Arkadaslar benim aklıma takıldı dier arkadaslarla filan bayaı tartısmıstık.
Bir tanrı(mesela Takhisis) dünyaya kendi gücüyle yani ölümsüz olarak vs inebilir mi yoksa illa avatar olarak inmek zorunda mı?Soru bole sorulunca insanın 'sacmalama heralde avatar' diyesi gelio ama bi de 2. ejderha savasları var(Huma'nın Destanı).
Yardımcı olabilirseniz sevinirm.[/code]
DLde tanrıların dünyaya inmesi
- AreniusLorthenia
- Kullanıcı

- Posts: 79
- Joined: Sat Sep 09, 2006 10:00 am
Eğer Raistlinin cehenneme gitmek için kullandığı kapı gibi tanrıda dünyaya kapıdan girerse tam anlamıyla ölümsüz olarak girer. ama kapıdan değilde paladinin sık sık yaptığı gibi fizban olarak dünyada dolaşmak içinse sanırm avatar şart.
Soru güzel tebrik ederim
Pek yardımım dokunmadı ama en azından bişeyler yazmak istedim
Soru güzel tebrik ederim
Pek yardımım dokunmadı ama en azından bişeyler yazmak istedim
Bir tek seni bana çok gördü dünya
İyiler bu savaşı kaybetmiş
Peki ben nası büyük adam olucam
Kötü olmak seni geri getirir mi acaba...
İyiler bu savaşı kaybetmiş
Peki ben nası büyük adam olucam
Kötü olmak seni geri getirir mi acaba...
- AreniusLorthenia
- Kullanıcı

- Posts: 79
- Joined: Sat Sep 09, 2006 10:00 am
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
Özel olarak bir yere hapsedilmedikleri müddetçe, bütün dünyalardaki bütün tanrıların doğrudan Material Plane'e geçme şansları mevcuttur. Bildiğiniz Plane Shift, Gate gibi büyülerle kolaylıkla geçebilir.
Yanlız, Multiverse'deki birkaç istisna hariç tüm tanrıları kapsayan, Divine Compact isimli kurallar vardır. Bu kurallardan birine göre tanrılar, Material Plane'e inmeyeceklerdir, zira bir tanrının doğrudan Material Plane'e inmesi ölümlüler üzerinde büyük sonuçlar doğurmaktadır.
Belirli periyodlarla, Outlands'teki Spire'ın çevresinde Multiverse'in tüm tanrıları toplanır. Spire, Outlands'in tam ortasındadır ve en büyük özelliği tüm ona aklaştıkça bütün büyülerin ve ilahi güçlerin etkisiz hale gelmesidir. Yani burada toplanıldığı zaman tanrılar aslında ölümlüler gibidir diyebiliriz. Burada toplanan tanrılar, Divine Compact'in sürekliliğini, bu kurala karşı gelenlerin olup olmadığını tartışırlar ve karşı gelenlerin cezasını verirler.
Kısacası bir tanrının kendi dünyasında da olsa Material Plane'e inmesi, Multiverse'deki bütün tanrıları ilgilendirir.
Yanlız durum şu ki Krynn, bir overpower deity tarafından yaratılmamıştır ve pek çok aksaklıkla boğuşmaktadır. İşte bu yüzden, Krynn tanrıları arasında bu toplantının ötesinde de çekişmeler olabilir. Sonuç olarak hüküm verecek bir overpower deity olmadığı için (Malum, Kaos bunlara pek elleşemiyor) burada tanrılar kendi kendilerini kollamak durumundadırlar.
Ejderhamızrağı'nda, Huma için "Tüm Renklerin ve Hiçbirinin Kraliçesi'ni Abyss'e hapsetti." denir. Takhisis, Birinci Ejderha Savaşı'ndan önce kue başbüyücülerinin oluşturdukları geçitler ile Baator'daki krallığından çıkıp gelmişti. Bu kapılar ancak Üçüncü Ejderha Savaşı'ndan sonra kapatılıp mühürlenebildi. Düşük bir ihtimal ama bu geçitler sadece birer geçit olmaktan öte şekilde, Abthalom ile Krynn'ı birbirine bağlamış olabilirler. İşte bu sebepten dolayı Takhisis Material Plane'e indiğinde aslında hâlâ Abthalom'da gibi muamele görmüş olabilir. Yani Huma aslında kapıları kapatarak bu iki dünyanın birleşmesini bozmuş ve Takhisis'in yasal hakkı olan Krynn'a girişi engellemiş olabilir. Bu durumda da Takhisis Divine Compact'i bozarak Krynn'a girmeyi göze alamayınca tekrar iki dünyayı birleştirmiş olabilir.
