Gates of Shadow, 0.1 The Gathering (game screen)
"Benim adım Liero, sen de sanırım her zaman rüyamda gördüğüm kara elfsin." diye cevap verdi kara elfe. Acaba tüm bu rüyalar onun şeytani ırkının başının altından mı çıkıyordu.
Liero birden ortaya çıkan büyücüyü görünce şaşırmıştı. "Evet rüyadayız, her zamanki gibi. Ama bu rüya öncekiler gibi anlamsız gelmiyor. Belki önceki rüyalarda böyleydi yada belki uyanınca bu rüyayı da öncekiler gibi hatırlayacağız, bilmiyorum kafam karışık."
Liero birden ortaya çıkan büyücüyü görünce şaşırmıştı. "Evet rüyadayız, her zamanki gibi. Ama bu rüya öncekiler gibi anlamsız gelmiyor. Belki önceki rüyalarda böyleydi yada belki uyanınca bu rüyayı da öncekiler gibi hatırlayacağız, bilmiyorum kafam karışık."
Ortaya beliriveren büyücüye baktı, "Bazılarına büyü yapmak yasak olmalı." diye geçirdi içinden.
"Kendi rüyamda kim olduğumu kara elfin birine söyleyecek değilim herhalde. Birileri eksik gibi...Cüce olacaktı bir de oda soluğu alır yakında burada."
Bu durum gittikçe sinirlerini bozmaya başlamıştı, bit türlü uyanmayı başaramıyordu, öyle kahinlerin dediği gibi tanrısal bir vahiy ya da bilgi geldiği de yoktu üstelik. Asayı bulacaksa eğer asanın gerçekte nerede olduğuna dair en ufak bir fikri yoktu.
"Kendi rüyamda kim olduğumu kara elfin birine söyleyecek değilim herhalde. Birileri eksik gibi...Cüce olacaktı bir de oda soluğu alır yakında burada."
Bu durum gittikçe sinirlerini bozmaya başlamıştı, bit türlü uyanmayı başaramıyordu, öyle kahinlerin dediği gibi tanrısal bir vahiy ya da bilgi geldiği de yoktu üstelik. Asayı bulacaksa eğer asanın gerçekte nerede olduğuna dair en ufak bir fikri yoktu.
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Herkese birer birer baktı.
" Evet, sizi bulmak için gönderildim. Diğerlerine anlattığım gibi..."
" Baştan alıcam. Ben Micah ve Lusran Büyü Kulesinde öğrenciyim. "
Geride kalanları gösterdi.
" Donaef ve şövalye Randillan. Ve kahin dostumuz, daha ismini bahşetmedi. "
" Evet, sizi bulmak için gönderildim. Diğerlerine anlattığım gibi..."
" Baştan alıcam. Ben Micah ve Lusran Büyü Kulesinde öğrenciyim. "
Geride kalanları gösterdi.
" Donaef ve şövalye Randillan. Ve kahin dostumuz, daha ismini bahşetmedi. "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Huor kapının önüne koşmuş ve büyüsünü yapmıştı. Büyü harekete geçerken cüce arkadışını uyardı.
"Dikkat!"
Balta uçarak Dwax'ın boşta olan eline yerleşti. O sırada Huor Tekrar bağırdı.
"Çokoprensss!"
Ve vampir bir hüsran uluması içinde gaza dönüşerek yok oldu. Misyonunu kaybetmişti, balta ele geçirilmişti. şimdi ise odada sadece Huor ve Dwax vardı.. İkisi de kapıdan geçtiler ve kaydırak benzeri delikten hoooop aşağı kayıp paldır küldür bir topluluğun içine indiler. Üstlerinde ciddi bir incinme yoktu.
Kenarda duran Micah ve Donaef geriye sıçradılar. şimdi rüyalarında olanlar tamamdı. Herkes bir aradaydı. Bu sırada Sir Randillan, kızı kolundan çekerek kara eflten uazağa sürükledi ve sımısıkı tuttuğu kolunu serbest bırakmadı. Sir Liero arkadşının hareketindeki önemi anlamıştı...
