KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI)

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

...Harshlet Kyimmen drusal den hiar atumn
Mel ulonda huorn darsisz nhyiemmahr kendun...


Drekkar uzun ve meşakkatli ritüelin sözlerine başlarken aynı anda Rasnar ve Andero Drekkar'ın önüne doğru seğirdiler, Kami Lantern ise çantasını yere bıraktı, çukurluk alanı pür dikkat kesmekteydi.

Bu esnada Rivro geriye dönmüş çalıların arasına girmişti bile. İlk girdiği çalıdan, Drekkar ı çevresinde pergelle bir çember çizer gibi tepelik sırttan yukarı doğru gizlenerek ilerlemeye devam etti. Gulthrae ual Do'ana ise hala etrafa bakınmaktaydı. Kendine ve bulunduğu yere dair herhangi bir fikir özü taşımıyordu, fakat bir buçukluğun gerileyerek çalılara saklandığını görmüş, hemen etrafındaki üçlününde aniden hazır bir pozisyona geçmelerine tanık olmuştu. Aralarına aldıkları kel adam yüksek ve güçlü ses tonu ile büyü benzeri birşey denemekteydi. Biraz sonra ise hemen ileriden bir grubun kendilerine yaklaşmakta olduğunu görecekti.
Gulthrae ual Do'ana ilk anda hiçbirşey anlayamadı, sonradan ileriden kendilerine yaklaşan grubun kendi ırkının mensupları olduklarını farketti.

Kami pür dikkat ileriyi izlemekteydi. Harekete geçmek için anı kolluyordu ki, onlardan birinin çukurluk alandan dışarıyı süzmekte olduğunu gördü. Kami'nin bacak kasları gerilmişti ve bu anı bekliyormuş gibi birden hareketlendi. Aynı şekilde Andero'da çukurluğun kenarından drowların onun bulunduğu tarafa doğru zeminle bitişik bir şekilde yaklaşmakta olduklarını gördü. Ellerinde taşıdıkları kılıçları gördüğü an ileri doğru hareketlendi ve dev yarıiblis drowu içine alan koşuyolu boyunca hızla ilerlemeye başladı.
Kami de hemen hemen onunla aynı anda ileri doğru atıldı, çukurluk alana saklanmış drowa kısa sürede yetişebileceğini düşünüyordu, bu esnada kendisine bir crossbow doğrultuldu, tam karşısındaki drow ona doğrulttuğu crossbow u hiç düşünmeden ateşledi.
Kami dosdoğru ileri doğru hareketlenmişti ki bir okun yayından kurtulma sesini duydu. Tam karşısındaki drow kaşla göz arasında bu hamleyi yapmış ve sonra ayağa kalkarak geri doğru hareketlenmişti. Ok vızıldayarak havada uçtu ve dosdoğru Kami'nin göğsünün sağına saplandı. Kaminin göğsü bir anlığına geriye doğru savruldu, ok sert bir şekilde kasları yırtarak içeri girdi ve saplandığı yerde kaldı.
Kami hızla çukurluk alanın dibine yaklaştığında drow öncüsünün derinliği 3 metreyi geçmeyen çukurluk alanda kendisinin birkaç metre aşağısında yine pusuya geçmekte olduğunu gördü. Drowun hesaba katmadığı şey ise Kami'nin inanılmaz hızıydı.
Monk aşağı doğru hızla atıldı, göğsüne saplanmış olan ok ona bi nebze tesir ediyor gibi geldi. Sanki monkun üzerinde saniyelere yayılmış, başdöndürücü bir etki bırakmıştı. Yine de Kami iradesini korumaya devam etti. Üzerindeki sarhoşluğu attı ve önündeki drowun üzerine bir panter edasıyla atladı ve drow başarısız bir şekilde onun önünden kaçmaya çalışırken sağ yumruğunu tam göğsünün üzerine indirdi, yumruk büyük bir güç ile drowun göğsüne oturdu. Drow eğimli alanda şimdi Kami'nin hemen altında kalmıştı. bu bariz bir dezavantajdı onun için. Ve göz açıp kapayıncaya kadar Kami'nin nasırlaşmış avuçiçleri olan hızlı elleri drowa ardarda saydırmaya başladı...

Andero koşuyolu boyunca ilerlerken zırhı etrafa sanki kapkara gölgeler saçıyor, onun ihtişamını arttırıyordu. Bu esnada Andero katanasını kenarında tutuyor, zamanı geldiğinde yapacağı tek ve temiz vuruşu bekliyordu.
Drowlar bir an birbirlerine bakar gibi oldular, ikisi de kaçmayı deneyeceklermiş gibi gözüktü. Ama tehlike oldukça yakınlarındaydı. İlk anda yapacak hiçbirşeyleri olmamıştı.
Andero hedeflediği drowa birkaç metre kala yandaki bir drow arka sağına doğru atletik bir hamle ile zıpladı ve onun görüşünün ve saldırı mesafesinin uzağına geçti. Diğer drow ise çukurluk alana doğru geriledi.
Andero boğazından sert ve güçlü bir inilti çıkararak karşısında gördüğü kendisine göre oldukça cılız drowa katanasının dikine sert bir vuruş yaptı. Drow katanayı an be an izlemişti ve kendisine çarptığı anda onu taşıyan yarıiblisin muhteşem kol kuvvetinin etkisiyle sol tarafa doğru savruldu, birkaç metre geriye düştü. Bununla senkronize olarak Andero'nun hemen kenarından siyah birşey geçti.

