Page 1 of 22

Ölüler Kulübü (2d6-beta oyun)

Posted: Sun May 09, 2010 9:34 pm
by dwaxer
Image


Hakmarun kıtası (ayrıntılı bilgiler sitede mevcut) bilenler bilir, boyut kapılarıyla meşhurdur. Haritada gördüğünüz Necrotox şehri aslında çok çok eskilerden kalma kadim bir şehirdir ama yüzyıllar önce terk edilmişti. Bunun en büyük sebebi hemen biraz doğudaki, Buzul Vadi"nin sınırını oluşturan karlı dağlardan yayılan soğuk ile, adanın tropik atmosferinin çatışması sonucu, burada havanın daima sisli olması olabilir. Yani Hortlak Kral Doresain"in burayı kendine üs olarak seçmesi boşuna değildi. Tırsak sıcakkanlılar, gündüz gözüyle bile yoğun sis altında göz gözü görmeyen bu vadiye girmeye cesaret edemiyorlardı. Giren aptallar ise işlemden geçirilerek bünyesine uygun tipte bir namevt haline getiriliyordu tabii ki.

Oyucular:
Ã?evre köylerden ölü ya da diri kaçırmak suretiyle ordumuzu genişletmek süreci devam ededursun, kralın yardımcılarından birinin yardımcılarından biri olan Lich Lili sizleri çağırtır.
"Sizlere verilecek bir görevim var. Bu görevi başarırsanız sizi büyüyle daha güçlü yapacağım ona göre!" der. "Elimize geçen eski kayıtlara göre Arthur adında müthiş bir savaşçı, Sisli Vadimizin güneyinde bir yerlerdeki Hadron şehri yakınlarında, Zander diye bir kasabada gömülüymüş. Bu savaşçının cesedini bana getirin ki, karanlık ritüellerimle canlandırıp onu manyak güçlü bir kara şövalye yapabileyim; böylece namevt ordumuza yeni bir süper güç daha katılmış olur, Hahaha ha!"




Komple Hakmarun haritası:
Image

.

Posted: Sun May 09, 2010 10:07 pm
by devrimk
"Sizlere verilecek bir görevim var. Bu görevi başarırsanız sizi büyüyle daha güçlü yapacağım ona göre!"
Romero "Daha güçlü olmak istemiyorum insan halime dönmek istiyorum." diyecekti ki tam düşünceleri kahkahalarla bölündü.
"...lece namevt ordumuza yeni bir süper güç daha katılmış olur, Hahaha ha!"
"Tanrının manyağı nasılsa laf anlamazsın sen. şuna bak gözleri pörtlete pörtlete gülüyor, 5. sınıf roman kahramanı kötüsü sanki..." dedi içinden. Hırıltılı sesiyle cevap verdi.
"Emret sahip! Ben insanları öldürmek ve Arthur'u sana getirmek!" dedi

Posted: Mon May 10, 2010 2:34 am
by Aegron Linwelin
"Sizi mutlu edecekse" dedikten sonra başını hafifçe aşağıya eğdi ve gözlerini sahibine dikerek haince baktı.

"GÃ?Ã? HERşEYDİR" derken dişlerini korkutucu şekilde belli etti..

Posted: Mon May 10, 2010 2:54 am
by Edmond
"Cesetten birkaç lokma almak serbest mi?"

Etrafa bön bön bakarak sorusuna cevap arıyordu.

Posted: Mon May 10, 2010 4:07 am
by dwaxer
Edmond wrote:"Cesetten birkaç lokma almak serbest mi?"
Etrafa bön bön bakarak sorusuna cevap arıyordu.
Lili, kurukafa suratında göz çukurları içindeki kırmızı kırmızı parlayan iki ışığı Hortlağa çevirerek, "eminim yolda tıkınacak pek çok insana rastlarsın; Arthur'u bana bütün olarak getirmeye çalışın!" dedi. Diğerlerine dönerek, "bu hortlaka dikkat edin de Arthur'u yemesin kaşla göz arasında" diye ekler.

.

Posted: Mon May 10, 2010 4:13 am
by Aegron Linwelin
Hortlağa ezici bir bakış attı.
"Ona ben göz kulak olurum" bunu söylerken Liliye bakıyordu sonra kafasını ani bir şekilde hortlağa çevirdi.

"Dikkatli olsan iyi edersin" dedi sinsi bir gülümseme ile.

Posted: Mon May 10, 2010 4:29 am
by devrimk
"Ahh işte süper bu! Yarım akıllı bir hortlakla kendini uyanık zanneden bir vampir. Bunlarla mı göreve çıkacağım? Yaşarken profesördüm ben ulan! Böyle zibidiler sınıfıma bile giremezdi." diye düşündü Romero.

"Yok Arthur'u yemek! Yumuşak insan eti yemek var Arthur çürümüş pis!"

