Shikaku-Mon (Oyun Ekranı)

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Post Reply
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

Tsukiyama küçük bir kağıt uzattı.

- O zaman uçak biletinizin Paris'e olduğunu görmüşsünüzdür. İsveç'e hava yoluyla gitmek çok riskli o yüzden deniz yolunu tercih edeceğiz. Paris'e ulaştıktan bu kağıttaki adrese git ve Jean ile görüş. Kıvırcık siyah saçlı, yuvarlak yüz hatlarına sahip olan biri. sana isveçe ulaşman için yardım edecek. Ayrıca silah da sağlayacak..

- İsveçe ulaştığında sana yardım etme olanaklarımız çok azalacaktır. Tek bildiğimiz Kara Kaplan adında bir hacker çetesinin bizim programları bozduğu. Tam olarak kimi bulman gerektiğini bilmiyoruz. Stockholm'de olacaklarını tahmin ediyoruz.

- soracağın bir şeyler var mı?
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Soracağım bir şey yok "

Dedi genç ninja.

"Yola çıkıyorum."

Gülümsedi.

"Söyleyeceğiniz başka bir şey var mı efendim?Eğer yok ise Paris'e yola çıkıyorum."
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

- yolun açık olsun.
demekle yetindi Tsukiyama. koltuğu üzerinde 180 derece döndü ve ayağa kalktı, denize baktı. sonra kafasını hafifçe öne eğdi. sonra tekrar kaldırıp miyamoto'ya baktı.
- kuralları biliyorsun, dikkatli ol. dedi.

Miyamoto kuralları tabii ki biliyordu, yakalanması halinde tanınmayacaktı, tek başına kalacaktı. bu kural her zaman vardı. esas sıkıntı oluşturabilecek durum işini bitirmesi halinde tanınıp tanınmayacağı meselesiydi ki, şimdiye kadar Miyamoto'yu rahatsız edecek bir durum oluşmamıştı.

Miyamoto, dışarı çıktı, yağmur sonrası hava çok tazeydi. Böyle havayı uzun zamandır bulamıyordu. Genellikle plastik fabrikalarının havaya yaydığı kirli gazlar solumayı güçleştirirdi.

Chukyoda, dünyadaki çoğu büyük şehirde olduğu gibi şehiriçi yolların üzerinde manyetizma şeritleri vardı. manyetizma şeridinde etki-tepki yöntemiyle giden araçlar vardı. bu araçlar yerden hafif yüksekte süzülerek gitmekteydiler. Fakat manyetik yoldan çıkma ihtimallerine karşı açılır kapanır tekerlekleri bulunmaktaydı. Elektrik enerjisiyle çalışan bu araçlar manyetik yoldan çıktıkları zaman çok fazla elektrik tükettiklerinden dolayı fazla ilerleyememekteydiler.

Miyamoto, paslı metal kapıları olan hangarların oluşturduğu, loş ve pis bir sokak içindeydi şimdi. Yanındaki elektrik direkte üzerinde "taksi" yazan bir düğme vardı. Miyamoto tuşa bastı. "lütfen bekleyin" diye bir ses işitti. taksinin gelmesi gerekiyordu.

Yaklaşık 5 dakika sonra taksi geldi. Herhangi bir sürücüsü yoktu. son model olduğu üzerindeki parlak boyasından belli oluyordu, havada hafifçe aşağı ve yukarı gidiyordu. yaklaşık 3,5 metre boyunda, 80 cm yüksekliğindeydi, ön kaputu uzuncaydu, farları beyaz renkli neonlardan oluşuyordu. camları siyah renkteydi. Miyamoto bir an camların kurşun geçirmez olduğunu düşündü.

Image (tekerleklerinin içeri dönmüş hali)

Taksiye bindi, gitmek istediği oteli söyledi.35000 yen istedi taksinin mekanik sesi. Miyamoto parayı ilgili yuvaya yerleştirdikten sonra taksi iyi yolculuklar diledi, kapısını kapattı ve yolculuğuna başladı. Arabanın içinde bir çok gösterge vardı. basınç, sıcaklık, yükseklik, pusula ve bir çok gösterge, sağ tarafta bir panel vardı. panelin üstünde manuel kontrol yazıyordu.. hemen altında Miyamoto'ya uzanan küçük bir klavye vardı. Klavyenin üzeri simsiyahtı herhangi bir tuş gözükmüyordu.