şimdi Andero çukurluk alanın hemen kenarında biraz olsun derinindeydi. Sağ ilerisinde Kami bir drow ile boğuşurken, sağ ilerisinde iki drow yere pusmuş ellerindeki crossbowları yarıiblise doğrultmuşlardı. Biri crossbowunu tekrar kuruyordu, diğeri ise anlık bir atış için Andero'nun karşısındaydı.
Andero için savaş şimdi başlıyor gibiydi. Ã?ünkü biraz sonra, daha önce kendisini sağ geriye yuvarlamış drowun şimdi onun arkasında olduğunu hatırlayacaktı.

...Ferilio , kismar ghardumm Nhaarr fhezral
Ve'o del amoon kirashmen Khuun Lagnum haell...


Ritüel sonuna yaklaşırken müthiş bir arbede başgöstermişti. Grubun iki üyesi ileride çarpışmayla birebir yüzleşmekteydiler. Herşey bir anda olup bitmeyi beklerken drowlar tüm entrikalarını grubun üzerine sardırmaya kararlıydılar.
Gulthrae ual Do'ana savaşçıların ileri doğru koştuğunu görmüştü. Olan biteni henüz tam olarak anlayamadığı için çalıların arasına gizlenmiş buçukluk onun düşüncelerini de o yöne çekmişti. Buçukluk birşeyler peşinde olabilirdi! Gulthrae'nin gizliliğe ve gizliyken hareket etmeye yatkın zekası bu fikri daha yakın görmekteydi kendisine.
Rivro ise bir çalıdan öbürüne hızla geçmeyi başardı, açıkçası bu konuda kuzeni Kirsham ile bayağı pratik yapmış sayılırdı. Tam diğer bir çalıya atlayarak hedeflediği noktaya ulaşmıştı ki Drekkar ın hemen sağ arkasında, kendisininde dosdoğru ilerisinde çalıların içersinden sıçrayarak hafif yükseltili taşlık alana sıçradı. Rivro bu yeni gelenin kim olduğunu bilmiyordu, kömürkarası derisi olan ince görünümlü birisiydi. Ama bundan önemlisi Rivro'nun gördüğü, kara derili elfin sırtında bir bıçak taşıdığı ve ileride ritüele devam eden Drekkar a kenetlenmiş olduğunu gördüğüydü. Acele birşeyler yapmalıydı! Bu kavganın sonu hiç hoş olmayacakmış gibi geliyordu çünkü ona.

Image
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

Gulthrae ual Do'ana zekasının ona bağrarak haykırdığı gizlenme dürtüsüne sadece bir an daha dayanabildi ardından büyü yaptığını düşündüğü kel adamın hemen önüne bir karanlık küresi yerleştirmek için odaklandı. İçsel gücünü çağırdı ve ardından çalılıklara harekete geçeceği anı kolladı.
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Rivro dehşet için de okun saplanışını izliyordu. Gerçeği algılaması için birkaç saniye geçmesi gerekiyordu. Bu insanlar birbirlerini öldürmek istiyordu. Rivro ne yapabilirdi. Uzunların kavgasının ortasındaydı.

Ama arkadaşlarına yardım etmeliydi. Bunun doğru şey olup olmadığına emin değildi. Ama kelin önündeki bıçaklı adamı görünce bu konuda düşünmeye ara verdi. Ne yapabilirdi ki? Adamın dikkatini çekebilirdi belki.

Ã?etede dinlediği hikayelerde savaşçıların büyücülerden korktuğunu duymuştu. Kel adamın sözlerinden aklında kalanları kafasında yarattığı sözcüklerle birleştirdi. Ve ses tonu ile de bir büyücüyü taklit ederek fazla yüksek olmayan ama uzun kulaklı adamın duyacağını umduğu bir sesle konuşmaya başladı.

Ferina , okanis vebadumm akir ral no'o el faron dö kanir

Sonra sesini büyünün sonuna gelmiş büyücülerin yaptığını duyduğu gibi yükseltip

Anisto Verilis kapinus olina... diye devam etti. Bir yandan ilerideki adamı gözlemeye devam ediyordu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Kami karşısındaki drow'u hazırlıksız yakalamanın verdiği avantajla, etkili bir konumda kalmıştı. Rakibine karşı hem alan avantajı vardı hem de crossbow'un ateşleyen drow şu an için silahsızdı. Yapacağı her haraket bir açık vermesine yol açacak ve Kami bu açıkları yakalyacaktı. Kami rakibinin hamlesini beklerken etrafı da hızlı bir şekilde süzdü. Eğer karşısındakini hızlı bir şekilde etkisizi hale getirebilirse, ilerideki crossbowmen'lere de saldırmak için yeterli zamanı olacaktı.