Yumuşak insan eti dediğinde bir yutkundu, ne güzel olurdu şöyle kanlı canlı yeni ölmüş hafif ılık birinin beynini yemek.

Posted: Mon May 10, 2010 5:25 am
by Edmond
"Lanet olsun."

Aslında tüm hortlakların zaten lanetli olduğunu biliyordu, neye lanet okuyordu kim bilir?

"Acıktım."

Yarım saat önce bir adamın böbreklerini yemişti hâlbuki. Geçen hafta mezarından çıktığında (ki çok acı çekmişti) Tek düşündüğü yemek yemekti. Bir köye gündüz vakti girip bütün erkekler tarlalarda pazarda iken evlerdeki kadınları sırayla yemişti.Yedikleri nereye gitmişti kimse bilmez. Ã?ünkü dış görünüşünde en ufak değişiklik bile olmamıştı. Bebeklerin kendisini izleyip çığlık atmasını izlemiş ve daha sonra bir bebeğin ağzına annesinin kulağını sokmuştu zorla. Bebek yememekte ısrar edince somurtarak:

"Bu köylüler çok nankör, yemek veriyorsun, yemiyorlar."

diye tepki göstermişti, bebeğe çok kızmıştı.

Sonra çıkıp gitti, ve böyle doyamayacağını anlayınca en iyisi orduya yazılmak diye düşündü, bir savaştaki cesetleri yemek ne güzel olurdu. Hoş kan soğuyunca et güzel olmuyordu, kuru kuru gitmiyordu ama, yine de yenirdi.

O, piskopattı.

"Bu arada, adım hortmal."

Posted: Mon May 10, 2010 6:28 am
by devrimk
"Hortlakta medeni çıktı iyi mi? İsmi uydurma gibi gerçi ama neyse..." dedi içinden

"Ben de..." az daha elini uzatacaktı eski alışkanlıkla. Sonra ismini kullanmak istemedi kim bilir okuldan filan tanıyan olursa rezalet! Kimsenin onu bu halde görmesini istemezdi doğrusu. Kalburüstü insanlarla şömine başında şiir okuduğu, genç kızların ona göz süzdüğü zamanlar aklına geldi.

"Ben... mmm.. Zack! Hatırlamamak eski ismimi Zack güzel isim olmak! Ben Zack."

"Biz Arhur'u nasıl bulmak? Nasıl tanımak? Söylese de Lili hanım yola gitsek!"

Posted: Mon May 10, 2010 6:33 am
by Mark
Fısıldadı, Olasel...
"Hoooorttmallll." diye uğultulu bir yankı havada dalgalandı.
Lich Lili ve gruba yakın mobilyanın üzerrinde şeffaf bir sis belirdi.
Ciddi şekilde, Lich Lili'ye hitap etti.
"Böyle bakarım görünürüm." Gözleri yuvalarında döndü.
"Böyle yaparım görünmem." Gözleri sağa sola gidip geldi.
Sis olup kayboldu.
Ve hortmall ın omzunda yeniden belilerek. "Ben de sevimli hayalet olasel."

Posted: Mon May 10, 2010 6:34 am
by Edmond
"Kimse hatırlamaz ki. Ben de ziyaret ettiğim ilk köyde uydurmuştum. Ama kaçışan kadınlar beni pek duymamışlardı. Tâbii önce kulaklarını yediğim için insanların, elbet nihayetinde kaçamamışlardı ama, duymuşlardı."

Hortmal, yediği yemeğe besmele için başlar, ve önce adını söylerdi.Daima onlara saygıyla yaklaşır, nimet gözüyle bakardı.

Posted: Mon May 10, 2010 10:10 pm
by Mark
"Hey!" diye hortmall'ın omzundan bağırdı sinirlenerek.
Omuzları düştü: "Zaten yaşarken de, beni umursamazlardı. Öldüm, cesetim 1 ay sonra bulundu."

Posted: Mon May 10, 2010 10:23 pm
by Edmond
Geriye döndü.

"Ne paarıyon sağır mı var burda!"

Kulakları yoktu aslında.

"Ayrıca mezardan çıkmayı mı bekledin işi gücü bırakıp, 1 ay nasıl dayandın anlamayom."

Ve öne çıkma çabalarıyla dalga geçerek:

"Bu orduda kaç hayalet var acaba? Sen gözümüze görünmezsen de çok bir şey değişmez muhtemelen."

Posted: Mon May 10, 2010 10:27 pm
by Mark
"Hey hey hey!" dedi heyecanla konuşmasını bölmeye çalışarak. Ama bölememişti.
Diğerleri görsün diye hortlağın kafasına şeffaf elini soktu.
"E, bu mu benden akıllı ya?"

Posted: Mon May 10, 2010 10:35 pm
by Edmond
Hortmal da elini onun kafası olduğunu tahmin ettiği yere götürdü. Bir an üşüdü.

"Galiba evet."