İnsan katır benzerliği
Spottan devam ediyorum.. Antropolog nedir, derseniz, bendeki tarifi şöyle:
“Okumuş yazmış kısmının kendini doğaya vurup, dağda bayırda boş gezenidir..”
Devlet böyle dağa bayıra, börtü böceğe meraklı tipleri bulur.. Onları fakülte dedikleri bir binaya kapatır..
Başlarından sopayı eksik etmeden; mânâsını bilmedikleri onlarca kelimeyi “Gülbank çektire çektire” belletir..
***
Tekmili Latince denilen dilden türeme bu kelimeler yalnızca mevtaların konuştuğu dildendir..
Yaşayanlara tek bir faydası yoktur.. Temsil bakkala gidip “Paleoantropolojik dönemden kalma kaşardan iki yüz elli gram tart..” demezsin..
“İki yüz elli gram eski kaşar tart..” dersin..
SAY SAY BİTMEZ
Bu kelimeleri belledikten sonra sıra “kemik bellemeye” gelir..
Bellettikleri kemik de öyle kaynattığında suyu veren cinsten değil.. Normal kemiği kaynatıp, suyunu kavanozda zaptedersin..
Jöle kıvamında saklanan o kemik suyunu azar azar yemeğe katar, aşını lezzetlendirirsin..
Bunların adlarını bellediği kemikler ise işe yaramaz, itin önüne atsan yemez..
Üstelik bu kemiklerin her birine sanki bir yiğitlik, bir yararlılık göstermiş gibi Latince bir ad takılmıştır..
Sadece kemiklerin değil..
Her kemiğin üzerindeki çıkıntının dahi adı vardır..
Ã?ğrenci bunları da ölümüne beller..
Hocası “Say bakalım Homo Sapiens insanının ayağındaki kemiklerin adını..” dediği zaman tıkır tıkır söyleyecek kıvama gelmişse diplomasını alır.. O artık bir antropolog olmuştur..
***
Devlet baba yine de insaflıdır.. Bu kadar faydasız bir eğitimden sonra antropolog yaptığı bu insanları kıyıp da toplumun içine katmaz..
Bunların eline diplomayla birlikte kazma kürek takımını tutuşturur, sonra yallah! Doğruca dağa bayıra salar..
AHALİ İNANMAZ..
Bizim ahalinin “antropoloji” denilen bu bilime içi ısınmamıştır..
Ahali antropolog denilen adamın hallerine bakıp kıllanır.. Antropolog takımı bir yeri eşelemek için dağa bayıra yayıldığında köylü bunların kuru kemik peşinde olduğuna inanmaz..
“Hükümet adamları gizlice mal, davar sayımı yapıyor” sanıp hayvanını saklar..
Okur yazar şehirli takımının bu işleri ciddiye almasına da akıl erdirememiştir..
Vaktiyle İsmet Paşamız’ın akıl küpü oğlu Erdal Beyimiz böyle bir kazı alanına gezi yapmıştı.. Yedi iklim, on dört diyarın köylüsü peşine takılıp gizlice takip etmişti..
Köylünün aklı evvellerinden biri “Bunlar define arıyor zahir..” deyip, teşhisi koydu..
Onu dinleyenler de Erdal Bey’in gezinirken dinlenmek için durup sağa sola bakındığı yerleri taş koyarak işaretledi..
Sonra oraları kazılıp, delik deşik edildi.. Define bulunamadı.. Kısmet değilmiş belli ki..
***
şahsen eskiden bu antropologların dediklerine ben de inanırdım.. Bir de insanın maymundan geldiğini anlatan Darwin teorisini duymuşluğumuz var..
Kitap işin doğrusunu yazıyor.. Adem ile Havva’nın Cennet’ten nasıl ıskat edildiğini anlatıyor ama bizim kafamıza girecek gibi değil..
Entel olmuşuz bir kere..
İLK TATBİKAT
Yeni entel olmanın gayretiyle fikirlerimizi yaymak için yanıp tutuşuyoruz..
Bu gayretle ilk kurbanımızı da takıldığımız Ferah Kahvesi’nin sakinleri arasından seçtik..
Dudağı Yılık Tayyar Amca..
Ak sakallı, kendini dine diyanete vermiş bir ihtiyardı.. Bizim gibi zıpçıktı gençlerle sohbet hevesine kapıldı..
Laf dönüp dolaşıp “insanın türemesi” konusuna, yani antropolojik alana kaydı..
