etraf pas ve küf kokuyordu, havadaki bulutlar bozuk bir televizyonun verdiği görüntü gibiydi, her yere yayılmış karanlık ve is, insanların vücutlarına olduğu kadar beyinlerine de zarar veriyordu.
robotlar dünyayı ele geçirmişlerdi, bunu hastalıklarla ve silahlarla başarmışlardı. ama insanların artık umudu vardı, çünkü kahramanları vardı.
uzaklarda bir binanın tepesindeki "kahraman" yeraltındaki toplanmış olan kalabalığa bakıyordu, değer miydi bu zavallıları kurtarmaya, nefretle yoğrulmuş hayatlar için değer miydi? karar verememişti.
ya dünyayı tamamen yok edip acıları silecek ya da acıları yok edecek. seçim zor, uygulama daha da zordu.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Chicago'nun terkedilmiş metro hangarlarından birinde belki de dünya tarihinin, daha doğrusu insanlık tarihinin en önemli toplantısı yapılıyordu
yerin yaklaşık 5 metre altındaki bu depo robot öğütücülerin pek uğramadığı bir yer olduğu için Özgür Amerika direniş ordusunun kullandığı önemli sığınaklardan biriydi.
son savaştan göreceli olarak az etkilenmiş olması da burayı önemli yapıyordu.
uzun yıllardır, kullanılmamış olan metro vagonları çürümüş, yeryer dökülmüştü, bir kısmının için koğuş olarak kullanılırken diğerleri boştu.
depo yaklaşık 20 metre eninde 100 metre uzunluğundaydı, yüksekliği 5 metreydi ortamda pek ışık yoktu, kahramanlarımız deponun hatta bağlanan yerine yakın bir yerdeki vagonun üzerine çıkmış kendilerine merakla bakan yaklaşık 15 kişiyi izliyordu.
bunların hepsi silahlı direniş savaşçılarıydı. liderleri olması gereken kişi ise kahramanlarımızın yanındaydı,
- evet dostlarım, size birliğimize yeni katılan arkadaşlarımızı tanıştırmak istiyorum.
son sözleri söyleyen iri yarı, hafif tombul ve zenci birisiydi, gözlerinde yeni birilerini birliğinde görmenin verdiği heyecandan oluşan bir parıltı vardı. muhtemelen tanıtıma kimden başlasam diye düşünmekteydi.
Steel (OYUN)
Genç keşiş gülümseyerek baktı grup arkadaşlarına.Bir keşişe göre fazla sıcak, fakat bir süper kahramana göre ise fazla soğuk bir gülümsemeydi bu.Zaten Edmond hiçbir zaman ikisi de olduğunu iddia etmemişti.
Kafasının tepesi hariç, kafasında hiç kıl yoktu.Kaşlarında bile.Yalnızca, başının kellik noktasından yükselen bir at kuyruğu vardı.Bölgesinin keşişlerinin bir özelliğiydi bu.
Lacivert gözleri ise sanki bedenindeki Chi enerjisini temsil eder gibi parlıyorlardı.Zaten uçabiliyor olması bu enerjinin farklı bir boyutuydu.
Hafif mağdur bir şekilde gülümserken, kendini tanıttı bir yandan da.Onun diyarında robotlar, insanları gelişmiş uşak olarak evrimleştirmeye çalışıyorlardı.Edmond'un ailesi de "evrimleşmiş" bir robottu şu anda muhtemelen.Hepsini anlattı Edmond.
Kafasının tepesi hariç, kafasında hiç kıl yoktu.Kaşlarında bile.Yalnızca, başının kellik noktasından yükselen bir at kuyruğu vardı.Bölgesinin keşişlerinin bir özelliğiydi bu.
Lacivert gözleri ise sanki bedenindeki Chi enerjisini temsil eder gibi parlıyorlardı.Zaten uçabiliyor olması bu enerjinin farklı bir boyutuydu.
Hafif mağdur bir şekilde gülümserken, kendini tanıttı bir yandan da.Onun diyarında robotlar, insanları gelişmiş uşak olarak evrimleştirmeye çalışıyorlardı.Edmond'un ailesi de "evrimleşmiş" bir robottu şu anda muhtemelen.Hepsini anlattı Edmond.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
.
Keçi sakallı, siyah giyimli adam göldelerde durmayı tercih ediyordu; böyle kapalı bir mekanda bile yüzünü gizleyen kara gözlükler takması ve hafif parayonakımsı tavırları, kimliğini pek de göz önüne sermek istemediğini belli eder gibidir. Diğerlerine şöyle bir kafasıyla selam işareti çakarak, kuru ama kendine güvenen bir ses tonuyla “bana ‘Goat’ diyebilirsiniz arkadaşlar,” der.

.
Keçi sakallı, siyah giyimli adam göldelerde durmayı tercih ediyordu; böyle kapalı bir mekanda bile yüzünü gizleyen kara gözlükler takması ve hafif parayonakımsı tavırları, kimliğini pek de göz önüne sermek istemediğini belli eder gibidir. Diğerlerine şöyle bir kafasıyla selam işareti çakarak, kuru ama kendine güvenen bir ses tonuyla “bana ‘Goat’ diyebilirsiniz arkadaşlar,” der.

.
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Genç kahraman biraz ukala bir görünüşe sahipdi. Aslında öyleydide. Bazen gösterişi severdi ama şu anda öyle bir şansı yoktu. Hayat ona acı dersler vermiş ve ona hayattaki olumsuzlukları kafaya takmamayı çok güzel öğretmişti. Hayat ilk acılı sınavı annesinin ve kardeşlerini gözü önünde lanet robotlar tarafından ölüdürülmesiydi. O gün kendine bir söz vermişti Queen robotların kökü kazınana kadar savaşacaktı. Onları kendi içindeki hatta dışına vurduğu alevin içinde kül olurken seyredecekti.
Belki hayatın kötü yönünden belkide artık pek birşeyi takmadığından olsa gerekti bu görünüşü.
Üzerinde oturduğu demir parçasında parmaklarından ufak alevler çıkarıyor ve havada bunlara kendince şekiller veriyordu. Sonra diğerlerinin varlığı aklına geldi ve kendini toparladı. Bu yaptığı artistlik için değildi ve buyüzden diğerlerinin boyle sanmasını istemiyordu. Sarı saçları geri taranmış yakışıklı bir geçti Queen. Konuşması garipti biraz. Sanki olsa da olur olmasa da olur dercesine konusuyordu:
'' Bana Queen diyebilirsiniz.'' dedi diğerlerine bakarak.
Belki hayatın kötü yönünden belkide artık pek birşeyi takmadığından olsa gerekti bu görünüşü.
Üzerinde oturduğu demir parçasında parmaklarından ufak alevler çıkarıyor ve havada bunlara kendince şekiller veriyordu. Sonra diğerlerinin varlığı aklına geldi ve kendini toparladı. Bu yaptığı artistlik için değildi ve buyüzden diğerlerinin boyle sanmasını istemiyordu. Sarı saçları geri taranmış yakışıklı bir geçti Queen. Konuşması garipti biraz. Sanki olsa da olur olmasa da olur dercesine konusuyordu:
'' Bana Queen diyebilirsiniz.'' dedi diğerlerine bakarak.
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:



