Gates of Shadow, 0.1 The Gathering (game screen)
" Ne yapman gerektiğini biliyorsun. "
" Tamam, micah. "
Draven, kanatlarını açtı ve gökyüzüne yükseldi. Gruptan ayrılanların güvende olduğundan emin olmak istiyordu, Micah. Donaef'e döndü. Ve piposunu yaktı.
" Hadi bakalım, han arayalım. "
" Tamam, micah. "
Draven, kanatlarını açtı ve gökyüzüne yükseldi. Gruptan ayrılanların güvende olduğundan emin olmak istiyordu, Micah. Donaef'e döndü. Ve piposunu yaktı.
" Hadi bakalım, han arayalım. "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Huor hafif yüzünü buzuşturarak Dwax'a baktı.
*Ee dostum, ne yapıyoruz?*
*Ee dostum, ne yapıyoruz?*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Aradan yarım saat geçmişti. Ardeth ve Sir Liero hariç hiç kimse han bulamamıştı. Hepsi doluydu, kalacak odalar yoktu. On kişilik bir gupr iç yer bulmak oldukça zordu.
Kızıl Tilki hanı iç surların ortasındaki meydandaydı. Tam Sir Liero ve Ardeth ağzını açmak üzereyken üç kişinin eksik olduğunu fark ettiler.
Jarenek yoktu, Raven ortalarda gözükmüyordu aynı zamanda Avcı da kayıptı.
Ne olduğunu anlamadan önce üstlerine bir karanlık küresi indi. şimdi sadece dışarıdaki insanların ayak sesleri, dehşet çığlıkları ve kaçışmaları duyuluyordu. Sir Randillan'ın karanlığın içinden bir yerleren bağırdığını duydular.
"Bunlar kara efler olmalı. Sir Liero karanlığı kal..."
Bu sırada bir vınlama sesi Sir Randillan'ın konuşmasını böldü....
Kızıl Tilki hanı iç surların ortasındaki meydandaydı. Tam Sir Liero ve Ardeth ağzını açmak üzereyken üç kişinin eksik olduğunu fark ettiler.
Jarenek yoktu, Raven ortalarda gözükmüyordu aynı zamanda Avcı da kayıptı.
Ne olduğunu anlamadan önce üstlerine bir karanlık küresi indi. şimdi sadece dışarıdaki insanların ayak sesleri, dehşet çığlıkları ve kaçışmaları duyuluyordu. Sir Randillan'ın karanlığın içinden bir yerleren bağırdığını duydular.
"Bunlar kara efler olmalı. Sir Liero karanlığı kal..."
Bu sırada bir vınlama sesi Sir Randillan'ın konuşmasını böldü....

Jarenek'in son hatırladığı şey kafasındaki acıydı. Gözlerini çok çok az araladığında karanlıkta olduğunu gördü. Başının arkası hala ağrıyordu.
Sonra çok hoş ama bir o kadar da zalim bir ses duydu. Bu ses kendi dilinde konuşuyordu ve biraz daha gayret ederse tanıyabileceğni düşündü.
"Kendine geliyor."
Arından hafif ayak sesleri... Ve sonra birisi yüzünü ellerinin arasına aldı.
"Kaçışının lanetini hala unutmadık."
Ve suratına tükürdü. Artık Jarenek biliyordu ki bu annesiydi...
Sonra çok hoş ama bir o kadar da zalim bir ses duydu. Bu ses kendi dilinde konuşuyordu ve biraz daha gayret ederse tanıyabileceğni düşündü.
"Kendine geliyor."
Arından hafif ayak sesleri... Ve sonra birisi yüzünü ellerinin arasına aldı.
"Kaçışının lanetini hala unutmadık."
Ve suratına tükürdü. Artık Jarenek biliyordu ki bu annesiydi...