Taksi, ışıklarda duruyor, kavşaklarda geçiş sırasına uyuyordu. Chukyo'da özel ulaşım yok denecek kadar azdı. toplu taşımanın pek sık olmadığı ya da acelesi olan insanlar için taksi sistemi mevcuttu.

Taksinin siyah renkli camlarının ardından şehri izleyerek ilerledi Miyamoto. Kobatha Tkashi meydanından geçmek üzereydi ki, olanlar oldu.

Kalabalık bir grup eylem yapıyordu, Miyamoto'nun tanımadığı birinin Hologramı etrafında insanlar toplanmış "Yaşasın Sinarşizim", "düşünen insan, birleşen toplum" yaşasın yeni imparator Konguksu!" diye bağırıyorlardı. Polisin olaya müdahale etmesi uzun sürmedi, önce ateş açıldı, göstericiler üzerlerindeki sibernetik cihazları kullanarak ışık, ses, gaz ve su atarak polise cevap veriyorlardı.

Miyamoto bunların Japon Sinarşistleri olduğunu hemen kavradı, bir kaç yıl önce liderlerini öldürmüştü, anlaşılan güçleri azalmış değildi. İçlerinden birinin kendisini tanıyacağı düşüncesi aklından geçti.

Miyamotonun önünde büyük bir sorun vardı, yol kapanmıştı, bereket ki taksisi kaldırımın kenarındaki şeritteydi, yoksa manyetik alanın üzerinde yürümesi çok tehlikeli olurdu.

Yolun yan tarafında bir kaç tane dükkan vardı, biraz ilerde sağa dönen bir ara sokak görebiliyordu, hemen arkasında bir metro girişi bulunuyordu.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Miyamoto sinirle taksiden atladı.Başında kukuletası kaşını geçmiş, neredeyse gözüne geliyordu.Miyamoto dükkanların yanından hızla ilerleyerek ara sokaktan metroya geçiş yapıyordu.Bir an önce hava alanına gitmek istiyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Miyamoto ilk önce otele doğru ilerlemeye başladı.Otelde bir gecesini geçirdikten sonra ertesi gün havaalanına gidecekti.

Metroya girdikten sonra kimsenin suratını çekmediğini görüp, sevindi.Üstelik herhângi bir bela da yok gibi görünüyordu.

Metro olanca şıklığı ile ilerliyordu.Musaşi ise artık japonya'dan bıkmış, yeni yerine gidiyordu.Paris'e, romantizm şehrine, ordan da suikastını gerçekleştireceği yere.

Otele girdikten sonra en üst kat için bir oda istedi.Bu isteği ona asansörde bir dakikayı geçmiş bir süre beklemeye mal olmuştu.Fakat biliyordu ki en güvenli yerler en üst katlardı.En azından suikast'a karşı.

Yatağına uzandı ve tantosunu çıkardı, ayağa kalkıp elinde tantoyla hareketler yapmaya başladı.Çok geçmeden onu da bıraktı ve yatağa yattı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

Miyamotonun en üst kattaki küçük odasında çok güzel bir manzara mevcuttu. Chukyo'nun devasa büyüklüğünün farkedilebileceği bir manzara. HAva gene pis bir dumanla kaplanmaya aşlamıştı.

şehrin sesinden uzakta, üst katta Miyamoto odasındaki yatağına uzandı. Yarın erken kalkması gerekiyordu. uçağı erken saatteydi.

Gece 4:00 gibi uyandı ve hazırlandı. havaalanına gitmek için bir taksi çağırdı.

Havaalanı, Dünyanın en büyük imparatorluğunun başkentinin havaalanıydı, çoğu kişi günde kaç Scramjet ve uçağın inip kalktığını bilmezdi. Fakat Miyamoto için kesin olan bir şey vardı ki, havaalanı çok kalabalıktı. Neonlarla aydınlanmış büyük dışhat terminalinde sınırsız sayıda insan dolaşıyormuş gibi geldi. Büyük kubbe şeklinde bir terminaldi burası, bir kaç tane kafe vardı. insanların bir kısmı banklarda, bir kısmı yerlerde sızıp kalmıştı. yerlerde bir çok bagaj vardı, çocuklar bağırıyor, anonslar veriliyordu.

