Panın Flüdü (rp ekranı )

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden

Post by SacoKhan »

Cavis ne olduğunu anlamadan etrafına bakındı, bir kaç hayvan görüyordu, aslında bu onu rahatlatmadı değil ama çok şaşırttı, bir anda bu kadar hayvana dönüşmeleri hatta birazcık da ortam koşullarına aykırı olmaları garip duygulara yol açıyordu Cavis'te.

"Sevgili doğa kardeşlerim, bize neler olduğunu açıklayabilecek biri var mı aranızda?"
And i still wonder if you ever wonder the same!...
FrontsideAir
Gölge Ustası
Posts: 1245
Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
Location: İstanbul (İzmir)
Contact:

Post by FrontsideAir »

"Neden burda olduğumu ve size ne olduğunu bilmiyorum, ama ben yapmadım, ağaç adam." dedi Hyagnis dişlerinin arasından.
Bir şeyler hisstemişti handayken, ama ne olduğunu bilmiyordu. Kaçırılmıştı birileri tarafından, ama neden ormana konulmuştu ki, sanki ormandan çıkamayacaktı.
Evet, demek ki ormandan çıkmasını engelleyeceklerdi. Ama nasıl?
Bunu öğrenecek kişi olmamayı dilerdi. Elinde fazla ipucu yoktu, Gordeon'da, ismini bilen birileri. Belki de Pessinuslular ona tuzak kurmuştu ama bu palyaçoların işi neydi o zaman? Hiç de rol yapıyora benzemiyorlerdı üstelik..

Elindeki tek gerçek ipucu olan parşömene baktı.

(RP dışı not: SacoKhan, bize neler olduğunu demişsin, yanlış anlamış olabilirim, ama sen kendi şeklinin değiştiğini bilmiyorsun, herkes kendini normal sanıyor.)

Code: Select all

Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.

Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..
aurora
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 36
Joined: Thu Jul 14, 2005 10:00 am
Location: Istanbul

Post by aurora »

Aurora iyice sersemliğini atmıştı ve konuşan iki kişinin de kendisi gibi olayların neden böyle geliştiğinden habersiz olduğunu fark etti. Onlara doğru yavaşça yaklaşıp dinledi .. kollarından filizler çıkan adamın bu garip duruma neyin veya kimin sebep olduğunu sorduğunu duydu. Kendisini de en çok korkutan nokta buydu... "benim de bu konuda hiç fikrim yok" dedi kısık ve düşünceli bir ses tonuyla. insanlar genelde ismini sormazlardı. hatırladığına göre en son ismini soran kişiden 10-15 gün kadar uzaktaydı ve o yörelerde kimse onu ne tanıyor ve de ismini biliyordu... Kafası düşündükçe daha çok karışıyordu...
"Bildiğim tek şey dün gece tapınak hanından bir şekilde buraya getirilmiş olmam ve nasıl ve niye olduğu konusunda hiçbir fikrimim olmaması..."diye ekledi aynı dalgın ses tonuyla. Bir yandan da etrafındaki diğer kişileri inceliyordu. Etrafındaki garip görünyüye alışmaya çalışıyordu, köpek burunlu biri, eşek kulaklı, filiz kollu biri... çok da kolay değildi bu...
mefistofeles
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 481
Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am

Post by mefistofeles »

Ellerindeki parşömenler yapmaları gereken tek şey olmak istediklerini olmak sadece olmak

Hayat sadece kendiniz olduğunuzda mı güzel ?Olmadığınızı bildiğiniz ama olduğunuz şey sizi korkutmalı mı sevindirmeli mi?Hayattan beklentileriniz ne ki bu yeni haliniz sizi şaşırttı?
Bildikleriniz neler yada doğru soru bilmek istedikleriniz neler?Sorular olmadan cevaplar olmaz.Yapmanız gereken İçinizdeki aşkı bulmak sadece.Ne ömürlerin tükendiği gizli yolu bulmak.Kendinizden emin misiniz.Hayatta kalabilmek aslında kendinize yaşamak için bir amaç verebilmek istiyorsanız beni bulmasınız.Unutmayın umut her zaman vardır artık umutun bile tükenmek üzere olduğu yeri bulmanız gerekli aradığınız yeri bulduğunuzda tüm soruların cevaplarını ve en önemlisi amacınızı öğreneceksiniz.Olduğunuz şeyden korkmayın aksine üstüne gidip kullanın ,kullanın ki beni bulabilesiniz....Pan sizinle olsun....

