Gates of Shadow, 0.1 The Gathering (game screen)
Sir Randillan ve Sir Liero atları ile gölgelere doğru hızla ilerlemeye devam ettiler. Çok bir zaman geçmeden görüntü önlerinde oldukça netleşmişti. Evet, Gilanhsar ilerideydi, onlara doğru dönmüş bakıyordu. Randillan burnundan soluyarak haykırdı.
”GILANSHAR!”
şimdi Sir Liero kara elfi açık seçik görebiliyordu. Kızın gerisinde bir yerde duruyordu, henüz tehditkâr hiçbir hareket yapmış değildi.
Aynı zamanda iki paladinde bu kara elfin rüyalarında gördükleri kara elf olduğunu anlamışlardı.
Kısa bir süre sonra yanlarına vardıklarında, Sir Randillan kaçmak için hiçbir çaba sarf etmeyen kızı tıpkı rüyadaki gibi kolundan yakalayarak yanına çekti. Fısıldadığında sesi Jarenek ve Sir Liero tarafından rahatça duyulmuştu.
“Seninle bu konuyu uygun bir şekilde konuşacağız.”
Sonra Sir Liero’ya döndü.
“Görüyoruz ki kara elf rüyamızdaki kara elf. Sence ne yapmalıyız? Bu rüyaların bu kara elfle ne alakası olabilir?”
Birkaç saniye gözleri kara elfe kilitlenmiş ve konsantre olmuştu. Ardından derin bir soluk alarak kendi dillerinde Sir Liero’ya mırıldandı.
“O kötü değil. İstersen kontrol edebilirsin.”
”GILANSHAR!”
şimdi Sir Liero kara elfi açık seçik görebiliyordu. Kızın gerisinde bir yerde duruyordu, henüz tehditkâr hiçbir hareket yapmış değildi.
Aynı zamanda iki paladinde bu kara elfin rüyalarında gördükleri kara elf olduğunu anlamışlardı.
Kısa bir süre sonra yanlarına vardıklarında, Sir Randillan kaçmak için hiçbir çaba sarf etmeyen kızı tıpkı rüyadaki gibi kolundan yakalayarak yanına çekti. Fısıldadığında sesi Jarenek ve Sir Liero tarafından rahatça duyulmuştu.
“Seninle bu konuyu uygun bir şekilde konuşacağız.”
Sonra Sir Liero’ya döndü.
“Görüyoruz ki kara elf rüyamızdaki kara elf. Sence ne yapmalıyız? Bu rüyaların bu kara elfle ne alakası olabilir?”
Birkaç saniye gözleri kara elfe kilitlenmiş ve konsantre olmuştu. Ardından derin bir soluk alarak kendi dillerinde Sir Liero’ya mırıldandı.
“O kötü değil. İstersen kontrol edebilirsin.”

Ardeth gemi ile yolculuk ederken, tekrar güverteye çıktığı bir akşam vakti geminin üzerinde daireler çizerek uçan bir beyaz baykuş gördü. Baykuşlar deniz hayvanları değildi, tüyleri ise bu sert rüzgârlar için çok fazla yumuşaktı. Peki, burada ne işi vardı?
Baykuş sanki büyücünün kendisini fark ettiğini anlamışçasına aşağı doğru alçalmaya başladı. Sonunda parmaklıklara kondu. Ardeth ona bakarken uysal bir şekilde tek pençesini uzattı. Pençesinde gümüş hafif bir kapsül vardı. Büyücü artık baykuş’un eğitimli olduğunu anlamıştı. şimdi beklentiyle kendisine bakıp dururken kapsülü alıp açtı. İçinden incecik sarılmış küçük bir not kâğıdı çıktı. Sarı yüzeyin üzerindeki yazı ince ne narindi.
“Sayın Ardeth, rüyada olanları biliyorum. Omar’ın ölümü için çok üzgünüm ama bunun sizin suçunuz olmadığının farkındayım. Baykuşum geri kalan yolculuğunuzda size eşlik edecek. En kısa zamanda buraya varmanız dileği ile. Ravkhan.”