5:00 gibi Miyamoto check-in yaptı. bagajını bıraktı ve beklemeye başladı, özellikle dikkatini çeken kimse olmamıştı. büyük sarı gözlükleri ve siyah bir taytı olan jöleli saçlı bir japon erkeği dışında. adam bir yandan dergi okuyor, bir yandan miyamoto'yu takip ediyor gibiydi. havaalanının değişik yerlerinde adamı dergi okurken gördü. tahmin ettiği kadarıyla aynı uçağa bineceklerdi.

Miyamoto uçağa binilecek peron'a gitti, görevliler biletini ve pasaportunu kontrol ettiler. herhangi bir problem yok gibi gözüküyordu. Uçağa otobüsle gideceklerdi, normal tekerlekleri olan bir otobüstü bu.

havaalanının olduğu gibi otobüsün içi de çok kalabalıktı, miyamoto sürekli birilerine çarpmak zorunda kalıyordu. Sonunda otobüs durdu ve kapıları açıldı.

Bir anda çok sıcak bir rüzgar miyamoto'nun suratına çarptı. bineceği uçak
[img=http://img89.imageshack.us/img89/4610/265pxx43a2nasascramjetpp9.th.jpg]
yere yatay bir şekilde büyük bir cihaza bağlı olarak duruyordu. Miyamoto, bu cihazın uçağı kaldırarak fırlatacağını biliyordu. Uçağa bindi, yarım saat sonra uçağın içinde hafifçe havaya kalktığını hissetti. bir süre sonra fırlatıcı uçağı gökyüzüne doğru attı. hemen sonra uçağın motorları çalıştı ve büyük bir hızla tırmanmaya devam ettiler.

"Kemerlerinizi çözebilirsiniz" anonsu geldiğinde uçağın yanındaki pencereler açıldı ve kendilerini uzayda buldular. ilk defa görenler çığlıklar içinde ve kendilerinden geçmiş halde uzaya ve altındaki devasa dünyaya baktılar.

Uçağın uzaydaki yolculuğu yaklaşık 1 saat sürdü. hızlı bir şekilde ilerliyordu, bir süre sonra daha da hızlanarak atmosferin içine girdi ve pencereler tekrar kapandı.

miyamoto sarı jöleli saçlı japonu görebiliyordu.

Uçak şiddetli sarsıntılar geçirerek ve büyük bir hızla atmosferin içinde ilerlemeye başladı, aşağı iniyordu. bir süre sonra yavaşladı. tekerlekleri açıldı, sert bir iniş olmuştu.

Herkes sersemlemiş bir haldeydi. sonra uçağın kapısı açıldı. Çok soğuk bir hava pariste yolcuları karşıladı. Jöleli saçlı, miyamoto'nun hemen ardındaydı, nefesi hissediliyordu.

Tekrar pasaport kontrolünden geçti, kontrolden sonra jöleli saçlı, miyamoto'yu son bir kez süzdükten sonra, çıkışa doğru ilerledi.
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

Image
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Miyamoto sarı jölelinin kendisinden önce çıkmasını bekliyordu.O çıktıktan hemen sonra dışarı çıkıp jölelinin etrafta olup olmadığına bakacaktı.Eğer o etrafta ise görünmeden kaçmak için çare arayacaktı.Gerekirse çok uzun bir süre yol yürebilir, ardından adamın kaybolduğuna emin olduktan sonra taksiye binerdi.Tabi jöleli ortalıkta yoksa sorun da yoktu.

Jölelinin çıkmasını beklemeye başladı.O çıktıktan sonra Miyamoto da çıkacaktı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

Yıl 2025, Ekim 22, Edo (Tokyo) Japonya,

Edo'ya yakın dağların oluşturduğu yaylaların birinde kurulan Ryuuzaki şirketine ait büyük bir seraydı burası. Modern teknolojinin kullanıldığı, bonsai ağaçlarının uygun yetiştirilmesi için düzgünce havalandırılan ve güneş ışığının en verimli bir şekilde kullanılması için dizayn edilmişti.

Image

yaklaşık 10 kadar çalışan yakındaki bir tek katlı müstakil evde yaşıyorlardı, evde misafirler için her zaman hazır tutulan 2 tane oda mevcuttu.

Sera'nın yanındaki göl, bir baraj gölüydü, ordan Edo'ya içme suyu sağlanıyordu. gölün diğer tarafında ise ağaçlık bir alan bulunuyordu. Reika çocukluğunda bu ağaçlık alanda çok gezmiş ve oyun oynamıştı, avucunun içi gibi biliyordu orayı.

Reika'nın buraya gelişindeki esas amacı şehir havasından biraz uzaklaşmaktı. Seyahatinin teftiş amaçlı olduğunu babasına inandırması zor olmadı.

