Tarihte Olduğu Varsayılan İlginç Yaratıklar
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Tarihte Olduğu Varsayılan İlginç Yaratıklar
Tarihte olduğu varsayılan yaratıkları bilgileriyle ve resimli oalrak burada paylaşalım. 
Dinazor'dan başka bildiğim yok, Van Gölü Canavarı var
Amerikan hikayesi Koca ayak var ama onların tarihte olduğu varsayılmıyor, halk uydurması
Bizim Maraş'ta Goncolos var ama pek bilinmez
Bizim Maraş'ta Goncolos var ama pek bilinmez
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
GRİFONLAR

M.Ã?. 3. binden itibaren Mezopotamya, Suriye ve Mısır sanatlarında rastlanan karışık yaratıklar tanrıların insan şeklinde görülmesiyle ortaya çıkarlar. Tanrısallıklarını vurgulamak için doğaüstü bir şekilde gösterilirler. Yeryüzü ve gökyüzünün en güçlü hayvanlarının birleşimiyle oluşurlar ve dayanılmaz bir güce sahiptirler. Grifon da bu yaratıklardan biridir. Heredot Tarihi'nde ve Aiskhylos’un ‘Prometheus’unda sözü geçen bu efsanevi varlığa Yunanca'da ‘gryps’ denir. Hyberboreliler ülkesinde İskitlerin elinde bulunan kutsal altınlara bekçilik eden grifonlar tek gözlü Arimaspes tarafından saldırıya uğrar. Aiskhylos ‘havlamaz, uzun gagalı, kanatlı köpek’ olarak tanımladığı grifonların Apollon’un ve diğer tanrıların takipçileri olduğunu yazar. Cteias’a göre kırmızı göğüslü, siyah kuştüylü grifonlar, Hindistan dağlarında bulunan saklı hazineyi korurlar. Ayrıca Yunanda Nemesis’le birleştirilen grifon Dionysos’un şarap çanağının da muhafızıdır.
Bu karışık yaratık; kanatlı veya kanatsız aslan vücutlu, genellikle kartal olan büyük kuş başlı ve at veya eşek kulaklıdır. Korkulan, saygı duyulan, asil, uyanık, hızlı, güçlü ve sadık gibi iyi nitelikleri yanında günahkar, yırtıcı, hasis, vahşi, obur ve gaddar gibi olumsuz özellikleri de vardır. Diğer karışık hayvanlar gibi yaşayıp, çocuk yetiştiren ve ölen grifon kanatlarıyla kuş gibi uçup dört ayağıyla da yürüyebilir. Diğer bir çeşidi insan vücutlu, kuş başlı ve kanatlı grifon-demon’dur.
Grifonun ana yurdu Mezopotamya’dır ama Giritlilerin dini tasvirlerinde, Miken’de ve Yunan dekoratif sanatlarında ve Mısır’da, İran’da, Anadolu’da ve Suriye’de önemli bir şekilde yer alır. Mezopotamya’da kuş benzeri memeli hayvanlar M.Ã?. 4. binden beri bilinir. Uruk ve Cemdet Nasr dönemlerine ait olan Susa’dan silindir mühürler arasında bilinen tek grifon erkek aslan yelesiyle bir kuş kafasına sahiptir ve bu dönemin diğer yaratıkları gibi iz bırakmadan kaybolmuştur.

M.Ã?. 3. binden itibaren Mezopotamya, Suriye ve Mısır sanatlarında rastlanan karışık yaratıklar tanrıların insan şeklinde görülmesiyle ortaya çıkarlar. Tanrısallıklarını vurgulamak için doğaüstü bir şekilde gösterilirler. Yeryüzü ve gökyüzünün en güçlü hayvanlarının birleşimiyle oluşurlar ve dayanılmaz bir güce sahiptirler. Grifon da bu yaratıklardan biridir. Heredot Tarihi'nde ve Aiskhylos’un ‘Prometheus’unda sözü geçen bu efsanevi varlığa Yunanca'da ‘gryps’ denir. Hyberboreliler ülkesinde İskitlerin elinde bulunan kutsal altınlara bekçilik eden grifonlar tek gözlü Arimaspes tarafından saldırıya uğrar. Aiskhylos ‘havlamaz, uzun gagalı, kanatlı köpek’ olarak tanımladığı grifonların Apollon’un ve diğer tanrıların takipçileri olduğunu yazar. Cteias’a göre kırmızı göğüslü, siyah kuştüylü grifonlar, Hindistan dağlarında bulunan saklı hazineyi korurlar. Ayrıca Yunanda Nemesis’le birleştirilen grifon Dionysos’un şarap çanağının da muhafızıdır.
Bu karışık yaratık; kanatlı veya kanatsız aslan vücutlu, genellikle kartal olan büyük kuş başlı ve at veya eşek kulaklıdır. Korkulan, saygı duyulan, asil, uyanık, hızlı, güçlü ve sadık gibi iyi nitelikleri yanında günahkar, yırtıcı, hasis, vahşi, obur ve gaddar gibi olumsuz özellikleri de vardır. Diğer karışık hayvanlar gibi yaşayıp, çocuk yetiştiren ve ölen grifon kanatlarıyla kuş gibi uçup dört ayağıyla da yürüyebilir. Diğer bir çeşidi insan vücutlu, kuş başlı ve kanatlı grifon-demon’dur.
Grifonun ana yurdu Mezopotamya’dır ama Giritlilerin dini tasvirlerinde, Miken’de ve Yunan dekoratif sanatlarında ve Mısır’da, İran’da, Anadolu’da ve Suriye’de önemli bir şekilde yer alır. Mezopotamya’da kuş benzeri memeli hayvanlar M.Ã?. 4. binden beri bilinir. Uruk ve Cemdet Nasr dönemlerine ait olan Susa’dan silindir mühürler arasında bilinen tek grifon erkek aslan yelesiyle bir kuş kafasına sahiptir ve bu dönemin diğer yaratıkları gibi iz bırakmadan kaybolmuştur.
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
UNİCORN

Tekboynuz, mitolojik tek boynuzlu at. Kafasının ortasından düz bir boynuz çıkar. Saf ve masum olduğuna, kanı içildiğinde kişiyi ölümsüz kıldığına, bu nedenle öldürmenin lanet getireceğine inanılan efsanevi bir hayvan. Latince ismi olan Unicorn; "bir-tek" anlamına gelen uni- ve boynuz anlamına gelen cornus sözcüklerinden türemiştir (Türkçe karşılığı Tekboynuz'dur). Yine bir efsaneye göre, sadece bakire kızların yanına yaklaşır ve bu şekilde yakalanabilir.
Bugün herkes Tekboynuz'ların hiç yaşamadığı konusunda hemfikir olsa da, bu görüşün kabulü çok yenidir. Değerine Orta Ã?ağ'da ulaşan ve o çağlarda bu tür kalıntıların hastalıkları iyileştiren temel ilaçlar olduğuna, zehirlere karşı etkili (panzehir) olduğuna inanılıyordur (özellikle arseniğe karşı). Aslında Tekboynuz'ların tarihi çok daha eskidir, M.Ã?. 5. yüzyılın sonlarında Yunanlı bir terapist olan Ctesias Tekboynuz'ların Hindistan'da bulunduklarına dair bir yazı yazmıştır. Ayrıca İncil'de de Tekboynuz'lara değinilmektedir.
Tekboynuz'larla ilgili anlatılanların o zamanda yaşamış gerçek bir hayvana ait olması olasıdır. Ctesias tek bir boynuzu olan Hindistan Gergedanı hakkında birşeyler duymuş olabilir. İncilde bahsedilen de vahşi bir öküz olabilir ve Tekboynuz ismini İbranice'den Yunancaya geçerken değişmiş olması söz konusudur. Tekboynuz'la ilgili diğer bir olası orijin de başının önünde düz bir boynuzu bulunan ve yandan bakıldığında tek boynuzlu görünen bir antilop cinsidir.
Bazı kayıtlarda sözü geçen tekboynuzlar orijinlerinin yüzyılına göre değişik görünüştedirler. Büyük çoğunluğunun vahşi ve korkunç olduğu görüşü yaygınsa da Ã?in'deki tekboynuz çok iyi olarak tanımlanmıştır. Orta Ã?ağlarda tekboynuz Avrupa'da "süper bir hayvan" olarak ortaya çıkmış ve sanatçıların değer verdiği bir malzeme olmuştur. Genellikle ata benzer ve başının önünde ileri doğru uzanan, spiral bir boynuzu vardır. Tekboynuz'un boynuzu ilaç niteliği olarak kabul edilirdi (özellikle tıbbın etkin olmadığı 17. yüzyıl sıralarında) ve bazen ağırlığınca altın karşılığında değer biçilirdi. 1704 de Valentini 4 değişik tip tekboynuz tespit etmiştir. Fakat yalnızca bazılarını gerçek olarak kabul etmiştir
Avrupa için unicorn inanışını bırakıp bulduklarının fillere ve diğer hayvanlara ait fosiller olduğunu kabul etmeleri için bir yüzyıl daha gerekliydi. Fakat bugün bile tepegözler unutulmuş değildir. Boynuzu halen Almanya'ya bu tür eşyaları satan dükkanlarda ve eczanelerde bir sembol olarak kullanılmaktadır. Ayrıca İngiltere Doğa Tarihi Müzesi'nin mektup kağıtlarının başında tekboynuz resmi bulunmaktadır.

