KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI)

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Drowun kılıcını çıkarışını sakince izleyen yarı iblis, sözdeki iğnelemeyi hissettiğinde hafifçe gülümsedi. Az da olsa zekaya sahip yaratıkları severdi. Zira görevinde ona yardım edecek adamlar arıyordu, kuyruk olacak ağırlıklar değil.

- Evet asker. diyerek cevap verdi. Benim için soğuk. Teninin dayanamayacağı sıcakları yaşadıktan sonra buralar gerçekten soğuk... diyerek başını kaldırdı ve etrafını süzdü. Kanatlarını pelerininin altında iyice toplayarak kan dolaşımı yardımıyla vücudunu biraz daha ısıtmaya çalıştı.

Yarı iblisin gözleri etrafını tarıyordu zira Apocalypse'in yardımına ihtiyacı vardı ve bekleyerek zaman geçirmek istemiyordu. Rezil tanrı Azalin'in kalesinde de bu olmuştu. Beklemek ve boş yere zaman geçirmek... Başkalarına bağlı kalarak zaman geçirmekten nefret ediyordu.

- Senin ırkının gözlerinin gördüklerimin en iyilerinden biri olduğunu söyleyebilirim asker. Etrafta birilerini görebiliyor musun?
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Shevarash
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1310
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: İzmir

Post by Shevarash »

Ransar hobbitin de ilerideki şekilleri sezdiğini farketmişti. Ancak tam olarak ne olduğunu hala çıkaramamıştı. Kısık gözleri ile uzağı seçmeye çalışırken hobbitin konuşmalarını duyuyordu. Gördüğü kadarıyla da karşıdaki siluetler sohbet ediyorlardı. Ancak daha zarif olanın belindeki kılıcı çekip yere sapladığını gördükten sonra sonra cüce işin seyirini tahmin etmeye başlamıştı. "Savaşacaklar" diye düşündü. "Bu tipler savaşacaklar ve Clangeddinin sakalları adına gidip neler olduğunu öğreneceğim"

O sırada buçukluğun yerdeki torbasını toplamaya giriştiğini farketti. "Eh" diye düşündü. "Bir hobbitin yemeklerini paylaşması anc ak bu kadar uzun sürerdi".

Bu sırada buçukluk torbasını almıştı ve heyecanla konuşuyordu ancak son olarak duraksayarak cüceye sordu.
- Onun yanına gitmeyi mi düşünüyorsunuz bayım?


Ransar bir an için buçukluğa dikkatlice baktıktan sonra ağırca kafasını salladı.

-Hayır ufaklık sanırım onların yanına gitmeyi düşünmüyorum, epey zaman savaş meydanlarında gezdim ve eğer birileri savaşacaksa olayla ilgisi olmayanlar için en iyi yerin en uzak yer olduğunu farketmiş bulunmaktayım

Cüce bunları söyledikten sonra yavaşça üstündeki kalın giysilerin kolunu sıyırdı ve bir zamanlar neredeyse kolunu kaybetmesine neden olacak olan o savaştan kalma beyaz ve cücenin koyu renk tenine uymayan şekilsiz yara izini gösterdi.

-Gördüğün gibi şifa büyüleri bile bazı izleri silemiyor. Dediğim gibi burada duracak ve neler olduğunu anlaacağım...
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Büyü lafını duyunca Hobbit in hayretle sordu: Siz büyücü müsünüz? Daha önce birkaç savaşçı görmüştüm ama büyücü hiç görmemiştim. Cücenin üzerindeki baltalara baktıktan sonra ekledi: Sizi ben savaşçı sanmıştım. Aslında sıcak bir yer bulmak belki daha iyi olurdu ama belki biraz beklemeliyiz. O boynuzlu şey tehlikeli gibi görünüyor. Acaba hobbitler veya insanlar gibi aklı var mı? Bir anda karşısınaki cücenin ırkını söylemeyi unuttuğunu farketti. Ama onların kendilerine ne dediğini hala bilmiyordu.

