KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI)

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Rivro bir an garip deneyimin etkisinden kurtulamadı. Karşısındaki adam kendisi ile konuşmuş muydu? Yoksa ses başka bir yerden mi geliyordu. Ama adam gözlerinin içine bakarken konuşanın bu insan olduğu düşüncesi gittikçe daha fazla ağır basıyordu. Kami ismi galiba Kami idi. Kami Lander.

Sesin yumuşaklığı Rivro yu sakinleştirmişti. Tutu Sana neresi bilmiyordu. Ama bu uzun adam iyi biri gibiydi. Neksos a dönerek Bayım dedi hala konuşanın o adam olduğundan emin olmadan.

Bu uz.. uzun adam adı Kamiymiş sanırım Kami Langern. Sanırım benimle konuştu. Tam nasıl olduğunu anlamadım. Size burası hakkında neler bildiğinizi soruyor galiba. Bay.. bayım...

Sözünü bitirdiğinde etrafa bakmaya devam etti. Grubun tamamen kendine gelmesi zaman alacak gibiydi. Böyle havada beklemek ne kadar heyecanlı da olsa biraz garipti. Bir süre bir yerlerde oturmak daha güzel olurdu.

Ama madem beklemek gerekiyordu. O halde Rivro bekleyecekti.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andero kendine geldiğinde bir zemin üzerinde yattığını hissetti. Son bir kaç dakikaya dair bir şey hatırlamıyordu? Yoksa saate miydi? Ya da yıla? Lanet olsun! Aynı zaman karmaşasını Pandemonium'dan döndüğünde de yaşamıştı. Yine de fazla zaman geçmiş olmadığını varsaymak yanlış olmazdı. "Kurtarılması gereken" kişiler vardıysa fazla zaman geçmiş olamazdı.

Yarı iblis gözlerini açıp kendine geldiğinde ayağının altında uzanan geniş boşluğu gördü ve içgüdüsel olarak artan kalp atışlarına karşılık devasa kanatlarını hızla çırparak yükseldi. Yine de diğerlerinin havada durabildiklerini gördüğünde, en azından, görünmez bir zemin üzerinde duruyor olduklarını düşünmenin zararlı olmayacağını düşündü ve yavaşça bu hayali zemine inmeye odakladı kendisini.

O bunu yaparken şu ufacık şey ve tepede toplananlar arasında bulunmayan bir adam kendi aralarında konuşuyorlardı ve diğerleri de yavaş yavaş kendisine geliyordu. Ne tarz bir işe bulaşmıştı böyle? Kimdi bunlar? Efendi Glasya kendisine Apocalypse'i kurtarmak için bir grupla buluşacağını söylemişti. Evet, bir grupla buluşmuştu ama bu işin sonunun Apocalypse'e nasıl ulaşacağını cidden merak ediyordu.

Yarı iblis sertçe yere indi ve doğrularak kanatlarını sırtındaki devasa kara pelerinin altında topladı. 2,40'lık boyu ve iki ileri derecede kaslı insandan daha geniş olan cüssesiyle ikili arasındaki konuşmaları dinledi. Demek bu adam bir başbüyücüydü. O halde Efla'yı tanıyor olmalıydı. Andero bir an neden böyle bir göreve Efla'nın değil böyle paçavralar içinde birinin seçildiğini merak eder halde buldu kendini. Sonuçta sadece Efla'nın bildiği kaos büyüsü, statik büyü olarak adlandırılan ve Andero'nun tahminince bu adam tarafından kullanılan büyüden kat kat üstündü. Adamın buraya seçilmesine neden olan özelliği merak etti.

Herkes yavaşça kalkarken büyücünün ufaklığa bağırışı karşısında uzun yüzünde sivri dişlerinin uçlarını açığa çıkaran hafif bir sırıtış oluştu. Tepkiyi sevmişti. Ardından ufaklığın korku dolu gevelemelerini de duyunca bariton sesiyle geniş bir kahkaha attı.

- Andero. dedi kalın ses. Beni Katliam'ın Eli olarak da bilirler. diye tamamladı ve büyücüyü baştan aşağı süzdü.