Tekboynuz, mitolojik tek boynuzlu at. Kafasının ortasından düz bir boynuz çıkar. Saf ve masum olduğuna, kanı içildiğinde kişiyi ölümsüz kıldığına, bu nedenle öldürmenin lanet getireceğine inanılan efsanevi bir hayvan. Latince ismi olan Unicorn; "bir-tek" anlamına gelen uni- ve boynuz anlamına gelen cornus sözcüklerinden türemiştir (Türkçe karşılığı Tekboynuz'dur). Yine bir efsaneye göre, sadece bakire kızların yanına yaklaşır ve bu şekilde yakalanabilir.
Bugün herkes Tekboynuz'ların hiç yaşamadığı konusunda hemfikir olsa da, bu görüşün kabulü çok yenidir. Değerine Orta Ã?ağ'da ulaşan ve o çağlarda bu tür kalıntıların hastalıkları iyileştiren temel ilaçlar olduğuna, zehirlere karşı etkili (panzehir) olduğuna inanılıyordur (özellikle arseniğe karşı). Aslında Tekboynuz'ların tarihi çok daha eskidir, M.Ã?. 5. yüzyılın sonlarında Yunanlı bir terapist olan Ctesias Tekboynuz'ların Hindistan'da bulunduklarına dair bir yazı yazmıştır. Ayrıca İncil'de de Tekboynuz'lara değinilmektedir.
Tekboynuz'larla ilgili anlatılanların o zamanda yaşamış gerçek bir hayvana ait olması olasıdır. Ctesias tek bir boynuzu olan Hindistan Gergedanı hakkında birşeyler duymuş olabilir. İncilde bahsedilen de vahşi bir öküz olabilir ve Tekboynuz ismini İbranice'den Yunancaya geçerken değişmiş olması söz konusudur. Tekboynuz'la ilgili diğer bir olası orijin de başının önünde düz bir boynuzu bulunan ve yandan bakıldığında tek boynuzlu görünen bir antilop cinsidir.
Bazı kayıtlarda sözü geçen tekboynuzlar orijinlerinin yüzyılına göre değişik görünüştedirler. Büyük çoğunluğunun vahşi ve korkunç olduğu görüşü yaygınsa da Ã?in'deki tekboynuz çok iyi olarak tanımlanmıştır. Orta Ã?ağlarda tekboynuz Avrupa'da "süper bir hayvan" olarak ortaya çıkmış ve sanatçıların değer verdiği bir malzeme olmuştur. Genellikle ata benzer ve başının önünde ileri doğru uzanan, spiral bir boynuzu vardır. Tekboynuz'un boynuzu ilaç niteliği olarak kabul edilirdi (özellikle tıbbın etkin olmadığı 17. yüzyıl sıralarında) ve bazen ağırlığınca altın karşılığında değer biçilirdi. 1704 de Valentini 4 değişik tip tekboynuz tespit etmiştir. Fakat yalnızca bazılarını gerçek olarak kabul etmiştir
Avrupa için unicorn inanışını bırakıp bulduklarının fillere ve diğer hayvanlara ait fosiller olduğunu kabul etmeleri için bir yüzyıl daha gerekliydi. Fakat bugün bile tepegözler unutulmuş değildir. Boynuzu halen Almanya'ya bu tür eşyaları satan dükkanlarda ve eczanelerde bir sembol olarak kullanılmaktadır. Ayrıca İngiltere Doğa Tarihi Müzesi'nin mektup kağıtlarının başında tekboynuz resmi bulunmaktadır.
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
MİNOTOR

Yunan mitolojisinde yarı insan-yarı boğa yaratık. Özgün sözcük Minotor'dur ve Yunanca "Minos’un Boğası" anlamına gelir.
Girit’te hüküm süren güçlü kral Minos, gücünü kanıtlamak için Poseidon’dan ona kurban edeceği bir boğayı denizden çıkartıp vermesini ister. Ama hayvan Minos’a o kadar güzel görünür ki onu kurban etmeye kıyamaz ve saklar. Bunun yerine başka bir boğayı kurban eder. Poseidon bunu fark ettiğinde çok sinirlenir ve Minos’un karısı Pasiphae’de boğaya karşı bir aşk uyandırır. Pasiphae’nin boğayla çiftleşmesinden boğa başlı ve kuyruklu, insan bedenli Minotor doğar.
Minotor, sanatçı Daidalos’un yaptığı, Labyrinthos adlı, içinden kimsenin çıkamayacağı yapıya kapatılır. Minotor insan etiyle beslenmektedir. Bunun için, Atinalılara karşı savaş kazanmış olan Minos onlardan, haraç olarak, her yıl Minotor’un yemi için yedi genç erkek, yedi genç kız ister. Üçüncü haraç yılı geldiğinde, Theseus Minotor’u öldürmek için Girit’e giden gemiye biner. Labyrintos’a sokulacak kafile halkın gözü önünden geçirilirken, kralın kızlarından Ariadne Theseus’u görür görmez ona aşık olur. Daidalos’un öğüdüyle Theseus'a bir yumak iplik verir. İpliğin ucunu girişe bağlamasını, böylece dönerken ipi takip edip çıkışı bulabileceğini söyler. Ariadne Theseus'un kendisiyle evleneceğine dair bir de söz alır. Theseus, uykuda yakaladığı Minotor’u kıpırdamaz halde yere bastırıp yumrukları ile öldürür.

