KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI)
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
Necros tam Kami"ye aynı tekniği kullanmasını söyleyecekti ki yerleşiğin yanlarına iyice vardığını fark etti ve sözlerini geri yuttu. Sol elini de Kami"nin omzundan geri çekti. Belki yerleşik bu sefer başka bir şeyler denerdi.
Yerleşik kendi dilinde konuştu. Görünüşe göre boşuna ümit etmişti Başbüyücü. Tekrar Kami"ye doğru eğildi. Ve yerleşik bir kez daha konuştu. Necros, dili duyduğunda donakaldı. Bu dili bilmiyordu, ama aşinaydı. Nefret ettiği bir ırkın diliydi bu.
Necros tekrar doğrulup yerleşiğe bakarken yerleşik üçün bir dilde-bu sefer Necros"un anlayabileceği ejderha lisanında-konuştu. Rezalet bir aksanı vardı ve Necros ister istemez yüzünü buruşturdu. Kusursuz bir ejderha lisanıyla vereceği cevap dilinin ucuna kadar gelmişti ki durdu.
Belki de burada susmak daha iyi olacaktı. Belki kendisinden başka da bu dillerden en azından birisini anlayan birisi olabilirdi. Bu durumda kendisine gerek kalmazdı. Geride kalmak ve izlemek ona uzun vadede daha çok şey kazandıracaktı.
Başbüyücü grubu süzerken cüce öne çıktı. Necros rahat bir nefes alarak kendisine ihtiyaç olmamasının huzurunu yaşadı, ta ki...
Cüce o kahrolası semavi dilde konuşmuştu!
Tüm cücelerin ve semavi yaratıkların canları cehenneme!
En kötüsü ise Necros hiçbir şey anlamıyordu. O ikisi her şeyi konuşuyor olabilirlerdi ve Necros bunların hakkında hiçbir şey bilmeyebilirdi. Keşke daha önce konuşmaya o girseydi. Belki daha iyi olurdu. Ama iş işten geçmişti artık.
Başbüyücü, pişmanlığına o kadar dalmıştı ki neredeyse Rasnar"ın ona söylediklerini kaçırıyordu.
"Neden önce onlara kafesi onların yaratıp yaratmadığını sormuyorsun? Belki de kendilerinin yaptığı bir şeydir." Necros dudaklarını büktü. İçinden lanetler ederek dönüp Rivro"yu aradı.
Umarım bir şeyler karıştırmıyordur.
Yerleşik kendi dilinde konuştu. Görünüşe göre boşuna ümit etmişti Başbüyücü. Tekrar Kami"ye doğru eğildi. Ve yerleşik bir kez daha konuştu. Necros, dili duyduğunda donakaldı. Bu dili bilmiyordu, ama aşinaydı. Nefret ettiği bir ırkın diliydi bu.
Necros tekrar doğrulup yerleşiğe bakarken yerleşik üçün bir dilde-bu sefer Necros"un anlayabileceği ejderha lisanında-konuştu. Rezalet bir aksanı vardı ve Necros ister istemez yüzünü buruşturdu. Kusursuz bir ejderha lisanıyla vereceği cevap dilinin ucuna kadar gelmişti ki durdu.
Belki de burada susmak daha iyi olacaktı. Belki kendisinden başka da bu dillerden en azından birisini anlayan birisi olabilirdi. Bu durumda kendisine gerek kalmazdı. Geride kalmak ve izlemek ona uzun vadede daha çok şey kazandıracaktı.
Başbüyücü grubu süzerken cüce öne çıktı. Necros rahat bir nefes alarak kendisine ihtiyaç olmamasının huzurunu yaşadı, ta ki...
Cüce o kahrolası semavi dilde konuşmuştu!
Tüm cücelerin ve semavi yaratıkların canları cehenneme!
En kötüsü ise Necros hiçbir şey anlamıyordu. O ikisi her şeyi konuşuyor olabilirlerdi ve Necros bunların hakkında hiçbir şey bilmeyebilirdi. Keşke daha önce konuşmaya o girseydi. Belki daha iyi olurdu. Ama iş işten geçmişti artık.
Başbüyücü, pişmanlığına o kadar dalmıştı ki neredeyse Rasnar"ın ona söylediklerini kaçırıyordu.
"Neden önce onlara kafesi onların yaratıp yaratmadığını sormuyorsun? Belki de kendilerinin yaptığı bir şeydir." Necros dudaklarını büktü. İçinden lanetler ederek dönüp Rivro"yu aradı.
Umarım bir şeyler karıştırmıyordur.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Rivro adamın tekrar anlamadığı sözcükleri söyleyişini izledi. Anlaşılmayan sözcükler.. Sanki Kuron gibi bir şey üçünde de bulunuyordu.
Neyse şu büyücü Nergos konuşulanları anlamış gibiydi. Bu anlamsız kelimeleri anlayabilenlerden biri olmalıydı. Rivro da böyle bir gücü olmasını isterdi. Her halde bu da bir çeşit büyüydü.
Konuşan büyücü Nergos olmadı. Grubun diğer büyücüsü cüce konuştu. O da anlamadığı bi şeyler söylüyordu. Sadece şu kafesle ilgili şeyi anlamıştı. Nergostan kafesi kaldırmasını istemişti.
Demek kafesi Nergos yapmıştı. Yine de Rivro içinde bir şey....
Bu tılsım denen şey.... yapmış olabilir miydi? Kimi sanki bunun ne olduğunu biliyor gibiydi.
Yine de eğer bu kafesi yapan şey tılsımsa... büyücü Nergos onu kaldırabilir miydi?