(Drow'u vereceği attack of opportuny'lerde indirebilirsem arkadaki crossbow'menlerden birine saldıracağım [ilk vuruş stunning fist + flurry of blows], att. of opp.'de indirmessem karşımdaki drow'a atak yapacağım [flurry of blows])
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Andero bir süre interete giremeyebilirmiş. Gerekli bilgileri alarak onun yerine yazıyorum:

Andero büyüye alışkındı, büyücülerle çalışmaya da... şu anda düşündüğü iki şey vardı. Ã?ncelikle ritüel bozulmadan gerçekleşmeliydi ve enerjisini daha önemli savaşlara harcamalıydı. SAdece zaman kazandırması gerekecekti kolay bir iş gibi görünüyordu... SAdece şu arkasında olduğunu fark ettiği lanet drow sorun yaratabilirdi. Yine de oyalamak zor olmayaack gibi gözüküyordu. Konsantrasyonunu bedenini silahlarını herşeyisi savunma için kullanacaktı. Ayağının yere sağlam bastığına emin oldu manevra yapması gerekebilirdi. Sadece iki drowu da görüş açısına alabileceği bir konum işini görürdü.

---------------------------------------------------------------------------------
Turn Planı:

Improved Combat Expertise +13 (AC : 36)

İlk yaraladığım drowa katanayla tek atak (attack dice +5)
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Shevarash
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1310
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: İzmir

Post by Shevarash »

Ransar yanlarındakilerin deliğe doğru ilerlediğini görmüş ve elinde baltasıyla sağlam bir pozisyon almıştı. Bu sırada gözleri buçukluğu arıyordu her ne kadar kapanmayan çenesinden hoşlanmasa da nazif ve iyi yürekli bir halk olduklarını bilirdi. Böylesi birinin şeytani drowların elinde acı çektiğini göreceğine ölmeyi tercih ederdi. Üzerinde Savaş Babası Clangeddinin kutsamasının belli belirsiz ışığı parıldarken temkinli gözlerle etrafı izliyordu. Drekkarın rituelini korumanın önemli olduğunu bilse de buçukluk oldukça savunmasız gözüküyordu ve elinden gelirse zarar görmesini engelleyecekti.


----

Rp dışı : beklemedeyim, etrafı her yöne doğru kolaçan ediyorum, delikle Drekkar arasındaydım şimdi Drekkarın arkasında da bakıyorum oradan gelen drow vs tip varsa bu yine Ona ulaşmadan arlaarına gireceğim. Tabii arada halflingi de görürsem diğer roundda ona göre birşeyler seçeriz..
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Drekkar büyük ritüeline aynı İsimsiz Efendisinin emrettiği gibi devam etmekteydi. Kendisine bu parşömenler indirilip gerekli ritüelin vahyedildiği zamandan bu yana bu ritüel üzerine çalışıyor, gerekli herşeyi ezberliyor, akılna mıh gibi yerleştiriyordu.
Yine de bilmediği birşey vardı ki o da ritüel in tam olarak ne işe yarayacağıydı. Boyutlararası seyahati sağlayacak rünler dikkatini çekmemiş değildi, ama tam olarak hangi boyut ile irtibat kurulacağını, nasıl kurulacağını ve ne gibi yan etkilere sebebiyet vereceğini Bilge Drekkar bir türlü kestiremiyordu. Bunun üzerine ne zaman yoğunlaşsa ritüelin altında yatan ilahi gücün muazzamlığı onu geride tutuyordu. Drekkar'ın bir başka düşüncesi de bu denli muhteşem bir ritüelin diyarda hiçkimse tarafından bilinmeyişiydi. Elindeki rünler ise kendi yazısından bile daha ince ve zarif bir elden çıkmıştı, rünlerin altında yatan bilgelik ise ölümlülerin bilgisinin ötesindeydi. En azından Drekkar böyle düşünüyordu.
Efendi Drekkar'ın bu bilgilerle aklına yerleşmiş bir düşünce vardı ki, o da tıpkı bu ritüelin İsimsiz Olan tarafından kendisine öğretildiği gibi büyününde Sonsuzlukla güce kadir tanrısı tarafından yaratıldığıydı. Bu düşünce ile Drekkar büyüsüne biraz daha kuvvetle sarılıyor, onun altında yatanbilgiyi, zekayı ve bilgeliği kendisi de merak ediyordu.

"...Kyril lakh niresz xarkos del nia yull
Hall Yukhran miren darull chare ll'ath enyamull...


Rivro çalılıklardan taşlık alana tek hamlede sıçramış ve ilerideki üçlüyü pür dikkat izleyen kara derili şeytana baktı. Kara derilinin eli usulca sırtındaki kısa kılıca gitmişti, bir yılan kadar keskin kızıl gözleri oraya odaklanmıştı.
Buçukluk acilen birşeyler yapma ihtiyacı hissetti ve işte tam o sırada aklına bu kara deriliyi tedirginliğe düşürecek hareketi yapmak geldi. Sahte büyü sözleri!

Assasin taşlık alandan tam ileri atılacaktı ki Rivro'nun sözleri bir anda ilgisini onun bulunduğu tarafa çekti, çalılara dikkatle baktığında gizlenmekte olan minik Rivro'yu farkediverdi.
Assasin bir an tereddüt etti, daha önce çalıların içersinde göremediği bu kimse şimdi bilmediği dilden bazı sözler söylüyordu. Yüzey dili olabilirdi, başka birşeyde olabilirdi. Ama herşeyden önce onu etkisiz hale getirmeliydi, bu şekilde gizliliğini ortadan kaldıracaktı çünkü. Dikkat çekmemeliydi.

Assasin hızla çalıların arasına, Rivro'nun bulunduğu noktaya doğru atladı, Rivro gözleri önünde kendisini farkeden ve onun tepesine inen kara deriliyi farkettti. Kendisine daha az hareket etme imkanı tanıyan çalılıklarda kaçmaya çalıştı fakat başaramadı. Drow çalılıkların arasına, Rivro'nun sırtına iniverdi!

