Gates of Shadow, 0.1 The Gathering (game screen)
Ustanın sözünü saygıyla dinlemek için yerine oturmuştu ki, Kızı gördü. Ravhkan'ın sözünü ettiği akraba ziyareti, uzun zamandır zihnini meşgül ediyordu. Tek ipucu hislerinin , kızı gördüğü andan beri uyarı sinyalleri vermesiydi. Kızın bakışlarına aynı merakla karşılık verdi. Gerçekten, akrabam mı var?
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Donaef konusulanlarla pek ilgilenmesede kara elfin "Benim türüm,akrabalarım..." demesiyle hafifce irkildi.Kara elfin icinde bulundugu durum gercekten cok kötüydü.Kendi ırkına karsı savasmak.Savası kazansalar bile geri kalan bütün kara elfler onu vatan haini olarak göreceklerdi.
Kafasını iki yana salladı Donaef.
"Peki savastık diyelim...Secilmiş kişileriz diyelim...Biz napabiliriz ki?...Secilmiş olsak da olmasak da bir orduyu yenebilecek kadar efsanevi kişiler miyiz?..." dedi ve ekledi.Hafif alaycı konusuyordu.
Kafasını iki yana salladı Donaef.
"Peki savastık diyelim...Secilmiş kişileriz diyelim...Biz napabiliriz ki?...Secilmiş olsak da olmasak da bir orduyu yenebilecek kadar efsanevi kişiler miyiz?..." dedi ve ekledi.Hafif alaycı konusuyordu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Ravkhan düşünceli bir şekilde elini yanağına yasladı.
“Size saldıranlar Sir Liero, kara eflerdi. Bu rüyaları sadece siz görmediniz. Bu rüyaları görüp kendi silahlarını alan kara elfler de var. Anlayacağınız diyarımızın üzerinde büyük bir denge oyunu başlamak üzere. Sir Randillan ve Omar o gece bir kara elf gördüklerini söylemişlerdi… Ve sizin seçildiğinizi biliyorlar, başarılı olmadan önce sizi engellemek istiyorlar. Ve sen kara elf… Irkın yüzünden üzülme. Sen onlar gibi değilsin. Ve sen Donaef, sorularını birazdan cevaplandıracağım.”
Sonra güzel büyücü birkaç dakika boyunca sessiz kaldı. Gözlerini herkes üzerinde uzun uzun gezdirdi. Ve sonunda ciddi bir ses tonu ile konuşmaya başladı…
“Tanrılar dünya ilk yaratıldığında, denge kurulabilmesi için bazı özel taşlara öz benliklerini koyup güvende olması için diyarın dört bir yanına sakladılar. Ama kara eflerin boyut kapıları ile oynaması sonucu bu diyarın bir alternatifi oluştu. Ve bu özel objeler alternatif diyara kaydı. Böylece burasının dengesi ve koruması tehlike altında kaldı. şu anda tamamen savunmasız.
Gördüğünüz tuhaf rüyalar alternatif diyarın oluşması sırasında sizinkiyle çakışan paralel var oluşun yansımasıydı. Oradaki benlikleriniz hakkında hiçbir fikrim yok. Ama yapmanız gereken denge taşlarını bulup buraya geri getirmek. Böylece onları Antik şehir’de birleştirip kara eflere karşı büyük bir silah elde edebiliriz.
Eğer başarısız olursanız, gölge boyutunun kapıları korumasız diyarımıza açılacak ve kötülük toprakları hakimiyeti altına alacak. Fakat öncelikle Alton Harabelerine gidip Sir Randillan’ın kılıcını bulmalısınız. Bu önemli. Bazı sorularınız olduğunu biliyorum. Ve sadece bazılarının cevaplayabilirim. Sir Randillan’ın kılıcını gerçek hayata almasının sebebi, her birinizin Alton Harabelerinde denge taşları hakkında önemli ipuçları bulacak olmasıdır Ã?ünkü harabe çok uzun zamandır Sir Alton ve askerlerinin ruhları ile korunuyor. Ve sadece Sir Alton denge taşlarının nerede olduğuna dair sırrı öğrenmeye muvaffak olmuştur. Ve bunu sakladı. Harabe doğaüstü şeyler tarafından korunuyor. Bu sırrı öğrenmemesi gerekenler oraya giremez.