OOOOOOF çok karışık konulardı ve Rivro bunları anlamıyordu. Belki kafesin çevresinde dolaşırsa açılacak bir kapı gibi bir şey bulabilirdi. Kilit açmayı çok iyi bilmiyordu. Ama çetede bunu bilenleri birçok defa izlemişti çok az da olsa denemişti. Ã?etede bu konuda en kötülerden biri idi yine de gerekirse şansını deneyecekti.
Kafesin etrafında dolaşarak kapı gibi bir şeyler aramaya başladı.
Neyse şu büyücü Nergos konuşulanları anlamış gibiydi. Bu anlamsız kelimeleri anlayabilenlerden biri olmalıydı. Rivro da böyle bir gücü olmasını isterdi. Her halde bu da bir çeşit büyüydü.
Konuşan büyücü Nergos olmadı. Grubun diğer büyücüsü cüce konuştu. O da anlamadığı bi şeyler söylüyordu. Sadece şu kafesle ilgili şeyi anlamıştı. Nergostan kafesi kaldırmasını istemişti.
Demek kafesi Nergos yapmıştı. Yine de Rivro içinde bir şey....
Bu tılsım denen şey.... yapmış olabilir miydi? Kimi sanki bunun ne olduğunu biliyor gibiydi.
Yine de eğer bu kafesi yapan şey tılsımsa... büyücü Nergos onu kaldırabilir miydi?
OOOOOOF çok karışık konulardı ve Rivro bunları anlamıyordu. Belki kafesin çevresinde dolaşırsa açılacak bir kapı gibi bir şey bulabilirdi. Kilit açmayı çok iyi bilmiyordu. Ama çetede bunu bilenleri birçok defa izlemişti çok az da olsa denemişti. Ã?etede bu konuda en kötülerden biri idi yine de gerekirse şansını deneyecekti.
Kafesin etrafında dolaşarak kapı gibi bir şeyler aramaya başladı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Quarion Semavi dilden anlayan Rasnar'a oldukça memnun gözlerle baktı. Yüzünde bir anda heyecanlı bir ifade okundu, sonra sözleri birer birer idrak etmek üzere dinlemeye koyuldu.
Es utherall harqyn Cell aesth gebr Resnar. Praste celluin hyen aldur kha Zhakhros, inna liaen quis emar duinall. Wech nuarne fveesa uth Arelin.
Quarion kendi açıklamasını yaptıktan sonra kısa süre bekledi. Yüzünde durgun bir ifade oluşmuştu şimdi. Sağ elini alışkanlığı Rasbar' a ve diğerlerine uzattı. Son sözlerini söylerken ellerini tekrar göğsünün altında birleştirdi.
Thin aur cheesz? Wihn narull anna devly suorp?
şimdi Rasnar'ın cevabını bekliyordu. Diğer yandan grup üyeleri Quarion'un hala kendilerini izliyor olduğunu düşünmekteydiler. Hislerinde haksızda sayılmazdılar. Quarion söylediklerini başka birisi daha anlıyormu diye grubun tamamını inceden inceye süzmekteydi.
**********
Rivro sıkıntıdan mı yoksa meraktan mı bilinmez, altıni ışıklarla parıldayan küresel kalkana yaklaşmıştı. Yaklaşır yaklaşmaz tenine minik minik iğneler batar gibi oldu. Buçukluğu huzursuz etmekten ziyade hoşluk veren bir histi bu.
Kafesin etrafını ararkende kapı veya benzeri hiçbirşeye rastlamadı. Ama dikkatle inceleyecek olursa bu kalkanın ince düğümlerln ucuca eklenmesiyle oluşturulmuş oldukça güzel ve ince ipliklerden ibaret olduğunu görecekti.
Üstelik kafese girebilmesi için kapıya da ihtiyacı yok gibiydi. Kendisi için kafesin işişne yaramayacak kadar küçük bir boşluk yaratıp içeri girebilirmiş gibi gözüküyordu.
O an belindeki minik bıçakçık parıldar gibi oldu,
Belki derin bir kesik kafesin ağsı yapısının dağılıp parçalanmasına yol açabilirdi ama Rivro'nun içeri geçmesi için ufacık bir delik yeterliydi.
Sonra içeridekilerin kendi aralarında fısıldaştıklarını duyar gibi oldu. Minik gözleri kafesin içinde minik minik kareler halinde gözüken yerleşikleri izledi bir anlığına.
Es utherall harqyn Cell aesth gebr Resnar. Praste celluin hyen aldur kha Zhakhros, inna liaen quis emar duinall. Wech nuarne fveesa uth Arelin.
Quarion kendi açıklamasını yaptıktan sonra kısa süre bekledi. Yüzünde durgun bir ifade oluşmuştu şimdi. Sağ elini alışkanlığı Rasbar' a ve diğerlerine uzattı. Son sözlerini söylerken ellerini tekrar göğsünün altında birleştirdi.
Thin aur cheesz? Wihn narull anna devly suorp?
şimdi Rasnar'ın cevabını bekliyordu. Diğer yandan grup üyeleri Quarion'un hala kendilerini izliyor olduğunu düşünmekteydiler. Hislerinde haksızda sayılmazdılar. Quarion söylediklerini başka birisi daha anlıyormu diye grubun tamamını inceden inceye süzmekteydi.
**********
Rivro sıkıntıdan mı yoksa meraktan mı bilinmez, altıni ışıklarla parıldayan küresel kalkana yaklaşmıştı. Yaklaşır yaklaşmaz tenine minik minik iğneler batar gibi oldu. Buçukluğu huzursuz etmekten ziyade hoşluk veren bir histi bu.
Kafesin etrafını ararkende kapı veya benzeri hiçbirşeye rastlamadı. Ama dikkatle inceleyecek olursa bu kalkanın ince düğümlerln ucuca eklenmesiyle oluşturulmuş oldukça güzel ve ince ipliklerden ibaret olduğunu görecekti.