-----------------------------

Rasnar gerisinde büyüsüne devam edern Drekkar'ı korumaktaydı. diğer iki savaşçı ileriye atılmıştı ve şimdi çukurluk alanın içersindeydiler. Rasnar onlarla beraber arbedeye karışmak istemiyordu. Drekkar ın yanında durarak ona karşı gelebilecek saldırıları önleme amacındaydı. Etrafa karşı pür dikkat kesilmişti.

Mael keskin gözlerle etrafı izlemekteydi. Çalılara saklanmakta olan Rivro onun zihnini bu konuda uyarıyor, gizlenme yetileri kendisini dürtüp duruyordu.
Tüm bunlarla beraber Mael drow dilinde birkaç kısa sözcük söyledi ve Drekkar merkez olmak üzere bir karanlık bulutu gönderdi. Küresel bulut Mael in göğsünün önünden yola çıkarak dosdoğru Drekkar a ilerledi...

Küre Drekkar'ın üzerine çöker çökmez genişledi ve bulut Drekkar'ın her yanını kapladı. Tam o esnada Rasnar da gerisindeki küreyi gördü. Cüce kürenin dışarsındaydı fakat bir anda Drekkar da dahil olmak üzere etrafın karanlık olması onu endişelendirdi. Tehlikenin ne taraftan geleceği hiç belli olmuyordu, tıpkı şimdi olduğu gibi. Görünmeden sızmıştı işte tehlike içlerine.
Rasnar hızla gerisine döndü, Drekkar kürenin içersinde ritüeline devam ediyor olmalıydı, en azından sözler hala tonerli bir şekilde duyulabiliyordu.
Cüce bir anda sinirlenmişti, kaşları çatılmış bunu kimin yaptığını araştırıyordu.
Sonra Mael'in çalıların içersine daldığını gördü, diğer bir tarafta da yine çalı hışırtıları duydu. Orada da birileri vardı ama henüz kestirememişti!

-----------------------------

Kami eğimli arazide kendine has hızlı hareketleri ile adeta drowu yumruk yağmuruna tutmuştu. Drow elinde yakın dövüşte kullanılabilecek bir silahının olmayışı ile dezavantajlı pozisyondaydı ve son yumruklar ile yere devrilmek üzereydi.
Drow belindeki silahına uzanmak istedi, belki bu şekilde karşısındaki silahsız savaşçıya karşı tekrar avantajlı konuma geçebilirdi. Bunun için elini hemen sağına attı...

Kami anlık bir görüş ile drowun elini silahına yönlendirdiğini farketti. Göğüs kemikleri ezilmiş olabilirdi, elmacık kemiği şişmek üzere, ağzı burnu kanlar içersindeydi ve boğazından keskin tıslamalar geliyordu, bunlar belli sözcükler olabilirdi.

Kami hiç düşünmeden tam karşısındaki drowa sert bir darbe daha indirdi, sonra bir daha ve bir daha... Bu darbeler ile drow geriye doğru sekti ve aynı anda bir karanlık bulutu daha Kami'nin etrafını kapladı, monkun heryanı bir anda pür karanlık ile çevrelendi. Büyüsel ve heryanı kaplayan bir karanlık...
Kami karanlık bulutundan kurtulmak için önce bedenini öne doğru eğdi, ardından hızlı ve dikkatli bir şekilde bulutun dışına çıkmaya çalıştı.
Kranlığın seyrekleştiği dış tabakaya vardığında hala çukurluk alanın içersindeydi, demin bulunduğu konumun çok daha solunda ve aşağısındaydı. İlk anda tam karşı taraftaki arbaletlileri gördü. Bunlardan ikisi de arbaletlerini yeniden kurmaktaydılar.
Monk Kami çukurluk alandan aşağı bakacak olursa iki drowun farklı noktalardan hareketle oraya yığılmış olduğunu görecekti. Bunlardan birisi kendi hakladımış olduğu drow arbaletlisiydi...

-----------------------------

Andero ellerini iki yana açarak denge pozisyonunu korudu, sonrasında reflekslerini zorlamaya başladı, etraftan gelebilecek her türlü saldırıya karşı kendini korumaya, defansif bir saldırı planına yöneldi.
Birden üzerine doğru tek bir bolt harekete geçti, havada vızıldayarak yaklaşan oka karşı göğsünü hafif yana kaydırdı Andero, ok zırhın üzerine saplandı ve kara alevin içersinde etkisizce kayboldu.

Andero şeytani bakışlarını bu sefer ilerisindeki drowa çevirmişti. Yarıiblis katanasını tekrar havaya kaldırdı ve dikine sert bir şekilde aşağı indirdi. Drow göğsüne inen katanadan sonra bir daha hareket edemedi.

Bununla senkronize olarak Dev bir buz küresi Andero nun önünde patladı, Kara alev elemental saldırıyı absorbe etti fakat Andero büyüsel bir etkiyle tekrar geriye savruldu. Ama bunu sağlayanın buzul saldırı olmadığı kesindi.

Andero'nun gerisinde bekleyen drow ise kılıcı önünde hareketsizce beklemeye devam etti. Onun en ufak açığını kollamaya hazırdı!!!

