Gordeon Karargahı(pasif rp)
-
Dreamscape
- Kullanıcı

- Posts: 718
- Joined: Sun May 07, 2006 10:00 am
- Location: Kuzeyden Nordland'den...
Ethrynoen Tzar ın bu dediklerine çok sevindi.Ã?ünkü yay kullanmaktan büyük bir zevk duyardı her zaman için.
Her zaman kendisinin yayda iyi olduğunu düşünürdü.Özelliklede uzun yay kullanırken.Bunuda mavi gözleri sayesinde başarıyordu.Odaklanma yeteneği çok iyiydi Ethrynoen in.Ve hedefi tutturmasıda.Gerçi elindeki yara olduğundan beri bu konudaki başarısı biraz olsun kısıtlanmıştı.Ama o yinede eline bir yay alacağı için çok mutluydu.
Silahların olduğu yere gitti.Çok çeşitli yaylar vardı.Kurmalı yaylardan bileşik uzun yay a kadar her çeşitten bulmak mümkündü.Ethrynoen kendisi için en uygun olduğunu düşündüğü uzun yaylardan birisini aldı eline.Sonra yayı eliyle tarttı ve tam bükülme kısmından eline oturup oturmadığını kontrol etti.Bu yay güzele benziyordu üzerinde sarmaşıkları andıran hafif çıkntılar vardı bu da Ethrynoen in yayı tutmasını kolaylaştırıyordu.Sonra sadakların içinde bulunan uzun oklardan aldı ve Tzar ın bulunduğu yere geri döndü.
Galiba bir sorun vardı.Etrafta hiç hedef tahtası gözükmüyordu.Bunun üzerine Ethrynoen Tzar a
"Bunları birbirimiz üzerinde denemeyecağiz herhalde?" dedi ve gülümsedi.
Her zaman kendisinin yayda iyi olduğunu düşünürdü.Özelliklede uzun yay kullanırken.Bunuda mavi gözleri sayesinde başarıyordu.Odaklanma yeteneği çok iyiydi Ethrynoen in.Ve hedefi tutturmasıda.Gerçi elindeki yara olduğundan beri bu konudaki başarısı biraz olsun kısıtlanmıştı.Ama o yinede eline bir yay alacağı için çok mutluydu.
Silahların olduğu yere gitti.Çok çeşitli yaylar vardı.Kurmalı yaylardan bileşik uzun yay a kadar her çeşitten bulmak mümkündü.Ethrynoen kendisi için en uygun olduğunu düşündüğü uzun yaylardan birisini aldı eline.Sonra yayı eliyle tarttı ve tam bükülme kısmından eline oturup oturmadığını kontrol etti.Bu yay güzele benziyordu üzerinde sarmaşıkları andıran hafif çıkntılar vardı bu da Ethrynoen in yayı tutmasını kolaylaştırıyordu.Sonra sadakların içinde bulunan uzun oklardan aldı ve Tzar ın bulunduğu yere geri döndü.
Galiba bir sorun vardı.Etrafta hiç hedef tahtası gözükmüyordu.Bunun üzerine Ethrynoen Tzar a
"Bunları birbirimiz üzerinde denemeyecağiz herhalde?" dedi ve gülümsedi.
<div>Kuzey'de yazın sonu gelmez...</div><br>
Aslında doğru tahmin ettin Ethrynoen dedi Tzar. Yanında kazana benzeyen bir kapı içinden on tane içinde sıvı bi şeyler olan şişkin bezler çıkardı.
şimdi dedi okların demirlerini sök ve bunları tak. Sonra kendi küçük arbaletini pelerinini hafifçe yana çekerek gösterdi. Arbaletin hemen yanında uçları boyalı bezlerle sarılmış oklar vardı.
Komutanların pelerin giymelerinin nedeni bu giysiyi çok sevmeleri değildir dedi Tzar babacan bir tonla Bunun nedeni taşıdıkları silahların ne olduklarının önceden görülmesini engellemektir.
Sonra sesi yine sertleşti. şimdi gönüllü olmayan askerlerden burada karargahta kalanlar bize eğitimde de yardımcı olurlar. Özellikle sonradan hizmetine girecekleri gönüllülerin eğitimine. Jabor da bize yardımcı olabilirdi. Ancak gönüllü olmayan askerler ilk gün iş verilmemesi adeti vardır. Hem zırhını ve silahlarını seçene kadar tam anlamı ile asker de sayılmaz. Ancak Taki nin tanıştığı iki askerimiz daha var Elli ile Melvin. Sanırım Beddin ikisini uyandırmıştır.
Arkada sessizce dinleyen biri onbeş yaşlarında biri yirmilerinde iki genç asker sessizce duruyordu. Tzar geriye bakınca ikisini de fark etti. Sonra gülümsedi. Unutmayın askerler eğitime katılmak sizler için büyük bir onurdur. Belki bir gün siz de gönüllü olmaya karar verirsiniz. dedi. İkisi asker de onbeş yaşlarında olanı ince öbürü daha kalın bir ses tonu ile EVET EFENDİM diye bağırdılar.
şimdi Ethrynoen bu savaşçılardan birisi senin savaşçın olacak bu eğitim sırasında öbürü uyanıp bize zamanında katılırsa Taki nin savaşçısı olacak. Okların uçlarını değiştirdikten sonra kendi savaşçını seç.
Sizler de dedi Elli ve Melvin e gözlerinize şu gözbağlarını takın bunlar gözünüzü boyadan korur.
Her şey hazır olup kararını da verdiğinde senin değil Taki nin savaşçısı olacak savaşçıya ilk atışını yapabilirsin.
RP DIşI: İlk atışı yapana kadar ki olaylar senin kontrolünde artık... Atışı nasıl yaptığını tasvir etmen gerektiğini biliyorsun.
şimdi dedi okların demirlerini sök ve bunları tak. Sonra kendi küçük arbaletini pelerinini hafifçe yana çekerek gösterdi. Arbaletin hemen yanında uçları boyalı bezlerle sarılmış oklar vardı.
Komutanların pelerin giymelerinin nedeni bu giysiyi çok sevmeleri değildir dedi Tzar babacan bir tonla Bunun nedeni taşıdıkları silahların ne olduklarının önceden görülmesini engellemektir.
Sonra sesi yine sertleşti. şimdi gönüllü olmayan askerlerden burada karargahta kalanlar bize eğitimde de yardımcı olurlar. Özellikle sonradan hizmetine girecekleri gönüllülerin eğitimine. Jabor da bize yardımcı olabilirdi. Ancak gönüllü olmayan askerler ilk gün iş verilmemesi adeti vardır. Hem zırhını ve silahlarını seçene kadar tam anlamı ile asker de sayılmaz. Ancak Taki nin tanıştığı iki askerimiz daha var Elli ile Melvin. Sanırım Beddin ikisini uyandırmıştır.
