Loncaya uyarı...

Anlatacak komik veya enteresan FRP anıları olanlar için. Geyiğin sınırları burada belirlenecektir...
Ayyaş Porsuk Hanı'nın bu güzide salonu, tüm ziyaretçilerimize açıktır.
Post Reply
Sensei
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 399
Joined: Wed Jun 09, 2004 10:00 am
Location: Sakarya

Loncaya uyarı...

Post by Sensei »

Sensei gecenin karanlıklarında gölgelere karışıp ilerliyordu. Hava avlanmak için yeterine iyiydi. Bu tür ılıman havalarda genellikle insanlar geç saatlerde evlerine gider , gece geç saatlere kadar sohbet ederlerdi.
Sensei,ormanda yeni avlar aramaya koyulmuştu ki, aradan kısa vakit geçmişken, ileride ailelerinin yanında yolda yavaşça kente gitmekte olan 2 kız çocuğu vardı. Toplam 4 kişiydiler.Sensei onlardan daha hızlı ilerleyip,onların önüne geçti. Yola doğru yürümeye başladı. Cüppesi başında kafası yere doğru eğik sadece yeşil parlak gözleri gözükebilecek şekilde onlara bakarak yolun ortasına doğru geçti.
İleride bir gölgenin hareket ettiğini gören aile durdu ve o gölgeden çıkan yeşil 2 noktanın onlara baktığını farkettiler. Yavaşça gerilerdiler.Onlar gerilerken sensei , bir insandan çok çok daha hızlı bir şekilde ortadaki adama doğru atıldı. Bir hayvan hırlayarak adamı havaya kadırdı ve eğilerek bir dizini yere iyice bastırarak diğer üç kişinin gözlerine baktı. Hepsi korkudan ve içine düstükleri vahşetten kurtulmaya çalışıyorlardı, ama gördükleri karşısında donup kalmışlardı. Sensei adamın belini yere iyice bastırdığı dizinde kırdı , ve adamın boğazını dişlerini geçirerek parçaladı. kanını içmeye başladı. Yeni kanın vücudunda akması onu çok büyük bir zevk veriyordu. Ağzı , yüzü kan içinde donup kalmış olan diğer kurbanlara baktı. Ağzındaki kan tadı onu daha da hırçınlaştırmıştı. Diğer kurbanları da teker teker öldürdü. Hepsini dillerini ve gözlerini oydu, bu yüzlerindeki korkuyu daha da iyi ifade edebilmelerini sağlıyordu. Yere kızlar dışındaki kurbanların etlerini kullanarak büyük bir pentegram işareti yaptı. Ortasına da iki çift göz koydu.
İki kızı taşıyıp, gizli yerine götürmek için harekete geçti. İleride hana benzer bir yapının ışıkları yanıyordu. Sensei yavaşça hana doğru yaklaştı, sesszice harekket etmeye çok özen gösteriyordu. Kızları bir yere gizledi,yüzündeki ve üzerindeki sıcak kan lekelerini silip hana girdi. İçeride sayabildiği 7 kişi vardı. Onlarla burası hakkında bilgi edinmeye çalıştı. Anlaşıldığı üzere burası diyardaki katillerin veya kendini katil sananların buluştuğu bir yerdi.Daha önce burada bahsedildiğini duymamıştı. Böyle bir yerin olması ona çok komik geliyordu, içeride hiç bir katillik vasfı olman kişiler oturmuş, havan hikayeler anlatıyorlardı birbirine hepsi çok mutlu gözüküyordu. Sensei bu durum karşısında baya bir neşlendi, aynı zamanda onlara bir katilin nasıl olması gerektiğini göstermesi gerekirdi.Dışarıya çıkarken ısmarladığı içkiler için para yerine kesesinden çıkardığı dili gizlice koydu ve oradan ayrıldı. Kızları sakladığı yerden çıkarıp , yapının çıkışında görülebilecek en iyi yere götürdü. Kızların karınlarını yarıp ,bağırsaklarıyle onları kafalarından ağaca astı. Yere akan kanlarında pentegram işareti yaptı. Oradan ayrılmadan önce bir ateş yaktı ve hızlıca oradan uzaklaştı...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem

Post by Raistlin »

Hellfire gecenin karanligini rahatsiz eden ufak kamp atesini farketti... Uzun zamandir kana susamisti fakat kimligini gizlemek icin sabretmekteydi. Boynundaki ciglik atan kizil gozlu amulete dokundu...

Kara Sovalye Adonis bulutlarin arasindan asagiya dogru buyulu bir ruzgarla suzuldu... Kan kokusunu alinca bir an gozu donecek gibi olsa da zorlukla kendine hakim oldu. Kamp atesine yaklasinca karanligi yaran gozleri agactaki garipligi farketti. Mesafeleri asan bakislari agaca bagirsaklarindan asilmis kizlarin korkunc goruntusune odaklandi. Yuzunde hafif bir gulumseme olustu.

Avucunu atiginda elinde korkunc bir karanlik olustu. Icinde kayboldugunda hic bir gozun goremeyecegi bir karanlik. Elindeki karanlik kure buyudu ve hizla kamp atesinin uzerine dogru ilerledi... Gecenin korkunc karanligi yeniden hakimdi. Cesetlerin yanina gittiginde yerdeki pentagram isaretini farketti. Her kan damlasi onun gozlerinde parlayan kirmizi isiklar gibiydi. Kaba sesiyle fisildadiginda uzerindeki metal zirh titredi. Gozleri pentagrama odaklanmisti:
"Bu bana ucuncu seslenisin katil... Bana ne anlatmaya calisiyorsun?"

Adonis kan izlerinin kokusunu geriye dogru takip etti ve bir hanin yakinlarindaki bir yerden suruklendiklerini farketti. Yere egildi ve topragi kokladi... Toprak olum kokuyordu...

"Yasayan bir olu... Fakat cok zeki..." diye dusundu. Yerdeki izleri takip etmeye calisiyordu fakat bu konuda cok iyi degildi.
"Amacsizca oldurmek ancak basit bir katilin isi olabilir... Er ya da gec, o da kaosun ordusuna katilacaktir... O zaman degerini gorecegim..."

Adonis izleri olu kokusunu, kan izlerini ve cignenmis dallari ve yapraklari karanligi yaran gozleriyle takip etmeye devam etti... Kapkara zirhini tamamlayan mor pelerini ruzgarda cigliklar atiyordu. Sozde adalet dagitan katil bir sovalye olmak tam ona goreydi..
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
findor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2247
Joined: Mon Jun 28, 2004 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by findor »

findor ileride yanan ateşi görmüştü ama artık çok geçti karargahını bırakıyordu ve oraları terk ediyordu ve ateşe hiç aldırmadan geçti gitti buralardan ama içini gıcıklayan bir duygu oraya gitmesin söyledi ama yinede gitmedi....
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Post Reply