Ozan herimes .......
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

şehirdekilerin onu bu kadar da garip karşılamasını beklemiyordu. Tamam ilgi çekmeyi severdi ama genellikle bu şekilde olmazdı.Gözüne kestirdiği hana girmeye karar vermişti ki birşeyin bedenine battığını hissetti. Çok büyük bir acı değildi belki. FAkat birdenbire bütün kanı çekilmişçesine bedeninde hiç kuvvet kalmamıştı. Gözkapaklarını taşıyan kaslar bile gevşedi ve gözlerini kapatarak yere yığıldı. Son gördüğü hekim olduğunu söyleyen biriydi.

Gözleri yavaşça açıldı. Ã?nce bir rüyada olup olmadığını anlamaya çaıştı. Neredeydi böyle? Yoksa rüya mı görmüştü. Ya da halka görüyor olabilir miydi? Bir acı hatırlıyordu sonra da baygınlık. Herşeyin yerine oturması için birkaç saniye geçmesi gerekmişti. Eliyle yokladığında acı hala gerçekti. Demek ki rüya görmüyordu. Ya da bu rüya fazlasıyla gerçekçiydi.

Gözleri tamamen görür olduğunda v kafasını kaldırabildiğinde gördüğü manzara dehşet vericiydi. "Yüce apollon adına" SAdece dev bir tavşanın olduğunu düşünürken neler görüyordu? Yoksa insanların söylediği gibi tırlatmış mıydı? Hayır işte oradaydılar... Beceriksizce ayağa kalkmaya çalıştı fakat ayağının takılıp tekrar yere oturması pek uzun sürmeyecekti.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
galadlirim
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 975
Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by galadlirim »

Leukippos şaşkındı ve sarsılmıştı.Daha demin et yiyrdu,sonra birden bir adam elini omzuna atmıştı.Sonra bir yolda yürüyorlardı..Ardından bilinçsizlik..şimdide ormandaydı.Ã?ıktığı sıkıcı ve yorucu yolculuğun ardından geldiği bu ilginç ve büyük şehir genç kıza(herkes onu oğlan sansada)süprizleriyle yol gösteriyordu.Tanrıların arabalarına binmişti belki buraya gelmek için ?Saçmalamamlıydı...Etrafına bakınmayı akıl ettiğinde gördüğü manzara ise işin içinde tanrıların olduğuna onu inandırmaya başlamıştı;ağaçtan kollu bir adam,gagalı bir adam,tavşanımsı bir yüzlü kız,köpek burunlu çocuk,ve bir eşşek!Kendine dokundu ve ellerine göz attı herşey normale benziyordu..Peki ya bu karanlık ormanda bu garip yaratıklarla ne işi vardı..Apollon şarkısını söylüyordu işte..Tanrılar yarışmaya çoktan başlamıştı,ölümlerin ağzından söylenecek şiirler,ve şarkılarla..Ã?yleyse bu kadar garip olmalımıydı herşey?Doğru yerde miydi,Ã?ağrının Merezinde?Bilemiyordu ama birazdan görecekti kızıl saçlı oğlan...
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
FrontsideAir
Gölge Ustası
Posts: 1245
Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
Location: İstanbul (İzmir)
Contact:

Post by FrontsideAir »

Herkes uyanmıştı. Notu da okumuştu ama pek bir şey anlayamamıştı. Sadece yeni hallerini kullanmaları gerektiğini ve bu şekilde bir yol bulmaları gerektiğini anlamıştı ama kendisinde bir gariplik olmadığını defalarca kontrol etmişti. Yoktu.

Değişime uğramış insanlara baktı. Nasıl bir büyü bunu yapabilirdi ki bunu? Ya da nasıl bir büyücü?

Ortaya konuştu: "Siz kimsiniz? Kendinizi tanıtın ve neden burada olduğumuzu söyleyin. Adım Hyagnis ve zanaatkarım. Neden burada olduğumu ya da size neler olduğunu bilmiyorum."

Code: Select all

Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.

Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden

Post by SacoKhan »

"Ben Cavis O' Gwybod sevgili dostum..."

Fazla bir şey açıklamaya güvenemiyordu aslında...