Arkada sessizce dinleyen biri onbeş yaşlarında biri yirmilerinde iki genç asker sessizce duruyordu. Tzar geriye bakınca ikisini de fark etti. Sonra gülümsedi. Unutmayın askerler eğitime katılmak sizler için büyük bir onurdur. Belki bir gün siz de gönüllü olmaya karar verirsiniz. dedi. İkisi asker de onbeş yaşlarında olanı ince öbürü daha kalın bir ses tonu ile EVET EFENDİM diye bağırdılar.
şimdi Ethrynoen bu savaşçılardan birisi senin savaşçın olacak bu eğitim sırasında öbürü uyanıp bize zamanında katılırsa Taki nin savaşçısı olacak. Okların uçlarını değiştirdikten sonra kendi savaşçını seç.
Sizler de dedi Elli ve Melvin e gözlerinize şu gözbağlarını takın bunlar gözünüzü boyadan korur.
Her şey hazır olup kararını da verdiğinde senin değil Taki nin savaşçısı olacak savaşçıya ilk atışını yapabilirsin.
RP DIşI: İlk atışı yapana kadar ki olaylar senin kontrolünde artık... Atışı nasıl yaptığını tasvir etmen gerektiğini biliyorsun.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Beddin sözlerini bitirdiğinde Thais bir süre hiç bir cevap veremedi. Bir Kibele rahibesi olmak gerçekten çok büyük bir onurdu ve Thais cevap vermeden önce bunun ne demek olduğunu tam olarak bilip bilmediğini düşündü...
Thais dağların ve mağaraların tanrıçası, toprak ana'nın rahibelerini daha önce çok görmüştü. Hasat zamanında davullar çalıp müzik ile şarkı söyleyip dans ederek insanları kendinden geçirirlerdi ve bu ziyafetlerde şarap hiç eksik olmazdı. Kibele'nin ve toprağın bereketi böyle kutlanırdı.
Thais aslında şarap evinde biraz da Kibele rahibelerine özenirdi ama bir rahibe olmaya önerilecek kadar büyüdüğünü hiç bilmiyordu ve demek ki Beddin bile onu bu işe uygun birisi olarak görmüştü...
Genç kız üzerindeki deri tüniğe ve beline asılı kılıcına baktı. Sonra zümrüt gözlerini kapatıp kendisini Toprak Ana'nın mabedinde hayal etti. Eğer Thais o sırada arkasına baksaydı belinde kılıcı, saçlarını toplamış bir oğlan çocuğuna benzeyen küçük bir kız görürdü. Hala oynamak isteyen, hayatı hiç bir şeyi uzun süre ciddiye almadan yaşamak isteyen bir çocuk. Ama zümrüt gözlerin önünden geçen hayal artık yetişkinliği kabul edilmiş, olgun davranması gereken bir rahibenin, bir kadının hayaliydi.
Thais tam ortada bir yerde, daha ruhu iki taraftan birine kaymadan, kıpır kıpır yerinde duramayan ruhunu bir kez olsun zaptetti ve onu bir karar verme zorunda bıraktı. Genç kızın ruhu bir an için zümrüt gözlerin önündeki hayale merakla bakınca Thais gözlerini açtı ve cevabını verdi.
- Evet! Ben bir Kibele rahibesi olmak istiyorum!
Zümrüt gözler pırıl pırıl parlıyordu...
Thais dağların ve mağaraların tanrıçası, toprak ana'nın rahibelerini daha önce çok görmüştü. Hasat zamanında davullar çalıp müzik ile şarkı söyleyip dans ederek insanları kendinden geçirirlerdi ve bu ziyafetlerde şarap hiç eksik olmazdı. Kibele'nin ve toprağın bereketi böyle kutlanırdı.
Thais aslında şarap evinde biraz da Kibele rahibelerine özenirdi ama bir rahibe olmaya önerilecek kadar büyüdüğünü hiç bilmiyordu ve demek ki Beddin bile onu bu işe uygun birisi olarak görmüştü...
Genç kız üzerindeki deri tüniğe ve beline asılı kılıcına baktı. Sonra zümrüt gözlerini kapatıp kendisini Toprak Ana'nın mabedinde hayal etti. Eğer Thais o sırada arkasına baksaydı belinde kılıcı, saçlarını toplamış bir oğlan çocuğuna benzeyen küçük bir kız görürdü. Hala oynamak isteyen, hayatı hiç bir şeyi uzun süre ciddiye almadan yaşamak isteyen bir çocuk. Ama zümrüt gözlerin önünden geçen hayal artık yetişkinliği kabul edilmiş, olgun davranması gereken bir rahibenin, bir kadının hayaliydi.
Thais tam ortada bir yerde, daha ruhu iki taraftan birine kaymadan, kıpır kıpır yerinde duramayan ruhunu bir kez olsun zaptetti ve onu bir karar verme zorunda bıraktı. Genç kızın ruhu bir an için zümrüt gözlerin önündeki hayale merakla bakınca Thais gözlerini açtı ve cevabını verdi.
- Evet! Ben bir Kibele rahibesi olmak istiyorum!
Zümrüt gözler pırıl pırıl parlıyordu...
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
O halde hemen gidebiliriz dedi Beddin. Babanla zaten konuştum ve bunu onayladı. Senin de izin almana gerek yok. Tapınak ile konuşmuştum. Seni bekliyorlar. Yine de tapınağa bir defa girdikten sonra asıl konuşmayı senin yapman gerekli. Ã?ünkü Kibele Tapınağında bir kadının konuşması çok daha değerlidir.
RP DIşI: Tapınağa kendin gidebilirsin. Beddin i de yanında tasvir etmende sakınca yok.
RP DIşI: Tapınağa kendin gidebilirsin. Beddin i de yanında tasvir etmende sakınca yok.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Dreamscape
- Kullanıcı

- Posts: 718
- Joined: Sun May 07, 2006 10:00 am
- Location: Kuzeyden Nordland'den...
Ethrynoen genç çocuğa ve ondan daha büyük duran diğerine baktı.Ve hiç düşünmeden daha küçük olanı seçti.
Ã?ocuk sarı saçlı Ethrynoen kadar uzun ve hatta ondan daha uzun bir boya zsahipti.Yeni yeni yerine oturmuş bir kas yapısı ve gençlikle beraber gelen sarı sakalları vardı.Bu sakallar onu çok güşlünç göstersede Ethrynoen buna gülmedi.Ã?ünkü asla genç birinin onurunu kırmak istemezdi.Ayrıca çocuk paralı askerdi! Bu durum Ethrynoen i şaşkına çevirdi çünkÃ? genç birinin paralı olarak çalıştırılması çok saçmaydı.Savaşlarda o kadar başarılı olamazdı ki! Hem o daha çocuktu.Arkadaşlarıyla kırlarda koşturup tahta silahlarla savaşma yaşını geçsede çocuktu.Ancak Birden Ethrynoenin aklına bir şey geldi.Oda onun gibiyken savaşmak zorunda kalmıştı.
