KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI)

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis

Post by Lord Necros »

“Majesteleri haklılar. Bunu yapacak güce ve ustalığa sahip olmak gerçekten de çok önemli. Esefle bildiririm ki ben bunu yapacak kudrete sahip değilim. Kendimi ve belki çok küçük bir kısmı kurtarmayı başarabilirim, ama bütün diyarı asla. Diyarımızda benden çok daha güçlüleri de var ama sayıları gerçekten çok az ve maalesef ki onların da böyle dengesiz bir büyü ağında başarılı olup olabileceklerinden emin değilim. Başarabilsek bile sadece büyüyü dengede tutabiliriz, ama yaratılışın diğer temel unsurları olan zaman, tabiat gibi diğer unsurlarda başarı sağlayamayız.

Bahsettiğim dış güç de bunların hepsini kendi başına kontrol etmeye nail değil. Bunu gerçekleştirebilmek için bazı şeylere gereksinim duymakta. Biz de bunları arıyoruz.”


Necros, elinden geldiğince aradıkları şeyin ne olduğunu söylememeye çalışıyordu. İçinde hoş olmayan bir şüphe vardı. Sanki positailer Jystryx’in Kalbi’ne sahipler ve kalbi onlardan saklayacaklar gibi bir histi.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

"Söyleyecekleriniz burada bitmeyecek olsagerek Efendi Spellweaver. Sizi dinliyorum. Lütfen buyrun, devam edin..."

diye basit bir şekilde devam etti Klesme un Deala...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Binanın üstünün o kadar yüksekte olması çok rahatsızlık vericiydi... Üstelik bu sarı tozlar... Onlar da çok kötüydü. Birisi burayı süpürmüş olmalıydı. Rivro odasını çok kirli ve tozlu bıraktığında annesi süpürünce de böyle etrafın tozlu olduğunu hatırlıyordu.

Acaba biz geldik diye mi süpürdüler diye düşündü Rivro... Onu rahatsız eden tozlara daha beteri binanın yüksek üstüne alışıca hobbit etraftakilere göz gezdirdi. Sonunda nisbeten daha küçük sutunlar vardı burada... Ama başka garip şeyler de vardı bu defa...

İnsanlara ve başka şeylere benzeyen taşlar vardı mesela... Duvarlara da resimler çizilmişti. Bu insana benzeyen taşları daha önce duymuştu. Hatta isimlerini.... hatırlamıyordu. Unutmuştu isimlerini.. Ama çok korkutuculardı. Sanki masallarda duyduğu gibi sanki insanları büyücüler taş yapmış gibi geldi... Hem burada büyücü de vardı. Hobbit korkmuştu biraz. Etrafta taşlar dışındaki şeylere bakmaya çalıştı. Resimler çok hoşuna gitti. Evde veya çetede kalırken kimsenin aklına duvarları boyamak gelmemişti. Ama bu sarılar duvarları boyayıp çok güzel yapmışlardı. Bir de gölde yüzen bi balık resmi çizilse ne güzel olurdu her halde...

Sarı uzun onu yukarı çıkardı. Yukarı çıkmak hoşuna gitmiyordu. Hele bu yukarı bir tepe ya da ağaç değilse hiiiiiiç hoşuna gitmiyordu. Ama sarı uzun kızabilirdi. En iyisi çıkmaktı.

Sarı onu odasına bıraktığında Rivro sonunda bir parça rahatlamıştı. Ã?etede de etrafında uzunlar olmuştu. Ama çoğu henüz uzamamış uzunlardı. Onlar da biraz..... hobbitlere benziyorlardı.

Ama burada bu kadar uzunla beraber olmak onu korkutmuş... Biraz da canının sıkılmasına neden olmuştu.

Odaya baktığında ilk olarak pencereyi gördü. Pencereye yürüdüğünde geldikleri kasabayı görebildi. Hiç bu kadar evi olan bir kasaba duymamıştı. Üstelik hepsi geldiği kasabadakilerden de büyük evlerdi... Burada çok kişi kalıyordu her halde... Rivro şehirden biraz korktu... Burada tek başına dolaşırsa kaybolabilirdi.

Yemeği görünce birden aklındakileri unuttu.... Y E M E K..... Rivro çok acıkmıştı. Uzunlarla o kadar kalmıştı ki... Hiç birinin de karnı acıkmıyordu. O kadar büyük olmalarına rağmen... Yanında getirdiği yemeği bile yiyememişti.