"Buraya kutsal bir olaya küçük de olsa bir yardım için geldim"

Sonra bir adım geriye doğru kafasını eğerek geri çekildi yaşlı druid...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
aurora
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 36
Joined: Thu Jul 14, 2005 10:00 am
Location: Istanbul

Post by aurora »

"Ben Egeli Aurora... Selene'nin ışığıyla çıktım bu yola ve vardım buralara ... " dedi. Etrafına artık huzursuz olmadan .. en azından daha az huzursuz olarak .. bakmaya başlamıştı. Kendini garip bir şekilde rahat hissetmeye başlıyordu her ne kadar etrafında yarı hayvan yarı insan görünüşlü (?)insanlar olsa da... Belki de tanrıcası onu belli birsey için göndermişti.. belki de eski aşklarından biri olan pan için bu şehre varmıştı... Kim bilir..Oradakilerden biri "kutsal bir olay" derken kendisi de tam o sırada bunu düşünüyordu.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Uzun kulaklarını örten başlık hala başındaydı. Arkadaşları ormanın değişik yerlerine dağılmışlardı ama o hala aşağıdakileri gözlüyordu. Gülümsedi. Sanki üstüne çıktığı ağacın da gülümsediğini hissetti. şakalar... İnsanlar onlara kızarlardı. Ama bir defa kızgınlıkları geçti mi? Birbirlerine daha fazla ısınırlardı. Buradakiler de eğer garip şekillerin ötesini görebilirse önlerindeki diğer engelleri aşma şansları artacaktı. Engel her ne ise... Elf gece boyunca bu insanları gözleyecekti.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

Deminiones olmaması gereken yerde uyandıktan sonra etrafındaki bütün hayvan-insan karışımları uyandılar tek tek. Sadece gagalı uzun adam ondan önce uyanmıştı. Ona saldırmamıştı ama yine de böylesi garip bir olayla kim karşılaşsa herkes korkardı. Etarfındakiler tek tek kendini tanıttı. Belliki onlarda ondaki korku yoktu. Oysaki Deminiones'in heycandan eli ayağı tutmuyordu. Belkide ondan başka herkes orada ne aradıklarını biliyordu.

*Ne olduda buraya geldim ben, yüce Hermes*

Hermesten başka tanrıların adını ağzına bu kadar kolay alamazdı ama Hermes ona en yakın olan tanrıydı. Diğer tanrıların isimleri kutsaldı ve basit insanlar isimlerini anarak onların dikkatini çekmek istemezdi. Deminiones de yeterince basit bir insandı.

Kendi üstüne baktı bir kıl ne başka bir değişik. Hala sadece belini kapatan o ucuz peştemalı ve çıplak vücudu, ancak yüzünü tekrar tekrar ovuştursada ellerini başının üstünde gezdirsede herhangi bir hayvansı eklentisi yoktu.

Üstünde adının yazılı olduğu kağıdı eline alarak baktı. Kendi ismini okuması ve yazması için gereken sembolleri bilirdi ama daha fazlasını bilmesine hiç gerek olmamıştı. Bu üstüne bırakılmış notta ise daha bilmediği pek çok simgenin daha olduğunu gördü. Aslında hepside tanıdık gibiydi ama çözmesi ne zordu bu simgeleri hele ki böylesi bir durumda.

Her zaman fark edilmekten zevk alan birisi olmasına rağmen belkide hiç konuşmaz ve susarsa onun ordaki varlığını önemsemezdi bu varlıklar.

Başını kadırıpta baktığında etrafındakilerin onun da kendini tanıtmasını bekledklerini gördü. Boynunda asılı duran notu diğerlerine titreyen iki eli ile arasından gösterirken

"Ben Deminiones, efendiler. Ben, neden burada olduğumu bilmiyorum..."

Sanki sözleri devam edecekmiş gibi söylemiş olsa da bir süre diğerlerinin yüzlerine baktı ve notu daha da yükselterek

"...ben burada ne yazdığını da bilmiyorum."
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
galadlirim
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 975
Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by galadlirim »

Leukippos yerden kalkarak kendini silkeledi.Gözleri acıyor ve başı dönüyordu halen,bilinmezliklerden nefret ederdi her ölümlü ve tanrı gibi.Kendilerini tanıtanlara baktı,garip görünüşlü büyülü varlıklardılar,ve Leu onlara ne kadar şaşınca ve ihtiyatla bakıyorsa onların da kendisine aynı bakışla baktıklarını gördü.Bu durum sadece herkesin birdenbire kendini burada bulmasında mıydı ? Bilmiyordu.Kendini tanıtmalıydı.Daha önce herkese tanıttığı şekliyle.

