Gates of Shadow, 0.1 The Gathering (game screen)
Saçı bağı dağınık Micah, telaşla mutfağa girer.
" Napıyoruz? "
Uzun masaya tutunup, evcilini oraya bırakır.
" Daha konuşamadık bile. Gizli geçitler var demiştiniz! Donaef öyle şeyleri çok sever. Belki, önce oraya bakmalıyız? "
" Napıyoruz? "
Uzun masaya tutunup, evcilini oraya bırakır.
" Daha konuşamadık bile. Gizli geçitler var demiştiniz! Donaef öyle şeyleri çok sever. Belki, önce oraya bakmalıyız? "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Henüz geceden mutfaktaki gizli geçiti keşfeden Donaef ve Raven bu nemli koridorun gerilerine doğru ilerlemişlerdi. Koridor dar ve uzundu...
İkiside sabah olana kadar yürümüştü...
______________________________
Le-Beau aynı koridorun diğer tarafından iki gündür ilerliyordu. Peşinde olanlardan haberi vardı ve Alton harabelerinden bulduğu bu geçit onu buralara kadar getirmişti. Gittiği yönü koridorun kıvrımlarından az çok tahmin ediyordu ama sürekli karanlıkta olmak zaman kavramını köreltmişti. Yine de kulakları hala keskindi. Çok zaman geçmeden ilerisindeki adım seslerini duyumsadı. ikiside çok hafifti... Gizlice kimlerin geldiğine bakmak için karanlık dehlizin köeşelerinden bir tanesine sindi...
______________________________
Raven bir anda durmuştu. Donaef ne olduğunu anlamak için kıza baktı ama minyon kız omuzlarını silkeledi. Bir kaç adım daha attılar ama Donaef hiç bir şey söylemeden gerisin geriye koşmaya başladı. Düşerken güzel bıçağı elinden yere düşmüştü. Raven onun arkasından bakakaldı ve eğilip bıçağı eline aldı. Sonra omuzlarını tekrar silkeledi ve yavaş adımlarla hırsızın koştuğu tarafa doğru yavaşça yürümeye başladı...
_______________________________
Le-Beau önce koşturup giden hırsızı gördü. Onu bir şey rahatsız etmiş olmalıydı. Arkasından onu yürüyerek takip eden kız yavaşça önünden geçti. Kız onu farketmemişti. Ufacık tefecik gümüş renkli gözleri ve insanın aklını başından alan mükemmel düzgün bir yüzü vardı. Onca geçirdiği zamandan ve sevgililerinden sonra bile böylesine bir varlık karşısında kıpırdandı kara elf hanımı...
Ama kız çok ilerlememişti ki ortak dilde konuşan yumuşacık sesi duyuldu dönüp arkasına bakmamıştı...
"Orada olduğunu biliyorum ve senden korkuyorum. Kimsin ve nesin bilmiyorum ama sana zarar vermek gibi bir niyetim yok. Lütfen sen de bana zarar verme..."
Sesinde insanın içini hasta edebilecek kadar masum ve mükemmel bir tını vardı...
____________________________________
Mutfakta ne olup bittiğini düşünürken aniden şöminenin önünden çıkan Doanef'i gördüler. Ama hırsız onlara hiç bir şey söylemeden mutfaktan dışarıya çıktı ve atına atlayarak geldikleri yönün tam tersine ilerlemeye başladı...
Celt kaşlarını kaldırıp şömineyi incelemeye başladı...
İkiside sabah olana kadar yürümüştü...
______________________________
Le-Beau aynı koridorun diğer tarafından iki gündür ilerliyordu. Peşinde olanlardan haberi vardı ve Alton harabelerinden bulduğu bu geçit onu buralara kadar getirmişti. Gittiği yönü koridorun kıvrımlarından az çok tahmin ediyordu ama sürekli karanlıkta olmak zaman kavramını köreltmişti. Yine de kulakları hala keskindi. Çok zaman geçmeden ilerisindeki adım seslerini duyumsadı. ikiside çok hafifti... Gizlice kimlerin geldiğine bakmak için karanlık dehlizin köeşelerinden bir tanesine sindi...