Ã?ocuk Ethrynoen çocuğun yanına giderek "Adın ne?" diyerek kesin bir soru sordu.
Sonrasındada Taki yi beklediler....
Ã?ocuk sarı saçlı Ethrynoen kadar uzun ve hatta ondan daha uzun bir boya zsahipti.Yeni yeni yerine oturmuş bir kas yapısı ve gençlikle beraber gelen sarı sakalları vardı.Bu sakallar onu çok güşlünç göstersede Ethrynoen buna gülmedi.Ã?ünkü asla genç birinin onurunu kırmak istemezdi.Ayrıca çocuk paralı askerdi! Bu durum Ethrynoen i şaşkına çevirdi çünkÃ? genç birinin paralı olarak çalıştırılması çok saçmaydı.Savaşlarda o kadar başarılı olamazdı ki! Hem o daha çocuktu.Arkadaşlarıyla kırlarda koşturup tahta silahlarla savaşma yaşını geçsede çocuktu.Ancak Birden Ethrynoenin aklına bir şey geldi.Oda onun gibiyken savaşmak zorunda kalmıştı.
Ã?ocuk Ethrynoen çocuğun yanına giderek "Adın ne?" diyerek kesin bir soru sordu.
Sonrasındada Taki yi beklediler....
<div>Kuzey'de yazın sonu gelmez...</div><br>
Ã?ocuk çekingen bir ifade ile başını eğdi ve cevap vermekten kaçındı.
Tzar Ethrynoen in şaşkın tavırlarına baktı. Ã?nce bu askerlerin kim olduklarını anlamamış olabileceğini düşündü. Askerlerin isimleri Elli ve Melvin dedi Ethrynoen e Bu askerler alt kademelerin askerleridir dedi. Her Frigya Köyü ülkeye asker sağlamak zorundadır. Ã?rünlerin bir bölümünün toplanmasına benzer şekilde köylerden asker de toplanır.
Elbette bu askerlerin bizim kadar uzun askerlik yapma yükümlülükleri yok. Aslında onlar beş yıl sonra evlerine dönebiliyorlar. Biz gönüllü askerlerin ise bir defa bu hizmeti kabul ettikten sonra en az on yıl görev yapmamız beklenir. Bazılarımızda bu otuz kırk yıla bile çıkabiliyor.
Neyse sanırım bu kadar yeter Ethrynoen. Taki yi beklememize gerek yok. Eğer uyuyorsa uyanınca gelir. Sen seçmek istediğin askeri seçebilir ve öbür askeri hedef alarak atış yapabilirsin. Her halde belirtmeme gerek yok dedi sonra Melvin ve Elli ye dönerek sizin de ok atışlarından kaçmanız gerekiyor. Bu konudaki başarınızın da sizin Gordeon da kalacağınız süreyi etkileyeceğini unutmayın dedi özellikle ülkenin bugünlerde karışık olan uzak bölgelerine gitme düşüncesinin onları korkutacağını umarak.
Tzar Ethrynoen in şaşkın tavırlarına baktı. Ã?nce bu askerlerin kim olduklarını anlamamış olabileceğini düşündü. Askerlerin isimleri Elli ve Melvin dedi Ethrynoen e Bu askerler alt kademelerin askerleridir dedi. Her Frigya Köyü ülkeye asker sağlamak zorundadır. Ã?rünlerin bir bölümünün toplanmasına benzer şekilde köylerden asker de toplanır.
Elbette bu askerlerin bizim kadar uzun askerlik yapma yükümlülükleri yok. Aslında onlar beş yıl sonra evlerine dönebiliyorlar. Biz gönüllü askerlerin ise bir defa bu hizmeti kabul ettikten sonra en az on yıl görev yapmamız beklenir. Bazılarımızda bu otuz kırk yıla bile çıkabiliyor.
Neyse sanırım bu kadar yeter Ethrynoen. Taki yi beklememize gerek yok. Eğer uyuyorsa uyanınca gelir. Sen seçmek istediğin askeri seçebilir ve öbür askeri hedef alarak atış yapabilirsin. Her halde belirtmeme gerek yok dedi sonra Melvin ve Elli ye dönerek sizin de ok atışlarından kaçmanız gerekiyor. Bu konudaki başarınızın da sizin Gordeon da kalacağınız süreyi etkileyeceğini unutmayın dedi özellikle ülkenin bugünlerde karışık olan uzak bölgelerine gitme düşüncesinin onları korkutacağını umarak.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Dreamscape
- Kullanıcı

- Posts: 718
- Joined: Sun May 07, 2006 10:00 am
- Location: Kuzeyden Nordland'den...
Ã?ocuk gözüne korkakmış gibi geldi bir an için.Ama sonuçta o burada görevini yerine getiriyordu.5yıl bile uzun zamandı.Ama bunları şu an düşünmenin anlamı yoktu.
Ã?ocuğu yanına çektikten sonra hazırladığı okları yanındaki küçük sadağa boşaltmayı denedi zorda olsa onları oraya yerleştirmeyi başarabildi.
Okunu sevmişti her zaman severdi uzun yayı.Elinde boş bir şekilde yayını gerdi yaya bakılırsa oklar çok hızlı giderdi.Ã?ünkü Ethrynoen bile yayı çekerken zorlandı.Ve yayın el yapımı muhteşem bir silah olduğunu fark etti.Bu tür silahların karargahta bulunmasıysa daha muhteşemdi.Ã?ünkü bunları kullananlar gönüllü olanlardı.İşte karargahın güzel tarafı bu diye düşündü...
Daha fazla zaman harcamadan asıl işine döndü.Birbirlerini avlamaca oyununa.şimdi ilk atışı yapmak için hazırlandı.Yayına sanki deneme amaçlı ok takıyormuş gibi yaparak genç askere doğru nişan aldı.Ve hızla dönerek okunu yayında serbest bıraktı.Genç adam ona uzak bir mesafedeydi.Hızla dönerken elini acıtsada yayı bırakabilmişti.Bu okta fazla umut görünmüyordu.Hedefi bulma olasılığı çok düşük gibiydi çünkü oku atarken elinin acısıyla, ok yönünde bir sapmaya uğramıştı.Ama bunuda kendi lehine çevirebileceğini anladı.En azından gencin hareketleri hakkında bir fikir elde edebilecekti....