Son paragraf sadece bir teoridir. Bunun gibi alternatif teoriler üretilebilir. Ama sorunun kendi cevabına gelirsek, evet, tanrılar dünyaya eğer kuralları ihlâl etmeyi göze alırlarsa girebilirler.
Yanlız, Multiverse'deki birkaç istisna hariç tüm tanrıları kapsayan, Divine Compact isimli kurallar vardır. Bu kurallardan birine göre tanrılar, Material Plane'e inmeyeceklerdir, zira bir tanrının doğrudan Material Plane'e inmesi ölümlüler üzerinde büyük sonuçlar doğurmaktadır.
Belirli periyodlarla, Outlands'teki Spire'ın çevresinde Multiverse'in tüm tanrıları toplanır. Spire, Outlands'in tam ortasındadır ve en büyük özelliği tüm ona aklaştıkça bütün büyülerin ve ilahi güçlerin etkisiz hale gelmesidir. Yani burada toplanıldığı zaman tanrılar aslında ölümlüler gibidir diyebiliriz. Burada toplanan tanrılar, Divine Compact'in sürekliliğini, bu kurala karşı gelenlerin olup olmadığını tartışırlar ve karşı gelenlerin cezasını verirler.
Kısacası bir tanrının kendi dünyasında da olsa Material Plane'e inmesi, Multiverse'deki bütün tanrıları ilgilendirir.
Yanlız durum şu ki Krynn, bir overpower deity tarafından yaratılmamıştır ve pek çok aksaklıkla boğuşmaktadır. İşte bu yüzden, Krynn tanrıları arasında bu toplantının ötesinde de çekişmeler olabilir. Sonuç olarak hüküm verecek bir overpower deity olmadığı için (Malum, Kaos bunlara pek elleşemiyor) burada tanrılar kendi kendilerini kollamak durumundadırlar.
Ejderhamızrağı'nda, Huma için "Tüm Renklerin ve Hiçbirinin Kraliçesi'ni Abyss'e hapsetti." denir. Takhisis, Birinci Ejderha Savaşı'ndan önce kue başbüyücülerinin oluşturdukları geçitler ile Baator'daki krallığından çıkıp gelmişti. Bu kapılar ancak Üçüncü Ejderha Savaşı'ndan sonra kapatılıp mühürlenebildi. Düşük bir ihtimal ama bu geçitler sadece birer geçit olmaktan öte şekilde, Abthalom ile Krynn'ı birbirine bağlamış olabilirler. İşte bu sebepten dolayı Takhisis Material Plane'e indiğinde aslında hâlâ Abthalom'da gibi muamele görmüş olabilir. Yani Huma aslında kapıları kapatarak bu iki dünyanın birleşmesini bozmuş ve Takhisis'in yasal hakkı olan Krynn'a girişi engellemiş olabilir. Bu durumda da Takhisis Divine Compact'i bozarak Krynn'a girmeyi göze alamayınca tekrar iki dünyayı birleştirmiş olabilir.
Son paragraf sadece bir teoridir. Bunun gibi alternatif teoriler üretilebilir. Ama sorunun kendi cevabına gelirsek, evet, tanrılar dünyaya eğer kuralları ihlâl etmeyi göze alırlarsa girebilirler.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
- AreniusLorthenia
- Kullanıcı

- Posts: 79
- Joined: Sat Sep 09, 2006 10:00 am
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
Anahtar Berem değildi, Berem'in göğüsüne gömülü olan zümrüttü.
