Sonra arkadaşlarına bir bakış attı ve gülümseyerek çocuğa döndü.
"Peki ufaklık atımla gezmene izin veririm ama benimle beraber binersen çünkü düşebilirsin ve kendini incitmeni kesinlikle izlemiyorum. Hem sen yürüyen ölülerden korkmuyormusun ? ama ben yanındayken korkma, şuradaki abiler senide benide korur"
Ufaklığı tutup atın önüne bindirdi kendiside tırmanarak arkasına oturdu, pelerini ile çocuğu üşümemesi için sardı bir yandan da düşmemesi için sıkıca tek eli ile tutuyordu
sonra Yarım elf e döndü ve fısıldadı
"büyücünün kulesinin orada, sanırım bu halkın neden ondan çekindiğini açıklıyor neler olduğunu gerçekten merak ediyorum. sen böyle şeyleri bizden daha iyi anlarsın. bu yüzden lütfen çok dikkatli ol"
sonra artık tüm kırgınlığının geçtiği wulfgar a döndü
"gidiyormuyuz?"
gülümseyişi basit değildi..
Posted: Sat Jan 19, 2008 12:40 am
by Edmond
Huor ne olduğunu anlamak istemiyordu.Ama yanlış anlamadıysa, bu paketi iletmesi gereken Nemhir, biraz..kötüydü.Biraz.
Küçüğe bakarak *Korkma evlat, bizi götür oraya, ama sen bizi götürdükten sonra orada durma, hemen geri dön, tamam mı bakalım* dedi şirince bir tavır takınarak
Posted: Sat Jan 19, 2008 8:05 am
by devrimk
On dakika kadar atla gidip kasabadan uzaklaştılar. İsminin Oliver olduğunu öğrendikleri çocuk:
“Burada attan inelim çok ses çıkarıyorlar.” dedi.
Yağmur ve sisin altında Oliver önden ilerliyordu. İleride ufak tepenin ardında bir kule görür gibi oldular.
“Hişşşt! Sessiz olun bazen burada bir iki tane oluyor.”
İşini çok ciddiye alan çocuk sürünerek ilerlemeye başladı. Sürünerek tepenin en üst noktasına geldi. Buradan aşağısı olduğu gibi gözüküyordu. Kulenin silüeti açıkça belli oluyordu artık. Yemyeşil ovanın ortasında simsiyah saplanmış bir kazık gibi duruyor, insanı rahatsız eden bir görünüm oluşturuyordu. Sisin yoğunluğu esen rüzgarlarla bölge bölge değişirken aşağıda hareket eden figürleri gördüler. Kazı yapan insanlar zannedilebilirlerdi, eğer hareketleri bir canlının yapamayacağı garip pozisyonlarda kıvrılıp bükülmeselerdi. Yapanların garipliğine rağmen yaptıkları iş gayet sıradan gözüküyordu, birbirlerinden bağımsız olarak bölgeye yayılmış, yeri kazıyorlardı, biraz dikkatli bakınca bir buçuk metre çapında ve oldukça derin başka çukurlar açılmış olduğunu da gördüler.
“İşte gördünüz mü? Dediğim kadar var mıymış?”
Posted: Sat Jan 19, 2008 8:54 pm
by Edmond
Huor şaşkın şaşkın bakakalmıştı.Bunlar neydi böyle.Sessizce lanet olsun dedi.Ancak dönmesi imkansızdı.Sakince çocuğa baktı.*Evlat, bunlar bize zarar verirler mi?* diye sordu.Fazlasıyla korkmuştu.Ama korkmasının sebebi gördükleri değil, gördüklerinin yanından gitmek zorunda olmasıydı.Ã?ünkü Nemhir büyük ihtimalle oradaydı.
Posted: Sun Jan 20, 2008 12:57 am
by Tersyuz
Wulfgar gözlerini kıstı, yüz çizgileri derinleşmiş, çene kasları kenetlenmişti. Tahminen aşağıda kaç yaratık olduğunu hesaplamaya çalıştı. Sesi kısık, sanki tıslar gibi çıktı.
"Darthu bunları tek tek avlamamız mümkün olur mu? Sen okunla yakın olanını çeksen bizde yaklaşınca işini bitirsek."
Burada yapılan olayı ölenlere karşı büyük bir saygısızlık olarak görüyordu. Nemhir ister iyi ister kötü bir büyücü olsun burada yaptığı rezilliği durdurmak istiyordu.
Posted: Sun Jan 20, 2008 6:16 am
by Mark
Gözleri kuleye kilitlenmişti, sonra namevtlerin, toprağa açtıkları çukurlara, uzaktan dikkatlice, baktı.
"Direk kaleye yürüsek, emir almış gibiler, nemhir saldırmalarını söylemezse...."
Omuzlarını silkti, diğerlerine dönüp.
"Bilmiyorum, ama Kuleye ulaştığımızda, arkamızda kaldıklarında..."
Gözlerini devirdi.
"Naolas'a güvenmeliyiz. Bizi, O, kuleye gönderdiğine göre, hem -sırlarımızı öğreniceksiniz, sabredin-, demişti"
Kuleyi gösteriyordu, işaret parmağı.
"Saldırıda bulunmadan önce, sessizce gideceğimiz bir yer arasak, bir kaya yada toprağa siper olup ilerlesek..."
Nefesini verdi: " Bilmiyorum."
Ã?aresizdi.
Posted: Wed Jan 23, 2008 12:55 am
by Illyra
Küçük kız gözlerini kısarak ileriye aşağıdaki manzaraya baktı.
"Gerçekten emin değilim Wulfgar, tüm bu olanlar öyle tuhaf ki. Saldırırsak aklıma gelen olasılıklar çok farklı, saldırmazsak gelecek olanlar dahada farklı. Belki de Yenendithas haklıdır, belkide Naolas ın olanlardan haberi yoktur ve Nemgir güç hırsı ile çıldırmıştır. Kimbilir.. yinede tam olarak neler olduğunu anlamadan saldırmasak daha iyi olur, olmadık yere işleri karıştırabiliriz. Ama zararda görebilriz. Bu şey bir bulmaca gibi.. Ama yinede sanırım ilk olarak neyin ne olduğunu anlamalıyız.."
endişe çizgileri olan yüzündeki ifade hafifçe değişti
"Ama eğer savaşalım dersen..."
bu sırada okunu ve yayını çıkartıp hazır etti
"...ben her zaman varım.."