Image
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Shevarash
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1310
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: İzmir

Post by Shevarash »

Cüce drowun oluşturduğu karanlık küresinin Drekkar'ın tüm etrarını sardığını farketmişti. Lanet drowlardan herşey beklenir diye söylendikten sonra bir an için etrafını kontrol etti. Buçukluğu tam göremese de o civarda birşeyler olabileceğini farketmişti. Bir an önce Drekkar'ın güvenliğinden emin olup yardıma gidecekti.

İçsel büyüsüne konsantre olan Rasnar'ın hareketleri ritmik bir hal almıştı.Savaş Babası, göklerdeki kutsal ışığın üstümüze olsun ve yolumuzu aydınlatsın

-----------

rp dışı : Drekkar'ın üstüne light yapıp karanlık küresini açıyorum, daha sonra cover yazılı ama dikkatle izliyordum eğer farketmediysem rivronun üstündekini, oradaki hareketliliğe bakacağım...
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Rivro büyü sözlerini söylerken bir yandan çete günlerinin verdiği alışkanlıkla çevredekki uzun kulaklıları izlemişti. Genelde insanlar hobbitlerden daha uzun ama yavaş olurlardı. Ama bu uzun kulaklılar neredeyse hobbitler kadar hızlıydı. Üzerine gelen adamı gördüğünde ilk olarak aklına saklanmak geldi. Başaramayacağını anladığında ise bir anda panik duygusunun kendisine hakim olmasına engel olamadı. Yalnız çete günlerindeki oyun dövüşlerinden edindiği alışkanlıkla içgüdüsel olarak yana doğru ağırlığını vererek uzun kulaklıyı devirip sonra kalkıp saklanmayı deneyecekti.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

Gulthrae ual Do'ana iyice çalıların arasına sindi, eli gayri meşru bir şekilde haançerlerine gitti ama eleini attığı yerde bir hançer bulamayınca şaşırdı. Hızla üzerini bir kontrol etti ve savaş anının heycanıyla üzerindeki giysi ve silhaların hiçbirinin kendisine ait olmadığını farketti. Bununla beraber kendisini garip hisseti.
Ama şimdi daha büyük sorunlar vardı. Bu Drow ve yerüstü canlıları kimlerdi ve kendisiyle ne işleri vardı. Gulthrae ual Do'ana savaş alanını izleyip analiz etmeye çalıştı.
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

KEHANET GERÃ?EKLEşİYOR, TÃ?M GEÃ?İTLER KAPANIYOR!!!

Drekkar büyülü karanlığın içersinde, etkilenmezcesine büyüsüne devam etmekteydi. Büyüyü kimin yaptığı meçhuldü, bununla ilgilenecek zamanı da yoktu. Tüm konsantrasyonunu ritüeline yoğunlaştırmış olan Drekkar son sayfalara ulaşmıştı. Sayfalar dolusu rünler ardı ardına silinip havaya karışırken, harekete geçirdiği büyüsel enerji Drekkar'ın üzerinden buram buram spiraller halinde yükseliyordu. Bilge Drekkar ise büyüyü ritüelin son hamlesine kadar bekletiyor, onun bedenine yaptığı müthiş yüklenmeyi hissetmemeye çalışarak kendisini önündeki son parşömenlere yoğunlaştırıyordu.

"...Neszhi vhyiam aelia derkun ael_himaer
Darszhuhn valde hersisn_ru_laen yhambaer..."


Kami karanlık küresinin dışına çıktıktan sonra anlık bir bakış ile demin haklamakta olduğu drow'u aradı, drowu göremedi. Sonra ilerideki drow arbaletlilerini gördü. Onların üzerine doğru yatayda bir parabol çizerek koşmaya başladı, hızla o tarafa ilerleyerek soldaki drowu etkisiz hale getirmeye çalışacaktı. Bunun için eğimli ve bozuk düzlükte hızla koşmaya başladı Kami Lantern, Andero birazdan gerisinde kalmış olacaktı.

Andero tüm hislerini kendi defansına yönlendirmişti, etraftan gelebilecek her türlü saldırıya karşı defansifti ve kendini korumaktaydı.
Sonra katanasıyla önündeki drowa sert bir vuruş yaparak onu kavisli alanın en dibine kadar yuvarladı Andero, bunun hemen sonrasında ise hızla harekete geçti. Başını hızla arkasına çevirdi. Orada bir drow vardı ve Andero'nun önündeki drowlar ile senkronize şekilde ona saldırmayı bekliyordu.
Andero'nun içersindeki kaos ve savaşma azmi bir anda uyanmıştı şimdi. Kombinasyonunu önce saldırılara karşı defansif pozisyonda bekleme, ardından da kombo saldırı manevrası ile devam edecekti.
Bunun için Katliamın Eli elini hızla wakizashi sine attı, diğer elindeki katanasını daha bi sıkı kavradı ve iki kılıcını da belli bir açıyla karşılıklı tuttu, hızla arkasını döndü.
Drow ilk anda geri çekilmeyi denedi, sonradan hızlı bir hamleyle ileri atıldı ve elindeki ince ve keskin kılıcı belli bir açıyla Andero'nun üzerine savurdu. Bu esnada Andero Göğsünü öne doğru uzatmıştı bile, aynı anda kara alevler Andero dan drow savaşçısına doğru uzandı ve kılıçlar iki taraftan inanılmaz bir güç ile drowun üzerine doğru hareketlendi.
Drowun kılıcı zırhın içerisine girdi ve ince bir kesik açtı, bu kesikten dışarı yine kara alevler püskürse de Andero hiçbir acı hissetmedi. Buna karşın kendi kılıçları drowu iki taraftan hedefleyerek sağlı sollu kaburgalarına girdi. İki uzakdoğu silahı da drowa sertçe girdikten sonra Andero bedenini hızla yana doğru çevirdi, bu esnada kılıçlar birer birer drown vücudundan ayrıldı ve saniyelik aralıklarla tekrar saplandı, aynı anda Andero dişleriyle öne doğru bir hamlede bulunacaktı ki, sırtından saplanan bir ok onu geride tutmaya yetti. Ã?nündeki drow ise sert ve sağlam kılıçların arasında aşağı devrildi.