- Demek bir başbüyücüsün. O halde en yakın arkadaşım Efla'yı da tanıyor olmalısın. dedi durgun bir yüz ifadesiyle. Bu sırada herkesin üzerinden etrafı gözlüyordu. Belirsizlikten nefret ediyordu!
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis

Post by Lord Necros »

"Efla...Efla...Efla..."

Necros çenesini kaşıyıp gözlerini devirerek düşünmeye başladı. Böyle bir isim duymuş muydu? Hayır, aslında kulede konuşmuşluğu olan sadece birkaç büyücü vardı. Peki ya bu Efla"yı tanımamasının, bu iblisin karşısında ona sağlayacağı dezavantajlar nelerdi? Yalan mı söylemeliydi? Hayır, belli ki bu Efla, iblisin eski arkadaşı olduğundan böyle bir yalan tehlikeli olurdu. Efla"nın belirgin özelliklerini bile tarif edemeyebilirdi. Hem Efla diye birisinin gerçekten olduğunu da bilmiyordu ki? Belki de iblis onu test etmek için yapıyordu. Doğruyu söylemenin daha iyi olacağına karar veren Başbüyücü, bakışlarını tekrar bakışlarını indirdi ve kollarını kavuşturdu. Bu sırada iblisin huzursuzca etrafı süzdüğünü gördü. Aynı anda iblisin derisinde, diğerlerinde bulunan rünlerin bulunmadığını da fark etti.

"Huzursuz olmakta hakısın Andero, Katliamın Eli. Zira bizi bu boyutun etkilerinden koruyor olduğunu tahmin ettiğim bu rünleri senin vücudunda göremiyorum. Bu da seni tehlike içine sokuyor." Bir anlık duraksamadan sonra Necros devam etti. "Arkadaşın Efla"ya gelince, maalesef ki böyle birisini tanımıyorum. Kulede büyücülerle pek içli dışlı olmadım. Ama ismen bilmesen de muhtemelen sima olarak tanıyorumdur."

Necros, buçukluğun söz ettiği adama döndü. Neden kendisi söylememişti ve buçuklukla nasıl konuşmuştu? Telepati mi? Ama telepatik güçlere sahip olsa bile neden onları böyle gereksizce kullansındı ki? Üstelik telepatik mesajını doğrudan Necros"a da verebilirdi. Başbüyücü"nün gözleri bir anlığına şüpheyle kısıldı ama sonra tekrar düzeldi.

"Burasıyla ilgili bir şeyler biliyorum Kami. Bakış açısına göre iyi veya kötü şeyler. şahsen buradaki işimizi ne kadar çabuk tamamlarsak o kadar iyi olur derim.

Burası-az önce Rivro"ya da söylediğim gibi-Pozitif Enerji Boyutu. Tüm Multiverse"ye yayılan pozitif enerjinin kaynağı burasıdır. Pozitif enerjinin kullanıldığı her şey gücünü buradan alır. Burada bir avuç gökada dışında yer yoktur. Sonsuz bir gök gibidir. Büyülerin güçleri burada çok artar, ama negatif enerji kullanan büyülerin burada yapımı zordur."


Elbette ki bu kısıtlama beni engellemiyor.

Necros çevresine bakındı. Söyleyeceği başka bir şey kalmış mıydı? Evet, kötü haberleri sona saklamıştı.

"Böyle yaşam ve güzellik dolu görünmesine rağmen, maalesef ki burası hazırlıksız..." Necros gözlerini yuvarlayarak Andero"ya baktı. "Ölümlüler için fazla tehlikelidir. Zira burada pozitif enerji miktarı az olan bedenimiz, pozitif enerji ağırlıklı bu boyut tarafından difüzyona uğrar. Böylece bir pozitif enerji seline maruz kalan ölümlü beden giderek şişer, genişler ve sonunda patlar.

Bunun dışında hastalıkları iyileştirecek herhangi bir dua veya büyü işe yaramayacaktır. Zira hastalıkları yapanlar da canlı olduğundan, buradaki yoğun pozitif enerji onları da besler ve onları bu şekilde öldürmeyi imkansız kılar.

Ayrıca burada yüzme ve..."
Tekrar Andero"ya baktı Necros. "Kanat çırpma, sizin hareket etmenizi sağlamaz. Hareket etmeyi istemeniz yeterli olacaktır.

