Gökmen çaresiz bir şekilde kadına, kendisine doğrultulmuş silaha, içerideki garip insanlara, Hamza'ya baktı. Sonra düşündü, görev neydi? Buraya neden gönderilmişti? Bu fırtınada, yağmurda, adamların ellerinden kurtulmak Bay şapka'nın bir anlık dikkatinin dağılmasına bakardı aslında ama her halükarda bu insanlarla yolculuk etmek ve işin arkasında ki gizemi çözmek görevleri açısından daha faydalı olabilirdi. Ayrıca bakışlarından anlaşılan iki masum insan da aracın içindeydi.
"Aaa, böyle yardımsever bir beyefendiden niye kaçalım hanımefendi?" dedi ve şapkalının kendine de yer açmasını bekleyerek araca binmek için yeltendi.
Dipsiz kuyunun tanrısı (Oyun)
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
.
Hamza da, "arabanın dingiller sağlamdır inşallah!" diye mırıldanarak Gökmen'in peşinden girer arabaya. İçinde olduğu stresi belli etmemeye çalışıyordu, ancak Gökmen'i bu manyaklara terk edip kaçmak da delikanlılığa sığacak iş değildi. Bir yandan da arabanın içinde düşmanına bir kol boyu veya bir kafa atma mesafede olmak işine geliyordu. şu komik şapkalı Baron von şlendır bozuntusunun kimseyi vuramayacağı bir ânı yakalarsa, o tabanca tutan bileğini odun kırar gibi kıracaktı Deli Hamza.
.
Hamza da, "arabanın dingiller sağlamdır inşallah!" diye mırıldanarak Gökmen'in peşinden girer arabaya. İçinde olduğu stresi belli etmemeye çalışıyordu, ancak Gökmen'i bu manyaklara terk edip kaçmak da delikanlılığa sığacak iş değildi. Bir yandan da arabanın içinde düşmanına bir kol boyu veya bir kafa atma mesafede olmak işine geliyordu. şu komik şapkalı Baron von şlendır bozuntusunun kimseyi vuramayacağı bir ânı yakalarsa, o tabanca tutan bileğini odun kırar gibi kıracaktı Deli Hamza.
.
Hamza dev gövdesiyle arabanın kenarına basınca atlar birden huysuzlandı. Olayı anlayamayan sürücü olanca gücüyle kamçısını şaklattı.

Araba hızla harekete geçince Hamza arabaya binemeden yerdeki çamur deryasına yuvarlandı. Baron Von şlendırştayn tabancasını ateşleyiverdi Gökmen'e doğru.
Saldırı 1d20=10 başarılı
Mermi Gökmen'in başını sıyırdı fakat dengesini kaybedip arabadan düşmesine sebep oldu.
Araba hızla yağmurun altında gözden kayboldu.

