Gates of Shadow, 0.1 The Gathering (game screen)
Büyücüye baktı garip bir şekilde.
"Bana seçilmiş kişi dedin...Dostum...Sende benim kadar seçilmiş bir kişisin..." dedi ve hancerini inceledi.
"Bu lanet olası yerden bir şekilde çıkmalıyız...İleriye dogru ilerlesek fena olmaz...Durmaktan iyidir..." dedi ve büyücüye baktı.
"Rüyadan uyanınca ki bunlar eger bir rüyaysa...Hancerim hala benimle duruyor olcak mı dostum?..." dedi ve etrafında ki kanlara ve kemiklere bakarak konustu "Birisi burada katliyam yaratmış gibi gözüküyor...Dikkatli olalım" dedi ve duvarlara sürtmeden fakat yavas bir sekilde karanlıkta yürümeye basladı.Büyücüyle aradaki mesafeyi kesinlikle acmıyordu.Ona ihtiyacı olabilirdi ve o gercekten iyi birisine benziyordu.
"Bana seçilmiş kişi dedin...Dostum...Sende benim kadar seçilmiş bir kişisin..." dedi ve hancerini inceledi.
"Bu lanet olası yerden bir şekilde çıkmalıyız...İleriye dogru ilerlesek fena olmaz...Durmaktan iyidir..." dedi ve büyücüye baktı.
"Rüyadan uyanınca ki bunlar eger bir rüyaysa...Hancerim hala benimle duruyor olcak mı dostum?..." dedi ve etrafında ki kanlara ve kemiklere bakarak konustu "Birisi burada katliyam yaratmış gibi gözüküyor...Dikkatli olalım" dedi ve duvarlara sürtmeden fakat yavas bir sekilde karanlıkta yürümeye basladı.Büyücüyle aradaki mesafeyi kesinlikle acmıyordu.Ona ihtiyacı olabilirdi ve o gercekten iyi birisine benziyordu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Micah ve Donaef’in parıldayan cüppe eşliğinde izledikleri yok yaklaşık 20 dakika sonra sona ermişti. İki büyük kapıdan içeriye girdiler. İçerisi garip şekilli bir odaydı. Ve ileride sağda genç bir buz ejderhasının heykeli duruyordu.
Ama kısa bir süre sonra heykel hareket etmeye başladı. Bu bir heykel değil, gerçek bir ejderhaydı!
Ejderha üstlerine yürürken Micah ve Donaef odanın arkasındaki duvarın içine gömülmüş mavi buzdan yapılmışçasına ışıldayan asayı görebildiler.
Micah’ı seçen asa…
şimdi ise kızgın bir beyazı alt etmek zorun dalardı…
( öncelik sırası: 1; Young Dragon, 2; Micah, 3; Donaef )
Ejderha ikisini de hazırlıksız yakalayarak nefesini üfleyerek bir buz konisi gönderdi. Yinede büyücü ve hırsız hızlı davranarak buz parçalarından kaçabildiler. Sadece soğuk onları üşütmüştü. Beyaz henüz kendisini toplayamamıştı, şimdi saldırı sırası büyücü ve hırsızdaydı.

Ama kısa bir süre sonra heykel hareket etmeye başladı. Bu bir heykel değil, gerçek bir ejderhaydı!
Ejderha üstlerine yürürken Micah ve Donaef odanın arkasındaki duvarın içine gömülmüş mavi buzdan yapılmışçasına ışıldayan asayı görebildiler.
Micah’ı seçen asa…
şimdi ise kızgın bir beyazı alt etmek zorun dalardı…
( öncelik sırası: 1; Young Dragon, 2; Micah, 3; Donaef )
Ejderha ikisini de hazırlıksız yakalayarak nefesini üfleyerek bir buz konisi gönderdi. Yinede büyücü ve hırsız hızlı davranarak buz parçalarından kaçabildiler. Sadece soğuk onları üşütmüştü. Beyaz henüz kendisini toplayamamıştı, şimdi saldırı sırası büyücü ve hırsızdaydı.