Yunan mitolojisinde yarı insan-yarı boğa yaratık. Özgün sözcük Minotor'dur ve Yunanca "Minos’un Boğası" anlamına gelir.
Girit’te hüküm süren güçlü kral Minos, gücünü kanıtlamak için Poseidon’dan ona kurban edeceği bir boğayı denizden çıkartıp vermesini ister. Ama hayvan Minos’a o kadar güzel görünür ki onu kurban etmeye kıyamaz ve saklar. Bunun yerine başka bir boğayı kurban eder. Poseidon bunu fark ettiğinde çok sinirlenir ve Minos’un karısı Pasiphae’de boğaya karşı bir aşk uyandırır. Pasiphae’nin boğayla çiftleşmesinden boğa başlı ve kuyruklu, insan bedenli Minotor doğar.
Minotor, sanatçı Daidalos’un yaptığı, Labyrinthos adlı, içinden kimsenin çıkamayacağı yapıya kapatılır. Minotor insan etiyle beslenmektedir. Bunun için, Atinalılara karşı savaş kazanmış olan Minos onlardan, haraç olarak, her yıl Minotor’un yemi için yedi genç erkek, yedi genç kız ister. Üçüncü haraç yılı geldiğinde, Theseus Minotor’u öldürmek için Girit’e giden gemiye biner. Labyrintos’a sokulacak kafile halkın gözü önünden geçirilirken, kralın kızlarından Ariadne Theseus’u görür görmez ona aşık olur. Daidalos’un öğüdüyle Theseus'a bir yumak iplik verir. İpliğin ucunu girişe bağlamasını, böylece dönerken ipi takip edip çıkışı bulabileceğini söyler. Ariadne Theseus'un kendisiyle evleneceğine dair bir de söz alır. Theseus, uykuda yakaladığı Minotor’u kıpırdamaz halde yere bastırıp yumrukları ile öldürür.
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
SİEREN

Yunan mitolojisinde Sirenler ya da Seireneler (Yunanca Σειρήνες ya da Acheloides), Sirenum scopuli denen bir adada yaşadıklarına inanılan deniz yaratıklarıdır. Bazı farklı öykülerde ise Cape Pelorum'da ya da Anthemusa adasında yaşamış olduklarından, şimdi de Paestum'un yanındaki Sirenus adalarında, ya da Capreae'de yaşadıklarından bahsedilir. Bu yerlerin tamamı uçurumlarla ve kayalıklarla çevrili olarak betimlenmiştir. Buralarda dolaşan denizciler, sirenlerin söylediği şarkıdan büyülenip gemilerini kayalıklara doğru sürmüşler ve sirenlere yem olmuşlardır.
Sirenler, Achelous'un kızları olarak betimlenmişlerdir. Homeros, sayılarıyla ilgili hiçbir şey söylemese de, sonradan yazarlar hem isimlerine hem de sayılarına değinmişlerdir. Bazen Aglaopheme ve Thelxiepeia adlı iki taneden bahsedilmiş; Peisinoe, Aglaope, ve Thelxiepeia adlı üç tanesinin de sözü geçmiştir. Sayıları genellikle iki ile beş arasında, isimleri de genellikle Thelxiepia/Thelxiope/Thelxinoe, Molpe, Aglaophonos/Aglaope, Pisinoe/Peisinoë, Parthenope, Ligeia, Leucosia, Raidne, ve Teles'tir. Bazı hikâyelere göre, genç Persephone'un oyun arkadaşları olduklarından da bahsedilmiştir. "Siren şarkısı" terimi ise, sirenlerin çok güzel sesleriyle söyleyip denizcileri büyüledikleri, böylece büyülenen denizcileri yedikleri şarkılardır.

Yunan mitolojisinde Sirenler ya da Seireneler (Yunanca Σειρήνες ya da Acheloides), Sirenum scopuli denen bir adada yaşadıklarına inanılan deniz yaratıklarıdır. Bazı farklı öykülerde ise Cape Pelorum'da ya da Anthemusa adasında yaşamış olduklarından, şimdi de Paestum'un yanındaki Sirenus adalarında, ya da Capreae'de yaşadıklarından bahsedilir. Bu yerlerin tamamı uçurumlarla ve kayalıklarla çevrili olarak betimlenmiştir. Buralarda dolaşan denizciler, sirenlerin söylediği şarkıdan büyülenip gemilerini kayalıklara doğru sürmüşler ve sirenlere yem olmuşlardır.
Sirenler, Achelous'un kızları olarak betimlenmişlerdir. Homeros, sayılarıyla ilgili hiçbir şey söylemese de, sonradan yazarlar hem isimlerine hem de sayılarına değinmişlerdir. Bazen Aglaopheme ve Thelxiepeia adlı iki taneden bahsedilmiş; Peisinoe, Aglaope, ve Thelxiepeia adlı üç tanesinin de sözü geçmiştir. Sayıları genellikle iki ile beş arasında, isimleri de genellikle Thelxiepia/Thelxiope/Thelxinoe, Molpe, Aglaophonos/Aglaope, Pisinoe/Peisinoë, Parthenope, Ligeia, Leucosia, Raidne, ve Teles'tir. Bazı hikâyelere göre, genç Persephone'un oyun arkadaşları olduklarından da bahsedilmiştir. "Siren şarkısı" terimi ise, sirenlerin çok güzel sesleriyle söyleyip denizcileri büyüledikleri, böylece büyülenen denizcileri yedikleri şarkılardır.
-
lightflarer
- Kullanıcı