Üstelik kafese girebilmesi için kapıya da ihtiyacı yok gibiydi. Kendisi için kafesin işişne yaramayacak kadar küçük bir boşluk yaratıp içeri girebilirmiş gibi gözüküyordu.
O an belindeki minik bıçakçık parıldar gibi oldu,
Belki derin bir kesik kafesin ağsı yapısının dağılıp parçalanmasına yol açabilirdi ama Rivro'nun içeri geçmesi için ufacık bir delik yeterliydi.
Sonra içeridekilerin kendi aralarında fısıldaştıklarını duyar gibi oldu. Minik gözleri kafesin içinde minik minik kareler halinde gözüken yerleşikleri izledi bir anlığına.
Code: Select all
Ne şükür ki semavi dilden anlıyorsunuz Rasnar Efendi. Koruma kalkanı Üstad Xakhros tarafından yapıldı, maksadımız yalnızca güvenliktir. Sizlerin niçin burada olduğunuzu öğrenmek istiyoruz.(Duraksar ve son cümleye değinir) Nereden geliyorsunuz? Kimler yokoluşun pençeleri altındadır? Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Kalkanla ilgili duydukları cücenin içini rahatlatmışsa da bunu kendine itiraf etmeyecekti, en azından şimdilik. Bu konuyu bir an önce kafasından uzaklaştıran Ransar tekrardan Quarion`a odaklandı. Adamın sesini dinlemek hoştu. Ancak fazla kendini kaptırmadan sorunu halletmeliydi. Tekrar konuşmaya başladığında sesi kendinden biraz daha emin çıkıyordu.
Helyn caer el`zuler des Quarion. Brea uth te nattarest elu falair vreey. Somuessl fe harqyn inkus dul zibndl, telune vec aluuan morimar`lyn voll. Vendarin valad`enk poisseras chulyn. Solie der`kuin chas empulisn.
Cüce bir an duraksayarak başını öğe eğdi. Geldikleri yerdeki felaketin haberlerini başka diyarlara taşıma konusunda isteksizdi. Belki de peşlerinde bir şekilde bundan faydalanabilecekler olabilirdi. Yaşamın özündeki bu yaratıkları tehlikeye atmak ne kadar doğru olabilirdi ki! "Ã?nce halkımız sonra da tüm yaşayanlar" demişti bir keresinde tek saygı duyduğu rahip olan yaşlı Khalzur. Bir çok yobaz cüce rahibin aksine içinde doğumundan öncesine dayanan bir ilahi öz vardı ve buna ihanet etmeyecekti. Tanrıların çocuklarına ihanet etmeyecekti. Kafasını kaldırıp Quarion`un gözlerinin içine bakarak konuşmasını sürdürdü.
Sulevyn deis tu vesse luinen. Dur teas`sa yheen solemu thur dailende chos muapras , fkreyn ver cfaas. Sxonx vend`tuel sor nelconnu?
Cüce artık grubun geri kalanını unutmuş tüm dikkatini karşısındaki yerleşiğe vermişti.
Helyn caer el`zuler des Quarion. Brea uth te nattarest elu falair vreey. Somuessl fe harqyn inkus dul zibndl, telune vec aluuan morimar`lyn voll. Vendarin valad`enk poisseras chulyn. Solie der`kuin chas empulisn.
Cüce bir an duraksayarak başını öğe eğdi. Geldikleri yerdeki felaketin haberlerini başka diyarlara taşıma konusunda isteksizdi. Belki de peşlerinde bir şekilde bundan faydalanabilecekler olabilirdi. Yaşamın özündeki bu yaratıkları tehlikeye atmak ne kadar doğru olabilirdi ki! "Ã?nce halkımız sonra da tüm yaşayanlar" demişti bir keresinde tek saygı duyduğu rahip olan yaşlı Khalzur. Bir çok yobaz cüce rahibin aksine içinde doğumundan öncesine dayanan bir ilahi öz vardı ve buna ihanet etmeyecekti. Tanrıların çocuklarına ihanet etmeyecekti. Kafasını kaldırıp Quarion`un gözlerinin içine bakarak konuşmasını sürdürdü.
Sulevyn deis tu vesse luinen. Dur teas`sa yheen solemu thur dailende chos muapras , fkreyn ver cfaas. Sxonx vend`tuel sor nelconnu?
Cüce artık grubun geri kalanını unutmuş tüm dikkatini karşısındaki yerleşiğe vermişti.
Code: Select all
Bizler, sizin deyiminizle bir başka madde düzlemden geliyoruz Qarion. Orası benim kendi düzlemim olmasa dahi akıllı canlılar da olmak üzere bir çok canlıya ev sahipliği yapıyor. Tüm bunlar sebebini benim de tam olarak kavrayamadığım büyük bir kozmik çöküşün eşiğindeler. Ne olduğundan emin olamadığımız çok güçlü bir boyutdışı tarafından o düzlemden koparılıp alındık ve kadim bir tanrıya ait bir nesneyi arıyoruz. (duraksama ve önüne bakıp devam etme) Ancak yinede bunu size söylemek konusunda emin değilim çünkü istemeden de olsa büyük bir bilgi ile birlikte sizlerin üzerine eşit büyüklükte bir tehlike de serebiliriz. Bu bilgiler ışığında önerebileceğiniz herhangi bir başlangıç noktası olabilir mi?Rivro kafeste kendilerine bakanları bir süre izledi. Onları tam olarak göremiyordu. Ama korkuyor olmalıydılar. Eğer büyüyü büyücü yaptıysa.. O adam nasıl çıktı diye de düşündü.. Belki büyücü birisine izin vermişti. Ne olursa olsun ipliklerden yapılmış gibi gözüken bir kafeste.. Yaklaşınca eli karıncalamıyordu.. Garip bir duygu olsa da rahatsız etmiyordu.