Gölde balık tuttuğunu hatırladı Reika, sandalla açılıp balık tutarlardı Kaemon ile birlikte.

Jipleri toprak yolda yapmış oldukları uzun bir yolculuktan sonra Sera'nın bulunduğu yere geldi. Hemen siyah hizmetli kıyafeti giyen 2 kadın görevli, arabaya doğru koştular. Kapıyı açıp Reika'yı buyur ettiler. Reika, kadınların hristyan oldukları için japon geleneklerini takip etmediklerini biliyordu.

Reika'nın inmesinden hemen sonra Kaemon'da araçtan indi, ve Reika'nın yanında yerini, aldı, hafif esen rüzgar önüne düşmüş olan düz siyah saçlarını hafifçe dalgalandırıyordu.[/code]
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood

Post by Illyra »

Yüzünü hiç bir şekilde Kaemon'a çevirmeden konuştu, bu sırada arabanın içine kalmış kol çantasını almak için kapıyı açmıştı.

"Sanırım burası asla değişmeyecek. Hep aynı, huzurlu ve saf."

Ardından toprağı ve çimenleri ayaklarında hissetmek için, biraz çocukluk olduğunu bile bile alçak topuklu ayakkabılarını çıkartarak eline aldı. Ã?antasını kolunun altına sıkıştırmıştı. Derin bir nefesle tüm bu harikaları içine çekti ve adetleri biraz kendisine ters gelen hizmetlileri takip etmeye başladı. Buraya gelmekle iyi ettiğini düşünüyordu. Özellikle araba yolculuğunda sonra çıplak ayak yürümek çocukça, yinede güzeldi.
Image
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

Androner wrote:İsveç...

Andrew saatine bakıyordu. Omzuna kadar inen sarı ve düz saçları, mavi gözleriyle tam bir İsveçliydi. Erken geldiği için kendisine lanet etti, bu tehlikeli şehirde uzun süre hareketsiz kalmak yakalanmaya davetiye çıkarmaktı. Lanet olası saati geriye almayı unutmuştu. Kafasındaki düşüncelerden kurtulamadı. Tabancasındaki kurşunları kontrol etti, doluydu tabancası “ lazım olmaz gene de, ama” diye düşündü.
Uyuşturucu işi yapmak özellikle Stockholm’de, herkesin cesaret edebileceği bir şey değildi. Andrew’in de avantajları vardı kendince, bir kere dataweave’i iyi biliyordu. Orda tanıştığı yetkili kişilere kendini sevdirmişti, bir yandan hükümet için çalışırken bir yandan da kendine kolaylık sağlatıyordu. Tabii suçüstü yakalanması onu idamdan kurtarmazdı ama polisler –nedense- onun iş yaptığı yerlere fazla uğramıyordu.
Gece karanlık, hava her zamanki gibi kirliydi, Andrew öksürmemek için kendini zor tuttu, etraftaki hasarlı ve dökük binalar ve şehrin pis havası…
“Gitmeliyim buradan, hem de çabuk, yeter artık”.
Brezilya da geçirdiği güzel günler aklına geldi, Cartano Abrantes’in yöneticileriyle anlaşıverseydi ne olurdu ki?
Raylı taksinin gıcırdayan sesiyle irkildi, şehiriçi yolların üzerindeki kendilerine ayrılmış şeritte ilerleyen şoförsüz araçlar… Fransadan ithal, şehrin haritasının ve yer bilgilerinin yüklü olduğu, tarif üzerine istediğiniz yere giden son teknoloji ürünleri. İstemeden de olsa bir anlığına hayran hayran baktı üzeri çizilmiş ve yer yer vurulmuş olan araca.
Beklediği kişiler gelmiş miydi? Artık elindeki tüm uyuşturucuyu satıp bu lanet ülkeden kurtulmak istiyordu? Ã?ıkış için gerekli bağlantıları sağlamış mıydı? Tam emin değildi, ama burada yaşamak ölmekten beterdi.
Arabadan, iki tane adam indi, üzerlerinde siyah ve parlak pardesü vardı. bir keldi ve siyah renkli camları olan bir gözlük takıyordu. öbürü ise kısa ve kahverengi saçlıydı. Andrew rahatladı. istediği kişiler gelmişti.

Karanlık köşesinde bekliyordu hala, adamlar yavaş yavaş onuun bulunduğu yere doğru geldiler, kösele ayakkabıları kaldırımda sert sesler çıkarıyordu.