Biraz çekinerek yemek masasına ilerledi. Ama yemekler o yesin diye konmamış mıydı zaten... Sonra çekingenliği geçti. Masaya oturup yemeğe başladı. Yedi yedi yedi yedi yedi... Midesi ağrıyıncaya kadar yedi...

Doyduktan hala masada duran yiyeceğe üzülerek baktı. Yazık olacaktı o yiyeceklere.... Uzun arkadaşları da gelmemişti. Ama karnı çok ağrıyordu. Belki kalanları da ertesi gün yerdi.

Ne yapabileceğini düşündü. Yatıp uyuyabilirdi. Ama uzunlar yokken kendi başına kaldığında biraz kendi kendine bi şeyler de yapmak istiyordu. Sıkılmamak için neler yapabilirdi ki? İlerdeki kitaplara bakmayı düşündü. Okumayı bilmiyordu ama resimlere bakabilirdi.

Sonra aklına tılsımlı aletler geldi... Uzunların yanında onlara baksa kızabilirlerdi. şimdi hiç uzun yoktu... Ã?yle ise... Ã?antasında küreyi çıkardı. Ã?nce onunla neler yapacağını anlamaya çalışacaktı. Mesela küreye elini koyup uçmayı düşünecekti. Sonra belki midesindeki ağrıyı gidermeyi de düşünürdü. Sonra bir de çok sevdiği mantar yemeğini de bi düşünebilirdi. Mantar yemeğini yapabilirse eğer karnı ağrısa da onu bitirene kadar yerdi kesin....

Bi de şu bilmem kimin kalbini bulmayı deneyebilirdi. Değerli bir taştı her halde... şu bilmem kimin kalbi denen taşlar genelde alt tarafları böyle incecik oluyor. Yukarıya doğru kalınlaşıyorlardı.Sonra da üstte iki tepeye benzeyen bi şey vardı...

Onu düşünebilirdi. Belki tılsım kendisine nerde olduğunu söylerdi taşın...

Rivro küreyi çıkarıp bunları denemeye başladı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis

Post by Lord Necros »

Onu konuşturmaya çalışıyordu. Belli ki Necros’un bildiği her şeyi öğrenmek istiyordu ve açıkçası Başbüyücü’nün buna hiç niyeti yoktu. Yine de Klesme un Deala’yı tatmin edebilmek için ağzına bir parmak daha bal çalmalıydı. Necros ciddi bir kumar oynuyordu, zira Kraliçe bu tip görüşmelerde oldukça yetenekli olmalıydı. Ona bir şey sezdirmemek için çok uğraşmalıydı.

“Bizim Majesteleri’nden öncelikli ricamız, dinlenebileceğimiz ve doyabileceğimiz yer ver temin edilmesidir. Buraya gelişimiz oldukça zor oldu. Bazılarımızın....” Özellikle de benim. “Dinlenmeye gerçekten ihtiyacı var. Bunun dışında benim Zat-ı şahanenizden şahsi ricam, bu boyuta gelmeden önce talihsiz bir kaza sonucu kaybettiğim büyü bileşenlerimi yerine koyabileceğim malzemeler olacaktır.

Aradığımız şeye gelince...”
Necros sadede geldi. Burada çok dikkatli olmalıydı. “Bu konuda kesin bir bilgimiz yok. Bahsi geçen dış güç, bize bu boyuta seyahat etmemizi söyledi. Buraya geldiğimizde bizimle temasa geçecekmiş. Biz de geldik ama henüz ondan bir haber alamadık. Zaten geldikten çok kısa bir süre sonra devriyenizle karşılaştık.

Yalnız bu şey ile ilgili şahsi fikrim, yaratılışın temel unsurlarından en azından birini-ki benim aklımda büyü var-düzene sokabilecek bir şeyi arayacak olduğumuzdur. Yine de bu konuda kesin bir şey söylemek için henüz çok erken. Dış güç irtibata geçtiğinde bu konuda Majesteleri tarafımdan bizzat bilgilendirilecektir.”
Necros eğilerek reverans yaptı ve devam etti. “Elbette Majesteleri’nin bu arama sırasında bize destek çıkmasına müteşekkir kalırız. Minnetimiz sonsuz olacaktır.”