Kafesi açıp içerideki çıkarması gerektiğini düşündü. Beline taktığı bıçağı çıkardı. Ucunu ipliklerden birine geçirip kafesi yaratmış iplikleri kesmeye çalıştı.
Kafesi açıp içerideki çıkarması gerektiğini düşündü. Beline taktığı bıçağı çıkardı. Ucunu ipliklerden birine geçirip kafesi yaratmış iplikleri kesmeye çalıştı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Quarion Rasnar'ın her dediğini iyice dinledikten sonra bir süre düşünedurdu. Dil ona biraz olsun ağır gelmekle beraber kullana kullana sözlere ve birbirleri içinçdeki uyumada dikkat etmeye başladı yerleşik. Karşısındaki kısa boylu Rasnar'ın ses tonundaki kalınlık ise onun söylenenleri daha da dikkatli dinlemesini gerektiriyordu. Ama duyduğu ses onun hoşuna gitmemişte değildi açıkçası, bu cüce oldukça sıcakkanlıydı. Kalın sesinin altında manadar bir tonlama vardı.
Sonra Quarion başını hafifçe dikleştirdi.
Este har ell un dealarm. Klaeth ainna d'huur. Yhanne klyen sar, preasse hin harzusz im kzash el dessar? Khirsaz un harh fur nhimma Quivalente?
Quarion Rasnar'ı dinlemeye devam etti.
**********
Rivro elini bıçağına attı, ince gördüğü iplikleri birer birer doğramaya yeltendi.
İplikler ince ve narin görünüyorlardı ama neden kesilmiyordu ki bunlar.
Rivro bıçakla iplikleri hızlı hızlı yarmaya yararken dili ağzından çıkarak dudağının altına yapışmıştı.
Bir iki seri hareketin ardından Rivro bıçağının ağın içinden geçiyor olduğunu farketti. Bıçak tereyağının içinden geçer gibi kalkanı yarıyordu!
Birazdan Rivro kendi geçebileceği minik bir delik oluşturmuştu.
Sonra Quarion başını hafifçe dikleştirdi.
Este har ell un dealarm. Klaeth ainna d'huur. Yhanne klyen sar, preasse hin harzusz im kzash el dessar? Khirsaz un harh fur nhimma Quivalente?
Quarion Rasnar'ı dinlemeye devam etti.
**********
Rivro elini bıçağına attı, ince gördüğü iplikleri birer birer doğramaya yeltendi.
İplikler ince ve narin görünüyorlardı ama neden kesilmiyordu ki bunlar.
Rivro bıçakla iplikleri hızlı hızlı yarmaya yararken dili ağzından çıkarak dudağının altına yapışmıştı.
Bir iki seri hareketin ardından Rivro bıçağının ağın içinden geçiyor olduğunu farketti. Bıçak tereyağının içinden geçer gibi kalkanı yarıyordu!
Birazdan Rivro kendi geçebileceği minik bir delik oluşturmuştu.
Code: Select all
Oldukça çarpıcı fakat benim bilgilerimin dışında bahsettikleriniz. İsteğinizi anlıyorum, belki de sizi söylediklerinizi bilebilecek birilerinin karşısına çıkarmalıyız? Bunun için topraklarımızda sorumluluğumuzun üzerinizde olmasına Ulu Kraliçe adına and verebilir misiniz?
Last edited by Eldarin_ on Sun Mar 12, 2006 10:26 am, edited 1 time in total.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Cüce, Quarion`un tedirgin olmamasına ne kadar sevindiyse de daha çok kişiye ne olduğunu anlatma konusunda pek hevesli değildi. Özellikle de ürkütücü yarı iblis, kaçık bir drow elfi, hırslı bir büyücü - hemde kapkara bir cüce giyen lanet olası bir büyücü - ve hepsinden daha tehlikeli buçukluğu düşününce kararsızlığı artmıştı. Yine de birşeyler yakalayabilirlerdi ve şu ana kadar ellerinde olan tek şey buydu.
Beldrun essi`el Quvalente. Uth tuniel ver pualaqel rhimen cüce sağ elini yavaşça belindeki savaş baltasının sapına koyduktan sonra göğsünü kabartır ve kalbinin üzerine denk gelen metal zırhın üzerindeki sembolü işaret eder. Harh fur nhimma Esteliende Tuol Clangeddin ver Duliemmen Moradin. Elu`fhaer duli gxen rhimen...
Duraksayan cüce tek kaşını kaldırarak soru sorarcasına yerleşiğe bakmaya başlar.
Beldrun essi`el Quvalente. Uth tuniel ver pualaqel rhimen cüce sağ elini yavaşça belindeki savaş baltasının sapına koyduktan sonra göğsünü kabartır ve kalbinin üzerine denk gelen metal zırhın üzerindeki sembolü işaret eder. Harh fur nhimma Esteliende Tuol Clangeddin ver Duliemmen Moradin. Elu`fhaer duli gxen rhimen...
Duraksayan cüce tek kaşını kaldırarak soru sorarcasına yerleşiğe bakmaya başlar.
Code: Select all
Ulu Kraliçenin kim olduğunu bilmiyorum. Ancak üstümde gördüğünüz semboller (savaş baltasındaki çapraz balta ve göğsündeki çekiç&örs sembollerini işaret eder) yani Savaş Babası Clangeddin ve Yaratıcı Moradin adına yemin edebilirim. Sanırım bu sizin için yeterli olmalıdır. Rivro açılan deliğe girmek için yüzüstü yattı. Delikten geçerken karıncalanma tüm bedenine yayıldı. Bir parça rahatsız ediciydi ama değişikti.