Burada hava yoktur. Girenlerin kendi atmosferlerini getirmeleri gereklidir-ki sanırım rünler bize bunu sağlıyor. Yine burada yiyecek ve içecek de yoktur. Böyle bir sıkıntımız olabilir.

Enerji patlamalarından uzak durmaya çalışın. Tehlikelidirler. Ayrıca bazı bölgelerdeki pozitif enerji o kadar yoğundur ki eşyalar kendiliğinden canlanırlar.

Ayrıca bir de xeg-yalar mevcuttur. Bunlar için kısaca pozitif enerji elementsileri diyebiliriz. Bunlar arkalarında mavi uzantıları olan mavi ışık toplarına benzerler. Tıpkı..."
Necros ileride uçuşan mavi iplikleri gösterdi. "şunlar gibi. Ama elbette onların xeg-ya olup olmadıklarından emin değilim. Onlardan da mümkün olduğunca uzak durun."

Başbüyücü sessizliğe gömüdü ve bir şey unutup unutmadığını düşündü. Muhtemelen unutmamıştı. Eğer hatırlarsa, daha sonra tekrar söyleyebilirdi elbette.

"Evet, sanırım bu kadar."

Necros"un bakışları henüz konuşmamış olan cüceye ve drowa gitti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Hobbit konuşmayı dinledi. Andro da canlanmış gibiydi. Hatta bir şey onu neşelendirmiş olmalıydı ki kahkaha atmıştı. Andro nun kahkahaları Rivro yu ürkütüyordu. Ama onun zararsız olduğunu umdu. Evet büyüktü ama onun kadar olmasa da inekler de büyüklerdi. Geyiklerin de boynuzları vardı. Ve bunlar hep iyi canlılardı. Henüz kötü biri olduğunu çıkartacak bir şey olmamıştı. Olursa.. O zaman düşünmek gerekecekti.

Nergos'un Kami'ye yaptığı uzuun açıklama Rivro yu sıkmıştı. Anlatılanların çoğunu anlamıyordu.

Nergos burada vucudlarının şişeceğini söylediğinde biraz ürktü. Kendi vucuduna baktı. Yine aynı hobbitti işte. Diğerleri de farklı değil gibiydi. Andro ya bakınca onu sanki biraz şişmiş gibi gördü. Sonra farketti Onda diğerlerinde olan harfler yoktu.

Ama biraz daha bakınca onun da şişmediğini anladı.

Nergos diyeceği uzzuun şeyleri bitirmiş gibiydi. Bi onun bi Kami nin yüzüne baktı.

Söylenecek bir şeyler varsa daha fazla neydi onun adı. işte bi şey manlık edebilirdi. Yoksa biraz gezmek istiyordu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Shevarash
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1310
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: İzmir

Post by Shevarash »

Cüce kendine geleli epey olmuştu. Etrafındaki sınırsız aydınlık ve yer yer olan patlamaları ilk gördüğünde nerede olduklarını tahmin etmişti. Pozitif düzlem, tanrılar adına varmış!!

Cüce her ne kadar boyutlarla ilgili bilgi sahibi olup bazı dış boyutları görmüş olsa da bazılarının varlığına inanmayı azimle reddetmişti. Yaşamın özünün, yaratının kaynağında olduğunu bilse de tehlikeli olabileceğini tahmin ediyordu. Kendi ilahi vücudunun bir çok etkiye karşı dayanıklık olduğunu biliyordu ancak diğerleri adına emin değildi. Devasa yarı-iblis`in bir şekilde dayanabileceğini tahmin etse de - özellikle hepsine işlenmiş rünler düşünülürse - narin drow ve özellikle de koca çeneli ancak görünürde iyi niyetli olan buçukluk adına pek emin değildi. Sessiz adama gözlerini kısarak bakmaya devam etti. Garip birine benziyordu ancak hareketlerindeki ve davranışındaki bariz disiplin deneyimli cüce için yabancı değildi. Ah birde ukala büyücü vardı. Her şeyi bildiğini düşünüyor ve sürekli ne kadar bilgisi olduğunu göstermek istercesine konuşuyordu. Sıkıntıyla ona bakan cüce kaşlarını olabildiğince çatmıştı. Daha kötü ne olabilir tanrılar adına

Sakallarını düzelten cüce yavaşça konuşanlara doğru ilerledi. Tartışmaları son bulmayacakmış gibi görünüyordu. Ne kadar ahatsız olsa da bunu farkettirmekten kaçınırcasına yarı iblisin yakınına doğru ilerleyip büyücüye döndü. Küçük dersin bitti mi? Seninde farkettiğin gibi burası bazılarımız için tehlikeli olabilir. Özellikle de nereden geldiği belirsiz ufak ışık topları görürseniz kafanızı çevirip patlamaları hazır olun Parlak ışıltıya dayanmaya çalışan cüce gözlerini kıstıktan sonra devam etti.