Ama siz gireceksiniz. İpuçlarını iyi değerlendirin. Taşlar muhtemelen alternatif diyarda da buradaki yerlerinde olacaktır. Bu taşlar beş tanedir. Her birisinin isimleri vardır. Bunlar; Sadakat, Yaşam, Umut, Mucize ve İhanet’tir. Hızlı olmak zorundasınız. Bu yüzden taşları ararken ikili gruplara ayrılmalısınız. Aranızdan bir kişi şu anda eksik.
Aslında O’da sizinle beraber rüyalarınızdaydı. Ama O’nu hiç görmediniz. Kendisi buraya gelip bana anlatana kadar ben de onu bilmiyordum. O’da gereken silahını aldı. Ve sizinle yolculuğa çıkıp kendi gerekenini yapacak. Tek istediği kimsenin hiçbir soru sormaması.
Ve neden sizin seçildiğinize gelince, bu konu hakkında hiçbir fikrim yok. Bunu sadece tanrılar bilebilir. Diyarın korunması için birilerinin seçilmesi gerekiyordu. Ve sizler seçildiniz. Kahramanlar… Eğer soracak başka bir sorunuz yoksa sizin için hazırlanan odalara gidip elinizden geldiğince dinlenmenizi öneririm. Ã?ünkü yarın Alton Harabelerine yol almanız gerekecek. Dediğim gibi zaman kısıtlı. Acele etmelisiniz…
Ah ve sen Gilanhsar eğer benimle gelirsen seninle özel olarak konuşmak istiyorum. Diğerlerinden daha fazla kafana takılan sorular olduğunu biliyorum. Ve bunları cevaplayabilirim. Eğer kafan karışık olursa yapman gerekenleri yapamazsın.
Hepinize rahat uykular dilerim.”
Böylece baş büyücü küçük kızın elinden tutarak odayı terk etmişti. Diğer iki büyücü de sessizce odadan çıkmıştı. Tam odada yalnız kaldıklarını düşünürken Ravkhan geri odaya girdi ve sessiz bir büyü mırıldandı, böylece boş olan masanın üzeri aniden harika bir ziyafet ile doldu. Sonrasında tekrar kapı kapanınca Micah, Ardeth ve Huor kapıda bir kilit büyüsünün tıkladığını anladılar. Ziyafet bitene kadar hiç kimse onları rahatsız etmeyecekti.
Sürahiler dolusu bira masanın üzerinde, mis gibi kızarmış tavukların yanındaydı…
“Size saldıranlar Sir Liero, kara eflerdi. Bu rüyaları sadece siz görmediniz. Bu rüyaları görüp kendi silahlarını alan kara elfler de var. Anlayacağınız diyarımızın üzerinde büyük bir denge oyunu başlamak üzere. Sir Randillan ve Omar o gece bir kara elf gördüklerini söylemişlerdi… Ve sizin seçildiğinizi biliyorlar, başarılı olmadan önce sizi engellemek istiyorlar. Ve sen kara elf… Irkın yüzünden üzülme. Sen onlar gibi değilsin. Ve sen Donaef, sorularını birazdan cevaplandıracağım.”
Sonra güzel büyücü birkaç dakika boyunca sessiz kaldı. Gözlerini herkes üzerinde uzun uzun gezdirdi. Ve sonunda ciddi bir ses tonu ile konuşmaya başladı…
“Tanrılar dünya ilk yaratıldığında, denge kurulabilmesi için bazı özel taşlara öz benliklerini koyup güvende olması için diyarın dört bir yanına sakladılar. Ama kara eflerin boyut kapıları ile oynaması sonucu bu diyarın bir alternatifi oluştu. Ve bu özel objeler alternatif diyara kaydı. Böylece burasının dengesi ve koruması tehlike altında kaldı. şu anda tamamen savunmasız.
