Zamanın ruhu ve Venüs (Gelecek hakkında güzel fi

Herkesin kürsüye çıkıp özgürce tartışma başlatabilmesi için…
Post Reply
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Zamanın ruhu ve Venüs (Gelecek hakkında güzel fi

Post by Darkgnome »

Artık petrole ihtiyacı olmayan dünya neden hala küresel ısınmanın en büyük sebebi olan petrolün peşinde? Pek çok basit çözüm varken, neden sadece gösterişliler tercih ediliyor? Neden şirketlerin üreticileri değil para kaynakları kontrolörleri daha değerli gözüküyor. Politikacılar neden buluşlardan daha fazla konuşuluyor.

Dünyanın ekonomik düzeni bozuluyor, kötüler kazanıyor ve para tanrılaşıyor. Sadece ekonominin değil; dinin, bilimin, sanatın, gelişimin ve ruhun dili de para oluyor. Zamanın ruhu (Zeitgrist) hareketi buna karşı oluşturulmuş bir harekettir.

Paranın yüzelmesi ve sadece araç değil artık bir amaç olması sonucunda insanlar gelişimin en üst düzeyini değil, paranın en fazlasını nasıl elde edeceklerini araştırıyorlar. İnsanlığın gelişimi yavaşlıyor ve bilim kaybediyor. İnsanlar hayvandır ama hayatta kalmalarını yok edicilikleri değil, yaratıcılıkları sağlamıştır. Ancak yaratıcılık artık yok oluyor. Venus projesi (The Venus Project) işte bu gidişe alternatifini sunan bir proje.

Yukarıda yazdıklarım aslında dünyada gerçekten olanlardır. Yeni bir sistemin tanıtımını yapmıyorum, sizin yaşadığınız dünyadır bu ve kötülerin en kötüsü de bu dünya da bulunuyordur.

FRP oynayanlar belli bir düzeyin üstünde insanlardır bence. Ortalama olarak eğitim düzeyimiz yüksek ve kafasını kullanmayı seven, üretken insanlarız. Araştırmayı ve geliştirmeyi, gelişimşlerimizi paylaşmayı sever ve fikirlerimizi de paylaşmaktan hoşlanırız.

Yukarıda adı geçen iki oluşumda da gerçekten bir RPG oyuncusuna gayet güzel oluşumlar yaratmasını sağlayacak bilgiler mevcut.

Zamanın ruhu
http://www.thezeitgeistmovement.com/index.html
(Ayrıca Youtube'da Zeitgeist yazacak olursanız daha öncesinde hazırlanmış olan belgesel-filimlerine de ulaşabilirsiniz.)

Venus projesi
http://www.thevenusproject.com/intro_main/essay.htm
Geleceğin yönlenişi paraya hedefli olursa nasıl olacağını görebiliyoruz. Birde gelişime hedefli olursa nasıl olabileceğini görmemiz için iyi bir başlangıç.

Fallout oynarken benim en çok sevdiğim kısmı hikayesinin güzelliği yada sistemi değildi. Geleceği o kadar gerçekçi ve hayalperest bir biçimde işlemişlerdi ki beni içine çekmişti. Venüs projesinde göslerilen tasarımlar gerçekleştirilebilecek olan, şimdiki teknoloji ve belki biraz daha ilerisi ancak oldukça çok özveri ile başarılabilecek tasarımlar. Oyunlarınızda kullanırken neyin nasıl olduğunu bilimsel tabanlara o tasarımların yanındaki açıklamalar sayesinde ulaşabilirsiniz. Dikkatinizi çekerim ki bizim oyunlarımızad defalarca kere kullandığımız, tekrarladığımız bir çok kelimeyi orada da tekrarlıyorlar. Bu da aslında bizim hayal gücü ile bilgilerimizi ne kadar da güzel harmanlayabildiğimizi gösteriyor.

Zamanın Ruhu belgesel-filmlerinde ise oyunlarımızda kullandığımız pek çok fikrin aslında gerçekler ile ne kadar ilgili olduğunu ve aslında dünyadaki olanca kötülükler için vampirlere gerek olmadığını, insanların onlardan da kötü olduğunu göreceksiniz. Zeitgeist'in sonunda varılan sonuçta gerçekten dehşete düştüğümü söyleyebilirim.