Konuyu değiştirmeye çalıştı. şu uzunlar hep savaşıyorlar. Birbirlerinin sakatlamak veya öldürmek için. Ne kadar saçma bir şey. Ama sanırım beklemek daha doğru.. İki uzunun kavgasına karışmanın pek bir anlamı yok gibi. Sonra çevresine baktı. Kar onların görüşünü biraz engeller ama keşke kendimizi gizleyecek daha düzgün bir şey bulsaydık. Rüzgar yön değiştirirsek bizi çok rahat görürler hem.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Shevarash
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1310
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: İzmir

Post by Shevarash »

Cüce, buçukluk sürekli konuşurken ona en çirkin somurtkan bakışını attı ancak buçukluk bunu farketmiş gibi görünmüyordu. Ransar içten içe kendini sabırlı olmaya zorlayarak parmaklarını dudaklarına götürdü ve buçukluğa susmasını söylecek bir işaret yaptı.
-Buçukluklar ve çeneleri
diye düşündü bıkkınlıkla. Buçukluğu göreli bir kaç dakika olmamıştı ki şimdiden Ransara göre 3 günlük konuşmuştu. Bir yerlerde oldukça çekingen olduklarını duymuştu ama şansına halkının standartlarına uymayan bir tanesi denk gelmişti.
-Zaten savaşmak için hoş bir mekan değil, bir kere üstü mağara duvarları ile kapalı bile değil, peeh ! diye söylenerek etrafa dikkatlice bakınmaya devam etti.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Hobbit cücenin işaretini görünce kızararak sustu. Cüce uzunlar kadar kızgın olmasa da yine de konuşmayı sevmiyor gibilerdi. Hem tanımadığı biri ile nasıl bu kadar rahat konuşabilmişti ki. Ne kadar yarı uzun birisi olsa da. Bir defa daha kendini dikkatli olmaya zorladı.

Yine de cücenin ilgisi onun üzerinde değil gibiydi. Torbasının asılı olduğu sopayı yine omzunun üzerine koydu. Orada bulumaları hoş bir şey değildi. Yine de cücenin yanında kalması daha doğru gibiydi. Soğuğun yarattığı o derisine bıçak saplanmasına benzeyen his olmasa daha rahat edecekti ama biraz beklemek daha doğru gibiydi. Bir eliyle vucudunu ovarak ısıtmaya çalıştı.

Karşısındaki boynuzlu canlıyla insan karşı karşıya durmuşlardı. Sanki konuşuyor gibiydiler. Konuşuyorlarsa o zaman boynuzlu canlı zeki demekti. Cüceler buçukluklar ve insanlar gibi. Buçukluk bir an titredi. böyle bir canlı zekiyse. Hobbitler arasında korku öyküleri yaygın değildi. Sadece insanlara güvenmemek gerektiğine ilişkin olanları anlatılırdı. Ama çete içindeyken yaratıklarla ilgili bir öykü dinlemişti. Zeki ve korkunç yaratıklar. Bu onlardan bir miydi? Belki sadece insanlardan daha uzun bir canlıydı işte insanlar gibi. İnsanlar sadece onu daha uzun olduğu için korkunç buluyordu. Bi de boynuzlar vardı. Ama geyiklerin de boynuzları vardı ama korkunç değillerdi.

İçinde bir şey yanlış düşündüğünü söylüyordu. Yine de kendini yatıştırmak için bu konuda düşünmeye bir süre devam etti. O sırada da aklına geldikçe cüceye boynuzlu canlıya ve yanındaki adama vermeye çalışıyordu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Cüce ve hobbit tepeliğin aşağısında birbirleri ile çetin ve zoraki bir diyaloğa girmişti. Cüce durumdan oldukça sıkılmış gözüküyordu belli ki, hobbit ise cüceyi tanımaya çalışıyordu. Tepeliğin üzerindeki Andero ve Mael ise aşaüıyı izlemekteydi.