- Posts: 639
- Joined: Tue Feb 05, 2008 10:00 am
LEVIATHAN

Leviathan Tevrat ve İncil'de kötülüğü temsil eden bir su canavarının adı olarak geçmektedir. Bu kavram 1651 yılında Thomas Hobbes'un ünlü "leviathan" adlı eseri ile mutlak güç ve yetkilere sahip egemen bir devleti ifade etmek üzere kullanıldı.
Thomas Hobbes bu kavrami "Leviathan, bir din ve dünya devletinin icerigi, bicimi ve kudreti" kitabinda soyle aciklar: "Onları (vatandaşları) yabancıların istilasından koruyabilmenin, birbirlerine zarar vermekten engellemenin, kendi sanayilerini ve yeryüzünün meyvelerini güvence altına almanın yolu bütün gücü ve kudreti bir tek insan ya da insanların meclisine vermektir... (Toplumda yaşayan) İnsanlar birbirlerine ‘Ben haklarımdan vazgeçiyorum ve tüm haklarımı bu insana ya da insanların meclisine veriyorum’ demelidirler. Böylece bütün güç ve kudret tek bir insanda toplanır. bu devlet ya da latince civitas olarak adlandırılır. bu büyük leviathan‘ın doğması demektir."
Leviathan ile Behemoth adlı iki yaratığın bir mit olarak kapıştığı ve birbirini öldürdüğü söylenir, en yakın zaman da bu Behemoth ile ilgili bilgi de toplayacağım ama Behemoth yazınca genelde Polonyalı bir Death-Metal grubu çıkıyor, açıkçası şarkılarıda güzel değil.
GORGON
Gorgonlar, Yunan mitolojisinde keskin dişli, saç yerine başlarında canlı yılanlar olan, dişi canavarlardır. Efsaneye göre gözlerine bakanı taşa çevirirler. Üç kızkardeştirler; Medusa, Euryale ve Stheno.

MINOTOR

Girit’te hüküm süren güçlü kral Minos, gücünü kanıtlamak için Poseidon’dan ona kurban edeceği bir boğayı denizden çıkartıp vermesini ister. Ama hayvan Minos’a o kadar güzel görünür ki onu kurban etmeye kıyamaz ve saklar. Bunun yerine başka bir boğayı kurban eder. Poseidon bunu fark ettiğinde çok sinirlenir ve Minos’un karısı Pasiphae’de boğaya karşı bir aşk uyandırır. Pasiphae’nin boğayla çiftleşmesinden boğa başlı ve kuyruklu, insan bedenli Minotor doğar.
Minotor, sanatçı Daidalos’un yaptığı, Labyrinthos adlı, içinden kimsenin çıkamayacağı yapıya kapatılır. Minotor insan etiyle beslenmektedir. Bunun için, Atinalılara karşı savaş kazanmış olan Minos onlardan, haraç olarak, her yıl Minotor’un yemi için yedi genç erkek, yedi genç kız ister. Üçüncü haraç yılı geldiğinde, Theseus Minotor’u öldürmek için Girit’e giden gemiye biner. Labyrintos’a sokulacak kafile halkın gözü önünden geçirilirken, kralın kızlarından Ariadne Theseus’u görür görmez ona aşık olur. Daidalos’un öğüdüyle Theseus'a bir yumak iplik verir. İpliğin ucunu girişe bağlamasını, böylece dönerken ipi takip edip çıkışı bulabileceğini söyler. Ariadne Theseus'un kendisiyle evleneceğine dair bir de söz alır. Theseus, uykuda yakaladığı Minotor’u kıpırdamaz halde yere bastırıp yumrukları ile öldürür.
Zümrüdü Anka (Simurg)

Mistik kuş Simurg Fars sanatında kuş şeklinde, kanatlı dev bir yaratık olarak resmedilmiştir. Zaman zaman köpek başına ve aslan pençelerine sahip bir tavus kuşu olarak da resmedilmiştir. Bazen insan yüzü ile de resmedildiği olmuştur. Bir bölümü memeli olduğu için yavrularını emzirirdi. Yılanlara karşı bir düşmanlığı vardı ve yaşadığı yer fazlasıyla sulaktı. Bir antik İran tanımında Simurg'un kendisini alevlerle kaplayana kadar 1700 yıl yaşar, daha sonraki tanım ve kayıtlarda ise onun ölümsüz olduğu ve Bilgi Ağacı'nda bir yuvası olduğundan bahsedilmiştir.
İran efsanesine göre, bu kuş o kadar yaşlıdır ki dünyanın yıkılışına üç kez tanık olmuştur. Tüm bu zaman boyunca, Simurg o kadar çok öğrenmiştir ki tüm zamanların bilgisine sahip olmuştur.
Sasani Persler Simurg'un yere bereket bahşedeceğine ve dünya ile göğün arasındaki birliği sağlayacağına inanırlardı. Yaşam ağacı, Gaokerena'da tünediğine ve her türlü şeytani şeyi tedavi eden, düzelten kutsal Haoma bitkisinin yöresinde yaşadığına inanılırdı. Daha sonraki İran geleneklerinde Simurg ilahiliğin bir sembolü haline gelmiştir. Ayrıca, Sên-Murv/Simurg Pers edebiyatında Homâ olarak tanımlanmış, Arapça'ya ise Rukh olarak girmiştir.
Simurg uçuşa kalktığında, bilgi ağacının yaprakları titrer her bitkinin tohumlarının dökülmesine neden olurdu. Bu tohumlar dünyanın her yanına dağılır gelmiş geçmiş her bitki çeşidinin kök almasını sağlar ve böylece de (bu bitkiler yoluyla) insanoğlunun tüm hastalıklarını tedavi ederler. Simurg'un tüylerinin bakır renginde olduğu söylenmiştir. Her ne kadar başlarda bir köpek-kuş olarak tasvir edilse de, daha sonraları sıklıkla bir insan veya köpeğin başıyla gösterilmiştir. Onun iyilik sever bir doğası olduğu ve kanatlarının bir dokunuşunun her türlü hastalık veya yarayı tedavi edeceğine inanılırdı.
şimdilik buladildiklerim bu kadar. Hepsi alıntıdır, açıkçası oturup tek tek herşeyi araştırıp yazmak çok zor geldi, çok isteyen olursa belki yapabilirim, ama biraz sizde araştırın.
//Efla : Resim adresleri düzenlenmiştir