Rivro üzerine atlamış kara derili elften bi şekilde kurtulmak istiyordu, bunun için ilk denemeye yeltendiği yöntem elften sıyrılarak kurtulmak çalışmaktı.
Fakat drow suikastçisi buçukluğun bu hamleyi yappmasına izin vermedi, önce buçukluğu çalılıkların içersinde dizlerinin altına aldı, sonra dudaklarından ince, keskin bir fısıltı çıkararak hançeri Rivro'nun göğsüne sapladı.
Bir anda müthiş bir acı buçukluğun bedenini sarıvermişti şimdi. Bunun yanısıra vücudunda kontrolsüz hareketler gözlenmeye başlandı ufak Rivro'nun. Kalbi hızla çarpmaya, düzensiz atışlarla çarpıntılar yaratmaktaydı. Gözleri yavaş yavaş yana kayıyor, görüntü önünde bulanıklaşıyordu. Kaslarının çalışma mekanizması bozuluyor, istemsizce hareketler meydana geliyordu.

Rivro ölüm ile burun burunaydı!!!

Rasnar Yüce cüce savaşçısı Clangeddin'e duasını mırıldandıktan sonra ellerinin içiçnde beliren ışık küresini Drekkar'ın bulunduğu alana yönlendirdi.
Biraz sonra büyülü karanlık beyaz ışımaların arasında hızla dağılarak kaybolacaktı.
Sonra cüce çalı hışırtılarının geldiği tarafa yöneldi. Orada umulmadık birşeyler oluyor gibiydi. Rasnar baltasına sıkı sıkı sarıldı dikkatli adımlarla o tarafı gözlemeye başaldı.
Sonra bilge cüce içinden bir sesin orada onu huzursuz eden birşeyin bulunduğuna kanaat getirdi. O tarafa doğru hızlanarak ilerlemeye başladı.
İşte tam o sırada cüce ince bir çığlık duydu.
Rivro'nun çığlığı! Çalı bir anda daha bi hareketlenmeye başladı. Ardından bu hareketlilik azaldı ama kesilmedi.

Rasnar çalılara iyice yaklaştığında Rivro'yu etrafa umarsız ve delicesine hamlelerde bulunurken gördü. Kas düzeni tamamiyle bozulmuş gibiydi. Cüce o esnada buçukluğun göğsündeki ince delikten sızan kanı gördü.
Rivro'nun kasları son tepkilerini verdikten sonra düşmanı tarafından avlanmış bir tavşan kadar cansız olacaktı birazdan. Bedenine işleyen zehir hızla kana karışmıştı ve oldukça da tesirliydi...

----------------------------

Mael hızla çalıların arasına karıştı, burada önce elini hançerine atmak istedi, sonradan bir hançerinin olmadığını görünce önce şaşırdı sonra da homurdandı.
Keskin ve atılgan gözlerle etrafı izlemeye koyuldu, gözlerinin içinde bir çift azılı şeytan vardı sanki. Hırsız o derece uyanıktı...

-----------------------------

Kami hızla drowun üstüne atladı, Kami'ye yaptığı bolt atışında başarısız olan drow monk kendisine yaklaşınca elindeki arbaleti kenara attı ve monkun kendisini altına alacak hamlesine karşı koymaya çalıştı. İlk anda bunda başarılı olsa da sonradan monk yere yakın bir noktadan kendisini çelmeyle altına alma girişiminde bulundu, bu olurken sırtından ve omuzlarından da yüklenerek onu altına aldı. Drow Kami'nin altındaydı ve monkun sıkılmış sargılı sol eli büyük bir güç ile onun suratına yerleşmişti ki geriden müthiş etkileyici bir ses duyuldu.

"BIRAKIN SİLAHLARINIZI ADİ YERALTI şEYTANLARI! KATLİAMIN ELİ SİZİ EZİP PARÃ?ALAMADAN Ã?NCE TESLİM OLUN VE KENDİNİZİ KATLİAM TANRISININ TAKDİRİNE BIRAKIN!!!"

Andero sözleri söylerken tıpkı cinnet geçirmiş bir savaşçı gibi haykırmaktaydı, bu sözler dudaklarından çıkarken ardından da kükreyen alevler gümbürdeyerek sözlerine ihtişam katıyordu. Zırhı adeta kabarmış ve metrelerce öteye duman silsileleri saçmaktaydı bu esnada.
Sözlerin etkileyiciliği karşısında arbaletli drow durdu ve kıpırtısız bekleyekaldı. Gerideki büyükullanıcısı drow ise artık bulunduğu yerde değildi.