Kafesin öbür tarafına çıktığında hala o karıncalnamanın yarattığı hissi üzerinde taşıyordu hobbit. Kendine gelmesi biraz sürdü. Sonra etrafına baktı. Bir sürü sarı adam...
Onları bu kafese sokan ya kendisi idi ya da büyücüydü. Ne olursa olsun buradan çımaları gerekiyordu.
Hobbit adamlara eliyle kendisini işaret etti. Sonra kafesteki deliği işaret etti.
Sonra bu defa parmağı ile oradakilerden birini gösterip daha sonra yere yatıp sürünüyormuş gibi yaptı.
Sonra bu adamların çok büyük oldukları aklına geldi. Onlar için daha kocaman bir delik gerekiyordu. Bıçağı tekrar belinden çıkardı ve kafesteki deliğin üstündeki sağlam iplikleri kesmeye başladı.
Karıncalanma hissi geri gelmişti ama Rivro artık buna alışıyor gibiydi.
Kafesin öbür tarafına çıktığında hala o karıncalnamanın yarattığı hissi üzerinde taşıyordu hobbit. Kendine gelmesi biraz sürdü. Sonra etrafına baktı. Bir sürü sarı adam...
Onları bu kafese sokan ya kendisi idi ya da büyücüydü. Ne olursa olsun buradan çımaları gerekiyordu.
Hobbit adamlara eliyle kendisini işaret etti. Sonra kafesteki deliği işaret etti.
Sonra bu defa parmağı ile oradakilerden birini gösterip daha sonra yere yatıp sürünüyormuş gibi yaptı.
Sonra bu adamların çok büyük oldukları aklına geldi. Onlar için daha kocaman bir delik gerekiyordu. Bıçağı tekrar belinden çıkardı ve kafesteki deliğin üstündeki sağlam iplikleri kesmeye başladı.
Karıncalanma hissi geri gelmişti ama Rivro artık buna alışıyor gibiydi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Quarion dilini dudakları üzerinde gezdirirken Rasnar'ın söylediklerini birere birer kendi kafasında tartıyordu. Clangeddin ve Moradin onların ulu saydıkları kimseler olabilirdi. Böylesi daha iyiydi. Bahsettiği kimselerin kim olduğunu bilmese de kendi saygınlık duydukları kimselerin üzerlerine and içmeleri daha mantıklıydı.
Yerleşik bunun üzerine başını olumlu anlamda salladı.
Thim maur harhen khirsaz veshar uolna. Niammaur caer rhimma el oun kzash. Pylar themm sylaer phimmer. Bedanna kleien uol prectas celluin. Hesea prectul uol ylra inphecta khin alair.
Quarion ilerideki kafese baktı. Eliyle orayı gösterdi.
Celluin lumen uhra. İnnador xharast thusa
Ardından Quarion tekrar döndü ve ellerini iki yana açtı, sonra kendi yanına gelmelerini işaret edercesine ellerini önünde birleştirdi. Diğer taraftan Rasnar' a bakmaktaydı.
Krestan uol ghael duoana gebr Resnar. Lechtan khin prast.
Durdu ve Rasnar'ın diğerlerine söylemelerini bekledi. Diğer yandan gerisindekilere bir işaret yapmıştı.
Rivro kalkanı kesmeye uğraşırken tüm ipliklerin bir anda dağılıp etrafa saçıldığını gördü. Bıçağı biraz sertçe geçirivermiş olabilirdi kafese? Minikte olsa bıçağı havada kontrol etmek ona zor geliyordu. Yada belki de kesmesi gerektiğinden fazla kesmişti? Bu bir tehlike miydi acaba? Yoksa içeridekileri kurtarmış mı sayılırdı?
Her halükarda artık kalkan yoktu, iplikler küçük bir çocuğun ağzında dağılan pamuk şekeri gibi dağılıvermişti...
Yerleşik bunun üzerine başını olumlu anlamda salladı.
Thim maur harhen khirsaz veshar uolna. Niammaur caer rhimma el oun kzash. Pylar themm sylaer phimmer. Bedanna kleien uol prectas celluin. Hesea prectul uol ylra inphecta khin alair.
Quarion ilerideki kafese baktı. Eliyle orayı gösterdi.
Celluin lumen uhra. İnnador xharast thusa
Ardından Quarion tekrar döndü ve ellerini iki yana açtı, sonra kendi yanına gelmelerini işaret edercesine ellerini önünde birleştirdi. Diğer taraftan Rasnar' a bakmaktaydı.
Krestan uol ghael duoana gebr Resnar. Lechtan khin prast.
Durdu ve Rasnar'ın diğerlerine söylemelerini bekledi. Diğer yandan gerisindekilere bir işaret yapmıştı.
Rivro kalkanı kesmeye uğraşırken tüm ipliklerin bir anda dağılıp etrafa saçıldığını gördü. Bıçağı biraz sertçe geçirivermiş olabilirdi kafese? Minikte olsa bıçağı havada kontrol etmek ona zor geliyordu. Yada belki de kesmesi gerektiğinden fazla kesmişti? Bu bir tehlike miydi acaba? Yoksa içeridekileri kurtarmış mı sayılırdı?
Her halükarda artık kalkan yoktu, iplikler küçük bir çocuğun ağzında dağılan pamuk şekeri gibi dağılıvermişti...