Ã?ocuğu yanına çektikten sonra hazırladığı okları yanındaki küçük sadağa boşaltmayı denedi zorda olsa onları oraya yerleştirmeyi başarabildi.
Okunu sevmişti her zaman severdi uzun yayı.Elinde boş bir şekilde yayını gerdi yaya bakılırsa oklar çok hızlı giderdi.Ã?ünkü Ethrynoen bile yayı çekerken zorlandı.Ve yayın el yapımı muhteşem bir silah olduğunu fark etti.Bu tür silahların karargahta bulunmasıysa daha muhteşemdi.Ã?ünkü bunları kullananlar gönüllü olanlardı.İşte karargahın güzel tarafı bu diye düşündü...
Daha fazla zaman harcamadan asıl işine döndü.Birbirlerini avlamaca oyununa.şimdi ilk atışı yapmak için hazırlandı.Yayına sanki deneme amaçlı ok takıyormuş gibi yaparak genç askere doğru nişan aldı.Ve hızla dönerek okunu yayında serbest bıraktı.Genç adam ona uzak bir mesafedeydi.Hızla dönerken elini acıtsada yayı bırakabilmişti.Bu okta fazla umut görünmüyordu.Hedefi bulma olasılığı çok düşük gibiydi çünkü oku atarken elinin acısıyla, ok yönünde bir sapmaya uğramıştı.Ama bunuda kendi lehine çevirebileceğini anladı.En azından gencin hareketleri hakkında bir fikir elde edebilecekti....
<div>Kuzey'de yazın sonu gelmez...</div><br>
Jabor kalktığında kendini yeniden eskisi gibi hissetmişti, sanki...,biraz...
Aslında hiç bir farkı yoktu.Neyse, bir daha o sefil hale düşmemeye kararlıydı.Geçtiği yollar ve dağlar birbirini izlemişti.
Kaybolmuştum... diye fısıldadı onu uyandıran diğer savaşçıyla birlikte kerpiç koridordan geçip geniş bir odaya gelirlerken.Sonra kafasını kaldırdı ve içinde bulundukları odanın duvarlarına baktı.
Savaşçı silahını ve zırhını seçmesiyle ilgili bir şey söylemişti Jabor`a..Sonra odanın yan tarafındaki kapıdan çıktı ve gitti.
Jabor biraz durdu, sonra elini yavaşça duvardaki diğer silahların arasından gözüne ilk çarpan şey olan eğri bir bronz kılıca uzattı.Bunları daha önce kaç defa görmüştü daha sonra elini klıcın sapına değdirdi ve duvardaki dayanağından çıkartmak için tutmaya çalıştı.
Sonra bir şey oldu; aklına şimşek gibi bir anı çarptı.Kesilen bir boğazdan yüzüne fışkıran sıcak kanı hissetti.Üstüne yığılan küçük ölü bedenin soğuk suratını gördü.Ve aynı buna benzer bir kılıçtaki bulanmış kanı.
Bir çığlık atarak kılıcı elinden yere attı ve koşarak döndüğü yere gitmeye çalıştı ama yolda ayakları birbirine dolandı ve düştü.şimdi yerde geri geri sürünerek sırtını diğer duvara yaslamıştı ve kesik kesik soluk alıyordu.Sonra emin olmak istercesine sol koluna baktı.Sonra hıçkırarak elleri arasına indirdi başını.
...
Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu ki ayağa kalktı.eskiyi unutmalıydı,yoksa asla eskisi gibi olamazdı.Düşüncelerindeki ironiye aklı takılarak duraksadı ve yere oturdu tekrar. ''eskiye dönmek'' aslında burda demek istediği eski Jabor olmaktı, arsenalden önceki Jabor...
Ayağa kalktı ve düşüncelerden sıyrıldı.eğildi ve yerden kılıcı aldı.Sanki kızgın bir ateş maşasını tutar gibi korkarak tutmuştu kılıcın sapını.Sonra elini yakmayacağını anlayınca daha bir güvenle tuttu.Sonra bileğini kullanarak elinde sola ve sağa doğru çevirdi.Sol elinin işaret parmağını önce kılıcın sapında, sonra normal bir kılıcınki gibi düz bir doğrultuda giden gövdesinin başlangıcında, en sonunda aşağı doğru dümdüz inip sonra kıvrılarak yukarı doğrulan kısmının keskin tarafında gezdirdi.
Parmağından aşağıya kan süzülüyordu.Yere eğilerek yerdeki toprakla karıştırdı parmağının akan kanını.k Ve sonra kılıcı kutsal bir emanet gibi kaldırdı ve sol elinde tuttu.Halbuki bu basit bronz bir 'scimitar'* dı.
Kendi cüssesine uygun bir zırh bulması zor olacağından gözüne çarpan en geniş deri zırhı giymeye çalıştı.Güldü.Bu ona küçük gelen bir yelek gibi olmuştu.Bacaklarına zırh olarak yalnızca diz kapaklarını ve kaval kemiklerini koruyacak bir zırh giymeyi düşündü.Bir de karnına bir zırh isteyebilirdi ama o kadar.
Altındaki kumaş pantolonun kenarından bir parça bez yırttı ve bunu bir kemer gibi yaparak kılıcı buraya astı.şimdi şu adamı bulmalıydı.'Eğitim' almak için.Kapıyı açtı ve dışarı çıkacakken durdu.
''Umarım bu eğitim dedikleri şeyde öldürmek zorunda kalmam.'' diye düşündü ve adımlarını hızlandırdı.
şu anda Karagahın açık bir alanında iki tane adam bir yere doğru bakıyordu dikkatle.Jabor da oraya bakt veı o sırada onu eğitecek olan savaşçı olduğunu gördü baktıkları kişinin.
Sonra bu adam döndü ve elinde tuttuğu yayı aşağı tutarak oku yerleştirdi ve gerdi.Açıklıkta bekleyen iki..Jabor bunu beklemiyordu işte! Bunlar çocuktu daha!.. çocuk birbirlerine bir bakıştılar.Ve tam bu anda diğer savaşçı birden yön değiştirdi ve dönerken de oku yaydan serbest bıraktı.
Jabor ''Yapmaaa!'' diye bağırdı bir yandan koşarken ama çok geçti, etraf tekrar cehennem gibi olmuştu ve ok çıkmıştı yaydan.
Jabor gerçek dünyada ne olduğuna bakmadan koşuyordu,zira dostu Skuura `ya bir mızrak fırlatmışlardı.Mızrağı hazırlyan adamı gören Jabor derhal küçük tahta kalkanı yere attı ve koşmaya başladı ama çok geçti, o sadece arkadaşının bir mızrak tarafından şişlenmiş bedenine yetişmeyi başarabilmişti.Mızrak iki kürek kemiğinin arasından yukarıdan 45 derecelik bir açıyla girmiş ve üst karın bölgesinden çıkmıştı.şimdi Skuura kollarında konuşmaya çalışmıştı ama yalnızca ağzından kan boşandı.ONu sıkı sıkı kollarında tuttu Jabor ve göbekli, sol gözü oyulmuş olan ve pis pis gülen adama doğru bir zamanlar onu öldürmek isteyen sahibine baktığı bakışın bir benzeriyle baktı.
şimdi Jabor, karargahın eğitim alanının ortasında dizleri üstüne çökmüş, hayali bir bedeni kolları arasında tutuyordu, bir yandan da önündeki belirli bir noktaya sanki bir canavara bakarmış gibi,öfke ve intikam ateşiyle bakıyordu.
Aslında baktığı binanın taş sütunlarından biriydi sadece.
RP DIşI: * Scimitar sözcüğünün tam türkçe açılımını bilmediğimden ingilizcesini ayzdım direkt.BİR de rp de tam anlatamamış olabilirim, küçük bir resmini verdim, buyrun:

Aslında hiç bir farkı yoktu.Neyse, bir daha o sefil hale düşmemeye kararlıydı.Geçtiği yollar ve dağlar birbirini izlemişti.
Kaybolmuştum... diye fısıldadı onu uyandıran diğer savaşçıyla birlikte kerpiç koridordan geçip geniş bir odaya gelirlerken.Sonra kafasını kaldırdı ve içinde bulundukları odanın duvarlarına baktı.
Savaşçı silahını ve zırhını seçmesiyle ilgili bir şey söylemişti Jabor`a..Sonra odanın yan tarafındaki kapıdan çıktı ve gitti.
Jabor biraz durdu, sonra elini yavaşça duvardaki diğer silahların arasından gözüne ilk çarpan şey olan eğri bir bronz kılıca uzattı.Bunları daha önce kaç defa görmüştü daha sonra elini klıcın sapına değdirdi ve duvardaki dayanağından çıkartmak için tutmaya çalıştı.
Sonra bir şey oldu; aklına şimşek gibi bir anı çarptı.Kesilen bir boğazdan yüzüne fışkıran sıcak kanı hissetti.Üstüne yığılan küçük ölü bedenin soğuk suratını gördü.Ve aynı buna benzer bir kılıçtaki bulanmış kanı.
Bir çığlık atarak kılıcı elinden yere attı ve koşarak döndüğü yere gitmeye çalıştı ama yolda ayakları birbirine dolandı ve düştü.şimdi yerde geri geri sürünerek sırtını diğer duvara yaslamıştı ve kesik kesik soluk alıyordu.Sonra emin olmak istercesine sol koluna baktı.Sonra hıçkırarak elleri arasına indirdi başını.
...
Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu ki ayağa kalktı.eskiyi unutmalıydı,yoksa asla eskisi gibi olamazdı.Düşüncelerindeki ironiye aklı takılarak duraksadı ve yere oturdu tekrar. ''eskiye dönmek'' aslında burda demek istediği eski Jabor olmaktı, arsenalden önceki Jabor...
Ayağa kalktı ve düşüncelerden sıyrıldı.eğildi ve yerden kılıcı aldı.Sanki kızgın bir ateş maşasını tutar gibi korkarak tutmuştu kılıcın sapını.Sonra elini yakmayacağını anlayınca daha bir güvenle tuttu.Sonra bileğini kullanarak elinde sola ve sağa doğru çevirdi.Sol elinin işaret parmağını önce kılıcın sapında, sonra normal bir kılıcınki gibi düz bir doğrultuda giden gövdesinin başlangıcında, en sonunda aşağı doğru dümdüz inip sonra kıvrılarak yukarı doğrulan kısmının keskin tarafında gezdirdi.
Parmağından aşağıya kan süzülüyordu.Yere eğilerek yerdeki toprakla karıştırdı parmağının akan kanını.k Ve sonra kılıcı kutsal bir emanet gibi kaldırdı ve sol elinde tuttu.Halbuki bu basit bronz bir 'scimitar'* dı.
Kendi cüssesine uygun bir zırh bulması zor olacağından gözüne çarpan en geniş deri zırhı giymeye çalıştı.Güldü.Bu ona küçük gelen bir yelek gibi olmuştu.Bacaklarına zırh olarak yalnızca diz kapaklarını ve kaval kemiklerini koruyacak bir zırh giymeyi düşündü.Bir de karnına bir zırh isteyebilirdi ama o kadar.
Altındaki kumaş pantolonun kenarından bir parça bez yırttı ve bunu bir kemer gibi yaparak kılıcı buraya astı.şimdi şu adamı bulmalıydı.'Eğitim' almak için.Kapıyı açtı ve dışarı çıkacakken durdu.
''Umarım bu eğitim dedikleri şeyde öldürmek zorunda kalmam.'' diye düşündü ve adımlarını hızlandırdı.
şu anda Karagahın açık bir alanında iki tane adam bir yere doğru bakıyordu dikkatle.Jabor da oraya bakt veı o sırada onu eğitecek olan savaşçı olduğunu gördü baktıkları kişinin.
Sonra bu adam döndü ve elinde tuttuğu yayı aşağı tutarak oku yerleştirdi ve gerdi.Açıklıkta bekleyen iki..Jabor bunu beklemiyordu işte! Bunlar çocuktu daha!.. çocuk birbirlerine bir bakıştılar.Ve tam bu anda diğer savaşçı birden yön değiştirdi ve dönerken de oku yaydan serbest bıraktı.
Jabor ''Yapmaaa!'' diye bağırdı bir yandan koşarken ama çok geçti, etraf tekrar cehennem gibi olmuştu ve ok çıkmıştı yaydan.
Jabor gerçek dünyada ne olduğuna bakmadan koşuyordu,zira dostu Skuura `ya bir mızrak fırlatmışlardı.Mızrağı hazırlyan adamı gören Jabor derhal küçük tahta kalkanı yere attı ve koşmaya başladı ama çok geçti, o sadece arkadaşının bir mızrak tarafından şişlenmiş bedenine yetişmeyi başarabilmişti.Mızrak iki kürek kemiğinin arasından yukarıdan 45 derecelik bir açıyla girmiş ve üst karın bölgesinden çıkmıştı.şimdi Skuura kollarında konuşmaya çalışmıştı ama yalnızca ağzından kan boşandı.ONu sıkı sıkı kollarında tuttu Jabor ve göbekli, sol gözü oyulmuş olan ve pis pis gülen adama doğru bir zamanlar onu öldürmek isteyen sahibine baktığı bakışın bir benzeriyle baktı.
şimdi Jabor, karargahın eğitim alanının ortasında dizleri üstüne çökmüş, hayali bir bedeni kolları arasında tutuyordu, bir yandan da önündeki belirli bir noktaya sanki bir canavara bakarmış gibi,öfke ve intikam ateşiyle bakıyordu.
Aslında baktığı binanın taş sütunlarından biriydi sadece.
RP DIşI: * Scimitar sözcüğünün tam türkçe açılımını bilmediğimden ingilizcesini ayzdım direkt.BİR de rp de tam anlatamamış olabilirim, küçük bir resmini verdim, buyrun:

''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''
Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...
drow atasözü
Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...
drow atasözü
Yay çekilirken çocuk bir süre neredeyse hiç hareket edemedi. Sonra hafifçe yandan geçen ok onu korkutup dengesini sarstı. Yere düşmese de zorlukla ayakta durabilidi. Biraz ileride duvara çarpan okun içindeki sıvı üzerini hafifçe ıslattı.
Tzar ok atışı devam ettiği süre boyunca gözlerini Ethrynoen ile Elli den ayırmadı. Sonra bir an için Jabor a baktı. Sonra önce Elli ye döndü. Bir savaş meydanında hatta şehir içinde böyle bir saniye tereddüt etmen senin sonunu getirir dedi. Sonra tekrar Ethrynoene döndü Elindeki yay en uzağa atış yapabilecek yay türü ancak hedefi vurabilme şansı diğer yaylara göre daha düşük. O nedenle bu yayla olabildiğince hızlı ve çok atış yapabilmelisin. Atışların olabildiğince yeterince yakına yönelirse ilk atışın isabetli olmasa bile hedeflediğin kişiyi şaşırtıp sonraki atışlar için daha kolay bir hedef haline getirebilirsin. şimdi eğer hazırsan yeni bir atış daha yapabilirsin dedi. Sizi izliyorum diye ekledi.
Sonra Jabor a doğru yürüdü. Adamın bakışları ve tavrı gerçekten garipti. Adamın asker olup olmaması konusunda kararsız kaldı Tzar. Ancak bir süre daha onu gözleyip kararın doğru olup olmadığı anlaşılabilirdi.
Ã?ncelikle elindeki kılıcı değiştir dedi Jabor'a kılıç eski Hitit kılıçlarından birisidir dedi. Sonra mızrağını kılıca doğru sertçe sapladı. Mızrak kılıcın içine rahatça birkaç santim girmişti.
Demir bronzdan çok daha güçlüdür. O nedenle demir kılıç daha çok işine yarar diye ekledi. Sonra eğer zırh işine yaramıyorsa demirciler mahallesine gidebilir ve kendine bir zırh yaptırabilirsin dedi. Giderken bu zırhı giyersen senin asker olduğunu anlarlar ve senin bir bedel ödemene gerek olmaz. Tabii akşam ben de senin asker olduğunu onaylarım.
Bu arada çımışken bir hamama da uğra diye ekledi. Hamamların nerede olduğunu sorarsan sana gösterirler. Oralarda kendini ücretsiz temizleyebilirsin. Adamın cebine kum tanesi büyüklüğünde bir altın parçası koydu bununla sabun alabilirsin. dedi. Bunları hallettiğinde tekrar buraya gel.
RP dışı: Yapabileceğin işler için bir Gordeon içi Aktif Rp başlığı açıyorum. Demirciler mahallesini biliyorsun. Mahallenin içinde bir çok hamam var. : ) )
Tzar ok atışı devam ettiği süre boyunca gözlerini Ethrynoen ile Elli den ayırmadı. Sonra bir an için Jabor a baktı. Sonra önce Elli ye döndü. Bir savaş meydanında hatta şehir içinde böyle bir saniye tereddüt etmen senin sonunu getirir dedi. Sonra tekrar Ethrynoene döndü Elindeki yay en uzağa atış yapabilecek yay türü ancak hedefi vurabilme şansı diğer yaylara göre daha düşük. O nedenle bu yayla olabildiğince hızlı ve çok atış yapabilmelisin. Atışların olabildiğince yeterince yakına yönelirse ilk atışın isabetli olmasa bile hedeflediğin kişiyi şaşırtıp sonraki atışlar için daha kolay bir hedef haline getirebilirsin. şimdi eğer hazırsan yeni bir atış daha yapabilirsin dedi. Sizi izliyorum diye ekledi.
Sonra Jabor a doğru yürüdü. Adamın bakışları ve tavrı gerçekten garipti. Adamın asker olup olmaması konusunda kararsız kaldı Tzar. Ancak bir süre daha onu gözleyip kararın doğru olup olmadığı anlaşılabilirdi.
Ã?ncelikle elindeki kılıcı değiştir dedi Jabor'a kılıç eski Hitit kılıçlarından birisidir dedi. Sonra mızrağını kılıca doğru sertçe sapladı. Mızrak kılıcın içine rahatça birkaç santim girmişti.
Demir bronzdan çok daha güçlüdür. O nedenle demir kılıç daha çok işine yarar diye ekledi. Sonra eğer zırh işine yaramıyorsa demirciler mahallesine gidebilir ve kendine bir zırh yaptırabilirsin dedi. Giderken bu zırhı giyersen senin asker olduğunu anlarlar ve senin bir bedel ödemene gerek olmaz. Tabii akşam ben de senin asker olduğunu onaylarım.
Bu arada çımışken bir hamama da uğra diye ekledi. Hamamların nerede olduğunu sorarsan sana gösterirler. Oralarda kendini ücretsiz temizleyebilirsin. Adamın cebine kum tanesi büyüklüğünde bir altın parçası koydu bununla sabun alabilirsin. dedi. Bunları hallettiğinde tekrar buraya gel.
RP dışı: Yapabileceğin işler için bir Gordeon içi Aktif Rp başlığı açıyorum. Demirciler mahallesini biliyorsun. Mahallenin içinde bir çok hamam var. : ) )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Dreamscape
- Kullanıcı

- Posts: 718
- Joined: Sun May 07, 2006 10:00 am
- Location: Kuzeyden Nordland'den...
"Haklısınız Teğmen Tzar."Bu yayla hedefi vurmak zorlaşıyor ancak yay çok uzağa atış yapıyorsa çok hızlı gidiyor demektir diye üşündü ve düşüncesindede haklıydı.
Karşısındaki delikanlı hiç boş bir rakip sayılmazdı çünkü oktan kaçma beceresi çok iyiydi.Okun fırladığı anda değil okun yönünü anladığı anda harekete geçmişti.Ve ok genç adamın soluna doğru gitmişti, gençse doğal olarak sağ tarafa kaçmıştı.Sadece iki yöne kaçma şansı vardı gencin.Bu da Ethrynoen in işini kolaylaştırıyordu.