"Ben Leukippos,Giritten geliyorum..Bir gezginim..Sanırım..Handan buraya sürüklendiğimi hatırlıyorum garip bir biçimde..Bir arayış içinde şehir şehir gezdim Dorleona varana dek..Ã?ağrı olarak duymuş olmalısınız şarkı yarışmasını,Pan ve Apollon adına yapılacak olan..Hislerime güvenerek,bulunma nedenimi açıklıyorum,sanıyorumki Tanrım Apollon beni buraya dek,bu garip yere*yüzlere bir kez daha dikkatle baktı*getirmiş olabilir ancak..Sz de hissetmediniz mi?"
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

"Be...ben Doion... ahhh Dolarion..." Hatılayamadığı içineliyle kafasına bastırdı. "Hah Dolaion... Dolaion şehrindeydim. O... oraya çağ... çağrı için gelmiştim. Pan... Pan'ın çağrısı" Konuştukça biraz daha açıldığı göze çarpıyordu. Artık kekelemeden söyledi. "Yüce Apollon'u temsilen. Sonra... bayıldım. Kendimi burda buldum. Siz mi yaptınız bunu?"

-Hem... Siz kimsiniz be, ne istiyorsunuz bu ozandan? Neresi burası?

Hala korkuyla büyük hayvanları süzüyordu. Onlara bakarken daha çok kekeliyor ve gözleri fal taşı gibi açılıyordu. Başkasını pek duymuyordu bile. Sadece Apollon'la ilgili birisinin bişey söylemesi dikkatini çekmiş ve içini biraz olsun rahatlatmıştı. Ama şu hayvanlar orada olduğu sürecenormal davranamayacağından emindi. şimdi hayvanlardan bahsederse herkes yine deli olduğunu düşünecekti....
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
FrontsideAir
Gölge Ustası
Posts: 1245
Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
Location: İstanbul (İzmir)
Contact:

Post by FrontsideAir »

Hepsini gözlerinin içine bakarak dinledi ve sözlerini de kesmedi. Hepsi isimlerini söylemişti ama ne nottan ne de kendilerine ne olduğundan bahsetmişti.

Yavaşça, korku dolu gözlerle bakan çocuğa, güven verircesine yaklaştı. Titreyen elinden notu aldı ve isim haricinde yazılanların aynı olduğunu gördü. Hatta yazı da tıpa tıp aynıydı. Bu biraz garipti ve beynini kurcalamıştı. Alçak ama duyulabilecek bir sesle notu tekrar okudu.

Hepsine yönelik ama çağrıdan bahseden oğlan Leukippos'a bakarak, "Bu çağrı da nedir? Pan ile ilgili yarışma mı? Eğer oysa bu yüzden mi buradayız? Ve en önemlisi, size ne oldu böyle?" dedi, özellikle eşek-adamı göstererek.

Kafası karışmıştı ve bir şeyler çözüme kavuşmadan yerinden ayrılmayacaktı.

Code: Select all

Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.

Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..
mefistofeles
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 481
Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am

Post by mefistofeles »

Konuşmalar dışında etrafları çok sessizdi.Ormanın içinde ağaçların boş bıraktığı bir alandaydılar.Ã?nlerinde sadece tek bir bir yol var gibi görünüyordu.Nasılsa ormanda hiç hayvan dolaşmıyordu rüzgarın ve yaprakların hışırtıları dışında hiç ses yoktu.Yakında gün ağırması gereiyordu ama etrafta hiç ışık belirtisi yoktu.Tanrılar gene oyun oynamaya başlamışlardı sanki.Aniden hava soğudu normal olamayacak kadar soğudu gruptaki herkes in içini bir ürperti sardı.Bu yeni büyülü halleri onlara olmayacak kapıları olmayacak hisleri de getirmişti.Ağaçlar hüzünlü bir şarkıya başlamıştı sanki biri için ağlıyorlardı.Hava soğumaya devam ediyordu ağaçlar kadar soğuk olmaya ......
Locked