Ve şimdi baylar yapacak işimiz vardı, ne kadar az zaman geçirirsek kendi diyarımızdakiler için o kadar çok umut var demektir. Belki de bu bazıları için önemli olmayabilir ama ben bir büyücünün dersini dinlemekle zaman harcamamayı yeğlerim! Sözleri bitmiş gibi görünen cüce yavaşça diğer adama (Kami) doğru ilerlemeye başladı.
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Kami kendisine doğru ilerleyen cüce'ye kısa bir baş selamı verdi. Cüceler genel olarak disiplinin anlamını bilen iyi yoldaşlardı. Kami bu güne değin hiçbir cüce ile çok yakın bir birliktelik kurmamış olsa da, kendi gözlemleri ve manastırda öğretilenler bu yöndeydi. Ve kızıl sakallı cücenin göğsünde tam olarak hatırlayamadığı bir cüce tanrısının sembolü vardı. İlk izlenim olarak büyücü'den yahut yarı-iblis'den çok daha güvenilir olduğu kesindi. Boyutlar hakkında bilgisi olanın sadece büyücü olmaması Kami'yi rahatlatmıştı.
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

Henüz kendine gelmekte zorlanan drow bilinçsizce vücudunu doğrulttu. Aslında yatıyordu ama tamamen gözlerini açtığı anda havada süzüldüğünü farketti. Etrafta olan biten seslere yoğunlaşıp havada olduğunu untmaya çalıştı. Tam olarak neler olmuştu hatırlamıyordu ama karanlıkta 3 kişi bir sese itaat etmek zorunda kaldıklarını anımsıyordu. Diğerleri gitmişti anlaşılan ama şimdide başkaları vardı. Yaşlı ruhu için daha ne kadar huzur arayacaktı.
Yapması gereken çok şey vardı. Ã?ncelikle bu etrafındakiler kimlerdi ve bu garip yer. Ayrıca kendisini farklı hissediyordu. Ruhu yorgun olsada vücudunu oldukça dinç hissediyordu. Yavaş yavaş anımsayacaktı.

Diğerlerine konsantre oldu ve kendisini onlara çevirdi. Anıları henüz yerli yerinde değildi ve biraz yardım fena olmazdı.
"Sizler kimsiniz ayrıca neler dönüyor burada?" diyerek bilgi talep etti drow.
"Ayrıca daha başka sorularımda var ama en önemlisi neden herkes uçuyor?
Birazcık sakinleşti ve o anda üzerinde çok değerli cüppesinin üzerinde olmadığını sadece paçavralar ve silahlar kuşandığını ayrıca deri rengisinin kara olduğunu, ayrıca üzerine rünler işlenmiş olduğunu gördü. "Tanrılar adına neler dönüyor?"
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andero büyücülerin başbüyücü kademesinde bile kendi aralarında seviyelendiklerini bilmiyordu. Bu büyücü zayıf bir başbüyücü ( o da ne demekse ) olmalıydı ki Efla'yı tanımıyordu. "Gülünç..." diye düşündü. Yine de, büyüye olan yatkınlığından mı, daha önce büyüyle kas gücünü sıkca birleştirmiş olmasından mı, Efla'dan mı yoksa büyücünün az önce ufaklığa aldığı tavırdan mı bilinmez, büyücü gözünde artı bir puan almıştı.

Cücenin ve büyücünün söylediklerini dinledi sessizce. Demek pozitif enerji düzlemi... Andero cesurda olsa bir yarı iblis olduğu için dua etti diğer türlü burada hayatta kalması imkansızdı. Rün işine gelince, eh, zırhı onu hep bu tarz problemlerden ilginç bir şekilde korumuştu. Sanki büyüye karşı bir direnci var gibiydi. Burada da ona ve "yeni işverenine" güvenmek elinen gelen tek şey gibi görünüyordu.