Necros sessizliğe gömüldü. Artık söyleyecek pek fazla şey kalmamıştı. Klesme un Deala onlara yardımı kabul edebilirdi, ama hiçbir politikacı karşılığı olmayan bir anlaşma yapmazdı. Ana Kraliçe de büyük ihtimalle ‘konukseverliği ve yardımları’ karşılığında bir şeyler-ve grubun dezavantajlı konumuna bakılırsa hiç de azımsanacak büyüklükte olmayacaktı-isteyecekti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Büyücünün aradıkları şeyi saklayış çabası, en azından grup için -belki ufaklık hariç-, gözlerden kaçmayacak bir gösteriydi. Açıkcası konuşma uzadıkça bu çaba da zora giriyordu. Bunu sezmek Andero'yu her ne kadar biraz kızdırmış olsa da büyücünün çabasına devam etmesini o da önemli görüyordu zira kendilerini etrafa "şirin" gösteren nice ırk başkalarının işlerine yarayacak şeyleri onlardan saklamalarıyla tanınır olmuştu. Güçlü olduğu kesindi ama bir şehre karşı tek başına savaşmak, e bunu son çare olarak saklamak daha akıllıca olacaktı.

Kendi sezdiği şeyin, grubun dışından da olsa, kraliçe tarafından da sezildiği şüphesi içine düşmüştü. Kraliçe son sözleri aslında bu şüpheyi doğruluyordu. Kendilerinden bir şeyler saklanan varlıkların hoşgörülü olduklarını hiçbir zaman görmemişti. Yine de karşılarında iki ihtimal varmış gibi görünüyordu. Ya kraliçe direk olarak konu hakkında saklı şeylerin açığa çıkması için üstelemede bulunacak ya da onları konuk edip sakladıkları şeyleri gizli bir şekilde keşfetmeye çalışacaktı. Sonuç ne olursa olsun Katliam'ın Eli için kraliçenin gruba düşman gözle bakmaması önem taşıyordu. O, Kirathor için tek şansı olabilirdi. Açıkcası ilk başlarda düşündüğü şekilde Kirathor'un bir insan olduğu düşüncesi ona gittikçe yabancı geliyordu. Kendisinden güçlü olmayan hiçbir kişilik ona çabasında yardım edemezdi. E tanrılarında ona yardım etme ihtimali pek yoktu. O halde bu Kirathor neydi? Soru, burada sorulmalıydı ama daha değil. Büyücünün kelime oyunlarına devam etmesini izlemek doğru bir davranış olacaktı. Hem bakalım, belki kraliçenin esas tavrına karşılık gelecek bir şeyler çıkartabilirdi konuşmalardan. İlk geldiğinden beri burada bir şeylerin yanlış olduğu düşüncesi içini kemirip duruyordu. Bu düşünce, bu tapınakla beraber daha da artmıştı. En iyisi bekleyip görmekti. Kızıl gözlerini başını hareket ettirmeden tek tek kişilerin ve yapının gözlerden saklı kısımlarının üzerinde gezdirmeye başladı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

Khelben parça konuşmalarla dahada derin bir şekilde içine kapanmıştı. Birşeyler fena halde ters gidiyordu. Tüm bu sonsuz görünen anlar içerisinde sadece bir an aklını gerçek dünyaya çeken bir olay olmuştu o da waterdeep lisanının telaffuz edilişi olmuştu. Eski bir lehçesi gibiydi daha çok. Khelben konuşmak istedi ama araya giren onca düşünce hücumu arasında ve diğerlerinin konuşmaları onu bastırmıştı.
Kendisini ilk defa bukadar şaşırmış bulmuştu Khelben.
Konuşmalar tamamlandığında Ataerkle konuşma talebinde bulunucaktı-özel olarak- bukadar kalabalıkta ve her kafadan bir ses çıkarken neler olacağını hiç bilemezdi. Konuşma sırasının kendisine gelmesini sabırla bekledi ve inatla kafasındaki düşünce yığınını hiçe sayarak bastırdı.
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Sylvos
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1073
Joined: Sun Nov 21, 2004 10:00 am
Location: Darkon

Post by Sylvos »

Patavatsız konuşmalar ve söz kesmeler..

Bu Rasnar' ı biraz da olsa sinirlendirmeye yetmişti. Büyücü sözünü keserek herşeyi--buçukluğun yarıda bırakmış olduğu şeylerin devamını getirmişti. Kraliçe ona bütünüyle olayı anlatmasını istemişti ama ipin bir ucunu açıkta bırakmıştı. Kendi çıkarlarını buna kullanmak için bir teklifte bile bulunmuştu. Bu düzlemdeki kişilerin onlara yardım edeceği besbelliyken neden bu kadar kafa ütülemek zorundaydılar ki?

