Fantastik Dünyalar ve Pozitif Bilim
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Bayaa laf dönmüs ortada, ben kendi fikrimi soyleyeyim.
Bence büyü de bir bilim, parapsikolojinin her dalı da bilimdir. Sadece geri kafalı profesor maası alan bilim(!)adamları dunyaya at gozlukleriyle baktıkları için, her seyin hayatlarında okudukları ilk kitaplardan ibaret oldugunu sandıkları için,düsünme yetileri olmadıgı için pozitif bilim maalesef olması gereken yerde deildir...
Buyu ne kdr ince, ne kdr ozel bir sanattır ki.. Üç kutsal kitaptan olan Tevrat'ın bir bolumu buyuyu kabul eder, var oldugunu soyler. Ve daha ne bilgiler vardır ki o bolumde, bazı cevreleri rahatsız ettigi için cıkartılır kutsal kitaptan.
Tevrat'ta devler de vardır, en bilineni, Hz.Davut üç metre boyundaki bir devle savasır.
Bazı kelimeler de güç taşır, power wordler gibi. O sozu soyledigin zaman güc açığa cıkar. Yasaklanmıs kelimelermiş onlar, Tevrat'ın cıkarılmıs bolumlerinde geciyordu yanılmıyorsam.
Pozitif bilimciler hala evrimi savunur, uzaydaki hayatı tartısır, piramitleri düsünürse medeniyetimiz yerinde sayar. Medeniyet, teknoloji değil bilgidir. MÃ? 5000lerde insanlıgın medeniyet seviyesi bugunkunden daha yuksekti bence.
Bence büyü de bir bilim, parapsikolojinin her dalı da bilimdir. Sadece geri kafalı profesor maası alan bilim(!)adamları dunyaya at gozlukleriyle baktıkları için, her seyin hayatlarında okudukları ilk kitaplardan ibaret oldugunu sandıkları için,düsünme yetileri olmadıgı için pozitif bilim maalesef olması gereken yerde deildir...
Buyu ne kdr ince, ne kdr ozel bir sanattır ki.. Üç kutsal kitaptan olan Tevrat'ın bir bolumu buyuyu kabul eder, var oldugunu soyler. Ve daha ne bilgiler vardır ki o bolumde, bazı cevreleri rahatsız ettigi için cıkartılır kutsal kitaptan.
Tevrat'ta devler de vardır, en bilineni, Hz.Davut üç metre boyundaki bir devle savasır.
Bazı kelimeler de güç taşır, power wordler gibi. O sozu soyledigin zaman güc açığa cıkar. Yasaklanmıs kelimelermiş onlar, Tevrat'ın cıkarılmıs bolumlerinde geciyordu yanılmıyorsam.
Pozitif bilimciler hala evrimi savunur, uzaydaki hayatı tartısır, piramitleri düsünürse medeniyetimiz yerinde sayar. Medeniyet, teknoloji değil bilgidir. MÃ? 5000lerde insanlıgın medeniyet seviyesi bugunkunden daha yuksekti bence.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
guzel hikayeBayaa laf dönmüs ortada, ben kendi fikrimi soyleyeyim.
Bence büyü de bir bilim, parapsikolojinin her dalı da bilimdir. Sadece geri kafalı profesor maası alan bilim(!)adamları dunyaya at gozlukleriyle baktıkları için, her seyin hayatlarında okudukları ilk kitaplardan ibaret oldugunu sandıkları için,düsünme yetileri olmadıgı için pozitif bilim maalesef olması gereken yerde deildir...
Buyu ne kdr ince, ne kdr ozel bir sanattır ki.. Üç kutsal kitaptan olan Tevrat'ın bir bolumu buyuyu kabul eder, var oldugunu soyler. Ve daha ne bilgiler vardır ki o bolumde, bazı cevreleri rahatsız ettigi için cıkartılır kutsal kitaptan.
Tevrat'ta devler de vardır, en bilineni, Hz.Davut üç metre boyundaki bir devle savasır.
Bazı kelimeler de güç taşır, power wordler gibi. O sozu soyledigin zaman güc açığa cıkar. Yasaklanmıs kelimelermiş onlar, Tevrat'ın cıkarılmıs bolumlerinde geciyordu yanılmıyorsam.
Pozitif bilimciler hala evrimi savunur, uzaydaki hayatı tartısır, piramitleri düsünürse medeniyetimiz yerinde sayar. Medeniyet, teknoloji değil bilgidir. MÃ? 5000lerde insanlıgın medeniyet seviyesi bugunkunden daha yuksekti bence.
-
Sir Alexis
- Kullanıcı

- Posts: 37
- Joined: Tue Jun 06, 2006 10:00 am
- Location: ordan...burdan...
Birkaç şey gözüme çarptı, kendi fikrimi söylemek istedim destur varsa.