Ejderhamızrağı üzerinde uzman olduğumu ya da üzerinde detaylı araştırmalar yaptığımı söyleyemem; ama bildiğim kadarıyla o kırık sütunun neyin parçası olduğu ve Huma'nın Takhisis'i nerede mağlup ettiği hiç söylenmedi. Sütunun, aslında başka bir kapının kalıntısı olması ve Huma'nın Takhisis'i burada yenip geri sürmüş olması da muhtemeldir. Takhisis belki de ilk kez burada Abhtalom'a geri yollandı.
Ama dediğim gibi, bu da başka bir teoridir. Eğer Huma ile Tiamat arasındaki mücadelenin yeri belliyse veya sütunun neyin parçası olduğu belliyse bir şey diyemem.
Ama bu tezimi kuvvetlendirecek birkaç öneri daha sunabilirim.
Raistlin'in geçtiği kapının çevresi beş başlı ejderha figürüyle kaplanmıştı. Kapı, bilindiği üzere Palanthas Yüksek Büyücülük Kulesi'nden gitmişti. Muhtemelen o kapının yapıcısı, Karanlık Kraliçe'ye tapan kara cüppeli bir büyücüydü. Ama kapılar ilk yapıldığında tek amaç kuleler arasında bir Teleportation Cİrcle görevi görmesiydi, lâkin resmen Gate halini aldı. Yani bilinçli olarak Baator'a açılmadığı için, kapıların hepsinin de beş başlı ejderha figürleriyle dolu olmasını bekleyemeyiz sanırım. Kayıp Yıldızın Ejderhaları'nda kapının sadece bir anlığına açıldığını hatırlatırım. Bu sırada beş ejderha başı figürünün de gözleri parlıyordu. Yani gözleri oluşturan taşlar, enerjiyi kanalize etmek için kullanılan taşlar olabilr. Aynı görevi Berem'in göğsündeki ve sütundaki diğer taşların üstlenmediği ne malum? Berem'in taşına sütuna getirildiğinde azıcık aralanmış olan kapı tekrar tamamen kapatılabilir veya ardına kadar açılabilirdi belki de.
Ejderhamızrağı üzerinde uzman olduğumu ya da üzerinde detaylı araştırmalar yaptığımı söyleyemem; ama bildiğim kadarıyla o kırık sütunun neyin parçası olduğu ve Huma'nın Takhisis'i nerede mağlup ettiği hiç söylenmedi. Sütunun, aslında başka bir kapının kalıntısı olması ve Huma'nın Takhisis'i burada yenip geri sürmüş olması da muhtemeldir. Takhisis belki de ilk kez burada Abhtalom'a geri yollandı.
Ama dediğim gibi, bu da başka bir teoridir. Eğer Huma ile Tiamat arasındaki mücadelenin yeri belliyse veya sütunun neyin parçası olduğu belliyse bir şey diyemem.
Ama bu tezimi kuvvetlendirecek birkaç öneri daha sunabilirim.
Raistlin'in geçtiği kapının çevresi beş başlı ejderha figürüyle kaplanmıştı. Kapı, bilindiği üzere Palanthas Yüksek Büyücülük Kulesi'nden gitmişti. Muhtemelen o kapının yapıcısı, Karanlık Kraliçe'ye tapan kara cüppeli bir büyücüydü. Ama kapılar ilk yapıldığında tek amaç kuleler arasında bir Teleportation Cİrcle görevi görmesiydi, lâkin resmen Gate halini aldı. Yani bilinçli olarak Baator'a açılmadığı için, kapıların hepsinin de beş başlı ejderha figürleriyle dolu olmasını bekleyemeyiz sanırım. Kayıp Yıldızın Ejderhaları'nda kapının sadece bir anlığına açıldığını hatırlatırım. Bu sırada beş ejderha başı figürünün de gözleri parlıyordu. Yani gözleri oluşturan taşlar, enerjiyi kanalize etmek için kullanılan taşlar olabilr. Aynı görevi Berem'in göğsündeki ve sütundaki diğer taşların üstlenmediği ne malum? Berem'in taşına sütuna getirildiğinde azıcık aralanmış olan kapı tekrar tamamen kapatılabilir veya ardına kadar açılabilirdi belki de.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
- AreniusLorthenia
- Kullanıcı

- Posts: 79
- Joined: Sat Sep 09, 2006 10:00 am