Eğer mümkünse bu belgesel-film'leri izleyerek sizin de yorumlarda bulunmanızı da rica ediyorum. Sizi başından uyarayım. Bu belgeseli hazırlayanlar Ateisttir ve ilk filmin başları din ile ilgilidir. O konularda rahatsız olabilecek kişilerin bulunmöası sebebi ile ilk bölüm ile ilgili yorumları bu başlık altında yapmayalım başlık amacından sapar.

Başlığın asıl amacı:
Bu tasarım ve fikirleri kullanarak sizin yeni oluşumlarını (Setting) yatarmanızda birazda olsa katkım olması ve bu dünyaya belkide farklı bir bakış açısı ile bakmanızı sağlamak)

Yine uzun yazdım. Buraya kadar okuyan arkadaşlar lütfen kusuruma bakmasın. Hemen sitelere ve filmlere dönerek (Ve her gün 10 dakikalık uyanış sonrası şekerlemelerinden vaz geçerek!) belki bu süresel zararlarını telafi edebilirler.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden

Post by SacoKhan »

Ben bu aralar bir şeyi farkettim, krallıklar hala günümüzde yaşıyor ama eski şekliyle değil. şöyle eksiden kralın gücü askeri olarak bakılıyordu, en azından bana göre öyle, en güçlü orduya sahip olan devletler genelde en güçlü olanlardı. şimdi ise sadece yönetim biçimleri değişmiş olmasına rağmen artık güç askeri güç değil, artık gücün karşılığı para ve bu para konusunda hala krallıklar devam ediyor. Mesela bütün büyük şirketleri aileler yönetiyor, aynı eskideki babadan oğula yöntemi gibi. Değişen hiçbir şey olmamış eski ve yeniyi karşılaştırdığımzda aslında :mad:
And i still wonder if you ever wonder the same!...
lightflarer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 639
Joined: Tue Feb 05, 2008 10:00 am

Post by lightflarer »

petrol'ün kullanılmasının sebebi petrol kaynaklarının artık abd'nin eline geçtikten sonra alternatif yakıtların kolay bir kullanım kazanması. Araplar ve Amerika ortak olarak bu petrol işini diğer devletlere zorlayarak sürdürüyorlar yoksa batarlar, sonuçta araplar petrolden başka para eden bir kaynağa sahip olmayan tanrının sktir ettiği bir çölde yaşıyorlar.

Kötü insanların tanrı gibi olması sebebiyse güçlünün hayatta kalması politikası. Adalet ve demokrasiyle bu engellenmeye çalışılınıyori ama adalette insan kontrolündeki bir şey olduğu için bu en güçlünün hayatta kalması politikası hiç bir zaman tam olarak değişmiyor. Tamam belki de güçsüzler eskisi gibi zevk için öldürülmüyor veya köle edilmesi daha zor ama sonuç olarak maddi ve diğer bir takım güçlerden yoksun olan insanlar yine sefil oluyor. Ağır işleyen bürokrasi bu olayın en büyük sorunlarından.

Para ise insanlığın gözünde uğrunu ölünecek ve öldürülecek bir ilah, para için yapılan şeyler o kadar şaşırtıcı ve korkunç ki, Lidya'lılar durumun böyle olduğunu görse vicdan azabından direkt ölürlerdi heralde. Sonuç olarak para heralde antik dünyadan modern dünyaya kalmış en tehlikeli icattır ama lidyalılar bulmasaydı başkası bulacaktı kesin, tamamen insanlıkla alakalı yine.

