farklı yollar

Birisi hikayeyi başlatır ve herkes tarafından devam ettirilir.
Post Reply
scythe
Kutsanmış Kişi
Posts: 871
Joined: Sun Oct 05, 2003 10:00 am
Location: eskiþehir
Contact:

farklı yollar

Post by scythe »

Code: Select all

acımasız olamadığı için toplumundan kovulmuş bir goblin... ve ergenlik dönemi sıkıntıları yüzünden evinden kaçan bir genç...  bu ikisini bir şekilde karşılaştırmak, az biraz da olsa yol aldırmak ve daha başka ilginç yol arkadaşlarıyla tanıştırmak ne kadar mümkün olabilir bilmiyorum... ben sadece bir kaç paragraf yazıyorum.. umarım devam ettirebiliriz hepberaber ...

kış mevsiminin son zamanlarıydı ; mevsim herzamankinden çok daha uzun sürmüştü ve -yazın topladıkları onca tahıla rağmen- insanlar bile açlık sorunuyla burun buruna gelmişti... şüphesiz dağlarda yaşamaya çalışan yaratıklar için çok daha zor olmuştu... goblinler için de öyle... uzun müddet açlıktan kırılan, güçsüz düşen diğer yaratıklarla beslenerek ayakta kalabilmişlerdi ancak... kasabalar arasındaki yollar çoğu zaman kapalı kaldığından herhangi bir kervana da rastlamamışlardı... çoğu açlıktan ölmemiş olsa da tokluk denen mefhum unutulalı aylar olmuştu.. ve şimdi güneyden gelen bir kervanın haberini almışlardı... en fazla bir saat içinde onların bulundukları yere gelecekti... goblinler çok ince düşünmedikleri için fazla bir zamandı bir pusu kurabilmek için... zaten habercileri de daha fazlasını yapamazlardı.. hazırlıklar yapıldı ve kervan beklenmeye başladı....
you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
User avatar
Meronlin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 46
Joined: Thu Feb 19, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Meronlin »