Yarı iblis güçlü kaslarını esneterek açtı ve gereksiz konuşmların bir an dinginleşmesini bekledi. Gördüğü kadarıyla grubun içinde ufacık ve geveze bir hobbit, bir cüce rahip, bir büyücü, bir drow ve hiç konuşmayan ama Andero'nun silah kullanmadan dövüştüğünü gördüğü bir adam vardı. Drekkar ortada yoktu. Andero'nun tahmin ettiği gibi olmuştu. Rehberin işi bitmişti. En azından şimdilik...

- Evet. Gidelim. dedi Andero gevezelikler arasında gelen bir fikri destekleyerek ve drowun sorusunu göz ardı ederek.

- Gidelim de nereye? diye sordu.

Burada bulanların hiçbirinin gitmeleri gerekeni tam olarak bildiğini düşünmüyordu. Geçit yolllarını bulmalı ve hedeflerine ulaşmalıydılar. Peki bunu nasıl yapacaklardı. Açıkcası ilerideki enerji patlamalarının yoğunluğu dikkat çekiciydi. Kesinlikle gidecekleri yeri görebilecekleri, daha doğrusu seçebilecekleri bir yerde olmalıydılar. Daha önceki tecrübelerine dayanarak tanrıların karıştığı her işte bunun böyle olduğunu söyleyebilirdi. şu anda en dikkat çekici yer ise orasıydı. Gözlerini oraya kilitledi ve bir cevap bekledi. Mantıklı bir şey gelmezse oraya gitmeyi önerecektli.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Hobbit uzun kulaklı adamın sözünü duyunca açıklama yapma gereği duydu. Biz dedi. Biz öldük sanırım. O nedenle uçabiliyoruz. Ve şimdi cen... cennet değildi. politik enerji yerindeymişiz. şişip patlama tehlikemiz varmış ama üzerimizdeki harfler bunu önlüyomuş. Bizi buraya bir tanrı getirdi galiba. İsmi. İsimsiz Oğlan ya da Adi Oğlan .... bir an bunların garip tanrı isimleri olduğunu düşünüp durdu her neyse işte... şimdi buradayıs. Burada Jeni ya da ona benzer birinin kalbini bulacağız. Her halde değerli taş gibi bir şey... Nasıl bulacağız bilmiyorum. Sanırım önce şu mavi su ya da iplik olan şeylere doğru gidebiliriz. O iplikler çok güzel görünüyor.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis

Post by Lord Necros »

Drowun sorduğu sorular kendisine garip gelmişti. Buçukluk ona drowun da gruplarında olduğunu söylemişti, ama drow, sanki her şeyden habersizmiş gibi davranıyordu. Neler çeviriyordu acaba? Buçukluğun drow ile ilgilendiğini gören Necros, Kami, hala ismini vermemiş olan cüce ve Andero"ya hitaben devam etti.

"Cüce, sözümü kesmeden önce diyecek olduğum gibi..." Necros, cüceye Cania"nın soğuğunu aratmayacak bir şekilde baktı. "İlerideki minyatür güneşe gitmemizi öneriyorum. Oranın tam olarak ne olduğundan emin değilim, ama tahminimce orası-böyle bir boyut için bile-fazla miktarda enerji taşıyan bir yer. Aradığımız şey kadim büyü tanrısının kalbi olduğuna göre enerji fazlası olan bir yerde olması daha muhtemel. Yine de üzerimizdeki korumanın o kadar yoğun bir yere dayanıp dayanmayacağını bilmiyorum. Bu yüzden eğer dediğim gibi oraya gidersek, vücudunuzda hissedeceğiniz en küçük bir değişimde haber verin ve hemen dışarı geri çıkın. Eğer aradığımızı orada bulamazsak bu durumda ilerideki mavi ipliklere gidebiliriz. Aktıkları yön veya geldikleri yön bize bazı ipuçları verebilir."

Başbüyücü tekrar grubu incelemeye başladı. Kimin ne olduğunu az çok çıkartmaya çalışıyordu.