Üzerlerine inen karanlık Sir Liero'nun kanından gelen kutsal ışıkla aniden dağılmıtşı. Bu sırada çevrelerinde dört kara elfi gördüler. Hepsi silahlıydı ve panikle kaçışan insanları korkutmak için kılıçlarla üstlerine yürüyormuş gibi yapıyorlar ardından gülüyorlardı. Ama siviller çabucak evlerine kaçıştı ve meydanda sadedece kara efler kaldı.
Randillan'ın ise zırhını delip tam sol omuzundan içeri girmiş zehirli bir arbalet oku duruyordu. şövalye baygındı ve yerde yatıyordu...
(Ã?ncelik Sırası; Ardeth, Drow 1, Huor, Liero, Drow 2, Drow 3, Dwax, Micah, Donaef, Randillan, Drow 4 )
(Bir kare 10 ft.)

Randillan'ın ise zırhını delip tam sol omuzundan içeri girmiş zehirli bir arbalet oku duruyordu. şövalye baygındı ve yerde yatıyordu...
(Ã?ncelik Sırası; Ardeth, Drow 1, Huor, Liero, Drow 2, Drow 3, Dwax, Micah, Donaef, Randillan, Drow 4 )
(Bir kare 10 ft.)


Huor korkuyu hissetmiyordu hiçbir şekilde ve üstüne üstlük gülümsüyordu.
Eğlence çıkmıştı.
Büyülü sözleri söylerken, 4. Drow'a acımıyor değildi.
[Melf's Acid Arrow]
Hafif yüksek sesle bağırdı.
*Eğlence ZAMANI!*
Eğlence çıkmıştı.
Büyülü sözleri söylerken, 4. Drow'a acımıyor değildi.
[Melf's Acid Arrow]
Hafif yüksek sesle bağırdı.
*Eğlence ZAMANI!*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Ardeth birkaç adımla yana çekildi, böylece drowla arasında hiç bir engel kalmamıştı. Büyüsüne yoğunlaştı, arkadaşları büyüsünü güçlendirmek için uzun süren bir hareketler zinciri yaptığını gördüler. Ellerinden çıkan ve hepsinin hissettiği sıcak alev hüzmesi drowa doğru fırladı.
Code: Select all
5 foot step sol kareye, Drow 1'e
Fiery Spell + Sudden Empower + Sudden Maximize
Scorching Ray (3. seviye, fiery spell)
Ray Attack +4
Hasar 42
Save yok
Caster Level check: 1d20+6Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Drowların yüzündeki uğursuz gülümsemeler her insanın kanını dondurabilirdi. Ama Ardeth bu gülüşlere öfkeyle bakıyordu. Elinden çıkan bir alev kendisine en yakın olan kara elfe çarpmış, onu alevler içinde bırakmıştı. Birkaç saniye geçmeden kara elf yerde ölü bir şekilde yatıyordu. Ve hala cesedinden dumanlar yükseliyordu.
Huor bir başka büyü mırıldadı ve elinden çıkan asit diğer bir drowa çarptı. Deriden zıhı ve karnı asitin etkisiyle erirken drow canhıraş bir çığlık attı ama silahını elinden düşürmemeyi başardı.
Liero tanrısına yakarıyordu. Ve bütün yol arkadaşları bu dua sırasında kendilerini çok iyi hissetmeye başladılar. Hiçbir şey önlerinde duramayacak gibiydi.
Diğer bir drow elindeki dolu arbaleti en çok gözünü korkutmuş olan Ardeth’e yöneltti ama titreyen elleri yüzünden hedefi ıskalamıştı. Minik ok Ardeth’in tam yanağının yanından vızıldayarak geçti ve arkadaki binalardan birisinin kapı eşiğine saplandı.
Elindeki arbalet boşalmış olan ve muhtemelen Sir Randillan’ı vurmuş olan kara elf belindeki kısa kılıcı çekmişti. Grubun en önüne doğru ilerledi ve saldırdı. Ne şansızlık ki tam önünde Huor vardı ve kılıç tam kolunda çok derin bir yara açtı, kanaması başlamıştı ve müdahale edilmezse kan kaybının kötü bir sonuç doğuracağının farkındaydı.
