Page 1 of 6

Karargaha Hoşgeldiniz!

Posted: Thu May 29, 2003 5:03 pm
by legacy_user_4
Merhaba diyarın cesur ve onurlu savaşçıları!
Bedenini disiplin içinde kullanmayı diğer herkesten daha iyi bilen sizler için bu mekan açıldı. Savaşın ne demek olduğunu iyi bilen, gördüğü ilk kanla düşüp bayılmayan insanların arasında istediğiniz her konuyu sorabilir veya tartışmaya açabilirsiniz; savaş taktikleri, dövüş sırasında bir savaşçının esas alması gereken ilke ve prensipler, her nevi zırh, silah ve diğer ekipmanlar ve bir savaşçının ilgileneceği her konuyu ilgililerle konuşabileceği karargahımıza hoşgeldiniz. Girerken silahlarınızı kapıda bırakmanıza gerek yok, nitekim buraya kendini koruyamacak çelimsizler pek uğramaz.
Zırhınız parlak, kılıcınız keskin, kaslarınız şişkin ve asıl onları yönlendirecek olan zekanız hep berrak olsun!

Posted: Wed Jun 18, 2003 5:46 am
by Raistlin
Kapılar birden korkunç bir gürültüyle açılır. Önce Alev kırmızısı saçlar görünür kapının tam tepesinde. İçeriye kafasını eğerek giren 2metre 10santim boylu dev bir adamdır. Uzun saçları ve uzun kırmızı sakallarıyla içeri giren adam etrafına ve diğer savaşçılara sinirli sinirli bakar. Yüzü hafif bir gülümsemeyle çarpılır, açıkçası gördüklerinden fazla etkilenmemiş gibidir. Yüzündeki hafif yaralar yüzünden yaşı tam olarak anlaşılamamaktadır fakat 25-30 yaşında olduğu belli olmaktadır. Kollarında dev yaralar ne kadar deneyimli bir savaşçı olduğunu açıkalr gibidir. İçeri girip siyah pelerininin bağını çözer sırtındaki dev kılıcı bir yıldız gibi parlar. Çok değerli olduğu belli olan 1.5 metrelik dev kılıç ancak çok güçlü savaşçıların kaldırabileceği kadar kalın ve ağır gözükmektedir. Omuzlarında 2 kurtun kafasının birbirine bağlanmış olduğu bir kürk vardır. Boynunda ise onlarca dişin asılı durduğu bir kolye vardır. (Dişlerden bazıları Ogre dişlerini anımsatmaktadır) Üstünde Siyah oymalı deri bir zırh vardır ve sol omzundaki dev omuz dikenininin üzerinde biraz kurumuş kan vardır. Savaşçının üzerinde hafif bir orman kokusu vardır(aynı zamanda ölüm kokusu). Ağır demir botları odanın içinde yürürken tahta yerde hafif sallantılar oluşturur. Belli ki sırtında taşıdığı dev çanta da en az adamın kendisi kadar ağırdır. Etrafındaki diğer savaşçıları tepeden süzerek ilerlemeye devam eder ve gözüne ilişen ilk kadın savaşçıya doğru yüzünde hafif bir gülümseme ile yaklaşır...

Posted: Sat Dec 06, 2003 7:50 am
by King_Therosus
Kapıdan giren savaşçıyı köşeden izleyen Therosus 'un dudaklarında hafif bir gülümseme belirir.Therosus 1.90 boyunda pekde cüsseli görünmeyen biridir.Hafifçe yerinden doğrulur üzerindeki basit zincir zırhın aslında çok derinlerde büyük bir güce sahip olduğunu belli eden bir ışık parlar zırhtan.Raistline doğru yürümeye başlar.Raistlinin sırtından çıkarıp büyük masay koyduğu kılcı rahatça hiç zorlanmadan kaldırır.Güzel bir kılıç yabancı.Seni tanımam mümkünmü acaba ?.Daha sonra Therosus kılıcı havaya atıp tuttuktan sonra kılcı yerine koyar. Kim olduğunu anlat bana diye sorar...