Baş büyücüden bir not…
Bu sırada gemideki çımacılardan bir tanesinin çığlık attığını duydu.
“Baykuş’ Gemide baykuş var. Bu uğursuzluk demek!”
Bir de bu garip şeylerin üzerinde denizcilerin batıl inançları çıkmıştı başına. Baykuş huzursuzca öterken gemiciler başında toplanıp baykuşa bakmaya başladılar. Toplanan kalabalık tehditkârdı...
Baykuş sanki büyücünün kendisini fark ettiğini anlamışçasına aşağı doğru alçalmaya başladı. Sonunda parmaklıklara kondu. Ardeth ona bakarken uysal bir şekilde tek pençesini uzattı. Pençesinde gümüş hafif bir kapsül vardı. Büyücü artık baykuş’un eğitimli olduğunu anlamıştı. şimdi beklentiyle kendisine bakıp dururken kapsülü alıp açtı. İçinden incecik sarılmış küçük bir not kâğıdı çıktı. Sarı yüzeyin üzerindeki yazı ince ne narindi.
“Sayın Ardeth, rüyada olanları biliyorum. Omar’ın ölümü için çok üzgünüm ama bunun sizin suçunuz olmadığının farkındayım. Baykuşum geri kalan yolculuğunuzda size eşlik edecek. En kısa zamanda buraya varmanız dileği ile. Ravkhan.”
Baş büyücüden bir not…
Bu sırada gemideki çımacılardan bir tanesinin çığlık attığını duydu.
“Baykuş’ Gemide baykuş var. Bu uğursuzluk demek!”
Bir de bu garip şeylerin üzerinde denizcilerin batıl inançları çıkmıştı başına. Baykuş huzursuzca öterken gemiciler başında toplanıp baykuşa bakmaya başladılar. Toplanan kalabalık tehditkârdı...

Ã?ocuk minnettar bakışlarla uçarcasına yanından uzaklaşmıştı. Ardından şehirden çıkmadan önce bir hana girerek biraz kızarmış tavukla ekmek çalmıştı. Kuledeki değerli eşyaları düşündükçe mest oluyordu. Pazardan geçerken birkaç elmayı da çantasına atmayı ihmal etmedi. Ayrıca bir tüccarın da kesesini yürüttü. İçinden iki altın ile on gümüş çıkmıştı. Yolcuğu biraz uzun olacaktı ve yiyecek ile paraya gereksinimi vardı.
Güneş batana kadar yürüdü. Sonunda küçük köylerden birisine varmıştı ve gece için han bulmuştu. Yarın içinde nehre varabilir, bir tekne ile karşıya geçebilirdi, zaten o zamana kadar yeniden karanlık çökmüş olurdu ve yeniden konaklardı.
Güneş batana kadar yürüdü. Sonunda küçük köylerden birisine varmıştı ve gece için han bulmuştu. Yarın içinde nehre varabilir, bir tekne ile karşıya geçebilirdi, zaten o zamana kadar yeniden karanlık çökmüş olurdu ve yeniden konaklardı.

Dwax ve Huor kervana git gide yaklaştıklarında bir Lusran kervanı olduğunu gördüler. Biraz sonra yanlarına yetişmişlerdi. Ã?ünkü kervan mola vermek için durmuştu. Huor önce Dwax arkada bir gölge çadırı konulan yere yürümeye başladılar. Burası belli ki kervanın başı için yapılmıştı. Kimse kendilerine dikkat etmiyordu. Sonunda Huor adamı gördü. Tabii ki Dwax’ta. şişman Arap gölgeliğin altındaki yastıklara kurulmuştu. İki yolcuyu görünce tarafsız bir bakış attı. Sonra konuştu.
“İki yolcu barbar sınırında ne arıyor olabilir? Üstelik birisi cüce? Beklide yolunuzu kaybetmişsinizdir? Neden kendinizi tanıtmıyorsunuz?
“İki yolcu barbar sınırında ne arıyor olabilir? Üstelik birisi cüce? Beklide yolunuzu kaybetmişsinizdir? Neden kendinizi tanıtmıyorsunuz?

