KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI)

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Drekkar'ın garip bir görünüşü vardı; fakat sözleri, ses tonu ve hitap tarzı Kami'ye onun doğru söylediğini düşündürmüştü. Adamın sağ arka çaprazında duran Kami, onun ilerlediği noktaya doğru yürüdü, bir yandan da etraftaki diğer kişilerin yüz ifadelerini ve davranışlarını inceliyordu.
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

Mael sırtını dikleştirdi ve harabelere göz ucuyla şöyle bir baktı. Burada tehlikelere fazlasıyla açıktı. Elini harabelere doğru uzatıp yeraltı lisanında "İleri, harabelere..." diyip ilerlemeye başladı.
Bir avuç dolusu geveze diye içinden geçirdi. En azından yine bir drow akınına uğrarsa feda edilebilirlerdi-ki muhtemelende öyle olacaktı. Biraz ilerleyip ortak yerüstü lisanında kendisini tekrarladı. "İleri, harabelere..."
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Rivro ya sanki o sahne günlerce donmuş gibi geldi. Üç adam ilerliyor. İkisi geride bekliyordu. Ona önceden söylenmiş sözlerle birleşince ortam daha da ürkütücü bir hal alıyordu. Arkadakilerle beklemek pek bir şeyi çözmeyecek gibiydi. İleri doğru hızla ilerlemeye başladı. Bir süre koştuktan sonra nefesi keildi. Maelin önündeki taşı görmedi. Yere yuvarlandı.

Daha sonra Mael e tutunmaya çalışıp kalkmaya çalıştı. Ancak tüy kalem ilgisini çektiğinden biraz da eskiden kalma bir alışkanlıkla onu çekmeyi denedi. Eğer başarırsa dengesini sağlayamayıp düşmüş gibi yeniden yere yuvarlanacak sonra da sanki bacağı ağrıyor gibi elini pantolonunun içine sokup tüyü gizli cebe sokmaya çalışacaktı.

Not: Tüyün büyüklüğünü bilmiyorum ama pantolonum kalın pantolon .. Eee tecrubeli yankesiciyiz. : )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Drekkar ileri doğru yürürken Rivro'nun sözleriyle beraber onun bulunduğu tarafa döndü. Bu dönüş Rivro'ya yönelen oldukça sert bir bakış ile devam etti.

"Rivro, herşey yokolacak demiştim. Dereler, ormanlar, dağlar ve yaşama dair herşeyde bunlarla beraber. Bunu zihinlerde canlandırmanın ne kadar zor olduğunu tahmin ediyorum. Özellikle de diyarın kendisini eşsiz güzellikleri ile yaşam boyu kucakladığı birisinin bunu kafasında canlandırması oldukça zordur.

Ama dedim ya, hala elimizde kurtuluşa dair bazı fikir özleri var. Bunları gerçekleştirmek üzere buraya toplanmış bulunmaktayız. Bu ne tesadüfidir ne de kaçınılası..."

Drekkar tam bu açıklamaları yaparken öte tarafta duran Mael'in onlara Savaşçıların Yıkık Mabedini eliyle işaret ettiğini farketti. Drow savaşçısı dosdoğru o yönü göstermekteydi. Savaşçıların Mabedi harabeleri 4,5 5 kilometre dolaylarında ve daha güneyde gözükmekteydi. Dikkatli bakan gözler harabeleri geniş tepeliklerin üzerinde minik bir toplu iğne gibi görebilirdi.

"İleri, harabelere..." diyerek dosdoğru o tarafa doğru yöneldi. Drekkar ilk anda anlamamış gibi tek kaşını havaya kaldırdı. Mael'e yöneldi.

"Ne demek bu Mael? Burada çözülmesi gereken bir mesele var. Ã?özülmesi gereken diğer tüm meselelerin önünde olması gereken bir mesele."

Sonra onun üstüne çullanan Rivro'yu gördü. Mael in belindeki tüy parçası hzlı bir hareketle parmakların arasına geçmiş ve kalın ve geniş cebe girmişti.