Leviathan Tevrat ve İncil'de kötülüğü temsil eden bir su canavarının adı olarak geçmektedir. Bu kavram 1651 yılında Thomas Hobbes'un ünlü "leviathan" adlı eseri ile mutlak güç ve yetkilere sahip egemen bir devleti ifade etmek üzere kullanıldı.
Thomas Hobbes bu kavrami "Leviathan, bir din ve dünya devletinin icerigi, bicimi ve kudreti" kitabinda soyle aciklar: "Onları (vatandaşları) yabancıların istilasından koruyabilmenin, birbirlerine zarar vermekten engellemenin, kendi sanayilerini ve yeryüzünün meyvelerini güvence altına almanın yolu bütün gücü ve kudreti bir tek insan ya da insanların meclisine vermektir... (Toplumda yaşayan) İnsanlar birbirlerine ‘Ben haklarımdan vazgeçiyorum ve tüm haklarımı bu insana ya da insanların meclisine veriyorum’ demelidirler. Böylece bütün güç ve kudret tek bir insanda toplanır. bu devlet ya da latince civitas olarak adlandırılır. bu büyük leviathan‘ın doğması demektir."
Leviathan ile Behemoth adlı iki yaratığın bir mit olarak kapıştığı ve birbirini öldürdüğü söylenir, en yakın zaman da bu Behemoth ile ilgili bilgi de toplayacağım ama Behemoth yazınca genelde Polonyalı bir Death-Metal grubu çıkıyor, açıkçası şarkılarıda güzel değil.
GORGON
Gorgonlar, Yunan mitolojisinde keskin dişli, saç yerine başlarında canlı yılanlar olan, dişi canavarlardır. Efsaneye göre gözlerine bakanı taşa çevirirler. Üç kızkardeştirler; Medusa, Euryale ve Stheno.

MINOTOR

Girit’te hüküm süren güçlü kral Minos, gücünü kanıtlamak için Poseidon’dan ona kurban edeceği bir boğayı denizden çıkartıp vermesini ister. Ama hayvan Minos’a o kadar güzel görünür ki onu kurban etmeye kıyamaz ve saklar. Bunun yerine başka bir boğayı kurban eder. Poseidon bunu fark ettiğinde çok sinirlenir ve Minos’un karısı Pasiphae’de boğaya karşı bir aşk uyandırır. Pasiphae’nin boğayla çiftleşmesinden boğa başlı ve kuyruklu, insan bedenli Minotor doğar.
Minotor, sanatçı Daidalos’un yaptığı, Labyrinthos adlı, içinden kimsenin çıkamayacağı yapıya kapatılır. Minotor insan etiyle beslenmektedir. Bunun için, Atinalılara karşı savaş kazanmış olan Minos onlardan, haraç olarak, her yıl Minotor’un yemi için yedi genç erkek, yedi genç kız ister. Üçüncü haraç yılı geldiğinde, Theseus Minotor’u öldürmek için Girit’e giden gemiye biner. Labyrintos’a sokulacak kafile halkın gözü önünden geçirilirken, kralın kızlarından Ariadne Theseus’u görür görmez ona aşık olur. Daidalos’un öğüdüyle Theseus'a bir yumak iplik verir. İpliğin ucunu girişe bağlamasını, böylece dönerken ipi takip edip çıkışı bulabileceğini söyler. Ariadne Theseus'un kendisiyle evleneceğine dair bir de söz alır. Theseus, uykuda yakaladığı Minotor’u kıpırdamaz halde yere bastırıp yumrukları ile öldürür.
Zümrüdü Anka (Simurg)