Mael o yöne baktığında birinin boyutlarından ve görünüşteki benzerliklerinden ötürü bir cüceye benzediğini görüyordu. Underdark ta yüzey cüceler olarak tabir edilen bu cücelerden birkaç grup ile karşılaşmıştı. Underdark ta köle olmaktan başka işleri olmayan cücelerdi onlar.
Hemen yanıdaki kısa ve cılız olan ise bir insan çocuğu olsagerekti. Onlarında ince bakışlarla kendilerini izlediklerini yakaladı drow Mael. Kim oldukları konusunda ise pek fikri yoktu.

Mael tepelikten aşağıyı izlerken Andero hemen sol yanından onlara yaklaşan birisini görüverdi. İlk anda onda bir büyü kullanıcısıymış izlenimi uyandıran adam dimdik onlara doğru yaklaşmaktaydı.

Sonra Andero bir anlığına gözünü Mael e kaçırdı, tekrar baktığında adam demin geldiği noktadan bir kez daha yürüyerek kendisine geliyordu.
Andero deminki sahneyi tekrar yaşamıştı. Bunun yarattığı his oldukça kötü olmalıydı. Adam tepeliğin gerisinden hızla o yöne doğru geliyordu. Sırtının gerisinden görülen uzunca bir kılıç kabzası görünmekteydi, belinde ise başka bir silah kabzası göze çarpmaktaydı. Adamın kafası kazınmış, çenesinden aşağı doğru ince bir şekilde uzamış keçi sakalı vardı. Sol omzundan yukarı doğru altın sarısı bir omuzluk yükseliyor, omuzluğun üzerinde sıra sıra dizilmiş ve rünlerle bezenmiş bez parçaları rüzgarla beraber sağa sola savruluyordu.

Image

Drekkar Andero ve Mael e 20 metre kadar yaklaşmıştı. Tek gözü kısılmış ikiliyi süzüyordu. Sonra tepeliğin aşağısında bekleyen cüce ile hobbit i de görüverdi.

"Size Selamlar sunarım savaşçılar... Adım Drekkar. Sanırım..." Drekkar burada biraz duraksadı. "Aynı iş için buradayız. Diğerleri de buna dahil olsagerek..."

Söylenen sözler Ransar ve Rivro nun da kulaklarındaydı!!!
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Hobbit ne kadar o yöne baktığını hatırlamıyordu. Rasnar tahmininde yanılmış gibiydi. Savaşmayacak gibi görünüyordu. Hobbit karmaşık hisler içindeydi. Birbirleri ile savaşmamaları onu rahatlatmıştı. Ama savaşmıyorlarsa onları yakın zamanda keşfedeceklerdi. Cücenin oradan ayrılmaya da niyeti yoktu.

İnsan boynuzlu olanla konuşmayı bir süre daha sürdürdü sonra etrafa bakmaya başladı. Bizi görmesi çok uzun sürmez diye düşündü. Fırtına onları dikkatli bir şekilde bakıldığında görülmeyecek kadar gizlemiyordu. Soğuğu iyice hissetmeye başlamıştı. Bizi görsünler de sonra nereye gideceksek gidelim diye düşündü bir an hobbit. Sıcak bir yere gidip bir şeyler yemeye gerçekten ihtiyacı vardı. Cüce acaba buralarda gidecek bir yer biliyor muydu? Nereli olduğundan hiç bahsetmemişti.

Bir an düşüncelere dalmışken insanla göz göze gelmişler gibi bir hisse kapıldı. Dikkatli baktığında insan artık tam onun bulunduğu yöne bakmıyordu. Yine de o hissi yok edemedi. Cüceye sanırım görüldük diye fısıldadı. Emin değilim ama öyle sanıyorum. Kısa bir sessizlikten sonra naapıyoruz diye ekledi.