Gördüğünüz tuhaf rüyalar alternatif diyarın oluşması sırasında sizinkiyle çakışan paralel var oluşun yansımasıydı. Oradaki benlikleriniz hakkında hiçbir fikrim yok. Ama yapmanız gereken denge taşlarını bulup buraya geri getirmek. Böylece onları Antik şehir’de birleştirip kara eflere karşı büyük bir silah elde edebiliriz.
Eğer başarısız olursanız, gölge boyutunun kapıları korumasız diyarımıza açılacak ve kötülük toprakları hakimiyeti altına alacak. Fakat öncelikle Alton Harabelerine gidip Sir Randillan’ın kılıcını bulmalısınız. Bu önemli. Bazı sorularınız olduğunu biliyorum. Ve sadece bazılarının cevaplayabilirim. Sir Randillan’ın kılıcını gerçek hayata almasının sebebi, her birinizin Alton Harabelerinde denge taşları hakkında önemli ipuçları bulacak olmasıdır Ã?ünkü harabe çok uzun zamandır Sir Alton ve askerlerinin ruhları ile korunuyor. Ve sadece Sir Alton denge taşlarının nerede olduğuna dair sırrı öğrenmeye muvaffak olmuştur. Ve bunu sakladı. Harabe doğaüstü şeyler tarafından korunuyor. Bu sırrı öğrenmemesi gerekenler oraya giremez.
Ama siz gireceksiniz. İpuçlarını iyi değerlendirin. Taşlar muhtemelen alternatif diyarda da buradaki yerlerinde olacaktır. Bu taşlar beş tanedir. Her birisinin isimleri vardır. Bunlar; Sadakat, Yaşam, Umut, Mucize ve İhanet’tir. Hızlı olmak zorundasınız. Bu yüzden taşları ararken ikili gruplara ayrılmalısınız. Aranızdan bir kişi şu anda eksik.
Aslında O’da sizinle beraber rüyalarınızdaydı. Ama O’nu hiç görmediniz. Kendisi buraya gelip bana anlatana kadar ben de onu bilmiyordum. O’da gereken silahını aldı. Ve sizinle yolculuğa çıkıp kendi gerekenini yapacak. Tek istediği kimsenin hiçbir soru sormaması.
Ve neden sizin seçildiğinize gelince, bu konu hakkında hiçbir fikrim yok. Bunu sadece tanrılar bilebilir. Diyarın korunması için birilerinin seçilmesi gerekiyordu. Ve sizler seçildiniz. Kahramanlar… Eğer soracak başka bir sorunuz yoksa sizin için hazırlanan odalara gidip elinizden geldiğince dinlenmenizi öneririm. Ã?ünkü yarın Alton Harabelerine yol almanız gerekecek. Dediğim gibi zaman kısıtlı. Acele etmelisiniz…
Ah ve sen Gilanhsar eğer benimle gelirsen seninle özel olarak konuşmak istiyorum. Diğerlerinden daha fazla kafana takılan sorular olduğunu biliyorum. Ve bunları cevaplayabilirim. Eğer kafan karışık olursa yapman gerekenleri yapamazsın.
Hepinize rahat uykular dilerim.”
Böylece baş büyücü küçük kızın elinden tutarak odayı terk etmişti. Diğer iki büyücü de sessizce odadan çıkmıştı. Tam odada yalnız kaldıklarını düşünürken Ravkhan geri odaya girdi ve sessiz bir büyü mırıldandı, böylece boş olan masanın üzeri aniden harika bir ziyafet ile doldu. Sonrasında tekrar kapı kapanınca Micah, Ardeth ve Huor kapıda bir kilit büyüsünün tıkladığını anladılar. Ziyafet bitene kadar hiç kimse onları rahatsız etmeyecekti.
Sürahiler dolusu bira masanın üzerinde, mis gibi kızarmış tavukların yanındaydı…

Donaef konusmalar bittikten sonra masada beliren ziyafete baktı.Uzun zamandır bir sey yememiş olması yemeklerin cok güzel görünmesine neden oluyordu.Gerci bu kadar yemegin tokken bile güzel görünecegine emindi.Biraz yemekleri süzdükten sonra konusmaya basladı.