______________________________
Raven bir anda durmuştu. Donaef ne olduğunu anlamak için kıza baktı ama minyon kız omuzlarını silkeledi. Bir kaç adım daha attılar ama Donaef hiç bir şey söylemeden gerisin geriye koşmaya başladı. Düşerken güzel bıçağı elinden yere düşmüştü. Raven onun arkasından bakakaldı ve eğilip bıçağı eline aldı. Sonra omuzlarını tekrar silkeledi ve yavaş adımlarla hırsızın koştuğu tarafa doğru yavaşça yürümeye başladı...
_______________________________
Le-Beau önce koşturup giden hırsızı gördü. Onu bir şey rahatsız etmiş olmalıydı. Arkasından onu yürüyerek takip eden kız yavaşça önünden geçti. Kız onu farketmemişti. Ufacık tefecik gümüş renkli gözleri ve insanın aklını başından alan mükemmel düzgün bir yüzü vardı. Onca geçirdiği zamandan ve sevgililerinden sonra bile böylesine bir varlık karşısında kıpırdandı kara elf hanımı...
Ama kız çok ilerlememişti ki ortak dilde konuşan yumuşacık sesi duyuldu dönüp arkasına bakmamıştı...
"Orada olduğunu biliyorum ve senden korkuyorum. Kimsin ve nesin bilmiyorum ama sana zarar vermek gibi bir niyetim yok. Lütfen sen de bana zarar verme..."
Sesinde insanın içini hasta edebilecek kadar masum ve mükemmel bir tını vardı...
____________________________________
Mutfakta ne olup bittiğini düşünürken aniden şöminenin önünden çıkan Doanef'i gördüler. Ama hırsız onlara hiç bir şey söylemeden mutfaktan dışarıya çıktı ve atına atlayarak geldikleri yönün tam tersine ilerlemeye başladı...
Celt kaşlarını kaldırıp şömineyi incelemeye başladı...

Genç ejder meraklısı, Donaef'e oloanları anlamaya çalışmıştı, fakat başaramadı.Kara Elf'lerin üzerine koşturacak bir sebepse, düşünmemek daha iyiydi.
Sonra diğerlerine baktı, kimsenin sesi soluğu çıkmıyor gibiydi.Koskoca şatoda bir grup karınca gibi kalmışlardı.
"Ee Dwax, söyler misin şimdi ne yapacağız?Aramızdan birisi durup dururken kafayı sıyırdı."
Sonra diğerlerine baktı, kimsenin sesi soluğu çıkmıyor gibiydi.Koskoca şatoda bir grup karınca gibi kalmışlardı.
"Ee Dwax, söyler misin şimdi ne yapacağız?Aramızdan birisi durup dururken kafayı sıyırdı."
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Gölgelerin içinden çıkmadan konuştu.
"Ben de sizden kokuyorum hanımım. El... elindeki silahları kullanmasını bilen bir tek ben değilim. Lütfen ani bir hareket yapmayın."
Sonrasında ise saklandığı yerden çıktı.

"Lütfen sakin olun. Ben sadece buradan çıkmak istiyorum."
"Ben de sizden kokuyorum hanımım. El... elindeki silahları kullanmasını bilen bir tek ben değilim. Lütfen ani bir hareket yapmayın."
Sonrasında ise saklandığı yerden çıktı.

"Lütfen sakin olun. Ben sadece buradan çıkmak istiyorum."
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Sir Liero Huor'un söylediklerini başı ile onayladı. Ardından kılıcını dayandığı masanın üzerine bıraktı.
"Siz ilerleyin. Ben ona yetişirim. Ne olduğunu öğrensem daha iyi olur."
Ardından koşarak atına atladı. Diğerleri odada kalmıştı...
_______
Kız kendisine döndüğünde eli silahlarında uzaktı. Sanki karşısındaki insan büyücüyü gördüğünde rahatlamış gibiydi.
"Ben çıkışı biliyorum. Dilerseniz sizi arkadaşlarımın yanına götürebilirim. Onlar size yarım edecektir. Size zarar vermezler."