Code: Select all
O halde verdiğiniz söz tüm arkadaşların için geçerlidir. Sizleri topraklarımıza indireceğiz. Bilgelerimizin huzuruna çıkrakaracağız. Ama önce bizim oluşturacağımız koruma kalkanının içine girmelisiniz. Bu sizi düzlemimizin olası etkilerine karşı koruyacaktır.(İlerideki kafesi gösterir) Kalkan bunun bir benzeri. Size zarar vermeyecektir.(Döner ve ellerini açar). Onlara gelmelerini söyler misin Efendi Rasnar. şimdi gidelim. Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Karşısındakini dikkatle dinleyen Ransar hafifçe başıyla onayladı ve cevap verdi :
Duona ghael vier`tulyn Quarion, hear dulian fesc`hii dulemo underasi vool.
Cüce sıkıntıyla gruptakilere göz gezdirdi. Ne gibi bir karşılık vereceklerini kestirmek güçtü. Özellikle de büyücü muhakkak başka bir yol bulunması konusunda ısrar edecekti. Yarı-iblisinde ayı şekilde problem çıkarması muhtemel gözüküyordu. Yine de şu ana kadar ellerinde olan tek şey buydu ve yeterince sağduyulu olacaklarını ummaktan başka yapabileceği birşey yoktu. Kafasında bunları tartan cüce Quarion`a döndü :
Ulien des fraab mretti zakhap dulin heer fulima sonn ver dells.
Quarionla olan konuşması biten cüce durumu nasıl açıklayacağını düşünmeye devam etti. Garip drow bir süredir sessiz durmaktaydı tıpkı diğer sessiz olan gibi. Onun bu uslu halini iyiye alamet olarak gören cücenin suratına tam bir gülümseme yerleşmek üzereyken gözü uçukluğa takıldı. Rivro bir şekilde kafesin içine girmiş ve elinde ufak bir bıçak tutuyordu. Tekrardan iplikçiklerin arasına meyleden bıçağı iplikçiklere doğru savurduğunu farketti. Tam ağzını açıp buçukluğa bağıracaktı ki kafesin bir anda dağılıverdiğini gördü.
Ransar şaşırmıştı ancak yerleşiklerin herhangi bir telaş yada şaşkınlık emaresi göstermediklerini farkedince herhangi bir tepkide bulunmadı. şimdi yoldaşlarla konuşma zamanıydı.
Beyler biraz yaklaşırmısınız? Cücenin sesi istediğinden yüksek çıkmıştı. Yerleşiklerin yanında dolanmakta olan buçukluğun sesini duyduğundan emin olduktan sonra devam etti.
İyice yakınıma gelin. Hah. şimdi gördüğünüz gibi yerleşiklerle konuştum. Bizimle konuşan adamın adı Quarion. Kendi halkı arasında bir çeşit sözcü yada lider olmalı. Kim olduğumuzu ve burada ne aradığımızı sordu ve O`na , tehlikeli olmayacak kadarından bahsettim ve bizi kendi halkı arasında daha bilge olanlara götürecek. Orada bilgi bulmak adına daha elverişli bir durumda olacağımıza şüphe yok. Her ihtimalde elimizde olan tek şey zaten bu
Cüce duraksayarak gruptakiler yüzlerine tek tek göz gezdirdi herhangi bir soru işareti yada itiraz varsa bile şimdilik dinlemeye devam ediyorlardı.
Ancak bir çoğunuzun idrak edebileceğinden çok farklı bir yerde olduğumuzu biliyorsunuz. Bu yüzden bizi istenmeyen etkilerden ve olaylardan korumak üzere az önce kendi üzerlerinde oluşturdukları gibi bir koruma kafesinde götürecekler, bunun bir problem yaratacağını zannetmiyorum. Zaten yaşamın özündeki bu yaratıkların saldırgan oldukları da pek bilinmez
Cüce tek kaşını kaldırıp grubu incelerken yarı-iblise doğru süzülmeye başladı.
Duona ghael vier`tulyn Quarion, hear dulian fesc`hii dulemo underasi vool.
Cüce sıkıntıyla gruptakilere göz gezdirdi. Ne gibi bir karşılık vereceklerini kestirmek güçtü. Özellikle de büyücü muhakkak başka bir yol bulunması konusunda ısrar edecekti. Yarı-iblisinde ayı şekilde problem çıkarması muhtemel gözüküyordu. Yine de şu ana kadar ellerinde olan tek şey buydu ve yeterince sağduyulu olacaklarını ummaktan başka yapabileceği birşey yoktu. Kafasında bunları tartan cüce Quarion`a döndü :
Ulien des fraab mretti zakhap dulin heer fulima sonn ver dells.
Quarionla olan konuşması biten cüce durumu nasıl açıklayacağını düşünmeye devam etti. Garip drow bir süredir sessiz durmaktaydı tıpkı diğer sessiz olan gibi. Onun bu uslu halini iyiye alamet olarak gören cücenin suratına tam bir gülümseme yerleşmek üzereyken gözü uçukluğa takıldı. Rivro bir şekilde kafesin içine girmiş ve elinde ufak bir bıçak tutuyordu. Tekrardan iplikçiklerin arasına meyleden bıçağı iplikçiklere doğru savurduğunu farketti. Tam ağzını açıp buçukluğa bağıracaktı ki kafesin bir anda dağılıverdiğini gördü.
Ransar şaşırmıştı ancak yerleşiklerin herhangi bir telaş yada şaşkınlık emaresi göstermediklerini farkedince herhangi bir tepkide bulunmadı. şimdi yoldaşlarla konuşma zamanıydı.
Beyler biraz yaklaşırmısınız? Cücenin sesi istediğinden yüksek çıkmıştı. Yerleşiklerin yanında dolanmakta olan buçukluğun sesini duyduğundan emin olduktan sonra devam etti.