Tevrat hakkında söylenenler ilginç geldi bana, bir kere tevrat dogmatik bir yazındır ama büyü dediğimiz şey bir yazın olmadığı gibi dogmatik de değildir aksine ilerlemecidir. Ayrıca büyü tam anlamıyla spiritüeldir, yani fiziksel hiçbir yanı yoktur sadece zihnin soyut kesimlerine hitap eder ki tevrat ve diğer kutsal kitapta anlatılan hikayelerin amacı da zihne hitap etmektir.
Günümüz bilimi bütün o yoğun itirazlara rağmen, Rönesans öncesi majikal geleneklerin yol göstermesiyle doğmuştur fakat insan zeka ve algısı geliştikçe ya da ilerledikçe büyünün artık tutar bir yanı kalmamıştır çünkü insanlar doğayı spiritüel açıdan değil fiziksel açıdan algılamanın yollarını geliştirmiştir. Algılamadaki bu gelişim insanlığın en büyük dönüm noktalarından biri olmuş, çünkü büyü denen olay bilginin kökenini sorgulamaya hiç zahmet etmemiş ve gelenekçiliğin içinde kaybolup gitmiştir ama elbette felsefi ve bilimsel bilginin üzerinde olduğu bir zaman dilimi olmuştur ki bu da algının çok ilkel olmasıyla alakalıdır - kendinizi düşünmeye zorlarsanız algıda yeni doğrultular bulursunuz sözüne denk gelir bu açıklama, bir yerde.
Bu yüzdendir ki bilim/teknoloji ile büyü hiçbir zaman, bilginin kökeni için yapılan kıyaslamalarda aynı kulvarda yer alamaz. "Bilimin açıklayamadığı" o "durumlar"(bu ne demekse!?) da zaten bilimsel yöntemin postülalarından, sorgulamalarından geçer not alamadığı için safsatadır, maceraperestliktir, bir çeşit hurafedir. Ama elbette ki fantastik dünyalarda ikisinin bir arada oluşu heyecan vericidir, muhteşem kurgulara, hikayelere gebedir.
Tevrat hakkında söylenenler ilginç geldi bana, bir kere tevrat dogmatik bir yazındır ama büyü dediğimiz şey bir yazın olmadığı gibi dogmatik de değildir aksine ilerlemecidir. Ayrıca büyü tam anlamıyla spiritüeldir, yani fiziksel hiçbir yanı yoktur sadece zihnin soyut kesimlerine hitap eder ki tevrat ve diğer kutsal kitapta anlatılan hikayelerin amacı da zihne hitap etmektir.
Günümüz bilimi bütün o yoğun itirazlara rağmen, Rönesans öncesi majikal geleneklerin yol göstermesiyle doğmuştur fakat insan zeka ve algısı geliştikçe ya da ilerledikçe büyünün artık tutar bir yanı kalmamıştır çünkü insanlar doğayı spiritüel açıdan değil fiziksel açıdan algılamanın yollarını geliştirmiştir. Algılamadaki bu gelişim insanlığın en büyük dönüm noktalarından biri olmuş, çünkü büyü denen olay bilginin kökenini sorgulamaya hiç zahmet etmemiş ve gelenekçiliğin içinde kaybolup gitmiştir ama elbette felsefi ve bilimsel bilginin üzerinde olduğu bir zaman dilimi olmuştur ki bu da algının çok ilkel olmasıyla alakalıdır - kendinizi düşünmeye zorlarsanız algıda yeni doğrultular bulursunuz sözüne denk gelir bu açıklama, bir yerde.
Bu yüzdendir ki bilim/teknoloji ile büyü hiçbir zaman, bilginin kökeni için yapılan kıyaslamalarda aynı kulvarda yer alamaz. "Bilimin açıklayamadığı" o "durumlar"(bu ne demekse!?) da zaten bilimsel yöntemin postülalarından, sorgulamalarından geçer not alamadığı için safsatadır, maceraperestliktir, bir çeşit hurafedir. Ama elbette ki fantastik dünyalarda ikisinin bir arada oluşu heyecan vericidir, muhteşem kurgulara, hikayelere gebedir.
"Et verba et arma vulnerant..."
-
DeMRaN
- Kullanıcı

- Posts: 629
- Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
- Location: L' I'niken d' Draeval (The Sands of Time)
Sadece Tevratta değil diğer kitaplarda da büyüden bahsedilir. Ve tamamen din olarakda yasaklanmıştır...
Tanrılık rolünü kimse üstlenemez. Belki de bu yüzdendir ki fantastik büyünün olduğu dünyalarda genelde büyücüler zamanla tanrıları yok edip yerine geçme hırsı içindedir. Ã?ünkü Celestial dünyayı en iyi anlayabilen kişiler büyücülerdir. Ã?oğu Fantastik Kurgu romanı yazarı buna dikkat etmiştir kanımca. A ama eğer dikkat etmeden bu özelliği yakalamışlarsa bu gerçekten muhteşem birşeydir. Demek istediğim ince bir nokta var umarım açıklayabilmişimdir yeterince anlaşılır olmuştur çünkü gerçekten çok ince ve önemli bir nokta...