Posted: Sat Dec 06, 2003 7:27 pm
by Oren_Dautry
Boş gövde ve güç göserileri ama hiçbiriniz farketmiyosunuz asıl güç burda( işaret parmağı ile 2 kez şakağına dokunur..)
BU sözleri sarfeden ise 1.70 boylarında normal görünüşlü bir adamdı. Corax onu tanıdı o yüzden tek kelime etmedi Oren'ın deli gibi inatcı ve ukala olduğunu biliyordu. Kim uğraşıcak diye düşündü çorax ve az önce kılıcına elini sürmeye cüret eden savaşçıya ters ve kesici bir bakış atar. Therosus ise kjüçümseyici bakışlarla yeni gelen ufaklığı süzmektedir..

Posted: Sat Dec 06, 2003 9:11 pm
by The_KiRaTh
Bu arada kapıda başka biri gözüktü. Normal insanlar arasında iri sayılabilecek biri olmasına karşın burada normal, hatta belki ufak tefek görünüyordu. 1.90 boyu ve keskin hatları olmasa bir dilenciyle rahatlıkla karıştırılabilecek bir görüntüsü vardı:
Öirkin mi çirkin bir surat, yırtık pırtık bir gömlek, nerdeyse dizlerinde kalan ve bu adam için uzun süre önce çok kısa kalmış olan eskimiş bir pantolon. Belinde ufacık bir torba, iri elinde omzuna yasladığı iki kılıç, kılıçlardan birinin ucunda ise sefertası niyetine kullandığı ufak bir bohça ile, çıplak ayakları üzerinde kendine güvenle dikiliyordu. Bütün vücudu muhtemelen bir yırtıcının açtığı iğrenç yara izleriyle kaplıydı. Kel kafası, elleri ve ayakları pislikten kararmıştı.

İçerdekilerin küçümser bakışları arasında ilerledi. Alışmıştı artık bu bakışlara. O böyle yaşamayı seviyordu. Basit, belki fakir, iki gün ötesine çok kafa yormadan yollarda, sürekli gezerek. Bu aldatıcı görünüşünü de bu hayat tarzına borçluydu. Karşısındaki insanın tepkisi, onun ne kadar bilge oldugunu anlatıyordu ona. Öıkıntılı kaşlarıın altında oyuk gibi kalan gözleri parıldıyordu. Suratında çocukça bir gülümseme ile konuşmaya başladı:
"Çok uzun süredir yollardayım, acaba burada bana da bir yer var mı?"

Posted: Thu Dec 11, 2003 9:17 pm
by Oren_Dautry
bir sandalye çek yabancı burada savaşcı olan herkese yer var...açmısın??

Posted: Fri Dec 12, 2003 3:26 am
by The_KiRaTh
"Kendi yemeğim yanımda... Saol."

Ufak adamın söylediği gibi bir sandalye çekti kendine. Kılıçlarını yanına dayarken, birinin ucundaki bohçayı eline aldı. Kucağında açtığında bohçadan bir bıçak, ekmek, ve bolca beyaz peynir göründü. Emeğini aldı, içine petniri doldurup oracıkta yapıverdiği sandviçini yemeye koyuldu.

Bir yandan da etrafını inceliyordu meraklı gözlerle.

Posted: Fri Dec 12, 2003 3:44 am
by Oren_Dautry
yanına bir sandalye çekip otururken...
" ee yolcu hagi rüzgar attı seni buraya...
nerden geliyorsun nereye gidiyorsun.. biraz anlat kendini de tanıyalım...