İyice yakınıma gelin. Hah. şimdi gördüğünüz gibi yerleşiklerle konuştum. Bizimle konuşan adamın adı Quarion. Kendi halkı arasında bir çeşit sözcü yada lider olmalı. Kim olduğumuzu ve burada ne aradığımızı sordu ve O`na , tehlikeli olmayacak kadarından bahsettim ve bizi kendi halkı arasında daha bilge olanlara götürecek. Orada bilgi bulmak adına daha elverişli bir durumda olacağımıza şüphe yok. Her ihtimalde elimizde olan tek şey zaten bu
Cüce duraksayarak gruptakiler yüzlerine tek tek göz gezdirdi herhangi bir soru işareti yada itiraz varsa bile şimdilik dinlemeye devam ediyorlardı.
Ancak bir çoğunuzun idrak edebileceğinden çok farklı bir yerde olduğumuzu biliyorsunuz. Bu yüzden bizi istenmeyen etkilerden ve olaylardan korumak üzere az önce kendi üzerlerinde oluşturdukları gibi bir koruma kafesinde götürecekler, bunun bir problem yaratacağını zannetmiyorum. Zaten yaşamın özündeki bu yaratıkların saldırgan oldukları da pek bilinmez
Cüce tek kaşını kaldırıp grubu incelerken yarı-iblise doğru süzülmeye başladı.
Code: Select all
Onlarla konuşacağım Quarion, ancak bu biraz zaman alabilir. (sıkıntıyla etrafına bakar)Siz bu arada hazırlıklarını yapın çünkü konuşmalarımızın tercümesi biraz zaman alabilirHobbitin kafes aniden yok olduğunda bir defa daha faltaşı gibi açıldı.. Bu bu nasıl olmuş olabilirdi ki ? Bıçak iplikleri koparttıysa bile bu... Bu iplikler neredeydi? Kaybolmuşlardı hepsi kaybolmuştu...
Ne yapması gerektiğini düşünüp kendine gelmeye çalışırken cücenin sesini yükselttiğini duydu.. Sanki bu defa.. evet yine anlaşılır bi şeyler söylemişti cüce.. Dönüp ona bakınca da onu beklediğini gördü.
Kafesle ilgili düşünceyi kafasından atmaya çalışarak cücenin yanına gitti. Bu adamlar kafesten kurtulmuşlardı işte kim yapmışsa.
Cüceyi son söylediklerini duyunca tekrar gözleri açıldı ve titremeye başladı. Bu adamlar onları bir kafesin içinde bir yere götüreceklerdi. Sonra kendini sakinleştirdi. Onlar veya kendisi Rivro bu adamların kafese sokmuştu. şimdi cezası neyse çekecekti.
şimdi karşı çıkmak sarıları kızdırırdı. Buçukluk zamanı gelince suçun kendisinin olduğunu açıklayacaktı. Her ne kadar gözlerini yere çevirip kendini tutmaya çalışsa da korkudan titremesine engel olamıyordu.
Yine de cüce büyücüsüne dönerek "Tamam" dedi" Bizi kafese kapatsınlar o zaman.... Her ne kadar gözlerini yere çevirip kendini tutmaya çalışsa da korkudan titremesine engel olamıyordu. "
Ne yapması gerektiğini düşünüp kendine gelmeye çalışırken cücenin sesini yükselttiğini duydu.. Sanki bu defa.. evet yine anlaşılır bi şeyler söylemişti cüce.. Dönüp ona bakınca da onu beklediğini gördü.
Kafesle ilgili düşünceyi kafasından atmaya çalışarak cücenin yanına gitti. Bu adamlar kafesten kurtulmuşlardı işte kim yapmışsa.
Cüceyi son söylediklerini duyunca tekrar gözleri açıldı ve titremeye başladı. Bu adamlar onları bir kafesin içinde bir yere götüreceklerdi. Sonra kendini sakinleştirdi. Onlar veya kendisi Rivro bu adamların kafese sokmuştu. şimdi cezası neyse çekecekti.
şimdi karşı çıkmak sarıları kızdırırdı. Buçukluk zamanı gelince suçun kendisinin olduğunu açıklayacaktı. Her ne kadar gözlerini yere çevirip kendini tutmaya çalışsa da korkudan titremesine engel olamıyordu.
Yine de cüce büyücüsüne dönerek "Tamam" dedi" Bizi kafese kapatsınlar o zaman.... Her ne kadar gözlerini yere çevirip kendini tutmaya çalışsa da korkudan titremesine engel olamıyordu. "
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
Rasnar, yerleşiklerin sözcüsüyle konuşurken Necros çoktan ilgisini Rivro"ya vermişti. Ufak buçukluk gene bir haylazlıklar çeviriyor ve kafesle boğuşuyordu. Kimbilir yine ne yapmaya çalışacaktı. Ama Necros bu sefer bir şey demedi, sadece ne yapacağını izledi.
Buçukluk minik bir bıçak ile kafeste kendisinin geçebileceği büyüklükte bir delik açmış ve sonra içeri girip yerleşikleri çıkarmaya çalışmıştı. Ama yerleşiklerin o delikten geçemeyeceğini anlayınca daha büyük bir delik açmak için kafese tekrar hançerini geçirmişti ama her nasılsa kafes dağılarak yok olmuştu.
Necros ellerini yumruk yaparak buçukluğa ateş saçan gözlerle baktı ama sonra dilinin ucuna kadar gelen sözleri yuttu. Bunun nedeni hem cücenin kendilerine yaklaşmasıydı, hem de kafesin yok olmasının her halükarda işine gelmesiydi.
Başbüyücü sessizce cücenin söylediklerini dinledi. Adamın ismini kendisi de anlamıştı, ama gerisi... Cücenin sözü bittiğinde Necros kaşlarını kaldırdı.
