Parşomende adının altında yazan yazıya daha dikkatli bir bakış attı aurora.
-rp dışı.. bu yazı .." Ellerindeki parşömenler yapmaları gereken tek şey olmak istediklerini olmak sadece olmak" diye başlayan post değil mi?-
Yazı kafasını karıştırmıştı ve bir adam yandaki çocuğun elindeki parşomene baktığında hepsinin kağıdında aynı şeyin yazılı olduğunu görmüştü. Nasıl buraya gelmişlerdi.. bu şans olamazdı ya!.. "Pan sizinle olsun" bunu birden fazla kez okuyup düşündü, son kez içinden tekrarladı ve şansın yanında olmasını diledi... Sonra aklına şehre ilk vardığında şans eseri bir çocuktan duyduğu hikaye geldi .. pan cezalandırılmamış mıydı!?.. ama eğlencenin tanrısı nasıl bir cezaya çarptırılabilinirdi ki... kafasına sorular hücum etmeye başlamıştı ancak birden bire fak ettiği soğuk ve etrafındaki insanları daha düşüncelerini ve sorularını paylaşamayacak kadar az tanıyor olması onu bunlardan sıyırdı. Etrafını bir hüznün sardığını hissetti ama nasıl böyle hissettiğini bilmiyordu, sanki soğuk içine yaydığı ürpertide bir damla da göz yaşı taşıyordu kalbine. Aniden bu şehre varışını, yarışmayı duyuşunu, bir şekilde (?)hala anlamasa da(?) buraya gelişini, şimdide bu garip hüzünlü soğuk ve tabi etrafındaki garip yarı insan yarı hayvanları düşündü... hepsi birbirinden farklı hisler yaratmış, farklı anılar bırakmıştı zihninde ama kendisi hala bunları bir düzene sokamamıştı, kafası karışıyordu sadece... Bir anda aklına geldi çantası yanındaydı di mi? en azından hep üzerinde taşıdığı minik hançeri orada olmalıydı... yakında bir ateş yakmaları gerekebilirdi .. eğer soğuk böyle artarsa... ayrıca anladığı kadarıyla hiçbiri nerede olduklarını da bilmiyordu....
" şuan nerede olduğumuz konusunda kesin bilgisi ya da tahmini olan var mı?" diye sordu çevresindeki yarı hayvan-yarı insanlara..
Panın Flüdü (rp ekranı )
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
şehir hakkında pek bilgisi yoktu Hyagnis'in. Sadece geldiği yolu ve şehrin çevresinde neler olduğunu biliyordu. şu an ormandalardı ve şehrin yakınında da tek bir orman vardı hatırladığı kadarıyla. Tabii bu adamların şeklini değiştiren güç -değiştirildiyse tabii- onları uzağa da götürebilirdi.
Selene'den bahseden kıza, "Sanırım şehrin yakınındaki ormandayız." diye cevap verdi.
Kafası karmakarışıktı. Kimse ne olduğunu söylememişti. Kimse konuşmaya da meyilli gözükmüyordu. Sadece kutsal olaya yardımdan bahseden ağaç kollu adam biraz garipti. Bilmece gibi konuşmuştu. Soru soracak çok zamanı vardı ama önrmli olan ısınmalarıydı çünkü hava birden soğumuştu. Yardım için garip şekilli insanlara bakarken o anda aklına druidler geldi.
Kalabalığa dönerek, "Siz druid misiniz? Sanırım şeklinizi bu şekilde değiştiriyorsunuz, değil mi dedi."
Cevabı beklemeden kuru bir ağacın dalına yapıştı..
Selene'den bahseden kıza, "Sanırım şehrin yakınındaki ormandayız." diye cevap verdi.
Kafası karmakarışıktı. Kimse ne olduğunu söylememişti. Kimse konuşmaya da meyilli gözükmüyordu. Sadece kutsal olaya yardımdan bahseden ağaç kollu adam biraz garipti. Bilmece gibi konuşmuştu. Soru soracak çok zamanı vardı ama önrmli olan ısınmalarıydı çünkü hava birden soğumuştu. Yardım için garip şekilli insanlara bakarken o anda aklına druidler geldi.
Kalabalığa dönerek, "Siz druid misiniz? Sanırım şeklinizi bu şekilde değiştiriyorsunuz, değil mi dedi."