Buçukluk belli ki çok meraklı, hayat görüşü daha oturmamış bir veletti. Zeki olsa bile hayat tecrübesi pek bulunmadığından yönlendirilmesi kolay olurdu. Gruba ne gibi bir katkısı olduğu belli değildi. Tabi ki Necros onu küçümsemeyecekti. Gösterdiğinden fazlası da olabilirdi.

Sessiz olan Kami ise anlaşılması zor bir kişiydi. Telepatik mesajını doğrudan kendinie göndermek yerine buçukluk üzerinden aktarması da Necros"u düşündürüyordu. Ne gibi şeyler sakladığını şimdiden söylemek ise olanaksızdı.

Cüce ise...cüceydi işte. Tipik cüce aksilikleri sergiliyordu ve genellikle emir almaktansa emir vermeye alışmış Necros, son zamanlarda fazlaca emir aldığından böyle bir aksiliği kaldırabileceğini pek sanmıyordu. Zaten cücelerin bu huylarını oldum olası sevmezdi. "Işık topları" hakkındaki uyarısından, cücenin de az çok boyutlar konusunda bilgili olduğu belliydi.

Drow ise pek bir tuhaftı hani. Ne olduğunu anlayamamıştı Necros. Başından beri grupla bulunan birisinin böyle konuşması akıl kârı değildi. Necros"a karşı bir numara yapıyor olabilirdi belki, ama bu durumda grubun kalanı da öyle davranmalıydı. Yoksa böyle bir planları vardı da buçukluk yanlışlıkla ağzından mı kaçırmıştı?

Ve iblis, daha doğrusu yarı iblis-Necros dikkatle incelediğinde onun bildiği hiçbir iblise benzemediği için onların soyundan gelen bir ölümlü olduğunu tahmin etmişti-daha en baştan attığı kahkahanın tonundan, taşıdığı kanın gereği olarak zalim ve kötü yaradılışlıydı. Ã?eşitli iblislerin arasında büyüdüğünden Başbüyücü ister istemez iblisler ve onların kanlarını taşıyanlara karşı bir sempati duyuyordu. Avernus"ta geçirdiği zamanlar kendisi için pek iyi olmamıştı, ama sonuç olarak baatezudan da daha azını bekleyemezdi ki. Peki ya kendisini Katliamın Eli olarak tanıtan bu Andero nasıldı? Eh, bunu zaman gösterecekti.

Başbüyücü düşüncelerinden sıyrıldı.

"Evet, ne diyorsunuz? Dediğim gibi güneşe gidecek miyiz, yoksa boş boş oturup iplikleri seyredecek miyiz?"
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andero'nun büyücünün damarlarında taşıdığı kara kanı anlaması uzun sürmemişti. Efla gibi güçlü bir lichi tanımaması garip olsa da belki onunki gibi düşük bir rütbe de kabul edilebilirdi. Andero şu sıralar klasik otoriter tavrından biraz uzaktı zira grubu uzaktan gözlemlemek istiyordu. Her ne kadar burada "diyardakileri kurtarmak" üzere olsa da, eğer eline Chaos Legion'ı kuvvetlendirmek için bir fırsat çıkarsa bunu kaçırmayacaktı. Bir süre daha fazla öne çıkmaması yeterli olurdu. Nasıl olsa onun gibi güçlü birinin kontrolü ele alması gerçekten kolaydı.

- Benim aklımda da aynısı vardı. dedi yarı iblis bariton sesiyle ilk düşüncesinin açıklanmasının ardından fikri destekleyerek. Pençeleri sakince kılıçlarının kabzasında oynuyordu. Bunu neden yaptığı hakkında pek bir fikri yoktu aslında. Paladinlik günlerinden kalma bir alışkanlık, hatta belki de çocukken Efla'yla yaptıkları tahta kılıç idmanlarından... Kim bilir...