Posted: Fri Dec 12, 2003 7:53 pm
by Ivellius
uzun saçlı elf içeriye girdiğinde yanlız olmadığını gördü.yanlız olmayı beklemiyordu zaten.uzun yıllardır yollarda yanlız geziyordu.içerideki güçlü savaşçılara göz gezdirdi.onları birer birer başıyla selamladı ve boş bir sandalye aradı.güçlü bir savaşçının kılıcına ilişme cesareti gösteren birine şaşırarak baktı.asla diye düşündü.ne bir savaşçının kılıcını ne de bir büyücünün kitabını alma.bunu ona babası söylemişti.ne kadar uzun zaman olmuştu onu görmeyeli.bunları aklından çabucak savuşturdu.güçlü olmalıydı.hem bedeni,hem zihni.masasında birşeyler atıştıran yırtık elbiseli adam baktı.yanına biri daha geliyordu.uzaktan izlemeyi tercih etti.yeni gördüğü biriyle fazla yakınlaşmak istemiyordu.birasını söyledikten sonra oklarını çıkardı ve kontrol etti tekrar.bu işi sık sık yapardı.çünkü okları en çok güvendiği şeyleriydi.şimdiye kadar hiç yanıltmamıştı onu.çok zarif görünnüyordu.şaşırdılar etrafındakiler.bu nasıl bir savaşçıydı böyle??birasını yudumlarken tekrar yurdundaki ağaçlar,arkadaşları ve ailesi geldi aklına.

Posted: Sat Mar 06, 2004 7:15 am
by Hükümlü
Ey savaşçılar! İnsanlar, elfler, cüce kardeşlerim ve diğerleri! Hoş geldiniz! Karargah'ta istediğinizi bulmanız ümidiyle sizleri selamlarım! Tecrübeli olun veya olmayın, genç veya yaşlı hiç fark etmez! çekin kendinize bir sandalye ve keyfinize bakın! Karargahın Komutanı olarak sizlerle berber olmak bana büyük bir keyif verivektir. Birbirinden değerli onlarca savaşçı! Diyarların koruyucuları, tek bir çatı altında! Diyebileceğim tek şey....hoş geldiniz!
Size ayrılan bu özel bölgenin dilediğinizce keyfini çıkarın!


Hükümlü şövalye Ardan Bardaaner

Posted: Sat Mar 13, 2004 3:06 am
by paldyneey
aranızda yeni bir paladin olarak hepinize saygılar

Posted: Sun Mar 21, 2004 1:58 am
by Hükümlü
Hoş gelmişsin değerli paladin.

Karargahta ihtiyacın olan herşeyi bulabileceğine emin olabilirsin!
Gel uzun yoldan gelmişsindir. bir sandalye çek ve sohbetlere katıl!...

Karargah Komutanı
Hükümlü şövalye Prangalı Ardan Bardaaner

Posted: Sun Apr 04, 2004 7:46 am
by Justarius
Yeni savaşçılar sohbete dalmışken kapılar gümbürtüyle açılır ve içeriye kafası kukuletalı, deri bir zırh giymiş, 1.80 boylarında, yapılı sayılabilecek ama çevik görünümlü bir adam girer. Etrafında birbirlerine yara izlerini gösteren ve nasıl oluştuklarını anlatanların yanına doğru ilerler. Ve der ki "Yara izlerinin çokluğu iyi bir savaşçı olduğunu göstermez" ve bir iki ufak yara dışında temiz olan vücudunu sergilemekten çekinmez " aksine, asıl marifet savaştan yaralanmadan kurtulmaktır." der ve bir sandalyeye oturur. Belinde asılı duran çentiklerle dolu kısa kılıcı ve hançeri kapıdan süzülen güneş ışığında parlar. Kukuletasını çıkarır ve bazılarının rahatsızca kıpırdandığını görür. Belli ki bazıları bir drow görmekten rahatsız olmuştur...

ve sorar "Bana aranızda yer yok mu?"

Posted: Sun Apr 04, 2004 9:05 pm
by Hükümlü
Hoşgelmişsin kara derili arkadaş! Burada sorulmaması gereken bir soruyu sordun! burada her türlü savaşçıya yer vardır. Barbarından, paladinine, cücesine kadar herkese! ve elbette sana da yer var!

İstedeğin köşeye kurul ve sohbete katıl!

Karargah Komutanı
Hükümlü şövalye Prangalı Ardan Bardaaner

Posted: Sun Apr 04, 2004 11:27 pm
by Justarius
İlk defa bir yere rahatça katılabiliyorum. Bu yüzden size müteşekkirim lordum