Drekkar buna tepki vermedi. Yine de tek gözünün üzerindeki kızıl parçacık bir anlığına parlayıvermişti sanki...



RP DIşI NOT: Rivro Mael in tüyünü aşırmayı başarmıştır.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

Mael arkasına bakmadan ilerlemeye devam etti. "Konuşmaıza, tüm bunlardan habersiz saldırmayı bekleyen topluluklar açısından daha güvenli bir yerde yapmanız mümkün." Diye belirtti Mael mümkün olan en iyi ortak lisan da."İleri, sadece dikkatli olun ve ilerleyin."
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Drekkar olduğu yerde kaldı.

"Buraya gel Mael. Bize toplanmamız için burası önerildiyse şartlar ne olursa olsun burada beklememiz gerekiyor demektir. Düşmüş bir mabedin yıkık bir mabedin güvenliğinden bahsediyorsun. Bahsettiğin tehlike hakkında efendimizden daha çok şey biliyor olduğunu zannetmiyorum, ki böyle bir tehlike varolsaydı ne biz buraya getirilirdik ne de burada savunmasız bırakılırdık. Buradan ayrılarak kaderimizle oynayamazsın!"

Drekkar Mael'e doğru yürüdü. Kendisine verilen emir doğrultusunda burada kalmalılardı.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

"Hisnakrah" diye tükürürcesine söylendi Mael. "Tamamen savunmasız durumda ve göz önündeyiz. Kimin ne sebeple buraya nasl geldiği umrumda değil. Sadece tehlikeye fazlasıyla açığım ve bunu kapatacağım. Madem harabeler kadim zamanların efsanevi güçleri tarafından yapılmış o zaman orada illaki birşey vardı. Hiç birşey yoksa yıkık harabeler bize azda olsa gözden uzaklık sağlayacaktır. Ayrıca bu tepenin bir özelliğini hissetmiyorum. Sizler hissediyorsanız o zaman banada açıklayın. Vakit kaybederek sadece düşmanlarımla aramdaki mesafe artıyor."
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Drekkar durdu ve bekledi.

"Pekala Mael" dedi.
"Peki bana Savaşçıların Mabedine bir grup tarafından getirilip, gelişen önemli tehlikeler üzerine toplanıp konuştuktan sonra neden oradan ayrılarak buraya geldiğini açıklar mısın?
Belki bunu açıklarsan, tekrar oraya dönme isteğinin yaratmış olduğu ironiyi kendinde anlayacaksın...
Yıkık bir mabedin meçhul güvenliğindense bize doğru yolu gösterecek olanın kutsal korumasını tercih ederim. Bizi bulan kişiyi asla sorgulamam ve onun dediklerine itaat ederim. Ve onun emirleri bizlere der ki; Savaşçıların Tepesi büyünün ve tabiatın bozulmayacağı, ilahi korumanın bekleyen kıyametin son zaman dilimine kadar eksilmeyeceği yegane bölgedir.

Bahsettiğin mabed ise hiçbir şekilde kadim zamanlardan-binyıllardan- kalmış değildir. 1 yıl evvelki harita çizimlerinde bile yeri belirtilmemiştir. Belki de yüzeyde olduğun için bilmiyorsun veya sana yanlış öğretmişler. Bahsi geçen mabed basit bir savaş tanrısı tarafından çok temel ilahi güçler ile ortaya çıkarılmış ve birkaç ay bile geçmeden tanrının düşüşüyle bir yıkıntı halini almıştır. Orandaki yıkıntıların arasında gizlenerek bunu, buranın kutsal korumasına tercih ediyorsan zaten seni burada tutmak boynumun borcu olmaz, olamaz.

Ve şimdi buradan gidersen sadece düşmanlarından kurtulursun -ki bence tek başına onlardan da kurtulamazsın. Kaldı ki biz burada tek yol olan kurtuluşu benimsiyoruz. Oldu ki düşmanlardan kurtuldun, diyarın tüm kaderini etkileyecek olan tek ve gerçek sondan, büyük kıyametten nasıl kurtulacaksın?

Mantıklı düşün Mael, ve buraya gel."