Cevabı beklemeden kuru bir ağacın dalına yapıştı..
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..Elf uzun süredir devam eden beklemeden sıkılmıştı. İnsanlar oturmuş kendi aralarında konuşuyorlardı. Garip şekilleri bile onları kısa bir süre şaşırtmıştı.
Gülümsedi elf henüz kimse kendi şeklinin de başkaları tarafından farklı göründüğünü algılamamıştı. İnsanlar hep kendileri çok farklı zannederdi. Ancak bu bekleme bütün gece devam edebilirdi. Herimes vve Oberon un kızacağını bile bile yeni bir oyun yapmaya karar verdi.
Gözlerini kapattı. Tanrısını gözüne getirdi. Tanrısının etrafındaki acı onun da içini sardı. Daha derine orada hala var olana ulaşmaya çalıştı.
Ölmek üzere olsa da Pan ın içinde hala şaka ve eğlence vardı. Senin için Pan diye fısıldadı.
Sonra gözünün önüne ağaçların şekillerini getirdi. Ağaçlarda dalların kollar gibi olduğunu köklerinde bacakları andırdığını hayal etti. Basit bir değişimdi. Ama o kadar çok ağaçta yapılması çok enerjisini tüketecekti.
Gülümsedi ama eğlenceli olacaktı.
Bir dakika kadar sonra grup çevredeki ağaçlarda hareketlenme sezecekti. Ağaçların bir bölümü yapraklar üzerinde olsa da dikkatli baktığında kolu andıran dallarla onlara uzanıp yakalamaya uğraşıyor. Beceremiyor ve tekrar deniyordu.
Bazı ağaçlar da dallarından destek alarak. Köklerinin topraktan çıkartmaya çalışıyordu. Köklerin ayakları andırdığı ve hareket edebildiği görülüyordu. Köklerin topraktan çıkışı çok hızlı değildi. Yine de on dakika içinde ağaçlardan en azından birkaç tanesi bunu başaracak gibiydi.
Gülümsedi elf henüz kimse kendi şeklinin de başkaları tarafından farklı göründüğünü algılamamıştı. İnsanlar hep kendileri çok farklı zannederdi. Ancak bu bekleme bütün gece devam edebilirdi. Herimes vve Oberon un kızacağını bile bile yeni bir oyun yapmaya karar verdi.
Gözlerini kapattı. Tanrısını gözüne getirdi. Tanrısının etrafındaki acı onun da içini sardı. Daha derine orada hala var olana ulaşmaya çalıştı.
Ölmek üzere olsa da Pan ın içinde hala şaka ve eğlence vardı. Senin için Pan diye fısıldadı.
Sonra gözünün önüne ağaçların şekillerini getirdi. Ağaçlarda dalların kollar gibi olduğunu köklerinde bacakları andırdığını hayal etti. Basit bir değişimdi. Ama o kadar çok ağaçta yapılması çok enerjisini tüketecekti.
Gülümsedi ama eğlenceli olacaktı.
Bir dakika kadar sonra grup çevredeki ağaçlarda hareketlenme sezecekti. Ağaçların bir bölümü yapraklar üzerinde olsa da dikkatli baktığında kolu andıran dallarla onlara uzanıp yakalamaya uğraşıyor. Beceremiyor ve tekrar deniyordu.
Bazı ağaçlar da dallarından destek alarak. Köklerinin topraktan çıkartmaya çalışıyordu. Köklerin ayakları andırdığı ve hareket edebildiği görülüyordu. Köklerin topraktan çıkışı çok hızlı değildi. Yine de on dakika içinde ağaçlardan en azından birkaç tanesi bunu başaracak gibiydi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Aurora içinde bulundukları durum çerçevesinde en büyük sorunlarının gecenin soğuğu olduğunu düşünürken -etrafındaki garip insanlara kısmen alışmıştı, en azından hiçbiri saldırgan veya düşmana benzemiyordu- ağaçlardan gelen bazı olaanüstü seslerle irkildi. Rüzgar o kadar fazla olmamasına rağmen yapraklar bir hareketlilik içindeydi... Hatta ağaçların kolları bacakları var gibi duruyordu. Bir anda beyninde büyülü bir ormana hapsedildim düşüncesi geldi ve titreyip soğuk soğuk terlemeye başladı ... kafası durmuştu, hiç birşey düşünemiyordu, aslında her hangi bir yöne kaçmak istiyordu ama gruptan ayrılmamak istiyordu... Tek başına çok yolculuk yapmıştı gerçi ama hiç büyülü bir ormana girmemişti. Nasıl buraya gelmişti?!