Mistik kuş Simurg Fars sanatında kuş şeklinde, kanatlı dev bir yaratık olarak resmedilmiştir. Zaman zaman köpek başına ve aslan pençelerine sahip bir tavus kuşu olarak da resmedilmiştir. Bazen insan yüzü ile de resmedildiği olmuştur. Bir bölümü memeli olduğu için yavrularını emzirirdi. Yılanlara karşı bir düşmanlığı vardı ve yaşadığı yer fazlasıyla sulaktı. Bir antik İran tanımında Simurg'un kendisini alevlerle kaplayana kadar 1700 yıl yaşar, daha sonraki tanım ve kayıtlarda ise onun ölümsüz olduğu ve Bilgi Ağacı'nda bir yuvası olduğundan bahsedilmiştir.
İran efsanesine göre, bu kuş o kadar yaşlıdır ki dünyanın yıkılışına üç kez tanık olmuştur. Tüm bu zaman boyunca, Simurg o kadar çok öğrenmiştir ki tüm zamanların bilgisine sahip olmuştur.
Sasani Persler Simurg'un yere bereket bahşedeceğine ve dünya ile göğün arasındaki birliği sağlayacağına inanırlardı. Yaşam ağacı, Gaokerena'da tünediğine ve her türlü şeytani şeyi tedavi eden, düzelten kutsal Haoma bitkisinin yöresinde yaşadığına inanılırdı. Daha sonraki İran geleneklerinde Simurg ilahiliğin bir sembolü haline gelmiştir. Ayrıca, Sên-Murv/Simurg Pers edebiyatında Homâ olarak tanımlanmış, Arapça'ya ise Rukh olarak girmiştir.
Simurg uçuşa kalktığında, bilgi ağacının yaprakları titrer her bitkinin tohumlarının dökülmesine neden olurdu. Bu tohumlar dünyanın her yanına dağılır gelmiş geçmiş her bitki çeşidinin kök almasını sağlar ve böylece de (bu bitkiler yoluyla) insanoğlunun tüm hastalıklarını tedavi ederler. Simurg'un tüylerinin bakır renginde olduğu söylenmiştir. Her ne kadar başlarda bir köpek-kuş olarak tasvir edilse de, daha sonraları sıklıkla bir insan veya köpeğin başıyla gösterilmiştir. Onun iyilik sever bir doğası olduğu ve kanatlarının bir dokunuşunun her türlü hastalık veya yarayı tedavi edeceğine inanılırdı.
şimdilik buladildiklerim bu kadar. Hepsi alıntıdır, açıkçası oturup tek tek herşeyi araştırıp yazmak çok zor geldi, çok isteyen olursa belki yapabilirim, ama biraz sizde araştırın.
//Efla : Resim adresleri düzenlenmiştir
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
-
lightflarer
- Kullanıcı

- Posts: 639
- Joined: Tue Feb 05, 2008 10:00 am
Hoca guzel yazmissiniz bu konuda ilgili olup arastirma yapmak isteyenleri ansiklopedicilerin arasina beklerim...
Bu arada ben Leviatan'in insan dogasinin bencil canavarca yanini anlatmak icin felsefede kullanilan bir sembol oldugunu saniyordum. Demek ki o sembolun dayandigi gercek bir canavar varmis.
Bu arada mitolojide bildigim kadari ile tek bir minator vardi. Fantastik kurgu eserlerinin bir bolumunde neredeyse suru suru minatorlar tasvir ediliyor. : ) )
Bu arada ben Leviatan'in insan dogasinin bencil canavarca yanini anlatmak icin felsefede kullanilan bir sembol oldugunu saniyordum. Demek ki o sembolun dayandigi gercek bir canavar varmis.
Bu arada mitolojide bildigim kadari ile tek bir minator vardi. Fantastik kurgu eserlerinin bir bolumunde neredeyse suru suru minatorlar tasvir ediliyor. : ) )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Aslında şunlara mitolojik yaratıklar desek daha kestirme olacak.
Güzel başlık olmuş aslında. Gerçekten de tam ansiklopedi konseptine uygun şeyler. Yabancı kaynaklardan çevirerek ve var olan kaynakları bir araya toplayarak güzel bişeyler yapılabilir ansiklopedi için.
Medusanın bir Gorgon olduğunu unutmuşum ben mesela aklımda o yaratıkların türü medusa olarak kalmış. Ah şu bilgisayar oyunları
Aslında sanırım en meşur mitoloji yunan mitolojisi olduğu halde en meşur mitolojik yaratık yunan mitolojisinde pek de geçmeyen ejderhalardır. Daha ziyade doğu ökenli bir yaratık. Emin olmamakla beraber sanırım çin mitolojisinde vardı.
Ejderha mevzuu biraz fazla kapsamlı olacağı için onunla ilgili bişeyler yazmayayım. Akıma tepegözler geldi benim. Cyclops diye geçiyor ingilizcede türkçe wikipediada pek fazla da bilgi yok. Bu yüzden okuduklarımı kafamdakileri toplamaya çalışacağım:
Tepegöz (Cyclops)

Yunan mitolojisine ait bu yaratıklar da... Gaia ve Uranus'ün çocukları... Sanırım zeus bunları tatanların hapsettiği yerden kurtarıyordu. Bu yüzden de bizim bildiğimiz yunan tanrılarının titanlarla olan savaşlarına yardım etmek amacıyla silah üretiyorlardı. Zeusun meşur yıldırımları, Posideonun tridenti (3 uçlu mızrak), Artemis ve Apollonun yayları ve okları... Hephaestus'a yardım ettikleri söylenir... Temel özellikleri ise normal birçift göz yerine alnın ortasında tek bir göze sahip olmaları.

Fakat tepegöz kavramı Türk mitolojisinde de görülmüştür. Dede korkut hikayelerinde de geçer. (Basat'ın tepegözü öldürmesi) Bazı kaynaklara göre kaynağı türk mitolojisidir hatta. Burada tepegöz denen yaratık doymak nedir bilmeyen insan eti de yiyen(tabii ki tek gözlü) bir devdir. Bir çobanın bir peri kızıyla olan birlikteliğinin (peri kızının rızası olmadan) sonucudur. Lanetli bir yaratıktır yani.