Madam Elian,at arabasının kapalı,konforlu ve dışarıya göre kısmen sıcak bölümünde envai çeşit hayvanın boğazlanarak, elde edilen kürklerine sarınmış,dışarıyı izliyordu.Dağları ve en çok da yer yer görünen tepelerle,onlardan bile yukarda olan zirveleri izlemek ona zevk veriyor kışkırtıcı hayallere götürüyordu.Madam Elian için hırslı kelimesi az kalırdı çünkü o hedefleri,amaçları uğrunda saplantılı idi.Ve bu hedefler hiçbir zaman dağın eteklerinde kalmamıştı.İsteği her zaman için..zirveydi....Kışın hayatı felç noktasına getirdiği bu zamanda bile,bu yolculuk,onun bu saplantısının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı...
Bu dağların arkasında,baharda Kraliyet tacını giyme ihtimali büyük olan,II.Leonard"ın kampı vardı.Babaları Kral Ulrich"in bir suikaste kurban gitmesinden sonra iki kardeş;II.Leonard ve Leonidas taç kavgasına başlamışlardı.Babasının ölüm haberi üzerine derhal kendine bir ordu ve asillerden de ciddi bir kesim toplamıştı küçük kardeş Leonidas.şehirde kalan pek az askeri ve asilzadeyi yanına çekememişti ki madam Elian da bunlardan biri idi.
II.Leonard ise babasının ölümü sırasında seferde idi.Savaştan kayıplarla dönmüştü ama geriye kalan silahşörleri ona tamamen bağlı idi.Onun için savaşmaktan ve ölmekten asla geri durmazlardı.Ã?ünkü Leonard"ın inandıkları ile bir askerinkiler her zaman için aynı idi.Evet Leonard bir askerdi,Leonidas ise bir diplomat.
    Bağzı çevrelerce hırslı ve kontrol edilemeyen Leonidas,tacın elinden gittiğine tamamen kanaat getirmiş ve babasını öldürtmüştü.İnsanları en çok böyle düşündüren de Leonidas"ın doymak bilmeyen aç gözü idi.Dışarıdan bakıldığında Elian"ın kendine daha çok uyan bu prensi seçmesi beklenirdi.Ama Elian ne olursa olsun her zaman için,kazananın yanında olmak isterdi ve Leonidas daha güçlü gibi görünmesine rağmen,yanındakı sadık ve üst düzey silahşörleri ile Leonard"ın taca daha yakın olduğunu hissediyordu.Bu yüzden şu an bulunduğu ırak topraklarda adı bile bilinmeyen toprakları terk edip bu zorlu yolcuğa atılmış ve asillerin büyük çoğunluğu Leonidas"ı seçerken o Leonard"da karar kılmış,ona sığınmaya karar vermişti.Sahip olduğu azımsanmıyıcak hazinesinin yine azımsanmıyıcak bir kısmı ile tabiki....
      Madam Elian"ın bu uzak diyarlarda da olsa habercileri vardı.Yolculuğa çıkmadan önce onu uyarmışlar ve en azından kışın geçmesini beklemesini önermişlerdi ancak bu yolculuk için bahar çok geçti...
        Madam Elian ona anlatılan tehlikeler doğrultusunda yanına bir düzine kadar üst düzey savaş eğitimi almış süvari ile her biri ellişer adama bedel dört adamını getirmişti.Bunlardan ikisi Merenloth ve Marthos isimli elf ikizlerdi.Birinin görmediğini diğeri görür birinin kaçırdığını diğeri affetmezdi(tabi eğer kaçırırlarsa).Diğer ikisinden ilki eski bir şövalye olan Sir Duenar ve neriye giderse gitsin şövalyeyi izleyen ve onun artık sağ kolu gibi olan cüce Qufar"dı...
          Arabanın her iki yanını da elfler tutmuş.Ã?rtülü kukuletalarının derinliklerinden,çok uzaklardan bile,ayrıntıları seçen gözleri ile dağları kolaçan ediyorlardı.
            Madam Elian uzun bir süreden sonra bakışlarını tepelerden daha aşağılara indirerek adamlarına yöneltti ve arabanın sağ tarafında olan Merenloth"un huzursuzluğunu fark etti.Bir süre elf"i izleyen kadın,huzursuzluğunun geçmediğini görünce arabacıya durmasını emretti ve Merenloth"u yanına çağırdı.Merenloth atını oraya doğru dizginlerlen,kukuletasını açma zahmetinde bulunmadı.Bu tür bir hareket sıradan bir asker için büyük bir suçtu ama Elfler değerli idi.Bu yüzden çok büyük olmadığı sürece asi ruhlarına boyun eğiyordu Elian.
              Elf yanına gelir gelmez "ne oldu,ne var ?" diye sordu Elian.Elf bi süre daha tepelere göz gezdirip,içinde bulundukları kış kadar soğuk bir sesle fısıldadı "çok sessizz...izleniyor olmalıyız....bunu hissetmemek için ancak sıradan bir insan olmak gerekir." Küçümsemeyi duymamazlıkdan gelen Elian bunun üzerinde durmadı, vakit kaybediyorlardı ve bu konuda elinden gelen önlemi almıştı."Devam et" diye bağırdı arabacıya,kendinden emin bir ses tonu ile ve...16 savaşçı,bir arabacı ve madam Elian"dan oluşan kervan,onları neyin beklediği hakkında hiçbir fikirleri olmadan,tehtidkar tepelere doğru tekrar tırmanışa geçti...
              Last edited by Meronlin on Sat Jan 21, 2006 4:26 am, edited 2 times in total.
              scythe
              Kutsanmış Kişi
              Posts: 871
              Joined: Sun Oct 05, 2003 10:00 am
              Location: eskiþehir
              Contact:

              Post by scythe »