Drekkar neden özellikle burada olduklarını biliyordu. Mael sözlerini söyledikten hemen sonra eli kenara kaymıştı ve oniksin olduğu yeri kimseye belli etmeden hafifçe yoklamıştı...

Son sözlerini söyledikten sonra da Drekkar arkasını döndü...Fazla zaman kaybetmesinin lüzumu yoktu. Mael'in gitme, kalma arasındaki seçeneği için onu sadece birkaç saniyeliğine bekleyecekti. Ã?ünkü yapılması gereken önemli işler vardı ve onları bekliyordu...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andero etrafı sessizce gözlemliyordu. Drekkar'ın rehberleri olduğunu anlamıştı ve şimdilik beklemedeydi. Hala birilerini beklemekten söz ediyordu demek ki hala gelecek olanlar vardı. Andero şöyle bir göz gezdirdi gruba. Bir acizler toplantısı gibiydi. Saygı duyulacak kimse yok, cesaret gösterebilecek kimse yok... En azından görüntüleri ona bunları anlatıyordu. Başını hafifçe salladı. Efendi en iyisini bilirdi. Bu grupla gönderilmesinin bir nedeni olmalıydı.

Andero drow'un ısrarla oradan çekilme isteğini ilk başta sessizlikle karşıladı ama iş uzayınca,

- Yeter drow! diye kükredi. Biri bize saldıracaksa saldırsın. Bana bir savaşçı olduğunu söyledin. Savaştan kaçan bir savaşçımısın sen? Ayrıca etrafına bak. şu an yanımızda olanlardan biri bize saldırmayacaksa saldırı gelmeyecektir. Saldırırsa da savaşırız ne var bunda? dedi.

Drekkar neler biliyor olabilirdi. Belki ondan bir şeyler öğrenebilirdi. Aklına kütüphanede okuduğu şey geldi.

- Kirathor diye bir şey duydun mu daha önce Drekkar? diye sordu pelerinine yeniden sarılarak.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Shevarash
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1310
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: İzmir

Post by Shevarash »

Ransar konuşmaları dikkatle dinlemişti. Drekkarın söyledikleri üzerine düşünürken zihninde adamın söylediği öngörüleri canlandırmıştı. Bir an için Savaş Babası Clangeddin`in kendisine son göründüğü zamanı hatırladı.

Bir gariplik olduğu belliydi. Bunu bir süredir hissediyor ancak görmezden geliyordu. Sırtını dikleştirerek ağırlığını bir ayağından diğerine verirken esas taşımaya çalıştığı ağır zırhları ve yolculuk gereçleri değil rahatsızlık verici gerçeğin yüküydü !

Konuşmalar devam ederken neler yapılmasını gerektiğini düşünüyor tartıyordu. İçinden sessizce dua ederken sadece göğsü inip kalkıyordu.
Devlerin Felaketi Efendi Clangeddin ve Hepimizin Babası Moradin bana yardım edin bir işaret gönderin. Bu görevde lütfunuz üstümde mi?

Duasını bitirdikten sonra artık gerçek dünyaya geri dönmüştü. Drowun rahatsız olduğu belliydi. Tok bir sesle konuşurken sözleri güven doluydu.

"Yanımda iken benden başka herhangi birşeyden korkmana gerek yok drow, rahat ol !"
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Rivro elindekini cebine attıktan sonra konuşmayı dinledi. Ona çok saçma geliyordu. Göller dereler nasıl yok olabilirdi ki ? Hele hepsinin yok olması çok saçmaydı. Bu grup bir deliler drubu gibi görünüyordu. Ne olursa olsun en azından en yakın şehre kadar onlarla gitmek doğru gibiydi. şimdilik söylediklerine itiraz etmemek de daha doğru olur gibi geliyordu Rivro ya. Tüye gelince güzel bir tüydü. Muhtemelen Marel in geldiği yerdeki bir hayvana aitti. Marel yenisini bulurdu her halde. Yine de öğrense her halde sinirlenirdi. Uzunlar hep sinirlenirdi.

Dreknar ismindeki adam orada toplanmalarını istemişti. O da orada kalacaktı. Bir süre konuşup bir yere gideceklerdi. Ancak bir an söylenenlerin ilk yarattığı heyecan sırasında unuttuğu bir duyguyu yeniden hissetmeye başladı.

Dreknar a dönüp bayım dedi konuşalım tamam ama bir ateş yaksak en azından burası çok soğuk. Ne kadar konuşucaz ki burada?
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

Canlılar ve anlamsız konuşmalar. Karanlık altında bu tarz canlıların yaşama lüksleri yoktu. Yazıkki orayı terk etmek zorunda kalmıştı.
"Ã?yleyse kısa bir süre daha bekleyeceğim. Ã?ünkü sözlerinden başka kantın yok."
Ardından drow lisanında mırıldandı ve tepeden etrafı izlemeye başladı.
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Drekkar Mael' e gösterilen tepkileri umursamadan gruba döndü, ki birazdan drow savaşçısı kendi ayağıyla yanlarına gelmiş olacaktı zaten.
Drekkar önce Rivro'ya döndü, etraftaki soğuktan etkilenmiş olsagerekti. Çok daha acımasız soğukların pençesine düşeceğini bilmiyordu zavallı buçukluk. Drekkar ise hiç istifini bozmadan devam etti.

"Ateş yakmamıza gerek olduğunu düşünmüyorum. En azından şimdilik kendinizi bu soğuğa alıştırırsanız sizin açınızdan iyi olur."

Drekkar burada Andero'ya tek bir bakış attı.

"Ã?ünkü daha acımasız ve kuru soğuklar, göreceğiz. Bundan emin olun."

Bir kişi daha gelecekti onlarla beraber fakat henüz onu görememişti.
Öli Olan kendisine bunun olacağından bahsetmemişti ama yine de Efendisinin iradesinin dışında gerçekleşebilecek herhangi birşey olacağını sanmıyordu. Bu yüzden kendisi de tetikte olmalıydı, çünkü oyunu Efendisi yönetiyordu, kendisi değil. Drekkar bu oyunun sadece bir parçası olduğu bilincine bir kez daha varıyordu böylece.

"şimdi" diyerek devam etti Drekkar herkesin yanında toplanmış olmasından emin olmak istercesine;
"Bahsettiğim Büyük Kıyamet için buradasınız. Size buraya gelmeniz herhangi bir şekilde vahyedilmiş olabilir. Bazılarınız aslında hiçbirşey olmamış gibi buraya gelmiş olduklarını düşünseler ve buna inansalarda aslında buraya gelişinizin altında yatan sebep sizin bilinçaltınıza nüfuz etmiş olabilir. Belki derin ve apansız bir dinlenme anında, belki etrafınızda gelişmiş bir olayın çerçevesinde, belki de tıpkı bana olduğu gibi direkt yoldan size buraya gelmeniz ve Büyük Kıyameti araştırmanız istenmiştir. Bu hatırınızda ya da bilinçaltınızda, önemli olan bu değildir. Önemli olan, bunun olduğunun bilincine öyle ya da böyle varmanızdır.
Büyük Kıyamet hakkında pekte fikriniz olmasagerek ki daha önceki soruma cevap vereniniz olmamıştı. Kıyamet üzerine direkt bir bilgi edinememeniz ise size mevzubahis Tufanın olması konusunda şüpheye düşürüyor olsagerek.

Fakat bahsi geçen Kıyamet henüz pek az kişi tarafından bilinmesine rağmen kıyametin gelişine dair kanıtlar bir bir ortaya dökülmekte. "

Drekkar burada durdu ve bekledi. Bunun diğerlerinin ilgisini çekmiş olabileceğini düşünüyordu, ki öyle olmalıydı. Rivro ve Ransar birazdan cevaplarını tam anlamıyla alacaklardı.

"Kadim yazıtlar ve çeşitli bulguların birçoğunda kıymetin geleceği haber verilmiştir. Bunların bir kısmı yanımda olmakla beraber bulunamamış birçok yazıt olduğundan şüpheleniyorum."