Frp oynayan insanların belli seviyenin üzerindeki insanlar olduğu doğrudur, sonuçta hayal gücü bilgi edinmek, öğrenmek, okumak ve bilmek ve yaratmak üzerine kurulu olan durumlara ihtiyacı olan bir düşünce gücüdür. Frp'ye tamamen saçma ve gerçek üzerine kurulu olmadığı için sapıkça diye bakanlar bile var, sonuçta onlar hayalgücünün insana verdiği yararların farkında değiller, uzaya gitmek o insanların gözünde yeterince gerçek ama o uzaya gitmenin hayalgücü sayesinde oluştuğunun farkında bile değiller. Hayalgücünden yoksun insanlar daima dünyada sorun çıkaracak ve bizi ileriye götürecek şeyleri kötü olarak eleştirecek sonunda din yoluna başvurup onu sapkınlık olarak adlandıracaktır. Frp oynayan değilde fantazi ile ilgilenen insanlar desek daha doğru olacak belki de ama sonuç olarak denizaltının yalan olduğu sanılan, ayın sadece bir yansıma olduğu, oraya gidilemeyeceği söylendiği bir zaman ardından bu olayların başarılmasındaki etki jules verne'di. Hayal gücü işte :) .

Belki konudan saptık ama son olarak değinmek istiyorum ki, Venüs projesi gerçekten iyi düşünülmüş bir proje fakat çok bir yol katedebileceğini sanmıyorum çünkü artık yaratıcılık ve hayagücü insanlardan silinmeye başladı ve geri getirmemişzde pek mümkün değil artık. Sonuç olarak insanlar arasında eşitliği bile sağlayamıyoruz ve son zamanlarda yapılan gelişmelerin önemli bir bölümü savaşlar sayesinde yani insan öldürmeyi kolaylaştırmak için oldu. Bunu bir düşünün bence.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Arkadaşlar konunun siyasi bir tartışma ortamına çekilmemesi için ideoloji ve millet isimleri kullanmayalım.

Mühendisliğin üstüne iktisat öğrenince bazı şeyler daha çok oturuyor. Bu aralar en çok sevdiğim cümle "insanlar hareketlerinin bir küresel felakete gittiğini görse bile benden sonra ne olursa olsun derler " cümlesiydi.

Evet günümüzde devletlerin oynadığı rolden çoğu zaman çok daha fazlası tek tek şirketler tarafından oynanıyor. Alın size güzel RP konusu. Gerçi şimdiden kullanan bazı film ve oyunlar var ancak çok daha genişletilebilir. Çok daha güzel kullanılabilir.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

Monatary (paracılık) diye adlandırılan bir sistem içindeyiz. Bu sistemde sadece para kazananlar başarılı olarak görülüyor. Ancak para bu kadar göz önünde olduğu için parayı suşlamamak gerek. Prayı kullanış şekilleri asıl suçlu olan. Filmlerde verilen bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum.

Bir banka 10 milyon parayı merkez bankasından çekiyor. Bir ülke sistemine göre bu paranın %10'u kadarını daha kedninde var olarak gösterebiliyor. Yani 1 milyon para. Ancak anlayamadığım bir sistemden dolayı (O sırada sadece şaşırıyordum) geriye kalan 9 milyon paranın da %10'ununu kendinde olarak gösterebiliyor. Ve bu şekilde aşağıya doğru indikçe banka sadece 10 milyon parası olmasına rağmen toplamda 90 milyon paralık işlem yapabiliyor. Arada 80 milyon paralık bir aslında olmayan hayali para kalıyor. Bu ülkenin parasının sadece %3'ü gerçekten elle tutulabilir parayken geri kalanı sadece djital olarak orada.

Bu parayı işletime açan bankanın batması durumunda açığın devlet tarafından ödenmesi gerekiyor. İşte mortgage krizi aynı bu şekilde oluyor ve dünyaya yayılıyor.

Bu ülkedeki bir sistem de Merkez bankasının aslında devletin değil özel bir banka olması. Bu ülke aldığı her doların belli bir miktarını (%1 diyelim) merkez bankasına borçlanıyor. Tabii aldığı borçları ödemek için yine merkez bankasından para çekmesi gerekiyor ve sürekli artan bir borç oluşturan bir döngü başlıyor. Ã?ıkartılan her para ile de ilkenin'nın para miktarı arttığından dolayı, değeri düşüyor.

E bu düşüşten daha da fazla olan bir düşüş bizim paramızda olduğuna göre siz düşünün nasıl bir sistemin içinde nasıl bir konumdayız.

