Senin oyunlarını oynamıyorum ama daha öncesinde oynamıştım, biliyorsun. Kural sistemi konusunda oldukça mızmız davranmamın nedeni sanırım bu başlıkta daha da kolay anlaşılacak. Senin verdiğin seçenekler içinde dahi yok benim seçeneğim.
Benim seçeneklerim
%35 rolyapma, %30 hüner ve stratejiler, %20 çarpışmalar, %8 geyik, %5 bilmeceler, %2 alışveriş (Ki sanırım bunu da hüner ve stratejiye koyabiliriz

).
Karakterlerim beni zorlamalı ve illaki bir şeyler üretmelidir. Güçsüzlüklerinin ve acizliklerinin üstesinden başka taktikler kullanarak gelmelidir. Ellerindeki gücün potansiyelini durumuna göre en iyi şekilde yorumlamalı ve aslında kendine başka bir durum için verilen gücü, çok farklı bir yerde de kullanmalıdır. En aptal karakterimde bile durum bu şekildedir. Aptal bir savaşçı dahi olsa aslında kafasını tamamen savaşa verebilen bir karakter olduğundan savaş anında taktik vermese dahi sadece duyularıyla değişik kullanımlar üretebilir elindeki potansiyel güçlere.
Vahşi batıda bıçaklı bir adamı seçme sebebim, üstesinden gelinecek zorlukların çok olması ve beni stratejiye yönlendirmesiydi. Avantajı ise işini sessizce bitirebilecek, etkili bir karakter olmasıydı. Ne yazıkki atılan bir 100 ile alnının ortasından vuruldu.
Aynı oyunda bir kumarbaz (ki geleceğin politikacısıydı) oynama sebebim ise sadece rol yaparak ilerleme isteğim ve gerektiğinde yine farklı stratejilerle işin üstesinden gelme düşüncemdi. (Elinde silahı olan biri asla yönetici değildir. Elinde silahı olmayan, kendini kabul ettirmiş adam elinde silahı olanlara hükmeder.) Ancak ne yazıkki insanların çekingenliği, kıvrak (Gerçi ona ben karar veremem ama) dili için bile çok kaygandı.
Arena da dahi rol yapmaya çalıştıığım ve karakterime bu sayede daha çok bağlandığım Druidim aslında daha çok taktiksel çeşitlilik ve kişisel merak ("Druidlerin çektikleri nedir"i anlamak için) ile yaratılmıştı.
Gerçekten Edmond'dan* çok daha farklı bir oyun stilim var. Birlikte bulunduğumuz hikayeden çıkışımın en büyük sebebi olmuştu bu durum. Satranç hakkında bir şeyide kendi yetersiz satranç bilgime rağmen belirtmek istiyorum. Veziri, vezir yapan şey, onun taktiksel çeşitliliği ve tekliğidir. Bir oyunda vezir olmak için, bana göre, kendi oyununu yaratmalı ve oynamalısın. Ancak eğer VEZİR olmayacaksam at olmayı yeğlerim. (Ki bence asldında at suikastçi olmalıymış. Atlar neden L şeklinde gidiyorki. Aslında savunma duvarlarının ardına girebilen ve savunmaları dağıtanlar suikastçiler ve casuslardır.

)
(*İsim vererek sataşma niyetim yok. Edmond'un oyun stiline bir karışmak istemiyorum. Herkesin zevki ayrıdır ki birlikte oynadığımız "kardeşlik" oyununda iyi bir yandaştı. Sadece,
karakteri uçuruma yakın yürüyecek kadar cesur ama nasıl yürüyeceğini bilmeyecek kadar dikkatsizdi. Allah rahmet eylesin.

)
Oyunlarında şu sıralar oynayabileceğimi sanmıyorum. Ne yazıkki merak etsem de zaman kısıtından ve bırakamama korkusundan okuyamıyorum ve okumuyorum. Sadece kendi oynadığım oyunlar hakkında bir kaç istekte bulunacağım.
1. İyi taktik ve stratejileri ödüllendren sistemler. Fazladan tecrübe puanı olarak değil. Ben tecrübe kazanmak değil daha çoğunu görecek ve daha da derinleşecek kadar yaşayacak karakterler yaratmaya çalışırım
2. Taktik oluşturanlara yardım adına, sistemlerinde bazı eksi ve artıların nasıl işlediğini daha iyi belirt. Mesela bunu yaparsam ne olacak sorusundan da öte, bu özellik güzelmiş ve bunu şu şekilde yararıma kullanabilirim sanırım diyebileceğim sistemler olabilir. Aksi taktirde çok fazla mesajlaşma sonucunda oyundan kopukluk oluyor.
3. Çok fazla oyuna bölünme. Fazla oyuna bölününce kendine ve diğerlerine ayıracak zamanın kalmıyor. Bir kısmını zamansızlıktan bırakıyor, bir kısmına ara veriyor, sakallarını kesemiyor, bazen haftada ancak bir kere duş alabiliyorsun.
4. Son oyunlarını bilemiyorum ama oyunlarını renklendirecek bazı resimleri oyunlar sırasında kullnamanı tavsiye ederim. Sadece haritalar değil, bir kovboy kasabası resmi, bir canovarın heybeti ve gücünü belirten bir resim, yada bir labirentin tek bir koridorunun resmi, onca yazıdan çok daha etkili olur bence.
Çok çalışkan ve yaratıcı birisin bence. Farklı diyarlar ve sistemler üstünden, haritalarını çizerek ve kişilerin gözünde ortamı olabildiğince canlandırmaya çalışarak çok güzel bir çalışma yapıyorsun. Sitedeki pek çok (Ya da herkes) kişinin saygısını kazandın. Herkes senden memnun. Kesinlikle kötü değil aksine çok güzel şeyler çıkartıyoprsun ve bu çalışmalarınla, hiç çalışmayan beni biraz utandırıyorsun. Sadece kendi açımdan, kendi çapımda bakarak, isteğin üzerine fikilerimi yazmamın sana karşı olan boyun büküklüğümü biraz azaltacağı düşüncesi ve senin oyunlarına katkısı olacağı umudu ile yazdım bu yazıyı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka