Gates of Shadow, 0.1 The Gathering (game screen)
Donaef yayağına gidip bir güzel uyumuştu…
şimdi ise bir sarayın avlusunda duruyordu. Ama saray birden eskimeye başladı, hafif sarsıntılarla taşlar yerinden düşüyor, her yeri kir kaplıyordu.
Artık saray bir harabeydi.
İçeri girdiğinde ayağını bastığı her yerin aynı şekilde eskidiğini gördü.
Bu ne kadar tuhaf bir şeydi?
Az ileriden mırıltılar geliyordu. Başını odadan içeri uzatıp baktığında, hep rüyasında gördüğü büyücülerden birisinin avucundaki kristal küreye bakarak söylendiği manzarası gözüne ilişti…
şimdi ise bir sarayın avlusunda duruyordu. Ama saray birden eskimeye başladı, hafif sarsıntılarla taşlar yerinden düşüyor, her yeri kir kaplıyordu.
Artık saray bir harabeydi.
İçeri girdiğinde ayağını bastığı her yerin aynı şekilde eskidiğini gördü.
Bu ne kadar tuhaf bir şeydi?
Az ileriden mırıltılar geliyordu. Başını odadan içeri uzatıp baktığında, hep rüyasında gördüğü büyücülerden birisinin avucundaki kristal küreye bakarak söylendiği manzarası gözüne ilişti…

Micah kendisini harika bir kütüphanede bulmuştu. Burada dünyanın bilgisi olmalıydı. Ne kadar zengin birisi bu kadar kitabı alabilirdi ki…
Ama kütüphane titreşti ve eskidi. Bütün kitaplar yanık veya yırtıktı şimdi. Bilgiler uçup gitmişti!
Hafif bir öfkeyle yan kapıdan çıktı. O sırada cebinde duran kristal kürenin ısındığını hissetti. Ne olduğunu anlamak için küreyi cebinden çıkartıp mistik bir ilahi mırıldanarak dikkatle bakmaya başladı ama henüz hiçbir şey görmüyordu.
Yoksa odaya biri mi girmişti?
Ama kütüphane titreşti ve eskidi. Bütün kitaplar yanık veya yırtıktı şimdi. Bilgiler uçup gitmişti!
Hafif bir öfkeyle yan kapıdan çıktı. O sırada cebinde duran kristal kürenin ısındığını hissetti. Ne olduğunu anlamak için küreyi cebinden çıkartıp mistik bir ilahi mırıldanarak dikkatle bakmaya başladı ama henüz hiçbir şey görmüyordu.
Yoksa odaya biri mi girmişti?

Jarenek bir mağaradaydı. Uzaktan bir yerden şıpırdayan su sesi geliyordu. Gözleri karanlıkta rahatça görebiliyordu. Çok gitmesine gerek kalmadan Raven’i gördü. şimdi gözleri kahverengiydi . Kız mağaranın kenarına sindi. Bir yandan fısıldıyordu.
“Çok karanlık… Çok karanlık… Hiçbir şey göremiyorum…”
Az ilerideki bir dehliz gözüne ilişti… Hafif bir ışık sızıyordu ucundan… Ama belli ki Raven görmemişti.
“Çok karanlık… Çok karanlık… Hiçbir şey göremiyorum…”
Az ilerideki bir dehliz gözüne ilişti… Hafif bir ışık sızıyordu ucundan… Ama belli ki Raven görmemişti.

Micah, öfke içinde kendisiyle kimin dalga geçtiğini bilmek istiyordu.
" Ã?nce, kitaplar şimdi de bu. "
" Ne yani, rüyadamıyım . Hım . Bunu kullanabilicek miyim , yani? "
Kristalinin gücü herşeyi gerçek haliyle göstermesini sağlıyordu.
" şimdi seni yakaladım, bilgi düşmanı. " Kristaline bulunduğu mekanı göstermesini emretti.
" Ã?nce, kitaplar şimdi de bu. "
" Ne yani, rüyadamıyım . Hım . Bunu kullanabilicek miyim , yani? "
Kristalinin gücü herşeyi gerçek haliyle göstermesini sağlıyordu.
" şimdi seni yakaladım, bilgi düşmanı. " Kristaline bulunduğu mekanı göstermesini emretti.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Liero birden kendisini bir koridorda buldu. Ne olduğunu anlamamıştı. Sir Randillan kendi kartını göstermişti ve buraya gelivermişti. Kendisinin ve Sir Randillan'ın kartlarını tekrar düşündü. Acaba bu kartlar ne anlama geliyordu.
"Green Knight" efsanedeki bir başka şövalye. Kral Arthur'un şövalyelerine meydan okuyup Arthur'un yeğeni Sir Gawain ile dövüşen şövalye.
"Tora", Kutsal Kanun, Lady of the Lake'in şövalyeye verdiği kılıç. Ve Lady of the Lake'in arasında durduğu sütunlar, siyah olan "Boğaz" sütunu, negatif hayat gücünü temsil ediyor. Beyaz olansa "Jachin" sütunu ise pozitif hayat gücünü temsil ediyor. Evrendeki iki büyük prensibin amblemleri olarak dizayn edilmişlerdi.
Tüm bu düşünceler kafasında dolanırken koridorda ilerlemeye devam ediyordu. Bir ayrıma geldi. Ne tarafa gideceğini düşünürken arkasında bir ses duydu. Dönüp bakınca kırmızı cübbeli büyücüyü gördü. Az önce ağaç altında kart oynadığı büyücüydü bu.
"Buraya nasıl geldiğimiz hakkında bir fikrin var mı? Az önce beraber bir ağacın altında oturuyorduk ve şimdi buradayız. Peki diğerlerini gördün mü?"
"Green Knight" efsanedeki bir başka şövalye. Kral Arthur'un şövalyelerine meydan okuyup Arthur'un yeğeni Sir Gawain ile dövüşen şövalye.
"Tora", Kutsal Kanun, Lady of the Lake'in şövalyeye verdiği kılıç. Ve Lady of the Lake'in arasında durduğu sütunlar, siyah olan "Boğaz" sütunu, negatif hayat gücünü temsil ediyor. Beyaz olansa "Jachin" sütunu ise pozitif hayat gücünü temsil ediyor. Evrendeki iki büyük prensibin amblemleri olarak dizayn edilmişlerdi.
Tüm bu düşünceler kafasında dolanırken koridorda ilerlemeye devam ediyordu. Bir ayrıma geldi. Ne tarafa gideceğini düşünürken arkasında bir ses duydu. Dönüp bakınca kırmızı cübbeli büyücüyü gördü. Az önce ağaç altında kart oynadığı büyücüydü bu.
"Buraya nasıl geldiğimiz hakkında bir fikrin var mı? Az önce beraber bir ağacın altında oturuyorduk ve şimdi buradayız. Peki diğerlerini gördün mü?"
Donaef sessizce girmiş oldugu odada birisinin oldugunu fark etti.Güzel bir saray birden harabelere dönüsmüstü.Kafası karısıktı.Amacı icerdeki kişiyi korkutmak değildi.Sadece neler oldugunu anlamaya calısıyordu.Rüyada mıyım? diye düsündü bunu anlamak icin elini cebine attı.Demirci dükkanının catısında buldugu eski para hala oradaydı.Parayı cıkardı ve inceledi.O sırada birisinin sesini duydu " şimdi seni yakaladım, bilgi düşmanı" dedi ve garip bir his gecti Donaef'ın icinden.Saklanmak ise yararmıydı bilmiyordu.O yüzden meydana cıktı.Karsısında bir büyücü duruyordu.Ne diyecegini bilemedi.
"Sen...Seni hatırlıyorum...Her sey cok garip...Lanet olsun yine mi rüyadayım...Ama para...Neler dönüyor...?" dedi ve saskın bir sekilde büyücüye baktı.
"Sen...Seni hatırlıyorum...Her sey cok garip...Lanet olsun yine mi rüyadayım...Ama para...Neler dönüyor...?" dedi ve saskın bir sekilde büyücüye baktı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Madem rüya görüyordu en azından ayakkabısını giymiş olamaz mıydı? Yalınayak ilerlerken içini bir sıkıntı kapladı, şövalyeyle karşılaşınca önce şaşırdı, sonra bilgi toplaması gerektiğini düşündü.
"İsmin nedir söyle bana!" Sert ve yüksek bir sesle söylemişti bunu. Rüyada gördüğü insana soru sorduğuna göre iyice aklını kaybetmiş olmalıydı.
"İsmin nedir söyle bana!" Sert ve yüksek bir sesle söylemişti bunu. Rüyada gördüğü insana soru sorduğuna göre iyice aklını kaybetmiş olmalıydı.
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Micah'ın ağzı bir süre açık kaldı.
" Doğruymuş. Gerçekmişsin! "
Kir pislik içindeki zeminde, ilerledi. Adamın, sorusuna cevaben:
" Mars'la, Plüton kesişiyor. Ondan burdayız, yani kısaca burası bir hayli gerçek şu anda. "
" Ben Quatha'da ki, Kuledeyim. Sen nerdesin? " Onu nasıl bulucağını hemen öğrenmesi gerektiğini hatırladı. Küresini çantasına geri soktu.
" Doğruymuş. Gerçekmişsin! "
Kir pislik içindeki zeminde, ilerledi. Adamın, sorusuna cevaben:
" Mars'la, Plüton kesişiyor. Ondan burdayız, yani kısaca burası bir hayli gerçek şu anda. "
" Ben Quatha'da ki, Kuledeyim. Sen nerdesin? " Onu nasıl bulucağını hemen öğrenmesi gerektiğini hatırladı. Küresini çantasına geri soktu.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Huor *Lanet olsun, görünüşe bakılırsa, orada bira içmekten fazlasını yapmak zorundayız.Off, ne olmuş buraya.*
Hana doğru ilerlemeye başlamıştı çaresizce.
Hana doğru ilerlemeye başlamıştı çaresizce.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Donaef büyücünün sölediklerinden hic bir sey anlamamıstı.Kafası karısıktı.Bunlar gercek olamaz...Sadece rüya evet eminim...sadece rüya... dedi kendi kendine.Sonra büyücünün sordugu soruya cevap verdi."Ben...Ben...lanet olsun suanda lanet olası loncam da olmam gerekiyor.Bunlar bir rüya...ayrıca...ama cebimde ki bu para nasıl olurda bir rüyada yanımda olabilir...Neler oldugunu bana ayrıntılı bir sekilde anlat büyücü...Bu rüyalar artık delirmeme sebep olacak..." dedi ve derin bir ic cekerek devam etti."Madem ögrenmek istiyorsun...Quel deki hırsız loncasından Donaef Loaroam...Bunu sana söyleyerek hic bir sey kaybettigimi düsünmüyorum...Fakat artık bu rüyaların cözümünün ggelmesi lazım...Madem sen gercekte de varsın o zaman ilk işim yarın seni bulmak olacak büyücü...Anlasmısızdır umarım..." dedi ve etrafını incelemeye basladı.İcinden bir sürü lanetler okuyordu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
" Donaef Loaroam, Quel hırsız loncası. "
Gülümsedi.
" Tamam, seni bulabilicez. Ben, micah şimdi diğerlerini bulmalıyız. Seçilmiş Dosttum. Sen , ben seçilmişiz."
Omzunu sıvazladı.
" Bizler seçilmişleriz, rüyalarında gördüğün silahlar ile birşey başarmamış gerekiyor. Bu silahlar sahiplerini seçebiliyor. Bizi seçtiler." Etrafındaki, dağınıklığa baktı.
" Kafayı yemiyorsun, merak etme. Hım. Bir teori olarak, diğerleri de herhalde burda olmalı. Yürümeye başlarsak, onlara bizi götürecek imajlar görebiliriz sanıyorum. "
Gülümsedi.
" Tamam, seni bulabilicez. Ben, micah şimdi diğerlerini bulmalıyız. Seçilmiş Dosttum. Sen , ben seçilmişiz."
Omzunu sıvazladı.
" Bizler seçilmişleriz, rüyalarında gördüğün silahlar ile birşey başarmamış gerekiyor. Bu silahlar sahiplerini seçebiliyor. Bizi seçtiler." Etrafındaki, dağınıklığa baktı.
" Kafayı yemiyorsun, merak etme. Hım. Bir teori olarak, diğerleri de herhalde burda olmalı. Yürümeye başlarsak, onlara bizi götürecek imajlar görebiliriz sanıyorum. "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Jarenek kızı gördüğünde yanına gitti. En son hatırladığı mağarada uyuduklarıydı, muhtemelen mağara bir yerlere çökmüş onlarda buraya gelmişlerdi... Ama mağara çökseydi nasıl böyle bir yerde olabilirlerdi ki? Mağaranın başka yerlere açılmadığına yemin edebilirdi. Biri mi getirmişti acaba onları buraya?
"Korkma," dedi kıza. Yüzünü hâlâ gizliyordu. "Sanırım o tarafta," dedi parmağıyla ışığı göstererek "bir dehliz var. Oradan çıkabiliriz.
Raven hiç bir şey demeden Jarenek'in koluna girdi. Korkudan titriyordu. Uzun süredir kimseyle temas etmemişti, hatta konuşmamıştı bile! Birileriyle konuşmayı özlemişti... Ve şimdi... Kızın ona güveni içini burktu. 'Acaba beni görseydi bu kadar güvenir miydi? ' diye düşünürken üzüldü. Onu buradan kurtaracaktı ve her zamanki gibi yoluna gidecekti. Hep böyle olmuştu. Onca zamandır insanlara yaptığı bu iyilikler sonucu hep uzaklaştırılmış, korkulan birisi olmuştu.
Dehlize doğru ilerlemeye başladı...
"Korkma," dedi kıza. Yüzünü hâlâ gizliyordu. "Sanırım o tarafta," dedi parmağıyla ışığı göstererek "bir dehliz var. Oradan çıkabiliriz.
Raven hiç bir şey demeden Jarenek'in koluna girdi. Korkudan titriyordu. Uzun süredir kimseyle temas etmemişti, hatta konuşmamıştı bile! Birileriyle konuşmayı özlemişti... Ve şimdi... Kızın ona güveni içini burktu. 'Acaba beni görseydi bu kadar güvenir miydi? ' diye düşünürken üzüldü. Onu buradan kurtaracaktı ve her zamanki gibi yoluna gidecekti. Hep böyle olmuştu. Onca zamandır insanlara yaptığı bu iyilikler sonucu hep uzaklaştırılmış, korkulan birisi olmuştu.
Dehlize doğru ilerlemeye başladı...
Micah ve Donaef rüya mı gerçek mi ne olduğunu anılmamanın tuhaf hissiyle eski yerde konuşurken yan duvardan duyulan ses ile yerlerinden sıçradılar. Sanki arkadan birisi duvara vuruyordu. Ama bu birisi her ne kadar güçlüyse her ağır darbede duvarın sıvısı çatlıyor, taşlar kuş gibi etrafa saçılıyordu. Hafif bir korkuyla birbirlerine baktılar ve...
O sırada üstünde bulundukları yer çöktü. İkisi de boşluğa doğru savrulmaya başladılar. Donaef son anda duvarda gördüğü bir şey sımsıkı tuttu. Bu bir sarmaşıktı. Birden ani bir refleksle tam arkasından inen büyücünün el bileğini yakaladı. şimdi ikisi de sarmaşığa asılı duruyordu. Sarmaşık ağırlıklarına dayanamayarak gevşemeye başladı. O sırada Micah ayaklarının yere değdiğini hissetti. Donaef'in elini bırakarak hırsızın inmesine yardım etti.
şimdi büyük bir odanın kenarındaki iki ayak genişliğindeki taş parapette duruyorlardı. Aşağı baktıklarında yerin sivri kazıklarla dolu olduğunu gördüler. Ejderha dişi gibi sivri ve sık dizilmiş... Durdukları parapet aynı genişlikte devam ederek sekizgen odanın etrafında dolaşıyordu. Hiç bir yerde farklılaşmıyordu, on feet aşağılarındaki demir kazıklar hep aynı sıklıkla diziliydi. Duvarlar tutundukları sarmaşıklarla kaplıydı.
Yaklaşık on üç feet ilerilerinde ise odanın ortasındaki kaide duruyordu. Altındaki platform sağlam gözüküyordu. Kaidenin üzerinde ise bir şey parlıyordu ama bu loşlukta ne olduğunu anlamak mümkün değildi. Bir şekilde oraya ulaşmaları gerektiği belliydi. Ama nasıl? Mesafe atlanmayacak kadar uzaktı, kazıklar ise bu işi daha riskli yapıyordu...
Karşıya geçmek için mutlaka bir yol olmalıydı...
Daha da kötüsü Micah demin küresinin kendisine cevap vermediğini fark etmişti...
(bulunduğunuz nokta 5 - A )

O sırada üstünde bulundukları yer çöktü. İkisi de boşluğa doğru savrulmaya başladılar. Donaef son anda duvarda gördüğü bir şey sımsıkı tuttu. Bu bir sarmaşıktı. Birden ani bir refleksle tam arkasından inen büyücünün el bileğini yakaladı. şimdi ikisi de sarmaşığa asılı duruyordu. Sarmaşık ağırlıklarına dayanamayarak gevşemeye başladı. O sırada Micah ayaklarının yere değdiğini hissetti. Donaef'in elini bırakarak hırsızın inmesine yardım etti.
şimdi büyük bir odanın kenarındaki iki ayak genişliğindeki taş parapette duruyorlardı. Aşağı baktıklarında yerin sivri kazıklarla dolu olduğunu gördüler. Ejderha dişi gibi sivri ve sık dizilmiş... Durdukları parapet aynı genişlikte devam ederek sekizgen odanın etrafında dolaşıyordu. Hiç bir yerde farklılaşmıyordu, on feet aşağılarındaki demir kazıklar hep aynı sıklıkla diziliydi. Duvarlar tutundukları sarmaşıklarla kaplıydı.
Yaklaşık on üç feet ilerilerinde ise odanın ortasındaki kaide duruyordu. Altındaki platform sağlam gözüküyordu. Kaidenin üzerinde ise bir şey parlıyordu ama bu loşlukta ne olduğunu anlamak mümkün değildi. Bir şekilde oraya ulaşmaları gerektiği belliydi. Ama nasıl? Mesafe atlanmayacak kadar uzaktı, kazıklar ise bu işi daha riskli yapıyordu...
Karşıya geçmek için mutlaka bir yol olmalıydı...
Daha da kötüsü Micah demin küresinin kendisine cevap vermediğini fark etmişti...
(bulunduğunuz nokta 5 - A )


Sir Liero karşısındaki büyücüye dikkatle bakıyordu. Aynı şekilde Ardeth şövalyeyi izliyordu. Artık kesinlikle rüyalarında gördükleri insanlar olduğuna emin olmuşlardı. Peki diğerleri neredeydi?
Sonunda sessizce birlikte koridorların birisinden saparak ilerlemeye başladılar. İlerlediler, ilerlediler. Bir süre sonra büyücü nedense hep aynı yeri dolaşıyorlarmış hissine kapıldı. Kare koridorlarla gizlenmiş yuvarlak bir labirentte. Sonunda şövalye ile uğraşarak duvarlardan birisinden tek bir taş söküp ilerlemeye devam ettiler.
Bunun nedeni her yerin birbirine benzemesiydi. Eğer aynı yerden geçerlerse taşı gördüklerinde bunu anlayacaklardı.
Yapabildikleri kadar düz bir çizgi halinde ilerlediler, ama yirmi dakika sonra vardıkları koridorda taş koydukları yerde duruyordu...
Burası kesinlikle bir labirentti. Ve mutlaka bir çıkış yolu olmalıydı...
Sonunda sessizce birlikte koridorların birisinden saparak ilerlemeye başladılar. İlerlediler, ilerlediler. Bir süre sonra büyücü nedense hep aynı yeri dolaşıyorlarmış hissine kapıldı. Kare koridorlarla gizlenmiş yuvarlak bir labirentte. Sonunda şövalye ile uğraşarak duvarlardan birisinden tek bir taş söküp ilerlemeye devam ettiler.
Bunun nedeni her yerin birbirine benzemesiydi. Eğer aynı yerden geçerlerse taşı gördüklerinde bunu anlayacaklardı.
Yapabildikleri kadar düz bir çizgi halinde ilerlediler, ama yirmi dakika sonra vardıkları koridorda taş koydukları yerde duruyordu...
Burası kesinlikle bir labirentti. Ve mutlaka bir çıkış yolu olmalıydı...