Tanrılık rolünü kimse üstlenemez. Belki de bu yüzdendir ki fantastik büyünün olduğu dünyalarda genelde büyücüler zamanla tanrıları yok edip yerine geçme hırsı içindedir. Ã?ünkü Celestial dünyayı en iyi anlayabilen kişiler büyücülerdir. Ã?oğu Fantastik Kurgu romanı yazarı buna dikkat etmiştir kanımca. A ama eğer dikkat etmeden bu özelliği yakalamışlarsa bu gerçekten muhteşem birşeydir. Demek istediğim ince bir nokta var umarım açıklayabilmişimdir yeterince anlaşılır olmuştur çünkü gerçekten çok ince ve önemli bir nokta...
<div align="center">Nindyn vel'uss kyorl nind ratha thalra elghinn dal lil alust... <br>Those who watch their backs meet death from the front... </div><br><strong><em><div align="right"><strong><em>Tharivol Amakiir the Dark Elf Mystics Master</em></strong
Sanırım en başta bilimin tanımını yapmak lazım... Bilim nedir? Bilim doğruların gözlemler deneyler yoluyla edinilip mantık ve matematik kuralları ile anlamlandırılmasıdır. Bilimin ilerleyişi görmeye ve gözlemlemeye dayanır. Teknoloji de bilimin ende ettiği bilgileri kendine dayanak yaparak gelişir.
Gelelim günümüz Dünyasına günümüz Dünyasında büyü var mıdır? Ã?ncelikle çoğumuz sanırım büyünün günümüz Dünyasını şekillendirmede en azından neredeyse büyük ihtimalle hiçbir rolü olmadığı kabul eder. Büyü ile savaşlar yapılmıyor. Büyük salgın hastalıklar iyileştirilmiyor. Ã?evre kirliliği trafik gibi sorunlar çözülmüyor. Bazı durumlarda büyünün kullanıldığına ilişkin küçük söylentiler olsa da büyük hiçbir olay yok.
Değişik yerlerde geçen büyü varsa bile ya neredeyse hiç etkin değil ya da etkin ama kendini muazzam başarılı şekilde gizliyor.
Peki büyünün var olduğuna inanmam için bir neden var mı? Yok çünkü ben bilimsel olarak büyünün var olduğunu idda etmem için gözleme veya deneye dayalı bir bilgiye ihtiyacım var. Bugüne kadar da bu tarz hiçbir gözlem yapma fırsatım olmadı. Bazı çabalamalara rağmen... Hatta bazı büyüsel şeylerin aslında büyü olmadığını da gördüm. Ã?rneğin istediğiniz kişiye kurşun dökebilirsiniz. Her seferinde kurşun gözlü olacaktır. Ã?ünkü aniden soğuduğu zaman kurşun bu şekilde katılaşır. ( metalurji mühendisi bir arkadaşım anlattı. Bildiğim kadarıyla da mantıklı yine de yoruma açığım)
Tevrat ve diğer kutsal kitaplarda yazması da benim bunu kesin kabul etmem için yeterli neden değildir. Evet ben de bazen acaba büyü var mı diye kendime sorarım. Ama evet var dememi sağlayacak hiçbir şey yaşamadım bugüne kadar.
Büyü varsa bile buna bilim denebilir mi peki ? Hatta bunu daha açık düşünmek için büyünün açıkça kullanıldığı bir Dünya hayal edelim. Mesela Sol Lagna... Sol Lagnada büyü bilim denebilir mi? Genel olarak büyücülerimizin neler yaptıklarını düşünelim. Büyü ağının doğasını mı araştırıyorlar? Ya da örneğin bir cin çağırma büyüsünün cini nasıl bu dünyaya getirdiğini anlamak için araştırma mı yapıyorlar? Hayır? Elbette büyülerin işleyişi hakkında kımi bilgileri var ama bu bir ressamın boyanın doğası hakkında bildiği kadar. Büyücüler daha çok rünleri en düzgün çizmeye, gerekli hareketleri en düzgün yapmaya, sözleri en doğru söylemeye çalışıyorlar. Yaptıkları büyünün arkasındakileri araştırmaya değil. Büyüleri hesaplarla değil belli miktar çalışmanın ardından adeta içgüdüsel olarak en mükemmel hale getiriyorlar. Bu açıdan sanatçılara daha çok benzediklerini düşünüyorum. Bildiğim bilimadamı sınıfına kesinlikle uymuyor. Bildiğim hiçbir büyücü karakter en azından hatırladıklarım hiçbir sistemde pozitif bilime ait hiçbir yöntemi kullanmıyor. Bu nedenle benim bildiğim kadarıyla büyünün bilimle pek bağlantısı yok ve yine kendi bilgilerimden yola çıkarak hayali olarak üretilmiş bir büyü kavramının bile bir çeşit bilim sayılamayacağını düşünüyorum.