"Olamaz!!... Ağaçlar hareket ediyorlarr!!!
... Birşeyler yapmalıyız... " diye bağırmaya başladı.
"Olamaz!!... Ağaçlar hareket ediyorlarr!!!
Olanlara alışmaya başlasa da herşey hala mantıksız geliyordu. Elindeki parşomeni inceledi bir kez daha. şaşkınlığı ağzından dökülen birkaç dizeyle dışarı çıktı.
Ya garip şeyler oluyor bu diyarda,
Ya uykkudayım garip bir rüyayla,
Ya aklımı yitirdim uzun yollarda,
Ya da tanrılar oyun oynuyor bu aciz kullarla...
Sonra sustu. Ve yaptığı gözlerinin aşakın şaşkın açılamsına sebep olmuştu. Bunu yapmak istememişti ki. şiir okumak uygun muydu şimdi duruma. Sonra bozuntuya vermemeye çalıştı. Ve gözleri derhal eski konumunu aldı. Dikkatlerin kıpırdayan ağaçlara gitmesi onu bir an için rahatlattı. Sadece bir an için. Sonra kendi düşüncesine hayret etti. Ağaçlar mı kıpırdıyordu? Bir bu eksikti. Yoo ağaçların onu yakalamasına izin veremezdi. Ã?nce ağaçlara bakark geriye doğru birkaç adım attı. Muhtemelen biraz sonra bir panik yaşanacak ve herkes koşacaktı. O da herkes gibi koşacaktı...
Ya garip şeyler oluyor bu diyarda,
Ya uykkudayım garip bir rüyayla,
Ya aklımı yitirdim uzun yollarda,
Ya da tanrılar oyun oynuyor bu aciz kullarla...
Sonra sustu. Ve yaptığı gözlerinin aşakın şaşkın açılamsına sebep olmuştu. Bunu yapmak istememişti ki. şiir okumak uygun muydu şimdi duruma. Sonra bozuntuya vermemeye çalıştı. Ve gözleri derhal eski konumunu aldı. Dikkatlerin kıpırdayan ağaçlara gitmesi onu bir an için rahatlattı. Sadece bir an için. Sonra kendi düşüncesine hayret etti. Ağaçlar mı kıpırdıyordu? Bir bu eksikti. Yoo ağaçların onu yakalamasına izin veremezdi. Ã?nce ağaçlara bakark geriye doğru birkaç adım attı. Muhtemelen biraz sonra bir panik yaşanacak ve herkes koşacaktı. O da herkes gibi koşacaktı...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
Koşucu bekledi sesizce duran yaratıkların arasına insanların sesiz temsilcisi olarak. Neden burada olduğunu bilmediği gibi ne yapacağını da bilmiyordu. Üstündeki notu dahi başkaları okumuştu ve anlamını çıkartamamıştı. Nedense dümdüz bir şekilde değil de sanki sadece belli kişilerinanlaması için yazılmıştı. Sonra uzun süre sesizliği bozan bir ozanın sözleri oldu.
"Rüyada iseniz o zaman rüyalarda bir kıtlık olsa gerek. Ã?ünkü bende sizinle aynı rüyadayım."
diyerek oturduğu taştan kaktı ve sesizliğin üstüne giden ikinci hareketsiliği bozan ise 3. kişi oldu. Ondan önce başka biri garip davranışlarına başlamıştı bile. Tavşan kulaklı insanlar arasında belki de bu davranışlar normal olabilirdi ama Deminiones'in dikkatini cezbetmeye ve gözlerini tavşan bayanla aynı yöne çevirmesine yetmişti. Göz bebekleri büyüdü habercinin...
Burada sadece insan şekilli hayvanlar yada hayan şekilli insanlar yoktu. Burada ayrıca hareket eden ağaçlar da vardı. İçlerinde de bir ağaç adam vardı en azından bir kısmı ağaç olan bir adam. Ona dönerek heyecanla konuştu.
"Efendim eğer bu ağaçları siz hareket ettiriyorsanız lütfen söyleyin de dursunlar."