Micah hazırlıklarını tamamlamış, kuzey kanadını kullanıma açarak temizletmişti bile. Ã?ıraklar oflaya puflaya koridorlarda koşuyor, üstlerine yansıtamadıkları siniri birbirlerine yansıttıklarından toz bezlerini birbirlerinin yüzlerine silkeliyorlardı.
Micah için kulede yaşam aynıydı. Rüyasında gördükleri kişileri burada görmeyi çok istiyor, gerçekte nasıl olduklarını çok merak ediyordu. Neyse ki kuleye varmaları çok uzun sürmeyecekti. Draven bile kendi telaşına katılmış gözüküyordu. Kendisinden sonra hazırlıkları kontrol edip duruyordu.
Sonunda bir çırak yanına geldi. Saygıyla selam verdi.
“Efendim, bayan için hazırlamamızı söylediğiniz odada bir sandık bulduk. Büyü ile kapatılmış. İçinde ne olduğuna siz bakarsanız daha iyi olacağını düşündük.”
Micah için kulede yaşam aynıydı. Rüyasında gördükleri kişileri burada görmeyi çok istiyor, gerçekte nasıl olduklarını çok merak ediyordu. Neyse ki kuleye varmaları çok uzun sürmeyecekti. Draven bile kendi telaşına katılmış gözüküyordu. Kendisinden sonra hazırlıkları kontrol edip duruyordu.
Sonunda bir çırak yanına geldi. Saygıyla selam verdi.
“Efendim, bayan için hazırlamamızı söylediğiniz odada bir sandık bulduk. Büyü ile kapatılmış. İçinde ne olduğuna siz bakarsanız daha iyi olacağını düşündük.”

Jarenek nefretle kızı tutan adama baktı. Kim oluyordu da ikide bir bunu yapıyordu! "Bu kızın neyisin ki onu böyle sağa sola çekiştirip bir parça bezmiş gibi davranıyorsun. Görünüşe göre kendi kararını verecek kadar olgun birisi. Bırakta ne yapacağını, nereye gideceğini ve kiminle gideceğini kendi karar versin. Olmaz mı?"
Donaef yolda yürürken elmasının tekini mideye indirmisti bile.Köye varmıstı ve hava oldukca kararmıstı.Bir han bulduguna sevindi.Cebinde hala biraz parası olmasına seviniyordu fakat kuleye gidince bu paranın kat kat artacagını biliyordu.Sırıtmadan yapamıyordu.Yavasca hanın kapısını actı ve dikkat cekmemek icin hancının yanına sakin adımlarla gitti.Belki köyde olsa burada parası olan birileri vardır diye düsünerek etrafını inceden kesti.Hancı yanına geldiginde "bir oda bir de büyük bira..." dedi ve biraz bekledikten sonra "ha unutmusum...tütün varsa hic de fena olmaz tabi...evet...bi tane de tütün." dedi hic biseye aldırmadan etrafını kesiyordu.Burada biyerlerde bir kac bozukluk da olsa para olmalıydı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Liero, Randillan'a kendi dillerinde "Sen öyle diyorsan benim kontrol etmeme gerek yok Sir Randillan. Ama onu gözümüzün önünde tutmamız iyi olur." diyerek cevap verdi.
Sonra ortak dille dönerek devam etti. "Aynı rüyayı gören dört kişinin bir araya gelmesi tesadüften de öte bir şey olsa gerek. Sanırım kader bizi önüne katıp sürüklüyor. Büyü kulesine gitmeliyiz, Gilanshar da bizimle gelmeli."
Kara elfe döndü "Sir Randillan, Gilanshar'ın akrabasıdır ve ondan sorumlu kişidir. Böyle zamanlarda onun ne yapacağına, nereye gideceğine ve kimle gideceğine karar vermek onun hakkıdır."
"Hepimizin kafasında soru işaretleri var ve anlaşılan bunların cevabı büyü kulesinde. Senin de bizimle gelmeni isteriz. Ve sanırım rüyada gördüğümüz diğerlerini de orada bulacağız."