Başından geçen tecrübeler arasında en ilginç olana bunu koymayacağı kesindi. Daha önce nelerle karşılaştığını bilen herhangi birisi büyük ihtimalle kendisini görmese bile ondan kaçacak delik arardı. Yo yo hayır, bu kesinlikle en ilginç yolculuğu değildi. Ama en merak edilenlerden biri olabilirdi. Grubun performansını merak ediyordu, bu yolun Apocalypse'le nasıl bir ilişkisi olacağını merak ediyordu, tapınağı merak ediyordu ve belki de en önemlisi geri döndüğünde ne bulacağını merak ediyordu. Başını eğerek derin bir nefes aldı. Bu iki omza ne çok yük binmişti böyle sadece 32 senede...
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

"Demek herkes birbirine yabancı; ve düzlem değiştirmiş durumdayız. Ayrıca kimsenin tam bir bilgiside mevcut değil. Birde üstüne üstelik bir büyü tanrısına ait bir kalbin peşindeyiz ki neye benzediğini hangi tanrı bilir. Üstelik çok güçlü bir eşya ise... bu düzlemde nasıl hareket edeceği kimin elinde olacağı yada daha başka teorilerle ne yapılacağı meçhul."

Kafasında yavaş yavaş taşlar yerlerine oturmaya başlamıştı. Anılar beynine hücum ediyordu. Kendisini odaklaması gerekiyordu. Kendi kendine mırıldandı "Odaklan, odaklan, odaklan..."
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Hobbit ipliklere değil güneşe gideceklerini görünce biraz üzüldü. O iplikleri daha çok sevmişti. Ama şu boynuzlu Anyo ve Nergos o tarafa gitmek istiyordu.

Mare de toparanıyor gibiydi. Biraz daha kendine gelmiş gözüküyordu. Güneşe tekrar baktı. Güzel görünüyordu. Epey güzeldi. Su ya da iplik arasında değişien o mavi şeyler daha güzeldi. Ama olsun iplikler de fena değildi.

Hobbit Tamam dedi. O zaman güneşe gidiyoruz sanırım karar verdik. Olmazsa orada oturur Daha sonra nereye gideceğimizi de konuşuruz. Ben... Ben biraz yoruldum. Uçmak güzel ama oturmak da lazım ara sıra.

Bunları dedikten sonra hobbit ipliklere doğru uçarak ilerlemeye başladı. Hikayelerde duyduğu gibi ellerini istediği yöne uzatması ve ilerlemeyi istemesi yetiyordu. Böylece ilerlemeye başladı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis

Post by Lord Necros »

Drowun kendi kendine mırıldanmalarından Necros, onun deli olduğuna kanaat getirmişti. Yolculuğun onu sarsmasının söz konusu olacağını sanmıyordu. Buçukluk bile sağlamken drowun haydi haydi iyi olması gerekirdi. Bu da geriye tek açıklama bırakıyordu.

"Harika. Tek ihtiyacım olan deli bir drowdu zaten."

Sonra buçukluğun bir şeyler gevelediğini duydu ve ona döndü. Rivro, Başbüyücü"nün her şeyden vazgeçmiş, inanamayan bakışları eşliğinde ipliklere doğru uçuyordu!

"Majesteleri, Majesteleri! Beni neden bunlarla cezalandırdınız?!" diye acıklı bir tonla mırıldandıktan sonra Başbüyücü derin bir nefes alıp kükredi. "RİVRO!" Acaba sesi boyutta yankılanır mıydı? Pek sanmıyordu çünkü sesin yankılanması için katı cisimler lazımdı ve her yer alabildiğine gökken bu pek de mümkün değil gibi duruyordu. O halde o tarafa dönüp konuşmadığı kimse onu duyamamalıydı. Ama şimdi fizik kurallarını düşünmenin sırası değildi. Başbüyücü başını sallayıp bölünen düşüncelerine-ve azarına-geri döndü. "GÃ?NEşE GİDECEğİZ DEDİM SENİ BEYİNSİZ BUÃ?UKLUK! GÃ?NEşE, İPLİKLERE DEğİL!"

Hizmetkârlarını ezmeye alışmış, tiran ruhlu Başbüyücü bir elini kaldırıp parmaklarını açarak buçukluğa doğru uzandı. Gözleri cam gibi anlamsız hale gelmişti. Büyüyü yapacak konsantrasyona girmişti. Yapması gereken tek şey, ezberindeki büyüyü çağırıp bu aşağılık yaratığı cezalandırmaktı. Zihninde, planını kurmuştu bile.