              "çok güçlüler" demişti haberci.. yanında askeri kuvveti biraz fazla olan bir kervan her zaman için goblinler için çok güçlü sayılırdı... başka bir zaman olsa kesinlikle deliklerinden çıkmaz daha kolay bir av için başka bir zamanı beklerlerdi.. ama durum sadece ölüm şekillerini seçmekten ibaretti... üstelik savaşmakta bir umut varken ,kalıp beklemekte herhangi bir umut yoktu... kervan birazdan görünür olacaktı ve hala daha tam bir saldırı şekli belirleyememişlerdi.. en azından grubun hepsi böyle biliyordu.. ama azıcık bir saygınlığı kalmış lider için hiç de böyle değildi.. tepelere iki tane büyük kaya yerleştirmişti ve sadece bir haraketle aşağıya yuvarlanabilecek konuma getirmişti... bir tanesi tepede net bir şekilde görülebiliyorken diğeri biraz daha uzun bir mesafeye konulmuştu.. ve sadece tek bir asker bırakılmıştı başına uzaktaki kayanın... plan çok basitti lider için... bu kayadan diğer goblinlerin haberi olmayacaktı... ilk önce belirgin olan kaya kervanın üzerine yollanacak, en azından arabanın yol alamaz hale gelmesi sağlanacaktı... ondan sonra sayıca çok fazla olan goblinler kervanın üzerine akın edeceklerdi.. ne kadar güçlü bir kervan olursa olsun, ne kadar fazla okçusu olursa olsun onlarca goblinin hepsini birden kervana ulaşmadan öldürmüş olamayacaklardı ve kervanın olduğu yerde pek umutlu olmasa da sıcak bir savaş başlayacaktı... kervanın tamamı çevreleneceği için kervandakiler savaşmaktan başka çareleri kalmayacaktı... ve işte o zaman gizlenmiş kaya harekete geçirilecek , ortamda bulunan goblinlerle beraber kervandakileri de ezecekti... geriye ayırdığı adamlar dışında çok az goblin hayatta kalabilecekti belki ama sonuçta doyurabileceği kadar adamla başbaşa kalmış olacaktı... hem üremek goblinler için o kadar da sorun olan birşey değildi...

              gregoan gizlenmiş kayanın başında olan goblindi.. bütün kabiledeki en kaslı kişiydi ve henüz herhangi bir goblin ona meydan okumaya cesaret edememişti.. hiçkimse herhangi birini öldürdüğünü görmemiş olmasına rağmen her savaştan sonra üzeri başı yırtılmış ve kanlı olurdu.. ırkına çok ters düşen değişik bir onur anlayışı vardı ve onlarla yaşayabilmek için birçok kez kendi kurallarını ihlal etmesi gerekmişti.. ama bu sefer.. yoldakilerle birlikte kendi ırkdaşlarını da ezmek... ona biraz fazla gelecekti...

              ve kervan yokuşu çıkarken görüldü... ilk kaya serbest bırakıldı...
              you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
              User avatar
              Meronlin
              Kullanıcı
              Kullanıcı
              Posts: 46
              Joined: Thu Feb 19, 2004 10:00 am
              Location: İstanbul
              Contact:

              Post by Meronlin »

              (Niye insan bir sabah kalktığında tüm paragraflarının çekip gittiğini ve geriye kalanların da böyle kıç kıça girdiğini görür....kim bunun sorumlusu :evil:)
              User avatar
              Meronlin
              Kullanıcı
              Kullanıcı
              Posts: 46
              Joined: Thu Feb 19, 2004 10:00 am
              Location: İstanbul
              Contact:

              Post by Meronlin »