"Bakalım büyücü yapımı büyülü biranın tadı nasılmıs..." dedi ve bir kupa dolusu bira doldurdu ve bir dikiste midesine indirdi."Bu gercektende enfes!..." dedi ve yiyeceklerden tabagına sıgdıgı kadar alarak bir kupa daha bira doldurdu.Yemek sonrasında biraz etrafı gezicekti.Midesini tıka basa doldurana kadar yemeye hazırdı.
"Bakalım büyücü yapımı büyülü biranın tadı nasılmıs..." dedi ve bir kupa dolusu bira doldurdu ve bir dikiste midesine indirdi."Bu gercektende enfes!..." dedi ve yiyeceklerden tabagına sıgdıgı kadar alarak bir kupa daha bira doldurdu.Yemek sonrasında biraz etrafı gezicekti.Midesini tıka basa doldurana kadar yemeye hazırdı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Ardeth oturduğu yerden konuşmaya başladı.
"Madem ki ikili gruplara ayrılacağız..." Ayağa kalkarak devam etti.
"...şövalye Liero sizin için uygunsa bu araştırmayı sizinle beraber yapmayı isterim. İsterseniz biraz atıştırırken sohbet edelim." Eliyle diğerlerine nazikçe yol verdi, sonra sofraya oturdu ve önündeki tabağa kızarmış tavuklardan aldı.
"Madem ki ikili gruplara ayrılacağız..." Ayağa kalkarak devam etti.
"...şövalye Liero sizin için uygunsa bu araştırmayı sizinle beraber yapmayı isterim. İsterseniz biraz atıştırırken sohbet edelim." Eliyle diğerlerine nazikçe yol verdi, sonra sofraya oturdu ve önündeki tabağa kızarmış tavuklardan aldı.
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Liero, büyücü Ravkhan'ı dikkatle dinledi. Boyutlarla oynayan kara elfler. Tanrıların işleriyle uğraşmasalar olmazdı sanki.
Kara elfleri durdurmak gerekiyordu ve bu görev için seçilmesi Liero'nun tanrısına yolunda yürüdüğünü gösteriyordu. İçinden tanrısına şükür duası etti.
Ardeth'in kendisine seslenmesi üzerine düşüncelerinden sıyrıldı. Beraber aynı rüyayı paylaştığı büyücüye başıyla selam verdikten sonra "Sizinle tekrar yolculuk etmek beni onurlandırır." dedi. Büyücünün karşısına oturdu ve bir bardağa bira doldurduktan sonra büyücüye uzattı daha sonra kendisine de biraz bira doldurdu.
Kara elfleri durdurmak gerekiyordu ve bu görev için seçilmesi Liero'nun tanrısına yolunda yürüdüğünü gösteriyordu. İçinden tanrısına şükür duası etti.
Ardeth'in kendisine seslenmesi üzerine düşüncelerinden sıyrıldı. Beraber aynı rüyayı paylaştığı büyücüye başıyla selam verdikten sonra "Sizinle tekrar yolculuk etmek beni onurlandırır." dedi. Büyücünün karşısına oturdu ve bir bardağa bira doldurduktan sonra büyücüye uzattı daha sonra kendisine de biraz bira doldurdu.
Huor hafif düşünceli ve uykulu bir şekilde yol arkadaşına baktı.
*Ee dostum, ne dersin, beraber çıktık, beraber ilerleyelim mi?*
Birasına doğru baktı, uykusu vardı zaten, dikti kafaya.
*Ooh!* çekti hafif uzunca, dayanıklıydı bu tip içkilere az da olsa.
Yemeklere baktı.
*Vaaay be, ömrümde böyle ziyafet görmedim ben!*
Ã?nce elini domuzlara salladı.Tam bir cüce gibiydi yemek yemesi.Aç ve susuz!
*Ee dostum, ne dersin, beraber çıktık, beraber ilerleyelim mi?*
Birasına doğru baktı, uykusu vardı zaten, dikti kafaya.
*Ooh!* çekti hafif uzunca, dayanıklıydı bu tip içkilere az da olsa.