Cevap beklerken boynuzlu canlının bir yöne baktığını farketti. Garip diye düşündü. Bizim bulunduğumuz tarafa bakması gerekmez miydi? Dikkatini o yöne çevirdiğinde sanki bir siluet görür gibi oldu. Gelen bir insan hobbit cüce ya da başka bir şey mi anlayamamıştı.

Sözler kulaklarında yankılandığında hobbit hazırlıksızdı. Cüceye döndü. Onun kızgınlığından dolayı bir an duraksayıp Bi ses duydum sanki kulağımda dedi. Bana savaşçı dedi. Ama bana demiş olamaz ben savaşçı değilim ki. dedi şaşkınlıkla.. Etrafına tekrar baktı ona sesini ulaştıracak kadar yakın bir cüce vardı onun da sesi o şekilde değildi. Cücenin büyücü olduğunu hatırladı ve büyücülerin tuhaf şeyler yaptığını. Bu bir büyü mü diye sordu?
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andero drowun etrafa göz atışını beklerken aklındaki düşünceler birbiriyle savaşıyordu. Hiç tanımadığı şeylerle ortaklık yapma fikri canını sıkıyordu. Onlardan neler bekleyebileceği hakkında hiçbir fikri olmayacaktı. örneğin bu zayıf drow bir hattı ne kadar başarıyla tutabilirdi? Ya da arkayı gözlemlemesi için bırakıldığında ne kadar güvenilir olacaktı?

Yarı iblis düşündükçe her şeyi olduğu gibi kabullenmesi gerektiği sonucuna varıyordu. Sonuçta Apocalypse'in bilgeliği tartışılmazdı ve ne yaptığını biliyor olmalıydı. Tanrısının sinsi planları hakkında kimse onun kadar şey bilemezdi.

Andero başını kaldırıp etrafına bakındı ve kendilerine doğru yaklaşan birini görünce kaşlarını çattı. Dik yürüyüşünden kendisine güveni yansıyan canlı tepeliği aşarak kendisine doğru ilerliyordu. Onlardan biri olmalı diye düşündü. Sol omzun üzerinden görünen kabza sırta takılı bir kılıcı işaret ediyordu. Sırtta taşınacak denli geniş bir kılıç kullanabilen biri potansiyel son harcamalardan biri olabilirdi.

Andero adam yaklaştıkça üzerini daha rahat görebiliyordu. Aslında bir savaşçıya benzemiyordu. Üzerinde taşıdığı şey heybetli bir zırhtan çok omuzluklu bir giysi gibiydi. Andero adamın yaklaşışını sakin bir şekilde izledi ve söylediklerini dinledi. Ardından,

- Güzel... dedi ve devam etti,

- Demek sende bahsedilenlerdensin asker. Kendini ve şu bahsettiğin diğerlerini tanıt. diyerek cevap verdi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

Mael yeni keşiflerini kendisine sakladı ve yeni gelen insana ilgisini yönlendirdi. Ama arkasındaki yeryüzü cücesi ve yanındaki çocuğu gözden kaybetmek istemiyordu. Ayrıca her an bir arbede çıkabilirdi. Tüm yönlere karşı tetikte olmalıydı. Hiç kimseyi tanımıyordu, tanısa bile onlara güvenmezdi. Bu karanlık altının kuralıydı ve şimdiye kadar hep hayatta kalmıştı.
Tekrar kaslarını gerginleştirdi kılıcını topraktan çekip kurtardı ve önünde tutarak vücudunu hafifçe yana çevirdi. Her an küçük tepelikten aşağıya atlayacakmış gibi görünüyordu.
Armonik drow lisanında dikkat anlamınca gelen sözcüğü telafuz etti vew duraksadı.
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Shevarash
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1310
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: İzmir

Post by Shevarash »

Cüce, buçukluğun sürekli konuşmasından sıkılmıştı. Yinede etrafındaki farklı olayları birlikte yorumlayabilecek kapasiteye sahipti o yüzden hem karşıdaki şekilleri izleyip hembuçukluğun sonu gelmez konuşmalarını duyabiliyordu.