- Andrew, dedi kel olan. etraf serbest.

Bunu üzerine Andrew bulunduğu karanlık yerden hafifçe dışarı çıktı. Elindeki çantayı adamlara uzattı, kel adam da aynı şeyi yaptı.

Değiş-tokuş gerçekleşmişti. Artık Andrew isveç'i gönül rahatlığıyla terkedebilirdi.
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

Edmond wrote:Miyamoto sarı jölelinin kendisinden önce çıkmasını bekliyordu.O çıktıktan hemen sonra dışarı çıkıp jölelinin etrafta olup olmadığına bakacaktı.Eğer o etrafta ise görünmeden kaçmak için çare arayacaktı.Gerekirse çok uzun bir süre yol yürebilir, ardından adamın kaybolduğuna emin olduktan sonra taksiye binerdi.Tabi jöleli ortalıkta yoksa sorun da yoktu.

Jölelinin çıkmasını beklemeye başladı.O çıktıktan sonra Miyamoto da çıkacaktı.
Sarı jöleli, biraz tereddüt ettikten miyamoto'nun önünden çıktı, miyamoto pasaport işlemleini gerçekleştirirken. çantasından bir fotoğraf makinası çıkardı. ve ani bir hareketle miyamoto'nun fotoğrafını çekmeye çalıştı.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Miyamoto lanetler içinde elini hızla kaldırdı,

"Umarım çekememiştir!"

diye düşünürken işlemleri tamamladı.Ardından adamın koşmaya başladığını farkedince işlemleri yapan kıza bakıp:

"Güle güle!"

diyerek kaçan sarının peşinden koşmaya başladı.Bir yandan da elini sıkıyordu:

"Kaçma bebeğim."
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

Illyra wrote:Yüzünü hiç bir şekilde Kaemon'a çevirmeden konuştu, bu sırada arabanın içine kalmış kol çantasını almak için kapıyı açmıştı.

"Sanırım burası asla değişmeyecek. Hep aynı, huzurlu ve saf."

Ardından toprağı ve çimenleri ayaklarında hissetmek için, biraz çocukluk olduğunu bile bile alçak topuklu ayakkabılarını çıkartarak eline aldı. Ã?antasını kolunun altına sıkıştırmıştı. Derin bir nefesle tüm bu harikaları içine çekti ve adetleri biraz kendisine ters gelen hizmetlileri takip etmeye başladı. Buraya gelmekle iyi ettiğini düşünüyordu. Özellikle araba yolculuğunda sonra çıplak ayak yürümek çocukça, yinede güzeldi.
Hava hafif kapalı olmasına rağmen gene de güzeldi. Reiki'nin ayakkabısını çıkarması üzerine Kaemon ona bir bakış attı.

Kadın görevlilerden biri, "buyrun efendim, odanı hazır" dedi.

Beraber, önce Reiki'nin odasına gittiler. sade bir odaydı Reiki'nin ki, göl manzarası vardı. Bir yatak, bir dolap, bir sehpa, telefon, televizyon. büyük bir balkona kapısı vardı, yandaki Kaemon'un odası da aynı balkona çıkıyordu.

Kaemon "burada beni rahatsız eden bir şeyler var" dedi. Genellikle içgüdülerinde haklı çıktığını hafif ürpererek tekrar hatırladı Reiki.

Sonra hızla dışarı çıktı. Yaklaşık yarım saat Reiki Kaemon'un geri gelmesini bekledi.
Sonra kapı hızlıca çalındı, Reiki kapıyı açtı, Kaemon'du karşısındaki, hızlı yürümesinden olsa gerek nefes nefeseydi.

Biraz nefeslendi, sonra elindeki çiçeği Reiki'ye gösterdi,
Image
Sence bu çiçek nedir, ve bizim seramızda neden yetiştiriliyor?

Reiki, biology roll = iq-6 = 7 < 5+1+3, başarısız

Reiki'nin bu çiçeğin ne olduğu hakkında bir bilgisi yoktu, ama yanlış bir şeyler olduğu kesindi.
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

Edmond

Code: Select all

Sarı saçlı japon, Miyamoto'nun kendisini farkettiğini anlamıştı, hızlı bir şekilde yürüyerek otopark'a doğru gitmeye başladı, etraftaki kalabalığı göz önünde bulundurursa koşması çok dikkat çekerdi
Post Reply