Yemeklere baktı.
*Vaaay be, ömrümde böyle ziyafet görmedim ben!*
Ã?nce elini domuzlara salladı.Tam bir cüce gibiydi yemek yemesi.Aç ve susuz!
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
" Bunu yapmak zorundaydın, sanki. "
Masaya dirseğini koyup alnını tuttu, gözlerini kapadı. Kızla konuşacağı sırada, onu alıp götürmüştü, ustası.
" Donaef, sana katılim bekle. " Kendine şarap doldurmaya başladı.
" Burası hakkında bilmeniz gereken şeylerden biri de, sıkıcı olduğudur. "
Kadehi götürdü, dudaklarına.
" Bende baya alet var, aslında neler yaptığına bakabilirim. Donaef, şu Alton harabeleri nasıl bir yer. Rüyalarım dışında pek kuleden ayrılmama izin verilmiyor. "
Draven omzunda gagasını şaklattı.
Micah, kızarmış kanatlardan birini kapıp ona sundu.
" Tamam. Yasaklar da, delinmek içindir. Draven'le, ben gördüğün gibi kuralları sevmeyiz. "
Başını çevirip diğer büyücülere baktı, draven. Zihnine birşey demiş olmalı ki, micah'ın dudakları kıvrıldı.
" Hehe. Alıştık. "
Masaya dirseğini koyup alnını tuttu, gözlerini kapadı. Kızla konuşacağı sırada, onu alıp götürmüştü, ustası.
" Donaef, sana katılim bekle. " Kendine şarap doldurmaya başladı.
" Burası hakkında bilmeniz gereken şeylerden biri de, sıkıcı olduğudur. "
Kadehi götürdü, dudaklarına.
" Bende baya alet var, aslında neler yaptığına bakabilirim. Donaef, şu Alton harabeleri nasıl bir yer. Rüyalarım dışında pek kuleden ayrılmama izin verilmiyor. "
Draven omzunda gagasını şaklattı.
Micah, kızarmış kanatlardan birini kapıp ona sundu.
" Tamam. Yasaklar da, delinmek içindir. Draven'le, ben gördüğün gibi kuralları sevmeyiz. "
Başını çevirip diğer büyücülere baktı, draven. Zihnine birşey demiş olmalı ki, micah'ın dudakları kıvrıldı.
" Hehe. Alıştık. "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
"Oralar hakkında en az senin kadar bilgisizim" dedi Donaef agzına bir yıgın tavuk tıkarken.Lokmalarını yutmadan konusmaya basladı.
"Eh mademm...Gr...Gruplara ayrılacagız..." dedi ve sinirlenerek agzındakileri midesine indirdikten sonra tekrarladı "Diyorum ki gruplara ayrılacaksak seninle bir takım olsak hic de fena olmaz Micah...Ne dersin Dostum...Bir ejderhayı bile rahatlıkla öldürmüstük hatırlarsan!" dedi biraz sesini yükselterek."İyi bir takım olabiliriz" dedikten sonra birasından bir kac yudum aldı.
"Bu lanet olası yerde tuvalet ne tarafta acaba?" dedi sırıtarak."Yemekten sonra lazım olabilme ihtimaline karsı sordum" dedi hala sırıtıyordu.
"Eh mademm...Gr...Gruplara ayrılacagız..." dedi ve sinirlenerek agzındakileri midesine indirdikten sonra tekrarladı "Diyorum ki gruplara ayrılacaksak seninle bir takım olsak hic de fena olmaz Micah...Ne dersin Dostum...Bir ejderhayı bile rahatlıkla öldürmüstük hatırlarsan!" dedi biraz sesini yükselterek."İyi bir takım olabiliriz" dedikten sonra birasından bir kac yudum aldı.
"Bu lanet olası yerde tuvalet ne tarafta acaba?" dedi sırıtarak."Yemekten sonra lazım olabilme ihtimaline karsı sordum" dedi hala sırıtıyordu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
" Kulenin heryerinde, aslında var. Konfor çok önemli. Seninle iyi anlaşıcaz. "
Draven, micah'ın omzundan atlayıp Donaef'in kine kondu. Kafasını uzatıp, yüzüne baktı.