Ne yapacaklarını soran buçukluğa karşılık verirken bir yandan yeni gelen birisi olduğunu görmüştü bu yüzden biraz konuşması biraz tutuktu .

- Burada bekleyeceğiz, lanet birşeyler dönüyor öncelikle ne olduğunu anlamak gerekli!

Bu sırada yeni gelen adam iyice yaklaşmış ve diğer 2 suretin 20 metre kadar yakınında duraklamıştı. Her nedense Ransar bu garip tipin kendisini gördüğünü hissetmiş ve bundan rahatsız olmuştu. Tam buçukluğa "ben buradan gidiyorum" demek üzereyken, kulaklarında bir ses duydu :

-"Size Selamlar sunarım savaşçılar... Adım Drekkar. Sanırım..." Drekkar burada biraz duraksadı. "Aynı iş için buradayız. Diğerleri de buna dahil olsagerek..."

Normalde oldukça sabırlı sayılabilecek olan Ransar için bu kadarı fazlaydı. Buçukla bir an göz atıp aniden bulunduğu tepelikte ayağa dikildiken sonra olanca sesiyle bağırarak aşağıdaki gruba doğru ilerleme başladı. Bu arada olanca gücüyle bağırarak sesleniyordu.

-Lanet olsun burada neler oluyor, kendi iyiliğiniz için birinin buna cevapvereceğini umarım !
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Hobbit cücenin hızla tepeye yürüyüşünü izledi ne yapacağını bilmiyordu. Yaşadıkları ona soğuğu bile unutturmuş gibiydi.

Annaneleri ona ve kardeşlerine büyücülerin garip şeyler yaptığını söylemişti. Tam olarak ne olduğunu o da bilmiyordu ama bu büyü olabilir miydi? Ama o adam savaşçılar demişti. Cüce kocaman baltaları ve kalkanı olduğuna göre savaşçı olmalıydı. Orada bekleyen insan da kılıcını yere sapladığına göre savaşçıydı. Boynuzlu şey de eğer zeki biri ise savaşçı olmalı diye düşündü. Sonra kendisine baktı. Üzerinde bir kısa kılıç vardı. Gelen insan onu da savaşçı sanmış olabilir miydi?

Hobbit e orada beklemek yanlış olur gibi geldi. Tepedekiler onu görmüştü sonuçta hem sıcak bir yer bulmayı hala istiyordu.

Kısa adımları ile cüceye yetişmeye çalıştı. Omzundaki sopayı da sıkıca tutuyordu. Yaklaştıkça boynuzlunun derisinin daha çok metale benzediğini gördü. Ã?nündeki şey her neyse üzerine metal parçaları ile örtmüş olabilir miydi. Üzerinde oynaşan şey ateşe daha çok benziyordu. Ama siyahtı. Arkasındaki kumaş parçası da net bir şekilde görünüyordu. Onun zeki bir canlı olduğuna biraz daha inandı buçukluk. Yanındaki insan da daha garipti. Ã?ncelikle derisi siyah renkteydi. Acaba kendisi mi boyamış yoksa gerçekten mi siyah diye düşündü Hobbit. Sonra gözleri onun kulaklarına takıldı sanki insan kulaklarına göre biraz uzundular. Onun dışında da adamda garip bir şeyler vardı. Diğer insanlardan biraz farklı gibiydi ama insandı işte. Sevecen biri gibi duruyordu.