Ardeth rahatlıkla şövalye ile uçmaya başlamıştı. El ele denge tahtasının üzerinden geçerlen aniden fırlayan yarasalar biraz dengelerini bozsa da platforma ulaşmayı başardılar. şimdi sandık önlerindeydi. Görünüşe göre kilitli değildi, çevresinde bir tuzak bile yoktu.
Ve Ardeth sandığı açtığında içinde Omar’ın anlattığı çift yılanlı asayı gördü… O kadar harika duruyordu ki…
Bu sırada Sir Liero’nun koluna dokunmasıyla ileri baktı. Soldaki duvarda demin orada olmadığından emin olduğu güzel bir kapı duruyordu. Taş basamaklar aşağı kata doğru ilerliyordu… Geldikleri delikler ise… Deliklerin hepsinden yukarı alevler yükseliyordu, geriye dönmek imkânsızdı, sadece bu yoldan ilerleyebilirlerdi…
Ve soğuk bir tüneli takip edip sonunda bir mezar odasının içine gelmişlerdi… İki lahit vardı…
Tam karşılarında ise Tyr’in bir heykeli… Sol elini havaya kaldırmış, elinde ışıldayan güneş şeklinde bir madalyon tutuyordu…
Sir Liero’nun rüyalarındaki madalyon…

Ve Ardeth sandığı açtığında içinde Omar’ın anlattığı çift yılanlı asayı gördü… O kadar harika duruyordu ki…
Bu sırada Sir Liero’nun koluna dokunmasıyla ileri baktı. Soldaki duvarda demin orada olmadığından emin olduğu güzel bir kapı duruyordu. Taş basamaklar aşağı kata doğru ilerliyordu… Geldikleri delikler ise… Deliklerin hepsinden yukarı alevler yükseliyordu, geriye dönmek imkânsızdı, sadece bu yoldan ilerleyebilirlerdi…
Ve soğuk bir tüneli takip edip sonunda bir mezar odasının içine gelmişlerdi… İki lahit vardı…
Tam karşılarında ise Tyr’in bir heykeli… Sol elini havaya kaldırmış, elinde ışıldayan güneş şeklinde bir madalyon tutuyordu…
Sir Liero’nun rüyalarındaki madalyon…


Cüce Dwax yanına yaklaşan Yulgor’a tartarcasına baktı. Daha Yulgor elini kaldıramadan tecrübe olarak çok daha zengin olan Dwax savaş çekici ile bugbearın dizlerine bir darbe savurdu. Ã?ıtırtı sesleri ile kemik kırılması ve fışkıran kan Yulgor’u panikletmişti.
Fakat bu kadar değildi.
Bugbear dizlerinin üzerine düştüğü anda, bir diğer çekiç darbesi tüm beynini zemine dağıttı. Dwax’ın az önce yaptığı kehanet doğru çıkmıştı, Yulgor’un sümükleri zemini kaplıyordu şimdi.
Huor garip bir şekilde eldivenlere hiç kan bulaşmadığını gördü. Eldivenler şimdi bugbearın ellerinden çıkmış ayağının altına kadar yuvarlanmıştı…
Ve ayrıca doğu tarafında pencerenin yanında demir çift bir kapı belirmişti…
Hanın kısmi duvarı kapanmıştı…
Gidilecek tek yol, çift demir kapılardı…
Fakat bu kadar değildi.
Bugbear dizlerinin üzerine düştüğü anda, bir diğer çekiç darbesi tüm beynini zemine dağıttı. Dwax’ın az önce yaptığı kehanet doğru çıkmıştı, Yulgor’un sümükleri zemini kaplıyordu şimdi.