" Senden hoşlandı. Diyor ki, çok komikmişsin. " Sırıttı.
Draven, micah'ın omzundan atlayıp Donaef'in kine kondu. Kafasını uzatıp, yüzüne baktı.
" Senden hoşlandı. Diyor ki, çok komikmişsin. " Sırıttı.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Game Part 0.4; Secrets of Life
Ve işte sonunda rüyalarındaki insanları bulmuşlar, bu tuhaflıkların sadece kendilerine ait olmadığını anlamışlardı. Hepsi gerçekti ve baş büyücünün eklemeleri ile konu neredeyse bir çocuk masalını andırmıştı. Tek gerçek şuydu ki, hepsinin de aynı rüyaları görmesine imkân yoktu. İnanmalarını sağlayan noktada buydu.
Hepsi için yolculuk başlamıştı. Çok uzun sürmeyecek ama bastırmaya başlayan kış mevsimi yüzünden soğuk geçek bir yolculuk. Ama sadece bu diyarda değil… Aslında hiç var olmaması gereken bir yerde devam edecek bir yolculuk.
İlk dinleyişte kulağa ne kadar çılgınca gelse de, git gide daha inandırıcı… Üstelik gruplarına katılan, yüzünü bile göstermeyen, adıyla çağırılmak yerine kendisine “Avcı” diyen ve rüyalarında olduğunu iddia eden birisi… Yinede İki şövalye de Avcının yalan söylemediğinden emindi… Tıpkı kara elfe inandıkları gibi Avcıya da inanmışlardı…
Ve Wairsen… Asıl isim kökenini tuhaflıktan alan bu şehirde yol arkadaşlarının başına neler gelecekti kim bilir…
Ve işte sonunda rüyalarındaki insanları bulmuşlar, bu tuhaflıkların sadece kendilerine ait olmadığını anlamışlardı. Hepsi gerçekti ve baş büyücünün eklemeleri ile konu neredeyse bir çocuk masalını andırmıştı. Tek gerçek şuydu ki, hepsinin de aynı rüyaları görmesine imkân yoktu. İnanmalarını sağlayan noktada buydu.
Hepsi için yolculuk başlamıştı. Çok uzun sürmeyecek ama bastırmaya başlayan kış mevsimi yüzünden soğuk geçek bir yolculuk. Ama sadece bu diyarda değil… Aslında hiç var olmaması gereken bir yerde devam edecek bir yolculuk.
İlk dinleyişte kulağa ne kadar çılgınca gelse de, git gide daha inandırıcı… Üstelik gruplarına katılan, yüzünü bile göstermeyen, adıyla çağırılmak yerine kendisine “Avcı” diyen ve rüyalarında olduğunu iddia eden birisi… Yinede İki şövalye de Avcının yalan söylemediğinden emindi… Tıpkı kara elfe inandıkları gibi Avcıya da inanmışlardı…
Ve Wairsen… Asıl isim kökenini tuhaflıktan alan bu şehirde yol arkadaşlarının başına neler gelecekti kim bilir…

Güzel yemek yaklaşık bir saat içinde sona ermişti. Masa üzerindekiler belirdikleri gibi kaybolduğunda, odadaki üç büyücüde kapıdaki kilit büyüsünün sona erdiğini fark etmişti. Bu sırada yol arkadaşları yemek sırasında birbirlerini iyice tanımıştı. Konuşmaların dışında kalan tek kişi Jarenek’ti, sadece anladığı kadar dinliyordu. Kapının açılmasından birkaç dakika sonra Sir Randillan yanına gelip onu süzmeye başlamıştı.
"Baş büyücü Gilanhsar’ı çaldı götürdü. Ve sanırım en son seninle ben kaldık. Geriye kalan herkes toparlandı. Eğer onunla gitmem mümkün olmazsa seninle yolculuk etmeyi düşünüyorum. Irkına benzemiyorsun pek. Eğer sona kalırsak sende benimle gelmek ister misin?”
Jarenek birkaç saniye düşündü. şövalyeyi pek sevmiyordu… Ama cevap verdi.