"Siz ilerleyin. Ben ona yetişirim. Ne olduğunu öğrensem daha iyi olur."
Ardından koşarak atına atladı. Diğerleri odada kalmıştı...
_______
Kız kendisine döndüğünde eli silahlarında uzaktı. Sanki karşısındaki insan büyücüyü gördüğünde rahatlamış gibiydi.
"Ben çıkışı biliyorum. Dilerseniz sizi arkadaşlarımın yanına götürebilirim. Onlar size yarım edecektir. Size zarar vermezler."

"Teşekkür ederim hanımım. Umarım çıkış yakındadır. 2 gündür bu karanlıkta ilerliyorum. Renkleri çok özlemiştim." Raven'ın elindeki bıçağı göstererek "Sanırım bıçağın sahibi bir şeyleri fark etti. Acaba onu takip mi etsemiydik?"
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
"Evet burdan çıksak sanırım daha iyi olur. Lütfen beni takip edin."
Yayını omzunda sıkılaştırarak kendisini takip eden kadınla dehlizin çıkışına doğru yürümeye başladı. Bu sırada ona seslendi.
"Beni Raven olarak çağırabilirsin. Senin adın nedir?"
_________________________________________________
Bu sırada mutfaktaki Ardeth, demin hırsızın fırladığı yerden gelen sesleri duymuştu. Kulak kabarttığında bunların ayak sesleri ve Raven'in yumuşak sesi olduğunu anlamıştı.
Yayını omzunda sıkılaştırarak kendisini takip eden kadınla dehlizin çıkışına doğru yürümeye başladı. Bu sırada ona seslendi.
"Beni Raven olarak çağırabilirsin. Senin adın nedir?"
_________________________________________________
Bu sırada mutfaktaki Ardeth, demin hırsızın fırladığı yerden gelen sesleri duymuştu. Kulak kabarttığında bunların ayak sesleri ve Raven'in yumuşak sesi olduğunu anlamıştı.

Yanındaki kadının güven veren haline rağmen, yaşadıklarından sonra hep temkinli olması gerektiğini biliyordu. İleriden gelen sesleri dinlerken diğerlerinin seslerini işitti. En azından elini kılıcına attı. Tehlike anında hemen kılıcını çekecekti.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
ElCellad duyduğu sese kulak kabartırken az önce Donaef'in hızla fırladığı yerden onun bıçağını kuşanmış olan Raven ve arkasından bir insan kadın çıktı. Görünüşe göre bir büyücü olmalıydı, gözleri günlerdir karanlıkta kalmaktan ve ardından sabah ışığında bulunmaktan dolayı kısılmıştı. Raven pek sesi çıkmadan açıklama yaptı.
"Bu hanımla aşağıdaki dehlizde karşılaştık. Sanırım tek başına, neden ona yardım edemeyelim ki?"
Ardından mutfağın bir köşesine çekilerek Celt ve Sir Randillan'a kısık sesle bir şeyler anlatmaya başladı.
şimdi Huor, Ardeth, Dwax, Micah ve Jarenek'in karşısında daha önce hiç tanımadıkları bir kadın duruyordu...
"Bu hanımla aşağıdaki dehlizde karşılaştık. Sanırım tek başına, neden ona yardım edemeyelim ki?"
Ardından mutfağın bir köşesine çekilerek Celt ve Sir Randillan'a kısık sesle bir şeyler anlatmaya başladı.
şimdi Huor, Ardeth, Dwax, Micah ve Jarenek'in karşısında daha önce hiç tanımadıkları bir kadın duruyordu...

Huor gülümseyerek kadına baktı:
"Sanırım bu şatonun dehlizinde, üstelik bizim şu an konakladığımız şatoda bizden habersizce yaşıyordunuz., madem burada yaşıyorsunuz, keşke biz geldiğimizde burada sessizce tünemek yerine, bize bir hoşgeldiniz deseydiniz."
Ardından biraz ukalaca olduğunu farketti.
"Sanırım tanışmamız gerek.Ben Huor Tinehtelë."
"Sanırım bu şatonun dehlizinde, üstelik bizim şu an konakladığımız şatoda bizden habersizce yaşıyordunuz., madem burada yaşıyorsunuz, keşke biz geldiğimizde burada sessizce tünemek yerine, bize bir hoşgeldiniz deseydiniz."
Ardından biraz ukalaca olduğunu farketti.
"Sanırım tanışmamız gerek.Ben Huor Tinehtelë."
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Elleri ile gözlerini ışıktan bir süre sakındı. Sonra hafif kamaşmış gözlerinin ışığa alışmasını beklerken çevresindeki konuşmaları dinledi. Konuşmalar bittikten sonra bir adımını diğer ayağının önüne çaprazlayıp, biraz abartarak eğildi.
"Felis."
Hareketlerinin ve sesinin aksine, kendine güveni varmış gibi konuşmaya çalışıyordu.
"Rahatsızlık verdiysem özür dilerim."
"Felis."
Hareketlerinin ve sesinin aksine, kendine güveni varmış gibi konuşmaya çalışıyordu.
"Rahatsızlık verdiysem özür dilerim."
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Eğildiği yerden doğrulmasına rağmen hala yere bakıyordu.
"Tek başımayım efendim. İki gündür tek başıma, karanlıkta ilerliyorum. Karşılaştığım ilk kişiler sizsiniz. Arkamda ise..."
Bir süre durması söylemekteki kararsızlığını gösteriyordu.
"... kara elfler var. Günlerdir onlardan kaçıyorum. Yerinizde olsam burada fazla durmazdım. Kara elflerin ne kadar güçlü savaşçılar olduğunu duymuştum."
Son kelimesini söylerken cüceye doğru özellikle bakmıştı.
"Tek başımayım efendim. İki gündür tek başıma, karanlıkta ilerliyorum. Karşılaştığım ilk kişiler sizsiniz. Arkamda ise..."
Bir süre durması söylemekteki kararsızlığını gösteriyordu.
"... kara elfler var. Günlerdir onlardan kaçıyorum. Yerinizde olsam burada fazla durmazdım. Kara elflerin ne kadar güçlü savaşçılar olduğunu duymuştum."
Son kelimesini söylerken cüceye doğru özellikle bakmıştı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
"Kara elfler!" sinirlice söylendi Ardeth.
"Nereye gitsek karşımıza çıkar oldular." Aceleyle ayağa kalktı.
"Yolumuza devam edelim o zaman, sizi takip edenlerle bizi takip edenler birleşirlerse hiç bir şansımız kalmaz."
"Nereye gitsek karşımıza çıkar oldular." Aceleyle ayağa kalktı.
"Yolumuza devam edelim o zaman, sizi takip edenlerle bizi takip edenler birleşirlerse hiç bir şansımız kalmaz."
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Bu sırada odanın kenarında konuşan üç kişi, Raven, Celt ve Sir Randillan, Ardeth'in verdiği cevap üzerine ona döndüler. Celt sinirli gözüküyordu.
"Sanırım bir şeyler daha değişti. Raven bize buldukları bir şeyden bahsetti. Üçümüz gidip onu aramayı düşünüyoruz. Size yola devam edebilirmisiniz? Sanırım iki grup olacağız. Ama isteyen bize katılabilir. Biz rotamızı tamamen terse çevirip Antik şehir'e gideceğiz. Sanırım burada bir karar vermemiz gerekecek."
Aynı zamanda Sir Randillan Raven'in yanında getirdiği büyücü kadını inceliyordu.
"Sanırım bir şeyler daha değişti. Raven bize buldukları bir şeyden bahsetti. Üçümüz gidip onu aramayı düşünüyoruz. Size yola devam edebilirmisiniz? Sanırım iki grup olacağız. Ama isteyen bize katılabilir. Biz rotamızı tamamen terse çevirip Antik şehir'e gideceğiz. Sanırım burada bir karar vermemiz gerekecek."
Aynı zamanda Sir Randillan Raven'in yanında getirdiği büyücü kadını inceliyordu.