Ethrynoen önceden sadağın içine koymuş olduğu okların bir bölümünü boşalttı ve sadağın içinde sadece 5-6 ok kaldı.Ethrynoen gencin amacını anlamamış olmasını umuyordu.Sadağı beline doğru yaklaştırdı ve o noktada bıraktı.
Genç çocuğa dönerek keskin bir bakış attı.Bunu yapmasındaki tek amaç gencin dikkatini dağıtmaktı.
Yayını kaldırdı o kadar rahat kaldırdı ki sanki karşısında vurması gereken biri yokmuş gibi bir izlenim verdi.Sonra yerdeki oklardan bir tane aldı.Yayına yerleştirdi ve gence doğru nişan aldı.Uzun bir süre boyunca böyle bekledi.Sonra yayını bir anda gencin sağ tarafına doğru nişan aldı.Ve okun gidişini seyretmeden daha önceden sadağına koymuş olduğu oklardan bir tane çekti.Yayına yıldırım hızıyla yerleştirdi ve tekrar atışını yaptı bu kez gencin koşmasını planladığı yere yani saol tarafına doğru bir atış yaptı.
Ardından sadağından üçüncü okuda çekti.Bu arada elindeki yara açılmıştı ama bu onun farkında bile değildi.Bu okuda yıldırım hızıyla yaya yerleştirdi ve tekrar gencin soluna attı.Bunu gencin soluna atmasınaki sebebiyse gencin 2. oktan sonra sağa dönme ihtimalinin düşük olmasıydı.
4.okuda yerden alacaktı eğer hiç bir ok isabet etmezse....
Karşısındaki delikanlı hiç boş bir rakip sayılmazdı çünkü oktan kaçma beceresi çok iyiydi.Okun fırladığı anda değil okun yönünü anladığı anda harekete geçmişti.Ve ok genç adamın soluna doğru gitmişti, gençse doğal olarak sağ tarafa kaçmıştı.Sadece iki yöne kaçma şansı vardı gencin.Bu da Ethrynoen in işini kolaylaştırıyordu.
Ethrynoen önceden sadağın içine koymuş olduğu okların bir bölümünü boşalttı ve sadağın içinde sadece 5-6 ok kaldı.Ethrynoen gencin amacını anlamamış olmasını umuyordu.Sadağı beline doğru yaklaştırdı ve o noktada bıraktı.
Genç çocuğa dönerek keskin bir bakış attı.Bunu yapmasındaki tek amaç gencin dikkatini dağıtmaktı.
Yayını kaldırdı o kadar rahat kaldırdı ki sanki karşısında vurması gereken biri yokmuş gibi bir izlenim verdi.Sonra yerdeki oklardan bir tane aldı.Yayına yerleştirdi ve gence doğru nişan aldı.Uzun bir süre boyunca böyle bekledi.Sonra yayını bir anda gencin sağ tarafına doğru nişan aldı.Ve okun gidişini seyretmeden daha önceden sadağına koymuş olduğu oklardan bir tane çekti.Yayına yıldırım hızıyla yerleştirdi ve tekrar atışını yaptı bu kez gencin koşmasını planladığı yere yani saol tarafına doğru bir atış yaptı.
Ardından sadağından üçüncü okuda çekti.Bu arada elindeki yara açılmıştı ama bu onun farkında bile değildi.Bu okuda yıldırım hızıyla yaya yerleştirdi ve tekrar gencin soluna attı.Bunu gencin soluna atmasınaki sebebiyse gencin 2. oktan sonra sağa dönme ihtimalinin düşük olmasıydı.
4.okuda yerden alacaktı eğer hiç bir ok isabet etmezse....
<div>Kuzey'de yazın sonu gelmez...</div><br>
Elli teğmenin konuşmalarından sonra olabildiğince dikkatle karşısındaki askere bakıyordu. Gördüğü her şeyi aklından silmeye çalışıyor sadece Ethrynoen in okunun yönünü anlamaya çalışıyordu. İlk ok gelince hafifçe sağa hareket etti. Ancak ikinci okun gelişi onu bir anda şaşırttı. İlk okun geçişinden sonra durduğu yönü değiştirecek kadar çevik değildi. Eğilerek iki okun menzilinden de kurtulmaya çalıştı. Ancak üçüncü okun yönelişi yapacağı onu büsbütün şaşırttı ve dengesini yitirmesine neden oldu.
Bir süre sendeledikten sonra düştü. Üç ok da üzerinden geçti. Düşüş sırasında yüzünün Ethrynoen edönük tutmayı başarmıştı. Ancak ayağa kalkması en iyi ihtimalle üç dört saniye alacaktı ki bu çok uzun bir süre idi.
Bir süre sendeledikten sonra düştü. Üç ok da üzerinden geçti. Düşüş sırasında yüzünün Ethrynoen edönük tutmayı başarmıştı. Ancak ayağa kalkması en iyi ihtimalle üç dört saniye alacaktı ki bu çok uzun bir süre idi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Dreamscape
- Kullanıcı

- Posts: 718
- Joined: Sun May 07, 2006 10:00 am
- Location: Kuzeyden Nordland'den...
Ethrynoen en Elli nin yere düştüğünü gördüğü anda yerden alacağı oktan vazgeçti ve sadağından okunu çekti.Hızla yerleştirdi ve Elli nin karnının sol tarafına doğru oku bıraktı ardından bir tane daha çekti ve bunuda eğer Elli oktan kaçmayı becerirse diye yaya yerleştirdi.
Karnının sol tarafına nişan almasının nedeni ise çocuk eğer ayağa kalkarsa ilk önce belini yanı karnını kaldırması gerekecekti.Ve bu yüzdende okunu oraya bıraktı.
RP dışı:Ã?ocuğun Ethy e karşı enlemesine düştüğünü varsaydım.Eğer öyle değilse yeni rp yazabilirim
Karnının sol tarafına nişan almasının nedeni ise çocuk eğer ayağa kalkarsa ilk önce belini yanı karnını kaldırması gerekecekti.Ve bu yüzdende okunu oraya bıraktı.
RP dışı:Ã?ocuğun Ethy e karşı enlemesine düştüğünü varsaydım.Eğer öyle değilse yeni rp yazabilirim
Elli okun geldiğini görünce yuvarlanarak yana kaçmaya çalıştı. Ancak ikinci ok elini avucunun ortasından vurdu. Elli nin eli ve kolunun alt bölümü sarı boya ile sırılsıklam olmuştu.
Boya sarı çünkü eğer birisi gerçekten yaralanırsa bilmek isteriz. Tzar gülümseyerek ikilinin ortasına doğru ilerledi. Sonra devam etti. Doğrusu ikiniz de çok iyidiniz. Beklediğimden daha iyi sizleri kutlarım.