Drekkar elini beline attı. Buradan bir parşömen kutusu aldı ve kenarlarındaki kopçaları açtı, kutu açılırken içersindeki onlarca parşömen gözlere ilişti. Kutu tamamiyle açıldığında içindekilerin çoğu gözler önündeydi. Parşömenler pekte ellenilesi gözükmüyordu zira hepsi oldukça eskiydiler ve toprağın altından çıkmış gibi koyu kahve-siyah bir renge bulanmış gibiydiler. Drekkar onlardan en üsttekini eline aldı, kağıdı zarifçe tuttu ve kenarlarındaki dikişleri fazla zorlamadan ellerine aldı. Grubun görebileceği şekilde kutunun üzerine sererek konuşmasına devam etti.

"Kadim Druid Serinafeiruza'nın elinden çıkmış harfler. Üzerinde eski elfçe kullanılmıştır. İsteyen kendisi de okuyabilir ama ben yine de çevirilerini sizlere sunacağım."
Sonra Drekkar yere hafifçe çömeldi, kutunun üzerine dayandırdığı antk parşömeni isteyenin alıp okuyabileceği bir kenara yerleştirdi ardından parşömen yığınlarının altından bir başka parça çıkardı. Bu parşömenin şimdilere ait olduğu belliydi.

"Serinafeiruza'nın yazıtlarından parçaları buraya geçirdim, ve derki;"
bundan sonra Drekkar başını dikleştirdi ve herkesin duyabileceği yüksek ses tonuyla yazılanları okumaya başladı;

...gün geliyor tabiatın yoldaşları, gün yaklaşıyor ve bizim feda ettiklerimizle biraraya getirdiğimiz doğayı yıkmakla bizi tehdit ediyor. Haberciler bu sefer bilinmez diyarlardan bizlere bu bilgileri ulaştırıyor...

...Tüm bunlar için yoldaşlarım, her bir yaprak her bir çiçek, her tutam toprak için bizler savaşmaya devam etmeliyiz. O günün gelipte büyük yıkımın başgösterdiği vakitte sizler O'na karşı savaşmalısınız...

...Volkanlar yarılıp altından fokurdayan lavlar püskürmeden önce, denizler yükselip sahilleri yutmadan önce, tufanlar heryanı sarmadan önce ne Serinafeiruza, ne de kalfası Dragonfly yanınızda olacak. O zaman geldiğinde kendiniz toprağı yarıp çıkacak, sürülere karşı savaşacaksınız...

Yoldaşlar hepinizin ruhunu tek bir öz içersinde topladım ve doğa yanıbaşında beliren yıkıma karşı intikamını sunmadan önce onu, sonsuz gücünü harekete geçirmeden önce dindiresiniz...

...şimdi hepiniz birer tohum haline gelerek her bir ağacın altına sığının ki büyük yıkım gelmeyene değin kimse sizin varlığınızdan haberdar olamasın...


Drekkar durdu ve bekledi. Diğerlerini izledi. Günlerce çevirilerle uğraştım ve zamanımın çoğunu bu sözcükleri antik dilden günümüz ortak diline çevirmekle geçirdim. Edindiğim bilgiler arasında önemli kaynaklardan birisi budur. Serinafeiruza kaynaklarında büyük yıkım gelmeden önce diyor. Kendisine kıyamet öncesinde gerçekleşecek kehanetlerden bahsedilmiş, fakat o sadece bunlardan birine değinmiş. Sürülerin ayaklanıp harekete geçişinden...

Burada belirtmek isterimki sürüler derken goblin ve ork sürülerinden bahsetmekte. 10 kasabaya saldırıya geçmiş sürüler...
Bilmenizi isterimki 10 kasaba artık yok. Dev ork ordusunun saldırısıyla kasaba yokedildi ve halkın yarısından azı kuzeye kaçabildi. Limerik ormanları ise çürüyerek yokoldu...

Ağaçların altına düşürülmüş her bir tohumun uyanması ile ormanın özü yitti...