Dudağı Yılık Tayyar Amca’nın tezi “İnsan çamurdan halk olmuş, içine can üflenmiştir..” görüşüne dayalıydı..
Onun kaburga kemiğinden de Havva anamız halk edilmiş, avrat kısmı böyle türemişti..
Biz de Darwin papağanlığı yapıp insanın maymun soyundan geldiğini, ilk atalarımızın maymun olduğunu savunuyorduk..
En şiddetli savunan da sözcümüz durumundaki Çallı İbrahim’di..
***
Bütün kahve sakinleri başımıza birikmiş, dayattığımız bilimsel kanıtlar Dudağı Yılık Tayyar Amca’yı bunaltmıştı..
Sonunda Çallı İbrahim’in gözünün içine bakıp akademik tartışmaya noktayı koydu:
“Senin ananı maymun bellemişse bilmem.. Ben Hz. Adem’in soyundan geldim..”
BU DA SON TEZ..
Bu cümle bize Dudağı Yılık Tayyar Amca’nın akademik bir konuyu tartışacak formasyonu olmadığını göstermişti..
Ancak zihnimizde dönüp duran soruların karşılığını hâlâ bulamamıştık..
Bunun bir sebebi de sözünü ettiğim antropoloji ilmidir..
Amerika’dan Eric Trinkaus adlı bir antropolog çıktı.. O da kitabı inkâr eden gafillerden..
Otuz beş bin yıl öncesinin kemiklerini kurcalarken keşfetmiş ki insanın ataları ile “Neanderthal insanı” diye bilinen tür aralarında çiftleşmiş..
Bu sayede bizim gibi konuşabilen, maçlarda “Ölmeye geldik..” diye bağırabilen bir insan türü türemiş..
Beygir ile eşek çiftleşince katır doğuyor ya! İşte bizlerin durumu da böyleymiş..
***
38 bin yıllık bir Neanderthal kemiği bulmuşlar.. Adı da “femur..”
Kemiği bulunan Neanderthal nüfusa kayıtlı olmadığından bu Femur’un soyadı yok..
Amerika’daki Lawrence Berkeley National Laboratuvarı uzmanı Dr. Edward Rubin bu kemiği kaynatıp, çıkan sudaki genleri taramış..
DNA’daki 4.3 milyar yapıtaşından 900 bin küsurunu tarayıp bu sonucu bulmuş..
İnsan ile Neanderthal çiftleşti, günümüzdeki tür ortaya çıktı..
Ocağınız batsın..
O yapıtaşlarından biri olup Neanderthal’den insana geçen FOXP2 geni sayesinde de konuşmayı öğrenmişiz..
Bu olsa olsa boş konuşma genidir.. Araştırmalarımı sürdürüyorum.. İnsanlığı katır gibi tarif eden antropologlarla mücadelem sürecek..
Unutmayalım.. “Hacı dayının katırı.. Her yerde sayılır hatırı..”
Pek bilimsel olmadı ama..
İnSan Katır Benzerliği..Selahattin Duman 15 Aralı
-
mefistofeles
- Kullanıcı

- Posts: 481
- Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
-
mefistofeles
- Kullanıcı

- Posts: 481
- Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
Selahattin Duman ki ben Ona Selahattin Baba Diyorum.Kendi Yazısının Bir Fantastik sitede yayımlandığını duysydı bizim kesin bir yazı yazardı Sanırım.
Her SAbah internete girdiğimde ilk işim VAtan gazetesinin İnternet sitesine girmek ve Selahattin babayı okumak oluyor.Ã?ünkü Beni gerçekten güldüren Tek yazar demek mümkün .Yukardaki yazısı 15/12/2006 cuma günü yazılmış yazısıdır.Umarım beğenir ve DEvamlı Selahattin Babayı okursunuz.
www.vatanim.com.tr adresinde tüm yazılarını bulabilirsiniz.HEle bir de ALmanyadaki ünlü bir genel eve giden Türk olarak yazdığı bir yazı vardır ki.Gülerken SAndalyeden düşebilirsiniz..BEn düştüm

Her SAbah internete girdiğimde ilk işim VAtan gazetesinin İnternet sitesine girmek ve Selahattin babayı okumak oluyor.Ã?ünkü Beni gerçekten güldüren Tek yazar demek mümkün .Yukardaki yazısı 15/12/2006 cuma günü yazılmış yazısıdır.Umarım beğenir ve DEvamlı Selahattin Babayı okursunuz.