Titereyen sesini zaptetmesine imkan yoktu ve aynı şey vucudu içinde geçerliydi. şu anda zihni çalışmıyordu ama alt benliği anında hareketini yaptı ve geriye doğru bir kaç adım daha aldı. Belki uzaklaşmasından belki de adımlarını hissetmesinden olacak şimdi daha rahattı ama onca korkunun içinde hissedilemeyecek kadar küçüktü ki bu rahatlama bir kaç adım daha atma gereği duydu, bir kaç adım daha ve bir kaç adım daha. Sonra arkasınada bakmak aklına geldi.
Ormandaki ağaçlar ulaşmak için heybetli dallarını uzatmışlar sanki Deminiones'i kapmak istiyorlardı. İleride bir açıklık gördü ama koca ormanda nereye kaçacaktı ki? Tekrar çığlık çığlığa konuştu, gözleri yaşlanmadan hemen önce son çabasını sarf ediyordu belliki.
"Ağaç adam, ne olur durdur bu ağaçları durduuuur!"
Bunlar daha anlaşılır sözlerdi.Ya garip şeyler oluyor bu diyarda,
Ya uykkudayım garip bir rüyayla,
Ya aklımı yitirdim uzun yollarda,
Ya da tanrılar oyun oynuyor bu aciz kullarla...
"Rüyada iseniz o zaman rüyalarda bir kıtlık olsa gerek. Ã?ünkü bende sizinle aynı rüyadayım."
diyerek oturduğu taştan kaktı ve sesizliğin üstüne giden ikinci hareketsiliği bozan ise 3. kişi oldu. Ondan önce başka biri garip davranışlarına başlamıştı bile. Tavşan kulaklı insanlar arasında belki de bu davranışlar normal olabilirdi ama Deminiones'in dikkatini cezbetmeye ve gözlerini tavşan bayanla aynı yöne çevirmesine yetmişti. Göz bebekleri büyüdü habercinin...
Burada sadece insan şekilli hayvanlar yada hayan şekilli insanlar yoktu. Burada ayrıca hareket eden ağaçlar da vardı. İçlerinde de bir ağaç adam vardı en azından bir kısmı ağaç olan bir adam. Ona dönerek heyecanla konuştu.
"Efendim eğer bu ağaçları siz hareket ettiriyorsanız lütfen söyleyin de dursunlar."
Titereyen sesini zaptetmesine imkan yoktu ve aynı şey vucudu içinde geçerliydi. şu anda zihni çalışmıyordu ama alt benliği anında hareketini yaptı ve geriye doğru bir kaç adım daha aldı. Belki uzaklaşmasından belki de adımlarını hissetmesinden olacak şimdi daha rahattı ama onca korkunun içinde hissedilemeyecek kadar küçüktü ki bu rahatlama bir kaç adım daha atma gereği duydu, bir kaç adım daha ve bir kaç adım daha. Sonra arkasınada bakmak aklına geldi.
Ormandaki ağaçlar ulaşmak için heybetli dallarını uzatmışlar sanki Deminiones'i kapmak istiyorlardı. İleride bir açıklık gördü ama koca ormanda nereye kaçacaktı ki? Tekrar çığlık çığlığa konuştu, gözleri yaşlanmadan hemen önce son çabasını sarf ediyordu belliki.
"Ağaç adam, ne olur durdur bu ağaçları durduuuur!"
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Belki saatler süren o süre boyunca bekleyen grup öylesine hareketsiz kalmıştı. Yaptığı yanılsamalar çok mu acımasız diye düşündü. Ama basit numaralar böylesine hareketsiz kalan bu insanlar nasıl tanrılarla yüzleşecekti?
Belki de tüm bunlar yanlıştı. Pan ın başına gelenler tanrının ve elflerin kaderini çizmişse suçsuz insanları da bu kadere ortak etmek ne kadar doğruydu ki.
Belki de tüm grup yaşadıklarını unutturularak ormandan çıkarılmalıydı. Herimes sorun çıkarabilirdi. Ama o da halledilebilecek bir sorundu.
Elfin kararlılığı giderek artıyordu ki aşağıda bir hareketlenme gördü ve biraz daha beklemeye karar verdi.
Belki de tüm bunlar yanlıştı. Pan ın başına gelenler tanrının ve elflerin kaderini çizmişse suçsuz insanları da bu kadere ortak etmek ne kadar doğruydu ki.