Omar öne çıktı ve Micah'a döndü.
"Ben Omar. Ve sanırım tamamlayacağımız az bir şey kaldı. Neden ilerlemiyoruz?"
şimdi durdukları koridorun ilerisinden ışık geliyordu. Ses yoktu ama ışık tıpkı şafağın ışığına benziyordu.
Randillan sesii yüksletti.
"Herkes burada olduğuna göre, herkes bu bir rüya veya gerçek veya her ne ise lütfen herkes büyü kulesinde toplansın hemde en kısa zamanda. Bu saçma rüyaların anlamını çözmemiz lazım ve Baş Büyücü umarım bu konuda bize yardımcı olacaktır."
Omar bağırdı.
"Sadece rüya değil, birbirinizi bulmanız çok önemli."
Bu sırada Raven kendisini Sir Randillan'ın kolundan nafile kurtarma çabaları ile kıvranıyordu. Bir kaç saniye Jarenek'e umutsuz bir bakış fırlattı. Konuştuğunda sesi Micah'ın anılarında tuhaf bir his uyandırdı.
"Neden gitmiyoruz?"
"Dikkat!"
Balta uçarak Dwax'ın boşta olan eline yerleşti. O sırada Huor Tekrar bağırdı.
"Çokoprensss!"
Ve vampir bir hüsran uluması içinde gaza dönüşerek yok oldu. Misyonunu kaybetmişti, balta ele geçirilmişti. şimdi ise odada sadece Huor ve Dwax vardı.. İkisi de kapıdan geçtiler ve kaydırak benzeri delikten hoooop aşağı kayıp paldır küldür bir topluluğun içine indiler. Üstlerinde ciddi bir incinme yoktu.
Kenarda duran Micah ve Donaef geriye sıçradılar. şimdi rüyalarında olanlar tamamdı. Herkes bir aradaydı. Bu sırada Sir Randillan, kızı kolundan çekerek kara eflten uazağa sürükledi ve sımısıkı tuttuğu kolunu serbest bırakmadı. Sir Liero arkadşının hareketindeki önemi anlamıştı...
Omar öne çıktı ve Micah'a döndü.
"Ben Omar. Ve sanırım tamamlayacağımız az bir şey kaldı. Neden ilerlemiyoruz?"
şimdi durdukları koridorun ilerisinden ışık geliyordu. Ses yoktu ama ışık tıpkı şafağın ışığına benziyordu.
Randillan sesii yüksletti.
"Herkes burada olduğuna göre, herkes bu bir rüya veya gerçek veya her ne ise lütfen herkes büyü kulesinde toplansın hemde en kısa zamanda. Bu saçma rüyaların anlamını çözmemiz lazım ve Baş Büyücü umarım bu konuda bize yardımcı olacaktır."
Omar bağırdı.
"Sadece rüya değil, birbirinizi bulmanız çok önemli."
Bu sırada Raven kendisini Sir Randillan'ın kolundan nafile kurtarma çabaları ile kıvranıyordu. Bir kaç saniye Jarenek'e umutsuz bir bakış fırlattı. Konuştuğunda sesi Micah'ın anılarında tuhaf bir his uyandırdı.
"Neden gitmiyoruz?"

Huor sırıtarak belini tuttu hafifçe, Dwax'a bakarak:
*Tam öldürüyordum ki gitmek zorunda kaldı.*
Sırıtıyordu.Ardından gruba döndü.
*Görünüşe bakılırsa herkes burada, vay canına, fakat tahminen şu anda SAÃ?MA bir rüyanın içinde değiliz.Ayrıca o rüyalar hiçbir zaman saçma olmamışlardı.Benim şu anda belim acıyor, az önce bir MANYAK ve bir ÇOKOPRENS ile savaştık, ve sanırım şu kaydıraktan düştüm, belim ağrıyor, bir rüyada bunlar olamaz.*
Sonra Huor gruba dönerek:
*Ben Huor Tinehtelë.Aslında sanırım hepiniz beni tanıyorsunuz?Ben de sizleri tanıyorum her ne kadar isimlerinizi bilmesem de.*
Ardından düşünceli bir şekilde:
*Bir dakika, yola çıkarken önce birbirimizi tanısak fena olmaz mı?Biliyorum, gırgır veya şamata zamanı değil, fakat ben yanımda kim olduğu belirsiz kişilerle dolaşmam.*
*Tam öldürüyordum ki gitmek zorunda kaldı.*
Sırıtıyordu.Ardından gruba döndü.