Güzel başlık olmuş aslında. Gerçekten de tam ansiklopedi konseptine uygun şeyler. Yabancı kaynaklardan çevirerek ve var olan kaynakları bir araya toplayarak güzel bişeyler yapılabilir ansiklopedi için.
Medusanın bir Gorgon olduğunu unutmuşum ben mesela aklımda o yaratıkların türü medusa olarak kalmış. Ah şu bilgisayar oyunları
Aslında sanırım en meşur mitoloji yunan mitolojisi olduğu halde en meşur mitolojik yaratık yunan mitolojisinde pek de geçmeyen ejderhalardır. Daha ziyade doğu ökenli bir yaratık. Emin olmamakla beraber sanırım çin mitolojisinde vardı.
Ejderha mevzuu biraz fazla kapsamlı olacağı için onunla ilgili bişeyler yazmayayım. Akıma tepegözler geldi benim. Cyclops diye geçiyor ingilizcede türkçe wikipediada pek fazla da bilgi yok. Bu yüzden okuduklarımı kafamdakileri toplamaya çalışacağım:
Tepegöz (Cyclops)

Yunan mitolojisine ait bu yaratıklar da... Gaia ve Uranus'ün çocukları... Sanırım zeus bunları tatanların hapsettiği yerden kurtarıyordu. Bu yüzden de bizim bildiğimiz yunan tanrılarının titanlarla olan savaşlarına yardım etmek amacıyla silah üretiyorlardı. Zeusun meşur yıldırımları, Posideonun tridenti (3 uçlu mızrak), Artemis ve Apollonun yayları ve okları... Hephaestus'a yardım ettikleri söylenir... Temel özellikleri ise normal birçift göz yerine alnın ortasında tek bir göze sahip olmaları.

Fakat tepegöz kavramı Türk mitolojisinde de görülmüştür. Dede korkut hikayelerinde de geçer. (Basat'ın tepegözü öldürmesi) Bazı kaynaklara göre kaynağı türk mitolojisidir hatta. Burada tepegöz denen yaratık doymak nedir bilmeyen insan eti de yiyen(tabii ki tek gözlü) bir devdir. Bir çobanın bir peri kızıyla olan birlikteliğinin (peri kızının rızası olmadan) sonucudur. Lanetli bir yaratıktır yani.

Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
EJDERHLAR

Ejderhalar demişken yazayım dedim. Ejderhalar bildiğim kadarıyla üç ana grupta inceleniyor.
1)karma lord ejderha
karma lord ejderler 4 ayaklı element ve büyü kullanan,konuşan,dönüşüm geçiren,büyülü özellikleri olan istediği şeyi fazlalaştıran... ejderlerin en güçlüsüdür,enerji,güç,hayat verebilir boy:25-30m en:5-10m dir
2)efsanevi boldrok ejderi
bir boldrok bulursan en şanslı insanlardansın demektir efsanevi boldrok ejderi klonlama gücüne ve güneş ışığına sahiptir
3)melez ejder
Büyücülerin farklı türler elde etmek için yapılmış ejderlerdir. Bu yüzden 100 lerce çeşit ejder vardır.Genel olarak melez ejder olarak geçerler.

Ejderhalar demişken yazayım dedim. Ejderhalar bildiğim kadarıyla üç ana grupta inceleniyor.
1)karma lord ejderha
karma lord ejderler 4 ayaklı element ve büyü kullanan,konuşan,dönüşüm geçiren,büyülü özellikleri olan istediği şeyi fazlalaştıran... ejderlerin en güçlüsüdür,enerji,güç,hayat verebilir boy:25-30m en:5-10m dir
2)efsanevi boldrok ejderi
bir boldrok bulursan en şanslı insanlardansın demektir efsanevi boldrok ejderi klonlama gücüne ve güneş ışığına sahiptir
3)melez ejder
Büyücülerin farklı türler elde etmek için yapılmış ejderlerdir. Bu yüzden 100 lerce çeşit ejder vardır.Genel olarak melez ejder olarak geçerler.
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

-
lightflarer
- Kullanıcı

- Posts: 639
- Joined: Tue Feb 05, 2008 10:00 am
ejderler yazması ve incelemesi çok uzun bir konu özellikle fr'da çünkü bunun metalik, kromatik, gölge düzleminden geleni, dracolich'i falan da var, bence ejderha işine çok girmeyelim
yada herkesin bulduğunu yazdığı bir ejderha konusu oluşturalım. Ã?ünkü normal ejderhaları bile inceleyince Vietnamlılar'dan İngilizler'e, Türkler'den Romalılar'a kadar hatta Amerikalılar'ın bile kendi ejderhası var. Çok karmaşık bir konu, hatta ben cidden ejderhaların bir zamanlar olmuş olma ihtimali üzerinde duruyorum çünkü her toplum farklı ya da aynı zaman dilimlerinde birbirlerinden farklı ya da aynı şeyler üzerinde ejderha olarak durmuş.