Huor garip bir şekilde eldivenlere hiç kan bulaşmadığını gördü. Eldivenler şimdi bugbearın ellerinden çıkmış ayağının altına kadar yuvarlanmıştı…
Ve ayrıca doğu tarafında pencerenin yanında demir çift bir kapı belirmişti…
Hanın kısmi duvarı kapanmıştı…
Gidilecek tek yol, çift demir kapılardı…

Jarenek uçarcasına hamlesi ile deli cüce Khofar’ın tepesine binmişti. İki hamlesi de cücenin yayını tutan iki kolunu feci biçimde yaralamıştı. Ardından Khofar yayını kaldırmış ve yakın mesafe bir atış yapmıştı. Ama yaralı kolları hamlesini engellemişti, bu yüzden ok sadece yüzünün sol tarafını sıyırmıştı kara elfin. Yine de acısı çok hafifti, sadece kan sızıyordu.
Raven’in yayından fırlayan ok sesi duyuldu ve cücenin iki kaşı arasına tüylerine kadar saplandı. Khofar boğuk bir sesle yere düştü, inledi. Birkaç saniye titredikten sonra son nefesini garip bir şekilde verdi.
Raven boğuk bir çığlık atarak yayını elinden fırlattı ve koşarak kara elfin yanına geldi. Ağlıyordu. Güzel yüzünden aşağı yaşlar sızıyordu. Tuhaf bir merhametle cücenin üzerine eğildi ve açık kalan gözlerini kapattı. Fısıldadı.
“Belki de ölmek onun için daha iyi olmuştur. Deliyken azap çekerek yaşamasındansa. Yine de kendimi hep suçlu hissedeceğim. İlk defa birisini öldürdüm. Deli cücenin yükünü hep omuzlarımda taşıyacağım. Umarım cennete gidersin...”
Jarenek mağaranın diğer tarafındaki gün ışığı gelen başka bir geçişi görebiliyordu. Raven ellerini cücenin üzerine koymuş hıçkırarak ağlarken artık buradan çıkmaları gerektiği fikri git gide daha mantıklı geliyordu…
Raven’in yayından fırlayan ok sesi duyuldu ve cücenin iki kaşı arasına tüylerine kadar saplandı. Khofar boğuk bir sesle yere düştü, inledi. Birkaç saniye titredikten sonra son nefesini garip bir şekilde verdi.
Raven boğuk bir çığlık atarak yayını elinden fırlattı ve koşarak kara elfin yanına geldi. Ağlıyordu. Güzel yüzünden aşağı yaşlar sızıyordu. Tuhaf bir merhametle cücenin üzerine eğildi ve açık kalan gözlerini kapattı. Fısıldadı.
“Belki de ölmek onun için daha iyi olmuştur. Deliyken azap çekerek yaşamasındansa. Yine de kendimi hep suçlu hissedeceğim. İlk defa birisini öldürdüm. Deli cücenin yükünü hep omuzlarımda taşıyacağım. Umarım cennete gidersin...”
Jarenek mağaranın diğer tarafındaki gün ışığı gelen başka bir geçişi görebiliyordu. Raven ellerini cücenin üzerine koymuş hıçkırarak ağlarken artık buradan çıkmaları gerektiği fikri git gide daha mantıklı geliyordu…

Asa adeta Ardeth'in eline oturmuştu. Yürürken hafif destek olarak kullanmaya başlamıştı bile. Sonra ikinci odaya girdiler, Tyr'ın heykelini tanıdı. "Bir tuzak olabilir." diyecekti ki inanmış bir şövalyenin bunu hakaret olarak kabul edeceğini düşündü. "Rüyamdaki birini kızdırmamaya çalışıyorum." dedi içinden ve gülümsedi. Sessizce Liero'nun ne yapacağını beklemeye koyuldu.