Ancak öbür taraftaki saçları olmayan insan dikkatini çok daha fazla çkti. İnsan sanki ona bakıyor gibiydi. Özellikle kağıt parçası gibi omzundan sarkan bir sürü şey dikkatini çekti onlardan birini alıp bakmayı isterdi. Amaa ona kızabilirdi. Üstelik de önündeki herkes adama bakıp onu inceliyor gibiydi. Hobbit adam ona bakıyormuş hissinden kurtulamasa da.. Diğerlerinin de adamla konuşmak üzere olduğunu farketti. Biraz beklemek en iyisi gibiydi. Hobbit adama bakmayı arada öbür insanla boynuzlu olanı incelemeyi sürdürdü.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Thuh Saka'dan gelen haberci ona ulaştığında Kami Sorpigol'den ayrılalı 1buçuk gün olmuştu. İlk gece gelirken kaldığı handa konaklamış ve ork tehlikesinin geçmesiyle rahatlayan hancıyla sohnet etmişti. Kulağı delik olan hancı şehir garnizonundan önce Oren Tapınağından bir müfrezenin olay yerine geldiğini duymuştu ve bunun için Kami'ye minettardı; Kami ise bunun için kendisine değli Oren Tapınağının yetkililerine minnet duymasını söylemişti. Oradan ayrıldıktan ve yarım gün yürüdükten sonra Kami manastırın alt seviyeli müritlerinden Late ile yolda karşılaşmıştı. Late onu bulmak için önce Sorpigol'a gitmiş sonra da geri dönüş yolunda onu yakalamıştı. Late'nin verdiği parşömeni okuduktan sonra Başrahip Victor'a da danışması gerekeceğini düşünen Kami Sorpigol'a dönmüş ve Oren Tapınağında gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra Victor'un ve diğer yüksek seviyeli rahiplerin katıldığı bir ritüel ile Adaletin Tapınağı'na büyüsel yoldan ulaştırılmıştı. Thuh Saka Manastırındaki huzursuzluk hem Sorpigol'deki Oren Tapınağında hem de Adalet Tapınağında da hakimdi. Orada fazla oyalanmayan Kami, Savaşçıların Tepesine doğru yola çıktığında kafası karmakarışıktı, düşmüş Tanrılar, Victor'un bahsettikleri... Hepsi bir mozaik oluşturuyordu fakat bu mozaiği birleştirecek parçalardan bazıları hala eksikti. Ve Kami'nin amacı da o parçaları bulmaktı belki de, bunu ancak karşılaştığında anlayabilirdi...

Savaşçıların Tepesine kuzey doğudan yaklaşan Kami tepenin üzerindeki iki şekli ve koruluğu seçebilse de görüşü kar fırtınası tarafından kısıtlanmıştı. Hızlı ve ritmik bir şekilde yürüyen Kami yukarıya çıkmak için koruluğa girdiğinde, Tepede hala iki kişi vardı...
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Hobbit herkesin hala şaşkın bir şekilde birbirine baktığını görebiliyordu. Acaba onlar da tesadüf eseri buraya mı gelmişler diye düşündü ama sanki büyük bir şeylerin içine düşmüş gibi hissediyordu kendini. Aslında o kadar da kötü de değildi. Hobbit in gidecek pek bir yeri yoktu. Böyle bir şeyin içine düşmese bile ne yapacaktı ki? Ama bu grubun ne yapacağını bilmiyordu. Ve uzunlar bir araya toplandığında genelde çok iyi şeyler yapmaz gibi geliyordu ona. Özellikle çetede yaşadığı deneyimden sonra ırkının önyargıları kafasında daha fazla dönüyordu. Sanki birisinin daha geliyor olduğunu o sırada hissetti. Ã?evresine baktığında bir karartı yaklaşıyor gibi geldi. Kar bu defa onun görüşünü kısıtlıyordu. Gelenin boyunu ya da ayrıntılarını göremiyordu.

Sanırım birisi daha geliyordu dedi hobbit. Sesi bir fısıltıdan biraz yüksek çıkmıştı ama bir şekilde bunun herkes tarafından duyulacağını fark etti. Bu grubun hemen her üyesinde bir şey vardı. Ne olduğunu düşünmekten vazgeçmişti. Ama bir şey olduğunu çok güçlü bir şekilde hissediyordu ve aklından çıkartmaması gerektiğini durmadan kendisine tekrarlıyordu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Drekkar ilk anda tepki veren Andero'ya baktı.