Araba hızla harekete geçince Hamza arabaya binemeden yerdeki çamur deryasına yuvarlandı. Baron Von şlendırştayn tabancasını ateşleyiverdi Gökmen'e doğru.
Saldırı 1d20=10 başarılı
Mermi Gökmen'in başını sıyırdı fakat dengesini kaybedip arabadan düşmesine sebep oldu.
Araba hızla yağmurun altında gözden kayboldu.
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
"Tövbe estağfurullah yaa. Ne acaip insanlar sarmış güzelim memleketimi. Kalk Hamza, şunları takip edelim, kesilecek bir hesabımız var. Bundan sonra daha planlı hareket edelim, her arabanın önüne atlamayalım."
Gökmen üzerindeki kıyafetlerden birini biraz sökerek (yanında kumaş bulunmadığını varsayıyorum.) başını bağlar ve arabanın izlerini takip ederek temkinli ama hızlı bir şekilde peşinden gider.
Gökmen üzerindeki kıyafetlerden birini biraz sökerek (yanında kumaş bulunmadığını varsayıyorum.) başını bağlar ve arabanın izlerini takip ederek temkinli ama hızlı bir şekilde peşinden gider.
Been there. Seen that. Got the scars.
Aşağı yukarı bir saat yürüdükten sonra büyükçe ahşap bir yapı görürler. Balıkçı lokantasıdır tabelasından anlaşıldığına göre hem dinlenmek hem de elbiselerini kurutup karınlarını doyurmak için içeriye girerler.
İçerde yemek yiyen bir kaç kişi daha vardır.
Lokantacı yanlarına yaklaşır.
"Atınız ya da arabanız varsa arka tarafta ahır var yağmurda kalmasınlar." der.
İçerde yemek yiyen bir kaç kişi daha vardır.
Lokantacı yanlarına yaklaşır.
"Atınız ya da arabanız varsa arka tarafta ahır var yağmurda kalmasınlar." der.
.
Hamza lokantacıya: "araba dedin de hemşerim, koca bir araba neredeyse ezecekti bizi. Dört atlı, kapkara, melun görünüşlü bir at arabasıydı, sürücüsü de frenk şapkası takan, insafsızca hayvanları kamçılayan bir imansızdı. İçinde de kem gözlü, melun sıfatlı, acayip kılıklı adamlar vardı, belli ki zengin kelli felli tipler. Bilir misin kimin nesidir?
.
Hamza lokantacıya: "araba dedin de hemşerim, koca bir araba neredeyse ezecekti bizi. Dört atlı, kapkara, melun görünüşlü bir at arabasıydı, sürücüsü de frenk şapkası takan, insafsızca hayvanları kamçılayan bir imansızdı. İçinde de kem gözlü, melun sıfatlı, acayip kılıklı adamlar vardı, belli ki zengin kelli felli tipler. Bilir misin kimin nesidir?
.
Lokantantacı bu lafı duyunca gözleri korkuyla doldu.İçinde de kem gözlü, melun sıfatlı, acayip kılıklı adamlar vardı.
"Ahem yani onlar şeyyy..."
derken kapının açılmasıyla içeri soğuk bir rüzgar doldu. Arabadakilere benzer fakat başka kişiler içeri girdi.

"İyi akşamlar." dedi pörtlek gözlü adam.
Lokantacının iyiden iyiye beti benzi attı.
"Bu.bbbu... buyrun..."
"Yemek ve konaklayacak yer istiyoruz." dedi pörtlek gözlü.
.
Hamza yeni gelenleri inceler, özellikle kafası gözü kapalı olanın derisi pul pul mu diye dikkat eder ve çocuklar acaba stresli mi yoksa rahatlar mı diye dikkat eder. "Fesüphanallah, bunlar akraba olabilir mi!" diye Gökmen'e doğru mırıldanır.
İlk fırsatta lokantacıya yanaşarak, çaktırmadan soracaktır bu kem bakışlı tipleri. Ã?ünkü belli ki lokantacı bazı şeyler biliyordur.
.
Hamza yeni gelenleri inceler, özellikle kafası gözü kapalı olanın derisi pul pul mu diye dikkat eder ve çocuklar acaba stresli mi yoksa rahatlar mı diye dikkat eder. "Fesüphanallah, bunlar akraba olabilir mi!" diye Gökmen'e doğru mırıldanır.
İlk fırsatta lokantacıya yanaşarak, çaktırmadan soracaktır bu kem bakışlı tipleri. Ã?ünkü belli ki lokantacı bazı şeyler biliyordur.
.
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Gökmen sakin kalmaya çalıştı. Bir bakışta bunların karşılaştıkları o yabancılar olduklarını sezmişti ama zaman acele davranma zamanı değildi. Sinirine hakim olmaya çalışarak olacakları izlemeye koyuldu. Bir eli palasının üzerindeydi, hazır bekliyordu. Diğer eliyle de yarasını yokladı hala kanıyor mu anlamak için.
Been there. Seen that. Got the scars.