"Kafes mi?!" Harika! Ã?nce Avernus"un zindanları, şimdi de tuhaf kafesler! "Yani onlara körcesine güvenip bir kafese girmemizi mi istiyorsun? Bu delilik! Bu yaratıklar bizlerin gerçek niyetimizi bilemezler, bu yüzden de söylediklerine kolayca güvenemezler. Bize bu kadar "yardımcı" olmaları mümkün değil! Üstelik üzerimizdeki rünler bizi yeterince koruyor, kafeslerine ihtiyacımız yok! Ama diğer yandan..." Başbüyücü çevresine bakınıp Pozitif Enerji Boyutu"nun engin boşluğuna göz gezdirdi. "Pek fazla seçeneğimiz yok gibi gözüküyor. En azından dişe dokunur bir şeyler bulabiliriz belki." Başbüyücü suratını buruşturdu. "Hem belki büyü malzemeleri de bulabilirim." Necros derin bir iç çekti. "Pekala, kabul ediyorum...mecburen."
Buçukluk minik bir bıçak ile kafeste kendisinin geçebileceği büyüklükte bir delik açmış ve sonra içeri girip yerleşikleri çıkarmaya çalışmıştı. Ama yerleşiklerin o delikten geçemeyeceğini anlayınca daha büyük bir delik açmak için kafese tekrar hançerini geçirmişti ama her nasılsa kafes dağılarak yok olmuştu.
Necros ellerini yumruk yaparak buçukluğa ateş saçan gözlerle baktı ama sonra dilinin ucuna kadar gelen sözleri yuttu. Bunun nedeni hem cücenin kendilerine yaklaşmasıydı, hem de kafesin yok olmasının her halükarda işine gelmesiydi.
Başbüyücü sessizce cücenin söylediklerini dinledi. Adamın ismini kendisi de anlamıştı, ama gerisi... Cücenin sözü bittiğinde Necros kaşlarını kaldırdı.
"Kafes mi?!" Harika! Ã?nce Avernus"un zindanları, şimdi de tuhaf kafesler! "Yani onlara körcesine güvenip bir kafese girmemizi mi istiyorsun? Bu delilik! Bu yaratıklar bizlerin gerçek niyetimizi bilemezler, bu yüzden de söylediklerine kolayca güvenemezler. Bize bu kadar "yardımcı" olmaları mümkün değil! Üstelik üzerimizdeki rünler bizi yeterince koruyor, kafeslerine ihtiyacımız yok! Ama diğer yandan..." Başbüyücü çevresine bakınıp Pozitif Enerji Boyutu"nun engin boşluğuna göz gezdirdi. "Pek fazla seçeneğimiz yok gibi gözüküyor. En azından dişe dokunur bir şeyler bulabiliriz belki." Başbüyücü suratını buruşturdu. "Hem belki büyü malzemeleri de bulabilirim." Necros derin bir iç çekti. "Pekala, kabul ediyorum...mecburen."
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Dragonfire
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 2005
- Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
- Location: Abyss
Büyücü Khelben tüm bu süre boyunca sessizce boş gözlerle dinlemeye, odaklanmaya çalıştı. Birşeyler fena halde yanlıştı! Vücuduna alışagelmiş hareketleri yapmakta zorlanıyordu. Ellerinin hissiyatıda gitmişti. En önemliside asası ve diğer malzemeleri eksikti! Sorunları vardı Khelben'in hemde büyük sorunları.
Khelben biraz daha odaklandı, aslında bir ayna hiç fena olmazdı ama henüz Pozitif enerji düzleminin etkilerini ve üzerinde fark ettiği rünleri incelemesi gerekiyordu. Bunun dışında Khelbenin kafasını kurcalayan bir nokta daha vardı. Neden teni kararmıştı? Rünlerdenmi? Ayrıca neden bir savaşçı gibi giydirilmişti. Birden tepesi atan Khelben Mystra adına 9 cehhenemde, neler dönüyor burada?
Khelben biraz daha odaklandı, aslında bir ayna hiç fena olmazdı ama henüz Pozitif enerji düzleminin etkilerini ve üzerinde fark ettiği rünleri incelemesi gerekiyordu. Bunun dışında Khelbenin kafasını kurcalayan bir nokta daha vardı. Neden teni kararmıştı? Rünlerdenmi? Ayrıca neden bir savaşçı gibi giydirilmişti. Birden tepesi atan Khelben Mystra adına 9 cehhenemde, neler dönüyor burada?
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Rivro siyah derili insana baktı.. Uzun zamandır sessizdi. Sanki sanki bir hastalığı var gibiydi. Onu tedavi etmek gerekecekti muhtemelen... Ama şimdi önce bu sarıları sinirlendirmemek gerekti... Aslında bu mira kim merak da etmişti ama.... aceleleri vardı sonuçta
Adamın sinirlenmemesi için olabildiğince mantıklı açıklamaya çalıştı.
Bu sarıla.. sarı adamlar bizi evlerine götürecekler... Orada neler olduğunu anlatacaklarmış. Bay ... şey isminizi unuttum... bayım...
Onlara hazır olduğumuzu söylersek hemen yola çıkacağız sanırım... Orada herşeyi daha iyi anlayacağız.
Adamın sinirlenmemesi için olabildiğince mantıklı açıklamaya çalıştı.
Bu sarıla.. sarı adamlar bizi evlerine götürecekler... Orada neler olduğunu anlatacaklarmış. Bay ... şey isminizi unuttum... bayım...
Onlara hazır olduğumuzu söylersek hemen yola çıkacağız sanırım... Orada herşeyi daha iyi anlayacağız.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