şimdi Ethrynoen farklı bir eğitim yapacağız. Bu defa senin yanında Melvin ver. Eğer Taki da olsa bunu karşı karşıya yapacaktınız. Ancak bu durumda sanırım rakibin ben olacağım.
Melvin senin komutlarına uyacak dedi. Melvin e bakarak 20 yaşlarındaki çocuk başını salladı. Sonra Kazandan sarı boyayı alarak aşağıya bir çizgi çizdi. şimdi siz silahların olduğu bölüme gideceksiniz dedi on metre kadar geriye giderek. Sen Melvin i okunla koruyacaksın. O da sarı çizginin olduğu bölüme gelmeye çalışacak. Ben seni de Melvin i de hedefleyebilirim. Senin her durumda beni hedeflemen daha akıllıca olur. Normal çarpışmalarda kendini gizleyecek bir yer bulabilirsin ancak burada böyle bir şansın olmayacak. Ã?yle bir şansının olmayacağı günler için hazırlıklı olman için.
şimdi Melvini istediğin gibi yönlendirebilirsin. Gideceğin noktaya gittikten sonra ilk ok atışı hakkı sana ait.
Tzar sözlerini söyledikten sonra iki metre kadar geriye gitti. Böylece Melvin in varması gereken noktadan uzaklaşmış oldu. Hazır olduğun zaman başlayabilirsin savaşçı. dedi Sonra Taki ye.
Boya sarı çünkü eğer birisi gerçekten yaralanırsa bilmek isteriz. Tzar gülümseyerek ikilinin ortasına doğru ilerledi. Sonra devam etti. Doğrusu ikiniz de çok iyidiniz. Beklediğimden daha iyi sizleri kutlarım.
şimdi Ethrynoen farklı bir eğitim yapacağız. Bu defa senin yanında Melvin ver. Eğer Taki da olsa bunu karşı karşıya yapacaktınız. Ancak bu durumda sanırım rakibin ben olacağım.
Melvin senin komutlarına uyacak dedi. Melvin e bakarak 20 yaşlarındaki çocuk başını salladı. Sonra Kazandan sarı boyayı alarak aşağıya bir çizgi çizdi. şimdi siz silahların olduğu bölüme gideceksiniz dedi on metre kadar geriye giderek. Sen Melvin i okunla koruyacaksın. O da sarı çizginin olduğu bölüme gelmeye çalışacak. Ben seni de Melvin i de hedefleyebilirim. Senin her durumda beni hedeflemen daha akıllıca olur. Normal çarpışmalarda kendini gizleyecek bir yer bulabilirsin ancak burada böyle bir şansın olmayacak. Ã?yle bir şansının olmayacağı günler için hazırlıklı olman için.
şimdi Melvini istediğin gibi yönlendirebilirsin. Gideceğin noktaya gittikten sonra ilk ok atışı hakkı sana ait.
Tzar sözlerini söyledikten sonra iki metre kadar geriye gitti. Böylece Melvin in varması gereken noktadan uzaklaşmış oldu. Hazır olduğun zaman başlayabilirsin savaşçı. dedi Sonra Taki ye.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Dreamscape
- Kullanıcı

- Posts: 718
- Joined: Sun May 07, 2006 10:00 am
- Location: Kuzeyden Nordland'den...
"Evet güzel eğit.... oyun" dedi muzipçe Ethrynoen.Gerçektende güzel bir eğitime benziyordu zor ve eğlenceli.Savaşlarda gerçektende işime çok yarabilecek türden bir eğitim.Teğmen Tzar gerçektende akıllı birisi.
Sarı çizginin olduğu yerden uzaklaştı.Silahların olduğu yere doğru.Melvinde onunla birlikte geldi.Elini Melvin in omzuna koyarak."Evet Melvin.Genç birisin ve oldukçada hızlı davranabilirsin.şimdi eğitimi anlamış olman gerekir." Melvin kafasını evet anlamında salladı."Tamam öyleyse, senin yapman gereken sadece kulağının bende ve gözlerinin Tzar da olması.Böylelikle benim komutlarımı dinleyebilecek ve Tzar ın hedefini anlayabileceksin.Bu eğitim zorlu bir eğitim hata payı çok yüksek anladığım kadarıyla.Ben sana komutları verdiğim zaman herzaman için benim dediklerimi yapmıyacaksın.Tzarı ve onun oklarına göre büyük ölçüde hareket edeceksin.Her ok gelişinde bir adım atarsan sarı çizgiye ulaşman kolaylaşacaktır.şimdi hazırsan başlıyalım" dedi ve elini Melvinin omzundan indirdi.
Yayına bir ok taktı ve dosdoğru Tzara gönderdi."Melvin sağa çapraz bir şekilde ilerle" .....
Sarı çizginin olduğu yerden uzaklaştı.Silahların olduğu yere doğru.Melvinde onunla birlikte geldi.Elini Melvin in omzuna koyarak."Evet Melvin.Genç birisin ve oldukçada hızlı davranabilirsin.şimdi eğitimi anlamış olman gerekir." Melvin kafasını evet anlamında salladı."Tamam öyleyse, senin yapman gereken sadece kulağının bende ve gözlerinin Tzar da olması.Böylelikle benim komutlarımı dinleyebilecek ve Tzar ın hedefini anlayabileceksin.Bu eğitim zorlu bir eğitim hata payı çok yüksek anladığım kadarıyla.Ben sana komutları verdiğim zaman herzaman için benim dediklerimi yapmıyacaksın.Tzarı ve onun oklarına göre büyük ölçüde hareket edeceksin.Her ok gelişinde bir adım atarsan sarı çizgiye ulaşman kolaylaşacaktır.şimdi hazırsan başlıyalım" dedi ve elini Melvinin omzundan indirdi.
Yayına bir ok taktı ve dosdoğru Tzara gönderdi."Melvin sağa çapraz bir şekilde ilerle" .....
<div>Kuzey'de yazın sonu gelmez...</div><br>
Tzar üzerine gelen oku önemsemeden Ethrynoen konuşurken hazırladığı arbaletindeki oku bıraktı. Sonra yana doğru iki adım atıp okun ilerlemesine izin verip tekrar arbaleti doldurmaya başladı.
Melvin Ethrynoen konuşurken onun konuştuğu yöne doğru bakmıştı. Bir anda ileri dönünce üzerine gelen okla karşılaştı. Bir an ne yapacağını bilemedi. Son anda eğilerek kurtuldu. Ancak dengesini tam sağlayamamıştı.
Melvin Ethrynoen konuşurken onun konuştuğu yöne doğru bakmıştı. Bir anda ileri dönünce üzerine gelen okla karşılaştı. Bir an ne yapacağını bilemedi. Son anda eğilerek kurtuldu. Ancak dengesini tam sağlayamamıştı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