Gelelim günümüz Dünyasına günümüz Dünyasında büyü var mıdır? Ã?ncelikle çoğumuz sanırım büyünün günümüz Dünyasını şekillendirmede en azından neredeyse büyük ihtimalle hiçbir rolü olmadığı kabul eder. Büyü ile savaşlar yapılmıyor. Büyük salgın hastalıklar iyileştirilmiyor. Ã?evre kirliliği trafik gibi sorunlar çözülmüyor. Bazı durumlarda büyünün kullanıldığına ilişkin küçük söylentiler olsa da büyük hiçbir olay yok.
Değişik yerlerde geçen büyü varsa bile ya neredeyse hiç etkin değil ya da etkin ama kendini muazzam başarılı şekilde gizliyor.
Peki büyünün var olduğuna inanmam için bir neden var mı? Yok çünkü ben bilimsel olarak büyünün var olduğunu idda etmem için gözleme veya deneye dayalı bir bilgiye ihtiyacım var. Bugüne kadar da bu tarz hiçbir gözlem yapma fırsatım olmadı. Bazı çabalamalara rağmen... Hatta bazı büyüsel şeylerin aslında büyü olmadığını da gördüm. Ã?rneğin istediğiniz kişiye kurşun dökebilirsiniz. Her seferinde kurşun gözlü olacaktır. Ã?ünkü aniden soğuduğu zaman kurşun bu şekilde katılaşır. ( metalurji mühendisi bir arkadaşım anlattı. Bildiğim kadarıyla da mantıklı yine de yoruma açığım)
Tevrat ve diğer kutsal kitaplarda yazması da benim bunu kesin kabul etmem için yeterli neden değildir. Evet ben de bazen acaba büyü var mı diye kendime sorarım. Ama evet var dememi sağlayacak hiçbir şey yaşamadım bugüne kadar.
Büyü varsa bile buna bilim denebilir mi peki ? Hatta bunu daha açık düşünmek için büyünün açıkça kullanıldığı bir Dünya hayal edelim. Mesela Sol Lagna... Sol Lagnada büyü bilim denebilir mi? Genel olarak büyücülerimizin neler yaptıklarını düşünelim. Büyü ağının doğasını mı araştırıyorlar? Ya da örneğin bir cin çağırma büyüsünün cini nasıl bu dünyaya getirdiğini anlamak için araştırma mı yapıyorlar? Hayır? Elbette büyülerin işleyişi hakkında kımi bilgileri var ama bu bir ressamın boyanın doğası hakkında bildiği kadar. Büyücüler daha çok rünleri en düzgün çizmeye, gerekli hareketleri en düzgün yapmaya, sözleri en doğru söylemeye çalışıyorlar. Yaptıkları büyünün arkasındakileri araştırmaya değil. Büyüleri hesaplarla değil belli miktar çalışmanın ardından adeta içgüdüsel olarak en mükemmel hale getiriyorlar. Bu açıdan sanatçılara daha çok benzediklerini düşünüyorum. Bildiğim bilimadamı sınıfına kesinlikle uymuyor. Bildiğim hiçbir büyücü karakter en azından hatırladıklarım hiçbir sistemde pozitif bilime ait hiçbir yöntemi kullanmıyor. Bu nedenle benim bildiğim kadarıyla büyünün bilimle pek bağlantısı yok ve yine kendi bilgilerimden yola çıkarak hayali olarak üretilmiş bir büyü kavramının bile bir çeşit bilim sayılamayacağını düşünüyorum.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
büyü, tarihte, din tarafından her zaman yasaklanmıştır. bence bunun nedeni, tarihin başından beri hiyerarşik bir yapılanmaya sahip ve ayrıcalıklı bir zümre olan teokrat kesimin, büyüden çekinmesi ve kendi konumunu muhafaza etmek istemesidir.
aynı İstar'ın Kralrahibi gibi, öyle değil mi?
aynı İstar'ın Kralrahibi gibi, öyle değil mi?
War, war never changes...
İşin ilginç yanı bilimin de genelde dinler tarafından yasaklamış olması. Dini inançların içeriği ayrı konu... Ama dinlerin ruhban adı verilen kesimi toplumda ciddi bir saygınlığa sahipken büyü veya bilim gibi insanı saygınlaştıran başka uğraş sahiplerinin bu saygınlığı paylaşmasını pek istemediler. Ancak elbette ki onlar bile büyünün var olduğunu düşünürken yanılmış olabilir. Büü gerçekten var mıydı? Yoksa birileri yaptığı başkalarına acayip görünen bi şeyleri büyü ile mi açıkladı? İkincisinin yanlış olduğunu bana gösterebilen hiçbir örnek olmadı şu ana kadar.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
DeMRaN
- Kullanıcı

- Posts: 629
- Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
- Location: L' I'niken d' Draeval (The Sands of Time)
Arkadaşlar diğer din kitaplarının çoğu zamanla krallar ve daha ileri bir toplum seviyesine ulaşmak isteyen yüksek seviyeli din adamları tarafından değiştirilmiştir...