Belki de tüm grup yaşadıklarını unutturularak ormandan çıkarılmalıydı. Herimes sorun çıkarabilirdi. Ama o da halledilebilecek bir sorundu.
Elfin kararlılığı giderek artıyordu ki aşağıda bir hareketlenme gördü ve biraz daha beklemeye karar verdi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Hareketsizlik devam ediyordu. Elf kararını vermişti. Apollon Pan ı ve elfleri yok oluşa mahkum etmiş olabilirdi. Ama olmayan bir umud uğruna aşağıdakilerin hayatını tehlikeye atmaya elflerin hakkı yoktu. Oberon da bunu kabul edecekti ama o an için bunu anlayamayabilirdi.
Elf yanındakilerle konuştu. Ne kadar en başta kabul etmek istemeseler de diğerleri de onu anladılar. Böylece plan kuruldu. yerler alındı.
Bir an sonra aşağıdakiler ağaların kendilerine topa benzer bir şeyler attıklarını gördüler. Ã?ıkan dumanlar birkaç saniye içinde hepsini yeniden bayılttı.
Oberon tapınaktaki ayin gölünde çıkan dumanları görünce bir an ne yapıyorlar diye düşündü. Sonra onun da yanına toplardan düştü. Herimes Oberon ve büyük rahipler de bir bir bayıldılar.
Ertesi gün ormanda toplananların hepsi kendilerini şehrin değişik yerlerinde buldular üzerlerinde var olan değerli eşyaları alınmış. Değerli eşyesı olmayanların da en azından üstleri aranmış gibiydi. Ormanda yaşadıklarını hatırlamıyorlardı.
Herimes de kendini bir hafta sonra Gordeon da bir handa bulacaktı. Ne Pan ın ölümünü ne de tapınağın yerini hatırlamayacaktı.
Oberon uyandığında ve olanları anladığında bir an sinirinden kendine hakim olamayacak gibiydi. Ama çabuk sakinleşti. Bunun neden yapıldığını anlıyordu. Dahası haklıydılar. Ufacık bir umud için birçok hayat tehlikeye atılmıştı. Hatta ondan da fazlası katılanların ruhları da.
Acı bir andı ama Oberon kabul etti. Pan ve elfler yok olmaya mahkumdu. Ne kadar zamanları kaldığı belli değildi. Oberon gülümsedi. Kalan zamanlarını her zamankinden daha fazla elf olarak geçireceklerdi. Anadolu son defa karıştırmadan ölmeyi düşünmüyordu.
---------------MUTSUZ SON ---------------------
Elf yanındakilerle konuştu. Ne kadar en başta kabul etmek istemeseler de diğerleri de onu anladılar. Böylece plan kuruldu. yerler alındı.
Bir an sonra aşağıdakiler ağaların kendilerine topa benzer bir şeyler attıklarını gördüler. Ã?ıkan dumanlar birkaç saniye içinde hepsini yeniden bayılttı.
Oberon tapınaktaki ayin gölünde çıkan dumanları görünce bir an ne yapıyorlar diye düşündü. Sonra onun da yanına toplardan düştü. Herimes Oberon ve büyük rahipler de bir bir bayıldılar.
Ertesi gün ormanda toplananların hepsi kendilerini şehrin değişik yerlerinde buldular üzerlerinde var olan değerli eşyaları alınmış. Değerli eşyesı olmayanların da en azından üstleri aranmış gibiydi. Ormanda yaşadıklarını hatırlamıyorlardı.
Herimes de kendini bir hafta sonra Gordeon da bir handa bulacaktı. Ne Pan ın ölümünü ne de tapınağın yerini hatırlamayacaktı.
Oberon uyandığında ve olanları anladığında bir an sinirinden kendine hakim olamayacak gibiydi. Ama çabuk sakinleşti. Bunun neden yapıldığını anlıyordu. Dahası haklıydılar. Ufacık bir umud için birçok hayat tehlikeye atılmıştı. Hatta ondan da fazlası katılanların ruhları da.
Acı bir andı ama Oberon kabul etti. Pan ve elfler yok olmaya mahkumdu. Ne kadar zamanları kaldığı belli değildi. Oberon gülümsedi. Kalan zamanlarını her zamankinden daha fazla elf olarak geçireceklerdi. Anadolu son defa karıştırmadan ölmeyi düşünmüyordu.
---------------MUTSUZ SON ---------------------
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>