Sonra ortak dille dönerek devam etti. "Aynı rüyayı gören dört kişinin bir araya gelmesi tesadüften de öte bir şey olsa gerek. Sanırım kader bizi önüne katıp sürüklüyor. Büyü kulesine gitmeliyiz, Gilanshar da bizimle gelmeli."
Kara elfe döndü "Sir Randillan, Gilanshar'ın akrabasıdır ve ondan sorumlu kişidir. Böyle zamanlarda onun ne yapacağına, nereye gideceğine ve kimle gideceğine karar vermek onun hakkıdır."
"Hepimizin kafasında soru işaretleri var ve anlaşılan bunların cevabı büyü kulesinde. Senin de bizimle gelmeni isteriz. Ve sanırım rüyada gördüğümüz diğerlerini de orada bulacağız."
Micah, kapıyı kapattı. Draven sandığın uzağına konmuş dikkatle bakıyordu.
" Büyüye rastladın mı?1 "
Draven: " Evet, orda bir yerde.."
" Güzel, uzun uzun inceleyelim. Nasılsa, yapcak işimiz yok. "
Sandığın yanına eğiip, üzerini incelemeye başladı. Elini koyup birkaç söz mırıldandı.2
Sandığın etrafını dolaşıp kilidin üzerinde birbirine dolaşmış, büyü şuralarını incelemeye başladılar.3
" Biri bunun için çok emek harcamış. "
D: " Aç, hadi usta. "
Koruyucu büyüsünü yapıp,(4) sandığı açıcak büyüyü okudu.(5)
Sandığın üzerinde gördüğü, büyü iplikçikleri bir desen oluşturup geriye doğru açıldığını gördüler. Başka bir sarı iplik onlardan ayrılıp, sandıktan dışarı kafasını uzattı. O, anda draven de, micah da bir şeyi atladıklarını farketmişlerdi. Micah, kadim asasını çıkarıp sandıktan çıkan büyü kıvılcımı patlamadan ona dokundurdu.
" Büyüye rastladın mı?1 "
Draven: " Evet, orda bir yerde.."
" Güzel, uzun uzun inceleyelim. Nasılsa, yapcak işimiz yok. "
Sandığın yanına eğiip, üzerini incelemeye başladı. Elini koyup birkaç söz mırıldandı.2
Sandığın etrafını dolaşıp kilidin üzerinde birbirine dolaşmış, büyü şuralarını incelemeye başladılar.3
" Biri bunun için çok emek harcamış. "
D: " Aç, hadi usta. "
Koruyucu büyüsünü yapıp,(4) sandığı açıcak büyüyü okudu.(5)
Sandığın üzerinde gördüğü, büyü iplikçikleri bir desen oluşturup geriye doğru açıldığını gördüler. Başka bir sarı iplik onlardan ayrılıp, sandıktan dışarı kafasını uzattı. O, anda draven de, micah da bir şeyi atladıklarını farketmişlerdi. Micah, kadim asasını çıkarıp sandıktan çıkan büyü kıvılcımı patlamadan ona dokundurdu.
1- Detect Magic
2- Arcane Sight
3- Büyü paylaşımı-draven
4- Protection from Energy
5- Knock
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Ardeth bu tür yobazlıklardan hiç hoşlanmazdı. Sertçe konuşmaya başladı.
"Bu sıradan bir baykuş değil. Çok kudretli bir büyücünün yaratığı, bana haber getirmek için geldi. Eğer bu baykuşa bir şey olursa, işte o zaman başımıza bir felaket geleceğinden şüpheniz olmasın."
Gemidekilerin tepkisini bekledi, gereksiz yere olay çıksın istemiyordu.
Intimidate
"Bu sıradan bir baykuş değil. Çok kudretli bir büyücünün yaratığı, bana haber getirmek için geldi. Eğer bu baykuşa bir şey olursa, işte o zaman başımıza bir felaket geleceğinden şüpheniz olmasın."
Gemidekilerin tepkisini bekledi, gereksiz yere olay çıksın istemiyordu.