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Tanrısı Tyr'in heykeli vardı karşısında ve elinde her zaman rüyalarında gördüğü madalyonu tutuyordu. Heykele doğru ilerledi. Lahitlerin arasından geçerken burada kimlerin yattığını merak etti. Tyr yolunda savaşanlar olduklarını tahmin edebiliyordu.
Heykelin karşısında durdu. Madalyonu alıp almamak konusunda kararsızdı fakat rüyalarında hep bunu taktığını görüyordu ve şimdi de rüyası kendisini buraya getirmişti. Bunun açıkça bir işaret olduğuna emindi.
Saygıyla madalyona uzandı ve aldı. Madalyonu takarken 'Buna layık olacağım ve adaletini bu topraklara getireceğim' diye mırıldandı.
Geri büyücünün yanına sessizce döndü, 'Haydi, burayı huzur içerisinde brakalım' dedi. Ã?ıkışa doğru yöneldi.
Heykelin karşısında durdu. Madalyonu alıp almamak konusunda kararsızdı fakat rüyalarında hep bunu taktığını görüyordu ve şimdi de rüyası kendisini buraya getirmişti. Bunun açıkça bir işaret olduğuna emindi.
Saygıyla madalyona uzandı ve aldı. Madalyonu takarken 'Buna layık olacağım ve adaletini bu topraklara getireceğim' diye mırıldandı.
Geri büyücünün yanına sessizce döndü, 'Haydi, burayı huzur içerisinde brakalım' dedi. Ã?ıkışa doğru yöneldi.
Huor gülümseyerek eldivenlere uzandı.
*Galiba, artık bunlar benim, yani artık işine yarayacağını zannetmiyorum?*
Sonra Dwax'a bakarak:
*Helal olsun kardeş, dediğini yaptın.Peki senin rüyalarındaki eşyan neydi?Yani şimdi neyi almamız gerekiyor?*
*Galiba, artık bunlar benim, yani artık işine yarayacağını zannetmiyorum?*
Sonra Dwax'a bakarak:
*Helal olsun kardeş, dediğini yaptın.Peki senin rüyalarındaki eşyan neydi?Yani şimdi neyi almamız gerekiyor?*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
.
"Eşya toplamaya mı geldik buraya" dedi Dwax ve yerde yatan cesedi ayağıyla dürtükleyerek, "şunun pis kokulu çizmelerini de almayı düşünmüyorsun umarım, heh heh," dedi.
Sonra ileride beliren kapıya baktı. "Herhalde şu kapıdan geçmemiz gerekiyor, anlaşılan ilahi güçler bizden sıkılana kadar rahatça bir bira içemeyeceğiz," diyerek kapıya doğru yürüdü.
.
"Eşya toplamaya mı geldik buraya" dedi Dwax ve yerde yatan cesedi ayağıyla dürtükleyerek, "şunun pis kokulu çizmelerini de almayı düşünmüyorsun umarım, heh heh," dedi.
Sonra ileride beliren kapıya baktı. "Herhalde şu kapıdan geçmemiz gerekiyor, anlaşılan ilahi güçler bizden sıkılana kadar rahatça bir bira içemeyeceğiz," diyerek kapıya doğru yürüdü.
.
Jarenek gülümsedi "Rüya bile olsa eğlenceliydi," ardından kıza dönüp "Alışırsın yakında, baksana geri zekâlı kaç tane masumu öldürmüş kim bilir. Bununla avut kendini en azından. Eh...cüceler bazen kalın kafalı olabiliyorlar. Ama düşününce...belkide delirmesinin bir nedeni vardı. Ailesi, tanıdıkları öldürülmüş olmalı. Ne kadar kurcalarsak altından daha üzücü bir şey çıkacak, en iyisi unutmak," diyerek kızı avutmaya çalışmıştı ama düşüncelerini içinde tutamadığı için yüzüne gözüne bulaştırmış olmasından korkuyordu.
Gitmeden önce şimdi silahsız kalan kız için cücenin siyah yayı ile sadağını alarak kızın omuzuna astı.
Geçite doğru ilerlemeye başladı, kızıda yanında sürüklüyordu.
"Uyumadan önce mağarasında konaklamak için izin aldığın adamın kim olduğunu biliyor musun?" dedi gülümseyerek. "Dua et ki senden önce uyanmayayım," güldü "sadece şaka yapıyorum."
Gitmeden önce şimdi silahsız kalan kız için cücenin siyah yayı ile sadağını alarak kızın omuzuna astı.
Geçite doğru ilerlemeye başladı, kızıda yanında sürüklüyordu.
"Uyumadan önce mağarasında konaklamak için izin aldığın adamın kim olduğunu biliyor musun?" dedi gülümseyerek. "Dua et ki senden önce uyanmayayım," güldü "sadece şaka yapıyorum."
Donaef ejderhayı görünce biraz incelemeye calısmıstı ki heykel canlanarak gercek bir ejderhaya dönüsmüstü.Kendilerine yaptıgı saldırıdan son anda kacmayı basarmıstı.Ejderha onların kemiklerini disleriyle kırarken belkide rüyadan uyanırlardı.Kafasını sallayarak "Bir şeyler düşün Micah...Cabuk!..." dedi ve duvarın karanlık köselerine cekilerek kendisini göstermemeye calıstı. (Hide)
Belki bir sekilde ejderhanın arkasından saldırabilirdi."Onu oyala dostum veya öldürebiliyorsan cabucak öldür..." dedi ve karanlık köseleri secerek yavasca ejderhanın arkasına dogru gidebilmeyi düsünüyordu. (Sneak Attack)
Belki bir sekilde ejderhanın arkasından saldırabilirdi."Onu oyala dostum veya öldürebiliyorsan cabucak öldür..." dedi ve karanlık köseleri secerek yavasca ejderhanın arkasına dogru gidebilmeyi düsünüyordu. (Sneak Attack)
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Sir Liero tanrısının heykelinin elinden madalyonunu aldı. Eli madalyona değdiği anda ilahi güçlerin kendisinin yanında olduğunu, içine dolduğunu hissetti. Evet, biliyordu, artık madalyonun sahibi kendisi idi, bunu düzeni bozan her şeye karşı savaşırken onurla taşıyacak ve kullanacaktı…
Kapıya döndüğünde Ardeth ile gitmek için hazırlandılar. Ama girdikleri kapı kapanmıştı. Odada hiçbir çıkış yoktu… Mezarlardan tıkırtılar gelmeye başladı… Tıpkı bir sınama gibiydi…
Mezar kapakları aniden havaya uçtu ve iki ankhengin çirkin suratı ile kıskaçları gözüktü. şimdi gitmek için savaşmak zorundaydılar, çünkü gitmek için başka hiçbir yol yoktu…
( öncelik sırası; 1; Sir Liero, 2; Ankheng 1, 3; Ardeth, 4; Ankheng 2 )
Kapıya döndüğünde Ardeth ile gitmek için hazırlandılar. Ama girdikleri kapı kapanmıştı. Odada hiçbir çıkış yoktu… Mezarlardan tıkırtılar gelmeye başladı… Tıpkı bir sınama gibiydi…
Mezar kapakları aniden havaya uçtu ve iki ankhengin çirkin suratı ile kıskaçları gözüktü. şimdi gitmek için savaşmak zorundaydılar, çünkü gitmek için başka hiçbir yol yoktu…
( öncelik sırası; 1; Sir Liero, 2; Ankheng 1, 3; Ardeth, 4; Ankheng 2 )

Eldivenler Huor’un eline tamamen oturmuştu. Onlarla birçok şey yapabileceğini düşündü…
Cüce ile birlikte çift kapılardan içeriye girdiler. Aniden ortam değişti ve girdikleri kapı kayboldu. İçerisi karanlıktı, çok fazla karanlık… Sağ ve sol çıkıntılarda tuhaf, acı çeken insanların heykelleri vardı. En ileride ise bir sunak, üzerindeki parıltıyla…
Girdikleri yerden pek uzak olmayan bir mesafede yere pentagram çizilmişti. Bu karanlıkta bile parıldıyordu. Ve pentagramın üzerinde duman benzeri tuhaf bir titreşim vardı. Duman giderek netleşmeye başladı…
şimdi karşılarında bir insan duruyordu ama suratı daha çok bir canavara benziyordu. Elinde uzun çivili bir zincir tutuyordu. Ağzından dışarı fışkıran sivri dişleri vardı…
Fısıldadı.