"Başka bir seçeneğim var mı ki?"
Sir Randillan başka hiçbir şey söylemeden başını sallayarak uzaklaştı.
Ziyafet hepsine harika bir huzur kazandırmıştı. şimdi benliklerinde hiçbir korku ve umutsuzluk yer almıyordu.
Kısa bir süre sonra kapı açılıp Raven içeri girdiğinde ona bakanlar son rüyadan beri gözlerine işlemiş acının yerine aynı huzurun ışıldadığını gördüler. şimdi sanki bakışları bile umudun yolunu aydınlatıyordu.
Raven herkese dikkatle baksa da Micah’ın yanına gitmişti.
“Lady Ravkhan sizin bize uyuyacağımız odaları göstereceğinizi söyledi. Yarın sabah erkenden yola çıkacakmışız. Tüm hazırlıklar tamammış.”
Sonra Micah ve Draven’in öncülüğü ile herkes kendisi için hazırlanan derli toplu rahat odalara yerleşmişti. Yataklar kuş tüyündendi. şöminelerin alevleri parlaktı. Yarın uzun ve zorlu üstelik olağanüstü bir yolculuğa çıkacak olmalarına rağmen kendilerini fazla iyi hissediyorlardı.
Gece sabaha ilerlerken, Micah hala Gilanhsar’ın elini sıkarken gördüğü tuhaf imgeleri düşünüyordu. Kızda görmüş olmalıydı çünkü aynı şekilde irkilmişti…
Ve güzel uykunun ardından sonunda güneş doğmuştu. Yol arkadaşları kahvaltılarını ettiler ve bu sırada yanlarına katılan yeni kişiyi gördüler. Üzerinde gri bir pelerin vardı ve suratını sürekli kapatıyordu. Sırtında gümüş bir yay ile sadağa asılıydı. Baş büyücü her birisi için güzel bir binek ayarlamıştı. İki at erzak için ayrılmıştı. Ve sonunda kapıdan çıkmadan gruptan beş kişiye beş madalyon vermişti. Bunları, Micah, Ardeth, Jarenek ve tuhaf yabancıya verirken şöyle demişti.
“Denge taşlarının yerini öğrendikten sonra alternatif boyuta geçmeniz gerekecek. Bu, madalyonlar size yardımcı olacak. Sadece gitmek istediğiniz yeri düşünün ve ellerinizi yol arkadaşınızla madalyonun üzerine koyun. Ama unutmayın. İçinde sadece iki büyü yüklü. Birisi gitmeniz için, diğeri ise dönmeniz için. Yolunuz açık olsun. İyi şanslar hepinize.”
Sonra atlarına binerek yola koyuldular. Yabancı atlarını hepsinden uzakta sürüyordu. Günün ortasına geldiklerinde kısa bir mola verdiler. Uzaktan geceyi geçirecekleri Wairsen şehri gözüküyordu. Hepsi her tehlikeye ve saldırıya karşı gözlerini açık tutuyordu ama şimdilik çevrede hiçbir tehdit yoktu.
Güneş batıp şehre iyice yaklaştıklarında yorgun atlarını yavaş yürüyüşe geçirdiler. Bu sırada Raven’in yabancının yanına yaklaştığını gördü Jarenek. Ama kız az sonra geri dönmüştü.
“şehre girmemize çok az kaldı. Kendini saklamalısın. İnsanların sana zarar vermesini istemiyorum.”
Yüzündeki hafif gülümseme ile atını her zamanki yerine sürerek Sir Randillan ve Sir Liero arasında ilerlemeye başladı. şehirden içeri girdiklerinde Sir Randillan atını durdurdu.
“Buraları çok iyi bilmiyorum. Bu yüzden dağılıp kalacağımız bir yer arasak fena olmayacak. Yarım saat sonra burada buluşuyoruz, tamam mı?”
"Baş büyücü Gilanhsar’ı çaldı götürdü. Ve sanırım en son seninle ben kaldık. Geriye kalan herkes toparlandı. Eğer onunla gitmem mümkün olmazsa seninle yolculuk etmeyi düşünüyorum. Irkına benzemiyorsun pek. Eğer sona kalırsak sende benimle gelmek ister misin?”