Intimidate
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Huor gülümseyerek adamın yanına gitti:
*Maalesef yolumuzu kaybettik, şükürler olsun ki bizi barbarlardan önce siz buldunuz.Biz Quetha'daki büyücü kulesine gitmek istiyoruz, fakat burdan oraya en aşağı bir haftada gidebiliriz, yolunuz düşüyor mu oraya?*
*Maalesef yolumuzu kaybettik, şükürler olsun ki bizi barbarlardan önce siz buldunuz.Biz Quetha'daki büyücü kulesine gitmek istiyoruz, fakat burdan oraya en aşağı bir haftada gidebiliriz, yolunuz düşüyor mu oraya?*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Sir Randillan, Sir Liero'nun fikrini başı ile onaylarken yine kendi dillerinde ekledi.
"Onu gözünün önünden ayrıma."
Sonra ortak dile döndü.
"Haklısın bu bir tesadüften öte. Ã?yleyse hemen yola koyulalım. Bu gece Silvia'ya geri dönelim ve orada kalalım. Yarın yeni atlarla yola koyulup en kısa zamanda Kuleye varırız."
Jarenek, Sir Liero'nun atına onunla beraber biraz isteksizcede olsa bindi. Güneş battıktan çok sonra vardılar Silvia'ya.
Jarenek huzursuzdu, yıllarca tek başına yaşadıktan sonra insanların içine girmek benliğinde tuhaf bir his uyandırmıştı. Sir Randillan'ın talimatları ile hiç kimse bir şey sormadan Jarenek binaya alınmıştı. Zaten binada pek bir insan yoktu. Jarenek'e küçük bir oda verilmişti ve şimdi orada sıkıntıdan patlayarak oturuyordu. Masanın üzerinde az önce yediği yemeğin artıkları duruyordu. Ve uykusu gelmeye başlamıştı.
Onun sağındaki odada Sir Liero, pür dikkatle oturuyordu. Sir Randillan kara elfin sorumululuğunu kendisine vermişti. şimdi ise ortalığın sakin olduğundan emin olmak için yanındaki odayı dinliyordu.
Jarenek'in solundaki odadan ise Raven ve Sir Randillan'ın konuşma mırıltıları geliyordu. Paladin muhtemelen kaçan kızı sorguluyordu.
"Onu gözünün önünden ayrıma."
Sonra ortak dile döndü.
"Haklısın bu bir tesadüften öte. Ã?yleyse hemen yola koyulalım. Bu gece Silvia'ya geri dönelim ve orada kalalım. Yarın yeni atlarla yola koyulup en kısa zamanda Kuleye varırız."
Jarenek, Sir Liero'nun atına onunla beraber biraz isteksizcede olsa bindi. Güneş battıktan çok sonra vardılar Silvia'ya.
Jarenek huzursuzdu, yıllarca tek başına yaşadıktan sonra insanların içine girmek benliğinde tuhaf bir his uyandırmıştı. Sir Randillan'ın talimatları ile hiç kimse bir şey sormadan Jarenek binaya alınmıştı. Zaten binada pek bir insan yoktu. Jarenek'e küçük bir oda verilmişti ve şimdi orada sıkıntıdan patlayarak oturuyordu. Masanın üzerinde az önce yediği yemeğin artıkları duruyordu. Ve uykusu gelmeye başlamıştı.
Onun sağındaki odada Sir Liero, pür dikkatle oturuyordu. Sir Randillan kara elfin sorumululuğunu kendisine vermişti. şimdi ise ortalığın sakin olduğundan emin olmak için yanındaki odayı dinliyordu.
Jarenek'in solundaki odadan ise Raven ve Sir Randillan'ın konuşma mırıltıları geliyordu. Paladin muhtemelen kaçan kızı sorguluyordu.

Hancı tek kelime etmedi ama başı ile onayladı. Donaef salondaki masalardan birisine yayıldıktan kısa bir süre sonra birası ile tahta tabaktaki bir tütün gelmişti. Ayrıca hancı kendisine bir anahtar vermişti.
"Üst kat, üçüncü oda."
Sonra da gitmişti. Saat artık oldukça geç oluyordu. Ã?evredeki tek tük insanlar ve han ise oldukça fakir gözüküyordu. Burada para varsa bile pek az olmalıydı... Saat ise pek geçti…
"Üst kat, üçüncü oda."