“Mabedime hoş geldiniz. Ã?nce kaçmak için çabalamak mı istersiniz, yoksa hemen teslim olacak mısınız?”
( öncelik sırası; 1; Huor, 2; Vampire Lord, 3; Dwax )

Cüce ile birlikte çift kapılardan içeriye girdiler. Aniden ortam değişti ve girdikleri kapı kayboldu. İçerisi karanlıktı, çok fazla karanlık… Sağ ve sol çıkıntılarda tuhaf, acı çeken insanların heykelleri vardı. En ileride ise bir sunak, üzerindeki parıltıyla…
Girdikleri yerden pek uzak olmayan bir mesafede yere pentagram çizilmişti. Bu karanlıkta bile parıldıyordu. Ve pentagramın üzerinde duman benzeri tuhaf bir titreşim vardı. Duman giderek netleşmeye başladı…
şimdi karşılarında bir insan duruyordu ama suratı daha çok bir canavara benziyordu. Elinde uzun çivili bir zincir tutuyordu. Ağzından dışarı fışkıran sivri dişleri vardı…
Fısıldadı.
“Mabedime hoş geldiniz. Ã?nce kaçmak için çabalamak mı istersiniz, yoksa hemen teslim olacak mısınız?”
( öncelik sırası; 1; Huor, 2; Vampire Lord, 3; Dwax )


Micah’ın parmağından hızla fırlayan küçük alev topu inanılmaz bir hızla büyüdü ve ejderhanın tam suratına çaptı. Odada bir sarsıntı oldu, beyaz sersemlemişti, alev topu belli ki kendisine çok zarar vermişti. Acıyla böğürdü. Pençelerini suratına götürdü. Bu sırada tam arkasına dolaşmış olan Donaef dikkatinin dağılmasından faydalanarak hızla zıpladı ve beyazın kafasının tam arkasına yeni hançeri soktu… Normalde bir insanın kafasına bile bir hançerin böylesine kolay gitmeyeceğini biliyordu ama elinde ki şey belli ki güzel bir büyüye sahipti. Kadar kolay içeriye kaymıştı ki…
Hançerini geri çekerken beyaz büyük bir gümbürtüyle yere indi… Artık son nefeslerini alıyordu… Kısa bir süre sonra inlemesi de yok oldu gitti…
şimdi ise Micah duvardan uzanan bir elin duvara gömülü asayı söküp dışarı uzattığını gördü… Kendisinin alması için… Artık sınav bitmişti. Kendisini seçen asayı hak etmişti… Geliş kapıları kapansa da odanın sol yukarı tarafındaki panel açılmış, yepyeni bir yol önlerinde uzanmıştı…
Hançerini geri çekerken beyaz büyük bir gümbürtüyle yere indi… Artık son nefeslerini alıyordu… Kısa bir süre sonra inlemesi de yok oldu gitti…
şimdi ise Micah duvardan uzanan bir elin duvara gömülü asayı söküp dışarı uzattığını gördü… Kendisinin alması için… Artık sınav bitmişti. Kendisini seçen asayı hak etmişti… Geliş kapıları kapansa da odanın sol yukarı tarafındaki panel açılmış, yepyeni bir yol önlerinde uzanmıştı…