              (Kontrol panelimdeki....paragraf birimim...devre dışı bırakıldığından...paragraf yapamadık... :evil: )Patika buz tutmuştu ve arabayı çeken atın nalları buzda sürekli kayıyordu.Normalde bu pek sorun yaratmasa da şu an çıkmaya çalıştığı kısmen dik yokuşta bu fazlası ile sorundu.Bir süre önce at yokuşta kaymış,debelenmiş...ve son anda araba yokuş aşağı kayıp alabora olmadan askerler arabayı aynı hizada tutabilmişlerdi.....Elfler huzursuz bir şekilde gözlerini tepelerde tutarken.....araba da santim santim yokuşu çıkıyordu......arabanın tam arkasında olan Qufar ağırlığın tamamı ile kendisinde olduğundan şikayet edip..."cılız piç kuru.. "diye insan savaşçılara sövüyordu bir yandan da......ama sözü Marthos"un havayı delen,tüm sesleri kesen tıslaması ile kesildi....."kadını arabadan çıkarın".....adamlar ne olduğunu anlamaya çalışırken....sir Duenar görüş hizasına giren ve tüm hızıyla onlara doğru gelen kayayı görmüştü.....bu hızla arabayı ondan kaçıramazlardı....hemen arabaya girip madam Elian"ı kucakladı ve dışarı çıktı....Elian olucakları anlayıp Duenar"e tehtidler savuruyor "hazinem!!!" diye haykırıyordu.....Duenar bunları duymazdan gelip kadını dışarı çıkardı ve askerlere arabayı bırakmalarını emretti....bu sırada Elian ıda zorlukla tutuyordu.....kaya yaklaşıyordu ve askerler ya o an arabayı bırakıcaklardı yada kayanın altında kalıcaklardı,üçüncü bir yol şu an için olmadığından derhal sir Duenar "in emrini yerine getirdiler.Arabayı bırakıp kayanın yolundan çekildiler....bu sırada Merenloth arabayı çeken atın kayışlarını kesip hayvanın canını kurtarmıştı ama......Elian ,tepeden aşağı taklalar atarak yuvarlanan arabasını daha doğrusu hazinesini izlerlen., o an bakışlarını gören biri,derhal korkup kaçardı bu bakışlardan.......aşağılara doğru yuvarlanan arabaya bir kez dahi bakmayan Duenar,vakit kaybetmeden savaşçılarını toplamak için harekete geçti.........öncelikle kayanın geldiği yöne bakarak....bir yandan da elfin tıslamasına kulak kabarttı...."ne duruyosun kılıcını çeksene....." bir an için dönüp Elian"la göz göze gelen Duenar vakit kaybetmeden askerlere emrini verdi...."kılıçlarrrr......madam Elian"ın etrafında daire olun.....onu koruyun...sizin ve çocuklarınızın karnını doyuranı koruyun"........emir üzerine bir düzine savaşçı,kılıçlarını çekip madam Elian"ın etrafında daire olmuştu,hiçbiri atına koşmamıştı çünkü bu kayalıklar arasında hiçbir işe yaramazdı...........Elflerden Marthos kendine bir kaya seçip kolayca üstüne sıçrarken ikizi Marthosla göz göze geldi ve ikiside pis pis birbirlerine sırıttılar....nerde olursa olsun savaşmak için yaratılmışlardı sanki,kışın bu dondurucu soğuğunda,her ikiside cübbelerini çıkarıp fırlattılar....vücutları ve yüzleri envai çeşit dövme ile dolu iken bellerindeki kemerden sarkan ikişer uzun elf-bıçağı göze batıyordu.....bir süre ikiside dönüp, korkudan hızlı hızlı nefes alıp verişleri,çıkardıkları buhardan belli olan adamlara baktılar ve tekrar bir birlerine dönüp,alaycı bir şekilde sırıttılar.......sadaklarından ikişer ok çekip,yaylarını gerdiler....yaklaşan ve gırtlaktan gelen sesler...onların kana olan şevkini daha da kamçılıyordu.....
              scythe
              Kutsanmış Kişi
              Posts: 871
              Joined: Sun Oct 05, 2003 10:00 am
              Location: eskiþehir
              Contact:

              Post by scythe »

              planın ilk aşaması tamamlanmıştı.. araba kayalıklardan aşağıya yuvarlanmıştı ve şimdi sıra geride kalan böcekleri ezmeye gelmişti.. parçalanan arabayı talan etmek için de bir grup göndermişti lider Khazesas... bu dağlarda altın neredeyse en değersiz şeydi onlar için ama yine de dünyanın kalanı için oldukça önemliydi ve bunu kaçıramazlardı... asıl önemli olan konuya verdi dikkatini.. ırkdaşları yolcuların etrafını sarmak üzereydiler.. tek bir yönden sürü halinde geliyorlardı ve sonra hızlı bir şekilde yolcuların etrafında kaba bir çember oluşturacaklardı.. yoldakileri görmenin sevinciyle çığlık atmaya başladıkları sırada ön sıradaki goblinlerin hemen hepsi göğüslerindeki birer okla yere düştü.. iki tane elf sadaklarındaki okların herbirini bir goblin için harcamıştı.. yine de şu an çok yakınlarındaydılar ve sadakları boşalmıştı... üstelik goblinler beklediklerinden de fazlaydılar... o anda anladılar ki sıradan bir goblinle savaşmak gibi olmayacaktı bugün... karlı dağlarda açlıktan ölmek üzere olan bir ırk üzerlerine canlarını hiç de önemsemeden geliyordu... bu durumda şanslarının oldukça zor olduğunu anlamışlardı.. savaşarak yıllarını geçirmişlerdi ve çok daha zorlularıyla savaşmışlardı.. ama açlıktan ölmek üzere olanlarla değildi savaşları.. bu yüzden grubun önünde dimdik duran elfler kendilerine güvenli ancak bir o kadar da endişeliydiler... Elian ı kurtarmış olsalar bile güçlerinden çok şey kaybedeceklerini biliyordu.. üstelik arabasız , parasız ve yıpranmış bir halde Leonard'ı desteklemeleri rakiplerini ne kadar etkileyebilirdi... bir çatışmanın ortasında bunları düşünebilmesine hayret edip elini kılıcının kabzasına uzattı... ve o anda bulundukları yola yuvarlanması için hazırlanmış kaya parçasını gördü..bu çılgınlık olmalıydı.. kendileri yüz kişi bile değillerdi. etraflarında kendilerinden kat kat fazla goblin varken o kayayı yuvarlamak azıcık bir akıl sahibinin yapacağı şey değildi.. akıldan yoksun oldukları söylenen goblinler bile yapmazdı... demek açlık böyle bir şeydi... artık bu durumda kurtulmak için hemen hiç şansları yoktu.. kayaya silah işlemezdi ve maalesef bu sefer gruplarında bir büyücü yoktu... bir haykırışla kayadan atladı ve önüne gelen goblinleri biçmeye başladı... eğer o kaya gelmeyecek olsaydı bütün goblinleri bir şekilde alt edebileceklerini biliyordu... ama şimdi kör bir dövüşe girmişti ve kendisini kurtarsa bile arkadaşları ölecekti... ne yapması gerektiğini düşünmeden, kontrolünü kaybetmiş bir halde savaştı, savaştı, savaştı ve ecelleri olabilecek kayanın gelmesini bekledi... ama kaya hiç gelmedi.. önlerindeki bütün goblinler ölmüştü ve grupları büyük zayiat vermişti ama yine de bütün yetenekli savaşçılar ayaktaydı... elfin gözleri tekrar kayaya kaydı ve arkasında kaslı bir goblin farketti... düşüncelere dalmış gibiydi ve hala kayayı itmeye niyetli gibi görünmüyordu.. gerçi şu raddeden sonra kaya onlara herhangi bir zarar veremezdi... sonra kaslı goblinin yanına bir anda yere yığıldığını gördü ve diğer taraftan küçük bir grup goblin mağaraların içinde kayboldu...
              you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
              Post Reply

              Who is online

              Users browsing this forum: No registered users and 1 guest