Paranın çıkış amacı aslında çok basit. İhtiyaç duyacağı bir mala sahip olmayan adam elindeki başka bir mal ile onu takas etmek istiyor. Ancak bu malın sahibinin, ihtiyaç sahinin elindeki mala ihtiyacı yok. Bu durumda ihtiyacı olan bir malı getirmesini istiyor ve ihtiyaç sahibi elindeki malı gereken mala çevirmek için binbir tane başka takasa girişiyoru. Bunun önüne geçilmesi için ortak bir değer olan para ortaya çıkıyor. Bence çok mantıklı bir karar.

Asıl sorun paranın para kazandırmasında başlıyor. Elinde para olan biri başkasına borç verior ve paradan mahrum kaldığı gün için de fazladan para istiyor. Diğer kişi ise aradaki bu farkı başka birisinden çıkartmak zorununda kalıyor ve normalde olduğundan daha pahalıya mal satmaya başlıyor. O malın değerini bilen kişi ise kendi malının da değerini artırıyor. Sonuçta birilerinin cebinden daha fazla para çıkıyor ki bu da elindeki malı satmak zorununda olan kişiler.

şu anki sisteme göre hepimiz köle durumundayız. Başkalarının borçlarını ödemek için çalışıyoruz. Kendimize para kazandırıp yaşıyoruz ama başkaları bizim emeğimiz karşılığında verilen paranın değerini düşürerek ve yine daha çok parayı kendinde toplayarak kendilerini aynı durumda tutarken bizi daha fakir hale getiriyor. Bu sayede sonunda herkes sadece karın tokluğuna bu kişiler için çalışacaklar.

Aslında daha da devamı var ama belgesel-filmleri seyrederek dahasını da öğrenebilirsiniz. Bu filmler sonunda gerçekten aklıma sürekli yeni fikirler geldi. Asıl bu sieye koyma isteme sebebim ise venüs projesinin tanıtım kitapçığı (thezeigtgeistmovement sitesinden indirebiliyorsunuz) gördükten sonra oldu.

Tabee birde zeitgeist'in ilk filminin sonunda da gerçek kötüleri tanıdığımda aklıma gelmişti bu fikir ama tam bir malzeme değildi.

EDİT: Mesajımı firblenin mesajını atarken attım ve bu sebeple iki devletin adını kullanmıştım. Bunları malum devletler olarak değiştirmek durumunda kaldım. Ne yazıkki ortaya gülüni bir yazı çıktı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Para sistemin açıklarından sadece bir tanesi... Eh meslek gereği açıklarını öğreniyoruz sistemin artık kardeş ne de olsa ekonomist olma yoluna girdik artık...

Ancak mesele giderek daha büyük daha güçlü şirketlerin oluşması... Bugün birçok Dünya devleti borç içinde ve bu borçları nasıl ödeyeceğini bilmiyor. şirketlerin devletlerin kontrolünü tamamen ellerine alma ihtimali hiç de küçümsenmeyecek bir ihtimal...

Peki şirketlerin tamamen kontrol ettikleri bir Dünya nasıl bir yer olur? Bunun için belki bir şirketin yapısını incelemek lazım.... Onu oluşturan birimler, gizledikleri bilgiler, amaçları..... Bu hakkaten geleceği düşünürken dikkat edilmesi gereken birinci nokta

İkinci nokta ise... ekonomilerin bugünkü hali sürekli bir büyüme üzerine kuruludur. Ancak bu büyüme ne kadar sürdürülebilir. Kaynakları sabit bir Dünya ne kadar ürün sunabilir Dünyaya. Yeni kaynaklar bulmak yerine Dünyanın kaynaklarını sonuna kadar zorlayıp tüketmek isteyen bir ekonomi geleceği düşünürken dikkat edilmesi gereken ikinci nokta. ( Bizim aslında bir nükleer savaşa ihtiyacımız yok Dünyadaki yaşamı bitirmek için)

Üçüncü nokta ise sanırım şu bilimsel araştırmaların giderek daraltıldığı, bilimin baskı altına alındığı bir Dünya da hala var olan ve belki de Dünya nın tek umudu olan bir bilim geleneği ne kadar yaşatılabilir. Geleceğin bilimadamlarını ne tür baskılar bekliyor olabilir. Bilimadamları bu baskılara ne tür tepkiler verebilirler...

Bunlar aklıma gelen bazı noktalar....
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Post Reply