Ama son kitap olan Kur'an'da değişiklik olmadığı saptanmıştır. İslam dini kapalı, marjinal ve kişilere göre değişen, çeşitli anlamlara çekilebilen bir din değildir. Ve dinimize göre Büyü kesinlikle en büyük haramlardan biridir. Evet bunun kitabımızda yazıyor olması şu anlama gelirki dine göre de büyü vardır ve yasaklanmıştır. Allaha şir koşmak olarak geçer hatırladığım kadarı ile büyü yapmak. Yani tanrının işine karışmak gibi birşey ( Son cümleyi tam olarak emin olmayarak söylüyorum. şir koşmanın bire bir anlamını bilmiyorum arkadaşlar )...
Ama Kur'an'da bilime kesinlikle karşı gelinmemiştir. Sadece zamanla din adamları Bilim adamlarının Din'e inanmaması çoğunun ataist olması Allah'ın varlığının olmadığını idda etmesi üzerine bilimden uzaklaşmıştır.
Ama aslına bakarsanız Din ve bilim; bilimin ilk zamanlarında çok geri olduğu zamanlarda aynı noktadan farklı yollara sapmış gibidirler sonra bilim geliştikçe ve kitaplar daha iyi anlaşıldıkça yine din ve bilim birbirine yaklaşmaya başlamıştır. Günümüzde çoğu bilim adamı yeniden din'e inanmaya başlamışlardır. Tüm hayatlarını vererek yaptıkları araştırmalar sonunda buldukları bilgilerin 100lerce yıl öncesinde ki bir din kitabında yazıyor bulmak gerçekten de çoğu bilim adamını çok şaşırtmış olmalı. ( ör: Tuzlu ve tatlı suyun birbirine karışmadığını bulan bilim adamı gibi )
Tekrardan büyüye gelirsek eğer büyününde aslında günümüzde bilimsel açıklaması vardır tam olarak yapılamasa, kesin emin olunmasa, ve yönlendirmek için adım atılacak kadar bilinmese bile...
Ama son kitap olan Kur'an'da değişiklik olmadığı saptanmıştır. İslam dini kapalı, marjinal ve kişilere göre değişen, çeşitli anlamlara çekilebilen bir din değildir. Ve dinimize göre Büyü kesinlikle en büyük haramlardan biridir. Evet bunun kitabımızda yazıyor olması şu anlama gelirki dine göre de büyü vardır ve yasaklanmıştır. Allaha şir koşmak olarak geçer hatırladığım kadarı ile büyü yapmak. Yani tanrının işine karışmak gibi birşey ( Son cümleyi tam olarak emin olmayarak söylüyorum. şir koşmanın bire bir anlamını bilmiyorum arkadaşlar )...
Ama Kur'an'da bilime kesinlikle karşı gelinmemiştir. Sadece zamanla din adamları Bilim adamlarının Din'e inanmaması çoğunun ataist olması Allah'ın varlığının olmadığını idda etmesi üzerine bilimden uzaklaşmıştır.
Ama aslına bakarsanız Din ve bilim; bilimin ilk zamanlarında çok geri olduğu zamanlarda aynı noktadan farklı yollara sapmış gibidirler sonra bilim geliştikçe ve kitaplar daha iyi anlaşıldıkça yine din ve bilim birbirine yaklaşmaya başlamıştır. Günümüzde çoğu bilim adamı yeniden din'e inanmaya başlamışlardır. Tüm hayatlarını vererek yaptıkları araştırmalar sonunda buldukları bilgilerin 100lerce yıl öncesinde ki bir din kitabında yazıyor bulmak gerçekten de çoğu bilim adamını çok şaşırtmış olmalı. ( ör: Tuzlu ve tatlı suyun birbirine karışmadığını bulan bilim adamı gibi )
Tekrardan büyüye gelirsek eğer büyününde aslında günümüzde bilimsel açıklaması vardır tam olarak yapılamasa, kesin emin olunmasa, ve yönlendirmek için adım atılacak kadar bilinmese bile...
<div align="center">Nindyn vel'uss kyorl nind ratha thalra elghinn dal lil alust... <br>Those who watch their backs meet death from the front... </div><br><strong><em><div align="right"><strong><em>Tharivol Amakiir the Dark Elf Mystics Master</em></strong
şu anda ayrıntıları hatırlamıyorum. Ama İslam tarihinde yanılmıyorsam 13.-14. yüzyıllarda gerçekleşen büyük bir bilim karşıtı hareket vardı. Ve hafızam yanıltmıyorsa pek çok ünlü bilimadamı bu durumdan etkilenmişti. ( Ama kaynak belirtemiyorum. Vakit bulduğumda bunu yapmaya çalışırım. ) Yine Osmanlı Devletinde 17. Yüzyılda dini gerekçe göstererek bilimadamları sürgünden idama kadar çeşitli cezalar almışlardı.