*Görünüşe bakılırsa herkes burada, vay canına, fakat tahminen şu anda SAÃ?MA bir rüyanın içinde değiliz.Ayrıca o rüyalar hiçbir zaman saçma olmamışlardı.Benim şu anda belim acıyor, az önce bir MANYAK ve bir ÇOKOPRENS ile savaştık, ve sanırım şu kaydıraktan düştüm, belim ağrıyor, bir rüyada bunlar olamaz.*
Sonra Huor gruba dönerek:
*Ben Huor Tinehtelë.Aslında sanırım hepiniz beni tanıyorsunuz?Ben de sizleri tanıyorum her ne kadar isimlerinizi bilmesem de.*
Ardından düşünceli bir şekilde:
*Bir dakika, yola çıkarken önce birbirimizi tanısak fena olmaz mı?Biliyorum, gırgır veya şamata zamanı değil, fakat ben yanımda kim olduğu belirsiz kişilerle dolaşmam.*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
"Manyak ve çokoprens mi? Bu rüya da iyice saçmalamaya başladı." diye geçirdi içinden.
"Bende rüyamda çıkan ağzı kalabalık insanlarla çene yarıştırmam." dedi çokoprensle savaştığını iddia eden adama.
Asası hoşuna gitmişti, destek alarak ışığa doğru ilerlemeye başladı. "Bir daha yatmadan önce şarabı fazla kaçırmak yok." diye tembih etti kendi kendine.
"Bende rüyamda çıkan ağzı kalabalık insanlarla çene yarıştırmam." dedi çokoprensle savaştığını iddia eden adama.
Asası hoşuna gitmişti, destek alarak ışığa doğru ilerlemeye başladı. "Bir daha yatmadan önce şarabı fazla kaçırmak yok." diye tembih etti kendi kendine.
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Donaef en son olarak cüceyle büyücünün geldigini görünce "İste simdi tamamız" dedi kendi kendine.Herkezin burada olması onu huzursuz etmisti.Aslında büyücüyle cücenin gelisi de oldukca komik gelmisti.Yine sırıtarak konusmaya basladı "Aslına bakarsanız...Ne zaman uyanacagımız konusunda hic bir fikrimiz yok...Neden uyanmaktan bahsediyoruz ki...Belki de artık burada tutsagızdır..." dedi insanları korkutmayı seviyordu fakat ya gercekten böyle bir ihtimal varsa."Madem gercek dünyada birbirimizi bulacagız...O zaman sizlere güvenebilirim...Ben Donaef Loaroam ve...Burada en iyi ısındıgım kisi ise -Micah'ı göstererek- Micah" dedi ve sırıttı.Gelen cüceye bakıyordu.Bir cüce ile iyi bir arkadaslık kurabilcegini hissetmisti.Huysuz cüceyi biraz kızdırmanında bir zararı olmazdı hani.Ama simdi değil diyerek düsündü Donaef.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Huor sırıtarak:
*Ağzı kalabalık öyle mi?Yanlış anlamadıysam inanmıyorsun.*
Ardından düşünceli bir şekilde:
*Dostum Dwax ben olmasaydım onu paramparça edecekti ama o lanet vampire acıdım.*
*Manyağa gelince*
diye devam etti:
*Bu eldivenlerin sahibiydi, fakat Dwax onun beynini dağıttı.Size kanıt olarak, üstümüzdeki sümükleri mi göstermeliyiz?*
*Ağzı kalabalık öyle mi?Yanlış anlamadıysam inanmıyorsun.*
Ardından düşünceli bir şekilde:
*Dostum Dwax ben olmasaydım onu paramparça edecekti ama o lanet vampire acıdım.*
*Manyağa gelince*
diye devam etti:
*Bu eldivenlerin sahibiydi, fakat Dwax onun beynini dağıttı.Size kanıt olarak, üstümüzdeki sümükleri mi göstermeliyiz?*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Jarenek kafasını sallamıştı. Bir avuç ahmak rüyasında kavga ediyordu ve bu her zaman olacak bir şey değildi. Herkesin kuleye toplanmasını söyleyen adama dönerek "Söyler misin zeki kişi, bu halimle şehire nasıl gireceğim? Hadi şehire girdim diyelim kuleye nasıl geleceğim? Hımm?"
