Yaratık tasviri

Herkesin kürsüye çıkıp özgürce tartışma başlatabilmesi için…
Post Reply
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Yaratık tasviri

Post by Darkgnome »

Meşalenin sarı ışığının üstüne bir perde gibi çökmüş karanlığın ötesini görebilen grubun tek elf yandaşı diğerlerinin hissettikleri korkudan daha azını hissetmiyor, tünelin ilerisinde daha büyük bir karanlığın olduğunu hepsinden önce görebiliyordu. Ancak ilerledikçe hepsinden önce ona açılan karanlık ilk olarak ona göstermişti yerde yatan hazineyi. Tertemiz bırakılmış kalkan kılıç ve zırhlar yerde öylece bekliyordu. Herhangi bir tuzak olabileceği düşüncesiyle temkinli bir şekilde grubu oraya sürükleyen elfin gözleri tehlikeyi hazinenin yakınında ararken aslında duvarlarda olabileceğini hiç düşünmemişti.

Etraftaki deliklerden mağaraya dolmaya başlan kıvamlı sıvıların farkına vardıklarında bunların ne olduğunu öğrenme istekleri çok kısa sürdü. Her ne olursa olsun bu derinliklerde bir bilinmeyenle karşılaşmanın ölüme davetiye olduğunu biliyorlardı. Deliklerden akan kıvamlı sıvıların düştükleri yerden üstlerine doğru eğime aldırmadan kaydığını gördüklerinde, onların çekilmeye başlamasından daha önce yüzlerindeki kan çekili.

Vıcık vıcık kıvamlı sıvılar sessizce etraflarını çevirirken tecrübesizliklerinin kurbanı olan grup, bir süre sonra “ooze”lardan yayılan asidin yakıcılığını derilerinde hissetmeye başladılar. Sadece organiklere etkiyen ooze asidi bir süre sonra gruptan geriye sadece kalkanları ve silahları bırakacaktı.
... (OOZE)

Ben bu konuda iyi olmasam da bazı insanlar tasvir konusunda oldukça iyi oluyorlar. Bence tasfirlerin en zevklisi ve en zoruda canavarlarınkin de oluyor. Birde sizin kaleminizin maharetilerini görelim. Bu bilgi paylaşımı sayesinde de ilerideki oyunlarımızda oyuncularımızın gözünün önünde daha canlı bir görüntü oluşturalım.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
User avatar
trulias
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 603
Joined: Wed Dec 21, 2005 10:00 am

Post by trulias »

gökyüzünü saran dumanların ve aralarından sızan turuncu ve kırmızı güneş ışıklarının altında uzanan derin vadiye aramakta olduğu derin karanlığı bulamamış olmanın hüznüyle bir kez daha baktı kara şovalye. gün boyunca iki kez daha denemiş olmanın derin yorgunluğuna rağmen matarasından biraz daha iksir içip güçünü toplamaya çalıştı ve son bir kez olsun duvasını okumaya başladı:

- seni çağırıyorum ey başından sonuna adeta sonsuzluğa uzanan dev! senin uzun, ve kalın kalkanlarla kaplı bedeninin yıkıcılığına bu ruhun ihtiyaçı var! gel ve dev çatal dilinin çıkardığı çığılıkları yeni efendinin hizmetinde kullan
gel ve dev çenelerinin en yüceleri bile korkutan dişlerini yeni efendinin hizmetinde kullan
gel ve sonsuz kuyruğun gibi sonsuz olan bağlılığını yeni efendinin hizmetinde kullan.
sana emrediyorum devlerin devi , hükmeme uy ve ömrünün kalanını yeni efendindin olan benim hizmetimde kullan!...

kara şovalyenin sesi kesilir kesilmez, sonsuz bir karanlıkla kaplı derin vadinin içinden yıkıcı bir gürleme geldi. sallnan yerle beraber, boyu kestirilemeyecek kadar uzun adeta dev bir yılan formundaki sepent yükselmeye başladı. dış vücudu kalıplar halinde metrelerce kalınlıkta geniş pul parçalarıyla kaplıydı.

kara şovalyeye doğru ne düşündüğü asla kestirilemiyecek bir derinlikteki bakışlarını fırlattı. dev ağzının derinliklerinden vahşi hayvanlara özgü bir tıslama ardındanda adeta yukarısındaki bulutlar dağıtan bir kükreme geldi.

kara şovalyenin bu büyülü andan sonra görebildiği tek şey dev yaratığın kendisine doğru püskürttüğü yok edici zehir nefesinin ışığı, adeta kendi üretiyormuş gibi yansıtan yeşil ışık sütünu oldu...
Post Reply