Cumhuriyet Türkiyesinde de belli yerlerde bilim adamlarının bazı din adamlarınca tüm sorunların nedeni olarak gösterildiğini duydum ve okudum. Ama kaynakları hatırlamadığım için bu bilginin çok da güvenilir olmadığını kabul ediyorum. Yalnız bana çok da mantıksız gelmiyor.
Sorun şu ki İslam ve Hristiyanlıktan en ilkel dinlere kadar din toplumda hep bir itibar aracı olmuştur. Din adamları insanlara muazzam gelen bir olguyu en iyi anlayan kişiler olarak görüldükleri için hep saygı görmüşlerdir. Ne yazık ki bu saygıyı ve etkiyi kişisel amaçları için kullananlar da hep oldu. İslam dinini de bu şekilde kullanıldığını da pek çok yerden duyup okudum. Hem geçmişte hem bugün.
Asıl sorun şu ki bilim de insanların özellikle yeterli eğitim görmedilerse anlayamadığı bir alandır. Ve bilimadamları da toplumda saygın yere sahiplerdir. Ã?niversite profesörlerinin bildiğim kadarıyla her ülkede çok az mesleğin sağlayabildiği bir itibarları vardır. Bu iki itibar sağlayan alanın da çatışması doğaldır. En azından bu iki alandaki itibarlarını da kişisel amaçları için kullanmaya çalışan bir kesim dini ve bilimi hep uyuşmaz gösterecek sanırım.
Büyüye gelince sanırım büyünün bilim sayılmadığı konusunda hemfikiriz. Varlığına ve yokluğuna gelince sanırım bu bir inanç meselesi bilme veya bilmeme meselesi değil. Gerçekten görebilsek ya da görebilsem o zaman büyünün var olduğuna inanıyorum yerine evet büyü var büyünün var olduğunu biliyorum diyebilirim.
Cumhuriyet Türkiyesinde de belli yerlerde bilim adamlarının bazı din adamlarınca tüm sorunların nedeni olarak gösterildiğini duydum ve okudum. Ama kaynakları hatırlamadığım için bu bilginin çok da güvenilir olmadığını kabul ediyorum. Yalnız bana çok da mantıksız gelmiyor.
Sorun şu ki İslam ve Hristiyanlıktan en ilkel dinlere kadar din toplumda hep bir itibar aracı olmuştur. Din adamları insanlara muazzam gelen bir olguyu en iyi anlayan kişiler olarak görüldükleri için hep saygı görmüşlerdir. Ne yazık ki bu saygıyı ve etkiyi kişisel amaçları için kullananlar da hep oldu. İslam dinini de bu şekilde kullanıldığını da pek çok yerden duyup okudum. Hem geçmişte hem bugün.
Asıl sorun şu ki bilim de insanların özellikle yeterli eğitim görmedilerse anlayamadığı bir alandır. Ve bilimadamları da toplumda saygın yere sahiplerdir. Ã?niversite profesörlerinin bildiğim kadarıyla her ülkede çok az mesleğin sağlayabildiği bir itibarları vardır. Bu iki itibar sağlayan alanın da çatışması doğaldır. En azından bu iki alandaki itibarlarını da kişisel amaçları için kullanmaya çalışan bir kesim dini ve bilimi hep uyuşmaz gösterecek sanırım.
Büyüye gelince sanırım büyünün bilim sayılmadığı konusunda hemfikiriz. Varlığına ve yokluğuna gelince sanırım bu bir inanç meselesi bilme veya bilmeme meselesi değil. Gerçekten görebilsek ya da görebilsem o zaman büyünün var olduğuna inanıyorum yerine evet büyü var büyünün var olduğunu biliyorum diyebilirim.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
DeMRaN
- Kullanıcı

- Posts: 629
- Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
- Location: L' I'niken d' Draeval (The Sands of Time)
Aslında bilim ve büyüyle ilgili bir yerde okumuştum yada duymuştum tam olarak bilemiyorum ama bir bağlantı kurulmuştu. Baya mantıklı gelmişti bana ama ne tam olarak içeriğini hatırlayabiliyorum nede nerede olduğunu hatırlayabiliyorum ne yazık ki
Keşke bu kadar unutkan olmasam ciddi ve güzel bir mesele idi bu az da olsa yeni aklınıza yeni fikirler gelmesini sağlayabilirdi belki...
<div align="center">Nindyn vel'uss kyorl nind ratha thalra elghinn dal lil alust... <br>Those who watch their backs meet death from the front... </div><br><strong><em><div align="right"><strong><em>Tharivol Amakiir the Dark Elf Mystics Master</em></strong
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Ben de ilk yazdığım yazıda (bence) buyunun, bilimin bir dalı oldugunu belirtmiştim. Buyu nedir? Ozel semboller, gizli sözler, ot karışımları, kadim bilgiler. Tarihe bakarsanız herkes bilgiyi elinde tutmaya çalışmıştır. Dini sınıf her zaman üstte durmaya çalışmış bunu da halktan sakladığı bilgiyle sağlamıştır. Genelde efsanelerde mitlerde bilgiye ulaşma anlatılır. Ayrıca din ve yasalar büyüyü yasaklamıştır. Kur'an'da da geçer büyünün 'kesinlikle' yasak olduğu veya (Tarih dersinden hatırlayacaksınız) Hamurabi Kanunlarında büyü yapmak ölüm cezasıdır, adamlar binlerce yıl önce büyü yapana en büyük cezayı veriyorlar.
