arkadaşlar salvatore ile yapılmış bir röpörtajı çevirdim post ediyorum
çok güzel bir söyleşi bu
devamı da gelecek çevirip çevirip post edecem nuhahahah
--------------------------------------------------------------------
Herkes Drizzt"i istiyordu. Buzyeli Vadisi Üçlemesi okuyucuları Drizzt"i istiyordu; TSR"daki arkadaşlar Drizzt"i istiyordu; ve "pekala, bu konuda dürüst olalım" ben de onu istiyordum. Onun nereden geldiğini öğrenmek ve üç Buzyeli Vadisi kitabında neden öyle davrandığını bulmak istiyordum; yarı-çılgın, çoğunlukla hafif yürekli, ama kendisine has bir karanlık yöne sahipti. Bunun kulağa garip geldiğini biliyorum; burada hayal ürünü bir karakterden bahsediyoruz, ve bu karakteri ben yarattım. Bu sebeple, onun geçmişinin pek de önemli olmaması, belki de tamamen konu dışı olması gerekmez miydi? Onu kendi istediğim şey yapamaz mıydım? Tek kelimeyle, hayır.
İşte hayal ürünü karakterlerin özelliği bu; gerçek olma konusunda kendilerine has bir yolları var "ve sadece onları okuyanlar için değil, ama şaşırtıcı bir şekilde yazarlar için bile çok boyutlu olup çıkıyorlar. Kitaplarımda yarattığım karakterleri sever, onlardan nefret eder, onları takdir eder ve hor görür oldum. Bunun böyle olması için, her birisi sürekli olarak kendi deneyimleriyle çizilen sınırlar içinde davranmak zorundalar, o hadiseler kitapta yer alsa da, almasa da.
Böylece, TSR"daki editörüm beni 1989"un sonlarına doğru, yani Buçukluğun Mücevheri"nin yayınlanmasından kısa bir süre önce, aradığında ve bana başka bir üçleme, bu seferki Drizzt Do"Urden"in geçmişini detaylandıran bir üçleme yazmayı teklif ettiğinde hiç de şaşırmamıştım. Buzyeli Vadisi kitapları oldukça başarılıydı. Bir sürü kişiden aldığım bir sürü mektuptan, imza günlerinde konuştuğum birçok insandan biliyordum ki Drizzt, artık her ne sebeptense, diğer tüm karakterlerden daha fazla öne çıkıyordu.
O zamanlar, okuyucularımdan bir haftada ortalama on mektup alıyordum ve içlerinden en az sekiz tanesi Drizzt"in en gözde kahramanları olduğunu belirtiyordu. Hepsi de sürekli olarak, onun şimdi bulunduğu yere nasıl geldiğini ve şimdi olduğu kişiye nasıl dönüştüğünü sorup duruyorlardı. Elbette ki TSR"daki dostlarım da aynı sorulara muhatap kalıyordu.
Böylece benden bir "önceye dönüş" üçlemesi yazmamı istediler. Ve geçindirecek üç çocuğum olduğundan, o yıl çalışmakta olduğum günlük mesleğimi (ki 1990 yılı falandı) bırakmak üzere olduğumdan ve en önemlisi, o karakterin arkasındaki gizem perdesini kaldırmak istediğimden dolayı bu teklifi memnuniyetle kabul ettim.
Drizzt"in tam olarak nerede tasarlandığını tabii ki biliyorum: günlük işimde çalışırken ofisimde. Ve tam olarak ne zaman hayata geldiğini de biliyorum: 1987"nin Temmuz ayında, yani Kristal Parçası"nı yazma teklifi kabul edildikten hemen sonra ve kitabı yazmaya başlamamdan hemen önce. Yazarlık kariyerimdeki en garip hadiselerden biriydi. İstenilen kitabı yazmaya başladığımda, UNUTULMUş DİYARLAR dünyası bir prototipten ve tek bir romandan başka bir şey değildi (ki o da Doug Niles"ın yazdığı mükemmel bir kitap olan "Darkwalker in Moonshae" idi) TSR benden bir Diyarlar kitabı yazmamı istediğinde, ellerindeki her şeyi bana yolladılar . . . ki o Darkwalker in Moonshae"den ibaretti! Doug"ın kitabındaki Daryth"i yan karakter olarak kullanarak kendi kitabımın kahramanını sunmayı teklif ettim, ki o da Buzyeli Vadisi barbarlar kabilelerinden Beornegar oğlu Wulfgar idi.
Daha sonra, diyarların gerçek boyutlarını ve sunduğu fırsatları öğrenince ve TSR"ın (DRAGONLANCE sagada olduğu gibi) karakterleri yazarların paylaşmasını istemediği haberini alınca gerçekten de rahatlamıştım. Ve bu, dertlerimin sonu olmuştu "kısa bir süre için. Sonra teklif kabul edildi ve TSR"ın kitap departmanının baş editörü olan Mary Kirchoff bana ikinci UNUTULMUş DİYARLAR romanını yazacağımı söylediğinde, bana kitabın diyarlarını Doug"ın yarattığı topraklardan binlerce mil uzağa kurmamız gerektiğini söylediğinde Wulfgar için bir yan karaktere ihtiyaç ortaya çıktı Bu konu üzerinde hemen düşüneceğim ve bir hafta içinde yeni bir fikirle ona döneceğim konusunda onu temin ettim.