Dwax baltasını kolunun tüm gücü ile fırlattığında balta havada taklalar atarak uçtu ve arbaletle atışını tutturamamış kara elfin kolundan ve zırhından bir parça alarak kendisine geri döndü. Balta elinde geri değdiğinde parmakları karıncalandı, içinde büyülü bir şeyler olduğuna yemin edebilirdi – daha önce olmayan bir şey sanki içine yüklenmişti.
Micah’ın avucunda biraz su ve toz vardı. Ama az sonra avuçlarından dalga dalga yayılan bir soğuk enerjisi ve buz tanecikleri önlerinde belirmişti. Buz fırtınası ayakta kalan tüm drowları içine aldı, fırtınanın içinden çığlıklar geliyordu. Sonunda buzlar aşağı indiğinde Hour’un yaraladığı kara elfin yere düşerek öldüğünü gördüler. Diğer ikisi buzun çarptığı yüzleri şiş bir şekilde inliyorlardı.
Donaef karmaşa içinde yana ilerleyerek yandaki binaya gitti ve kapı eşiğine saklandı.
Sir Randillan yerde uzanıyordu ve zehir gitgide kanını ele geçirdiği için suratı beyazlaşıyordu.
Huor bir başka büyü mırıldadı ve elinden çıkan asit diğer bir drowa çarptı. Deriden zıhı ve karnı asitin etkisiyle erirken drow canhıraş bir çığlık attı ama silahını elinden düşürmemeyi başardı.
Liero tanrısına yakarıyordu. Ve bütün yol arkadaşları bu dua sırasında kendilerini çok iyi hissetmeye başladılar. Hiçbir şey önlerinde duramayacak gibiydi.
Diğer bir drow elindeki dolu arbaleti en çok gözünü korkutmuş olan Ardeth’e yöneltti ama titreyen elleri yüzünden hedefi ıskalamıştı. Minik ok Ardeth’in tam yanağının yanından vızıldayarak geçti ve arkadaki binalardan birisinin kapı eşiğine saplandı.
Elindeki arbalet boşalmış olan ve muhtemelen Sir Randillan’ı vurmuş olan kara elf belindeki kısa kılıcı çekmişti. Grubun en önüne doğru ilerledi ve saldırdı. Ne şansızlık ki tam önünde Huor vardı ve kılıç tam kolunda çok derin bir yara açtı, kanaması başlamıştı ve müdahale edilmezse kan kaybının kötü bir sonuç doğuracağının farkındaydı.
Dwax baltasını kolunun tüm gücü ile fırlattığında balta havada taklalar atarak uçtu ve arbaletle atışını tutturamamış kara elfin kolundan ve zırhından bir parça alarak kendisine geri döndü. Balta elinde geri değdiğinde parmakları karıncalandı, içinde büyülü bir şeyler olduğuna yemin edebilirdi – daha önce olmayan bir şey sanki içine yüklenmişti.
Micah’ın avucunda biraz su ve toz vardı. Ama az sonra avuçlarından dalga dalga yayılan bir soğuk enerjisi ve buz tanecikleri önlerinde belirmişti. Buz fırtınası ayakta kalan tüm drowları içine aldı, fırtınanın içinden çığlıklar geliyordu. Sonunda buzlar aşağı indiğinde Hour’un yaraladığı kara elfin yere düşerek öldüğünü gördüler. Diğer ikisi buzun çarptığı yüzleri şiş bir şekilde inliyorlardı.
Donaef karmaşa içinde yana ilerleyerek yandaki binaya gitti ve kapı eşiğine saklandı.
Sir Randillan yerde uzanıyordu ve zehir gitgide kanını ele geçirdiği için suratı beyazlaşıyordu.