Bence buyu doğa yasalarına uyar, içinde bir neden-sonuç ilişkisi vardır. Ã?rneğin, en basitinden, 'create water' (su yaratma) büyüsü. Havadaki hidrojen ve oksijen gazlarını kendi vücut enerjini yonlendirerek birleştirme sanatı olabilir. Niye olmasın? Ne guzel açıkladım bakın, ne yoktan bir sey var oldu ne de bir sey yok oldu. Tamamen bilime uygun.
Bilim neden kabul etmiyor(her kimse bu bilim denilen kişi?) Kabul ediyordur da her sey bize açıklanıyor mu? Bilimadamları her bildiklerini bizle paylaşıyorlar mı? En basitinden Sfenks'i düşünelim. Altında gizli bir oda var; ama AÃ?ILMIYOR. Neden? Kapısı mı sıkışmış? Piramitlerin birinin içinde(hangisi hatırlamıyorum şimdi) gizli bir oda bulunuyor. Odaya girilme izni yıllar sonra cıkartılabiliyor o da zorla.(niyeyse?) Odaya giden tunelin girişini deliyorlar, küçük bir robot ilerliyor ve proje DURDURULUYOR. Niye? Ã?ünkü karşılarına bir duvar daha çıkmış. Eee, delsenize onu da? Noldu, matkapın mı bozulacağı tuttu? Kısacası bizle hiçbir sey paylasılmıyor, biz sorunca 'Yoktur oyle seyler' deniyor. Biz de her duydugumuza inanıyoruz ya, hemen inanıyoruz, 'Aaa, yok dediler yoktur' diyoruz...
Bence buyu doğa yasalarına uyar, içinde bir neden-sonuç ilişkisi vardır. Ã?rneğin, en basitinden, 'create water' (su yaratma) büyüsü. Havadaki hidrojen ve oksijen gazlarını kendi vücut enerjini yonlendirerek birleştirme sanatı olabilir. Niye olmasın? Ne guzel açıkladım bakın, ne yoktan bir sey var oldu ne de bir sey yok oldu. Tamamen bilime uygun.
Bilim neden kabul etmiyor(her kimse bu bilim denilen kişi?) Kabul ediyordur da her sey bize açıklanıyor mu? Bilimadamları her bildiklerini bizle paylaşıyorlar mı? En basitinden Sfenks'i düşünelim. Altında gizli bir oda var; ama AÃ?ILMIYOR. Neden? Kapısı mı sıkışmış? Piramitlerin birinin içinde(hangisi hatırlamıyorum şimdi) gizli bir oda bulunuyor. Odaya girilme izni yıllar sonra cıkartılabiliyor o da zorla.(niyeyse?) Odaya giden tunelin girişini deliyorlar, küçük bir robot ilerliyor ve proje DURDURULUYOR. Niye? Ã?ünkü karşılarına bir duvar daha çıkmış. Eee, delsenize onu da? Noldu, matkapın mı bozulacağı tuttu? Kısacası bizle hiçbir sey paylasılmıyor, biz sorunca 'Yoktur oyle seyler' deniyor. Biz de her duydugumuza inanıyoruz ya, hemen inanıyoruz, 'Aaa, yok dediler yoktur' diyoruz...
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Bilim bir bakış açısıdır. Bu da bazı şeyleri kabul etmemesi için yeterlidir. Yine de bilim bunu kabul eder etmez yerine bilimsel bakış açısına göre... diye yazmak daha doğru olabilir sanırım.
Bahsettiğin şey yani su yaratma büyüsü bilimsel olabilirdi. Nasıl yapıldığı açıklanabilse ve dahası kanıtlanabilseydi. Ama şu ana kadar böyle bir şey yapılamadığı için böyle bir şeyin mümkün olduğunu bilimsel bakış açısı ile baktığımda söyleyemem. Su yaratmak mümkün müdür? Evet mümkündür. Kimya ve fizik kitaplarında da bunun yöntemleri anlatılır. Ama bunun dışında bir yöntem var mıdır? Eğer varsa anlatılır denenir. Ve o yöntemin olduğunu görmüş oluruz.
Bunun dışında ben kafamdan bir zaman yolculuğu büyüsü uydurup bunu auralarla pozitif negatif enerjilerle bilimsel gözükmesi için değişik ekler almış bir sürü sözcükle açıklayabilirim. Ama bunun nasıl yapılabileceğini apaçık aktarmıyorsam bu bir önerme bile olamaz.