Başbüyücü havaya kaldırdığı eliyle tuhaf hareketler yapmaya başladı ve ağzından sadece büyücülerin anlayabileceği sözler döküldü. (Message) Normalde bu büyüyü yapması için bakır bir tele ihtiyaç duyardı, ama Necros"un gücü böyle basit malzemelerle uğraşmanın ötesindeydi (Eschew Materials)

Büyüsü bittiğinde Başbüyücü gözlerini kapattı ve transtan çıkarmış gibi ileri geri sallandı. Sonra da gözlerini açtı. Artık gözleri anlamlı bakıyordu. Dudaklarını hafifçe kıpırdatarak diğerlerinin duymayacağı şekilde fısıldadı.

"Seni lanetledim buçukluk. Bundan sonra aramızda küçük bir bağ olacağından yapacağın her hareketten bilgim olacak. Laneti sadece yapan kaldırabilir. Bundan sonra yapacaklarını da bileceğim için sakın kimseye bundan söz etme, yoksa lanetin seni acı çektirerek yok etmesini sağlarım. şimdi hemen buraya dön. Güneşe gideceğiz."

Büyüsünü bitiren Başbüyücü, tatminkârlıkla Rivro"nun vereceği-muhtemelen acınası-tepkiyi bekledi.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Hobbit sesi duyunca irkildi. Adam büyücü çok sinirli bir adamdı. Dönmeyi düşünüyordu ki en ufak sesi en ufak tehlikeyi fark etmek zorunda olan bir yaşamın verdiği bir güdünün yardımıyla büyücünün sözlerini duydu.

Hobbit büyü bittiğinde hobbit bir şey hissetmedi. Ama adamın sözlerini tam anlamasa da kötü bir şeyler olduğunu anladı. Lanet sözcüğünü bir yerden çıkarıyordu ama ne idi.

Hobbitin içine bir anda korku doldu. Bu adam bir şekilde kendini diğerlerinden kaçırmak istiyor olabilirdi. Büyücülerin insanlara korkun. şeyler yaptığını duymuştu. Sonra kaçırdıkları insanlarmış gibi gözüküp o kendi annesine babasına o kendisine yardım eden insan kızına da zarar verebilirlerdi. Rivro tüm bu arkadaşlarını, ailesini seviyordu. Ve onun da ötesinde belki ilk zarar görecek olan grup arkadaşlarından da hoşlanmıştı. Boynuzlu olan bile sanki yakından bakıldığında o kadar da kötü değil gibiydi. Arkadaşları da zarar görebilirdi.

Hobbit düşündü. Kendisinin bir şey yapma şansı yok gibiydi. Grup arkadaşları olan diğer beş insan kendisine belki yardım edebilirlerdi. Cüce sanki büyü yaptığını söylemiş gibiydi. Hem uzunlar büyüden daha fazla anlarlardı. Ama onlara direk bir şey söylerse Nergos acı çekeceğini söylemişti. Belki çetede uyguladığı bir yöntem işe yarayabilirdi.

Ã?etede bulunmamış insanlar genelde ne kadar fısıldayınca ne kadar uzaktakilerin duyacağını bilemezdi. Burada sesi sessizmiş gibi yaparak birçok kişiyi kandırmak mümkün oluyordu. Aslında çok uzaktaki çete üyelerinin bile yakındaki adama söylenenleri duyması böylece onun veya başkasının tehlikede olduğunu anlaması mümkün olabiliyordu. Gerçi grup üyeleri bu yeni adama karşı denenleri dikkatli dinlemezlerse duyamayabilirlerdi.

Adama doğru ilerledi. Bir yandan korkudan titriyordu. İki hobbit kolu mesafede durup Tamam efendim dedi nisbeten yüksek bir sesle Sonra kimsenin göremeyeceği şekilde yüzünü Nergosa döndü. Fısıltıya çok benzeyen ama iki metre çapındaki kişilerin dikkat ederse duyabilecekleri bir sesle .. Özgünüm efendim dedi. Nanetlenmeyi hakettim. Bundan sonra sözünüzden çıkmayacağım efendim.

Diğerlerinin ani tepki vermemesini sağlamak için onlara işaret de verme amacı ile döndü.

Sanırım... dedi titrek bir sesle şimdi güneşe gideceğim.
Ve güneşe dönerek o yöne doğru uçmaya başladı.

RP dışı: Bir şey hissetmediği yazıldığı için öyle olduğunu varsaydım. [/i]
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Locked