Ardından kızı tutan adama baktı. Pek iyi birine benzemiyordu, gözlerini kısıp tehditkar bir bakış attıktan sonra kafasını bir süreliğine geriye çevirdi. Sonra tekrar önüne dönüp yeni tanıştığı adamlara döndü. Hiç birisinin arkasından ters bir hareket yapmasını istemediği için geri geri yürüyerek taş duvara yaslandı. Rahat görünüyordu ama eli hâlâ kılıcının kabzasındaydı, saldırmaya çalışanı bir kağıt gibi ikiye bölebilirdi...
Ardından kızı tutan adama baktı. Pek iyi birine benzemiyordu, gözlerini kısıp tehditkar bir bakış attıktan sonra kafasını bir süreliğine geriye çevirdi. Sonra tekrar önüne dönüp yeni tanıştığı adamlara döndü. Hiç birisinin arkasından ters bir hareket yapmasını istemediği için geri geri yürüyerek taş duvara yaslandı. Rahat görünüyordu ama eli hâlâ kılıcının kabzasındaydı, saldırmaya çalışanı bir kağıt gibi ikiye bölebilirdi...
" Herkes Lusran'daki Büyü kulesine geliyor. Ustamdan hepiniz hakkında bilgi aldım. "
Kara elf'e: " şehire girmen için gerekenleri yaparım. şimdi, kızı bırakın sir randallin. Hepimiz belli bir sebeple buradayız. "
Kara elf'e: " şehire girmen için gerekenleri yaparım. şimdi, kızı bırakın sir randallin. Hepimiz belli bir sebeple buradayız. "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Bütün o konuşmalar ve karmaşa içinde Omar, Ardeth’in önüne geçmiş kapılara kadar ilerlemişti. Raven tekrardan çırpındı ve bağırdı.
“HAYIIIIIRRRR!”
Ama geç kalmıştı. Ne kadar kıvransa da şövalyenin demirden pençesinden kurtulamıyordu. Omar belli ki kızın sesini duyamamıştı. Eli kapının tokmağına değdiği gibi bütün vücudu yanmaya başladı. Bu büyülü bir alevdi ve kısa süre içinde Omar sadece bir avuç küle dönüşmüştü. O sırada hepsi başlarında inanılmaz bir ağrı hissetti. Hepsinin içi nefes kesici katıksız bir kötülük hissiyle doldu. Raven, Sir Randillan’ın koluna büzülmüş nefesi kesilerek hıçkırıyordu… Sanki çevre titreşiyordu. Ve düşüş… Sonsuzluğa düşüş… Kâbus bitiyor muydu?
“HAYIIIIIRRRR!”
Ama geç kalmıştı. Ne kadar kıvransa da şövalyenin demirden pençesinden kurtulamıyordu. Omar belli ki kızın sesini duyamamıştı. Eli kapının tokmağına değdiği gibi bütün vücudu yanmaya başladı. Bu büyülü bir alevdi ve kısa süre içinde Omar sadece bir avuç küle dönüşmüştü. O sırada hepsi başlarında inanılmaz bir ağrı hissetti. Hepsinin içi nefes kesici katıksız bir kötülük hissiyle doldu. Raven, Sir Randillan’ın koluna büzülmüş nefesi kesilerek hıçkırıyordu… Sanki çevre titreşiyordu. Ve düşüş… Sonsuzluğa düşüş… Kâbus bitiyor muydu?