Kraliçe bu anlatılanlara büyük bir ilgi duyuyor gibiydi. Belki de kendi de birkaç şey biliyordu ve bununla birlikte bu 'yapbozu' tamamlamaya çalışıyordu.

Büyücünün konuşması bittiğinde derin bir iç çekerek sessizce kıpırdanarak Kraliçenin konuşmasını bekledi...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Resnar'ın rahatsızlığı Kami'nin dikkatini çekmişti. Umarım konuşmanın devamını Büyücü'ye bırakmaz diye düşünen Kami, ilgisini tekrar Kraliçe'ye yöneltti.
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

*Grup Klesme ile detaylı bir diyaloğa girerek ondan Jystryx'in Kalbi konusunda bilgi almaya çalışır. Diyalogların sonunda Klesme'nin Jystryx'in Kalbi'nin bulunduğu yeri bildiği, karşılığında ise İsimsiz Olan hakkında bilgilenmek istediği anlaşılır. Amacı onunla irtibata geçmektir. Jystryx'in Kalbi'nin ise grubun "şu haliyle" üstesinden gelemeyeceği bir nesne olduğunu özellikle belirtir.

Klesme daha önce Jystryx'in Kalbi'ni görmüş ve kullanılmasına şahitlik etmiştir.

Rivro elindeki nesnelerden ikisini daha kullanmaya yaklaşır. Odasında çalışmalarına devam ederken pelerininin üzerindeki birkaç sözü "anlamlarını bilmediği halde" okuduğunda uçmaya başladığını farkeder, elindeki diğer bir nesne, bir kolye ise ona görünmezlik özelliği verir. Görünmez halde etrafta gezmesi kısa süreli karmaşaya yol açsa da sonunda büyü dispel edilir, Rivro uyumaya başlar.

**********

Klesme günün ikinci dönümünde gruptan İsimsiz Olan hakkında bilgi alır. Bunun için Mael üzerinde deneyler yapmaya başlar. Üzerindeki rünleri araştırmaya...

**********

Rivro 10 saate yakın bir süre uyumuştur. Uyandıktan sonra tekrar grubun yanına götürülür. Gruptan kara derili elf ortadan kaybolmuştur. Neler döndüğünü anlayamaz.

Klesme araştırmalarının sonunda Mael'i serbest bırakır, vücudunda boydan boya dikişler, rünlerde bozulmalar ve vücut organlarında bozunmalar göze çarpmaktadır(-1 dexterity, -1 constitution, -1 charisma).

Klesme gruba açıklamasını yapar.

"Jystryx'in Kalbi ni İsimsiz Olan'a karşı kullanacağız"

**********

Necros zihninde telepatik imgelenmelerin uyandığını hissetmeye başlar. Zihnine birileri seslenmektedir, isminin Drekkar olduğunu fısıldayan birisi.

Necros bir süre bunu kimseye açıklamayacaktır...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Klesme un Deala grubu alarak saklı bir bölgeye götürür. Bölgede herhangi bir şekilde büyü ve büyülü eşyalar işlememekle beraber kullanıldığında da ya bozunmakta ya da ters tepki vermektedir. Klesme gruba Jystryx'in Kalbini vermekte kesin bir söz söylememekle beraber İsimsiz Olan hakkında bilgilenmek istediği aşikardır.

Bunun üzerine saklı sığınağa varılır. Grup burada dağın taşın ve toprağın bozunmuş olduğunu görür. Klesme ise yollarının daha uzun olduğunu belirtir.

**********

Necros saklı sığınağa gelene değin kendini Drekkar olarak isimlendiren kimsenin ttelepatik çağrılarını işitmeye devam eder. Drekkar ona Klesme'yi durdurmasını ve Jystryx'in kalbini tıpkı kendisine emredildiği gibi İsimsiz Olan'a ulaştırmasını söyler. Aksi takdirde olacaklardan bahseder.
Necros sözleri dikkate almaya başlamıştır. Saklı sığınağa vardıktan sonra büyüsel bağlantı kopar, Necros ise şimdi kendi planını kurmuştur.

**********

Ve böylece yerin merkezine yolculuk başlar...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Locked