------------------------

Kami hızla sol yumruğunu ikinci kez drowun üstüne yerleştirdiği anda bir ses tüm tepeliğin üzerinde yankılandı.
Ses öyle kudretli ve ihtişam doluydu ki arbede içersindeki monk dahi başını kaldırıp sese kulak verdi. şimdi Drekkar'ın büyüsü bitmişti ve tepeliğin üzerinde bir gökgümbürtemesi gibi sözler ardıardına sıralanıyordu. Ses göğün ta kendisine ait gibiydi -ki bunun bir söz dizisi olduğunu da bir süre sonra ancak anlayabildiler.
Andero dönmüş ve Tepeliğin ucuna, sonrada göğe bakmıştı. Bu ses herkime aitse muhteşem bir etkiye ve manipülasyona sahipti.

Sözler tanımlanamıyordu. Sadece bir dizi halinde yükseldiği belli oluyordu. Ardından gelen orkestra kalabalığı ise sözlere eşlik ediyor gibiydi. Bir kreşendo sesi dinmeyen kalabalığın içinde yükseldikçe yükselmekteydi. Tıpkı bir sonun haberciliğini yaparmış gibi...

Gulthrae nin kulakları sağır olacak dereceye varmıştı. Gümbürtüler ve tanımlanamayan sözler onun kulak zarını patlatmak istercesine üstüste kulaklarına hücum ediyor, ardıardına yankılanıyordu.

Rasnar Rivro için iyileştirici bir büyü deneyecekti ki aynı ses onu da tesiri altına aldı. Bir cüce efendisinin borusundan çıkarmış gşbş gelen tok ses tüm dikkatini o yöne vermesine zorlamıştı cüceyi.
Aynı şekilde sesler Rivro'nunda kulaklarındaydı. Bilincini kaybetmiş olsa da ses onun bilinçaltına ulaşmayı başarmıştı. Eğer yaşayabilirse ve uyanırsa sesleri aynen hatırlayacaktı.

Tüm bu kaos ve karmaşanın içersinde Drekkar ellerini havaya doğru açmış göğe dualar haykırmaktaydı.

"EN ULU OLAN, EN ALİ OLAN! NE MUTLULUKTUR Kİ BİZİ BULDUN, SESİMİZİ DUYDUN VE BİZE ULAşTIN! HEPİMİZ SENDEN GELDİK VE şİMDİ TEKRAR SANA DÃ?NÃ?YORUZ, BİZE Ã?NÃ?NDE EğİLME LÃ?TFUNU BAHşET EFENDİMİZ. EN BÃ?YÃ?K OLAN.
İSİMSİZ OLAN!!!"

Drekkar ellerini iki yana açmış, sesi ondan hiç beklenmeyecek derecede kalın çıkmaktaydı. Aynı şekilde iki yana açılmış kollarını bir o yana bir bu yana sallıyordu, adeta başı dönmüş, mest olmuş gibiydi.

Hava yavaş yavaş kararmaya başladı. Gökyüzünde o zamana kadar hiç görülmemiş kapkara bir bulut toplandı. Bulutların üzerinde sayısız ruh dalgalar halinde yükseliyor ve birbirine çarpışıyordu. Bulutun üzerinde sürekli bir değişim ve dönüşüm vardı. Tıpkı kaos gibi, tıpkı kıyamet gibi!

Ve herhangi bir vücuda sahip olmaksızın bir zihinler bütününden ibaret olan İsimsiz Olan orada ilk kez ölümlülerin zihnine konuştu.

Muhteşem orkestranın eşliğinde 'İTAAT...' sözcüğü seçilmişlerin kulaklarında bir kere ama sadece bir kere duyuldu...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andero artık bu savaşın fazla uzadığını düşünmeye başlamıştı. Drowun savurduğu kılıcın sadece çarpma kuvvetini hissetmişti ama zırhını geçen basit metal parçasının büyülü derisini geçemediğini hissedebiliyordu. Arkadan zırhına çarpan ok da önemsiz bir şeydi. Ama bu işi bir an önce halletmek gerekliydi. E sonuçta zevkli bir savaş değildi.

Andero kalın boğazından kopan böğürtülerin ardından arkasında kopan gökgürültülerini işittiğinde doğaüstü bir şeyin baş göstermeye başladığını anlayabilmişti. Büyü tamamlanıyor olmalıydı. Güzel... diye düşündü. Daha fazla uraşmasına gerek kalmayacaktı. O an zihnine düşen sese kulak verdi. Tecrübeleri bu sesin sahibinin, sözünün dinlenmesi gereken birisi olduğunu ona rahatlıkla anlatabiliyordu.

Andero karşısında kalakalmış olan drowa iki buçuk metreye varan boyuyla üstten baktı. Bu drowun da işini bitirmek mantıklı bir hareket olacaktı. Artık etrafı sarılı olmadığından defansif harekete gerek kalmadığını düşündü. Bu savaşta aklına takılan noktalar vardı ve onları çözecekti. şu buz büyüsü gibi mesela...

Andero drowa doğru tüm nefretiyle saldırıya geçti. Bu drowu da buraya geldiğine pişman edip Drekkar'ın yanına dönecekti.