Piramitler konusunda da aynı şey geçerli bu güne kadar piramitlere gidiip kapalı odayı görme fırsatım olmadı ne yazık ki. Bununla ilgili bir şey de okumadım. Eğer kapalı tutuyorlarsa tonlarca nedeni olabilir. Belki uzaylılarla ilgili bir şey var orada mesela değil mi?
Ama somut temellere dayanmayan hiçbir fikrim az önce yazdığım gibi önerme bile olamaz. Alelade bir tahmindir.
Bilim yüzyıllardır gelişirken belli yöntemleri izliyor. Ve bu yöntemler onu belli noktalara getirdi. Başka yöntemler izlenerek başka alanlarda da belli yerlere gelinebilir. Mesela felsefe bambaşka bir yöntem. Saf akılla bir noktaya gelmeye çalışıyor. Ama bu başka yöntem bilim ya da bilimsel değil.
Büyü de varsa bile bilimsel değil bu nedenle. Hatta bir örnek de vereyim. İlk çağda yapılan en hayran eden büyü bakır ile kalayın karışıp tunca dönüştürülmesi idi. Bunu yapanlar da yapmayanlar da yapanı büyücü gibi görüyorlardı. Eh bu da bir çeşit büyüydü denebilir. Bunun nasıl yapılacağı ne kadar bakır ne kadar kalay gerektiği ateşin ne kadar parlak olacağı ( kaç derece olacağı değil) ne kadr ateşte tutulacağı gibi konuları bu madenciler ya da büyücüler biliyordu. Ama onların yaptığı bilim değildi. Ã?ünkü yaptıklarını hiçbir somut temelle açıklayamıyorlardı.
Bahsettiğin şey yani su yaratma büyüsü bilimsel olabilirdi. Nasıl yapıldığı açıklanabilse ve dahası kanıtlanabilseydi. Ama şu ana kadar böyle bir şey yapılamadığı için böyle bir şeyin mümkün olduğunu bilimsel bakış açısı ile baktığımda söyleyemem. Su yaratmak mümkün müdür? Evet mümkündür. Kimya ve fizik kitaplarında da bunun yöntemleri anlatılır. Ama bunun dışında bir yöntem var mıdır? Eğer varsa anlatılır denenir. Ve o yöntemin olduğunu görmüş oluruz.
Bunun dışında ben kafamdan bir zaman yolculuğu büyüsü uydurup bunu auralarla pozitif negatif enerjilerle bilimsel gözükmesi için değişik ekler almış bir sürü sözcükle açıklayabilirim. Ama bunun nasıl yapılabileceğini apaçık aktarmıyorsam bu bir önerme bile olamaz.
Piramitler konusunda da aynı şey geçerli bu güne kadar piramitlere gidiip kapalı odayı görme fırsatım olmadı ne yazık ki. Bununla ilgili bir şey de okumadım. Eğer kapalı tutuyorlarsa tonlarca nedeni olabilir. Belki uzaylılarla ilgili bir şey var orada mesela değil mi?
Ama somut temellere dayanmayan hiçbir fikrim az önce yazdığım gibi önerme bile olamaz. Alelade bir tahmindir.
Bilim yüzyıllardır gelişirken belli yöntemleri izliyor. Ve bu yöntemler onu belli noktalara getirdi. Başka yöntemler izlenerek başka alanlarda da belli yerlere gelinebilir. Mesela felsefe bambaşka bir yöntem. Saf akılla bir noktaya gelmeye çalışıyor. Ama bu başka yöntem bilim ya da bilimsel değil.
Büyü de varsa bile bilimsel değil bu nedenle. Hatta bir örnek de vereyim. İlk çağda yapılan en hayran eden büyü bakır ile kalayın karışıp tunca dönüştürülmesi idi. Bunu yapanlar da yapmayanlar da yapanı büyücü gibi görüyorlardı. Eh bu da bir çeşit büyüydü denebilir. Bunun nasıl yapılacağı ne kadar bakır ne kadar kalay gerektiği ateşin ne kadar parlak olacağı ( kaç derece olacağı değil) ne kadr ateşte tutulacağı gibi konuları bu madenciler ya da büyücüler biliyordu. Ama onların yaptığı bilim değildi. Ã?ünkü yaptıklarını hiçbir somut temelle açıklayamıyorlardı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Yine ve yine katılmıyorum. Ben potansiyel muhalif mi odum yoksa? ? ? Evet ışınlanma benzeri bir şeyi biliyorlar.. Ama bunun tam olarak nasıl olduğunu da bilmiyorlar. Büyü ancak bilineni hiç esnetmeden uygulamaya yarıyor. Ya da çok ufak esnetmelerle uygulamaya yarıyor. Yeni şeyler keşfedilse bile bu çok daha yavaş oluyor. Ama örneğin hava dinamikleri ( Aerodinamiktir teknik ismi ) bilgiler uçan sayısız aracın önünü açıyor.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>