Benzer kehanetler güneybatıdaki Nefrania topraklarında da bulundu. Tabletler üzerine geçirilmiş yazıtlar kuzeyde, güneyde, doğuda ve batıda diyarın büyük felaketlerle yüzleşeceğini ve tüm bunların ardından saklı kıyametin gerçekleşeceğini söyler. Tabletler elime geçmişti fakat bu çok kısa sürdü. Tabletler bir süre sonra mistik bir şekilde ortadan kayboldu.
Tabletlerden edindiğim bilgileri bir yığın parşömene geçirmiştim fakat onlarda tabletlerle beraber ortadan kayboldu.

Fakat buradaki dört büyük kehanete dikkatinizi çekmek istiyorum.

Kuzeyde dev ork ordusu saldırıya geçti,
Batıda halklar iç karışıklıklarla ve hastalıklarla boğuşmakta,
Güneyde henüz nelerin olup bittiğini bilemesemde doğuda görülebilen büyük bir felaket var. Tanrılar birbiri ardına ilahiyatını kaybediyor ve denge yitiyor. Devasa tapınaklar yıkılıyor yahut ortadan kayboluyor..."

Drekkar durdu ve bekledi...

"Sizlerinde sözünü dinlemek isterim fakat önerim, tüm bunları bize sunan kimseye, Öli Olana yönelmemizdir. Bize tehlikeyi gösteren kimse, tehlikenin çıkışını ve kurtuluşunu da bize gösterecektir. Bundan eminim.
Ve eğer gerekirse onunla irtibatı da kendim sağlayabilirim, ne pahasına olursa olsun..."

Drekkar bekledi. Sadece başını sağa sola oynatarak kütletti. Elinde parşömenler ve kutusuyla beraber grubu izlemeye koyuldu...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Rivro duydukları ile bir an irkildi. On kasaba denen bir yer yok olmuştu. Onun geldiği kasabaya uzunlar Maltyr kasabası derkerdi. On bir kasabaya isim olmak için değişik bir addı. Rivronun bildiği kadarı ile iki eldeki parmakların sayısıydı on ama belki başka bir anlamı vardı.

Goblin ve öbür şey neyse ilk defa duymuştu. Ama sürü diye basettiklerine göre bir çeşit hayvan olmalılardı. Koyun gibi. Hayvan sürüleri bir kasabayı yok etmişti. Hobbit bir an irkildi. Bir ormanın çürüyüp yok olması. Bunlar korkunç şeylerdi. Böyle hikayeler hep anlatılırdı. Özellikle çetede ama o anda olduğunun söylenmesi daha dehşet verici oluyordu. Sonra Rivro derin nefes aldu uzunlar böyle dehşetli hikayeleri hep anlatırlardı. İçinde endişe olsa da bunun bir uzunun hikayesi olduğuna inandırmak istedi. Ã?etede de uzunlar arada onları etkilemek için gerçek olmayan hikayeler anlatırlardı. Galiba istediklerini yaptırmak için. Ama Rivro zaten gruba katılmak istiyordu. En azından şimdilik.

Sonra aklına bir düşünce geldi. Eğer gidecekleri yer soğuksa anne babasının yanındayken onu koruyan giysiler işe yarayabilirdi. Uzunlarda da o giysilerden vardı. Belki bir kısmı onları satardı da.

Direkhar adlı adamın yanında ilerleyerek Bayım dedi. Ã?yle ise tamam bayım sizinleyim. Yalnız eğer vaktimiz varsa daha soğuk yere gitmeden soğukta rahat edeceğimiz giysilerden alabiliriz belki bir yerlerden bayım sorun olmazsa.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Drekkar, Rivro'ya keskin bir bakış attı. Cevap verme zahmetine katlanamadı. Grubun, ortada ciddi birşeylerin döndüğü bilincine varması uzun zaman alabilirdi. Bu süreye kadar beklemek ise Drekkar'ı çileden çıkartacak gibiydi.

"Evet, dediklerimi duydunuz. Bu konuda sözü olan bir başkası var mı?" dedi sonunda kesin ve net bir şekilde.

Drekkar başını hafifçe eğmişti ve bu sefer bakışlarını herkese birden yöneltmişti...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Locked