Turn planı:

Arbaletli drowa 4 katana ile 1 de wakizashi ile saldırı ölmezse bite attack. Ardından ölüp ölmemesi önemli değil. Diğer turn'un başından itibaren Drekkar'a oldukça yakın bir mevkiye geri çekileceğim.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

Usta hırsız iyice çalılara sindi ve kendisini bir anlığına aciz hissetti. Bu ses de neyin nesiydi. Karanlık altında Llolth dışında bir varlığın baskısını düşünmek bile en büyük suçlardan biriyken bu olanda neydi şimdi? Peki bu sesin sahibi kimd? Maskeli tanrı olabilirmiydi? Hayır hayır bu başka birşey olmalıydı.
Usta aciz ve bunalımlı havasından anında kurtuldu ve en yakındaki hedefe kendisini kitledi. Son bir kere daha düşmanı ve düşman olmayanı ayırt etmeye çalıştı. Düşman olanlar bariz olarak türdaşlarıydı ama ya diğerleri? İstemsizce hançer yada kısakılıç olması gereken ama özel yapım bir kılıç olan aleti çekti. Kaslarını atlamaya hazır bir kedi gibi gerdi ve bekledi...
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Sözler tanımlamasada içerdiği kudret Kami'nin başını döndürmüştü. Demek Drekkar'ın sözünü ettiği 'İsimsiz Olan' buydu. 'İTAAT' sözü kulaklarında çınladığında Kami yavaşça dizlerinin üstüne çöktü. Tüm drow'lar etkisiz hale getirilmemiş olsa da bir şekilde bu sona erdiğini hissetmişti. Bir kaç saniye dizi üstüne kafasını saygıyla eğerek bekledikten sonra yavaşça doğruldu. Ve Drekkar'a doğru yürümeye başladı. Bir yandan da etrafını ve gökyüzünü inceliyordu.
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Drekkar'da yerlere kapanmıştı. Efendisine duyduğu saygı ve korku muazzamdı. Drekkar'ın düşüncelerinde Kainatın efendisine ne kadar ibadet edersen et bu az olacaktır, çünkü onun gücünü ve kudretini tanımlayabilmek imkansızdır. İsmi en ulu tanrıların dahi dağarcığından saklanmış, kendisini herhangi bir form ile düşünmek tanımsızlaşmıştır.


İtaat sözcüğü seçilmişler için değildi. Onların itaati İsimsiz Olan ın hiçbir işine yaramazdı zaten. O sözünü düzlemin içnide yatan saf öze söylemişti. Ve diyarın zihnini oluşturan saf öz bizzat uyanarak ona cevap verdi.
Ve İTAAT sözcüğüyle beraber önce yer şiddetle sarsıldı, ardından havada bitmek tükenmek bilmez bir fırtına başgösterdi. Fırtına artttı, arttı arttı...

Andero ilerideki drowlara koşmaya başladıysa da bunu başaramadı. Güçlü fırtına onu önce duraklattı, sonra geriye doğru fırlattı. Katliamın Eli yerde birkaç takla attıktan sonra Drekkar'ın yanına doğru uçmaya devam etti. Bu fırtına bilinenin ötesinde birşeydi. Ne olduğunu keşfedemedi lakin...

Aynı şekilde Mael, Rivro, Kami ve Rasnar da bulundukları noktalardan sirküler fırtınanın etkisiyle çekildiler, Ellerini havaya açmış Drekkar'ın etrafında toplandılar. Drekkar merkez olmak üzere bir hortum oluşmaya başladı. Etrafta kumul, çakıl ne varsa içine aldı, ağaçlar yerlerinden söküldü, tepelikte müthiş bir kaos başgösterdi.

Hortum seçilmişleri kendi içine aldıktan sonra hızla çeperinde döndürmeye başladı. Hiçbiri buna karşı koyamıyordu ve hızla dönmekteydiler. Birbirlerinden kopmuşlardı ve büyük bir hızla yükseliyordu. Yükseldikçe çeper genişledi. Yüzlerce metre yükseldikten sonra tüm grup bilinçlerini kaybetti.

-----------------------------

Toprak efendisinin sesiyle uyanmış ve dalgalar halinde etrafa yayılmaktaydı, yerin en ince çatlakalarını yırtarak geçen lavlar fışkırarak volkanik patlamalara sebep oldular. Hakimiyetsiz doğa tüm acımasızlığını bölgede gösterdi. Lavlarla eşdeğer sıcalkığa sahip kum fırtınaları oluştu ve kilometrelerce dengesini yitirmiş doğanın felaketleri kilometrelerce öteye sıçradı.

Bundan sonra yerin altında ve üstünde ne varsa silip süpürülecekti. Büyük Kıyamet tetiklenmişti. Büyü ve Doğa, Kanun ve Kaos Efendisinin emriyle uyanmış ve etrafa dehşetini saçacaktı.

İsimsiz Olan seçilmişleri kendi düzlemine çektikten sonra düzleme açılabilecek ya da düzlemden açılabilecek tüm boyutkapılarını ve geçitleri engelledi. Kaos bulduğu en ufak merkezden tüm sistemi ele geçirebilirdi. Buna imkan tanımamalıydı, bu yüzden yarıdüzlemi bir süreliğine kendi haline bıraktı.
Eğer grup birşeyler başarırsa diyardaki halklar ve üzerinde yaşayanlar kurtulabilirdi.

Ama eğer başarılı olamazlarsa, İsimsiz Olan daha acımasız bir yönteme başvuracaktı.

Ezip dünyayı, tozunu evrenlere dağıtmak...

----------Birinci Kısmın Sonu----------
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Locked