www.vatanim.com.tr adresinde tüm yazılarını bulabilirsiniz.HEle bir de ALmanyadaki ünlü bir genel eve giden Türk olarak yazdığı bir yazı vardır ki.Gülerken SAndalyeden düşebilirsiniz..BEn düştüm
-
SacoKhan
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2585
- Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
- Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Walla antropologlara laf etmesine çok kızdığımı söyleyebilirim, heleki onların eğitim süreçlerini böyle anlatmasına. Sanki kendi o yollardan geçmedi, madem beğenmiyordu okumasaydı üniversiteyi, simit satsaydı, eski kaşar tarttırsaydı bakkalına.
Bilim üzerine hayatını yemiş, kafasındaki saçların "3e 5 maç" yaptığı ama yine de bir kumarhane sahibinden az kazanan bu adamları nasıl da bir yazıyla ezmiş dimi. Selahattin Duman haklı bence, zaten kendisi de bunun en güzel örneği, ilk geyik kıyafeti giydiği zaman anlamıştım çünkü geyiğe benzemiyordu, yine bildiğin ayı gibiydi...
Saygılarımla...
Bilim üzerine hayatını yemiş, kafasındaki saçların "3e 5 maç" yaptığı ama yine de bir kumarhane sahibinden az kazanan bu adamları nasıl da bir yazıyla ezmiş dimi. Selahattin Duman haklı bence, zaten kendisi de bunun en güzel örneği, ilk geyik kıyafeti giydiği zaman anlamıştım çünkü geyiğe benzemiyordu, yine bildiğin ayı gibiydi...
Saygılarımla...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
-
mefistofeles
- Kullanıcı

- Posts: 481
- Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
Ben Yazıdaki eğlenceli tona dikkat çekmek istemiştim ama Yazdıklarını okuyunca pişman oldum gibi.Selahattin baba hiç bir yazısında bir işin akademik boyutunu tartışmaz.
Onun özelliği budur olaylara her zaman Anadolu insanı nasıl bakarsa o kadar bakar.
Akademik düşüncesi olmadığı için mi ? yada
Darwincilik ve antropolog ların sorunlarını ağır bir dille yazmadığı için mi ?
Hala anlayamadıın mı SAco KArdeşim..Bak iyi oku ..
Onun özelliği budur olaylara her zaman Anadolu insanı nasıl bakarsa o kadar bakar.
Akademik düşüncesi olmadığı için mi ? yada
Darwincilik ve antropolog ların sorunlarını ağır bir dille yazmadığı için mi ?
Hala anlayamadıın mı SAco KArdeşim..Bak iyi oku ..
Burdaki İroniyi ve ince eleştiriyi görmemek için Yazı yı çok mu hızlı okudun.YAda Selahattin babaya önceden kalmış bir kuyruk acınmı anlayamadım ki ..Devlet böyle dağa bayıra, börtü böceğe meraklı tipleri bulur.. Onları fakülte dedikleri bir binaya kapatır..
Başlarından sopayı eksik etmeden; mânâsını bilmedikleri onlarca kelimeyi “Gülbank çektire çektire” belletir..
AMa ben onu her zaman okuyan bir adam olarak sana şunu söyleyebilirim.Bilime SAygısızlığı yüzünden değil.Yada Antropolog lara .Eğitim sistemine onlara değer vermeyen yargılara çatar Selahattin Baba.Tekmili Latince denilen dilden türeme bu kelimeler yalnızca mevtaların konuştuğu dildendir..
Yaşayanlara tek bir faydası yoktur.. Temsil bakkala gidip “Paleoantropolojik dönemden kalma kaşardan iki yüz elli gram tart..” demezsin..
“İki yüz elli gram eski kaşar tart..” dersin..
SAY SAY BİTMEZ
-
SacoKhan
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2585
- Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
- Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden
Hayır zaten ben ilk başta şok oldum, acaba şaka yollumu yazıyor diye yazının ana düşüncesini merak ederek sonuna kadar bu düşünceyle okudum "inşallah şakadır" diye. Antroplogların mağduriyetini falan anlatıyodur diye. Ama alakası yok, ayrıca Selahattin Duman benden kat kat bilgili bir insandır ve o basit dili seçmesi ayrı aşağılayıcı bir durum...Neyse yazmış bi kere, ben sevmedim açıkçası yazıyı...
And i still wonder if you ever wonder the same!...