"Hayır, Bob," diye cevap verdi bana, editörlerden sık sık duyduğum sözlerdi bunlar. "Anlamıyorsun. Bu teklifi satmak için hemen şimdi bir toplantıya gideceğim. Bir yan karaktere ihtiyacım var."
"şimdi mi?" diye cevap verdim, daha önce hiçbir roman yazmamış olmanın getirdiği saflıkla.
"Hemen şimdi!" diye cevap verdi, biraz ukala bir şekilde.
Ve o anda olan oldu. Nasıl olduğunu bilmiyorum. Neden olduğunu da bilmiyorum ama sadece şöyle dedim "Bir drow."
Bir duraksama oldu, sonra az çekingen bir tonlamayla şöyle dedi, "bir kara elf mi?"
"Evet," dedim, karakter kafamda daha belirgin bir şekil almaya başlarken kendime güvenim artarak. "Bir drow kolcu."
Bu seferki duraksama daha uzundu. Sonra, bunu gidip de o katı kimselere anlatmak zorunda olmanın verdiği baskıyla sesi titreyen editör bir fısıltıyla şöyle sordu, "adı ne?"
"Drizzt Do"Urden, Menzoberranzan"ın Dokuzuncu Evi olan D"aermon N"a"shezbaernon Ailesinden."
"Ah," başka bir sessizlik daha, "şunu harf harf söyleyebilir misin?"
"Hiç şansın yok."
"Bir drow kolcu mu?"
"Evveet."
"Drizzit?"
"Drizzt," diye düzelttim (7.3 milyon defanın ilkiydi bu).
"Peki," diye razı oldu deneyimli editör, muhtemelen daha sonra fikrimi değiştirebileceğini düşünerek.
Ama bunu yapmadı tabii ki. Bunu Mary Kirchoff"a borçluyum: işe aldığı yaratıcı insanın, yaratıcı bir iş yapmasına izin verdi ve işleri kendi eline almadan önce (ki asla almadı) sonucu bekledi. Böylece Drizzt doğmuştu. Onu bir oyunda kullandım mı? Hayır. Onu herhangi birinden esinlenerek mi yarattım? Hayır. Sadece var oluverdi, beklenmedik bir şekilde ve üzerinde pek az düşünülerek. Eninde sonunda bir yan karakter olması gerekiyordu; hafiften farklı bir özellikle bezenmiş ilginç bir süs. Bilirsiniz: Batman için Robin ve Greenhornet için Kato gibi. Fakat işler böyle yürümedi. Kristal Parçası"nın baş bölümlerinde Drizzt tundrada koştururken birkaç yeti tarafından pusuya düşürülüyordu. Üçüncü sayfadan sonra, gerçeği anladım.
Drizzt bütün kitabın yıldızıydı.
Bu sebeple, oturup da "önceye dönüş" serisini yazmaya, bu drow kolcunun hikayesini, Buzyeli Vadisi"nde tanıdığımız o karaktere nasıl dönüştüğünü anlatmaya hazırdım. Farklı bir şeyler yapmak istiyordum, daha yoğun ve daha kişisel bir şeyler. Aksiyon sahneleri, özellikle de savaş sahneleri tasvir etmeyi sevdiğim için, kitapları birinci tekil şahıs ağzından anlatmayı istemiyordum. Böylece, kitaplardaki bölümlerin başında Drizzt"in ağzından yazılacak olan denemeler aklıma geldi. Ve sanırım o denemeler hakkında, şimdiye kadar yazdığım her şeyden daha fazla mektup aldım.
Drizzt"in hikayesi kafamda şekillenirken bazı tutarsızlıklar boy gösterdi. Bu beklenen bir şeydi zaten. O panteri nasıl ele geçirdiği, hatta yaşı bile, Buzyeli Vadisi"nde anlatıldığı şekliyle onun önceki yaşamına pek uymuyor gibiydi. Kara Elf Üçlemesi"nin, daha önce yazılan kitaplarla sınırlanmaması gerektiğine karar verdim. Böylece eğer dikkatle bakarsanız Kristal Parçası"nın önceki baskılarında değiştirilen bazı küçük detaylar görürsünüz.
Sanırım bu gayet münasip bir şey oldu, zira bu hikayenin kendi başına bir hayatı var gibi. Gitgide büyüyen ve değişen bir şey halini aldı ve hiç beklemediğim yönlere doğru gelişmekte. Onun öldüğünü düşünmüştüm, ama yine soluk alıyor, hem de her zamankinden daha güçlü bir şekilde. Bazı rötuşlar ve şekillendirmeler yapacağım, çünkü sonuçta bütün bu işin birbiriyle tutarlı olmasını ve fantezi türü sınırları içinde inanılır kalmasını istiyorum. Bütün bu hikayeyi yazmaktaki tek amacım; Onu anlatmak istememdi. İnsanların ondan zevk almasını istememdi.
Umarım zevk alıyorsunuzdur.