"Bahsedilenler?" dedi ve bekledi. Tabirin bu olmaması gerekiyordu belki de, belki de kendi girişi ona böyle bir söz kullanma yüzü vermişti. Yine de istifini bozmamayı tercih etti Drekkar. Sol elinin başparmağı ile işaret parmağını, sol gözünün üzerindeki kırmızı parçaya yerleştirdi, hafifçe oynatarak gözünün üzerine sabitler gibi yaptı. Bu esnada aşağıdaki cüce haykırmaya başlamıştı.

'Gergin olmak için doğru pozisyon belki ama doğru zaman mı acaba?' diye düşündü kendi kendine. Dudakları bükülmüş, yanakları aşağı doğru esnemişti, oldukça sakin tavırlarla etrafı gözlemliyordu.

"Tabiatın içine düştüğü yıkım hakkında araştırmalar yapılacağını biliyorum ben. Buraya bu sebeple geldim ve sizinde bunu biliyor olduğunuzu düşünmüştüm. Ama anlaşılan..." burada biraz duraksadı. Dev savaşçı Andero bunun kendisine bir atıf olduğunu düşünebilirdi.
"Hepiniz farklı farklı yollardan buraya yönlendirilmişsiniz. Hatta bazılarınız, hiç yönlendirilmemiş..." adam bunları söylerken yine hiç istifini bozmamıştı. Sözünü sçylemekte asla sakınmazdı.

"Yine de elimde bazı veriler var, eğer sizlerinde bildiği birşeyle varsa şimdi ortaya dökelim. Bilgilerin yolumuzu şekillendirmede ne gibi bir rolü olduğu hiç önemli değil. Bilgilerin kopukluğu değil neler olduğu önemlidir şu an itibariyle. Ben ise bildiklerimi sizin sözleriniz doğrultusunda bir potada eritebilirim."

Sonra durdu ve bekledi. İleriden gelen bir başkası da gözüne ilişmişti şimdi. Görünüşe bakılırsa tek bir kişi dışında diğer herkes tamdı. Onun neden geciktiğini ise açıkçası çok merak ediyordu. Ã?ünkü, onun hakkında bildikleri, ondan birşeyler öğrenebileceğine işaret ediordu, şimdi burada olmaması ise onu bu konuda düşündürmüyor değildi.

Drekkar kılıcını yanına aldı. Onun hamlesiyle bir taş daha oynanmıştı...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Adam Boynuzlu yaratığa bakıyordu ama ses tonu hobbitin kendini sanki sözler ona yönlendirilmiş gibi hissetmesini engellemedi. Tabiat yıkım yönlendirilme kopukluk pota bu adam nelerden bahsediyorsa hiç anlamıyordu.

Diğerlerinin konuşmasını beklemek istedi ama sözler sanki kendisine söylenmiş hissinden kurtulamıyordu. Adamın sözleri başından beri bir anlam taşımasa da sözler bittiğinde kendini tanıtma ihtiyacı duydu. Ben Rivroyum bayım. Gezginim. Burada tepede bir ışık görmüş geceleyebileceğim bir yer bulurum diye gelmiştim. Giysisine sarılıp hava biraz soğuk da diye ekledi. şey efendim ne istediğinizi tam anlamadım. Ama eğer ihtiyaç duyarsanız size yardım etmeye çalışabilirim. Biraz durup adamın sert ve sabit yüzünü inceledikten sonra Efendim diye ekledi. Adamın kolundan sallanan kağıtları çok merak ediyordu. Onlardan birini almaya çalışacak cesarete sahip olabilir miydi bilmiyordu ama yine de elinden geldiğince farkettirmemeye çalışarak onların koluna neyle bağlandıklarını anlamaya çalıştı.

RP DIşI NOT: Eldarin abi bir şey farkettiysem senden bilgi bekliyorum.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Locked