Sonra da gitmişti. Saat artık oldukça geç oluyordu. Ã?evredeki tek tük insanlar ve han ise oldukça fakir gözüküyordu. Burada para varsa bile pek az olmalıydı... Saat ise pek geçti…

Küçük patlamasının ardından sandık açılmıştı. Draven, Micah'ın omuzuna çıkarak merakla başını eğdi ve onunla birlikte içine baktı.
Sandığın içi ağzına kadar iksir şişeleri ile doluydu. Garip mavi renkle parıldayan iksirlerdi bunlar. Bazıları daha açık renkli, bazıları ise daha koyu. Kimi şişeler daha büyük ve yuvarlak, kimi şişeler ise daha küçük ve köşeliydi. Hepsinin ağzı düzgünce mantar tıpalar ile kapatılmıştı. Rengi farklı iki iksir daha vardı. Birisi su rengindeydi ama diğeri tatlı bir pembeydi.
Micah küçük bir mavi şişeyi eline alıp incelemeye başladı. Sıvının rengi tutuyordu. Çok geçmeden mavi şişelerin ne olduğunu anlamıştı. Bunlar yaraları iyileştirmek için yapılmış iksirlerdi.
Diğer iki iksiri incelediğinde şeffaf olanının görünmezlik iksiri olduğunu anladı. Pembe olan ise geçici bir tutku sağlayan aşk iksiriydi. Değerli bir hazine bulmuştu kilitdi sandıkta. Sandığı kapatırken Draven'in sesi zihnine çarptı.
"Sandığın en dibine bak. Orada çok yoğun bir büyü hissediyorum."
Micah yeniden sandığı açtı. Gerçekten en dibinde şişelerin altına saklanmış küçük metal bir kutu vardı. Kutunun içinde ise bir çift deri eldiven.
Kısa süre içinde eldivenin de sırrını çözdü büyücü. Bu eldiveni her kim giyerse elleri çok daha hızlı hareket edebiliyordu.
Peki şimdi bu eşyaları ne yapacaktı?
(Potion of cure light wounds x8
Potion of cure moderate wounds x5
Potion of cure serious wounds x2
Potion of invisibility
Elixir of love
Gloves of dexterity +??? )
Sandığın içi ağzına kadar iksir şişeleri ile doluydu. Garip mavi renkle parıldayan iksirlerdi bunlar. Bazıları daha açık renkli, bazıları ise daha koyu. Kimi şişeler daha büyük ve yuvarlak, kimi şişeler ise daha küçük ve köşeliydi. Hepsinin ağzı düzgünce mantar tıpalar ile kapatılmıştı. Rengi farklı iki iksir daha vardı. Birisi su rengindeydi ama diğeri tatlı bir pembeydi.
Micah küçük bir mavi şişeyi eline alıp incelemeye başladı. Sıvının rengi tutuyordu. Çok geçmeden mavi şişelerin ne olduğunu anlamıştı. Bunlar yaraları iyileştirmek için yapılmış iksirlerdi.
Diğer iki iksiri incelediğinde şeffaf olanının görünmezlik iksiri olduğunu anladı. Pembe olan ise geçici bir tutku sağlayan aşk iksiriydi. Değerli bir hazine bulmuştu kilitdi sandıkta. Sandığı kapatırken Draven'in sesi zihnine çarptı.
"Sandığın en dibine bak. Orada çok yoğun bir büyü hissediyorum."
Micah yeniden sandığı açtı. Gerçekten en dibinde şişelerin altına saklanmış küçük metal bir kutu vardı. Kutunun içinde ise bir çift deri eldiven.
Kısa süre içinde eldivenin de sırrını çözdü büyücü. Bu eldiveni her kim giyerse elleri çok daha hızlı hareket edebiliyordu.
Peki şimdi bu eşyaları ne yapacaktı?
(Potion of cure light wounds x8
Potion of cure moderate wounds x5
Potion of cure serious wounds x2
Potion of invisibility
Elixir of love
Gloves of dexterity +??? )