Jarenek birkaç saniye düşündü. şövalyeyi pek sevmiyordu… Ama cevap verdi.
"Başka bir seçeneğim var mı ki?"
Sir Randillan başka hiçbir şey söylemeden başını sallayarak uzaklaştı.
Ziyafet hepsine harika bir huzur kazandırmıştı. şimdi benliklerinde hiçbir korku ve umutsuzluk yer almıyordu.
Kısa bir süre sonra kapı açılıp Raven içeri girdiğinde ona bakanlar son rüyadan beri gözlerine işlemiş acının yerine aynı huzurun ışıldadığını gördüler. şimdi sanki bakışları bile umudun yolunu aydınlatıyordu.
Raven herkese dikkatle baksa da Micah’ın yanına gitmişti.
“Lady Ravkhan sizin bize uyuyacağımız odaları göstereceğinizi söyledi. Yarın sabah erkenden yola çıkacakmışız. Tüm hazırlıklar tamammış.”
Sonra Micah ve Draven’in öncülüğü ile herkes kendisi için hazırlanan derli toplu rahat odalara yerleşmişti. Yataklar kuş tüyündendi. şöminelerin alevleri parlaktı. Yarın uzun ve zorlu üstelik olağanüstü bir yolculuğa çıkacak olmalarına rağmen kendilerini fazla iyi hissediyorlardı.
Gece sabaha ilerlerken, Micah hala Gilanhsar’ın elini sıkarken gördüğü tuhaf imgeleri düşünüyordu. Kızda görmüş olmalıydı çünkü aynı şekilde irkilmişti…
Ve güzel uykunun ardından sonunda güneş doğmuştu. Yol arkadaşları kahvaltılarını ettiler ve bu sırada yanlarına katılan yeni kişiyi gördüler. Üzerinde gri bir pelerin vardı ve suratını sürekli kapatıyordu. Sırtında gümüş bir yay ile sadağa asılıydı. Baş büyücü her birisi için güzel bir binek ayarlamıştı. İki at erzak için ayrılmıştı. Ve sonunda kapıdan çıkmadan gruptan beş kişiye beş madalyon vermişti. Bunları, Micah, Ardeth, Jarenek ve tuhaf yabancıya verirken şöyle demişti.
“Denge taşlarının yerini öğrendikten sonra alternatif boyuta geçmeniz gerekecek. Bu, madalyonlar size yardımcı olacak. Sadece gitmek istediğiniz yeri düşünün ve ellerinizi yol arkadaşınızla madalyonun üzerine koyun. Ama unutmayın. İçinde sadece iki büyü yüklü. Birisi gitmeniz için, diğeri ise dönmeniz için. Yolunuz açık olsun. İyi şanslar hepinize.”
Sonra atlarına binerek yola koyuldular. Yabancı atlarını hepsinden uzakta sürüyordu. Günün ortasına geldiklerinde kısa bir mola verdiler. Uzaktan geceyi geçirecekleri Wairsen şehri gözüküyordu. Hepsi her tehlikeye ve saldırıya karşı gözlerini açık tutuyordu ama şimdilik çevrede hiçbir tehdit yoktu.
Güneş batıp şehre iyice yaklaştıklarında yorgun atlarını yavaş yürüyüşe geçirdiler. Bu sırada Raven’in yabancının yanına yaklaştığını gördü Jarenek. Ama kız az sonra geri dönmüştü.
“şehre girmemize çok az kaldı. Kendini saklamalısın. İnsanların sana zarar vermesini istemiyorum.”
Yüzündeki hafif gülümseme ile atını her zamanki yerine sürerek Sir Randillan ve Sir Liero arasında ilerlemeye başladı. şehirden içeri girdiklerinde Sir Randillan atını durdurdu.
“Buraları çok iyi bilmiyorum. Bu yüzden dağılıp kalacağımız bir yer arasak fena olmayacak. Yarım saat sonra burada buluşuyoruz, tamam mı?”


